bugün
- 186 boyundaki erkek19
- alevi erkek8
- kabak yemeği vs hamburger10
- bursalı erkekler9
- gün içinde uyuduğu için gece uykusu gelmeyen insan3
- bir meyve olsanız ne olurdunuz3
- istanbullu erkekler5
- erzincanlı erkekler6
- tavuk döner ısmarlayan erkek6
- antalyalı erkekler5
- bu sözlükte beni herkes tanır17
- ilk buluşmada ne getirilmeli3
- sevişirken yatak odasına ninja girmemiş insan2
- yeni parti için alternatifli hazırlık2
- sivaslı yiğidolar6
- kürt erkek5
- cezayir erkekği4
- gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır9
- ahmet sezer bey9
- adıyamanlı erkekler5
- 32 yaşına girmek12
- şehir şehir dolaşıp koca arayan tip3
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- seat leon fr3
- sözlük kızlarının artık yemek pişirmemesi sorunu4
- din tartışması7
- sözlük yönetimine bir teşekkür2
- sözlükteki birader adı altındaki masonik yapılanma7
- g'i l d'e d l'i l y20
- nervio'ya aşık olmak5
- izmirli kızlar4
- zengin olsanız ne yapardınız9
- nervionun merak ettiği yazar19
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı16
- karadenizli erkeklerin biraz şey olması2
- gocu27
- yazarların lahmacun yeme rekorları2
- çirkin erkeklerdeki kadın düşmanlığı2
- ilk buluşmada hesabı kim öder7
- geceye bir tavsiye bırak3
- ben ahbap derneğine güveniyorum4
- norveçte bok olsam9
- sinirli kadını sakinleştirmek17
- terlik giyen erkek5
- büyük bir pipiye sahip olmak4
- kadının kadından hoşlanması3
- en büyük korkunuz4
- yalnizca deli yalnizca sair21
- ben uyuyorum arkadaşlar sevdiğim yazar uyudu da2
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak19
Attığı tivitten buram buram yanık kokusu gelen affedersiniz erm*ni. Götü yanmış bunun belli.. Elazığ halkına olan nefreti abes karşılanmamalı. Vakti zamanında Harput'ta nenesi ve dedesinin götünü kesmiş olabiliriz. Onun yüreği yanıyor, anlıyorum ben. Gurur duyuyorum bu erm*ni piçinin ettiği hakaretlerle. Bilakis bizi övse utanırım kendimden, nerede hata yaptım diye döner kendime bakarım.
11 ağustos'u 12 ağustos'a bağlayan sıcak bir yaz gecesi (bkz: ayar manyağı) olmuş kişidir. * * ***
(bkz: ayar sevan)
(bkz: ayar sevan)
kavanozun içine sıçıp, karısı müjde nişanyanın üzerine döken koca. küçük oteeller falan diyordunuz, muhabbetin içine sıçmanın manası var mıydı? şaka gibi çift.
http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=119650,3
(bkz: sevan n aptın)
http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=119650,3
(bkz: sevan n aptın)
51 yıllık ömrü boyunca teketek programında tuncay özkan'dan yediği ayarı başkasından yediğini sanmıyorum. sevmem etmem ama türk halkının hep ezilenin yanında olması içgüdüsüyle kanım kaynadı bir anda garibe.
Rte'nin kenara fırlattığı maşalardan biridir.
Üzülüyor muyum peki ?
Asla üzülmüyorum.
Neden mi ?
Cumhuriyetçi subayların haksızca içeri girdi ve Adalet savaşçısı (!) Nişanyan'ın haksızlığa sustuğunu gördük.
Yetmedi; Nişanyan,n.ılıcak, altan kardeşler, can dündar gibilerin fetoculara itlik yaptığını gördük.
Bokunda boğul Sevan Nişanyan !
Bokunda boğul Can Dündar !
Bokunuzda boğulun Altan Kardeşler !
Bokunda boğul Nazlı Ilıcak !
Üstad Neyzen tevfik'in dediği gibi; "Sevan Nişanyan'a su veren itfaiyenin hortumunu s........ "
Üzülüyor muyum peki ?
Asla üzülmüyorum.
Neden mi ?
Cumhuriyetçi subayların haksızca içeri girdi ve Adalet savaşçısı (!) Nişanyan'ın haksızlığa sustuğunu gördük.
Yetmedi; Nişanyan,n.ılıcak, altan kardeşler, can dündar gibilerin fetoculara itlik yaptığını gördük.
Bokunda boğul Sevan Nişanyan !
Bokunda boğul Can Dündar !
Bokunuzda boğulun Altan Kardeşler !
Bokunda boğul Nazlı Ilıcak !
Üstad Neyzen tevfik'in dediği gibi; "Sevan Nişanyan'a su veren itfaiyenin hortumunu s........ "
şiddet şiddettir.
sopanın, copun ucuna taksanız da, dilinize dolasanız da, kavanoza koysanız da, bardak-tabak olarak ya da söz olarak fırlatsanız da, şiddet şiddettir, estetize edilemez, şu ya da bu kılıfla gizlenemez, şu ya da bu gerekçe şiddeti şiddet değilmiş gibi gösteremez... iki kişi arasında yaşansa da, sokakta herkesin gözü önünde olsa da öyledir...
şiddet her yerde şiddettir!
şehirde, köyde, dağda olması, farklılıklar taşıması onun şiddet olduğu gerçeğini değiştirmez.
şiddet her yerde ve har kadına karşı şuddettir.
kadının adının güldünya olması, merve olması, rojin olması, rita olması yaşadığı şiddeti farklılaştırmaz.
çocuk her yerde çocuktur!
adının ya da yaşadığı yerin farklılığı, kimin çocuğu olduğu, farklı korumalara tabi olacağı anlamına gelmez, bulunduğu her yerde, eşit olarak, alabildiğince korunmalıdır.
erkek her zaman ve her yerde erkektir!
türk, kürt, ermeni, rus, alman olması şiddet uygulayabileceği gerçeğini değiştirmez.
biz feminist kadınlar, yıllardır her türlü ayrımcılığa karşı mücadele vermeye gayret ettik. mücadelemiz kadınlar, çocuklar, erkekler, cinsel kimlikler, uluslar arasında ayrım gözetmedi. bunu yapmaya çalışanlara da her zaman karşı durduk.
kadınlara yönelik şiddete ve tacize karşı bundan 26 yıl önce kampanyalar düzenledik .
bedenimiz, emeğimiz, kimliğimiz bizim derken bütün kadınlardan söz ediyorduk, hala da ediyoruz...
çocukları "korumak" adına "özel hayattır, onlar duymasın" demek yerine, gelecekte onların da şiddet gören ya da uygulayan olmamaları için şiddet uygulayanlara karşı mücadele ettik.
erkek egemenliğine karşı çıkarken egemenliğin bütün görünümleri ve onu tek tek yaşatan bütün erkeklerden söz ediyoruz; ali'den ya da sevan'dan değil!
militarizme ve erkek egemenliğinin her türlü militarist görünümüne, sadece darbe tehditleri sözkonusu olunca değil, her zaman karşı durduk, durmaya da devam edeceğiz.
biz, sevan nişanyan'ın, dışkısını doldurduğu kavanozu karısının üzerine boşaltmasını kadına yönelik şiddetin en yaralayıcı biçimlerinden biri olarak protesto ettik. bu yazar genel basının bir yazarı değil, çoğumuzun okuru da olduğu, bizim için herhangi bir gazete olmayan ve türkiye'deki binlerce insan için, burada sıralamaya gerek duymadığımız özel ve ciddi anlamları olan agos'un yazarı olduğu için yazılarını orada görmek istemediğimizi söyledik.
ancak agos'un genel yayın yönetmeni etyen mahçupyan'dan bir dizi "feminizm, demokrasi ve ahlak" dersleri geldi cevap olarak.
bir de "... bu yazar yazılarına devam edecek. feminist oldukları için buna tahammülü olmayanlar bizle ilişkilerini kesebilirler, agos olarak sahip olduğumuz düstur 'insan olan beri gelsin' den ibarettir" sözleri...
nuran ağan, etyen mahçupyan'ın bu sözleri nedeniyle agos'taki işinden ayrılan yol arkadaşımızdır.
evet " insan olan beri gelsin" sayın etyen mahçupyan! siz yakınınızdaki bir insanın (erkeğin) hayatını gayet iyi kollarken, sadece çok basit bir "kınıyoruz" u yapmamak ve bize feminizm dersleri vermekle kalmadınız; uzun yıllardanr beri agos'da çalışan bir insanın (kadının) ve çalışanın hayatını kollamayı da önemsemediniz.
biz feminist kadınlar, erkek egemenliğinin her türlüsüne karşı çıkarken bizleri kolay ve kabul edilir bir hayatın beklemediğini çok iyi biliyoruz. sözümüzün çarpıtılabileceğini, düşmanlık görebileceğimizi de çok iyi biliyoruz...
bizim "bulanık sularımız"da olabilir ancak dışkı dolu kavanozlarımız hiç olmadı!
"sevan yalnızca sevan değildir" evet aynı zamanda bir erkektir. bunda şaşılacak birşey yoktur. ancak hiçbir erkeğin ulusal kimliği ya da ünvanları, siyasal kimliği ya da apoletleri bizi onun uyguladığı şiddete karşı durmaktan alıkoyamaz.
son olarak şunu da sormak isteriz: agos sadece etyen mahçupyan mıdır?"geri kalan herkese uğurlar ola" sözünü edebilmek onun için bu kadar kolay mıdır? öyle değilse birilerinin bir özür borcu yok mudur? *
sopanın, copun ucuna taksanız da, dilinize dolasanız da, kavanoza koysanız da, bardak-tabak olarak ya da söz olarak fırlatsanız da, şiddet şiddettir, estetize edilemez, şu ya da bu kılıfla gizlenemez, şu ya da bu gerekçe şiddeti şiddet değilmiş gibi gösteremez... iki kişi arasında yaşansa da, sokakta herkesin gözü önünde olsa da öyledir...
şiddet her yerde şiddettir!
şehirde, köyde, dağda olması, farklılıklar taşıması onun şiddet olduğu gerçeğini değiştirmez.
şiddet her yerde ve har kadına karşı şuddettir.
kadının adının güldünya olması, merve olması, rojin olması, rita olması yaşadığı şiddeti farklılaştırmaz.
çocuk her yerde çocuktur!
adının ya da yaşadığı yerin farklılığı, kimin çocuğu olduğu, farklı korumalara tabi olacağı anlamına gelmez, bulunduğu her yerde, eşit olarak, alabildiğince korunmalıdır.
erkek her zaman ve her yerde erkektir!
türk, kürt, ermeni, rus, alman olması şiddet uygulayabileceği gerçeğini değiştirmez.
biz feminist kadınlar, yıllardır her türlü ayrımcılığa karşı mücadele vermeye gayret ettik. mücadelemiz kadınlar, çocuklar, erkekler, cinsel kimlikler, uluslar arasında ayrım gözetmedi. bunu yapmaya çalışanlara da her zaman karşı durduk.
kadınlara yönelik şiddete ve tacize karşı bundan 26 yıl önce kampanyalar düzenledik .
bedenimiz, emeğimiz, kimliğimiz bizim derken bütün kadınlardan söz ediyorduk, hala da ediyoruz...
çocukları "korumak" adına "özel hayattır, onlar duymasın" demek yerine, gelecekte onların da şiddet gören ya da uygulayan olmamaları için şiddet uygulayanlara karşı mücadele ettik.
erkek egemenliğine karşı çıkarken egemenliğin bütün görünümleri ve onu tek tek yaşatan bütün erkeklerden söz ediyoruz; ali'den ya da sevan'dan değil!
militarizme ve erkek egemenliğinin her türlü militarist görünümüne, sadece darbe tehditleri sözkonusu olunca değil, her zaman karşı durduk, durmaya da devam edeceğiz.
biz, sevan nişanyan'ın, dışkısını doldurduğu kavanozu karısının üzerine boşaltmasını kadına yönelik şiddetin en yaralayıcı biçimlerinden biri olarak protesto ettik. bu yazar genel basının bir yazarı değil, çoğumuzun okuru da olduğu, bizim için herhangi bir gazete olmayan ve türkiye'deki binlerce insan için, burada sıralamaya gerek duymadığımız özel ve ciddi anlamları olan agos'un yazarı olduğu için yazılarını orada görmek istemediğimizi söyledik.
ancak agos'un genel yayın yönetmeni etyen mahçupyan'dan bir dizi "feminizm, demokrasi ve ahlak" dersleri geldi cevap olarak.
bir de "... bu yazar yazılarına devam edecek. feminist oldukları için buna tahammülü olmayanlar bizle ilişkilerini kesebilirler, agos olarak sahip olduğumuz düstur 'insan olan beri gelsin' den ibarettir" sözleri...
nuran ağan, etyen mahçupyan'ın bu sözleri nedeniyle agos'taki işinden ayrılan yol arkadaşımızdır.
evet " insan olan beri gelsin" sayın etyen mahçupyan! siz yakınınızdaki bir insanın (erkeğin) hayatını gayet iyi kollarken, sadece çok basit bir "kınıyoruz" u yapmamak ve bize feminizm dersleri vermekle kalmadınız; uzun yıllardanr beri agos'da çalışan bir insanın (kadının) ve çalışanın hayatını kollamayı da önemsemediniz.
biz feminist kadınlar, erkek egemenliğinin her türlüsüne karşı çıkarken bizleri kolay ve kabul edilir bir hayatın beklemediğini çok iyi biliyoruz. sözümüzün çarpıtılabileceğini, düşmanlık görebileceğimizi de çok iyi biliyoruz...
bizim "bulanık sularımız"da olabilir ancak dışkı dolu kavanozlarımız hiç olmadı!
"sevan yalnızca sevan değildir" evet aynı zamanda bir erkektir. bunda şaşılacak birşey yoktur. ancak hiçbir erkeğin ulusal kimliği ya da ünvanları, siyasal kimliği ya da apoletleri bizi onun uyguladığı şiddete karşı durmaktan alıkoyamaz.
son olarak şunu da sormak isteriz: agos sadece etyen mahçupyan mıdır?"geri kalan herkese uğurlar ola" sözünü edebilmek onun için bu kadar kolay mıdır? öyle değilse birilerinin bir özür borcu yok mudur? *
atatürk'e saydırarak şirince'de kurduğu turistlik tesisi güvence altına almak istedi. ama ters tepti, ters tepince akp'ye saydırmaya başladı ve içeri atıldı. adamın olayı bu. etyen mahçupyan'ın başarısız versiyonu.
Kavanoza sıçıp karısının başından aşağı dökmüştür. Allah akıl fikir versin amk.
eli ayağı titriyordu fukaranın tuncay özkan ağzını açtıkça. tuncay özkan da "vurucam kırbacı" modundaydı gözünün yaşına bakmadı.
peygamberimize ve ehli sünnete hakaret eden şerefsiz bir insandır.
bu şerefsizlere aydın gömleği giydirenlerde tüm suç.
zamanında "abiler" taraf almamızı bize bol bol tavsiye ederlerdi. hatırlatırım...
bu şerefsizlere aydın gömleği giydirenlerde tüm suç.
zamanında "abiler" taraf almamızı bize bol bol tavsiye ederlerdi. hatırlatırım...
aşağılık ermeni bozuntusu
atatürkü eleştirdi yetmedi
peygamberi eleştirdi yetmedi
bu ruh hastası moruk doymayan bir kindar.
atatürkü eleştirdi yetmedi
peygamberi eleştirdi yetmedi
bu ruh hastası moruk doymayan bir kindar.
Sözlük yazarları içinde bu kadar yorum alacak kadar tanındığına çok sevindiğim taraf gazetesi yazarı. Bu yazarımızın 29.03.2009 tarihli yazısını herkesin okumasını isterim.
Pek çok yazar arkadaş adam hakkında yorum yapmış ama bence bu tiplerin içerdiği tehdit oldukça ciddi.
Söz konusu ettiğim yazı da aslında radikal gazetesi yazarı Türker Alkan'ın 22.03.2009 tarihli yazısına bir cevap niteliğinde. Okuyacakların iştahını kapatmamak için çok fazla ayrıntı vermek istemiyorum ama Kurtuluş Savaşımızın bir yalanlar manzumesi olduğunu, cumhuriyetimizin niteliği, Medeni kanunumuzun nasıl lozan'da diretilerek kabul edildiği, Mustafa Kemal'in bir darbeciden ve diktatörden öte bir şey olmadığı, eğitim reformlarımızın cumhuriyetten çok önce başladığı ve cumhuriyet sonrası yapılanların çok ta bir şey ifade etmediği, Nutuk'un ise baştan aşağı bir tehditname olduğu yazıyor bu yazıda. "Vatan mevzubahis ise gerisi teferruattır" a da ahlaksızlık ideoloji diyerek sonlandırıyor yazısını. sevan Nişanyan, benim gördüğüm en sıkı Atatürk ve cumhuriyet düşmanlarından biri bu yazısıyla. Öyle ki okudukça şakaklarıma ağrılar saplandı. Bu millet büyük bir özveriyle bir mücadele verdi. Bir varoluş mücadelesiydi kurtuluş savaşı ve sıradan bir savaş ta sayılmazdı. Bugün tüm dünyada emperyalizme karşı verilmiş ilk ve en önemli karşı duruşlardan biri olarak sayılan mücadelemizin bu topraklarda yaşayan,etnik kökeni ne olursa olsun fark etmez- bir türk vatandaşı tarafından böylesine küçük görülmesi, içinde bu ülkeye karşı birazcık sevgisi olanların bile canını acıtacak boyutta ne yazık ki. içimden gelenleri bir kavanoz içinde ben de Sayın Nişanyan'a göndermek isterdim doğrusu. Kaldı ki, Mustafa Kemal'i dikatör, darbeci, kendi düşüncelerinin karşısında yeralanları satılmış, ajan, vatanhaini gibi algılayan bir yazarın kendi özel yaşamında bile demokrasiden ne denli uzak olduğunu öğrendikten sonra içim rahatladı gerçekten. Yoksa çok daha fazla ciddiye alacaktım kendisini. Yine de Sevan Nişanyan'ı okumak gerek, bilmek gerek. Neyle karşı karşıya olduğumuzun farkında olabilmemiz için, karşı çıkabilmek için bilmemiz gerektiği için ve uygun bir benzetme olacak mı bilmiyorum ama düşmanımızı tanıyabilmek için. Çünkü bu tip düşünenler sadece bu yazarla sınırlı değil.
Pek çok yazar arkadaş adam hakkında yorum yapmış ama bence bu tiplerin içerdiği tehdit oldukça ciddi.
Söz konusu ettiğim yazı da aslında radikal gazetesi yazarı Türker Alkan'ın 22.03.2009 tarihli yazısına bir cevap niteliğinde. Okuyacakların iştahını kapatmamak için çok fazla ayrıntı vermek istemiyorum ama Kurtuluş Savaşımızın bir yalanlar manzumesi olduğunu, cumhuriyetimizin niteliği, Medeni kanunumuzun nasıl lozan'da diretilerek kabul edildiği, Mustafa Kemal'in bir darbeciden ve diktatörden öte bir şey olmadığı, eğitim reformlarımızın cumhuriyetten çok önce başladığı ve cumhuriyet sonrası yapılanların çok ta bir şey ifade etmediği, Nutuk'un ise baştan aşağı bir tehditname olduğu yazıyor bu yazıda. "Vatan mevzubahis ise gerisi teferruattır" a da ahlaksızlık ideoloji diyerek sonlandırıyor yazısını. sevan Nişanyan, benim gördüğüm en sıkı Atatürk ve cumhuriyet düşmanlarından biri bu yazısıyla. Öyle ki okudukça şakaklarıma ağrılar saplandı. Bu millet büyük bir özveriyle bir mücadele verdi. Bir varoluş mücadelesiydi kurtuluş savaşı ve sıradan bir savaş ta sayılmazdı. Bugün tüm dünyada emperyalizme karşı verilmiş ilk ve en önemli karşı duruşlardan biri olarak sayılan mücadelemizin bu topraklarda yaşayan,etnik kökeni ne olursa olsun fark etmez- bir türk vatandaşı tarafından böylesine küçük görülmesi, içinde bu ülkeye karşı birazcık sevgisi olanların bile canını acıtacak boyutta ne yazık ki. içimden gelenleri bir kavanoz içinde ben de Sayın Nişanyan'a göndermek isterdim doğrusu. Kaldı ki, Mustafa Kemal'i dikatör, darbeci, kendi düşüncelerinin karşısında yeralanları satılmış, ajan, vatanhaini gibi algılayan bir yazarın kendi özel yaşamında bile demokrasiden ne denli uzak olduğunu öğrendikten sonra içim rahatladı gerçekten. Yoksa çok daha fazla ciddiye alacaktım kendisini. Yine de Sevan Nişanyan'ı okumak gerek, bilmek gerek. Neyle karşı karşıya olduğumuzun farkında olabilmemiz için, karşı çıkabilmek için bilmemiz gerektiği için ve uygun bir benzetme olacak mı bilmiyorum ama düşmanımızı tanıyabilmek için. Çünkü bu tip düşünenler sadece bu yazarla sınırlı değil.
an itibariyle kanal 1'de yayınlanan teke tek programında tuncay özkan tarafından her konuda ezilmiş entellektüel!. o kadar ki, nişanyan sıkıştığı yerde şov mu yapıyorsun, onu da mı okudun gibi karşılık veriyor.
bir tc vatandaşı olan ama karşısındakine hep siz ve sizin ülkeniz diye hitap edecek derecede aymaz olan zat. bu adamın ve bunun gibilerin zihniyetini değiştirmek mümkün gibi görünmüyor. ne yaparsanız yapın, hangi tarihi belgeyi gösterirseniz gösterin, ermeni meselesi konusunda bu adam ve benzerlerinin dogmalaşmış fikirlerini değiştirmek mümkün görünmüyor. adamların milli davası bu meseledir, kimlikleri "soykırım" edebiyatı üzerinedir. aksi takdirde yok olurlar. çocuklarına bu konuyu ilkokuldan itibaren aşılamaya başlarlar.türkleri katil, pis olarak görürler, gösterirler. 4t planını Türkiye cumhuriyeti'ne kabul ettirmeden,kesinlikle de davalarından vazgeçmezler, taviz vermezler. "netekim" bugün itibariyle de erivan'dan protokollerin (ne idüğü belirsiz protokollerin)öldüğü konusunda bir açıklama gelmiştir. ama gelin görün ki bizim bianetçiler, helsinkiciler, açık toplumcular, neo sol ve "bu acı hepimizin"cilerde de olduğu gibi empatiyi hep türklerden beklerler.
fikri akyüz'ün programa neden katılmadığını programdan sonra anlamış olan kişi.
yüzeysel özgürlükçü adamsın, bildiğin liboşsun nasıl duracaksın tuncay özkan'ın karşısında?
özgürlük yanlısı adam milletvekili dokunulmazlıkları dursun diyebiliyor!
eşine yaptığı hareketi kendisi üzerinde denemek lazım.
hrant dink'in yerine ölmesi gereken adam buymuş aslında.
yoğun istek üzerine edit:
hrant dink'in kimler tarafından öldürüldüğü ortada olsa da kimler tarafından öldürtüldüğü belli değildir. sansasyon ve gündem değişikliği için öldürüldüğü gün gibi ortadadır.
sevan nişanyan'ın bu olaydan sonraki 180 derece dönüşü ise büyük muamma. demek ki tehdit aldı, ya da bütün dünya görüşü bir cinayet sonrası değişti.
hrant dink'in ermeni soykırımı hakkında söyledikleriyle bu beyefendininkileri karşılaştırsak asıl gerçek ortaya çıkar.
o güya milliyetçi tinerci arkadaşlar hrant dink'i okumuş olsalardı bu işi yapmazlardı, gider bu adamı vurulardı, ihannetten. ama belli ki ortada bir anlaşma, bir kazan-kazan oalyı var ki hrant dink öldürülmüştür.
kişisel olarak kimsenin öldürülmesini istemem *
yukarıdaki cümle anlam bozukluğuna kurban gitmiştir de diyebiliriz, burda öldürme kararını veren değil yorumlayan olarak yer alıyorum.
yüzeysel özgürlükçü adamsın, bildiğin liboşsun nasıl duracaksın tuncay özkan'ın karşısında?
özgürlük yanlısı adam milletvekili dokunulmazlıkları dursun diyebiliyor!
eşine yaptığı hareketi kendisi üzerinde denemek lazım.
hrant dink'in yerine ölmesi gereken adam buymuş aslında.
yoğun istek üzerine edit:
hrant dink'in kimler tarafından öldürüldüğü ortada olsa da kimler tarafından öldürtüldüğü belli değildir. sansasyon ve gündem değişikliği için öldürüldüğü gün gibi ortadadır.
sevan nişanyan'ın bu olaydan sonraki 180 derece dönüşü ise büyük muamma. demek ki tehdit aldı, ya da bütün dünya görüşü bir cinayet sonrası değişti.
hrant dink'in ermeni soykırımı hakkında söyledikleriyle bu beyefendininkileri karşılaştırsak asıl gerçek ortaya çıkar.
o güya milliyetçi tinerci arkadaşlar hrant dink'i okumuş olsalardı bu işi yapmazlardı, gider bu adamı vurulardı, ihannetten. ama belli ki ortada bir anlaşma, bir kazan-kazan oalyı var ki hrant dink öldürülmüştür.
kişisel olarak kimsenin öldürülmesini istemem *
yukarıdaki cümle anlam bozukluğuna kurban gitmiştir de diyebiliriz, burda öldürme kararını veren değil yorumlayan olarak yer alıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar