bugün
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler23
- ilkokul bebesine türbanı savunmak59
- sinem dedetaş'ın ahında boğulacaksınız20
- sözlükteki bölücüler10
- cezaevine girmek için rte'ye hakaret eden adam4
- ağlıyorum sözlük21
- fon vurgunu21
- bütün yazarların birbirine sarılması3
- istanbul'un göbeğinde 3 gün elektrik olmaması4
- türk arapsız yaşayamaz8
- uludağ sözlükte acemi eğitimi alıp ekşi ye gitmek3
- mutlu günlerin yakın olması3
- güzel müzik klipleri3
- osmanlı cehalet ve budalalık imparatorluğuydu4
- cumaya gitmeyen erkekleri aşağılayan kadın6
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek41
- benim de devletim olsun diyen kürt5
- seren serengil6
- simko331
- türkiye ağır sanayiyi batı'dan öğrenmiştir3
- cuma namazına gitmek yerine sözlükte takılmak16
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı20
- gilded'in gözyaşları6
- donuzlanan başlığıma yazmasın8
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı74
- ahmet hakan'ın ben böyle yağmur görmedim yazısı11
- manifest dinleyen erkek10
- beşiktaş10
- uludağ sözlük 03 00 te sigara yakıyoruz kampanyası2
- günün sözü2
- sen farklısın diyen erkek20
- beni seviyor musun sözlük16
- sabahları 2 simit 2 açma 2 poğaça yiyen insan8
- sözlük ablası16
- 30 yaş üstü erkeklerin patatese dönmes8
- cumhuriyet halk partisi2
- adana adliyesi nde kavga sanatlarını öğrenmek4
- sözlüğün 11 12 yaşındaki çocuklarla dolu olması2
- neo osmanlı3
- bütün yazarların bir gün öleceklerini düşünmek9
- insan ilişkilerinde sık yapılan hatalar2
- anamgile gittiydim bacı gıı diyen kız4
- cumaya gitmeyen erkek bacımdır3
- arkadaşlar porselen mi bunlar yeni geldi4
- sabah 7 akşam 7 günlük yevmiye 500 tl3
- avram avinu3
- platon un mağara alegorisi10
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı87
- son kötü oylanan entrilerim2
- g i l d e d l i l y4
senenin modası olan renktir, beyazla kombinasyonları yapılıp bütün vitrinlerde teşhir edilir. Yaz gelmeden baygınlık getirtmiştir kendileri, evet.
UOML'deki biyoloji hocasının soyadı.
hüznün rengidir. erkeklere hitap etmeyen kadın rengidir. kasvetli sonbahar silüetinin olmazsa olmazıdır. kendi içindeki tonlardan hüzünle birlikte neşe de çıkarılabilecek olan, bu nedenle kimliği bozuk ana renklerden biridir.
işte aradığım yazı alın lan okuyun kesin,
ben eksiden aldım oraya yazan da lafmacundan almıs,klonlararası paylasım:
"sanki butun gunduz maclarini ankaragucu oynuyormu$ gibi geliyor du$undukce. ceza alaninin buyuk kismi kumlu, orta ve tac cizgisinin sarimsi cimli oldugu bir ankaragucu-galatasaray maci izliyoruz. izliyoruz dediysem televizyonun yarisindan izliyoruz. ekranin diger yarisina tul ve uclu koltuk yansiyor. koltuk kipirtisiz, arada bir tul oynuyor. di$ardan bir araba sesi geliyor. sokak cok bo$. sapsari bir gune$ ortaligi yakiyor ortaligi. ekranin yarisina arada bir galatasarayli semih giriyor. cim sari, gune$ sari, semih sari. iyice sarariyor ortalik. bogazim kuruyor. iceri kocaman, sert kabuklu, uzun bacakli, ye$ilimsi bi bocek giriyor birden. tavana carpa carpa ilerliyor odanin icinde, bize dogru yakla$iyor, elimizi savuruyoruz, pike yapip televizyona carpiyor. sonra yeniden tavana carpmaya ba$liyor. abimle odanin icinden cikarmaya cali$iyoruz, ben gidip tulu aciyorum, abim de elindeki kirlenti savuruyor ye$il bocege dogru, uzerine dogru gelince uclu koltugun uzerinde ko$arak kacmaya ba$liyor. bocek odanin her yerine dogru hareket ediyor ama bir turlu pencereye yakla$miyor. elimizdeki kirlentleri tavana atarak vurmaya cali$iyoruz. abim en sonunda du$uruyor bocegi. halida yuruyerek elimizden kacmaya cali$iyor. kirlentleri dovuyoruz ama yurumeye devam ediyor. abim ko$uyor icerden tuvalet terligini getirip akitiyor sari kanini bocegin. bocegi terligin uzerine alip tuvalete goturuyorum, klozete atiyorum. yuzuyor ye$il olusu suda, sanki tek bacagi hareket ediyor gibi. ustune tukurup iceri gidiyorum. her $ey normal, maci izlemeye devam ediyoruz abimle. semih yetmiyormu$ gibi bir de galatasarayli cuneyt giriyor ekranin yarisina, iyice sarariyor ortalik. niye izliyoruz galatasaray-ankaragucu macini iki takimi da tutmuyoruz. once sariyer’li, sonra be$ikta$’liyiz. ama hep ankaragucu maci izliyoruz. bogazimiz kuruyor, ye$il viski $i$esinden ilik su iciyoruz. annem hala gelmedi pazardan, babam da yazlari sahildeki beyaz park gazinosunda kasiyerlik yapiyor. televizyonu kapatip di$ari cikalim diyorum abime, cevap vermiyor. plastik topun ustune tukenmez kalemle sariyer yazmaya cali$iyor. y’yi yazarken eli kayiyor y’nin kuyrugu uzuyor.
icim cok sikiliyor.
kafami islatip, cok bol $ortumla di$ari cikiyorum. kimse yok sokakta. bakkalin oraya gidiyorum, kar$isindaki duvarda biraz oturuyorum. gune$ tam tepemde. hava oyle sicak ki bakkala bile kimse gelmiyor. etrafa bakiyorum biraz. bakayim terligi du$urmeden ayagimin en ucuna ne kadar yakla$tiricam diye bir deneme yapiyorum, ayagimi egerek kaydiriyorum. yetmiyor biraz daha kaydirayim diyorum. terlik du$uyor ayagimdan. mecburen duvardan iniyorum. terligi giyiyorum. biraz yuruyup ayagimi savuruyorum. terlik firliyor ayagimdan done done ilerde duruyor. sicak asfaltta seke seke gidiyorum, giyiyorum. bi daha, daha havaya savurarak ucuruyorum terligi, yukselip $ap diye du$uyor yere. devami uzayliyorum terligi, mahalleyi $ap $ap diye inletiyorum. ya$li bi kadin camdan kafasini cikariyor "cocuk git kapinin onunde oyna. gurultu yapma hasta var, hasta" diye kovuyor beni. dokuz ya$indayim, canim cok sikiliyor, hava cok sicak, kimse yok, butun bunlar yetmezmi$ gibi bir de hasta var. icim muthi$ sikiliyor. neyse ki hemen geciyor. eve dogru giderken abimi elinde karpuz dilimiyle goruyorum. "ver lan bir di$" diyorum. vermiyor, git al annemden diyor. eve girmeden kapidan karpuzu alip yanina gidiyorum. bo$ bo$ konu$madan yuruyoruz, "sahile gidelim, denize gireriz" diye tutturuyorum. "ne denizi lan babamin yanina gidiyoruz para alicaz, berbere gidicez" diyor. gazino evimize 20 dakika uzaklikta. 20 dakikadir karpuzlar elimizde, kabugun beyaz kismini bile bitiriyoruz. kagit gibi olan kabuklari atip gazinoya giriyoruz. icerisi balik ve raki kokuyor. geceye hazirlik yapiliyor, icerde hic mu$teri yok. babam kasada hesaplar yapiyor. bizi gorunce dev, uc katli orgun oraya goturuyor. arkalardaki bir masaya oturtuyor. ye$il fasulye, pilav ve kola getiriyor garsonlar. personel yemegini yiyoruz. yedikten sonra babamin yanina gidiyoruz. para veriyor, "berberden ciki$ta dogruca eve gidin, yuzerken filan gormiyeyim sizi" diyor. berbere gidiyoruz. abim "onunki uc numara, benimki amerikan olacak" diyor berbere. ikimizinkini de uce vurup yolluyor bizi eve. kil dolu kafalarimiza $aplata $aplata eve gidiyoruz. yolda arkada$imiz boklu’yu goruyoruz. kirpikleri birbirine yapi$mi$ boklu’nun. "niye gelmediniz lan denize, celik gibiydi su" diyor. "mac vardi" diyor abim. eve dogru yuruyoruz boklu’dan ayrilip. gunler ne kadar uzun 9 ya$indayken, gune$ bir turlu batmiyor. kel kafalarimiz yandikca yaniyor bayiri cikarken, icim cok sikiliyor.
buyudum, babamin yazin kasiyerlik yaptigi ya$a geldim. abim evlendi cocugu oldu, semih, cuneyt futbolu birakali yillar oldu. artik pek fazla gunduz maci yapilmiyor yine de oglen evde oturuyorum. arada bir pencereden kafami uzatiyorum, kavrulan asfaltta sokakta tek ba$ina oynayan cocuk goruyorum. "sktir git lan buradan. git kapinda oyna." diye onu kovuyorum."
"umut sarıkaya, benim de söyleyeceklerim var"
ben eksiden aldım oraya yazan da lafmacundan almıs,klonlararası paylasım:
"sanki butun gunduz maclarini ankaragucu oynuyormu$ gibi geliyor du$undukce. ceza alaninin buyuk kismi kumlu, orta ve tac cizgisinin sarimsi cimli oldugu bir ankaragucu-galatasaray maci izliyoruz. izliyoruz dediysem televizyonun yarisindan izliyoruz. ekranin diger yarisina tul ve uclu koltuk yansiyor. koltuk kipirtisiz, arada bir tul oynuyor. di$ardan bir araba sesi geliyor. sokak cok bo$. sapsari bir gune$ ortaligi yakiyor ortaligi. ekranin yarisina arada bir galatasarayli semih giriyor. cim sari, gune$ sari, semih sari. iyice sarariyor ortalik. bogazim kuruyor. iceri kocaman, sert kabuklu, uzun bacakli, ye$ilimsi bi bocek giriyor birden. tavana carpa carpa ilerliyor odanin icinde, bize dogru yakla$iyor, elimizi savuruyoruz, pike yapip televizyona carpiyor. sonra yeniden tavana carpmaya ba$liyor. abimle odanin icinden cikarmaya cali$iyoruz, ben gidip tulu aciyorum, abim de elindeki kirlenti savuruyor ye$il bocege dogru, uzerine dogru gelince uclu koltugun uzerinde ko$arak kacmaya ba$liyor. bocek odanin her yerine dogru hareket ediyor ama bir turlu pencereye yakla$miyor. elimizdeki kirlentleri tavana atarak vurmaya cali$iyoruz. abim en sonunda du$uruyor bocegi. halida yuruyerek elimizden kacmaya cali$iyor. kirlentleri dovuyoruz ama yurumeye devam ediyor. abim ko$uyor icerden tuvalet terligini getirip akitiyor sari kanini bocegin. bocegi terligin uzerine alip tuvalete goturuyorum, klozete atiyorum. yuzuyor ye$il olusu suda, sanki tek bacagi hareket ediyor gibi. ustune tukurup iceri gidiyorum. her $ey normal, maci izlemeye devam ediyoruz abimle. semih yetmiyormu$ gibi bir de galatasarayli cuneyt giriyor ekranin yarisina, iyice sarariyor ortalik. niye izliyoruz galatasaray-ankaragucu macini iki takimi da tutmuyoruz. once sariyer’li, sonra be$ikta$’liyiz. ama hep ankaragucu maci izliyoruz. bogazimiz kuruyor, ye$il viski $i$esinden ilik su iciyoruz. annem hala gelmedi pazardan, babam da yazlari sahildeki beyaz park gazinosunda kasiyerlik yapiyor. televizyonu kapatip di$ari cikalim diyorum abime, cevap vermiyor. plastik topun ustune tukenmez kalemle sariyer yazmaya cali$iyor. y’yi yazarken eli kayiyor y’nin kuyrugu uzuyor.
icim cok sikiliyor.
kafami islatip, cok bol $ortumla di$ari cikiyorum. kimse yok sokakta. bakkalin oraya gidiyorum, kar$isindaki duvarda biraz oturuyorum. gune$ tam tepemde. hava oyle sicak ki bakkala bile kimse gelmiyor. etrafa bakiyorum biraz. bakayim terligi du$urmeden ayagimin en ucuna ne kadar yakla$tiricam diye bir deneme yapiyorum, ayagimi egerek kaydiriyorum. yetmiyor biraz daha kaydirayim diyorum. terlik du$uyor ayagimdan. mecburen duvardan iniyorum. terligi giyiyorum. biraz yuruyup ayagimi savuruyorum. terlik firliyor ayagimdan done done ilerde duruyor. sicak asfaltta seke seke gidiyorum, giyiyorum. bi daha, daha havaya savurarak ucuruyorum terligi, yukselip $ap diye du$uyor yere. devami uzayliyorum terligi, mahalleyi $ap $ap diye inletiyorum. ya$li bi kadin camdan kafasini cikariyor "cocuk git kapinin onunde oyna. gurultu yapma hasta var, hasta" diye kovuyor beni. dokuz ya$indayim, canim cok sikiliyor, hava cok sicak, kimse yok, butun bunlar yetmezmi$ gibi bir de hasta var. icim muthi$ sikiliyor. neyse ki hemen geciyor. eve dogru giderken abimi elinde karpuz dilimiyle goruyorum. "ver lan bir di$" diyorum. vermiyor, git al annemden diyor. eve girmeden kapidan karpuzu alip yanina gidiyorum. bo$ bo$ konu$madan yuruyoruz, "sahile gidelim, denize gireriz" diye tutturuyorum. "ne denizi lan babamin yanina gidiyoruz para alicaz, berbere gidicez" diyor. gazino evimize 20 dakika uzaklikta. 20 dakikadir karpuzlar elimizde, kabugun beyaz kismini bile bitiriyoruz. kagit gibi olan kabuklari atip gazinoya giriyoruz. icerisi balik ve raki kokuyor. geceye hazirlik yapiliyor, icerde hic mu$teri yok. babam kasada hesaplar yapiyor. bizi gorunce dev, uc katli orgun oraya goturuyor. arkalardaki bir masaya oturtuyor. ye$il fasulye, pilav ve kola getiriyor garsonlar. personel yemegini yiyoruz. yedikten sonra babamin yanina gidiyoruz. para veriyor, "berberden ciki$ta dogruca eve gidin, yuzerken filan gormiyeyim sizi" diyor. berbere gidiyoruz. abim "onunki uc numara, benimki amerikan olacak" diyor berbere. ikimizinkini de uce vurup yolluyor bizi eve. kil dolu kafalarimiza $aplata $aplata eve gidiyoruz. yolda arkada$imiz boklu’yu goruyoruz. kirpikleri birbirine yapi$mi$ boklu’nun. "niye gelmediniz lan denize, celik gibiydi su" diyor. "mac vardi" diyor abim. eve dogru yuruyoruz boklu’dan ayrilip. gunler ne kadar uzun 9 ya$indayken, gune$ bir turlu batmiyor. kel kafalarimiz yandikca yaniyor bayiri cikarken, icim cok sikiliyor.
buyudum, babamin yazin kasiyerlik yaptigi ya$a geldim. abim evlendi cocugu oldu, semih, cuneyt futbolu birakali yillar oldu. artik pek fazla gunduz maci yapilmiyor yine de oglen evde oturuyorum. arada bir pencereden kafami uzatiyorum, kavrulan asfaltta sokakta tek ba$ina oynayan cocuk goruyorum. "sktir git lan buradan. git kapinda oyna." diye onu kovuyorum."
"umut sarıkaya, benim de söyleyeceklerim var"
kırmızının kardeşi galatasaray'ın yarısıdır.
sonbaharın, dökülen yaprakların, onlarla beraber solan ümitlerin rengidir.
o kadar canlı olmasına rağmen hüznü koklatabilen yegane renklerdendir.
o kadar canlı olmasına rağmen hüznü koklatabilen yegane renklerdendir.
diğerlerini etkileyebilen anlamına gelmekle birlikte sagopa kajmer'in telaffuz ettigi kelimedir.
sarı , hüzün ; sarı , ayrılık ; sarı ,acı ; sarı , sızı; sarı ,sonbahar ; sarı , yalnızlık; sarı ,ölüm getiren sabahın soğuk ,yakıcı ışığı ; sarı , boğulmak ;
sarı ,neşe ; sarı ,sıcak ; sarı ,yaz ; sarı , güneş ; sarı ,gün ; sarı ,umut ;sarı , saçların ; sarı ,yaşamak ...
sarı ,neşe ; sarı ,sıcak ; sarı ,yaz ; sarı , güneş ; sarı ,gün ; sarı ,umut ;sarı , saçların ; sarı ,yaşamak ...
lacivertin yanında en asil duran renk.
yazın tercih edilen renklerdendir. insana enerji verdiğine inanmaktayım. bahsettiğim tok sarıdır. ayrıca kırmızıyla olanına can fedadır.
tikilerin bir numaralı rengi. pantolon sarı, çanta sarı, saç sarı...
sarı ışığın rengidir, yaşam enerjisini ifade eder, üçüncü çakranın renklerinden biridir.
turuncu saçlı olan insanlara verilen bir lakaptır.
hızı ya da akıcılığı simgeler.
dikkat çekicidir. taksilerde kullanılmasının mutlaka bir anlamı vardır.
grafik yüzeylerinde zemine atılıp üzerine minimal vuruşlar yapıldı mı çok etkileyici sonuçlar verir.
dikkat çekicidir. taksilerde kullanılmasının mutlaka bir anlamı vardır.
grafik yüzeylerinde zemine atılıp üzerine minimal vuruşlar yapıldı mı çok etkileyici sonuçlar verir.
yedinci nesil bir yazar. *
7. nesle uygun şekilde davranmaktadır. kendisi duble amatördür.
yaprağın değil tanrının rengidir.
ülkemizdeki yaygın soyadlarındandır.
lacivertin yanına yakışan en asil renk.
(bkz: sari cicek tozusun sen ve korno)
(bkz: sari cicek tozusun sen ve korno)
fenerbahçeden dolayı pek fazla sevmediğim bir renk. siyah ve beyazdaki asillik bu renkte yoktur.tabikide beşiktaşlıyım.
küçükken, kovboy filmlerinde clint easwood'a taktığımız lakaptı.
canlılığı, mutluluğu ifade ettiğini düşündüğüm renktir ve dolayısıyla hiç tercih etmediğim renktir.
gerçekçiyim arkadaş!
gerçekçiyim arkadaş!
türkiye fantaya sarı denilmesi.
nasıl kola diyebiliyorsun siyah demiyorsun buna da fanta de be kardeşim. sarı ne demek yani suya da şeffaf diyelim artık.
nasıl kola diyebiliyorsun siyah demiyorsun buna da fanta de be kardeşim. sarı ne demek yani suya da şeffaf diyelim artık.
hasretin rengi. siyahla birbirlerine çok yakışırlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar