bugün
- habire1219
- silvermist9
- türkiye solunun en büyük sorunu6
- hiç kimse fikirleri yüzünden hapis yatmasın8
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- dinler tarihi5
- karşıyaka dan bayraklı ya yürümek4
- sersem herif4
- hoşlandığın kızın komünist çıkması4
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- habire12nin çaylak olması3
- atrahasis3
- sarapci koala63
- tribünlerde apoya küfür edilmesinin yasaklanması6
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri23
- motorine 8 24 tl zam gelmesi5
- mantı8
- maşa ile koca ayı online3
- imbat3
- çikolatalı kek4
- deli sikince yapılabilecek çılgınlıklar3
- bostanlı dan karşıyaka ya sahil boyu koşmak3
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı8
- şeyhine sakso çekip şeriat isteyen tip7
- ben sizin anonim11
- renkli rüyalar oteli2
- mavibahçe alışveriş merkezi2
- akpartililerin apo sevdası5
- sözlükte kıskançlık oluyor hissi7
- hoşgörü paradoksu2
- ben geldim naneler12
- basmane tren garı2
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci6
- menderes in tarihi cami kıyımı2
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar9
- sonbaharda yapılacak en iyi şey5
- allah'ın homo sapiensi çamurdan yaratması4
- beni ne kadar seviyorsunuz4
- necip fazıl kısakürek3
- insan olmaya ceyrek kala15
- alsancaktan kordona çıkmak2
- üçkuyular dan çeşme ye bisiketle gitmek2
- şeriatçıların konserleri yasaklatması6
- kıskançlık krizi geçiren kadına yapılacak müdahale8
- sözlüğü ateşe vermek2
- vexillarius the slayer6
- slip mayo giyen erkek5
- ahmet davutoğlu'na soruşturma açılması10
- sevgiliyle girilmiş en saçma tartışmalar7
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
tersin daha psikopat söylenişi.
Toplumun değil ama, kişinin bir anlamsızlığı var hayatın içinde. Hele her türlü duygu açlığı bittiği zamanlarda. Para ilgilendirmiyor, kadın ilgilendirmiyor, gelecek ilgilendirmiyor, geçmiş ilgilendirmiyor. Yaşamanın anlamsızlığından doğan bir can sıkıntısı, bıkkın bir yorgunluk, vücudu taşıma hamallığı...
Camus'nün Veba'sında şehrin doktoru bir gece yarısı şehrin dışına çıkar usulca ve yıldızlı bir gök altında yüzer sularda... Dramdan ve düşünceden kopar kopmaz, canın anlamsızlığını duyduğu andır o; can kendinden ibarettir ve o kadardır ve anlamsızdır.
***
Havaya elbiseler giydirebilir misiniz? Giydirdiğinizi farz edin. Muayyen bir boşluğu don, gömlek, çorap, pantolon, ceket, palto, şapka ve pabuçla katılaştırın... Sonra yeniden teker teker soyun bunları. Bir de bakacaksınız ki, boşluğun çırılçıplaklığı, yokluk ve anlamsızlıkla bir anda karışıverecektir. Tıpkı o çırılçıplak boşluk gibi, can da düşüncelerden, meselelerden, ihtiraslardan soyundukça, bir anlamsızlık içine düşüyor. Bu, dış dünyadan kopup, iç dünyaya dalma da değil... Ne iç dünya, ne dış dünya... Öyle her türlü duyu ve hayalle ilişiğini kesmiş, anlamsız bir can... Tam bir apathie.
***
Körlük, sağırlık gibi de değil bu. Körün, sağırın öteki duyuları çok keskindir. Tam tersine görmeden bakmak, duymadan işitmek gibi bir şey. Görmesine görüyorsun, duymasına duyuyorsun ama, hiçbiri idrakte şekillenmiyor, yansımıyor.
***
Kendi kendine karşı bir yabancılaşma... Büyük acılardan, büyük depresyonlardan sonra olur bu çokcası... Bir de büyük sarhoşluk sabahlarında...
***
Canın kendinden ibaret kaldığı ve anlamsız kaldığı o tuhaf anda; başka zamanlar, çeşitli aldanışlar yüzünden, yakalanamayacak bir gerçek varmış gibi geliyor bana...
Belki de tek gerçek bu anlamsızlık. Tek gerçek belki bu da, biz bu gerçekten uzaklaştıkça avunuyoruz, yaşıyoruz zannediyoruz...
Hani çocuklar vardır, tahtadan bir sopaya at gibi binerler. Onun at olduğuna öylesine inanırlar ki, okşarlar, severler, yem verirler ona. Ve bir an:
- At değil o, odun parçası deyiverseniz...
O uyanışta görülen gerçek asıl gerçektir ama, çocuk yüz yüze gelmek istemez o gerçekle... Düşte yaşarken aldığı zevki, o gerçek vermez kendisine...
***
Bu anlamsızlık da, belki gerçeğin ta kendisi!.. Bu anlamsızlığa elbiseler giydiriyoruz, davalar, meseleler icat ediyoruz. Odunu at yapıyoruz, ülkeler fethediyoruz.
Bu gerçeğe kılıç gibi, şöyle bir bakıvermenin zevki var mı acaba diye yokluyorum kendimi. O zevk de yok... Mutlak bir anlamsızlık.
***
Duyusuz kalınca can, o anlamsızlık içinde ölümle karışıyor gibi oluyor. Tek fark ölümde anlamsızlığı da artık kavrayamıyorsun. Ölmeden ölmüş gibi olmaktaki can sıkıntısının tek tesellisi; kesin ölümde, bu son duyunun da kaybolacağı inancı.
Yaşamak mı, ölmek mi; ister istemez ikisi de...
çetin altan
Camus'nün Veba'sında şehrin doktoru bir gece yarısı şehrin dışına çıkar usulca ve yıldızlı bir gök altında yüzer sularda... Dramdan ve düşünceden kopar kopmaz, canın anlamsızlığını duyduğu andır o; can kendinden ibarettir ve o kadardır ve anlamsızdır.
***
Havaya elbiseler giydirebilir misiniz? Giydirdiğinizi farz edin. Muayyen bir boşluğu don, gömlek, çorap, pantolon, ceket, palto, şapka ve pabuçla katılaştırın... Sonra yeniden teker teker soyun bunları. Bir de bakacaksınız ki, boşluğun çırılçıplaklığı, yokluk ve anlamsızlıkla bir anda karışıverecektir. Tıpkı o çırılçıplak boşluk gibi, can da düşüncelerden, meselelerden, ihtiraslardan soyundukça, bir anlamsızlık içine düşüyor. Bu, dış dünyadan kopup, iç dünyaya dalma da değil... Ne iç dünya, ne dış dünya... Öyle her türlü duyu ve hayalle ilişiğini kesmiş, anlamsız bir can... Tam bir apathie.
***
Körlük, sağırlık gibi de değil bu. Körün, sağırın öteki duyuları çok keskindir. Tam tersine görmeden bakmak, duymadan işitmek gibi bir şey. Görmesine görüyorsun, duymasına duyuyorsun ama, hiçbiri idrakte şekillenmiyor, yansımıyor.
***
Kendi kendine karşı bir yabancılaşma... Büyük acılardan, büyük depresyonlardan sonra olur bu çokcası... Bir de büyük sarhoşluk sabahlarında...
***
Canın kendinden ibaret kaldığı ve anlamsız kaldığı o tuhaf anda; başka zamanlar, çeşitli aldanışlar yüzünden, yakalanamayacak bir gerçek varmış gibi geliyor bana...
Belki de tek gerçek bu anlamsızlık. Tek gerçek belki bu da, biz bu gerçekten uzaklaştıkça avunuyoruz, yaşıyoruz zannediyoruz...
Hani çocuklar vardır, tahtadan bir sopaya at gibi binerler. Onun at olduğuna öylesine inanırlar ki, okşarlar, severler, yem verirler ona. Ve bir an:
- At değil o, odun parçası deyiverseniz...
O uyanışta görülen gerçek asıl gerçektir ama, çocuk yüz yüze gelmek istemez o gerçekle... Düşte yaşarken aldığı zevki, o gerçek vermez kendisine...
***
Bu anlamsızlık da, belki gerçeğin ta kendisi!.. Bu anlamsızlığa elbiseler giydiriyoruz, davalar, meseleler icat ediyoruz. Odunu at yapıyoruz, ülkeler fethediyoruz.
Bu gerçeğe kılıç gibi, şöyle bir bakıvermenin zevki var mı acaba diye yokluyorum kendimi. O zevk de yok... Mutlak bir anlamsızlık.
***
Duyusuz kalınca can, o anlamsızlık içinde ölümle karışıyor gibi oluyor. Tek fark ölümde anlamsızlığı da artık kavrayamıyorsun. Ölmeden ölmüş gibi olmaktaki can sıkıntısının tek tesellisi; kesin ölümde, bu son duyunun da kaybolacağı inancı.
Yaşamak mı, ölmek mi; ister istemez ikisi de...
çetin altan
hali ahvalidir bazilarinin kaderidir iste.
carlos tevez'e tevez'den bile daha çok benzeyen insan evladı. türk filmlerindeki replikleri mıh gibi aklına kazıyan muazzam şahsiyet.**
dördüncü nesil bir yazar.
tanım yapmamakta ısrar eden yazar.
adı bende saklı sözlükte ki uzun süreli serüveni bitmek üzere olan ve yeni ufuklara yelken açan efsane yazar. Buralara sefa getirmiş hoş gelmiştir. Benden duymuş olmayın ama o sözlüğün en cefakar, en emektar 5 yazarından biridir.
tribün ortamlarında hem parasız hem de saldırgan tiplere denir.
no al calcio moderno
çünkü tribün çok terso.
no al calcio moderno
çünkü tribün çok terso.
birinden para istenirken kullanılır.
laz kapital kitabını define kitabı zannedip bir plazanın önünde ''hanginiz ulan burjuva''diye iki tane zengin herife diklenirken iki saniyede nakavt olan karakterdir.
bir aralar pişmiş kelle dergisinde boy göstermiş bir nevi tutunamayan tiplemesidir. hep parasızdır ve başı dertten kurtulmaz.
pişmiş kelle'de engin ergönültaş üstadın çizdiği müthiş bir tiplemedir. tabii zamanında çizdiği.
cumle içersinde şöyledir; karıya kıza terso yapılır mı lan?
argoda parasız.
nedense söyleniş tarzı hoşuma gidiyor.
- bize nasıl terso yaparsınız oğlum?
- bize nasıl terso yaparsınız oğlum?
italyancada üçüncü anlamına geliyor .evd.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar