bugün
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı10
- avustralya 0 türkiye 72
- adhdli amelia2
- uludagsözlük ilk yapay zeka moderasyon başarısı9
- kola bağımlılığı2
- milli futbolcuların sigara içtikleri iddaası2
- 9 haziran 2026 belfast olayları2
- nervio adlı yazarın dillere destan güzelliği9
- mutlu bir ilişkinin anahtarı8
- sözlük yazarlarının ruh hali9
- chp'nin hali ne olacak58
- en iyi antidepresan17
- durduk yere instagramda takipten çıkan arkadaş9
- şirinler köyüne yeni şirin13
- sözlükte yazmanın faydaları8
- her şey olabilecekken hiçbir bok olamamak11
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı18
- 14 onlyfansçinin mallarına el konulması8
- rakı içen kadınlara hiçbir erkeğin aşık olmaması3
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi16
- aşk5
- evlilik vs bekarlık7
- bir şeyler söyle8
- uysaljakoben12
- yakışıklı erkek gören türk kızının tepkisi9
- ayran ve şalgam suyunu karıştırıp içmek9
- nataşalara para yedirmek9
- evrim teorisine göre ilk canlı hemen türedi mi7
- diyanetin abd'deki villaları16
- arkadaşlar bakar mısınız14
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn13
- izmir de giyimiyle başkaldıran erkek9
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması5
- saraca finch house6
- kötü biri olduğunu bilmek10
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek16
- gazze de can kaybı 72 bin 993'e yükseldi9
- kemal kılıçdaroğlu13
- kedi9
- true denilen yazar16
- naber lan it diye mesaj atan sevgili9
- karun kadar malın olsa ne fayda4
- isveç tunus maçı2
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor22
- kötülük yapan kişiye verilecek en güzel cevap7
- kale3112 nickli sözlük yazarı7
- ilişki mi yaşıyoruz satranç mı oynuyoruz amk4
- gezip tozmanın gereksiz yorgunluk olması3
- 13 haziran 2026 fenerbahçe beko beşiktaş rain maçı4
- true'nin akp'ye oy vermesi5
yakında vizyona girecek olan 1976 yılında çekilen klasiklerden sayılan korku filmi the omen in yeni versiyonu
(bkz: 666)
(bkz: omen)
6/06/2006 da vizyona giren, vasatı aşamayan bir amerikan yapımı daha. türkiyede tutması için çok uğraşılmıştır...yok efendim 6 haziran lanetli gunde vizyona girmesi, yok efendim atatürk havalanında çıkan yangın sırasında bu filmin türkçe kopyalarının başına her nedense bir şey gelmemesi*.gerisi falan filan.
film oyle cok iyi fln degildi ama filmin sonunda cocugun erkana bakip pis pis siritmasi tuyleri diken diken yapiyor.film hemen bitti zaten hemen bittigi icinde sikmiyor hikayeyi uzatmamislar fazla .birkac sahneden baska korkutmuyor.ama yinede eski versiyonunu sevenler icin izlenilebillir bir yapim
Gerilim desen gerilim değil,korku desen o hiç değil..Ne olduğu neden çekildiği anlaşılamayan klasik amerikan korku filmlerinin bile yanından gecemeyecek kadar kötü olan,başarısız,yetersiz yapıt..Zaman kaybı..
zamanının olay yaratan filmlerinden biridir. en çok ilk çevrimdeki çocuk oyuncunun maruz bırakıldığı performans konuşulmuştu. daha sonra her bu tarz korku filminde olduğu gibi setteki lanetten, filmden sonraki doğa üstü olaylardan bahsedilmişti. elbette reklamdı. şimdi ise 06.06.06 tarihinde yeni versiyonu ile beyaz perdede yer almış olan film için dikkat edileceği gibi muhteşem bir zaman seçilmiş. zaten fragmanda, önce çocuk başrol oyuncunun salıncaktaki bakışları ardından da sıfırları haç şeklinde yazılmış gösterim tarihi dikkati çekmektedir. çocuk oyuncu ise olay. damien thorn rolünde seamus davey-fitzpatrick adlı bu çocuk ilk performansını sergiliyor. bu bakışla daha çok iş yapar gibi duruyor. filmin tam adı the omen 666, ülkemizde ise omen 666 olarak gösterime girdi.
saçma bir mith olduğu geride bıraktığımız sene anlaşılmış hede.
76 versiyonunu bilmem ama yeni versiyonu son derece sikkodur. sinama jargonuna çok uygun konuştuğumun farkındayım. zamanında sinemada izlemiştim ve verdiğim paraya lanet etmiştim. the strangers dan sonra verdiğim paraya küfrettiğim filmler listesinde 2. sıradadır.
hıristiyanlıktaki dini öğeler üzerine kurulan bir "korku" filmi.
dün, gecenin bir saatinde üç kız izlemeye teşebbüs ettik kendisini. belki iyi bir ruh halinde olsam bu kadar korkmazdım ama kimi sahnelerde gerçekten yerimden sıçradım. normalde korku filmlerinde hiç korkmayan ben, dabbe'de de korkmuştum zaten. bu dini temalı şeylerle bi problemim var galiba.
dün, gecenin bir saatinde üç kız izlemeye teşebbüs ettik kendisini. belki iyi bir ruh halinde olsam bu kadar korkmazdım ama kimi sahnelerde gerçekten yerimden sıçradım. normalde korku filmlerinde hiç korkmayan ben, dabbe'de de korkmuştum zaten. bu dini temalı şeylerle bi problemim var galiba.
cehennemin hizmetkarı olan bakıcı kadının tıpkı ajda pekkan'a benzediği korku filmi. ayrıca büyüyünce politikada en üst düzeye gelecek olan o küçük iblisin george bush veya rte olduğunu düşünüyorum niyeyse.
1976 yapımı korku klasiği. dini öğeler üzerinden yapılan korku filmlerin -büyük bir oranda- seyirci kitlesi üzerinde amacına ulaştığı bir gerçek. gelmiş geçmiş en büyük korku filmi anketlerinde adı en çok zikredilen filmin the exorcist olması da bu tezi destekliyor. 'the omen' de o tür filmlerin atalarından. gregory peck gibi hollywood tarihinin en büyük isimlerinden biri başrolde.
robert thorn*, doğar doğmaz ölen oğlu yerine karısından gizli, aynı hastanede o gün doğmuş başka bir çocuğu evlat edinir, ve olaylar gelişir.
--spoiler--
çocuğun adının damien olarak yazılmasında demon'la olan fonetik benzerliğin etkili olduğunu düşünüyorum. acaba ben mi götümden element uyduruyorum diye kendime sorduysam da; ben yazmış olsaydım, çocuğun adına şeytanın herhangi bir ismini çağrıştıracak bir isim yazardım dedim.
rol için çocuk seçimi de çok başarılı. gözler falan gerdi gerçekten. filmden sonra çocuğun çevresinin çocuğa yaklaşımı nasıl oldu acaba, onu merak ediyorum. hani ailesini falan bir kenara koyalım da gerçek hayatta komşumun çocuğu falan olsa, o filmi izledikten sonra eve ocağa koymam bunu ben. betini bereketini kaçırır evin kenafir gözlü şey. filmin sonundaki o bakış neydi lan öyle. tövbe sübhanallah.
--spoiler--
robert thorn*, doğar doğmaz ölen oğlu yerine karısından gizli, aynı hastanede o gün doğmuş başka bir çocuğu evlat edinir, ve olaylar gelişir.
--spoiler--
çocuğun adının damien olarak yazılmasında demon'la olan fonetik benzerliğin etkili olduğunu düşünüyorum. acaba ben mi götümden element uyduruyorum diye kendime sorduysam da; ben yazmış olsaydım, çocuğun adına şeytanın herhangi bir ismini çağrıştıracak bir isim yazardım dedim.
rol için çocuk seçimi de çok başarılı. gözler falan gerdi gerçekten. filmden sonra çocuğun çevresinin çocuğa yaklaşımı nasıl oldu acaba, onu merak ediyorum. hani ailesini falan bir kenara koyalım da gerçek hayatta komşumun çocuğu falan olsa, o filmi izledikten sonra eve ocağa koymam bunu ben. betini bereketini kaçırır evin kenafir gözlü şey. filmin sonundaki o bakış neydi lan öyle. tövbe sübhanallah.
--spoiler--
1976 versiyonu efsanedir,2006sı ise bence beş para etmez.
1976 yılında çekilen filmin ilginç bir de yanı vardır. Başroldeki Gregory Peck’in çocuğu bu film çekimlerine başlamadan kısa bir süre önce ölmüştür. Buna rağmen Peck filmde oynamıştır. Filmi izleyenler özellikle final sahnesi üzerinden demek istediğimi daha iyi anlayacaktır.
1976 yapımı filmin yeniden çekimi 2006 yapımı film. Orjinaline sadık kalınmış bir film; öyle ki o 60 70 lerin iğrenç gerilim müziklerini bile kullanmışlar. Rosemary's babynin devamı niteliğinde bakılabilir; onun kadar durağan bir film olmasına rağmen gizem açısından oldukça zayıf, bu yüzden kendine bağlayan bir tarafı yok. Belki biraz hareketlilik eklense, yeni nesilin görsel efektleri ile süslense daha iyi olabilirdi.
Gündemdeki Haberler