bugün
- red flag erkek listesi9
- menemen9
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı8
- en uzun mesafe4
- aylık 519 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- nöbet3
- köfteci yusuf5
- aynadaki yansımanızın sizle konuşmaya başlaması2
- mr spock'ın kulağını çekmek4
- forlove195
- 18 yaşındaki bir kızın sulanmış vajinasını yalamak3
- yazmaması2
- balık etli mi kuru götlü mü5
- her gün dışardan yemek yemek2
- boy vermek2
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım6
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez6
- vuu vuuuuttu yapan baykuşlar3
- kediye miyav demek2
- aylık 517 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- türk müsün türkiyeli misin12
- uzay teknesi2
- ölüm6
- halı sahada 2 gollüğüne kaleye geçmek2
- güne bir türkü barcı bırak4
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- entry girmek için 00 00 ı beklemek2
- beni özleyenler elime mum diksin15
- yunanistan29
- nasıl birisiniz6
- işe evden yemek götürmek2
- hırvatistan12
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- ilk seçimde akp'nin alacağı oy2
- rüyada nervio yu görmek8
- alin3
- ayrılık6
- ispanya daki göçmen krizi8
- araba sürerken olmasından en çok korkulan şey5
- sabahın köründe denize girmek4
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- çıkma teklifinin eskide kalması4
- anın görüntüsü13
- milli muharip uçağı kaan3
- yazarların en son bitirdiği kitap6
- bjk tv2
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- japonya23
- mutlu kalmak için öneriler6
Boş, bomboş bir grup.
bugün değerli bir arkadaşın tavsiye ettiği skywatchers parçasını dinlerken "ulan tabii yaa. tame impala'ya benziyor" diyerek anılarımın depreştiği grup.
sen yokken biz dinliyorduk yani.
sen yokken biz dinliyorduk yani.
Bu kadar geç keşfettiğim için kafamı duvarlara vuruyorum amk, mağarada yaşadığım doğrudur*
(bkz: let it happen) ve tabi ki (bkz: new person same old mistakes) ile her şeyden uzaklaşabilirsiniz.
bu sözlükten bir yazar vasıtasıyla tanıştığım, astral müzik yapan über grup.
https://youtu.be/HOtye4edBbA
edit: yazar losers. teşekkürler kendisine.
https://youtu.be/HOtye4edBbA
edit: yazar losers. teşekkürler kendisine.
Rihanna'nın coverladığı bir parça sayesinde yeni keşfettiğim ve tarzına bayıldığım gruptur. (bkz: new person same old mistakes)
güzel bir grup. eskiden çok dinlerdim, artık sarmıyor niye ise. bu kötü oldukları anlamına gelmiyor tabii. tamamen benden kaynaklı bir durum. belki şu sıralar zamanı değildir.
çok kimyasala karışmış bir grup. yapmayın be, sizlere de bir şey olmasın.
https://www.youtube.com/watch?v=hI1Xe1sAPgY
https://www.youtube.com/watch?v=hI1Xe1sAPgY
men i trust'ı keşfettikten sonra daha az dinlediğim grup oldu. tame impala'yı da ilk zamanlarda çok dinlerdim ama men i trust gibi devamlılığı olmadı. çerez gibi gruptu ve bitti. demek ki eksik bir yönü var. yine de iyiler, kötü demiyorum kesinlikle.
Bu gece "New person, old same mistakes"ini ard arda 7 kez dinledim, özlemişım hasret giderdik biraz.
Led Zeppelin adında respect bir şarkıları var bağımlılık yapar. Yeniyetme bir Rock grubuna göre oldukça sıkıdırlar.
başlangıçta psychedelic, son zamanlarda biraz elektronik über grup. kevin parker (a.k.a tame impala) yıllar içinde güzel işlere imza attığı kanısındayım.
bence zirve albümü lonerism olabilir. albümün sound tam olarak yeni nesil psychedelic tür denebilir. albümü özel kılan şeylerden biri de kendi başına mix ve masteringi yapması. kısaca kendi kendinin prodüktörü olmuş. diğer detaylar ise; fransız sevgilisi müzisyen melody abla ile yaşadığı inişli çıkışlı ilişkisinin şarkı sözleri ve albümün konseptine yansıması denebilir. “Nothing That Has Happened So Far Has Been Anything We Could Control” şarkısında “elodie” demesinden yaşadığı aşk acısı iliklere kadar hissedilir.
ilk albümü innerspeaker ise daha çiğ psychedelic sound’a sahip başarılı bir albüm bence. favori şarkım expectation burada. klibi de ayrı indie, ayrı güzel. bu albümde bir prodüktör ile çalışmış, müzik prodüksiyonu hakkında yeterince deneyim kazanmış ki sonrakilerde tek devam etmiş. aslen davulcu olan kevin abi (2009-2011 pond grubunda) multienstrümanistliğinin hakkını da vermiş. biraz da babasının gitarlarıyla çocukluktan beri haşır neşir olması, müzikal yeteneği ile o yıllara damga vurmuş diyebiliriz albümle.
currents ile daha geniş kitlelere yayılarak, dünya çapında ününe kavuşmuştu. albümde bulunan “the less i know the better” , “let it happen” , “new person, same old mistakes” parçaları muazzam başarılar kaydetti. ben bile bir süre rihanna cover zannetmiştim same old mistakes’i. özellikle vokal kayıt tekniği (aynı vokalin birden fazla farklı efektler ile kaydedilmesi) ve synthseizer kullanımı albümün atmosferini kaliteli hale getirmiş denebilir. john lennon tekniği de denebilir bir nevi (bolca delay-reverb-flanger efekti).
the slow rush ise daha disko, elektro pop soundu bir albüm bana göre. kendince önceki işlerinden farklı şeyler yapmayı başarmış. harikulade altyapılı şarkılar mevcut albümde. “borderline” ve “is it true” favori parçalarım. kendince farklı enstrümanlar (bongo vs.) da kullanmış bazı şarkılarda ki ayrı hava katmış denebilir. tabii ek olarak avustralya yerine california da bulunan evinde kaydetmesi atmosferi ne kadar etkilemiştir bilinmez.en favori albümüm olmasa da tame impala maratonunda bu albüme de yer veririm ara ara.
şimdilerde yeni albümü için çalışıyor, farklı sanatçılarla iş birlikleri yapıyor. sene sonuna doğru ya da 2026’da yeni albümü gelcektir sanki. ama albüm aralıkları 5 yıl ortalama dersek bu sene içinde çıkmasını beklememiz sürpriz olmaz sanırım. bir de orchid synthseizer adı altında klavye ürettiğinin haberini verdiydi geçenlerde ki onu da merakla bekliyorum. ayrıca pond grubunun elemanlarıyla konserler verdiğini de ekleyeyim. şimdilerde grupta klavye çalan “jay watson” abimiz de “gum” grubunun kurucusu multienstrümanist fena bir yetenek abidesi kendisi de.
dünya gözüyle şu adamları elbet izleyeceğim. işte o gün gökten asit yağacak, anlayana.
bence zirve albümü lonerism olabilir. albümün sound tam olarak yeni nesil psychedelic tür denebilir. albümü özel kılan şeylerden biri de kendi başına mix ve masteringi yapması. kısaca kendi kendinin prodüktörü olmuş. diğer detaylar ise; fransız sevgilisi müzisyen melody abla ile yaşadığı inişli çıkışlı ilişkisinin şarkı sözleri ve albümün konseptine yansıması denebilir. “Nothing That Has Happened So Far Has Been Anything We Could Control” şarkısında “elodie” demesinden yaşadığı aşk acısı iliklere kadar hissedilir.
ilk albümü innerspeaker ise daha çiğ psychedelic sound’a sahip başarılı bir albüm bence. favori şarkım expectation burada. klibi de ayrı indie, ayrı güzel. bu albümde bir prodüktör ile çalışmış, müzik prodüksiyonu hakkında yeterince deneyim kazanmış ki sonrakilerde tek devam etmiş. aslen davulcu olan kevin abi (2009-2011 pond grubunda) multienstrümanistliğinin hakkını da vermiş. biraz da babasının gitarlarıyla çocukluktan beri haşır neşir olması, müzikal yeteneği ile o yıllara damga vurmuş diyebiliriz albümle.
currents ile daha geniş kitlelere yayılarak, dünya çapında ününe kavuşmuştu. albümde bulunan “the less i know the better” , “let it happen” , “new person, same old mistakes” parçaları muazzam başarılar kaydetti. ben bile bir süre rihanna cover zannetmiştim same old mistakes’i. özellikle vokal kayıt tekniği (aynı vokalin birden fazla farklı efektler ile kaydedilmesi) ve synthseizer kullanımı albümün atmosferini kaliteli hale getirmiş denebilir. john lennon tekniği de denebilir bir nevi (bolca delay-reverb-flanger efekti).
the slow rush ise daha disko, elektro pop soundu bir albüm bana göre. kendince önceki işlerinden farklı şeyler yapmayı başarmış. harikulade altyapılı şarkılar mevcut albümde. “borderline” ve “is it true” favori parçalarım. kendince farklı enstrümanlar (bongo vs.) da kullanmış bazı şarkılarda ki ayrı hava katmış denebilir. tabii ek olarak avustralya yerine california da bulunan evinde kaydetmesi atmosferi ne kadar etkilemiştir bilinmez.en favori albümüm olmasa da tame impala maratonunda bu albüme de yer veririm ara ara.
şimdilerde yeni albümü için çalışıyor, farklı sanatçılarla iş birlikleri yapıyor. sene sonuna doğru ya da 2026’da yeni albümü gelcektir sanki. ama albüm aralıkları 5 yıl ortalama dersek bu sene içinde çıkmasını beklememiz sürpriz olmaz sanırım. bir de orchid synthseizer adı altında klavye ürettiğinin haberini verdiydi geçenlerde ki onu da merakla bekliyorum. ayrıca pond grubunun elemanlarıyla konserler verdiğini de ekleyeyim. şimdilerde grupta klavye çalan “jay watson” abimiz de “gum” grubunun kurucusu multienstrümanist fena bir yetenek abidesi kendisi de.
dünya gözüyle şu adamları elbet izleyeceğim. işte o gün gökten asit yağacak, anlayana.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar