bugün
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı51
- chatgpt'nin bana yürümesi11
- futbol izleyen erkek pasif gaydir5
- sözlükteki fenerbahçeliler12
- en son alınan iltifat3
- özelden alet atmak4
- ipkis tarzı entry girmek4
- rövaşata denince akla gelen kişiler3
- victor osimhen10
- ayağı 36 numara olan kadın4
- bir kadının tehlikeli olduğunu gösteren detaylar7
- gay taklidi yapıp kızlarla takılmak5
- 22 tane adamın bir topun peşinden koşması3
- hero motorsiklet hero dash 1252
- hakiki gay misin diyen sözlük yazarı3
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı2
- fb gs'yi yenerse tanga giyeceğim4
- kolye18
- hurdacıdan son gelen kitaplar6
- memelerim güzel mi diyen sözlük yazarı5
- meme gifleri atan sözlük yetkilisi6
- nervio tarzı entry girmek18
- entry yazarken fazla düşünmek2
- oktay saral13
- jaws filmindeki sikko balik24
- futbol boş adam işidir2
- aç uyumak11
- balkonda unutulan şarap4
- 2 kasım 20262
- 20263
- eşekler yıllardır yapay zekadan bahsetmiştir4
- victor osimhen'in balon olduğu gerçeği2
- güne bir akp'li bırak2
- sözlükteki galatasaraylılar2
- terrifier2
- insan sevmemek9
- ayakları güzel olan kadın2
- arda güler16
- dış mekan fotoğraf çekimi2
- duşa giriyorum kimi düşüneyim9
- atatürk ün hataları15
- yediğimiz yemekleri midede dışkı olarak taşımak6
- galatasaray 1 fenerbahçe 02
- 26 ekim 2026 çaykur rizespor trabzonspor3
- usual bey birader bay biraderdir4
- 26 ekim 2026 rizespor trabzonspor maçı8
- sözlüğü kurtaracak tek yazar8
- kıza aşık oldum uyuyamıyorum4
- 42 numara ayaklı kızın yaşama amacı6
- sinek as'ın sözlüğe vedası26
Boş, bomboş bir grup.
bugün değerli bir arkadaşın tavsiye ettiği skywatchers parçasını dinlerken "ulan tabii yaa. tame impala'ya benziyor" diyerek anılarımın depreştiği grup.
sen yokken biz dinliyorduk yani.
sen yokken biz dinliyorduk yani.
Bu kadar geç keşfettiğim için kafamı duvarlara vuruyorum amk, mağarada yaşadığım doğrudur*
(bkz: let it happen) ve tabi ki (bkz: new person same old mistakes) ile her şeyden uzaklaşabilirsiniz.
bu sözlükten bir yazar vasıtasıyla tanıştığım, astral müzik yapan über grup.
https://youtu.be/HOtye4edBbA
edit: yazar losers. teşekkürler kendisine.
https://youtu.be/HOtye4edBbA
edit: yazar losers. teşekkürler kendisine.
Rihanna'nın coverladığı bir parça sayesinde yeni keşfettiğim ve tarzına bayıldığım gruptur. (bkz: new person same old mistakes)
güzel bir grup. eskiden çok dinlerdim, artık sarmıyor niye ise. bu kötü oldukları anlamına gelmiyor tabii. tamamen benden kaynaklı bir durum. belki şu sıralar zamanı değildir.
çok kimyasala karışmış bir grup. yapmayın be, sizlere de bir şey olmasın.
https://www.youtube.com/watch?v=hI1Xe1sAPgY
https://www.youtube.com/watch?v=hI1Xe1sAPgY
men i trust'ı keşfettikten sonra daha az dinlediğim grup oldu. tame impala'yı da ilk zamanlarda çok dinlerdim ama men i trust gibi devamlılığı olmadı. çerez gibi gruptu ve bitti. demek ki eksik bir yönü var. yine de iyiler, kötü demiyorum kesinlikle.
Bu gece "New person, old same mistakes"ini ard arda 7 kez dinledim, özlemişım hasret giderdik biraz.
Led Zeppelin adında respect bir şarkıları var bağımlılık yapar. Yeniyetme bir Rock grubuna göre oldukça sıkıdırlar.
başlangıçta psychedelic, son zamanlarda biraz elektronik über grup. kevin parker (a.k.a tame impala) yıllar içinde güzel işlere imza attığı kanısındayım.
bence zirve albümü lonerism olabilir. albümün sound tam olarak yeni nesil psychedelic tür denebilir. albümü özel kılan şeylerden biri de kendi başına mix ve masteringi yapması. kısaca kendi kendinin prodüktörü olmuş. diğer detaylar ise; fransız sevgilisi müzisyen melody abla ile yaşadığı inişli çıkışlı ilişkisinin şarkı sözleri ve albümün konseptine yansıması denebilir. “Nothing That Has Happened So Far Has Been Anything We Could Control” şarkısında “elodie” demesinden yaşadığı aşk acısı iliklere kadar hissedilir.
ilk albümü innerspeaker ise daha çiğ psychedelic sound’a sahip başarılı bir albüm bence. favori şarkım expectation burada. klibi de ayrı indie, ayrı güzel. bu albümde bir prodüktör ile çalışmış, müzik prodüksiyonu hakkında yeterince deneyim kazanmış ki sonrakilerde tek devam etmiş. aslen davulcu olan kevin abi (2009-2011 pond grubunda) multienstrümanistliğinin hakkını da vermiş. biraz da babasının gitarlarıyla çocukluktan beri haşır neşir olması, müzikal yeteneği ile o yıllara damga vurmuş diyebiliriz albümle.
currents ile daha geniş kitlelere yayılarak, dünya çapında ününe kavuşmuştu. albümde bulunan “the less i know the better” , “let it happen” , “new person, same old mistakes” parçaları muazzam başarılar kaydetti. ben bile bir süre rihanna cover zannetmiştim same old mistakes’i. özellikle vokal kayıt tekniği (aynı vokalin birden fazla farklı efektler ile kaydedilmesi) ve synthseizer kullanımı albümün atmosferini kaliteli hale getirmiş denebilir. john lennon tekniği de denebilir bir nevi (bolca delay-reverb-flanger efekti).
the slow rush ise daha disko, elektro pop soundu bir albüm bana göre. kendince önceki işlerinden farklı şeyler yapmayı başarmış. harikulade altyapılı şarkılar mevcut albümde. “borderline” ve “is it true” favori parçalarım. kendince farklı enstrümanlar (bongo vs.) da kullanmış bazı şarkılarda ki ayrı hava katmış denebilir. tabii ek olarak avustralya yerine california da bulunan evinde kaydetmesi atmosferi ne kadar etkilemiştir bilinmez.en favori albümüm olmasa da tame impala maratonunda bu albüme de yer veririm ara ara.
şimdilerde yeni albümü için çalışıyor, farklı sanatçılarla iş birlikleri yapıyor. sene sonuna doğru ya da 2026’da yeni albümü gelcektir sanki. ama albüm aralıkları 5 yıl ortalama dersek bu sene içinde çıkmasını beklememiz sürpriz olmaz sanırım. bir de orchid synthseizer adı altında klavye ürettiğinin haberini verdiydi geçenlerde ki onu da merakla bekliyorum. ayrıca pond grubunun elemanlarıyla konserler verdiğini de ekleyeyim. şimdilerde grupta klavye çalan “jay watson” abimiz de “gum” grubunun kurucusu multienstrümanist fena bir yetenek abidesi kendisi de.
dünya gözüyle şu adamları elbet izleyeceğim. işte o gün gökten asit yağacak, anlayana.
bence zirve albümü lonerism olabilir. albümün sound tam olarak yeni nesil psychedelic tür denebilir. albümü özel kılan şeylerden biri de kendi başına mix ve masteringi yapması. kısaca kendi kendinin prodüktörü olmuş. diğer detaylar ise; fransız sevgilisi müzisyen melody abla ile yaşadığı inişli çıkışlı ilişkisinin şarkı sözleri ve albümün konseptine yansıması denebilir. “Nothing That Has Happened So Far Has Been Anything We Could Control” şarkısında “elodie” demesinden yaşadığı aşk acısı iliklere kadar hissedilir.
ilk albümü innerspeaker ise daha çiğ psychedelic sound’a sahip başarılı bir albüm bence. favori şarkım expectation burada. klibi de ayrı indie, ayrı güzel. bu albümde bir prodüktör ile çalışmış, müzik prodüksiyonu hakkında yeterince deneyim kazanmış ki sonrakilerde tek devam etmiş. aslen davulcu olan kevin abi (2009-2011 pond grubunda) multienstrümanistliğinin hakkını da vermiş. biraz da babasının gitarlarıyla çocukluktan beri haşır neşir olması, müzikal yeteneği ile o yıllara damga vurmuş diyebiliriz albümle.
currents ile daha geniş kitlelere yayılarak, dünya çapında ününe kavuşmuştu. albümde bulunan “the less i know the better” , “let it happen” , “new person, same old mistakes” parçaları muazzam başarılar kaydetti. ben bile bir süre rihanna cover zannetmiştim same old mistakes’i. özellikle vokal kayıt tekniği (aynı vokalin birden fazla farklı efektler ile kaydedilmesi) ve synthseizer kullanımı albümün atmosferini kaliteli hale getirmiş denebilir. john lennon tekniği de denebilir bir nevi (bolca delay-reverb-flanger efekti).
the slow rush ise daha disko, elektro pop soundu bir albüm bana göre. kendince önceki işlerinden farklı şeyler yapmayı başarmış. harikulade altyapılı şarkılar mevcut albümde. “borderline” ve “is it true” favori parçalarım. kendince farklı enstrümanlar (bongo vs.) da kullanmış bazı şarkılarda ki ayrı hava katmış denebilir. tabii ek olarak avustralya yerine california da bulunan evinde kaydetmesi atmosferi ne kadar etkilemiştir bilinmez.en favori albümüm olmasa da tame impala maratonunda bu albüme de yer veririm ara ara.
şimdilerde yeni albümü için çalışıyor, farklı sanatçılarla iş birlikleri yapıyor. sene sonuna doğru ya da 2026’da yeni albümü gelcektir sanki. ama albüm aralıkları 5 yıl ortalama dersek bu sene içinde çıkmasını beklememiz sürpriz olmaz sanırım. bir de orchid synthseizer adı altında klavye ürettiğinin haberini verdiydi geçenlerde ki onu da merakla bekliyorum. ayrıca pond grubunun elemanlarıyla konserler verdiğini de ekleyeyim. şimdilerde grupta klavye çalan “jay watson” abimiz de “gum” grubunun kurucusu multienstrümanist fena bir yetenek abidesi kendisi de.
dünya gözüyle şu adamları elbet izleyeceğim. işte o gün gökten asit yağacak, anlayana.
Güncel Önemli Başlıklar