bugün
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları23
- antipanik sizce biraz antipatik mi12
- ilk buluşmaya başka bir ilk buluşmadan gelen kız8
- bir erkeğe ilk mesaj nasıl atılmalı15
- doğru karpuz seçemeyen erkek12
- bik bik'in jeopolitik ve stratejik önemi13
- bir erkeğe iltifat etmek7
- asgari ücretle kaç litre akaryakıt alınıyor7
- bir sözlük erkegine merhaba adın ney diye sormak3
- şeftali6
- sözlüğün reisi kim anketi19
- sözlükteki kaliteli yazarlar5
- yazarların akşama dair planları6
- çok açık giyinen kadınların evlilik hayali kurması12
- israil'in nükleer silahları imha edilmelidir18
- islamda namaz yoktur32
- sözlükteki her kızı öven tipler11
- ünlüler neden uyuşturucu kullanır21
- uludağ sözlük kızları telegram grubu3
- borsa4
- hayatın boka sarmaya başladığı yaş2
- farklı bir nick görünce feyk sanmak4
- bu yıl sevdam kim olsun2
- sözlük erkekleri adet oluyor mu sorunsalı2
- g i l d e d l i l y15
- ben daha iyilerine layığım2
- sözlüğün reisi kim14
- hikayenin devamını getir8
- sözlükteki fetocular6
- şeytanın bile israil'e karşı olması4
- kurtlar vadisi pusu2
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz36
- yılan dövmeli insanların garip olması5
- organize işler karun hazinesi2
- bir insanı tanımanın en iyi yolu7
- erzurum hdp mitingi6
- moraliniz bozukken ne yapıyorsunuz22
- tas kafa traşlı hırt sorunu5
- nasuh mahruki9
- erkek adamın külahtan dondurma yemesi4
- hakkari mhp mitingi5
- kalp mi daha duygusal mide mi6
- sözlük yazarlarının normal kombinleri16
- arkadaşlar9
- tas kafalı hırtlar için el salvador çözümü4
- antipanik10
- kamber biberi2
- amanda seyfried2
- sosis2
- oksizoron tarafından terkedilenler5
tipi karayollarından emekli enişteme benzer. ama şıtefan konuşsun dinlenir. eniştem hep beygir piyangosu.
bilinmeyen bir kadının mektubu kitabının sonu hüzünlenmeme sebep olmuştur.
(bkz: hayvan gibi şey yapıyosunuz ya)
(bkz: hayvan gibi şey yapıyosunuz ya)
Şu sıralar istanbul metrosunda sık sık okunan yazar.
romanlarının almanca asıllarının pdf'leri bende mevcut olan yazar. merak edenler için amme hizmeti sunacağım, mesaj kutuma buyurunuz.
Çeviri olmasından mı kaynaklı bilemiyorum, hikayeleri türk klasikleri gibi okurken akmıyor. Uzun uzun tasvirleri var lakin okurken konudan koptuğumu hissettim. 2 kitabını okudum. Bir daha okur muyum bir düşünmem lazım. Belki iyi bir yazar ama bana hitap etmedi.
Erika ewald ın askı ve bilinmeyen bir kadının mektubu kitapları ile erkek gozunden kadın askını cok guzel analiz etmis ve yazmıstır.
Her iki hikayede de sonlara dogru bogazıma bir yumru oturdu cok duygulandım.
Her iki hikayede de sonlara dogru bogazıma bir yumru oturdu cok duygulandım.
istatistiklerle türkiye'nin en çok okunan eserleri kendisine ait.
neden? bu kadar talep görüyor? sadece akıcı bir üslup mu? gelin biraz irdeleyelim.
zweig hakkında tezer özlü 1982'de şöyle yazmış: zweig'ın bu denli çok okunan, bazı yapıtlarının 30 dile çevrilmiş bir yazar olmasının nedenini, onun derin psikolojinde ve edebiyat kültüründe aramak gerekir. alman felsefesinin derinliği ve fransız edebiyatının betimlemeciliğini birleştiren zweig, insan ruhunun derinliklerinin ve insanın hastalık derecesine varan tutkularının bir çözümleyicisi olmaya çabalamıştır.
zweig, tezer özlünün de ifade ettiği gibi, bir derinliğinin olduğunu görüyoruz. kendisi, avusturya'nın varlıklı bir ailesinin evladı. hem varlık, hem bu kozmopolit viyanasında birçok dilin konuşulduğunu düşünürsek bu derinliğin temellerini görebiliriz. ingilizce, fransızca, italyanca, latince ve yunancayı çok iyi şekilde öğrenmesi ona düşünsel anlamda bir anahtar oldu.
19. yy, avrupası daha evvel hiç olmadığı kadar karmaşa, ve buna rağmen yine hiç olmadığı kadar entelektüelitenin yoğun olduğu dönemdi. hiç kuşkusuz, zweig sadece bir edebiyatçı değil, psikolojik ve sosyolojik anlamda bu entelektüelitenin çocuğudur.
savaş karşıtı olması, buna mukabil 2 dünya savaşı görmesiyle yazdıkları kuşkusuz çok mühim bir değer taşıyor. çünkü, insanoğlu yaşadığı savaşları unuttular, unutulan savaş ise, tekrar bir yıkıma sebep olabilir.
velhasıl, kendisinin diğer yazarlara göre farkı; edebiyatını, sosyolojik, psikolojik, tarihi vesaitlerle doldurması, bundan da önemlisi diğerlerinin yapamadığı, ruha dokunmasıdır.
kendisi intihar etmiştir, lakin eserleri hala günümüzde dahi bir ışık görevi görüyor, ve görmeye de devam edecektir.
neden? bu kadar talep görüyor? sadece akıcı bir üslup mu? gelin biraz irdeleyelim.
zweig hakkında tezer özlü 1982'de şöyle yazmış: zweig'ın bu denli çok okunan, bazı yapıtlarının 30 dile çevrilmiş bir yazar olmasının nedenini, onun derin psikolojinde ve edebiyat kültüründe aramak gerekir. alman felsefesinin derinliği ve fransız edebiyatının betimlemeciliğini birleştiren zweig, insan ruhunun derinliklerinin ve insanın hastalık derecesine varan tutkularının bir çözümleyicisi olmaya çabalamıştır.
zweig, tezer özlünün de ifade ettiği gibi, bir derinliğinin olduğunu görüyoruz. kendisi, avusturya'nın varlıklı bir ailesinin evladı. hem varlık, hem bu kozmopolit viyanasında birçok dilin konuşulduğunu düşünürsek bu derinliğin temellerini görebiliriz. ingilizce, fransızca, italyanca, latince ve yunancayı çok iyi şekilde öğrenmesi ona düşünsel anlamda bir anahtar oldu.
19. yy, avrupası daha evvel hiç olmadığı kadar karmaşa, ve buna rağmen yine hiç olmadığı kadar entelektüelitenin yoğun olduğu dönemdi. hiç kuşkusuz, zweig sadece bir edebiyatçı değil, psikolojik ve sosyolojik anlamda bu entelektüelitenin çocuğudur.
savaş karşıtı olması, buna mukabil 2 dünya savaşı görmesiyle yazdıkları kuşkusuz çok mühim bir değer taşıyor. çünkü, insanoğlu yaşadığı savaşları unuttular, unutulan savaş ise, tekrar bir yıkıma sebep olabilir.
velhasıl, kendisinin diğer yazarlara göre farkı; edebiyatını, sosyolojik, psikolojik, tarihi vesaitlerle doldurması, bundan da önemlisi diğerlerinin yapamadığı, ruha dokunmasıdır.
kendisi intihar etmiştir, lakin eserleri hala günümüzde dahi bir ışık görevi görüyor, ve görmeye de devam edecektir.
(bkz: Karanlıktan Önceki Yaz) isimli kitapta 1 ve 2 dünya savaşlarındaki haleti ruhiyesi ve neden savaş karşıtı bir kimlik kazandığı güzelce işlenmiştir.
Bu adam niye böyle birden ünlendi ya? Bir zamanların kürk mantolu Madonna dalgası gibi esiyor şu dönemde. Birkaç güne yaprak bile kımıldatamayıp tekrar okunmamaya mahkum kalacak.
Milletçe taktık mı takıyoruz. Gerçi bana göre olay tam olarak takıntı değil, özentilik. Kitap siteleri stefan'ın setlerini satıyor, kitapçıların ön rafları kendisinin kitaplarıyla dolu. Ha bir de sanırım okuyup da okuduğunu vurgularcasına da instagram'da hikaye atmak gibi garip ritüelleri var şu dönemin okuyucu kitlesinin.
Sırf okumuş olmak için okuyorsunuz. Bayılıyorum insanımıza. *
Edit: sayfa sayısının az, maliyetinin de düşük olmasından ileri geldiğini düşünmüyorum okunma sayısındaki artışın. Orta kalınlıkta olan ve fiyatı da 40 liradan aşağı olmayan kinyas ve kayra da oldukça popüler mesela.
Bu tamamen "herkes okuyor ben de okuyayım" düşüncesiyle atılan adımlar.
Milletçe taktık mı takıyoruz. Gerçi bana göre olay tam olarak takıntı değil, özentilik. Kitap siteleri stefan'ın setlerini satıyor, kitapçıların ön rafları kendisinin kitaplarıyla dolu. Ha bir de sanırım okuyup da okuduğunu vurgularcasına da instagram'da hikaye atmak gibi garip ritüelleri var şu dönemin okuyucu kitlesinin.
Sırf okumuş olmak için okuyorsunuz. Bayılıyorum insanımıza. *
Edit: sayfa sayısının az, maliyetinin de düşük olmasından ileri geldiğini düşünmüyorum okunma sayısındaki artışın. Orta kalınlıkta olan ve fiyatı da 40 liradan aşağı olmayan kinyas ve kayra da oldukça popüler mesela.
Bu tamamen "herkes okuyor ben de okuyayım" düşüncesiyle atılan adımlar.
telif hakları kanunen 70 yıl ile sınırlıdır. ölümünün üzerinden ya da telifte hak iddia eden kişi ya da kurumun sözleşmesi üzerinden 70 yıl geçen yazarların telif hakları ortadan kalktığı için yayın evleri telif ücreti ödemeden eser basabiliyorlar.
a101 de 3tl ye sabahattin ali kitabı görme nedenimiz budur..
a101 de 3tl ye sabahattin ali kitabı görme nedenimiz budur..
Şu sıralar kitapları hayli ucuz ve incecik bi solukta okunan cinsten basılmakta. Haliyle ve harika üslubuyla bugünlerde oldukça popüler.
Birden ünlendi yazmış biri.
Devamını okumadım.
Devamını okumadım.
satranç iyidir.
Sanırım Telif hakkı olmaması sebebiyle yayınevlerinin bugünlerde kitaplarına deli gibi reklam abandigi , hatta toplu hikayelerinin bulunduğu derleme kitapları 2 ye 3 e bölerek yayımladığı yazar.
Artık okumayanı zikiyorlar. O yüzden okumuyorum, okumayacağım.
gençler belki ben bir kaf dağında yaşayan ulu bilge değilim ama şu uzuuun ömrümde tek bir şey öğrendiysem o da "popüler olanı reddediyorum" lafının ergenlik sancısından, aptallıktan başka bir şey olmadığıdır.
bu mantıkla siz ancak aşkım kapışmak okursunuz zaten.
aa pardon, amk ülkesinde o bile popüler değil mi?
bu mantıkla siz ancak aşkım kapışmak okursunuz zaten.
aa pardon, amk ülkesinde o bile popüler değil mi?
intihar etmiştir.
görsel
çoğunlukla aynı konular üzerinden ilerlemiş olsa da kitapları, okurların kitabı okurken kendinde birçok duyguları bulabileceği yapıtlar sergilemiştir. ihanet, ölüm, imkansızlıklar, aldatılmak, heyecan, beklenti...
çoğunlukla aynı konular üzerinden ilerlemiş olsa da kitapları, okurların kitabı okurken kendinde birçok duyguları bulabileceği yapıtlar sergilemiştir. ihanet, ölüm, imkansızlıklar, aldatılmak, heyecan, beklenti...
zweig sevenlerin jose saramago seveceğini de düşünüp öneriyorum.
Soyadının almanca okunuş versiyonu "şıvayk" olmalı. Alamancı profesörden öyle duyduk.
çeşit çeşit romanı kitapçıda neden 5 liraya satılıyor anlamadığım adam. siz bu adamın sanatına 5 liralık mı değer veriyorsunuz arkadaşlar.
özlülük konusunda yüzyılın en iyi yazarlarındandır. eserlerini okurken sizi bileklerinizden kavrayarak çektiği dünyanın sınırlarını öyle güzel çizer ki içinizde sarıp sarmaladığınız benliğinizi dışarı çıkarmaktan çekinmezsiniz.
bir kadının yirmi dört saati adlı eserinde kendinizden uzak tutmaya çalıştığınız ama yaptıklarını bir türlü unutamadığınız o diğer benliğinizi bir yabancıya anlatma ihtiyacıyla tutuştuğunu zamanlarınızı hatırlarsınız. bazı şeylerin göründüğü ve hissedildiği gibi olmayacağını tokat gibi çarpar yüzünüze. insanların hayat hikayelerine bakış açınızı alt üst eder. ve bunları sadece 80 sayfada gerçekleştirir.
bir çöküşün öyküsündeyse bizi osmanlı dönemi cariyelerinden alışık olduğumuz "gözden düşen gözde" ruhuna yakın bir duyguya çeker. stefan zweig; bayan de prie'nin yalnızlığını, yalnız kaldıkça yaptığı hatalarını ve hatalarının onu götürdüğü son çırpınışlarını eliniz kolunu bağlı bir köşeden izlettirir size. bir mektup yazıp destek olma isteği uyandırmıştı bende.
sevgili bayan de prie,
(...)
bir kadının yirmi dört saati adlı eserinde kendinizden uzak tutmaya çalıştığınız ama yaptıklarını bir türlü unutamadığınız o diğer benliğinizi bir yabancıya anlatma ihtiyacıyla tutuştuğunu zamanlarınızı hatırlarsınız. bazı şeylerin göründüğü ve hissedildiği gibi olmayacağını tokat gibi çarpar yüzünüze. insanların hayat hikayelerine bakış açınızı alt üst eder. ve bunları sadece 80 sayfada gerçekleştirir.
bir çöküşün öyküsündeyse bizi osmanlı dönemi cariyelerinden alışık olduğumuz "gözden düşen gözde" ruhuna yakın bir duyguya çeker. stefan zweig; bayan de prie'nin yalnızlığını, yalnız kaldıkça yaptığı hatalarını ve hatalarının onu götürdüğü son çırpınışlarını eliniz kolunu bağlı bir köşeden izlettirir size. bir mektup yazıp destek olma isteği uyandırmıştı bende.
sevgili bayan de prie,
(...)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar