bugün
- sözlük yazarlarının ruh hali15
- ciğer yiyen midesizler10
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması11
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- tek adamın hiçbir şeyden haberi olmaması6
- fatma betül sayan kaya63
- ciğer yemediği için evde kalan kız5
- yarın yataktan kalkamayacak yazar6
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı15
- hiram abas2
- filistin6
- ciğer vs kokoreç6
- sözlük gammazları2
- dinci ahlaksızlığı20
- aşerei mubeşşere2
- hayati yazıcı'nın oğlunun mal varlığına tedbir3
- yunan adalarına gitmek20
- yulaf yiyen insan5
- yunan aşığı tip15
- boşanmaların artma sebebi4
- nervio için ciğer yemekten vazgeçmek5
- gönlü götü geniş sözlük yazarı8
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanmaması3
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- dertliyken dinlenilecek şarkılar2
- rüyada nervio yu görmek9
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak15
- linç yiyeceğin bir şey söyle7
- yüz görünümlüğü5
- cadı büyücü tipli kadınlar3
- nervio benimle evlenir misin5
- mony tontana2
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması14
- truesuz sözlük11
- karton abi2
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- insanlar size bakınca ilk ne ilgilerini çeker5
- en lezzetli balık6
- ismet gürbüz'ü çarmıha germek3
- nazım hikmet ruzi nazar görüşmesi3
- 34 yaşındayım noldu ki2
- korkulan ölüm şekli5
- arjantinli erkekler6
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- ismet gürbüz'ü denize atmak3
- ölmeyecek gibi yaşıyor millet5
- rujlu erkekle öpüşmek14
- çocukların duyduğu her şeyi ulu orta söylemesi2
- nervio yu ciğer tavasına atmak3
- ciğer sevmemek cahillik mi3
ülkücü ( idealist insan demektir - mhp ile alakalı değildir ) osmanlı paşasıdır. Devletin türkleştirilmesindeki hizmeti asla unutulmaycaktır.
"bu memleketi yönetcek iki adam varmış birisi sultan hamit, diğeri talat paşa... ben on lar gibi yönetemem" sultan vahdettin..
3 büyük sözlükte birden ismini görünce hortladı sandığım ittihatçı paşa.
sultan abdülhamid'in ''ülkeyi on sene yönetebilirlerse yüz sene yönetmiş gibi sevinsinler '' dediği paşalardan. paşa dediysem bunlar kendi kendilerini paşa yapmışlar. on sene dolmadan gizlice, korkakça ülkeden kaçmıştır ekürileriyle.
ittihat ve terakki içerisinde en başarılı paşadır. hayırsever bir insandır ayrıca.
mahalleme adını vermiş paşa sağolsun varolsun.
bir osmanli pasasi.
zamaninda cok esip gurlemisler belli.
zamaninda cok esip gurlemisler belli.
Talat paşa vatanını ve milletini çok sevdiği için ermenileri imha etmeye kalmış ve başarmış eski başbakan .
yatacak yeri olmayan paşadır.
yatacak yerine yurduna, vatana millete hayrı dokunmamış olması muhtemel kimselerin karar veremeyeceği kahraman. türk anaları çocuklarını rahat rahat büyütsün, türk erkekleri rahat rahat işini yapsın diye ermeni sorununa el atmış bir nebze olsun bizi kurtarmıştır. hatta soykırım iddalarını saymazsak topyekun bizi kurtarmış adamdır.
izmir'de alsancak garı ile çankayadaki itfaiye arasındaki caddeye ismi verilmiştir.
bu cadde izmirin merkezlerinden biridir ve oldukça uzundur.
(bkz: talatpaşa bulvarı)
bu cadde izmirin merkezlerinden biridir ve oldukça uzundur.
(bkz: talatpaşa bulvarı)
yaptığı kahramanlıkları ve fedakarlıkları hiç bir zaman unutmayacağımız büyük vatan evladı. ermeni mezaliminden kurtardığın bu millet sana minnettardır.
şanssız bir dönemde ülkeyi idare etmiş bir devlet adamıdır. ermenilerce şehit edilmiştir. allah rahmet eylesin.
ittihatçıların sivil lideri ve beynidir. perdenin önünde enver paşa varken kendisi onu yönlendiren kişi olmuştur. postacılıktan hükümet başkanlığına uzanan siyasi kariyere sahiptir.
almanların ateşkes isteyeceği belli olunca osmanlı devletinin durumunu kurtarmak amacıyla bir denizaltıyla ülkeyi terk etmiştir, sonrası da malum.
almanların ateşkes isteyeceği belli olunca osmanlı devletinin durumunu kurtarmak amacıyla bir denizaltıyla ülkeyi terk etmiştir, sonrası da malum.
ekürileri ile birlikte 10 yıl gibi kısa bir sürede 600 yıllık osmanlı imparatorluğu'nun içine ettikten sonra bir denizaltına binip kaçan kişidir. hakkındaki en güzel sözler neyzen tevfik 'e aittir:
fırka parti diye halkın boğazından sıkarak
milletin on senedir olmuş idi mengenesi.
kazdigi câh-i belaya yine kendi düştü,
örsünü, kıskacını siktiğimin çingenesi.
ayrıca kendisini kimse ermeni düşmanı olarak bilmesin. çünkü sultan abdülhmid han 'a ermeni komitacılar tarafından düzenlenen suikast sonrası cemal paşa ile birlikte, Tutuklu olan Ermenilerin kurtulması için Mahkemeye baskı yapmıştır. Ne garip tecellidir ki, yıllar sonra bu iki paşa, yurt dışında iken Ermeni kurşunlarına hedef olup, ölmüşlerdir.
fırka parti diye halkın boğazından sıkarak
milletin on senedir olmuş idi mengenesi.
kazdigi câh-i belaya yine kendi düştü,
örsünü, kıskacını siktiğimin çingenesi.
ayrıca kendisini kimse ermeni düşmanı olarak bilmesin. çünkü sultan abdülhmid han 'a ermeni komitacılar tarafından düzenlenen suikast sonrası cemal paşa ile birlikte, Tutuklu olan Ermenilerin kurtulması için Mahkemeye baskı yapmıştır. Ne garip tecellidir ki, yıllar sonra bu iki paşa, yurt dışında iken Ermeni kurşunlarına hedef olup, ölmüşlerdir.
1874 yılında doğmuş , Tam adı mehmed talat paşa dır. Talat paşa ittihak ve terakki nin kurucularından , liderlerindendir. 1917 de sadrazamlık yapmıştır. I. Dünya Savaşı sırasında Ermenileri sürgün etmek için Tehcir Kanununun çıkarılmasınında etkin rol
oynamıştır. 15 Mart 1921 tarihinde, Berlin'de bir Ermeni komitacı Sogomon Tehliryan tarafından suikaste uğrayarak yaşamını yitirmiştir. (vikipedi)
oynamıştır. 15 Mart 1921 tarihinde, Berlin'de bir Ermeni komitacı Sogomon Tehliryan tarafından suikaste uğrayarak yaşamını yitirmiştir. (vikipedi)
okmeydanında bir mahalle ismi.
bir ermeni tarafından katledilmiştir. ancak hepimiz ermeniyiz diyenler tarafından tanınmamaktadır.
gerçek bir türkçü, kahramandır. kırcaali'lidir.
ermeni bozguncularının türk milletine yaptığı eziyetin cezasını kesmiştir. bir ermeni terörist tarafından berlin'de şehit edilmiştir.
emperyalistler, kürtçüler, özgürlük naraları atan ılık su solcuları kendisini hiç sevmezler. son yıllarda doğu perinçek önderliğinde oluşturulan talat paşa komitesi aracılığıyla adı ve haklılığı tüm dünya kamuoyuna duyurulmaktadır.
ermeni bozguncularının türk milletine yaptığı eziyetin cezasını kesmiştir. bir ermeni terörist tarafından berlin'de şehit edilmiştir.
emperyalistler, kürtçüler, özgürlük naraları atan ılık su solcuları kendisini hiç sevmezler. son yıllarda doğu perinçek önderliğinde oluşturulan talat paşa komitesi aracılığıyla adı ve haklılığı tüm dünya kamuoyuna duyurulmaktadır.
berlin'de bir ermeni tarafından öldürülüp berlin şehitlik cami'sinin yanındaki mezarlığa gömülmüş daha sonra kemalistler tarafından ittihatçı mezarlığı olarak bilinen hürriyet-i ebediye tepesi'ne gömülmüştür.
en yüksek dereceden mason olan talat paşa ittihat ve terakkinin kurucularındandır.
teşkilatı mahsusa fedailerinden yakub cemil'i kendisine tehdit olarak gördüğünden, bu önemli fedaiyi idama yollamak için türlü katakulliler çeviren kişidir.
(bkz: yakub cemil)
(bkz: teşkilatı mahsusa)
teşkilatı mahsusa fedailerinden yakub cemil'i kendisine tehdit olarak gördüğünden, bu önemli fedaiyi idama yollamak için türlü katakulliler çeviren kişidir.
(bkz: yakub cemil)
(bkz: teşkilatı mahsusa)
taziye şerefsizliğinin gündeme düştüğü şu günde ruhu için dua ettiğimiz, ermeni taşnaklarınca şehit edilmiş türk sadrazamıdır.
refik halit karay - efendiler nereye
ziyafet bitti, fakat ağzınızı silmeden, elinizi yıkamadan, bir acı kahvemizi içmeden; efendiler nereye?
yaz başlarında sırtı karnına yapışmış, sarı, sıska, cansız bir takım tahtakurular çıkar, iğne gibi vücudumuza batar, derimizi haşlarlar, kanımızı emerler, sonra sabaha karşı etli, canlı, iri yarı, şuraya buraya kaçarlar... galiba şafak attı, güneş doğuyor; tahta kuruları nereye?
ücra dağ başlarında, gözleri ateşli, dişleri keskin, tüyleri dimdik aç kurtlar vardır. köpeksiz sürülere dalarlar, etrafa kan kemik saçıp, mideleri dolu inlerine koşarlar... galiba çoban göründü, köpekler havlıyor: tok kurtlar nereye?
kedisiz evlerde fareler vardır. kilerlere girerler, dolaplara dalarlar, şunu bunu kemirip sağa sola koşuşup baş köşede gezerler, bir patırtı olunca deliklere girerler. galiba koku aldınız. kedi geziyor: koca fareler nereye?
dul annelerin haylaz çocukları vardır? sandıkları kırarlar, paraları çalarlar, bohçaları aşırıp tefeciye satarlar ve sonra korkup sokak sokak kaçarlar... galiba foyanız meydana çıktı. yakanız ele geçecek: ziyankâr evlatlar nereye?
vurdular, kırdılar, yaktılar, yıktılar, astılar, kestiler, kızdılar, kavurdular; nihayet leşimizi meydanlara sererek yılan gibi kaçtılar. memlekete düşmanları sokarak üstümüzden aştılar. eli sopalı, beli palalı, gözü kapalı paşalar damdan dama nereye?
o zamanlar kalemler kırık, gözler yumuk, boyunlar eğri, ağızlar kilitliydi. gel diyordunuz, halk karnını yerde sürüye sürüye ezile büzüle koşuyor, ayaklarınızın altına sokulup tir tir titriyordu. git diyordunuz kapıya kendini dar atıyor, merdivenleri dörder dörder atlayarak canını güç kurtarıyordu.
siz âmir olmadınız, sergerdelik [kabadayılık] ettiniz... siz valilik yapmadınız, asesbaşılık [polis şefliği] ettiniz... efelere, taş çıkardınız; zorbalara parmak ısırttınız...
as deyince sıra sıra dar ağaçları kurulur, yak deyince alev alev meşaleler tutuşur, bas deyince tabur tabur jandarmalar üşüşürdü. elinizde zindan anahtarları, belinizde idam ipleri, sırtınızda dar ağaçları vilayet vilayet dolaştınız. ali&'ye çattınız, veli'yi bastınız, ahmed'i kazıdınız, mehmed'i kavurdunuz, beş senedir her tarafta kargalara insan leşinden ziyafet çektiniz.
muhalif mi? al aşağı. muharrir mi? vur başına... türk mü? sür ölüme... rum mu? iste parasını... ermeni mi? kes kafasını... arap mı? çek ipe... kadın mı? gönder eve... haydut mu? buyurun köşeye... külhanbeyi mi? gelsin yanıma... yahudi mi? sor fikrini... kalan kimseye at sopayı... paraları koy cebine... işte sizin programınız bu!
palalarla sopalarla işe giriştiniz; sürülerle insanları dağ başlarına götürüp satırlardan geçirdiniz; babaları, evlatları yoktan yere harcayarak anadolu içerisinde dul kadından, yoksul yetimden başkasını bırakmadınız. ne oluyordunuz? bu kanlı işgüzarlıklar, bu canavar akını, bu fitne ve fesat siyaseti ne fayda verecekti? ne kazanacaktık? dünyayı mı alacaktık, mısır'a sultan mı olacak, hind'e şah mı gidecektik?
sizin sadrazamlıkla, seraskerlikle, nâzırlıkla gözleriniz doymamıştı, a padişah heveslileri... şam'da, halep'te az daha namınıza hutbe okutup, isminize sikke kestirecektiniz. yenilik sizde, kahramanlık sizde, avurt zavurt sizde, caka tavır hepsi sizdeydi. şimdi böyle sinsi sansar gibi tavandan tavana nereye?
evet, nereye gidiyorlar? mahalle kahvesinden bir adımda sadarete, meyhaneye iskemlesinden bir basışta nezarete, tulumbacı koğuşundan bir hamlede valiliğe eren bu türediler: nereye gidiyorlar?
kendileri kürklere büründüler, milletin derisini soydular. kasalarına altın doldurdular, bizim ceplerimize kağıt tıktılar. halk sersefil cami avlularında yatarken çiftlikler aldılar, kâşâneler yaptılar. açlıktan ölenlerin lokmasını ağzından çalarak haspalara ziyafet çektiler. susuzluktan kavrulanların testisini aşırıp havuzlarını doldurdular...
halk sokaklarda pösteki kemirirken, onlar konaklarda ebabil beyni yediler, kuş sütü içtiler. anamıza sövdüler, babamızı dövdüler, tırnaklarımızı söktüler. işte milleti artık büsbütün öldürdüklerinden emin olsunlar. zira damarlarımızda bir damla kan, kollarımızda bir zerre kuvvet kalmış olsaydı yakalarına yapışır, öcümüzü alırdık. halbuki kollarını sallaya sallaya yüzümüze tüküre tüküre gittiler!..
aşk olsun, at da size yaraşır, meydan da!.. bizde bu ölü kan, sizde o yaman surat olduktan sonra bir gün olur yine gelirsiniz. eteklerinizi öptürüp ciğerlerimizi söndürürsünüz. biz size "kırk katır mı, kırk satır mı" diye sormadık. yarın sizin bize: ölümlerden ölüm beğen demek artık hakkınızdır.
lâyığımız olan paşalar! topumuzun kellesini kesmeden nereye?
ziyafet bitti, fakat ağzınızı silmeden, elinizi yıkamadan, bir acı kahvemizi içmeden; efendiler nereye?
yaz başlarında sırtı karnına yapışmış, sarı, sıska, cansız bir takım tahtakurular çıkar, iğne gibi vücudumuza batar, derimizi haşlarlar, kanımızı emerler, sonra sabaha karşı etli, canlı, iri yarı, şuraya buraya kaçarlar... galiba şafak attı, güneş doğuyor; tahta kuruları nereye?
ücra dağ başlarında, gözleri ateşli, dişleri keskin, tüyleri dimdik aç kurtlar vardır. köpeksiz sürülere dalarlar, etrafa kan kemik saçıp, mideleri dolu inlerine koşarlar... galiba çoban göründü, köpekler havlıyor: tok kurtlar nereye?
kedisiz evlerde fareler vardır. kilerlere girerler, dolaplara dalarlar, şunu bunu kemirip sağa sola koşuşup baş köşede gezerler, bir patırtı olunca deliklere girerler. galiba koku aldınız. kedi geziyor: koca fareler nereye?
dul annelerin haylaz çocukları vardır? sandıkları kırarlar, paraları çalarlar, bohçaları aşırıp tefeciye satarlar ve sonra korkup sokak sokak kaçarlar... galiba foyanız meydana çıktı. yakanız ele geçecek: ziyankâr evlatlar nereye?
vurdular, kırdılar, yaktılar, yıktılar, astılar, kestiler, kızdılar, kavurdular; nihayet leşimizi meydanlara sererek yılan gibi kaçtılar. memlekete düşmanları sokarak üstümüzden aştılar. eli sopalı, beli palalı, gözü kapalı paşalar damdan dama nereye?
o zamanlar kalemler kırık, gözler yumuk, boyunlar eğri, ağızlar kilitliydi. gel diyordunuz, halk karnını yerde sürüye sürüye ezile büzüle koşuyor, ayaklarınızın altına sokulup tir tir titriyordu. git diyordunuz kapıya kendini dar atıyor, merdivenleri dörder dörder atlayarak canını güç kurtarıyordu.
siz âmir olmadınız, sergerdelik [kabadayılık] ettiniz... siz valilik yapmadınız, asesbaşılık [polis şefliği] ettiniz... efelere, taş çıkardınız; zorbalara parmak ısırttınız...
as deyince sıra sıra dar ağaçları kurulur, yak deyince alev alev meşaleler tutuşur, bas deyince tabur tabur jandarmalar üşüşürdü. elinizde zindan anahtarları, belinizde idam ipleri, sırtınızda dar ağaçları vilayet vilayet dolaştınız. ali&'ye çattınız, veli'yi bastınız, ahmed'i kazıdınız, mehmed'i kavurdunuz, beş senedir her tarafta kargalara insan leşinden ziyafet çektiniz.
muhalif mi? al aşağı. muharrir mi? vur başına... türk mü? sür ölüme... rum mu? iste parasını... ermeni mi? kes kafasını... arap mı? çek ipe... kadın mı? gönder eve... haydut mu? buyurun köşeye... külhanbeyi mi? gelsin yanıma... yahudi mi? sor fikrini... kalan kimseye at sopayı... paraları koy cebine... işte sizin programınız bu!
palalarla sopalarla işe giriştiniz; sürülerle insanları dağ başlarına götürüp satırlardan geçirdiniz; babaları, evlatları yoktan yere harcayarak anadolu içerisinde dul kadından, yoksul yetimden başkasını bırakmadınız. ne oluyordunuz? bu kanlı işgüzarlıklar, bu canavar akını, bu fitne ve fesat siyaseti ne fayda verecekti? ne kazanacaktık? dünyayı mı alacaktık, mısır'a sultan mı olacak, hind'e şah mı gidecektik?
sizin sadrazamlıkla, seraskerlikle, nâzırlıkla gözleriniz doymamıştı, a padişah heveslileri... şam'da, halep'te az daha namınıza hutbe okutup, isminize sikke kestirecektiniz. yenilik sizde, kahramanlık sizde, avurt zavurt sizde, caka tavır hepsi sizdeydi. şimdi böyle sinsi sansar gibi tavandan tavana nereye?
evet, nereye gidiyorlar? mahalle kahvesinden bir adımda sadarete, meyhaneye iskemlesinden bir basışta nezarete, tulumbacı koğuşundan bir hamlede valiliğe eren bu türediler: nereye gidiyorlar?
kendileri kürklere büründüler, milletin derisini soydular. kasalarına altın doldurdular, bizim ceplerimize kağıt tıktılar. halk sersefil cami avlularında yatarken çiftlikler aldılar, kâşâneler yaptılar. açlıktan ölenlerin lokmasını ağzından çalarak haspalara ziyafet çektiler. susuzluktan kavrulanların testisini aşırıp havuzlarını doldurdular...
halk sokaklarda pösteki kemirirken, onlar konaklarda ebabil beyni yediler, kuş sütü içtiler. anamıza sövdüler, babamızı dövdüler, tırnaklarımızı söktüler. işte milleti artık büsbütün öldürdüklerinden emin olsunlar. zira damarlarımızda bir damla kan, kollarımızda bir zerre kuvvet kalmış olsaydı yakalarına yapışır, öcümüzü alırdık. halbuki kollarını sallaya sallaya yüzümüze tüküre tüküre gittiler!..
aşk olsun, at da size yaraşır, meydan da!.. bizde bu ölü kan, sizde o yaman surat olduktan sonra bir gün olur yine gelirsiniz. eteklerinizi öptürüp ciğerlerimizi söndürürsünüz. biz size "kırk katır mı, kırk satır mı" diye sormadık. yarın sizin bize: ölümlerden ölüm beğen demek artık hakkınızdır.
lâyığımız olan paşalar! topumuzun kellesini kesmeden nereye?
sadareti boyunca resmi konağı kullanmak yerine kendi evini kullanmayı tercih etmiştir.
edirneli bir çingenedir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar