bugün
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı67
- kiraz cicegi kolonyasi22
- okan buruk'un hakeme ana avrat küfür etmesi8
- okan buruk9
- futbolla zerre ilgilenmeyen erkek15
- galatasaray'a lizbon da skandal kararlar5
- çok eşliliğin iğrenç bir şey olması8
- bir yazara küfredilen entryyi artılayan yazarlar8
- galatasaray'ın ülke puanının anasını bellemesi7
- galatahahahahahaha7
- bütün entryleri futboldan ibaret yazar4
- hala açılacak başlık bulunması5
- silvermist'in mutfağına konuk olmak13
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı14
- uğurcan çakır4
- tacettin libosoglu3
- dm yazarlığı8
- 0 0 710
- ne kadar paranız var10
- mansur yavaş'ın akp'ye geçmesi10
- iyi geceler7
- bakarız diyen erkek18
- arkadaşlar ben gudubet miyim3
- dereden altın bulmak5
- kendinle alakalı ilginç bir bilgi ver6
- sinek yanımda hiç hareket etmeden duruyor2
- galatasaray'ın aslında osimhensaray olması3
- getirin ordan türk hakemleri gesem şov yapcak2
- gta 78
- cübbeli ahmet hoca9
- clemence baptista2
- fransız devrimi3
- avrupa fatihahahahaha3
- sırlar denizi5
- arkadaşlar lütfen uyur musunuz3
- timurrlenk2
- insanoğlu çalışmak ile lanetlenmiştir10
- çin tayvan gerilimi türkiye'yi etkilemez4
- yaratılış kıssası3
- çine neden bir şey olmuyor4
- ayşe tokyaz cinayetinde cemil koç'a müebbet3
- kronik omurga yetmezliği3
- true ve s'i l v'e r m'i s t birlikteliği4
- iphone duo4
- zalazar'ın cincona döşediği uzun menzilli boru2
- deplasmanda atılan golün bir ağırlığının olmaması3
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip12
- anın görüntüsü27
- semicenk şarkıları4
- cincinnati cini3
güzel başlayıp, sulandırılmış bitmiş bir dizidir. yinede en sevdiğimdir.
--spoiler--
1.sezon
en güzel sezondur, zaten hikayeye bu sezon isim verir. son bölüm dışında ölme kalma olmuyor zaten. prison break'in esas sezonu bu diyebiliriz. maksat hapisten kaçmak. zaten bu sezona kötü yorum yapılmaz.
2.sezon
dizinin en janjanlı sezonu aslında, bu sezona daha çok "prison break'in devamı olan başka bir dizi" diyebiliriz değil mi? c-note abimiz dışında hepsi ya kaçmaya çalışıyor, yada geberiyor. beni en çok üzen abruzzi'nin gebermesi oldu. zaten ilk onu öldürdüler. o karakter diziye ayrı bir tat katıyordu. neden öldürdüklerini anlayamadım. bir diğer mevzu ise bellick'in sezon boyunca bizi sinir etmesi, mahone'un tırstırması, asyalı adamın çok bilmiş gıcıklığı. ilk sezon 10/10 ise, bu sezon 10/8. fenaa bir sezon değil.
3.sezon
prison break çok bozdu... bayağı bozdu... dediğimiz bir sezon.
kahramanlarımız tekrar hapishaneye düşüyor, bir nevi ilk sezonu tekrar ediyoruz. diziye adını veren kaçış tekrar görünüyor. ilk başta çok fecii bir sezon olacak diye düşünüyoruz. çünkü sona çok boktan bir yer, ama olmuyor. çok uysal bir sezon geçiriyoruz. bu sezonda bellick gözüme giriyor, mahone bizimkilerle dost oluyor. kısaca dizide kötü adam kalmıyor (yeni sezonda gelen gıreçın ablamız dışında. (nasıl yazıldığını unuttum) *
bu sezona 10/5 derim.
4.sezon
artık konu 180 derece değişiyor. sanki ilk izlediğimiz prison break değilmiş de, farklı bir diziymiş gibi. sucre'nin salak fedakarlığı, t-bag'in iş hayatına girmesi falan filan. ama dizi o kadar farklı şekillere giriyor ki. başlangıçta scylla'yı generalden kaçırmaya çalışıyorlar. kaçırdıktan sonra generale geri vermeye çalışıyorlar. kısaca çok zorlama bir sezon olmuş. olaylar çok karışıyor, çorba gibi bir sezon. dizinin sonuna kadar nasıl bağlayacaklar diye düşünüyoruz, birden karşımıza kellerman çıkıyor "gelin sizi kurtarayım" diyor ve dizi bitiyor. bu kadar saçma bir final olur mu arkadaş? baştan gelseymiş bu herif. allah allah... finalde beni tek mutlu eden generalin idam edilmesi ve c-note abimizin tekrar görünmesiydi. diğer sezonların hatırına 10/5 denilir ancak.
the final break
yine hapishane. bu sefer sara giriyor hapishaneye. hapishanede karşımıza çıkan kişi beni bayağı şaşırttı. "baba" dedikleri biz kadın var. kadın, t-bag'in hatun modeli resmen. davranışları, tipi, oldukça sempatik geliyor. tam mutlu oluyorum bu film bu karakterle bol bol şeyler olur diye, yok arkadaş. 80 dakikalık filmin 20 dakikası anca görünüyor. oysa o karakterle neler neler yapılırdı. hani bir aralar "gece yarısı ekspresi" yüzünden kıyamet kopmuştu bizde. ulan bunların hapishaneleri daha berbatmış lan. dizinin başından beri bütün gardiyanları piç gibi gösteriyorlar. hapishane homo kaynıyor. bu film aslında güzeldi, ama benim içimden hep bunların fox river'a geri dönmesi geçerdi. çünkü orada başladı, orada bitsin isterdim.
ucu her zaman açık olan bir dizi olduğundan michale'ı geberttiler. çünkü michael'in yaşaması demek, elbet karakterlerden birinin yine hapse düşmesi ve michael'in onu bir sezon daha kurtarması demektir. kaçışı sonlandırmanın tek yolu michael'ı öldürmekti, ama daha adam akıllı öldürebilirlerdi. ne bileyim, çok gelişi güzel geberdi ibne.
haaaa, şu mahone ve zenci sevgilisi mevzusuna gelirsek. ben hep onların arasında saf bir dostluk var diye düşünürdüm. finalde onları sevgili yapmaları çok gereksiz ve saçmaydı.
bu arada düşünsenize sucre'nin kızı ile michael'ın spastik oğlunun evlendiğini (evet, sezon finalindeki salak salak hareketleri vardı bu çocuğun). ne manyak olurdu değil mi? mihael'ın oğlu da michael gibi çok zekiymiş filan. neyse, bu filme 10/8 veririm.
--spoiler--
hayatımda izlediğim en iyi diziydi. her şeye rağmen izlenmeli...
--spoiler--
1.sezon
en güzel sezondur, zaten hikayeye bu sezon isim verir. son bölüm dışında ölme kalma olmuyor zaten. prison break'in esas sezonu bu diyebiliriz. maksat hapisten kaçmak. zaten bu sezona kötü yorum yapılmaz.
2.sezon
dizinin en janjanlı sezonu aslında, bu sezona daha çok "prison break'in devamı olan başka bir dizi" diyebiliriz değil mi? c-note abimiz dışında hepsi ya kaçmaya çalışıyor, yada geberiyor. beni en çok üzen abruzzi'nin gebermesi oldu. zaten ilk onu öldürdüler. o karakter diziye ayrı bir tat katıyordu. neden öldürdüklerini anlayamadım. bir diğer mevzu ise bellick'in sezon boyunca bizi sinir etmesi, mahone'un tırstırması, asyalı adamın çok bilmiş gıcıklığı. ilk sezon 10/10 ise, bu sezon 10/8. fenaa bir sezon değil.
3.sezon
prison break çok bozdu... bayağı bozdu... dediğimiz bir sezon.
kahramanlarımız tekrar hapishaneye düşüyor, bir nevi ilk sezonu tekrar ediyoruz. diziye adını veren kaçış tekrar görünüyor. ilk başta çok fecii bir sezon olacak diye düşünüyoruz. çünkü sona çok boktan bir yer, ama olmuyor. çok uysal bir sezon geçiriyoruz. bu sezonda bellick gözüme giriyor, mahone bizimkilerle dost oluyor. kısaca dizide kötü adam kalmıyor (yeni sezonda gelen gıreçın ablamız dışında. (nasıl yazıldığını unuttum) *
bu sezona 10/5 derim.
4.sezon
artık konu 180 derece değişiyor. sanki ilk izlediğimiz prison break değilmiş de, farklı bir diziymiş gibi. sucre'nin salak fedakarlığı, t-bag'in iş hayatına girmesi falan filan. ama dizi o kadar farklı şekillere giriyor ki. başlangıçta scylla'yı generalden kaçırmaya çalışıyorlar. kaçırdıktan sonra generale geri vermeye çalışıyorlar. kısaca çok zorlama bir sezon olmuş. olaylar çok karışıyor, çorba gibi bir sezon. dizinin sonuna kadar nasıl bağlayacaklar diye düşünüyoruz, birden karşımıza kellerman çıkıyor "gelin sizi kurtarayım" diyor ve dizi bitiyor. bu kadar saçma bir final olur mu arkadaş? baştan gelseymiş bu herif. allah allah... finalde beni tek mutlu eden generalin idam edilmesi ve c-note abimizin tekrar görünmesiydi. diğer sezonların hatırına 10/5 denilir ancak.
the final break
yine hapishane. bu sefer sara giriyor hapishaneye. hapishanede karşımıza çıkan kişi beni bayağı şaşırttı. "baba" dedikleri biz kadın var. kadın, t-bag'in hatun modeli resmen. davranışları, tipi, oldukça sempatik geliyor. tam mutlu oluyorum bu film bu karakterle bol bol şeyler olur diye, yok arkadaş. 80 dakikalık filmin 20 dakikası anca görünüyor. oysa o karakterle neler neler yapılırdı. hani bir aralar "gece yarısı ekspresi" yüzünden kıyamet kopmuştu bizde. ulan bunların hapishaneleri daha berbatmış lan. dizinin başından beri bütün gardiyanları piç gibi gösteriyorlar. hapishane homo kaynıyor. bu film aslında güzeldi, ama benim içimden hep bunların fox river'a geri dönmesi geçerdi. çünkü orada başladı, orada bitsin isterdim.
ucu her zaman açık olan bir dizi olduğundan michale'ı geberttiler. çünkü michael'in yaşaması demek, elbet karakterlerden birinin yine hapse düşmesi ve michael'in onu bir sezon daha kurtarması demektir. kaçışı sonlandırmanın tek yolu michael'ı öldürmekti, ama daha adam akıllı öldürebilirlerdi. ne bileyim, çok gelişi güzel geberdi ibne.
haaaa, şu mahone ve zenci sevgilisi mevzusuna gelirsek. ben hep onların arasında saf bir dostluk var diye düşünürdüm. finalde onları sevgili yapmaları çok gereksiz ve saçmaydı.
bu arada düşünsenize sucre'nin kızı ile michael'ın spastik oğlunun evlendiğini (evet, sezon finalindeki salak salak hareketleri vardı bu çocuğun). ne manyak olurdu değil mi? mihael'ın oğlu da michael gibi çok zekiymiş filan. neyse, bu filme 10/8 veririm.
--spoiler--
hayatımda izlediğim en iyi diziydi. her şeye rağmen izlenmeli...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar