bugün
- naber lan hayatsızlar6
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması9
- sözlük yazarlarının sevdiği uyku pozisyonları7
- iyi geceler arkadaşlar4
- klasik müziğe gıygıy diyen kezo4
- kabak tatlısını sevenler15
- anın görüntüsü26
- sözlükten birisi evlense de halay çeksek5
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek11
- afyonkarahisar da kayınbirader cinayeti2
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi10
- pantolonları çıkarın geceyi burada geçiriyoruz6
- muşlettin bey ekselansları2
- sigara içelim mi5
- otel odasında intihar etmek6
- kış gelince sigarayı bırakmak5
- demir yüklenmesi2
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz24
- başlık arama çubuğunun çalışmaması3
- kızgın yağ yanığı4
- 48 saat uyumamak2
- alt haşortmanı4
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- 8 kasım 2026 atletico madrid barcelona maçı2
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi5
- kitap önerisi4
- panama da kaybolan hollandalı kızlar4
- kaplan dayı tokat manyağı3
- ısparta terörizmle mücadele komutanlığı3
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı4
- durkheimın intihar teorisi10
- fingirdek sözlük erkeği6
- geceleri aynaya bakıp tipini sikim diyerek yatmak3
- karl marxı adam smith ile sevişirken yakalamak3
- erecto min karaağaç al tahtalı kave2
- ismet ibni karaağa vel harem pipigittievi2
- sözlük yazarlarının gazları3
- rafet el roman3
- geceyi daha çok sevme nedenleri4
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- taksim delisi cenk7
- sözlüklerde gezinen erkekler namusuz diyen yazar4
- okan yalabık'ın son hali5
- ismet gürbüz2
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- gençliğimizi trolleyen isimler2
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
Bildiğimiz silginin hammaddesi kauçuktur. Sadece sıcak ülkelerde yetişen kauçuk ağacının, oval biçimli büyük ve kalın yaprakları vardır. Türkiye’nin Güney illerinde de bol miktarda yetişen kauçuk ağacından, esnek, dayanıklı ve telefon kapaklarından iş eldivenlerine kadar yaygın bir kullanım alanı olan kauçuk maddesi elde edilir. Bu ağacı Avrupalılara tanıtan ise Charles Marie de la Condamine isimli Fransız bir bilim adamıdır. Mösyö, Güney Amerika gezileri sırasında tanıştığı bu enteresan ağacı 1736 senesinde Avrupa’ya götürürken, bu ağacın sütünden yapılacak silgilerin sonraları her yaştan insanın çalışma masasında, kalem kutusunda ya da duvar diplerinde yer bulacağından habersizdir.
Kauçuğun silgi sektörüne dahlinden evvel, silme için başka yöntemler kullanılmış. Parşömen ve papirüslerden minik mürekkep hataları izale için kumtaşı ve ponza (bir tür volkanik taş imiş) meşhurmuş. Ekmek kırıntıları bile denenmiş. Kağıttan kurşun, kömür izini çıkarmada balmumu ve nihayet kauçuk tabletler sahne almış.
Gregoryan takvimleri 15 Nisan 1770’i gösterirken Joseph Priestley diye biri çıkmış ve “Bir madde gördüm ki anlatamam. Kağıda sürdü müydün kurşun murşun kalmıyor.” demeye gelen cümleler ile kauçuğun siliş gücünü keşfetmiş.
Aynı sene ingiliz bir mühendis olan Edward Nairne, ilk olarak kauçuk silgileri piyasaya yaymış. Ama bunlar naturel diye diye cm3ünü 3 şilinden aşağı satmamış zalım. Sorsan kauçuğun sildiğini kazara öğrenmiş. Sonra gel vatandaş!
Ama ham kauçuk da ekmek gibi liğme liğme oluyormuş kolayca. Hop bi’ Charles daha çıkmış ve kauçuğu kükürtle işleyerek hem silgileri dayanıklı yapmış hem de yayılmasına sebep olmuş. (Charles Goodyear, 1839)
Amerika’dan bir gözü açık, Hymen Lipman da tutmuş silgiyi kurşun kalemi arkasına geçirip patentini almış. (30 Mart 1858) Hoş sonradan iki ürünün birleşmesinden ibaret olduğu görülünce patent iptal olmuş.
Şimdilerde çeşit çeşit, renk renk, lisanslı lisanssız, kokulu kokusuz vb. yüzlerce ürünün bulunduğu dev bir kırtasiye sektör ürünü hâline gelmiş bulunmakta.
Peki ama silginin defter sayfalarındaki yazıları nasıl sildiğini biliyor musunuz? Cevabı:
Kurşun kalemlerin, yazmak için kullandığımız uç kısımlarında grafit parçacıkları bulunuyor. Bu, bildiğimiz kurşunî siyah renkli, yumuşak, kolayca toz durumuna gelebilen bir tür doğal karbon. Bu parçacıklar, yaklaşık 2-10 mikrometre çapında. Bunları mikroskop altında incelersek tıpkı kum taneciklerine benzediklerini görebiliriz. Kağıda yazı yazdığımızda, bu parçalar yüzeyin hemen altındaki kağıt liflerinin arasına sıkışıyor. Silgiyle bu yazıların üzerinden geçtiğimizde, silgi, lifleri yumuşatarak arada sıkışmış olan küçük grafit parçacıklarını çıkarıyor. Sildikten sonra, bu parçacıkların bir kısmının silginin üzerine yapışmış olduğunu görürüz. Diğer kısmıysa silgiden kopan parçalarla kağıdın üzerinde kalır.
Kauçuğun silgi sektörüne dahlinden evvel, silme için başka yöntemler kullanılmış. Parşömen ve papirüslerden minik mürekkep hataları izale için kumtaşı ve ponza (bir tür volkanik taş imiş) meşhurmuş. Ekmek kırıntıları bile denenmiş. Kağıttan kurşun, kömür izini çıkarmada balmumu ve nihayet kauçuk tabletler sahne almış.
Gregoryan takvimleri 15 Nisan 1770’i gösterirken Joseph Priestley diye biri çıkmış ve “Bir madde gördüm ki anlatamam. Kağıda sürdü müydün kurşun murşun kalmıyor.” demeye gelen cümleler ile kauçuğun siliş gücünü keşfetmiş.
Aynı sene ingiliz bir mühendis olan Edward Nairne, ilk olarak kauçuk silgileri piyasaya yaymış. Ama bunlar naturel diye diye cm3ünü 3 şilinden aşağı satmamış zalım. Sorsan kauçuğun sildiğini kazara öğrenmiş. Sonra gel vatandaş!
Ama ham kauçuk da ekmek gibi liğme liğme oluyormuş kolayca. Hop bi’ Charles daha çıkmış ve kauçuğu kükürtle işleyerek hem silgileri dayanıklı yapmış hem de yayılmasına sebep olmuş. (Charles Goodyear, 1839)
Amerika’dan bir gözü açık, Hymen Lipman da tutmuş silgiyi kurşun kalemi arkasına geçirip patentini almış. (30 Mart 1858) Hoş sonradan iki ürünün birleşmesinden ibaret olduğu görülünce patent iptal olmuş.
Şimdilerde çeşit çeşit, renk renk, lisanslı lisanssız, kokulu kokusuz vb. yüzlerce ürünün bulunduğu dev bir kırtasiye sektör ürünü hâline gelmiş bulunmakta.
Peki ama silginin defter sayfalarındaki yazıları nasıl sildiğini biliyor musunuz? Cevabı:
Kurşun kalemlerin, yazmak için kullandığımız uç kısımlarında grafit parçacıkları bulunuyor. Bu, bildiğimiz kurşunî siyah renkli, yumuşak, kolayca toz durumuna gelebilen bir tür doğal karbon. Bu parçacıklar, yaklaşık 2-10 mikrometre çapında. Bunları mikroskop altında incelersek tıpkı kum taneciklerine benzediklerini görebiliriz. Kağıda yazı yazdığımızda, bu parçalar yüzeyin hemen altındaki kağıt liflerinin arasına sıkışıyor. Silgiyle bu yazıların üzerinden geçtiğimizde, silgi, lifleri yumuşatarak arada sıkışmış olan küçük grafit parçacıklarını çıkarıyor. Sildikten sonra, bu parçacıkların bir kısmının silginin üzerine yapışmış olduğunu görürüz. Diğer kısmıysa silgiden kopan parçalarla kağıdın üzerinde kalır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com