bugün
- bu koyden olsam ne olacak13
- bir kilo patatesin 50 lira olması6
- true'yi eskorta emanet etmek10
- kadınların dışarı çıkmasının tek amacı6
- sinsice kavga izleyen yazarlar6
- reis olmasaydı ismimiz gocutakis uğurtakis olurdu4
- herkesin bir şeye inanma zorunluluğu5
- yeni parti31
- imamların maaşı çok diyen öğretmen9
- tai lung6
- hastane randevusu5
- kuteybe bin muslim3
- dünyaya nur gelecek3
- sarhoş olunan gecenin sabahında hissedilenler6
- opel rekord3
- kasiyer kıza nasıl açılırım20
- tepenin gözleri filmindeki seks sahnesi3
- pompacı kıza nasıl açılınır8
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz6
- benzetildiğiniz ünlü10
- insan olmaya ceyrek kala18
- adnan oktar9
- türkiye chp ile dünya devi ülke olacak2
- tarihin en başarılı sporcusu4
- true'nin üzerine şişme kadın atmak2
- ideal erkek boyunun 1 84 olması14
- burnu olmayan insanla sevgili olmak2
- nasıl gidiyor hayat6
- yeni parti'nin logosu4
- sözlük yazarlarından aforizmalar2
- güne bir şarkı bırak6
- bir organınızdan vazgeçmeniz gerekse2
- büyük sözü dinlememek5
- rakı tokuşturan tipler5
- namazında niyazında erkek3
- hırt10
- topluma nasıl faydalı olunur3
- cumhuriyet halk partisi16
- ben ahbap derneğine güveniyorum16
- chp nin camileri ahır yapması4
- bik bik sözlüğün kraliçesidir4
- goku vs sarı şeker2
- barış yarkadaş8
- güne bir soru bırak5
- ronaldo vs messi2
- enayimiknatisii4
- manyak bey birader ne yapıyor sorusu2
- özlü söz3
- bu mudur yani2
- true ahlaksızlığı6
Dotoyevski, devlet aleyhine düzenlenen bir eyleme karıştığı iddiasıyla tutuklanır, idam isteği ile yargılanır.
Hapishanede yattığı hücrede, ertesi gün verilecek kararı beklerken, gece yarısından sonra silâhlı iki asker tarafından alınır,
Ölüm kararı okunur yüzüne karşı...
Papaz günah çıkarttırır...
Gözleri bağlanmadan önce kurşuna dizileceği direk ve ellerinde tüfekleriyle askerleri görür,
Ellerindeki kelepçenin çıkarıldığını fakat bu kez bir direğe bağlandığını hisseder,
Henüz 28 yaşındadır (yıl: 1849),
Titreyen bedeni ve ruhu ölüm korkusunu yaşamaktadır,
Her an "Ateş" emri verilecek, askerlerin tüfeklerinden fırlayacak kurşunlarla bedeni delik deşik olacaktır...
işte o anda bir çift elin gözlerine uzandığını ve sıcak bir nefesi yüzünde hisseder,
Soğuk terler boşanır bedeninden.
Gözlerini örten bez çekilip alındığında, yılan gibi tıslayan bir subayın, ölü balığı andıran bakışlarını ve gülümsemeye çalışan gözlerini görür.
"idam edilmeyeceksin Fyodor Mihayloviç Dostoyevski. Mahkeme seni 8 yıl hapisle cezalandırdı, Yüce Çarımız ise cezanı 4 yıla indirdi."
Sessizce bu söylenenleri dinleyen Dostoyevski'nin gözleri "peki neden?" der gibi merak ve biraz da kuşku ile bakmaktadır.
"Çünkü" der subay, "Çünkü sana ölüm korkusunu yaşatarak seni korkutmak istedik. Umarız bundan sonra Yüce Çar'ımıza karşı gelmezsin".
Ve bir daha Çar'a hiç karşı gelmedi Dostoyevski...
Hapishanede yattığı hücrede, ertesi gün verilecek kararı beklerken, gece yarısından sonra silâhlı iki asker tarafından alınır,
Ölüm kararı okunur yüzüne karşı...
Papaz günah çıkarttırır...
Gözleri bağlanmadan önce kurşuna dizileceği direk ve ellerinde tüfekleriyle askerleri görür,
Ellerindeki kelepçenin çıkarıldığını fakat bu kez bir direğe bağlandığını hisseder,
Henüz 28 yaşındadır (yıl: 1849),
Titreyen bedeni ve ruhu ölüm korkusunu yaşamaktadır,
Her an "Ateş" emri verilecek, askerlerin tüfeklerinden fırlayacak kurşunlarla bedeni delik deşik olacaktır...
işte o anda bir çift elin gözlerine uzandığını ve sıcak bir nefesi yüzünde hisseder,
Soğuk terler boşanır bedeninden.
Gözlerini örten bez çekilip alındığında, yılan gibi tıslayan bir subayın, ölü balığı andıran bakışlarını ve gülümsemeye çalışan gözlerini görür.
"idam edilmeyeceksin Fyodor Mihayloviç Dostoyevski. Mahkeme seni 8 yıl hapisle cezalandırdı, Yüce Çarımız ise cezanı 4 yıla indirdi."
Sessizce bu söylenenleri dinleyen Dostoyevski'nin gözleri "peki neden?" der gibi merak ve biraz da kuşku ile bakmaktadır.
"Çünkü" der subay, "Çünkü sana ölüm korkusunu yaşatarak seni korkutmak istedik. Umarız bundan sonra Yüce Çar'ımıza karşı gelmezsin".
Ve bir daha Çar'a hiç karşı gelmedi Dostoyevski...
türk siyasetinde birileri tarafından daima korunmaya çalışıldığı söylenen nosyon. işin garibi; birilerini statükoyu korumaya çalışmakla itham edenler, roller değişince statükocunun ağa babası olur çıkarlar. öyle, herkesin gizli gizli sevdiği, lakin kimsenin birlikte görülmek istemediği bir meret bu statüko denen şey.
statu qua, latince olan bu kelime, türkçeye statüko şeklinde geçmiştir. mevcut pozisyonu ve ya güç dengesini anlatır. örneğin yunanistanla aramızda ki "soğuk savaş statükosu" dur ve iki tarafta güç dengesini lehine çevirmeye çalışsa da tüm dünya şuanki güç dengesinden memnundur, iki taraftan herhangi birinin güç dengesini değiştirmesi demek "savaş" demektir.
bir ikinci örnekte kıbrısı ele alalım, kıbrıstaki statuko "ateşkes" 'tir. yani kıbrısta hala süregelen bir savaş vardır, ancak ateşkes ilan edilmiştir.
bir ikinci örnekte kıbrısı ele alalım, kıbrıstaki statuko "ateşkes" 'tir. yani kıbrısta hala süregelen bir savaş vardır, ancak ateşkes ilan edilmiştir.
yasalcı diyelim.
ülkemizdeki en güzel örneği dokunulmazlık ve barajdır.
içinde bulunulan durum. örnek vernek gerekirse; kapitalizm mevcut ekonomik sistemdir. onu savunanlarda statukocudur.
mevcut durum.
bir çeşit saltanatı meşrulaştırma yöntemidir.
güzel ülkemizde hala değişim denen olguyu kavrayamayan zihniyeti açık eder terimdir.
bu kimi zaman parti kapatmak şeklinde tezahür eder, kimi zamanda darbe yapmak.yani efendim yöntemleri değişebilir balans ayarı yapanların.ancak değişmeyen şey, değişen dünyayla birlikte dönüşen ülkemizin artık eski otoriter düşünce kalıplarıyla yorumlanamayacağı gerçeğine işaret eden gelişmelerin "x" gerekçelerle bastırılmaya çalışılması durumudur.
yine de ümitlidir yazarınız.kapıyı kapatsan pencereden girecek global rüzgarlar kaydıracaktır ayaklarını statükosever dinazorların.
yazımı sonlandırırken çok sevdiğim bir sözünü yazarak selamlıyorum çetin altan ustayı.
efendim siz yine de "enseyi karartmayın"
bu kimi zaman parti kapatmak şeklinde tezahür eder, kimi zamanda darbe yapmak.yani efendim yöntemleri değişebilir balans ayarı yapanların.ancak değişmeyen şey, değişen dünyayla birlikte dönüşen ülkemizin artık eski otoriter düşünce kalıplarıyla yorumlanamayacağı gerçeğine işaret eden gelişmelerin "x" gerekçelerle bastırılmaya çalışılması durumudur.
yine de ümitlidir yazarınız.kapıyı kapatsan pencereden girecek global rüzgarlar kaydıracaktır ayaklarını statükosever dinazorların.
yazımı sonlandırırken çok sevdiğim bir sözünü yazarak selamlıyorum çetin altan ustayı.
efendim siz yine de "enseyi karartmayın"
halil cibranın bir cümlesini hatırlamama sebep olan kelime.
"baskıya başkaldırmayan kişi kendine karşı adaletsizdir."
"baskıya başkaldırmayan kişi kendine karşı adaletsizdir."
onu korumaya çalışan insanlar kimi zaman diğerleri tarafından kötüleniyor. hatta statükocu diye ona hakaret(!) bile edebiliyorlar
(bkz: rauf denktaş)
(bkz: rauf denktaş)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar