bugün
- bakarız diyen erkek15
- 0 0 75
- sözlükten hatun indirmek4
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı29
- insanoğlu çalışmak ile lanetlenmiştir9
- çok eşliliğin iğrenç bir şey olması3
- kadınların evli erkeklere zaafı5
- alkol içmek yasak mıdır3
- 6 saattir mesaj atmayan sevgili8
- kızlar kendinden büyük erkekleri sevseydi5
- gta 73
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip12
- zengin erkeğin metresi olmayı kabul eden kadın2
- uykusuz kedi ile soba çayı içip dedikodu yapmak8
- afd'nin lideri alice weidel5
- sonra konuşuruz diyen sevgili14
- kıymalı kaşarlı pide6
- dünyada en güzel kadınların yaşadığı ülke9
- oğlak burcu kadını7
- sözlüğün sarması13
- espri yapmaya çalışmak3
- ankara da 2 milyon 160 bin makaron ele geçirilmesi2
- renault fluence5
- geceye bir söz bırak9
- maaş yüz yüze görüşülecektir12
- aleksey batrakov7
- şeriatı savunan seküler3
- erzurum gece hayatı5
- bu kalp seni unutur mu smsi atan evli eski sevgili3
- çindistan4
- vexillarius the slayer12
- nervio25
- cübbeli ahmet hoca4
- taze fasulye yiyen erkek8
- nasıl bir işe bulaştığının farkında olmamak5
- sözlüğün en kültürlü yazarı14
- kötü bir gün geçirmek3
- saten gecelik2
- koreli erkek seven muhafazakar kız8
- death stranding2
- 100 yıl içinde ai bağımsız hareket edecek6
- türkiye kuş konferansı4
- mitsubishi l300 vs hyundai h1002
- akrep kadınları4
- anın fotoğrafı5
- şakirt aktiviteleri3
- islamcılık deccaliyetin bi parçası olacak2
- dışarıda yemek yemek2
- bülent ortaçgil dinlerken hüngür hüngür ağlamak4
- ama4
Bu diziyi izledikçe izleyesi geliyor insanın. Öyle böyle değil yani. çok iyi baya iyi! Türkiye'deki dizilerin hepsini toplasan, bu dizi etmez abi .o kadar !
olayların hiçbir zaman hep güzel veya hep kötü devam etmediği, iki kardeş arası zeka seviyesi farkının bu kadar yüksek olduğu, insanın uyku düzenini değiştiren, her bölümü bir film değerinde, bir aksiyon dizisidir..
michael schofield karakteriyle beni abazalaştıran dizi...
henüz daha iyisi yapılmayan, özlenen dizi.
güzel başlayıp, sulandırılmış bitmiş bir dizidir. yinede en sevdiğimdir.
--spoiler--
1.sezon
en güzel sezondur, zaten hikayeye bu sezon isim verir. son bölüm dışında ölme kalma olmuyor zaten. prison break'in esas sezonu bu diyebiliriz. maksat hapisten kaçmak. zaten bu sezona kötü yorum yapılmaz.
2.sezon
dizinin en janjanlı sezonu aslında, bu sezona daha çok "prison break'in devamı olan başka bir dizi" diyebiliriz değil mi? c-note abimiz dışında hepsi ya kaçmaya çalışıyor, yada geberiyor. beni en çok üzen abruzzi'nin gebermesi oldu. zaten ilk onu öldürdüler. o karakter diziye ayrı bir tat katıyordu. neden öldürdüklerini anlayamadım. bir diğer mevzu ise bellick'in sezon boyunca bizi sinir etmesi, mahone'un tırstırması, asyalı adamın çok bilmiş gıcıklığı. ilk sezon 10/10 ise, bu sezon 10/8. fenaa bir sezon değil.
3.sezon
prison break çok bozdu... bayağı bozdu... dediğimiz bir sezon.
kahramanlarımız tekrar hapishaneye düşüyor, bir nevi ilk sezonu tekrar ediyoruz. diziye adını veren kaçış tekrar görünüyor. ilk başta çok fecii bir sezon olacak diye düşünüyoruz. çünkü sona çok boktan bir yer, ama olmuyor. çok uysal bir sezon geçiriyoruz. bu sezonda bellick gözüme giriyor, mahone bizimkilerle dost oluyor. kısaca dizide kötü adam kalmıyor (yeni sezonda gelen gıreçın ablamız dışında. (nasıl yazıldığını unuttum) *
bu sezona 10/5 derim.
4.sezon
artık konu 180 derece değişiyor. sanki ilk izlediğimiz prison break değilmiş de, farklı bir diziymiş gibi. sucre'nin salak fedakarlığı, t-bag'in iş hayatına girmesi falan filan. ama dizi o kadar farklı şekillere giriyor ki. başlangıçta scylla'yı generalden kaçırmaya çalışıyorlar. kaçırdıktan sonra generale geri vermeye çalışıyorlar. kısaca çok zorlama bir sezon olmuş. olaylar çok karışıyor, çorba gibi bir sezon. dizinin sonuna kadar nasıl bağlayacaklar diye düşünüyoruz, birden karşımıza kellerman çıkıyor "gelin sizi kurtarayım" diyor ve dizi bitiyor. bu kadar saçma bir final olur mu arkadaş? baştan gelseymiş bu herif. allah allah... finalde beni tek mutlu eden generalin idam edilmesi ve c-note abimizin tekrar görünmesiydi. diğer sezonların hatırına 10/5 denilir ancak.
the final break
yine hapishane. bu sefer sara giriyor hapishaneye. hapishanede karşımıza çıkan kişi beni bayağı şaşırttı. "baba" dedikleri biz kadın var. kadın, t-bag'in hatun modeli resmen. davranışları, tipi, oldukça sempatik geliyor. tam mutlu oluyorum bu film bu karakterle bol bol şeyler olur diye, yok arkadaş. 80 dakikalık filmin 20 dakikası anca görünüyor. oysa o karakterle neler neler yapılırdı. hani bir aralar "gece yarısı ekspresi" yüzünden kıyamet kopmuştu bizde. ulan bunların hapishaneleri daha berbatmış lan. dizinin başından beri bütün gardiyanları piç gibi gösteriyorlar. hapishane homo kaynıyor. bu film aslında güzeldi, ama benim içimden hep bunların fox river'a geri dönmesi geçerdi. çünkü orada başladı, orada bitsin isterdim.
ucu her zaman açık olan bir dizi olduğundan michale'ı geberttiler. çünkü michael'in yaşaması demek, elbet karakterlerden birinin yine hapse düşmesi ve michael'in onu bir sezon daha kurtarması demektir. kaçışı sonlandırmanın tek yolu michael'ı öldürmekti, ama daha adam akıllı öldürebilirlerdi. ne bileyim, çok gelişi güzel geberdi ibne.
haaaa, şu mahone ve zenci sevgilisi mevzusuna gelirsek. ben hep onların arasında saf bir dostluk var diye düşünürdüm. finalde onları sevgili yapmaları çok gereksiz ve saçmaydı.
bu arada düşünsenize sucre'nin kızı ile michael'ın spastik oğlunun evlendiğini (evet, sezon finalindeki salak salak hareketleri vardı bu çocuğun). ne manyak olurdu değil mi? mihael'ın oğlu da michael gibi çok zekiymiş filan. neyse, bu filme 10/8 veririm.
--spoiler--
hayatımda izlediğim en iyi diziydi. her şeye rağmen izlenmeli...
--spoiler--
1.sezon
en güzel sezondur, zaten hikayeye bu sezon isim verir. son bölüm dışında ölme kalma olmuyor zaten. prison break'in esas sezonu bu diyebiliriz. maksat hapisten kaçmak. zaten bu sezona kötü yorum yapılmaz.
2.sezon
dizinin en janjanlı sezonu aslında, bu sezona daha çok "prison break'in devamı olan başka bir dizi" diyebiliriz değil mi? c-note abimiz dışında hepsi ya kaçmaya çalışıyor, yada geberiyor. beni en çok üzen abruzzi'nin gebermesi oldu. zaten ilk onu öldürdüler. o karakter diziye ayrı bir tat katıyordu. neden öldürdüklerini anlayamadım. bir diğer mevzu ise bellick'in sezon boyunca bizi sinir etmesi, mahone'un tırstırması, asyalı adamın çok bilmiş gıcıklığı. ilk sezon 10/10 ise, bu sezon 10/8. fenaa bir sezon değil.
3.sezon
prison break çok bozdu... bayağı bozdu... dediğimiz bir sezon.
kahramanlarımız tekrar hapishaneye düşüyor, bir nevi ilk sezonu tekrar ediyoruz. diziye adını veren kaçış tekrar görünüyor. ilk başta çok fecii bir sezon olacak diye düşünüyoruz. çünkü sona çok boktan bir yer, ama olmuyor. çok uysal bir sezon geçiriyoruz. bu sezonda bellick gözüme giriyor, mahone bizimkilerle dost oluyor. kısaca dizide kötü adam kalmıyor (yeni sezonda gelen gıreçın ablamız dışında. (nasıl yazıldığını unuttum) *
bu sezona 10/5 derim.
4.sezon
artık konu 180 derece değişiyor. sanki ilk izlediğimiz prison break değilmiş de, farklı bir diziymiş gibi. sucre'nin salak fedakarlığı, t-bag'in iş hayatına girmesi falan filan. ama dizi o kadar farklı şekillere giriyor ki. başlangıçta scylla'yı generalden kaçırmaya çalışıyorlar. kaçırdıktan sonra generale geri vermeye çalışıyorlar. kısaca çok zorlama bir sezon olmuş. olaylar çok karışıyor, çorba gibi bir sezon. dizinin sonuna kadar nasıl bağlayacaklar diye düşünüyoruz, birden karşımıza kellerman çıkıyor "gelin sizi kurtarayım" diyor ve dizi bitiyor. bu kadar saçma bir final olur mu arkadaş? baştan gelseymiş bu herif. allah allah... finalde beni tek mutlu eden generalin idam edilmesi ve c-note abimizin tekrar görünmesiydi. diğer sezonların hatırına 10/5 denilir ancak.
the final break
yine hapishane. bu sefer sara giriyor hapishaneye. hapishanede karşımıza çıkan kişi beni bayağı şaşırttı. "baba" dedikleri biz kadın var. kadın, t-bag'in hatun modeli resmen. davranışları, tipi, oldukça sempatik geliyor. tam mutlu oluyorum bu film bu karakterle bol bol şeyler olur diye, yok arkadaş. 80 dakikalık filmin 20 dakikası anca görünüyor. oysa o karakterle neler neler yapılırdı. hani bir aralar "gece yarısı ekspresi" yüzünden kıyamet kopmuştu bizde. ulan bunların hapishaneleri daha berbatmış lan. dizinin başından beri bütün gardiyanları piç gibi gösteriyorlar. hapishane homo kaynıyor. bu film aslında güzeldi, ama benim içimden hep bunların fox river'a geri dönmesi geçerdi. çünkü orada başladı, orada bitsin isterdim.
ucu her zaman açık olan bir dizi olduğundan michale'ı geberttiler. çünkü michael'in yaşaması demek, elbet karakterlerden birinin yine hapse düşmesi ve michael'in onu bir sezon daha kurtarması demektir. kaçışı sonlandırmanın tek yolu michael'ı öldürmekti, ama daha adam akıllı öldürebilirlerdi. ne bileyim, çok gelişi güzel geberdi ibne.
haaaa, şu mahone ve zenci sevgilisi mevzusuna gelirsek. ben hep onların arasında saf bir dostluk var diye düşünürdüm. finalde onları sevgili yapmaları çok gereksiz ve saçmaydı.
bu arada düşünsenize sucre'nin kızı ile michael'ın spastik oğlunun evlendiğini (evet, sezon finalindeki salak salak hareketleri vardı bu çocuğun). ne manyak olurdu değil mi? mihael'ın oğlu da michael gibi çok zekiymiş filan. neyse, bu filme 10/8 veririm.
--spoiler--
hayatımda izlediğim en iyi diziydi. her şeye rağmen izlenmeli...
Muhteşem ötesi bir dizidir. Mutlaka izlenmelidir.
aynı zamanda ''shawshank redemption'' filmine konu olan eyalet hapishanesinde çekilmiş olan dizidir. birbirini takip eden zamanlarda izlenirse ikisi hatıralar canlanır.
bitti gitti. üstüne lost yaktım hemen söndü. dexter çektim yavaş çekimde kaldı. varsa böyle sürükleyici dizi, söylesin birisi.
zekaların adeta dans ettiği olağanüstü dizi. özledik kendisini.
ayrıntıları sonra yazarız, gelmiş-geçmiş en iyi dizi.
ilk sezonunun ortasında olduğum ve beni ekrana bağlayan dizi. gerçekten çok başarılı. Dizide shawshank redemption 'dan esintiler mevcut. yine de eleştirmem bunu. hapishaneden kaçış dizi yapıyorsan shaws'tan esinlenmek kadar doğal bir şey olamaz.
d-smart dizi smart kanalında gösterilmektedir.
şimdiye kadar izlediğim en iyi televizyon dizisi. lost falan hikayedir prison break yanında. oldukça zekice planlanmış-yazılmıştır. yalnız 2. sezonu biraz sönüktü diğer sezonların yanında.
birine yabancı dizi izliyomusun diye sorunca, alacağın ilk cevaptır.
bir mühendisin kardeşini kurtarması için yaptıklarını anlatan hayatımda izlediğim en heyecanlı ve sürükleyici dizi.
1. sezonun 13. bölümü olan "End of the Tunnel" 12.18 milyon izleyici çekmiş ve 4 sezon boyunca en çok izlenen bölüm olmuştur.
dizi senaristlerinin neler başarabileceğini net şekilde ortaya koyan muhteşem eser. "bu sefer bu iş bitti" dedirtmeyen, mantık zinciri hiç kopmayan, ölmeden önce izlenilmesi gerekli dizi.
eski sevgilimin biz seninle michael ve sara gibiyiz diyerek diziye karşı merak uyandırmasıyla başladığım dizidir. pişman mıyım? hayır.
son sezonu saymazsak harika bir dizi.
ilk 2 sezonu muhteşemdi. 3.sezon idare ederdi. 4.sezon ise sırf çekmek için çekilmişti sanki.
ama ne olursa olsun o muhteşem ilk 2 sezonu bile defalarca izlenesidir.
akıl dolu senaryosu, kurgusu ile zamanının enfes dizilerinden biriydi.
ama ne olursa olsun o muhteşem ilk 2 sezonu bile defalarca izlenesidir.
akıl dolu senaryosu, kurgusu ile zamanının enfes dizilerinden biriydi.
tüm zamanların en iyi dizisidir. tekrar tekrar izlenmelidir.
lost'la birlikte tüm zamanların en iyi dizisi.
ilk sezon: başyapıttır. dünya tarihinin en güzel sezonudur.
ikinci sezon: hapisten kaçtıktan sonra dışarıdaki yaşam. en az ilki kadar güzeldir.
üçüncü sezon: yine hapisten kaçma teması ve yine güzel.
dördüncü sezon: ilk üç sezondan kötü olan sezon. ama yine de izlenebilir.
ilk sezon: başyapıttır. dünya tarihinin en güzel sezonudur.
ikinci sezon: hapisten kaçtıktan sonra dışarıdaki yaşam. en az ilki kadar güzeldir.
üçüncü sezon: yine hapisten kaçma teması ve yine güzel.
dördüncü sezon: ilk üç sezondan kötü olan sezon. ama yine de izlenebilir.
4 sene evvel 4. sezonda bırakıpta an itibariyle izlemeye başladığım dizi. sonunda scofield'in öleceğini bile bile o sahne geldiğinde gözlerim doldu mınısiki. gözüyle basur ameliyatı yapacak adamdı vesselam.
son sezonda sıçan akıllara zarar bir dizidir. yazanların zekasına hayran kaldım gerçekten, son derece de heyecanlı bir diziydi bittiğinde üzülmüştüm doğrusu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar