bugün
- dizi sektöründeki maliyet krizi9
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı6
- askerde özlenen şeyler9
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey7
- rüyada ilkokul derslerini alttan almak5
- kan şekerini aşırı yükselten yiyecekler6
- rüyada hala askerde olduğunu görmek5
- uludede3
- çok güzel bir kızın sizi kesmesi4
- kuantum fiziğine sahip kadın5
- kocasının fotosunu paylaşan kadın yazar5
- arda güler4
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
- burun karıştırmak5
- yazarların işlediği günahlar15
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam4
- terhis oluyorum sözlük25
- bir önceki entryi devam ettir4
- gammaz mesaisi3
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek3
- çay var içersen antidepresan da var yersen4
- 8 kasım 2026 elazığspor şanlıurfaspor maçı2
- iran füzeleri ateşlemiş2
- mekke anlaşması'nın tbmm den geçmesi7
- ona bir şey söyle3
- çay koydum sen anlat diyen psikolog4
- düzenli beyaz ekmek yemek gerizekalı yapıyor3
- kürt lastikçi2
- şarkılarda geçen mükemmel sözler3
- pazar günü aktiviteleri3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- 30 kasım 2026 beşiktaş galatasaray maçı3
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak6
- adana limanı nın çıplak fotoğrafları3
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu4
- helin elveren3
- mesaj atan travestiye nerden esti demek2
- fatma betül olayından çıkarılacak beş ders5
- sıra gecesine gidip çılgınlar gibi eğlenmek2
- tır şoförleri oruç tutuyor mu sorunsalı4
- günah çıkarma seansını aniden terk eden rahip3
- amedspor31
- felsefe öğretmenin ironisi3
- soğuk havaların resmi içeceği2
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek17
- anın görüntüsü25
- bekareti kaybedince aglamanin mantiksizligi2
- flörtün ilkesel reddi5
- 8 kasım 2026 52 orduspor sakaryaspor maçı2
- onur babacan3
yaşayan en büyük yönetmen. aynı zamanda senaryo yazarı, yapımcı ve r.rodrigez in kankası.
didem erol'la birlikteliği olan yönetmenmiş.
rezervuar köpekleri'nde ırkçı ilan edilmiş, pulp fiction'da bunları aşmak için oldukça hassas davranmış fakat filmin bu yönden dengesi sayılabilecek rolü bizzat oynayıp "ölü zenci deposu" diye diye anlaşılmamayı sürdürmüş*, bunun üzerine çektiği siyahi sömürü filmi; jackie brown ile müthiş ayar vermiş, şöyle bi silkinmiş, ustadır efendim.
ayrıca dvd kutusu kırılınca yas tutabileceğim eserlerin yaratıcısı. olsun tam pulp oldu işte. ~ ~
ayrıca dvd kutusu kırılınca yas tutabileceğim eserlerin yaratıcısı. olsun tam pulp oldu işte. ~ ~
uzak doğu sinemasından bu denli iyi işler çıkmasa idi bir halt olamayacak yönetmendir.
(bkz: ucuz roman) (bkz: rezarvuar köpekler)
ayak fetişisti deyyus, git birde didem erol' a ayak masajı yap. bakın hele dostlar şuna, ne yapmaya çalışıyor acaba? gerçi biz bunu kill bill de uma thurmannın 43 numara ayaklarını izlerken anlamıştık fakat yine de bir umut vardı. olmadı didem erol açıkladı, kocaman hayal kırıklığı. yazıklar olsun.
siddeti makyajlamadan oldugu gibi gosteren, her filmi zeka kokan super otesi yonetmen. ciddi bir ayak severlilik durumu vardir, nitekim kendisi defalarca bunu itiraf etmistir. sanki inkar etse biz inanicagiz!
japonya semalarına red apple reklam panosu diktirmiş yüce insan.
Hayal gücü ve dehasına hayran olunmaması mümkün olmayan ayak fetişisti.
sinema hayranlığı çalışmakta olduğu video kiralama dükkanında seyrettiği filmler ile başlamıştır, bu yüzden sinemaya emek vermiş tüm yönetmenleri neredeyse hatim etmiştir, bu sayede kendisine çok özgün ve benzeri olmayan bir tarz yaratmış bir çok sinema severin gönlünde taht kurmuştur.
öncelikle true romance'in senaryosunu yazmış daha sonra ise natural born killers'ın senaryosunu yazarak bu oliver stone isimli zat-ı muhteremin eline vermiştir fakat filmi beğenmemesi nedeni ile isminin çıkartılmasını istemiştir. topladığı para ile bir çok kişiyi kendine hayran bırakan ve kariyerine altın harflerle yazılan, amerikan film endüstrisine göbekten girip şaşkına çeviren ünlü filmi reservoir dogs'u çekmiştir. daha sonra ise bir çok insanda hayranlık uyandıran siddetin, duygusallığın, nefretin, dindarlığın ne kadar içiçe ve sarmal örgülerle bezenmiş duygular olduğunu sinema seyircisine hissettiren, ayak fetişistlerine özgürlük diye bas bas bağıran filmi pulp fiction'ı yapmıştır.
daha sonra ise yine çok ünlü bir filmi olan from dusk till dawn'ı biz sinemaseverlerin önüne sunmuş ve yine çok başarılı bir iş çıkartmıştır
şimdilerde ise fırtına gibi esen ve insanları kendisine hayran bırakan olağanüstü film kill bill'i çekerek kendisini bugünlere getiren insanlar diye atıfta bulunduğu uzakdoğulu yönetmenlere saygısını göstermiştir.
olağanüstü şiddet sahnelerini, akılalmaz bir duygusallıkla bezeyen quentin tarantino her filminde izleyicisini şaşırtmayı başarabilen ve her zaman yin'in bir de yang tarafı olduğunu gösterebilen ender derecede başarılı yönetmenlerdendir. ölmüş, hayatı kaymış, artık 3. sınıf aktör konumuna gelmiş oyuncuları kendi hazırladığı olağanüstü diyaloglarla yeniden dirilten, onlara sinemanın kapılarını tekrar açan ve oyuncunun içerisindeki potansiyeli zirveye çıkartmayı başarabilen çok yetenekli bir yonetmendir kendileri. flashbacklerle filmlerinin kurgusunu hazırlayan tarantino'nun filmlerini bir tür kalp elektrosu çizgisine benzetebiliriz kendisi gerilimi ve şiddeti zaman zaman tırmandırmakta daha sonra ise aynı biçemde aşağıya çekmekte, seyirciye rahat bir soluk aldırmaktadır.
kendisine uyuşturucuya ve suça teşvik ettiği konusunda sayısız eleştiri gelmiştir fakat tarantino suçu, şiddeti ve uyuşturucuyu öylesine güzel işlemiştir ve yermiştir ki, kullanımının yarattığı sıkıntılar da filmde uyuşturucu kullanan insanların renkli yaşamları kadar göze sokulmuştur.
kendisi filmlerinde inanılmaz mükemmellikte sahneler kurgulamakta ve birbirinden güzel iki kadının can hıraş savaşını, estetik olarak mükemmel gözüken bir ortamda yaptırarak seyirciyi karmaşık tezatlar içine sokmaktadır. ayrıca filmlerinin kurgusunda ve montajında kesme tekniğini başarı ile kullanır aynı başarıyı silme tekniğinde de gösterdiği söylenilebilir.
filmleri için seçtiği soundtrackler de mükemmeldir ve her filminin ardından merak unsuru uyandıran, acaba bu parça nedir soruları sordurtan bir yönetmendir.
yakaladığı tarz neticesinde kendinden sonra çekilen kendi tarzındaki filmlere tarantino tarzı filmler denilmesine neden olmuştur.
tarantino aynı zamanda hollywood dünyasının kendine ve amerikan medyası ile yaşayış stiline de her filmde göndermeler yaparak sosyal sorumluluğunu da yerine getiren bir yönetmendir.
son olarak her filminde en az bir kare görünür ve oyunculuğunu sergiler özellikle pulp fiction daki oyunculuğu takdire şayandır...
öncelikle true romance'in senaryosunu yazmış daha sonra ise natural born killers'ın senaryosunu yazarak bu oliver stone isimli zat-ı muhteremin eline vermiştir fakat filmi beğenmemesi nedeni ile isminin çıkartılmasını istemiştir. topladığı para ile bir çok kişiyi kendine hayran bırakan ve kariyerine altın harflerle yazılan, amerikan film endüstrisine göbekten girip şaşkına çeviren ünlü filmi reservoir dogs'u çekmiştir. daha sonra ise bir çok insanda hayranlık uyandıran siddetin, duygusallığın, nefretin, dindarlığın ne kadar içiçe ve sarmal örgülerle bezenmiş duygular olduğunu sinema seyircisine hissettiren, ayak fetişistlerine özgürlük diye bas bas bağıran filmi pulp fiction'ı yapmıştır.
daha sonra ise yine çok ünlü bir filmi olan from dusk till dawn'ı biz sinemaseverlerin önüne sunmuş ve yine çok başarılı bir iş çıkartmıştır
şimdilerde ise fırtına gibi esen ve insanları kendisine hayran bırakan olağanüstü film kill bill'i çekerek kendisini bugünlere getiren insanlar diye atıfta bulunduğu uzakdoğulu yönetmenlere saygısını göstermiştir.
olağanüstü şiddet sahnelerini, akılalmaz bir duygusallıkla bezeyen quentin tarantino her filminde izleyicisini şaşırtmayı başarabilen ve her zaman yin'in bir de yang tarafı olduğunu gösterebilen ender derecede başarılı yönetmenlerdendir. ölmüş, hayatı kaymış, artık 3. sınıf aktör konumuna gelmiş oyuncuları kendi hazırladığı olağanüstü diyaloglarla yeniden dirilten, onlara sinemanın kapılarını tekrar açan ve oyuncunun içerisindeki potansiyeli zirveye çıkartmayı başarabilen çok yetenekli bir yonetmendir kendileri. flashbacklerle filmlerinin kurgusunu hazırlayan tarantino'nun filmlerini bir tür kalp elektrosu çizgisine benzetebiliriz kendisi gerilimi ve şiddeti zaman zaman tırmandırmakta daha sonra ise aynı biçemde aşağıya çekmekte, seyirciye rahat bir soluk aldırmaktadır.
kendisine uyuşturucuya ve suça teşvik ettiği konusunda sayısız eleştiri gelmiştir fakat tarantino suçu, şiddeti ve uyuşturucuyu öylesine güzel işlemiştir ve yermiştir ki, kullanımının yarattığı sıkıntılar da filmde uyuşturucu kullanan insanların renkli yaşamları kadar göze sokulmuştur.
kendisi filmlerinde inanılmaz mükemmellikte sahneler kurgulamakta ve birbirinden güzel iki kadının can hıraş savaşını, estetik olarak mükemmel gözüken bir ortamda yaptırarak seyirciyi karmaşık tezatlar içine sokmaktadır. ayrıca filmlerinin kurgusunda ve montajında kesme tekniğini başarı ile kullanır aynı başarıyı silme tekniğinde de gösterdiği söylenilebilir.
filmleri için seçtiği soundtrackler de mükemmeldir ve her filminin ardından merak unsuru uyandıran, acaba bu parça nedir soruları sordurtan bir yönetmendir.
yakaladığı tarz neticesinde kendinden sonra çekilen kendi tarzındaki filmlere tarantino tarzı filmler denilmesine neden olmuştur.
tarantino aynı zamanda hollywood dünyasının kendine ve amerikan medyası ile yaşayış stiline de her filmde göndermeler yaparak sosyal sorumluluğunu da yerine getiren bir yönetmendir.
son olarak her filminde en az bir kare görünür ve oyunculuğunu sergiler özellikle pulp fiction daki oyunculuğu takdire şayandır...
göstermenin sorumluluğuna inanan. halı dibindeki tırnakları, pis kül tablasını,seramik çiziklerini,testis yumuşaklığını,hafızasına nakş eden uçuk yönetmen...
29 subat 2008 de ntv de yayınlanan (bkz: iconoclasts) a konuk olarak sempatikliğiyle bir kere daha gonulleri fethetmiştir.
pulp fiction için 'çektiğim en guzel film,bitince tamam dedim artık ölebilirim bundan iyisi olamaz' demiştir.ama ölmesindir,daha ne kill bill ler ne resorvoir dogs lar çekip bizi mesut edecektir.
pulp fiction için 'çektiğim en guzel film,bitince tamam dedim artık ölebilirim bundan iyisi olamaz' demiştir.ama ölmesindir,daha ne kill bill ler ne resorvoir dogs lar çekip bizi mesut edecektir.
* iconoclasts programında "tanrı beni,çok güzel bir film yapmadan öldürmez diye düşünüyordum hep,evet bundan emindim hatta.mesela deprem olurdu ben yataktan kalkmazdım,bilirdim çünkü tanrı beni öldürmeyecek,depremin keyfini çıkarırdım...ta ki pulp fiction'a kadar, o filmden sonra korkmaya başladım " diyen yönetişimci, kansever, ayaksever, -hikaye anlatmayı herkes sever- ama bu adam özgün bir şekilde anlatmayı sever ve de; *
pedro almodovar'ın matador adlı filmini izleyip, "bir gün açılış sahnesi böyle olan filmler çekicem" demiş biri. "bunu yapmana izin vermezler" diye çıkışanlara ise "onlar da kim? kimseye beni yargılama hakkı vermedim" demiş cesur biri.
kill bill'i çekmeyi everest'e tırmanmaya benzetiyor.
şiddeti sinemaya taşımanın kolaylığını vurguluyor ayrıca.*
kill bill'i çekmeyi everest'e tırmanmaya benzetiyor.
şiddeti sinemaya taşımanın kolaylığını vurguluyor ayrıca.*
diyalogların efendisi.filmlerinde geçen diyaloglarla birçok yönetmenin binlerce filmde veremeyeceğini iki dakikada veren adam. (bkz: rezervuar köpekleri)
sinemayı müzik ile kutsayan adam. bitmek tükenmek bilmeyen uzun ama keskin bir zeka ürünü olan diyaloglar, ayak fetişizmi, kült filmlere yapılan göndermeler gibi izlenilen bir filmin ona ait olduğunu anlamanın yollarından birisi de dinlendiği anda zihinde kullanıldığı sahneyi canlandıran film müzikleridir. (bkz: #3085557)
pulp fiction ile ruhumuza enjekte ettiği girl you ll be a woman soon misali death proof'ta lap dance sahnesinde kullandığı down in mexico ve filmin sonunda çalan chick habit'te dinle dinle bıkılmaz ve her dinlediğinde sahneyi yeniden izleme isteği veren şarkılardandır.
edit: anahtar kelimelerin tarantino ve film müzikleri olduğu bir entryde kill bill ikilisinin soundtracklerinden bahsetmediğim için çok pişmanım. en azından Don't Let Me Be Misunderstood ve Goodnight Moon'u örnek verebilirdim :(
pulp fiction ile ruhumuza enjekte ettiği girl you ll be a woman soon misali death proof'ta lap dance sahnesinde kullandığı down in mexico ve filmin sonunda çalan chick habit'te dinle dinle bıkılmaz ve her dinlediğinde sahneyi yeniden izleme isteği veren şarkılardandır.
edit: anahtar kelimelerin tarantino ve film müzikleri olduğu bir entryde kill bill ikilisinin soundtracklerinden bahsetmediğim için çok pişmanım. en azından Don't Let Me Be Misunderstood ve Goodnight Moon'u örnek verebilirdim :(
kendisi tam bir sinefillikten yönetmen olmuş bir şahıstır. bir gün intihar etmeye karar vermiş, ve izlediği bir uzakdoğu filminden de etkilenerek. küvete suyu doldurmuş ve içine girmiş, bileklerini kesip öyle ölmek istemiş. tam bu sırada tv de çıkan bi program yüzünden * kahkahalar atmaya başlamış * ve vazgeçmiş o gün orda tönetmen olmayı kafasına koymuş bizim eleman.
gün itibariyle 45 yaşına girmiş yönetmen.
son filmiyle * yine sinemaya can vermiş yönetmendir kendisi, muhteşem senaryoları neden başka yönetmenlere verir, hala anlayabilmiş değilim...
(bkz: natural born killers)
(bkz: hostel)
(bkz: from dusk till dawn)
(bkz: planet terror)
robert rodriguez i meşhur etmiştir ayrıca, hatta tarantino olmasaydı, rodriguezin filmleri bir b.ka benzemezdi de diyebiliriz.
(bkz: natural born killers)
(bkz: hostel)
(bkz: from dusk till dawn)
(bkz: planet terror)
robert rodriguez i meşhur etmiştir ayrıca, hatta tarantino olmasaydı, rodriguezin filmleri bir b.ka benzemezdi de diyebiliriz.
tek açı kamerayla çok büyük işler yapar ayrıca bu yönetmen, diyalog ve repliklere çok önem verir, filmlerini "ucuz" ve "kaliteli" yapan da budur zaten... unutulmaz konuşmalara sahip filmleri vardır..
(bkz: royale with cheese)
(bkz: zed is dead baby)
(bkz: personality goes a long way)
(bkz: pulp fiction soundtrack)
neredeyse her filminde bir sahne görünür; bir filmde sıra dışı uzunlukta diyaloglar ve ironi-komik olaylar oluyorsa emin olun tarantino senaryosudur...
son olarak japon yapımı bir film olan "sukiyaki western django" adlı filmde "story teller" olarak gördük kendisini; yönetmenlikte de yardımlarını esirgememiş...
bir de şuna ; (bkz: grand theft parsons)
(bkz: royale with cheese)
(bkz: zed is dead baby)
(bkz: personality goes a long way)
(bkz: pulp fiction soundtrack)
neredeyse her filminde bir sahne görünür; bir filmde sıra dışı uzunlukta diyaloglar ve ironi-komik olaylar oluyorsa emin olun tarantino senaryosudur...
son olarak japon yapımı bir film olan "sukiyaki western django" adlı filmde "story teller" olarak gördük kendisini; yönetmenlikte de yardımlarını esirgememiş...
bir de şuna ; (bkz: grand theft parsons)
sinamanın dahi adamı. geçen gün kendisini anlatan bir belgeselde "tanrı beni dünya'ya mükemmel bir film yapmam için yolladığına inanıyordum ve o filmi yapmadan beni öldürmeyeceğine o kadar emindim ki los angles'ta depremler olduğunda apartmanından dışarı bile inmiyor, depremin tadını çıkarıyordum. evet, beni öldürmeyecekti. tabi pulp fiction'u yapana kadar. artık yolda rahat yürüyemiyorum. her an öleceğini düşünmek korkutuyor insanı" diye orjinal bir dünyaya geliş amacını belirten adam. filmleri de orjinaldir. basit konuları, çarpıcı repliklere mükemmel karakterler eşliğinde getirerek izlenilesi hatta çarpıcı film yapar her defasında. flashback'leri çok sever, yerinde kullanınca büyüye büyü katar.
kankası robert rodriguez ile güzel işlere imza atmış dahi yönetmen.
http://caglaryildiz.blogs...7/quentin-tarantinos.html
çağlar yıldız tarafından kendisiyle ilgili yazılmış muazzam bir yazı.
çağlar yıldız tarafından kendisiyle ilgili yazılmış muazzam bir yazı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com