bugün
- üstteki yazar gözünde nasıl canlanıyor7
- insanlardan nefret etmek8
- yazarların on üzerinden komiklikleri47
- larisalisa10
- yer sofrası5
- bruce lee4
- m r e r e c t o12
- eve atılan kızın ekşici çıkması3
- yalnızlık güç değildir4
- uludağ sözlük discord grubu7
- birine geç kalmak4
- tarihte kürşad diye birinin hiç yaşamaması2
- çocuğum olmuyor ne yapmalıyım4
- cayır cayır yanan kız12
- gitara rastgele vurunca caz olması2
- aylık 338 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- güzel bir kadını terk etmek5
- filmlerde dövülen adamın güçlenip geri dönmesi3
- aşkım daha önce hiç patlıcan yemedim diyen kız2
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- satranç haram yasaklansın17
- neden bu kadar sevildiği anlaşılamayan şeyler7
- 2026 dünya kupası9
- 1 milyar tl loto ikramiyesi çıkan şanslı vatandaş3
- şişman kezoyu eskrim hamleleri ile zayıflatmak4
- gir içime hünharca12
- anayasa değişiklik paketi3
- beyazsemsiyeliyabanci48
- afganistan islam emirliği3
- timsah4
- arkadaşlar bakar mısınız9
- park sorunu6
- y d isimli vatandaş2
- abd'nin iran füzelerine müdahale etmemesi2
- dul kalmak4
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- kaslı erkek isteyen şişman kız4
- suca suruklenen cocuk6
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek8
- dönere asgari 200 gr porsiyon sınırı gerekliliği4
- faşizme karşı birleşik direniş cephesi2
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- onlyfans4
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak10
- chp de grup krizi kürsü kavgası3
- müzik haramdır5
- file çorap giyen bir kıza aşık olmak4
- kürt mutfağı7
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- faik öztrak5
onu korumaya çalışan insanlar kimi zaman diğerleri tarafından kötüleniyor. hatta statükocu diye ona hakaret(!) bile edebiliyorlar
(bkz: rauf denktaş)
(bkz: rauf denktaş)
halil cibranın bir cümlesini hatırlamama sebep olan kelime.
"baskıya başkaldırmayan kişi kendine karşı adaletsizdir."
"baskıya başkaldırmayan kişi kendine karşı adaletsizdir."
güzel ülkemizde hala değişim denen olguyu kavrayamayan zihniyeti açık eder terimdir.
bu kimi zaman parti kapatmak şeklinde tezahür eder, kimi zamanda darbe yapmak.yani efendim yöntemleri değişebilir balans ayarı yapanların.ancak değişmeyen şey, değişen dünyayla birlikte dönüşen ülkemizin artık eski otoriter düşünce kalıplarıyla yorumlanamayacağı gerçeğine işaret eden gelişmelerin "x" gerekçelerle bastırılmaya çalışılması durumudur.
yine de ümitlidir yazarınız.kapıyı kapatsan pencereden girecek global rüzgarlar kaydıracaktır ayaklarını statükosever dinazorların.
yazımı sonlandırırken çok sevdiğim bir sözünü yazarak selamlıyorum çetin altan ustayı.
efendim siz yine de "enseyi karartmayın"
bu kimi zaman parti kapatmak şeklinde tezahür eder, kimi zamanda darbe yapmak.yani efendim yöntemleri değişebilir balans ayarı yapanların.ancak değişmeyen şey, değişen dünyayla birlikte dönüşen ülkemizin artık eski otoriter düşünce kalıplarıyla yorumlanamayacağı gerçeğine işaret eden gelişmelerin "x" gerekçelerle bastırılmaya çalışılması durumudur.
yine de ümitlidir yazarınız.kapıyı kapatsan pencereden girecek global rüzgarlar kaydıracaktır ayaklarını statükosever dinazorların.
yazımı sonlandırırken çok sevdiğim bir sözünü yazarak selamlıyorum çetin altan ustayı.
efendim siz yine de "enseyi karartmayın"
bir çeşit saltanatı meşrulaştırma yöntemidir.
mevcut durum.
içinde bulunulan durum. örnek vernek gerekirse; kapitalizm mevcut ekonomik sistemdir. onu savunanlarda statukocudur.
ülkemizdeki en güzel örneği dokunulmazlık ve barajdır.
yasalcı diyelim.
statu qua, latince olan bu kelime, türkçeye statüko şeklinde geçmiştir. mevcut pozisyonu ve ya güç dengesini anlatır. örneğin yunanistanla aramızda ki "soğuk savaş statükosu" dur ve iki tarafta güç dengesini lehine çevirmeye çalışsa da tüm dünya şuanki güç dengesinden memnundur, iki taraftan herhangi birinin güç dengesini değiştirmesi demek "savaş" demektir.
bir ikinci örnekte kıbrısı ele alalım, kıbrıstaki statuko "ateşkes" 'tir. yani kıbrısta hala süregelen bir savaş vardır, ancak ateşkes ilan edilmiştir.
bir ikinci örnekte kıbrısı ele alalım, kıbrıstaki statuko "ateşkes" 'tir. yani kıbrısta hala süregelen bir savaş vardır, ancak ateşkes ilan edilmiştir.
türk siyasetinde birileri tarafından daima korunmaya çalışıldığı söylenen nosyon. işin garibi; birilerini statükoyu korumaya çalışmakla itham edenler, roller değişince statükocunun ağa babası olur çıkarlar. öyle, herkesin gizli gizli sevdiği, lakin kimsenin birlikte görülmek istemediği bir meret bu statüko denen şey.
Dotoyevski, devlet aleyhine düzenlenen bir eyleme karıştığı iddiasıyla tutuklanır, idam isteği ile yargılanır.
Hapishanede yattığı hücrede, ertesi gün verilecek kararı beklerken, gece yarısından sonra silâhlı iki asker tarafından alınır,
Ölüm kararı okunur yüzüne karşı...
Papaz günah çıkarttırır...
Gözleri bağlanmadan önce kurşuna dizileceği direk ve ellerinde tüfekleriyle askerleri görür,
Ellerindeki kelepçenin çıkarıldığını fakat bu kez bir direğe bağlandığını hisseder,
Henüz 28 yaşındadır (yıl: 1849),
Titreyen bedeni ve ruhu ölüm korkusunu yaşamaktadır,
Her an "Ateş" emri verilecek, askerlerin tüfeklerinden fırlayacak kurşunlarla bedeni delik deşik olacaktır...
işte o anda bir çift elin gözlerine uzandığını ve sıcak bir nefesi yüzünde hisseder,
Soğuk terler boşanır bedeninden.
Gözlerini örten bez çekilip alındığında, yılan gibi tıslayan bir subayın, ölü balığı andıran bakışlarını ve gülümsemeye çalışan gözlerini görür.
"idam edilmeyeceksin Fyodor Mihayloviç Dostoyevski. Mahkeme seni 8 yıl hapisle cezalandırdı, Yüce Çarımız ise cezanı 4 yıla indirdi."
Sessizce bu söylenenleri dinleyen Dostoyevski'nin gözleri "peki neden?" der gibi merak ve biraz da kuşku ile bakmaktadır.
"Çünkü" der subay, "Çünkü sana ölüm korkusunu yaşatarak seni korkutmak istedik. Umarız bundan sonra Yüce Çar'ımıza karşı gelmezsin".
Ve bir daha Çar'a hiç karşı gelmedi Dostoyevski...
Hapishanede yattığı hücrede, ertesi gün verilecek kararı beklerken, gece yarısından sonra silâhlı iki asker tarafından alınır,
Ölüm kararı okunur yüzüne karşı...
Papaz günah çıkarttırır...
Gözleri bağlanmadan önce kurşuna dizileceği direk ve ellerinde tüfekleriyle askerleri görür,
Ellerindeki kelepçenin çıkarıldığını fakat bu kez bir direğe bağlandığını hisseder,
Henüz 28 yaşındadır (yıl: 1849),
Titreyen bedeni ve ruhu ölüm korkusunu yaşamaktadır,
Her an "Ateş" emri verilecek, askerlerin tüfeklerinden fırlayacak kurşunlarla bedeni delik deşik olacaktır...
işte o anda bir çift elin gözlerine uzandığını ve sıcak bir nefesi yüzünde hisseder,
Soğuk terler boşanır bedeninden.
Gözlerini örten bez çekilip alındığında, yılan gibi tıslayan bir subayın, ölü balığı andıran bakışlarını ve gülümsemeye çalışan gözlerini görür.
"idam edilmeyeceksin Fyodor Mihayloviç Dostoyevski. Mahkeme seni 8 yıl hapisle cezalandırdı, Yüce Çarımız ise cezanı 4 yıla indirdi."
Sessizce bu söylenenleri dinleyen Dostoyevski'nin gözleri "peki neden?" der gibi merak ve biraz da kuşku ile bakmaktadır.
"Çünkü" der subay, "Çünkü sana ölüm korkusunu yaşatarak seni korkutmak istedik. Umarız bundan sonra Yüce Çar'ımıza karşı gelmezsin".
Ve bir daha Çar'a hiç karşı gelmedi Dostoyevski...
(bkz: deniz baykal)
her yeni şeyden rahatsız olmasından anladım. her yeni şeye muhalefet olmasından.
her yeni şeyden rahatsız olmasından anladım. her yeni şeye muhalefet olmasından.
son zamanlarda akp'li tosuncukların nefes almak yerine söylediği söz.
sorsan, anlat desen ne anlamını, ne geçmişini bilir ama tayyip efendi bi kere söyledi ya artık onlar sonsuza kadar kullanırlar.
ne zaman geçmişe ve bu ülkenin değerlerine bok atmak isteseler hemen statüko diye papağan gibi kitlenirler.
sorsan, anlat desen ne anlamını, ne geçmişini bilir ama tayyip efendi bi kere söyledi ya artık onlar sonsuza kadar kullanırlar.
ne zaman geçmişe ve bu ülkenin değerlerine bok atmak isteseler hemen statüko diye papağan gibi kitlenirler.
dağdaki çobanla oyunun eşit olmaması gerektiği savunan zihniyet.
türkiye'deki baş savunucusu ve yılmaz bekçisi için (bkz: cumhuriyet halk partisi)
türkiye de anlamını bilmeyenlerin sıkça kullandığı laf. genelliklede statükocular başkalarına statükocu derler ama anlamı nedir bilmezler. anlamı bir değeri korumadır yani diğer anlamı muhafazakarlıktır. statüko eşittir muhafazakarlık yani. peki niye muhafazakarlar hep başkaları için bunu kullanıyor çok garip.
(bkz: status quo)
cumhuriyete karşı olanlar tarafından cumhuriyeti korumak isteyenleri suçlamada kullandıkları kelime. statüko latincede şimdiki durum anlamına gelmektedir. eğer 28 şubat dönemiyle ilgili konuşuluyorsa o statüko yani o dönemde geçerli olan durum bitti, şimdi 2002'den beri süren ve muhafazakarlaşmanın hızla arttığı * bir dönem var. artık statüko budur ve bu konuşulmalıdır. ben de bu statükoya karşıyım.
sanki statükosu olmayan devlet varmış gibi bazı şakirtlerin adeta küfür olarak kullandığı sözcük.
(bkz: sıkılhan)
güncel Önemli Başlıklar
