bugün
- cin çarpmasına maruz kalmak7
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat35
- sözlükteki yakışıklı olgun erkekler14
- bira içerken dinlenebilecek şarkılar4
- ryan gossling e yakışıklı diyen bana demesin3
- cin düğününde geline takı olarak ne takılmalı3
- burhan çaçan ın burhan çaçan olduğu yıllar3
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur7
- travis bickle gibi bir insan olmak2
- dyson airwrap2
- ormana gidip gorillerle yaşamak2
- dincilere laf anlatmakta çalışmak15
- bicepsleriyle dalga geçilen yuzır dayanışması9
- galatasaray vs akp12
- euro truck simulator 22
- muslettin amca tarzı entry girmek5
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- kaçak çay18
- fon vurgunu54
- atatürkçü insanların genelde zafer partili olması4
- cinler2
- yıl 2026 olmuşken halen konuşulabilinecek şeyler3
- whatsapp grubundan çıkarılmak10
- borsa istanbul19
- en karizmatik ve çekici sözlük erkeği7
- nişanlının eski sevgilisiyle buluşması9
- şabat şalom5
- taksiciyimbebegim5
- sidikli somara2
- bu başlıkta kılıçdarist gibi davranıyoruz3
- from gold from dust34
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi16
- çilekli pasta yiyen erkek7
- tırcı sevgili yapmak3
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası11
- çilekli süt içen sözlük erkeği4
- kız kulesi4
- aleyna kalaycıoğlu'nun hapisten çıkması3
- uyumak istemek2
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik2
- yazarların kulaklık markaları5
- en iyi çakmak markası10
- evde saç kesmek2
- bırakılan sevgilinin yerini dolduracak şeyler5
- nervio bayan6
- yılmaz erdoğan'ın ekin türkmen'e söylediği söz6
- atatürk'ün gerçek varisi başkomutan erdoğan dır5
- iltica20
- aklından hiç çıkmayacak o sahne2
- tavuklu pilav13
Garsona söylemekten en çok keyif aldığım kelimelerden biridir; SEK...
Ama, vodka kadar güzel olmayabiliyor bazen hayat. Ve sek ya da başka bir "şey"le karıştırmanın iyi mi kötü mü olduğuna karar verilemiyor bazen.
Sen hiç cama vuran kar taneleriyle
Sabaha kadar papatya falı baktın mı?
Kimseyle selamlaşmadan yaşayabilir mi ulan insan hayatı boyunca? Sabah uyandığında "günaydın" diyeceği kimsesi olmadan. Gece uyurken sarılacağı, izleyeceği; belki gizlice öpeceği kimsesi olmadan yaşayabilir mi ömür boyu? Sürekli kendi pişirdiği yemekleri, tek başına yemeye ne kadar dayanabilir insan? Dinlediği müziğe kimsenin itiraz etmemesine. Eve geldiği saatin kimseyi ilgilendirmemesine.
Bir de saman sarısı
Bir de özlem kırmızısı
Belki de esas soru;
Tüm bunları göze alabilecek kadar sıkılabilir mi peki insan, insanlardan?
Belki de...
Belkilerin kol gezdiği bir saatte
"Belkim", belki bile değildim
Yahut;
Havuz problemi gibi yaşamaktan sıkıldım belki de... Ben hayatımı doldurmaya çalıştıkça, boşaltan insanlar... Bu ikilemden ortaya çıkabilecek onlarca soru.
Çözsem, bir boka yaramayacak; çözmesem, kendimi çözemiyorum.
'Sikinti' yok
'Çozum' var...
Uzak şehirlerde bırakılmış minik parçalar... Her birinde ayrı parçalar... Her biri ayrı parçalar.
işin kötüsü küçükken oynadığımız legolar gibi de değil bu parçalar. Birleşmiyorlar yeniden. Birleşince voltran'ı da oluşturmuyorlar. Tekerleği kırılmış oyuncak araba gibi yani, bir daha asla eskisi gibi gitmiyorlar.
Kitaplarım Gitti Peşinden
Sonra Kahramanlarım
Çocukluğum Kayboluverdi
Nerdeler?
Oyuncaklarım, Oyuncaklarım.
Küçük bir çocuktum oysa ben, oyuncak topu bile olmayan... Yine de annemin hala atmadığı bir torba taso'm var içerdeki dolapta. Bir torba da misket duruyor yanında. Gazozuna oynayabileceğim hiç arkadaşım kalmayacak olsa da, sorun değil işte. Taso yalnızken de zevklidir. Ve misketler tek kişiyken de yuvarlanabiliyor...
Giden gelmiyor geri dönmüyor
Oyunun sonundaaaa sonundaaa
Giden gelmiyor hayat denilen şey
Bir ipin ucundaaa ucundaaa
Yazıya gece 1'de başladım, hala bitmedi. Belki de ömrümde hiç silmediğim kadar harf sildim bu gece. ilkokul 2'den sonra hiç silgim olmadı zaten. "Küçük Emrah" tribi değil ulan, kullanmadım işte. Sonra bu alışkanlık kitap ve defter kullanmayarak devam etti. Neyse dağılmasın konu. Hoş konumuz da yok ama; neyse...
Yazasım da kalmadı zaten. Yeterince rahatladım sanırsam. En iyisi evvelden karalanmış bir kaç şeyi "kopi-peyst" edip bitirmek bu yazıyı...
Materyalist Aşk
Şimdi hafif bir tebessümdür
Onca yılın ardından geriye kalan.
Doğ(a)mamış bir çocuğun hiç duyulmamış ağlamaları,
Ve duymamak için rüyalarda
Vazgeçilen uykular...
Gel deseydin;
Kaç yüz kilometre gelirdim,
Kim bilir.
Düşünüyorum da;
Yine de düşünüyorum ya seni,
Onca şeye rağmen gelebiliyorsun ya aklıma;
Ne tuhaf diyorum,
Ne iğrenç bir muamma.
Gel deseydin;
Kaç yılımı siler, dönerdim,
Kim bilir.
Oysa silmiştim her şeyi,
Kandırmıştım önce aynayı;
Sonra aynadakini...
- ki çevremdekileri kandırmak
Ne kadar kolay olmuştur kendimden sonra;
Sen hesap et-
Gel deseydin;
Kaç yaş gençleşip gelirdim,
Kim bilir.
Oysa deniz kenarında büyütecektik "Deniz"leri.
Hangi şehirde yaşarsak yaşayalım
"Deniz"i görecek
Ay ışıltısında yakamozu seyredecektik.
Gel deseydin;
Kaç şehir geçip gelirdim,
Kim bilir.
Bir diyalektik örneklemesi,
Bir "Şekil A"ydı yaşananlar;
"Ben" varım diye "Sen" de oluyordun,
Sonucunda ortaya "Biz" çıkıyor,
Biz olamadığımız pratikte ispatlanınca da;
"Ben" bana, "Sen" sana dönüşüyorduk yeniden.
Gel deseydin;
Kaç yeminimden dönerdim,
Kim bilir.
Bilirsin,
Hiçbir şeyin "Yok"tan "Var" olamayacağına inanırdım.
Şimdiki acılarım "Yok"luğundan "Var" oluyor;
inanamıyorum!
Gel deseydin;
Kaç inanç değiştirirdim,
Kim bilir...
rcy '08
"Hey garson! Bana bir hayat getir; Sek olsun..."
Ama, vodka kadar güzel olmayabiliyor bazen hayat. Ve sek ya da başka bir "şey"le karıştırmanın iyi mi kötü mü olduğuna karar verilemiyor bazen.
Sen hiç cama vuran kar taneleriyle
Sabaha kadar papatya falı baktın mı?
Kimseyle selamlaşmadan yaşayabilir mi ulan insan hayatı boyunca? Sabah uyandığında "günaydın" diyeceği kimsesi olmadan. Gece uyurken sarılacağı, izleyeceği; belki gizlice öpeceği kimsesi olmadan yaşayabilir mi ömür boyu? Sürekli kendi pişirdiği yemekleri, tek başına yemeye ne kadar dayanabilir insan? Dinlediği müziğe kimsenin itiraz etmemesine. Eve geldiği saatin kimseyi ilgilendirmemesine.
Bir de saman sarısı
Bir de özlem kırmızısı
Belki de esas soru;
Tüm bunları göze alabilecek kadar sıkılabilir mi peki insan, insanlardan?
Belki de...
Belkilerin kol gezdiği bir saatte
"Belkim", belki bile değildim
Yahut;
Havuz problemi gibi yaşamaktan sıkıldım belki de... Ben hayatımı doldurmaya çalıştıkça, boşaltan insanlar... Bu ikilemden ortaya çıkabilecek onlarca soru.
Çözsem, bir boka yaramayacak; çözmesem, kendimi çözemiyorum.
'Sikinti' yok
'Çozum' var...
Uzak şehirlerde bırakılmış minik parçalar... Her birinde ayrı parçalar... Her biri ayrı parçalar.
işin kötüsü küçükken oynadığımız legolar gibi de değil bu parçalar. Birleşmiyorlar yeniden. Birleşince voltran'ı da oluşturmuyorlar. Tekerleği kırılmış oyuncak araba gibi yani, bir daha asla eskisi gibi gitmiyorlar.
Kitaplarım Gitti Peşinden
Sonra Kahramanlarım
Çocukluğum Kayboluverdi
Nerdeler?
Oyuncaklarım, Oyuncaklarım.
Küçük bir çocuktum oysa ben, oyuncak topu bile olmayan... Yine de annemin hala atmadığı bir torba taso'm var içerdeki dolapta. Bir torba da misket duruyor yanında. Gazozuna oynayabileceğim hiç arkadaşım kalmayacak olsa da, sorun değil işte. Taso yalnızken de zevklidir. Ve misketler tek kişiyken de yuvarlanabiliyor...
Giden gelmiyor geri dönmüyor
Oyunun sonundaaaa sonundaaa
Giden gelmiyor hayat denilen şey
Bir ipin ucundaaa ucundaaa
Yazıya gece 1'de başladım, hala bitmedi. Belki de ömrümde hiç silmediğim kadar harf sildim bu gece. ilkokul 2'den sonra hiç silgim olmadı zaten. "Küçük Emrah" tribi değil ulan, kullanmadım işte. Sonra bu alışkanlık kitap ve defter kullanmayarak devam etti. Neyse dağılmasın konu. Hoş konumuz da yok ama; neyse...
Yazasım da kalmadı zaten. Yeterince rahatladım sanırsam. En iyisi evvelden karalanmış bir kaç şeyi "kopi-peyst" edip bitirmek bu yazıyı...
Materyalist Aşk
Şimdi hafif bir tebessümdür
Onca yılın ardından geriye kalan.
Doğ(a)mamış bir çocuğun hiç duyulmamış ağlamaları,
Ve duymamak için rüyalarda
Vazgeçilen uykular...
Gel deseydin;
Kaç yüz kilometre gelirdim,
Kim bilir.
Düşünüyorum da;
Yine de düşünüyorum ya seni,
Onca şeye rağmen gelebiliyorsun ya aklıma;
Ne tuhaf diyorum,
Ne iğrenç bir muamma.
Gel deseydin;
Kaç yılımı siler, dönerdim,
Kim bilir.
Oysa silmiştim her şeyi,
Kandırmıştım önce aynayı;
Sonra aynadakini...
- ki çevremdekileri kandırmak
Ne kadar kolay olmuştur kendimden sonra;
Sen hesap et-
Gel deseydin;
Kaç yaş gençleşip gelirdim,
Kim bilir.
Oysa deniz kenarında büyütecektik "Deniz"leri.
Hangi şehirde yaşarsak yaşayalım
"Deniz"i görecek
Ay ışıltısında yakamozu seyredecektik.
Gel deseydin;
Kaç şehir geçip gelirdim,
Kim bilir.
Bir diyalektik örneklemesi,
Bir "Şekil A"ydı yaşananlar;
"Ben" varım diye "Sen" de oluyordun,
Sonucunda ortaya "Biz" çıkıyor,
Biz olamadığımız pratikte ispatlanınca da;
"Ben" bana, "Sen" sana dönüşüyorduk yeniden.
Gel deseydin;
Kaç yeminimden dönerdim,
Kim bilir.
Bilirsin,
Hiçbir şeyin "Yok"tan "Var" olamayacağına inanırdım.
Şimdiki acılarım "Yok"luğundan "Var" oluyor;
inanamıyorum!
Gel deseydin;
Kaç inanç değiştirirdim,
Kim bilir...
rcy '08
"Hey garson! Bana bir hayat getir; Sek olsun..."
'türk sanat müziğimi pehh milattan önceden kalmış şarkılar lan bunlar' diyen insanlara bile o şarkıları dinletecek harika bir şevval sam albümü.
şevval sam' ın sesinin su gibi bir tonda şarkılarla bu kadar uyumlumu olur diye düşündüren albümünün ismi. şiddetle dinlenilmesi tavsiye edilir. özellikle türk sanat müziği hayranlarına...
en iyi günlük süt kategorisinde oscar'ı hak ettiğini düşündüğüm marka.
sut urunlerinin yaninda, cok guzel elma suyu da yapan turk markasi.
şevval sam'ın tsm albümü. kapak tasarımı on numaradır. bir hevesle cd'yi sürücüye koyarsın. bir de arabada gidiyorsun acayip keyiflisin. müthiş bir hicaz peşrevle başlıyor albüm. ardından o da ne beklenilenin aksine çok çok yumuşak ve uyumsuz bir ses. sazlar şahane, şarkı seçimleri şahane, şevval'e rağmen albümü almak için al sana bahane.
karadeniz türkülerinden oluştuğunu sandığımız, lakin içinde külliyen türk sanat musikisi eserleri olduğunu görünce de üzülmeyip bilakis sevindiğimiz şevval sam ın piyasadaki müzik albümü.
"sekmek" eyleminin emir kipiyle çekimlenmiş hali.
(bkz: sek hazır salep)
katıksız olan.
özelleştirilmesinin ardından yenibosna'daki epeyce geniş arazisini bir diğer koç holding kuruluşu tansaş'a ve koçtaş'a emanet etmiş olan kurum.
albüm içeriği şu şekildedir.
1 Hicaz Peşrevi
2 Söyleyemem Derdimi
3 Şimdi Uzaklardasın
4 Kapıldım Gidiyorum
5 Hastayım Yalnızım
6 Ah Edip inlerim (Neyleyim Köşkü)
7 Bir Fırtına Tuttu Bizi (Selanik Türküsü)
8 Muhabbet Bağına Girdim
9 Klarnet Taksimi
10 Ömrümüzün Son Demi
11 Böylemi Esecekti
12 Talihin Elinde Oyuncak Oldum
13 Ölürsem Yazıktır
14 Güzel Bir Göz Beni Attı
15 Kimseye Etmem Şikayet
16 Kanun Taksimi
17 Benzemez Kimse Sana
18 Menekşe Gözler Hülyalı
19 Ninni (Ah Yine O Menekşe Gözler)
20 Bir Bakış Baktın (Bağdat Yolu)
1 Hicaz Peşrevi
2 Söyleyemem Derdimi
3 Şimdi Uzaklardasın
4 Kapıldım Gidiyorum
5 Hastayım Yalnızım
6 Ah Edip inlerim (Neyleyim Köşkü)
7 Bir Fırtına Tuttu Bizi (Selanik Türküsü)
8 Muhabbet Bağına Girdim
9 Klarnet Taksimi
10 Ömrümüzün Son Demi
11 Böylemi Esecekti
12 Talihin Elinde Oyuncak Oldum
13 Ölürsem Yazıktır
14 Güzel Bir Göz Beni Attı
15 Kimseye Etmem Şikayet
16 Kanun Taksimi
17 Benzemez Kimse Sana
18 Menekşe Gözler Hülyalı
19 Ninni (Ah Yine O Menekşe Gözler)
20 Bir Bakış Baktın (Bağdat Yolu)
Şevval Sam albümü.kendisi albümde şimdi uzaklardasın, kimseye etmem şikayet gibi birçok türk sanat müziği eserini seslendirmiştir.kadife sesiyle bizleri büyülemeyi bir kez daha başarmıştır.helal olsundur..
fabrikası bir zamanlar yenibosna-kuleli'de olan süt kurumu. şimdi fabrikanın yerinde koçtaş var.
süt ve süt ürünleri üreten marka.
.
.
-içine başka bir şey karıştırılmadan içilen içki,
-süt endüstri kurumu.
-süt endüstri kurumu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar