bugün
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- kolye16
- zürafa13
- eskortluk yapan sözlük yazarı27
- karton toplayan cocuk vs yogartiksen13
- queen ravenna büyücülük okulu20
- kalp12
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- yogartiksen35
- yazarların sahip olmak istedikleri süper güçler4
- nervio adlı yazara uyarı7
- türkiye15
- sözlüğün tat vermemesi12
- opera tarayıcı2
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek49
- eskorta para verecek kadar düşmek7
- amin güzelmiş diyen tip9
- arkadaşlar burçlar yalan çıktı7
- birilerinden sevgi beklemek4
- sözlüğün çivisi çıkmış2
- çakmak ister misin diyen tip2
- platon'un mağara alegorisine bayılma sebebi2
- sözlüğün artık ciddiyetini yitirmesi9
- amazon com tr5
- yılmaz güney adamlığı12
- terbiyeli olmayanı donuzlarım2
- tutmayınca entry silmek4
- exlerle arkadaş kalmak8
- sinem dedetaş'ın ahında boğulacaksınız20
- içine cin giren insan nasıl kurtulur3
- anın görüntüsü22
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı74
- beşiktaş12
- bibik uyumuş olmalı4
- cips cola3
- verginin hırsızlık olup olmaması5
- sözlükteki bölücüler16
- cezaevine girmek için rte'ye hakaret eden adam11
- 850 000 000 000 tl2
- karı kız için sözlüğe gelen tipler4
- whatsapptan gelen mesajları cevaplamayan erkek5
- asrın soygunu3
- sözlükte yalnız hissetmek2
- ağlıyorum sözlük20
- fake hesabı ifşa olan sözlük kezbanı6
- beyoğlu6
- arap adam olsaydı6
- izmirbeyefendisi4
- sodium laureth sulphate3
- muğla'nın akp'ye geçmesi5
"Bana anlayış göstereceğin yerde büfeyi gösterdin." cümlesiyle birçok şeyin özetini anlattığına inandığım kitap. Anladıklarını söylerler, geçecek derler ama anlamazlar. Anlamak dediğin kavram bazen sımsıkı sarılmadan öte bir şey değildir, olamamıştır ve gerisi anlamsızdır...
kısa bir süre önce hollandaca'ya çevrilen kitap. ingilizce çevirisi 2008 yılında yapılıp da ödül almasına rağmen çeşitli problemler nedeniyle yayınlanamamıştır. hatta kitap hakkında hollandaca yazılmış birçok makale bulabilirsiniz.
(bkz: Het leven in stukken)
(bkz: Het leven in stukken)
''kitaplar yüzünden çok acı çekiyorum esat ağabey derdi. sanki hepsi benim için yazılmış.''
...hayat dusunceleri tutan bir hapishanedir.insan,can sıkıcı bir saç demetidir,ben de akilsiz bir robotum.-sayfa32
çok şey yazıp da bir şey anlatmayan kitap. oğuz atay, kendi kafasında olan soyut düşünceleri bizim anlamamızı istemiş. nerede kiminle gerçekten konuşuyor, nerede kendisiyle konuşuyor, nerede selim konuşmaya dahil oluyor anlaşılamıyor bir türlü. kafamda bir sürü anlaşılmamış şeylerle kitabın 250. sayfasına zar zor geldim ve bıraktım kitabı. elbette, "arada bir" güzel şeyler söylüyor ama şimdiki geldiğim yere kadar kitabın bir şaheser olduğunu asla kabul etmiyorum. ha, soyut bir dille, şizofrenik bir şekilde yazması onu başyapıt yapıyorsa başyapıt kavramlarımız farklı demek ki. Ya da ben bu kitabı anlamayacak kadar aptalım.
nEYSE, iLERiDE DEVAMINI GETiRiRiM ARTIK.
edit: kitabı bitirdim ve yukarıdaki düşüncelerim pek değişmedi. kitap yer yer çok güzel, yer yer berbat. kitaptan elbette bir yerlere not edeceğiniz veya unutamayacağınız derecede vurucu yerler de var. tek samimi bulduğum karakter var, o da olric. az ama öz, açık konuşuyor. selim'in de birçok yönünü kendime benzettim. sanki beni anlatıyormuş gibi hissettim. ama dediğim gibi, bu kitabın başyapıt olarak görülmesine katılmıyorum.
nEYSE, iLERiDE DEVAMINI GETiRiRiM ARTIK.
edit: kitabı bitirdim ve yukarıdaki düşüncelerim pek değişmedi. kitap yer yer çok güzel, yer yer berbat. kitaptan elbette bir yerlere not edeceğiniz veya unutamayacağınız derecede vurucu yerler de var. tek samimi bulduğum karakter var, o da olric. az ama öz, açık konuşuyor. selim'in de birçok yönünü kendime benzettim. sanki beni anlatıyormuş gibi hissettim. ama dediğim gibi, bu kitabın başyapıt olarak görülmesine katılmıyorum.
metrobüste tutunamayanlar kadar içler acısı değildir.
Herkes geçer diyor, geçer mi Olric ?
Herkes ne bilir acımı, herkes ne bilsin acımızı..
Yaşar gibi yapmaktan, Özlemez gibi yapmaktan, iyiymiş gibi yapmaktan,
Nefes alıp onu içimde tutmaktan, O nefeste boğulmaktan sıkıldım..
Ki nefessizlikten değil, nefesten boğulmaktır marifetimiz Olric.
Herkes ne bilir acımı, herkes ne bilsin acımızı..
Yaşar gibi yapmaktan, Özlemez gibi yapmaktan, iyiymiş gibi yapmaktan,
Nefes alıp onu içimde tutmaktan, O nefeste boğulmaktan sıkıldım..
Ki nefessizlikten değil, nefesten boğulmaktır marifetimiz Olric.
"Hiçbir gerçek yaşantım olmasaydı daha kolay geçirebilirdim zamanı yaşamak diye bir gerçek olduğunu bilmezdim oysa sen bana ilk gerçek yaşantıyı tanıtmakla yaşamadığım bütün hayallerimin gerçekleşebileceği saplantısına kapılmama sebep oldun."
isim babamın en ünlü romanı.
Türk edebiyatının postmodernist dalda ilk kitaplarından olup yazarın başka postmodernist kitaplarıda vardır.
Siz de benim gibi,
Günleri sevgiyle isteyerek değil de,
Takvimden yaprak koparır gibi gerçek
Bir sıkıntı ve nefretle yaşadıysanız
Ankara güneşi sizin de
Uyuşturmuşsa beyninizi, Atanın izinde
Gitmekten başka bir kavramı olmayan
Cumhuriyet çocuğu olarak, yayan
Pis pis gezdiyseniz Hergele Meydanında
Bu sarı ve tozlu alan iğrendirmiyorsa sizi
Bir taşra çocuğu sıfatıyla özlemeyi bilmiyorsanız denizi,
Kaybettiniz (benim gibi).
Günleri sevgiyle isteyerek değil de,
Takvimden yaprak koparır gibi gerçek
Bir sıkıntı ve nefretle yaşadıysanız
Ankara güneşi sizin de
Uyuşturmuşsa beyninizi, Atanın izinde
Gitmekten başka bir kavramı olmayan
Cumhuriyet çocuğu olarak, yayan
Pis pis gezdiyseniz Hergele Meydanında
Bu sarı ve tozlu alan iğrendirmiyorsa sizi
Bir taşra çocuğu sıfatıyla özlemeyi bilmiyorsanız denizi,
Kaybettiniz (benim gibi).
Okurken farkli bir hayatin icinde kaybolunan, kelimelerle ustaca oynanilmis, kisiyi yoklukla hiclik arasinda biryerde asili birakan, okunmasi oldukca guc ve ayni zamanda keyifli kalinmi kalin kitap. Farkli bir devrin gelecegi ve bu devirde insanlarin hayatlarini yonetebilecegini soyler yer yer, ama umitsizlik hakimdir kitaba. Tarih bir anlamda gecmisin hikayelestirilmesidir ve her insan hikaye icinde ufak ama kendi icinde buyuk ayrintilarda gizlidir bi anlamda. Selim gibi. Der kitap. Oguz Atay'in odullu eseridir. Turk romaninda farkli bir dil, farkli bir soyleyis seklidir. Tutunamayanlar sever, ancak hayati sımsıkı tutmuslarda bezginlik yaratabilir.
ölmeden önce okunması gereken, yazarı oğuz atay yaşıyor olsa ismi muhtemelen "atanamayanlar" olacak romandır.
bu kitabı okuyan birçok arkadaşımda değişimlere sebep olmuştur. çok kalın olmasa çok merak ettiğim kitaptır.
başlığı bile her insana yenilgilerini ve hayatın nimetlerinin yetersizliğini hatırlatan kitap ve yazarıdır.
olric karakteri ile üne kavuşmuş iyi eserlerimizdendir.
ne yakın zamanda okumayı planladığm edebıyatımızda önemli bir yeri olan eserdir.
herkesin övdüğü fakat kitap okumayı bir türlü sevemediğim için okuyamadığım kitap.
hala okumayan varmış ya la. 95li falanlar heralde. (bkz: yeni başlayanlar için kitap)
Solda görünce öldü ...
Yok la olmadı sanki.
Yok la olmadı sanki.
"Ucuz yaşantıların asıl kahramanı ucuz şövalye romanlarının nesli tükenmiş temsilcisi ben bunu nasıl yapacağım ? ucuz geçmişimi nasıl inkar edeceğim ? son aylarda kurmuş olduğumuz yumuşakçalar krallığının nimetlerini nasıl terk edeceğim ?" (s. 314)
"Mahkemede suçlu sandalyesine bilerek ya da işledikleri suçları bilmek zahmetine katlanacak kadar bile düşünmediklerinden bilmeyerek, eziyet eden, hor gören, aşağılayan, ihmal eden, aldırmayan, unutan, kötüleyen, alay eden, ıstırabı paylaşmayan, insanlar arasına duvarlar çeken, küçümseyen, çaresiz bırakan, ( ) arkadaşlık dostluk sevgi ile uzatacakları sıcak bir elleri olmayanlar yani elsiz gözsüz akılsız kalpsiz ve kansız gerçek sakatlar yani onlar onlar onlar onlar onlar karşımıza oturacaklar. "(s.195-196)
"Beni bıraktın bu makinenin çarkları arasında ben de dişlilere ceketimi kaptırdım. Eteğimin ucundan bağlandım bu düzene. Ceketi çıkarmadan olmaz. Ceket çıkarma talimatı da verilmedi daha. Çıkar üstündekileri kurtul bu düzenden. Olmaz Selim: çırılçıplak kalırım sonra. Tutunacak bir yer bulamam sonra. Düşünceler göklere yükseliyor, fakat vücut toprağa bağlı." (s.275)
"Artık onun için hepsinden önemli olan benden adımdan adımın güzelliğinden bahsederdi. Günseli Günseli seli seli Selim Selim derdi gülerdik evet içinden gelen bir coşkunlukla gülerdi güldürmek için beni neler yapmazdı aşk sanat okulunun birinci sınıfında bir öğrenciyim bana kafamdaki bütün güzellikleri birleştirmek için bildiğim bütün güzellikleri seninle yaşayabilmek için neler verdiğini bir bilsen derdi bunu başarabilecek miyim bütün okuduklarımı düşündüklerimi hissettiklerimi anlatmalıyım onların senin gözlerindeki yansımalarını bilmeliyim hayır hepsini yeni baştan okumalıyım düşünmeliyim senden önce ve senden sonra seninle neler oluyor onu bilmeliyim hayır hiçbir şey bilmemeliyim bilmek kelimesini sözlükten çıkarmalıyım satırların arasına sıkışıp aşka kapalı kaldığım devirlerde kaçırdığım güzellikleri yakalamalıyım evet kendime hesap sormalıyım evet geçmişte tek başıma güzelliğini hissedemediğim hayır hissettiğimi bilmediğim bütün yaşantımın içindeki birikimleri seninle senin güzelliğinle birleştirmeliyim evet onların da bir hikmeti vardı onlar da senin dışında yaşanmış değildi her şeyin birdenbire bir anlam kazanmasının büyüsünü sezmeliyim Allahım ne kadar çok işim var ben gidiyorum müsaadenizle sizi sevmek için eve gidiyorum gözlerime bakardı" (s.423)
Gerçekten de rahatsız oluyordu. diyor Esat. Aynı zamanda bütün yazarlar gibi olmak, bir anda hepsine birden benzemek onu yoruyordu. (s.358)
Hepsinin yer aldığı bir roman yazacağım ve burunlarından getireceğim.
"Mahkemede suçlu sandalyesine bilerek ya da işledikleri suçları bilmek zahmetine katlanacak kadar bile düşünmediklerinden bilmeyerek, eziyet eden, hor gören, aşağılayan, ihmal eden, aldırmayan, unutan, kötüleyen, alay eden, ıstırabı paylaşmayan, insanlar arasına duvarlar çeken, küçümseyen, çaresiz bırakan, ( ) arkadaşlık dostluk sevgi ile uzatacakları sıcak bir elleri olmayanlar yani elsiz gözsüz akılsız kalpsiz ve kansız gerçek sakatlar yani onlar onlar onlar onlar onlar karşımıza oturacaklar. "(s.195-196)
"Beni bıraktın bu makinenin çarkları arasında ben de dişlilere ceketimi kaptırdım. Eteğimin ucundan bağlandım bu düzene. Ceketi çıkarmadan olmaz. Ceket çıkarma talimatı da verilmedi daha. Çıkar üstündekileri kurtul bu düzenden. Olmaz Selim: çırılçıplak kalırım sonra. Tutunacak bir yer bulamam sonra. Düşünceler göklere yükseliyor, fakat vücut toprağa bağlı." (s.275)
"Artık onun için hepsinden önemli olan benden adımdan adımın güzelliğinden bahsederdi. Günseli Günseli seli seli Selim Selim derdi gülerdik evet içinden gelen bir coşkunlukla gülerdi güldürmek için beni neler yapmazdı aşk sanat okulunun birinci sınıfında bir öğrenciyim bana kafamdaki bütün güzellikleri birleştirmek için bildiğim bütün güzellikleri seninle yaşayabilmek için neler verdiğini bir bilsen derdi bunu başarabilecek miyim bütün okuduklarımı düşündüklerimi hissettiklerimi anlatmalıyım onların senin gözlerindeki yansımalarını bilmeliyim hayır hepsini yeni baştan okumalıyım düşünmeliyim senden önce ve senden sonra seninle neler oluyor onu bilmeliyim hayır hiçbir şey bilmemeliyim bilmek kelimesini sözlükten çıkarmalıyım satırların arasına sıkışıp aşka kapalı kaldığım devirlerde kaçırdığım güzellikleri yakalamalıyım evet kendime hesap sormalıyım evet geçmişte tek başıma güzelliğini hissedemediğim hayır hissettiğimi bilmediğim bütün yaşantımın içindeki birikimleri seninle senin güzelliğinle birleştirmeliyim evet onların da bir hikmeti vardı onlar da senin dışında yaşanmış değildi her şeyin birdenbire bir anlam kazanmasının büyüsünü sezmeliyim Allahım ne kadar çok işim var ben gidiyorum müsaadenizle sizi sevmek için eve gidiyorum gözlerime bakardı" (s.423)
Gerçekten de rahatsız oluyordu. diyor Esat. Aynı zamanda bütün yazarlar gibi olmak, bir anda hepsine birden benzemek onu yoruyordu. (s.358)
Hepsinin yer aldığı bir roman yazacağım ve burunlarından getireceğim.
--spoiler--
- Esasında, sizleri yargılamaya hiç niyetimiz yoktu, sizin dünyanızda, o dünyayı bizlerin sanıp yaşarken, hepinize hayrandık. Sizler olmadan yaşayabileceğimizi blmiyorduk.
- Tarih bir tahriftem ibarettir. Tarih, geçmişten geleceğe uzanan ve bugün gördüğümüz bir rüyadır. Bütün rüyalar gibi tarih de yorumlanabilir, ama görülürken değil.
- Bir yerde söz biter: iki kişi karşılıklı kendini tekrarlamaya başlar. Yeni başlayan ilişkiler ble eskir böylece. Hemen kaçacaksın ki aklın orada kalsın.
- Ben, balon muyum çocukları sevindirecek? Kimseyi sevindirecek halim yok.
- Sahte cennet, bu akşamki programını gururla sunar!
- Bu adamı dışarı çıkarın; çürümüş et kokuyor.
- Tevfik Fikret! Kış şiirleri söyle. Yüreğim kızdı. Kafam kızdı. Kar altında biçareler, soğuk düşünceler, ete değen çeliğin serinliği. Zavallı ruh! işlediğin günahlar ne kadar büyük ki gecenin bu saatinde dolaşıyorsun. Nereden gelip nereye gidiyorsun?
- Ey zavallı ruh. Nedir bu yaptığın rezalet? Nereye sığar? Görelim gel bu rezaletleri ve onları doğuran tembel arzuları ve karında yerleşen kafanın azdırdığı iştahları ve onunla birlikte teşebbüse geçen eli ve temizleyelim bu yaşamak için geldiğimiz dünyadan kalın arzuları. inceleri kalsın yalnız.
- Bunları düşünüp, karşılıklı oyunlar oynamakla harcadığımız enerjiyle kimbilir kaç tane elektrik santralı çalışırdı?
- Ne anlamsız bir yaşantı. Dolabın kapağında bir yazı: yangında ilk kurtarılacak eşya. Onu değil beni kurtarın.
- Bat dünya bat! Talih! iki gözün kör olsun da piyango bileti sat! Midem yanıyor: içkiden ilk kurtarılacak mide. Yangından ilk kurtarılacak ilk mide. Benim midem. Benim kalbim.
- Şimdi yanımda olsaydın, bütün bu meseleleri tartışsaydık. Birçok meseleyi askıda bırakıp gittin. Beni bıraktın bu makinenin çarkları arasında. Ben de dişlilere ceketimi kaptırdım. Eteğimin ucundan bağlandım bu düzene. Ceketi çıkarmadan olmaz. Ceket çıkarma talimatı da verilmedi daha. Çıkar üstündekileri, kurtul bu düzenden. Olmaz Selim: çırılçıplak kalırım sonra. Tutunacak yer bulamam sonra. Düşünceler göklere yükseliyor, fakat vücut toprağa bağlı. Tek tek koparılması kolay olan milyonlarca iplikle bağlı. Kör talih!
- Yumuşakçalardan ve aynı zamanda kabuğu en sert olanlardan.
- Dinlendim. Güçlüyüm. Bedenimi önemsiz bir yaşantıya kaptırmakla aklımı korudum. Boşuna geçen zaman yoktur.
--spoiler--
- Esasında, sizleri yargılamaya hiç niyetimiz yoktu, sizin dünyanızda, o dünyayı bizlerin sanıp yaşarken, hepinize hayrandık. Sizler olmadan yaşayabileceğimizi blmiyorduk.
- Tarih bir tahriftem ibarettir. Tarih, geçmişten geleceğe uzanan ve bugün gördüğümüz bir rüyadır. Bütün rüyalar gibi tarih de yorumlanabilir, ama görülürken değil.
- Bir yerde söz biter: iki kişi karşılıklı kendini tekrarlamaya başlar. Yeni başlayan ilişkiler ble eskir böylece. Hemen kaçacaksın ki aklın orada kalsın.
- Ben, balon muyum çocukları sevindirecek? Kimseyi sevindirecek halim yok.
- Sahte cennet, bu akşamki programını gururla sunar!
- Bu adamı dışarı çıkarın; çürümüş et kokuyor.
- Tevfik Fikret! Kış şiirleri söyle. Yüreğim kızdı. Kafam kızdı. Kar altında biçareler, soğuk düşünceler, ete değen çeliğin serinliği. Zavallı ruh! işlediğin günahlar ne kadar büyük ki gecenin bu saatinde dolaşıyorsun. Nereden gelip nereye gidiyorsun?
- Ey zavallı ruh. Nedir bu yaptığın rezalet? Nereye sığar? Görelim gel bu rezaletleri ve onları doğuran tembel arzuları ve karında yerleşen kafanın azdırdığı iştahları ve onunla birlikte teşebbüse geçen eli ve temizleyelim bu yaşamak için geldiğimiz dünyadan kalın arzuları. inceleri kalsın yalnız.
- Bunları düşünüp, karşılıklı oyunlar oynamakla harcadığımız enerjiyle kimbilir kaç tane elektrik santralı çalışırdı?
- Ne anlamsız bir yaşantı. Dolabın kapağında bir yazı: yangında ilk kurtarılacak eşya. Onu değil beni kurtarın.
- Bat dünya bat! Talih! iki gözün kör olsun da piyango bileti sat! Midem yanıyor: içkiden ilk kurtarılacak mide. Yangından ilk kurtarılacak ilk mide. Benim midem. Benim kalbim.
- Şimdi yanımda olsaydın, bütün bu meseleleri tartışsaydık. Birçok meseleyi askıda bırakıp gittin. Beni bıraktın bu makinenin çarkları arasında. Ben de dişlilere ceketimi kaptırdım. Eteğimin ucundan bağlandım bu düzene. Ceketi çıkarmadan olmaz. Ceket çıkarma talimatı da verilmedi daha. Çıkar üstündekileri, kurtul bu düzenden. Olmaz Selim: çırılçıplak kalırım sonra. Tutunacak yer bulamam sonra. Düşünceler göklere yükseliyor, fakat vücut toprağa bağlı. Tek tek koparılması kolay olan milyonlarca iplikle bağlı. Kör talih!
- Yumuşakçalardan ve aynı zamanda kabuğu en sert olanlardan.
- Dinlendim. Güçlüyüm. Bedenimi önemsiz bir yaşantıya kaptırmakla aklımı korudum. Boşuna geçen zaman yoktur.
--spoiler--
oğuz atayın yayımlamadan evvel, fikrini almak için yusuf atılgana bir nüshasını gönderdiği kitabının ismi.
rivayet odur ki yusuf atılgan ataya kitap hakkında geri dönmez ve yıllar sonra atayın cenazesinde atayın eşi pakize hanım yusuf atılgana rahmetlinin, kitap hakkında fikrini çok merak ettiğini ve cevap vermeyince çok üzüldüğünü belirtir. atılganın verdiği cevap düşündürücüdür;" bu kadar etkileyici ve güçlü bir roman hakkında ne söylesem eksik kalırdı.
rivayet odur ki yusuf atılgan ataya kitap hakkında geri dönmez ve yıllar sonra atayın cenazesinde atayın eşi pakize hanım yusuf atılgana rahmetlinin, kitap hakkında fikrini çok merak ettiğini ve cevap vermeyince çok üzüldüğünü belirtir. atılganın verdiği cevap düşündürücüdür;" bu kadar etkileyici ve güçlü bir roman hakkında ne söylesem eksik kalırdı.
zamanı gelmeden okunmaması gereken bir kitapdır zannımca. ben mesela bu kitabı 7 sene önce almıştım bu yaz 7 günde okuyup bitirdim. kitabın yaprakları sararmıştı artık.
çok büyük bir etki yapmadı bende. bildiğim, duyumsadığım şeylerdi yazılanlar. bu yorum kitabı kötü yapmıyor elbette ama belli bir yaştan sonra insan bir şeylerin farkında oluyor zaten.
tavsiyem odur ki dereyi geçerken okunmasın bu kitap. insan kendini kaptırırsa sonra ortalarda "abi tutunamadım şu hayata" diye gezen ergen sürüsü görüyoruz. olm daha yaşın santimin kadar anca var, neye tutunamadın be yavrum?
çok büyük bir etki yapmadı bende. bildiğim, duyumsadığım şeylerdi yazılanlar. bu yorum kitabı kötü yapmıyor elbette ama belli bir yaştan sonra insan bir şeylerin farkında oluyor zaten.
tavsiyem odur ki dereyi geçerken okunmasın bu kitap. insan kendini kaptırırsa sonra ortalarda "abi tutunamadım şu hayata" diye gezen ergen sürüsü görüyoruz. olm daha yaşın santimin kadar anca var, neye tutunamadın be yavrum?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar