bugün

entry'ler (2416)

melek karaaslan

Melek oldu gitti Melek ama yıllar sonra bile onu öldüren şeytanlar burada onun anısına yazılan satırları eksiliyor...

Ne maksatla eksilediğini özelden yazsın da eşitlik sağlansın...

alkol tüketen insan

teorik olarak böyle bir insan yoktur. Alkol saf olarak tüketilmez çünkü. alkollü içecektir o kastedilen sanırım ama söylemeyi beceremezler. Basit connectionları bile kuramaz, 3 yaşındaki çocuk zekasının bile üstesinden gelebileceği çıkarımları asla yapamazlar. Gözler kör edilmiştir sözde mürşitleri tarafından.. kulaklarına civa dökülmüştür sağırdırlar... Haşa, şartlandıklarından bir kelime fazlasını konuşamazlar.

bir dönem kolonyayı bile haram ilan edenleri şimdi tırım tırım 80 derecesinden dezenfektan/kolonya kovalarken görmek de hoşuma gidiyor sözlük...

Bu arada sözde mürşitlerinin %0 fen bilgisiyle %100 haram ilan ettikleri o alkol, doğal ve/veya kontrollü tüm fermentasyonların sonucunda ama az ama çok açığa çıkar. Temel tüketim maddelerimizin çoğunda muhtelif miktarlarda alkol bulunur...

kadınların kapanması gerektiği gerçeği

kökü islamiyetten çoook öncelerine uzanan , anaerkil toplumdan ataerkil toplumlara dönüşmek için tornistan basmaya çalışan kültürlerde başlatılmış uyduruk bir geleneğin semavi dinler çağında mezopotamda'da kabul görmesinden ibarettir.

Dönemin arap kıyafetleri tasvirlere bakarsanız oldukça farklı olup günümüz arap geleneklerine göre görece yenilikçi bir giyim kuşam hali söz konusuyken muhtelif başkentlerde icat edilen yeşil kuşak fikri sonrası yeniden kodlanan ve sözde alimler/ mürşitler eliyle en ücra mezralara dahi dayatılan bu kılık kıyafetin ne dönemin ne de günümüzün realitesiyle uzaktan yakından alakası bulunmamaktadır.

letgo ölücüleri

(bkz: #44439713) ile detaylandırdığım kitledir.

letgo

bütün dünyada yaygın bir sistem olmakla beraber bu kadar "ölücüyü" bir arada barındıran tek ülke olabiliriz.

Bir arkadaşım şehir değiştirmeye karar verdi. Satın aldığı ev sıfır ve çamaşır makinesinden klimaya, buzdolabından bulaşık makinesine, hatta ocaktan fırına, davlumbaza kadar her şey olunca burada daha 6 ay önce birlikte satın aldığımız eşyaları letgo üzerinden satışa koydu. Yepyeni eşyalar, eleman doğru dürüstr evde olmadığından hemen hiç kullanılmamış desem yeridir.

6000 liraya aldığı bulaşık makinesine (şimdiki kampanyalı fiyatı 7200) 4000, 5000 liraya aldığı buzdolabını(şimdiki fiyatı 6000) 3500, 6000 liraya aldığı çamaşır makinesini (şimdiki fiyatı 6600) 4000 gibi uygun fiyatlar yazdı. Neyse biz kahveleri içerken ilanlar onaylandı ve mesaj yağmaya başladı.

Biri komple sete ne stersiniz diye sordu, çocuk 10000'e gelin alın uğraşmayayım dedi, adam 3000 olmaz mı dedi...

diğeri yepyeni buzdolabına "ikinci elde böyle oluyor abi" diye 750 teklif etti. Bizimki "olmaz" deyince 1000 son vereyim dedi. 2 saat böyle saçma sapan mesajlar gelince sonra bütün ilanları sildi sinirden. Üşenmedi, mezun olduğumuz fakültenin mezunlar derneğine haber saldı, çomar olmamak kaydıyla nakliyesine dek kendi ödeyip aydın, ilerici öğrenci evlerine hediye etti koltuklarına kadar tüm eşyalarını...

Delirttiler adamı...

ayrıca (bkz: letgo ölücüleri)

yaşasın ırkımız

vıcık vıcık ırkçılık sızan 3 notadan ibaret şarkımsı. Çocukların ve gençlerin ruh sağlığını olumsuz etkilediğinden yasaklanmalı...

18 ocak 2021 silivri semalarında görülen ışıklar

Şayet birkaç göktaşı veya kuyrukluyıldız ardarda dünyamıza inmeye karar vermediler ise modern bilimle açıklayabilmek için çokça taklalar atmam gereken ışıklardır. Saatv03:30 dolaylarında çöp atmaya aşağı indim. Sonra bir iki tur atıp şu 10000 adım hedefine ulaşayım istedim, ilk turu tamamlayıp sahile geldiğimde bir sigara yaktım denize karşı... Soğuk havaya rağmen rüzgar yok, kar beklerken pırıl pırıl bir gökyüzü ve eşsiz yıldızlar... Yılın bu zamanı yazlıkçı bölgelerinde şehir ışıkları da seyreldiğinden daha çok yıldız görürüz. Gözlerim güneş batınca Silivri istikametinden gelen üç balıkçı teknesini aradı, seçemedim. Balık bulamadılar her halde... Derken önce denizden yukarı doğru mavi beyaz bir ışık yükseldi. 17 ağustos depremini bilen yaşayan ve denizden yükselen ışık topları hadisesimden haberdar biri olarak irkildim, sonra bir balıkçının ya da geminin işaret fişeği atmış olabileceğini düşündüm. Marine traffic uygulamasından hangi gemi olduğuna bakmak için elimi cebime attığımda telefonumu masanın üzerinde bıraktığımı hatırladım. Bu ışık gözden kaybolduktan birkaç saniye sonra Ereğli istikametinden gerçekten büyük bir hızla gelip ufkun altından denizde kaybolan ve yolu boyunca gayet kararlı hareket eden mavi-beyaz iki ışık gördüm... Buralarda çokça ve değişik şekillerde meteor gördüğümüz için gerek hızı, gerek hareketlerin niteliği, gerekse renkler dikkate alındığında meteor olmadıklarını düşünüyorum. Üstelik ikiz (hatta cılız bir üçüncü de vardı, sanırım farklı istikametten, açıktan aynı yere giden) asteroid iyice seyrek bir hadisedir... 2021'i de uzaylı istilası olmadan atlatabilirsek ne ala...

en rezil olduğunuz an

Mef Bakırköy kantininde - o zamanlar kantinde sigara içebiliyorduk- benden ateş istedi dershanenin en güzel kızı... Yün kırçıllı gri bir kazağı vardı. Her zaman zippoyla gezen ben, o gün unutkanlık sonucu kibrite kalmıştım... Neyse uzatmayalım, artistik bir şekilde kibriti çaktım ama kibritten küçük bir parça yanar vaziyette kopup serbest atış hareketi şeklinde bir rotayla kızın kazağına doğru uçmaya başladı. O an neler olabileceğini saliseler içinde kestirmeye çalışırken o kahrolası Parça kazağa indi ve o an sanki benzin dökülmüşçesine kazağın kırçılları alev aldı.. Ani bir refleksle süper kahraman olarak olaya el attım.. Cidden el attım, iki elimle kızın kazağındaki alevleri söndürmeye çalıştım.. Kız da bir taraftan kendi elleriyle durdurmaya çalışıyor.. Sonra ikimiz de aynı anda kazağını çıkarmaya başladık, ben de ona yardım ediyorum, ortam epey ateşli anlayacağınız...
Neyse saçları falan tutuşmadan olay bertaraf edildi, bir kantin dolusu insan öylece durmuş bize bakıyordu, ben de dönüp "neden yardım etmiyorsunuz" falan diye çıkışınca oradaki kızlardan biri "sigara yakma ayağına iş tutuyorsunuz sandım ondan bozmak istemedim" gibi bir şey söylemişti de utancın iki kat artmıştı...
Neyse özürler falan karşılıklı,.. O niye özür dinliyorsa artık... Dershaneden sonra özür mahiyetinde birşeyler içmeye gittik kızla, birkaç gün sonra sevgili olduk. hala unutamam..
Yıllar sonra o ortamda bulunan başka bir sınıf arkadaşımla karşılaştık da ilk anlattığı anımız o oldu herifin, "falancanın göğüslerini kantinin ortasında nasıl avuçlamıştın öyle abi yaa"... ben ateşleri durdurmak derdindeyim, millet de kendine materyal topluyormuş meğer...

100 insandan 99 u cehenneme gidecek

Hiçbir ayette yer almayan önermedir.

yazarların en büyük pişmanlıkları

dalgasına aldığım nickname... sonrasında birden bire yazar olup ve nickimi değiştirememem...

Sevgili modlar da hiç yardımcı olmadı o dönem ne yalan söyleyeyim...

yazarların en büyük pişmanlıkları

dalgasına aldığım nickname sonrasında birden bire yazar olmam ve nickimi değiştirememem...

Sevgili modlar da hiç yardımcı olmadı o dönem ne yalan söyleyeyim...

gurbetçi

Türkiye'de (bkz: alamancı), almanya'da (bkz: auslander) olan insanlardır. Yelpazenin sağında olanlar her zaman aynı kafadaydı, şimdi "yeni sağ" sonrasında bir oraya bir buraya savrulmaktan iyice aptal edildi insanlar...

vegan kasap

açık söyleyeyim, başarılı bir PR...

Vegan ma nav zaten mantıksız. Vegan market her yerde var... adamlar kendilerinden söz ettirmenin ve gerilla marketingin dibine vurmuşlar, tebrik ederim bu fikri...

islam dininin aşırı mantıklı emirleri

Doğrudan Kurandan doğanlar ve hadislerden gelenler şeklinde temel bir ayrıma gidilebilir. Kurandan doğan e yoruma dayanmayanlar dışındakiler kesinlik konusunda sıkıntılı olduklarından bunlara "Allahın Kelamı"ndan ziyade "kulun yorumları" demek daha doğru olur.

Hadislerin sahhihliği konusu mu? Bakınız Buhari'nin es-sahhihînin yazası Buhari değil, öğrencilerinden el-yununi'dir. Kitabın kaleme alındığı belirtilen tarih takriben Peygamberimizin vefatından iki yüzyıl sonrasına adreslense de bu nüsha bile elimizde yoktur. Aslında elimizdeki en eski nüsha 19.yüzyılda Mısır'da bulunan bir nüshadır. Tesadüfe bakın ki tam da Mısır'da ingiliz etkisinin güçlendiği zamanlara isabet eder bu tarih de...

rkc waalwijk

Lakabı "kupondeviren"dir... Nice dağ gibi kuponu tek maçtan sağa yatırmıştır....

15 ocak 2021 marmara açıklarındaki ufolar

Bölgede yaşayan biri ve bahsedilen saatlerde arka balkondan Silivri açıklarına net bir görüşe nazır kahve içen biri olarak birkaç gündür açık denizde şimdiye dek görmediğim gemi türlerini gördüğümü, bahsettiğiniz saatlerde de yine benzer gemilerden birini bu kez kıyıya daha yakın seyrederken gözlemlediğimi ve bu aralar -ne zaman orada olsa istanbul için pek hayır olmayan- o jack up denen nesneye çok sayıda gemi yanaştığını, yani olağandışı bir hareketlilik olduğunu gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim.

Yine geçen gece ufaklığı sitede gezdirirken deniz kıyısında uzaktan yakılan bir ateşin ışığının yansımasıyla muhtemelen bej renkli, köpek olamayacak kadar iri bir şey gördük. Sitemizin kangalı tosun yanı başımızda uyurken birden ona doğru havlamaya başlayınca o şey durdu ve birkaç saniye sonra kayboldu. O sessizlikte kumdan koşarken sesini duymamız ya da sahildeki ışıklar sebebiyle belli noktalarda kendisini görmemiz gerekirken göremedik, benim koşu istikametine baktığımı gören eşim de "denize doğru uçtu galiba" dedi... Telefonun ışıklarıyla gördüğümüz yere gittik, ayak izlerinden anlamak için ne olduğunu, ancak iz yoktu... izleri silecek dalga da yoktu, deniz hani karıncanın su içtiğidenilen cinsten durgundu...

Bu mevsimde buralarda o irilikte bir kuş (leylek, turna gibi) yok...

türkiye nin en büyük sorunu

Ahlak sorunudur, en son aşı konusunda gördük... Adı sanı duyulmamış akpliler "topluma örnek olma" bahanesiyle kimsenin ulaşamadığı o aşıyı çatır çatır olup utanmadılar... Merkel ise sırasını bekliyor...

param hazır yerli oto alıcam

vestel'den afedersin buzdolabı bile almam ben, araba şöyle dursun...

battle for sevastopol

2. dünya savaşına dair çevrilmiş iyi filmlerden biridir...
Bugüne dek savaşı sıklıkla Hollywood yapımlarından izledik. Ya da daha çok BBC kaynaklı Avrupa yapımlarından. Yapabilirseniz bir de dönemin Sovyet sinemasından ve sovyetler sonrası Rus sinemasından izleyin.

josef stalin

Geçmişi bilmek, geçmişin her yönden gerçekçi bir değerlendirmesini yapabilmek bu günü anlamak ve geleceği yaratmak açısından vazgeçilmez bir gerçektir. Bunu yaparken düşülen en büyük yanılgı, dün olanları tamamen farklı koşullarda bugün olmuşçasına değerlendirmek ve buradan bir kesin/tartışmasız bir yargıya ulaşmaktır.

Stalin pek çok açıdan kritik edilebilir. Hatta gerçekten başarılı mıdır yoksa ifaşizm belasının dünyanın ayaklarına doladığı 2. dünya savaşı sırasında Sovyetler Birliği'nin başında bir başkası olsaydı Hitler daha erken durdurulabilir miydi tartışılır, tartışalım...

Bugün kızıyoruz, falanca halkı oradan aldı, sibirya'da kurduğu gulaklara sürdü, eziyet etti... Doğru. Fakat bu sert kararların altında hep o travmatik ikinci cihan harbinin yattığı gerçeğini unutuyoruz. Milyonlarca Sovyet vatandaşı bir savunma hattı yaratabilmek adına hayatını kaybederken Sovyetlerin içinde yaşayan bazı grupların, halkların ve hatta özerk cumhuriyetlerin saf değiştirerek önemli geçiş yollarını Hitler'in ordusuna "açmaları"nı savaş sonunda karşılıksız bırakmamıştır... Buna başladığında ise bugünlerden çok tanıdık olan bazı simaların da düştüğü çukura sağlanmış ve kendisine muhalif olanları da işin içerisine katarak rejimini sağlamlaştırmaya çalışmıştır. Dikkatinizi çekerim, Stalin de Gürcü'dür. Hayır Gürcüler hep böyledir denmeye çalışmıyorum, bilakis bizim coğrafyadandır, bizdendir işlte.. Stalin dışında Sovyet Rusya'da kendi rejimi için böylesine bir istibdat yönetimi izleyen başkaca bir lider yoktur. Şayet Stalin sonrasında Beria yönetime geçseydi-ki son ana kadar bundan çok emindi ancak Sovyet siyaset kültürü buna izin vermedi- o zaman bu durum bir gelenek haline gelecekti ve muhtemelen Sovyetler Birliği daha erken dağılacaktı... 1968 aydınlanmasının olmadığı ve bugün yaşadığımız fiziksel, kültürel, sosyoekonomik karanlığın çok daha erken köklendiği bir dünya düşünebiliyor musunuz? Stalin böyle bir bir dünyaya sebep olabilirdi, bu aydınlanmanın 1968'e dek gecikmesinin de sorumlusudur belki. Öyle bir noktaya gelmiş ve güç sarhoşluğuyla o kadar çok kırıp dökmüştür ki içeride de çok seveni olduğunu söyleyemeyiz. Nitekim ölürken belki de onu kurtarabilecek olan yakın çevresi müdahale etmek yerine ölmesine izin vermiştir. Sovyet kültürel devriminden akademik hayata, tarımdan sanayiye, maalesef eğitimden sanata kadar her boka müdahale etmiş olup imparatorluklar döneminden sonra 20.YY'da soyu tükenmekte olan herbokologların nesline liderlik etmiş ve yeniden türemelerine neden olmuştur..

Ama diyorum ya kızılabilecek o kadar çok yanlışı varken belki de en insani kızgınlıkla milyonlarca vatandaşının ölümüne neden olan "satışçıları" sert bir şekilde cezalandırmasına takılıyoruz, yıllarca süren, her açıdan çöküntü ve travmalara yol açan, pek çok insanınızı, güvendiğiniz subaylarınızı, gençlerinizi, kadınlarınızı kaybettiğiniz kör karanlık günlerin travmatik baskısı altında pek çoğumuzun farklı ve insani bir yol izleyebileceğini zannederek....
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.