bugün
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması19
- anın görüntüsü32
- nar tanelemek5
- koltukaltını maymun gibi kaşımak3
- millette manyak para var20
- erken uyanmak4
- neden herkes sabah erken kalkmayı erdem sanıyor2
- tbmm de sanayi ve teknoloji bakanlığı bütçesi3
- kezoya baştan aşağı hayır duaları yağdırmak2
- boşandığı eşine araba alan adam7
- kuzey buz denizi3
- sözlük kürdü54
- quentin tarantino nun en iyi filmi2
- zenci uşağın aniden içeri girmesi3
- yazılımcının flört edememesi2
- 33 ülkenin stok yapın çağrısı2
- abd arabuluculuğunda ukrayna rusya müzakereleri2
- 6 yaşındaki kızını satan anne10
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- 30 liraya satılan tavuk döner13
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil14
- ben tevratı da okudum incili de12
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- papatya çayı içen erkek10
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- volkswagen passat10
- pankek yiyen erkek6
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- 007 tarzı entry girmek4
- traş olmaya üşenmek7
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı5
- türkiyeli kahvesi8
- ismail kartal19
- 20075
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- sevilmeyen iş arkadaşıyla başa çıkma yöntemi5
- osman pamukoğlu14
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi6
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- simko323
- etnik köken20
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- escort ile para kavgası5
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı8
ilhan irem'in deLirium kitabında yer aLan Leziz bir denemesi..
--spoiler--
Geceden mavi duruluklar içinde sessiz, sakin bıraktığım gökyüzü, sabah bulutlanmış, gri, yağmur dolu... Uzaklar daha bir kızılötesi, fırtına habercisi. Bahçemi ne güzel derleyip toparlamışım... Kameriyemde sarmaşıklar... Hemen altında dostları bekleşen masalar, sandalyeler... Güller bir yanda renk renk. Karanfiller, menekşeler, begonyalar, akşam sefaları, mis kokulu sümbüller... Daha ötede baharla pıtrak pıtrak aşmayı bekleyen ekinler... Yıllarımı almış hepsi...
Bu sabah ortalık bi tuhaf... Sıkı bir sağnak, şimalden bir deli rüzgâr...
Yeni tohumlar beynimde... Yine de kaygılıyım bahçemden yana...
Doğru arka bahçeye... Vaktiyle ölmüş ağaçlardan otuz-kırk ağır gövde, testere, çekiç, macun ve çiviler...
Yağmur yağdı yağacak... Ekinler yine ekilir, lakin ekmekle büyümüyor dostlar.
Tufan öncesi bir gemi yapmayalım...
...
Günlerce sürdü inşaat...
Tüylü kalemlerle parşömen kâğıtlara yazılmış çağrılar gönderildi dostlara.
"Dostlar, ortalık tuhaf görünüyor, yağmur yağdı yağacak... Fırtına ardında tepelerin... Birileri koştururken, bilerek bilmeyerek ezebilirler çiçeklerimizi... Kaçışanlar arasında değilseniz, arka bahçedeki ahşap gemime gelin... " Gibisinden bir şeyler...
Gelen geldi... Sağnak, fırtına, seller aldı her yanı... Şöyle bir yükseldi, yola çıktı gemi...
Burunda kızılderili duruşuyla yeni sahiller arandı aylarca...
Çok soğuktu... Üşüyenler gövdeden tahtalar söküp yaktılar...
Gemi ahşaptı... Yandı, battı...
Gömülüşü hissettiğimden, günler öncesinden üst güvertede uçma kursları verdim kendi kendime... Kimseler gelmedi... Gizli gizli bakıp, uçmayı öğrenmeye çalışanlar kaçmadı gözümden...
Gemi battı... Değişik yönlere yüzmeye başladı dostlar...
Belli belirsiz gümüşi kanatlarımda seyrettim olup bitenleri...
Bazıları bir adaya yöneldiler... Uçup, adanın yerlileriyle konuştum onlardan önce... "Gelenler bizdendir... Yardım edin... Yardım edelim... Kuru giysiler, yiyecek, sıcak yatak... Bizdendir hepsi... "
Dostlarım sahile doğru yüzerken korkuyorlardı... Dostça karşılandılar...
Benimle uçmadıkları için kızmadım... Dostlarımdı...
Ölümden döndüklerini gördükten sonra huzurla uçup gittim...
Yeni sahillerin keşfine...
Işık hızında yeni renkler buldum asırlarca...
Asırların ötesinde zamansızlığı... Mekansızlığı...
Hiçbir yere ait olmadığımı hissettiğim an, her yere ait olduğumu...
...
içimizde en son kalan ilkel (!) duygu "hasret" galiba...
Dostlarımı özledim...
Yönsüz ve zarif bir dalışla alçaldım onları bıraktığım adaya... Tam onlara gözleri sevinç yaşlı çocuklar gibi anlatacakken gördüklerimi, benden ayak bastı parası istediler...
Basmıyordum ki, görmediler...
Yepyeni bir medeniyet kurmuşlar adaya...
Otoyollar, bilgisayarlar, dev iletişim ağlarında iletişimsizlik...
Şu kadar metrekare içinde yaptıkları tatlı bir gurur yerleştirmişti yüzlerine...
Oysa daha ötelere gidebilirlerdi...
Uçabilselerdi...
Denemediler...
--spoiler--
--spoiler--
Geceden mavi duruluklar içinde sessiz, sakin bıraktığım gökyüzü, sabah bulutlanmış, gri, yağmur dolu... Uzaklar daha bir kızılötesi, fırtına habercisi. Bahçemi ne güzel derleyip toparlamışım... Kameriyemde sarmaşıklar... Hemen altında dostları bekleşen masalar, sandalyeler... Güller bir yanda renk renk. Karanfiller, menekşeler, begonyalar, akşam sefaları, mis kokulu sümbüller... Daha ötede baharla pıtrak pıtrak aşmayı bekleyen ekinler... Yıllarımı almış hepsi...
Bu sabah ortalık bi tuhaf... Sıkı bir sağnak, şimalden bir deli rüzgâr...
Yeni tohumlar beynimde... Yine de kaygılıyım bahçemden yana...
Doğru arka bahçeye... Vaktiyle ölmüş ağaçlardan otuz-kırk ağır gövde, testere, çekiç, macun ve çiviler...
Yağmur yağdı yağacak... Ekinler yine ekilir, lakin ekmekle büyümüyor dostlar.
Tufan öncesi bir gemi yapmayalım...
...
Günlerce sürdü inşaat...
Tüylü kalemlerle parşömen kâğıtlara yazılmış çağrılar gönderildi dostlara.
"Dostlar, ortalık tuhaf görünüyor, yağmur yağdı yağacak... Fırtına ardında tepelerin... Birileri koştururken, bilerek bilmeyerek ezebilirler çiçeklerimizi... Kaçışanlar arasında değilseniz, arka bahçedeki ahşap gemime gelin... " Gibisinden bir şeyler...
Gelen geldi... Sağnak, fırtına, seller aldı her yanı... Şöyle bir yükseldi, yola çıktı gemi...
Burunda kızılderili duruşuyla yeni sahiller arandı aylarca...
Çok soğuktu... Üşüyenler gövdeden tahtalar söküp yaktılar...
Gemi ahşaptı... Yandı, battı...
Gömülüşü hissettiğimden, günler öncesinden üst güvertede uçma kursları verdim kendi kendime... Kimseler gelmedi... Gizli gizli bakıp, uçmayı öğrenmeye çalışanlar kaçmadı gözümden...
Gemi battı... Değişik yönlere yüzmeye başladı dostlar...
Belli belirsiz gümüşi kanatlarımda seyrettim olup bitenleri...
Bazıları bir adaya yöneldiler... Uçup, adanın yerlileriyle konuştum onlardan önce... "Gelenler bizdendir... Yardım edin... Yardım edelim... Kuru giysiler, yiyecek, sıcak yatak... Bizdendir hepsi... "
Dostlarım sahile doğru yüzerken korkuyorlardı... Dostça karşılandılar...
Benimle uçmadıkları için kızmadım... Dostlarımdı...
Ölümden döndüklerini gördükten sonra huzurla uçup gittim...
Yeni sahillerin keşfine...
Işık hızında yeni renkler buldum asırlarca...
Asırların ötesinde zamansızlığı... Mekansızlığı...
Hiçbir yere ait olmadığımı hissettiğim an, her yere ait olduğumu...
...
içimizde en son kalan ilkel (!) duygu "hasret" galiba...
Dostlarımı özledim...
Yönsüz ve zarif bir dalışla alçaldım onları bıraktığım adaya... Tam onlara gözleri sevinç yaşlı çocuklar gibi anlatacakken gördüklerimi, benden ayak bastı parası istediler...
Basmıyordum ki, görmediler...
Yepyeni bir medeniyet kurmuşlar adaya...
Otoyollar, bilgisayarlar, dev iletişim ağlarında iletişimsizlik...
Şu kadar metrekare içinde yaptıkları tatlı bir gurur yerleştirmişti yüzlerine...
Oysa daha ötelere gidebilirlerdi...
Uçabilselerdi...
Denemediler...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar