bugün
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek33
- iltica15
- cehape belediyeciliği9
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı70
- başkanı hapise atıp belediye çalışmıyor demek9
- istanbul mahvoldu17
- ulaştırma ve altyapı bakanlığı'nın işi nedir10
- saraca'yı füzeyle uzaya göndermek6
- 9 eylül 2009 istanbul sel felaketi3
- amim parçalandı diyen kız6
- dinden nefret etme nedenleri9
- fenerbahçeli yazarlar19
- ayrıldık36
- lig on altıncısından altı yemek4
- fenerbahçe10
- üzülmeyin seneye tekrar gidersiniz15
- hayatı kolaylaştıran joker kelimeler10
- mel mel bakan 6ibson12
- halk tv'ye kayyum atanması6
- uzaylılar ışık hızını nasıl aştılar4
- önce fenere sonra fenere koyana koymak6
- barselona'dan 4 yemek vs aston villa'dan 6 yemek6
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı4
- cuhape bu ülkeye ne kattı9
- saraca092
- vatan2
- bol bol su içiyoruz3
- kalbi kırılmış bir adamın gidebileceği yer6
- pavyonda bir hanıma bira söylemek6
- palamut7
- ama bir lambo her zaman bir lambodur3
- ismail kartal10
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı86
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru14
- bugün tüm fenerbahçeli yazarların hasta olması8
- sigara7
- bahçeli'nin arabistan'a askeri destek çağrısı8
- istanbul'a ihanet ettik2
- 18 yaşına gelmek3
- avukat tutmak5
- dersimli kemal'in sarayın adamı olduğu gerçeği3
- eve gitme isteği6
- pıttık fırlatma akımı12
- istanbul sel felaketinin sözlükte yer almaması7
- fon vurgunu13
- eve gitmek için polisten yardım istemek3
- istanbulda memurlara tatil verilmesi3
- cimri insanların ortak özellikleri4
- istanbul15
- uzaylılar diğer gezegenleri kolonileştiriyor mu2
Garsona söylemekten en çok keyif aldığım kelimelerden biridir; SEK...
Ama, vodka kadar güzel olmayabiliyor bazen hayat. Ve sek ya da başka bir "şey"le karıştırmanın iyi mi kötü mü olduğuna karar verilemiyor bazen.
Sen hiç cama vuran kar taneleriyle
Sabaha kadar papatya falı baktın mı?
Kimseyle selamlaşmadan yaşayabilir mi ulan insan hayatı boyunca? Sabah uyandığında "günaydın" diyeceği kimsesi olmadan. Gece uyurken sarılacağı, izleyeceği; belki gizlice öpeceği kimsesi olmadan yaşayabilir mi ömür boyu? Sürekli kendi pişirdiği yemekleri, tek başına yemeye ne kadar dayanabilir insan? Dinlediği müziğe kimsenin itiraz etmemesine. Eve geldiği saatin kimseyi ilgilendirmemesine.
Bir de saman sarısı
Bir de özlem kırmızısı
Belki de esas soru;
Tüm bunları göze alabilecek kadar sıkılabilir mi peki insan, insanlardan?
Belki de...
Belkilerin kol gezdiği bir saatte
"Belkim", belki bile değildim
Yahut;
Havuz problemi gibi yaşamaktan sıkıldım belki de... Ben hayatımı doldurmaya çalıştıkça, boşaltan insanlar... Bu ikilemden ortaya çıkabilecek onlarca soru.
Çözsem, bir boka yaramayacak; çözmesem, kendimi çözemiyorum.
'Sikinti' yok
'Çozum' var...
Uzak şehirlerde bırakılmış minik parçalar... Her birinde ayrı parçalar... Her biri ayrı parçalar.
işin kötüsü küçükken oynadığımız legolar gibi de değil bu parçalar. Birleşmiyorlar yeniden. Birleşince voltran'ı da oluşturmuyorlar. Tekerleği kırılmış oyuncak araba gibi yani, bir daha asla eskisi gibi gitmiyorlar.
Kitaplarım Gitti Peşinden
Sonra Kahramanlarım
Çocukluğum Kayboluverdi
Nerdeler?
Oyuncaklarım, Oyuncaklarım.
Küçük bir çocuktum oysa ben, oyuncak topu bile olmayan... Yine de annemin hala atmadığı bir torba taso'm var içerdeki dolapta. Bir torba da misket duruyor yanında. Gazozuna oynayabileceğim hiç arkadaşım kalmayacak olsa da, sorun değil işte. Taso yalnızken de zevklidir. Ve misketler tek kişiyken de yuvarlanabiliyor...
Giden gelmiyor geri dönmüyor
Oyunun sonundaaaa sonundaaa
Giden gelmiyor hayat denilen şey
Bir ipin ucundaaa ucundaaa
Yazıya gece 1'de başladım, hala bitmedi. Belki de ömrümde hiç silmediğim kadar harf sildim bu gece. ilkokul 2'den sonra hiç silgim olmadı zaten. "Küçük Emrah" tribi değil ulan, kullanmadım işte. Sonra bu alışkanlık kitap ve defter kullanmayarak devam etti. Neyse dağılmasın konu. Hoş konumuz da yok ama; neyse...
Yazasım da kalmadı zaten. Yeterince rahatladım sanırsam. En iyisi evvelden karalanmış bir kaç şeyi "kopi-peyst" edip bitirmek bu yazıyı...
Materyalist Aşk
Şimdi hafif bir tebessümdür
Onca yılın ardından geriye kalan.
Doğ(a)mamış bir çocuğun hiç duyulmamış ağlamaları,
Ve duymamak için rüyalarda
Vazgeçilen uykular...
Gel deseydin;
Kaç yüz kilometre gelirdim,
Kim bilir.
Düşünüyorum da;
Yine de düşünüyorum ya seni,
Onca şeye rağmen gelebiliyorsun ya aklıma;
Ne tuhaf diyorum,
Ne iğrenç bir muamma.
Gel deseydin;
Kaç yılımı siler, dönerdim,
Kim bilir.
Oysa silmiştim her şeyi,
Kandırmıştım önce aynayı;
Sonra aynadakini...
- ki çevremdekileri kandırmak
Ne kadar kolay olmuştur kendimden sonra;
Sen hesap et-
Gel deseydin;
Kaç yaş gençleşip gelirdim,
Kim bilir.
Oysa deniz kenarında büyütecektik "Deniz"leri.
Hangi şehirde yaşarsak yaşayalım
"Deniz"i görecek
Ay ışıltısında yakamozu seyredecektik.
Gel deseydin;
Kaç şehir geçip gelirdim,
Kim bilir.
Bir diyalektik örneklemesi,
Bir "Şekil A"ydı yaşananlar;
"Ben" varım diye "Sen" de oluyordun,
Sonucunda ortaya "Biz" çıkıyor,
Biz olamadığımız pratikte ispatlanınca da;
"Ben" bana, "Sen" sana dönüşüyorduk yeniden.
Gel deseydin;
Kaç yeminimden dönerdim,
Kim bilir.
Bilirsin,
Hiçbir şeyin "Yok"tan "Var" olamayacağına inanırdım.
Şimdiki acılarım "Yok"luğundan "Var" oluyor;
inanamıyorum!
Gel deseydin;
Kaç inanç değiştirirdim,
Kim bilir...
rcy '08
"Hey garson! Bana bir hayat getir; Sek olsun..."
Ama, vodka kadar güzel olmayabiliyor bazen hayat. Ve sek ya da başka bir "şey"le karıştırmanın iyi mi kötü mü olduğuna karar verilemiyor bazen.
Sen hiç cama vuran kar taneleriyle
Sabaha kadar papatya falı baktın mı?
Kimseyle selamlaşmadan yaşayabilir mi ulan insan hayatı boyunca? Sabah uyandığında "günaydın" diyeceği kimsesi olmadan. Gece uyurken sarılacağı, izleyeceği; belki gizlice öpeceği kimsesi olmadan yaşayabilir mi ömür boyu? Sürekli kendi pişirdiği yemekleri, tek başına yemeye ne kadar dayanabilir insan? Dinlediği müziğe kimsenin itiraz etmemesine. Eve geldiği saatin kimseyi ilgilendirmemesine.
Bir de saman sarısı
Bir de özlem kırmızısı
Belki de esas soru;
Tüm bunları göze alabilecek kadar sıkılabilir mi peki insan, insanlardan?
Belki de...
Belkilerin kol gezdiği bir saatte
"Belkim", belki bile değildim
Yahut;
Havuz problemi gibi yaşamaktan sıkıldım belki de... Ben hayatımı doldurmaya çalıştıkça, boşaltan insanlar... Bu ikilemden ortaya çıkabilecek onlarca soru.
Çözsem, bir boka yaramayacak; çözmesem, kendimi çözemiyorum.
'Sikinti' yok
'Çozum' var...
Uzak şehirlerde bırakılmış minik parçalar... Her birinde ayrı parçalar... Her biri ayrı parçalar.
işin kötüsü küçükken oynadığımız legolar gibi de değil bu parçalar. Birleşmiyorlar yeniden. Birleşince voltran'ı da oluşturmuyorlar. Tekerleği kırılmış oyuncak araba gibi yani, bir daha asla eskisi gibi gitmiyorlar.
Kitaplarım Gitti Peşinden
Sonra Kahramanlarım
Çocukluğum Kayboluverdi
Nerdeler?
Oyuncaklarım, Oyuncaklarım.
Küçük bir çocuktum oysa ben, oyuncak topu bile olmayan... Yine de annemin hala atmadığı bir torba taso'm var içerdeki dolapta. Bir torba da misket duruyor yanında. Gazozuna oynayabileceğim hiç arkadaşım kalmayacak olsa da, sorun değil işte. Taso yalnızken de zevklidir. Ve misketler tek kişiyken de yuvarlanabiliyor...
Giden gelmiyor geri dönmüyor
Oyunun sonundaaaa sonundaaa
Giden gelmiyor hayat denilen şey
Bir ipin ucundaaa ucundaaa
Yazıya gece 1'de başladım, hala bitmedi. Belki de ömrümde hiç silmediğim kadar harf sildim bu gece. ilkokul 2'den sonra hiç silgim olmadı zaten. "Küçük Emrah" tribi değil ulan, kullanmadım işte. Sonra bu alışkanlık kitap ve defter kullanmayarak devam etti. Neyse dağılmasın konu. Hoş konumuz da yok ama; neyse...
Yazasım da kalmadı zaten. Yeterince rahatladım sanırsam. En iyisi evvelden karalanmış bir kaç şeyi "kopi-peyst" edip bitirmek bu yazıyı...
Materyalist Aşk
Şimdi hafif bir tebessümdür
Onca yılın ardından geriye kalan.
Doğ(a)mamış bir çocuğun hiç duyulmamış ağlamaları,
Ve duymamak için rüyalarda
Vazgeçilen uykular...
Gel deseydin;
Kaç yüz kilometre gelirdim,
Kim bilir.
Düşünüyorum da;
Yine de düşünüyorum ya seni,
Onca şeye rağmen gelebiliyorsun ya aklıma;
Ne tuhaf diyorum,
Ne iğrenç bir muamma.
Gel deseydin;
Kaç yılımı siler, dönerdim,
Kim bilir.
Oysa silmiştim her şeyi,
Kandırmıştım önce aynayı;
Sonra aynadakini...
- ki çevremdekileri kandırmak
Ne kadar kolay olmuştur kendimden sonra;
Sen hesap et-
Gel deseydin;
Kaç yaş gençleşip gelirdim,
Kim bilir.
Oysa deniz kenarında büyütecektik "Deniz"leri.
Hangi şehirde yaşarsak yaşayalım
"Deniz"i görecek
Ay ışıltısında yakamozu seyredecektik.
Gel deseydin;
Kaç şehir geçip gelirdim,
Kim bilir.
Bir diyalektik örneklemesi,
Bir "Şekil A"ydı yaşananlar;
"Ben" varım diye "Sen" de oluyordun,
Sonucunda ortaya "Biz" çıkıyor,
Biz olamadığımız pratikte ispatlanınca da;
"Ben" bana, "Sen" sana dönüşüyorduk yeniden.
Gel deseydin;
Kaç yeminimden dönerdim,
Kim bilir.
Bilirsin,
Hiçbir şeyin "Yok"tan "Var" olamayacağına inanırdım.
Şimdiki acılarım "Yok"luğundan "Var" oluyor;
inanamıyorum!
Gel deseydin;
Kaç inanç değiştirirdim,
Kim bilir...
rcy '08
"Hey garson! Bana bir hayat getir; Sek olsun..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar