bugün
- osuruktan şiirler57
- yılmaz güney izleyip ahmet kaya dinleyen tip17
- enayimiknatisi ile kavga etmek21
- yılmaz güney filmleri7
- şarapçı koala'nın ulusalcı nefreti10
- sözlüğün boktanlaşması4
- avanosun nevşehirde olması4
- astral seyahate çıkış harcı5
- tarhana çorbası7
- çay içen erkeklerden iğreniyorum ıyy diyen kız5
- sarapci koala4
- sabah alarmı yapılacak şarkı4
- bik bik kız kaçırdı9
- şah hatayi'nin hataylı olmaması4
- game of thrones taki kerhaneci7
- abdullah öcalan10
- iyilik yaptığın kişinin sana sarı torba demesi4
- eğitimde tek tip insan yetiştirme2
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği2
- ahmet kaya da dinlerim yılmaz güney de izlerim4
- gammazın gammazlanması4
- sözlükte kavga edenlerin gey olması3
- büyük ortadoğu projesi3
- muslettin amca7
- bana beyaz toros gönder hadi2
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması10
- sevri imzalayanların vatan haini ilan edilmesi3
- denize girmek2
- sözlükte kavga oluyor hissi5
- alparslan kuytul13
- etimek tatlısı4
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek3
- reels izleme bağımlılığı6
- sigarayı azaltmak3
- fashion tv izleyip 31 çeken tip3
- 21 yaşında erkek 31 yaşında kadın ilişkisi4
- fenerbahçe biraz sert biraz katı9
- yasakçı zihniyet15
- çay demleyip ozan arif kasetleri dinlemek2
- nervio yu gammazlamak3
- gemiden gemiye el sallamak2
- dünyadan düşmek2
- motosiklet sesi2
- ekşi sözlük21
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız12
- trump'ın kanada ile ticaret anlaşması2
- alman yarağı yalayıp tr dekilere terörist demek2
- gazisini zulüm eden savaşta asker bulamaz5
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu12
- müsavat dervişoğlu8
aşkın cesaret edilemeyenidir. korku ise onu tamamen kaybetmektir.
buraya yazılması bile onun platonikliğinden çok şey kaybettirir.
serbest tanım: 2 kişilik bilinmeyen ülke, kendi ülkesi olan bir şövalyenin topraklarında hayat bulan kovalamaca.
ahanda platonik aşk tonik aşk oldu!
serbest tanım: 2 kişilik bilinmeyen ülke, kendi ülkesi olan bir şövalyenin topraklarında hayat bulan kovalamaca.
ahanda platonik aşk tonik aşk oldu!
hakkında 32 sayfa yorum yazılıp 1 tane bilimsel açıklaması bulunmayan ve her entry de de yanlış tanımlanan şeydir. doğrusu için (bkz: #7817509)
stres kaynaklı hastalıkların sebebi.
duygularını beslediğin kişinin bundan haberi olmamaması veya karşılık vermemesiyle gerçekleşen aşk türüdür. acıdır, ağlatır, hayata bile küstürebilir. intihar sebebidir bazıları için.
insanın içinde yaz yağmurları yağarken sevdiğinin ıslanmaması durumudur.
gerçek aşktır.zira kavuştuktan sonra insanların, heyecanları azalır, kalpleri artık bir aşık gibi çarpmaz.aşk zaten kavuşamamaktır.
platonik aşk = boş dükkana verilen kira *
sizi bir anda şair de yapabilen duygu yoğunluğu..
önünde düşersiniz şöyle kalça üstü, eteğiniz filan da açılırsa gülüyor ama.*
önünde düşersiniz şöyle kalça üstü, eteğiniz filan da açılırsa gülüyor ama.*
aynı okuldasınızdır herşey onun farkına varmakla başlar ufak ufak bakışmalar vs. günler geçer hatta aylar geçer 3 ay kimse bilmeden yaşarsın gizlice aşkını her bakışından bir anlam çıkarırsın sana göre oda seni seviyordur belkide gece yatağına yattığında oda seni düşünüyordur bakışmalarınız giderek artar her gözgöze gelmeniz senin içinde bir umut ışığının yanmasına vesile olur zaman geçerken sende cesaretini toplarsın artık platonik olan aşkını karşılıklı bi aşka dönüştürme vaktinin geldiğini düşünürsün uygun bir zamanda konuşmaya çalışırsın onunla aklında topladığın bütün cümleler unutulur ne diyeceğini şaşırırsın onu incitmeden elinden kaçırmadan duygularını anlatmaya çalışırsın ama onun düşünceleri senin gibi değildir onun bir ilişkisi olduğunu o an öğrenirsin ve dünya 5 saniyeliğine kararır senin için sadece geldiği için teşekkür edebilirsin o öylece gider sonraki günler kendine söz verirsin gözgöze gelmemek için bir süre sonra sende aklından silersin onu ve onun için içtiğin onu düşündüğün her dakikayı,en sonunda acı bi anı olarak kalır geride platonik aşk..
kendi kendine kafayı yemektir.
fonda albinoni'nin adagio'su çalarken, hareketsiz bir şekilde, yanaktan süzülen yaşlarla, tek bir saniye bile gözünü ayırmadan dakikalarca o'nun resmine bakmak, bakarken titreyen parmaklarla ekrandaki o'na, çenesine, gözlerine dokunmaktır.
evet yalnızca bu gelir elden. bütün benliği o'nun için çırpınırken, yalnızca soğuk bir cama dokunarak o'nu hissetmeye çalışır platonik aşka tutulmuş insan. yalnızca budur yapabildiğinin en iyisi..
hadi o'nun gözlerine çare yok, ok gibidir onlar, laf da dinlemiyorlar, canımı acıtmaktan vazgeçmiyorlar.. peki ya sen albinoni?
ikiniz bir olup daha fazla acıtabilir miydiniz ki içimi?
sanmam, hiç sanmam..
http://www.dailymotion.co...oniadagio-in-gminor_music
evet yalnızca bu gelir elden. bütün benliği o'nun için çırpınırken, yalnızca soğuk bir cama dokunarak o'nu hissetmeye çalışır platonik aşka tutulmuş insan. yalnızca budur yapabildiğinin en iyisi..
hadi o'nun gözlerine çare yok, ok gibidir onlar, laf da dinlemiyorlar, canımı acıtmaktan vazgeçmiyorlar.. peki ya sen albinoni?
ikiniz bir olup daha fazla acıtabilir miydiniz ki içimi?
sanmam, hiç sanmam..
http://www.dailymotion.co...oniadagio-in-gminor_music
yıllarca ağaçsız dalsız bir ovada büyük bir yangın beklemektir, boşuna beklemektir.
sadece rüyalarda bir araya gelirsiniz.
genellikle müebbet aşktır ve bu yüzden güzeldir.
platon vari aşk anlamına gelir.
(bkz: platon)
(bkz: platon)
Lise hayatımı mahveden aşktır. En kötü durumdur. Umutsuzca sadece beklersin.
itiraf etsede etmesede herkesin başından ufak çaplıda olsa mukakkak en az bi kere geçen aşktır ve aşkların en talihsizidir. fakat bunun yanında insanın en verimli dönemine tekabül eder. aşk acısının verdiği o duygusal buhranla beraber en duygusal konuşmalar yapılır, duygular en güzel şekilde yansır kağıda, şiirler peyda oluverir. ilginçtir sanki tüm şarkılar sana yazılmıştır, bu kadar da olmaz diyeceğin mısralar çıkıverir karşına. hamsan pişer yanarsın*. aşkta da birini üzmeden önce bir daha düşünürsün acıyı çeken anlar hesabı. ahh aşk !
Metrelerce uzaktan, Gaz maskesiyle gül koklama sanatıdır.
Bu sanatı iyi icraa edenler av sezonunda faydalı olur..Her eve bir plotonik şart.
Bu sanatı iyi icraa edenler av sezonunda faydalı olur..Her eve bir plotonik şart.
en güzel aşktır, çünkü artık canına tak ederse platonik aşkın söylersin sevdiğine kabul eder, etmez fakat ederse gittikçe farkedersin ki senin aşık olduğun, her gün düşündüğün değildir o, artık olamaz zaten bir daha, o yüzden en güzeli platonik kalmasıdır.
bazen insana şu soruyu sordurur;
"elini tutup,yanına oturamadığın insanı daha ne kadar izleyeceksin ki?"
"elini tutup,yanına oturamadığın insanı daha ne kadar izleyeceksin ki?"
Savunduğu ilkelere aşırı bağlılık gösteren Gide, Eflatun (Platon)un bazı fikirlerine başvurarak zevki aşktan ayırdetmeye çalışır. Zevkin ve aşkın birleştirilmesi, homoseksüel ya da heteroseksüel olsun, her kişinin en büyük özlemiyse de, bunların karşılıklı olarak birbiriyle uvuşamadıkları da bir gerçektir. “Platonik” aşk eşler arasında cinsel ilişkilerin bulunmayışıyle nitelik kazanır. Platonik aşkta, herşey duygusal ve ruhsal düzlemde olur. Aşksız zevke gelince, bunu denemeyen erkek pek azdır. Buna karşılık, kadınların çoğu herhangi bir aşk duygusu duymadan cinsel birleşmede bulunamazlar.
Eskiçağ filozoflarının çoğu aşkı sadece bedensel bir istek olarak tanımlamışlardır. Ama Eflatun, Aristoteles, Plutarkhos, Sokrates aşkın en ince ve en yüce duygu olduğunu ileri sürmüşlerdir. Eflatunun Şölen adlı diyalogunda belirlediği aşk kuramı oldukça ünlüdür. Buna göre, aşk güzelliğin doğurduğu bir çekiciliktir. Gerçek güzellik ise düşünce ile kavranan güzelliktir. Duyu yoluyle algılanan güzellikler gerçek güzelliğin bulanık bir taslağı, solgun bir yansımasıdır. Descartes ve Spinoza gibi klasik filozoflara göre aşk bir tutkudur ve kişi bu tutkuya akliyle egemen olmaya çalışmalı, onu duru ve temiz bir duygu haline getirmelidir.
Romantik akımla birlikte aşk anlayışı da değişmiştir. Nietzsche ve Schopenhauer aşkı insan soyunu sürdürmek için insana kurulan bir tuzak olarak tanımlamışlardır. Herbert Spencer ise aşk duygusunu büyük bir ustalıkla çözümlemiştir. Spencer cinsel sevgide yer alan öğeleri duygulanma; hayranlık beğenilme sevinci kendine değer verme sahip olma duygusu ve zevki; büyük bir eylem özgürlüğünün doğurduğu zevk yakınlık duygusunun verdiği coşkunluk olarak sıralamıştır.
Aşka tarih açısından bakıldığında, ataerkil aile düzenine bağlı eski Yunan ve Roma toplumlarında kadının, bugünkü anlamıyle aşk esinlendirmesine oldukça seyrek rastlanır. Söz konusu toplumlarda, kadının yalnız yüz ve vücut güzelliği cinsel bir arzu uyandırırdı; başka bir deyişle, kadın hiçbir zaman gerçek aşka konu olmaz, sadece devlete yurttaş sağladığı için saygı görürdü. Eskiçağda aşk kavramı bazı değişikliklere uğramıştır. Bu değişikliğe Hıristiyanlık ve kuzey uluslarının töreleri olmak üzere iki önemli etken yol açmıştır. Kuzey uluslarının törelerinde kadın barışta ve savaşta, işte ve tehlike karşısında erkeğin eşiti ve yoldaşı sayılırdı. Bu törelerle Hıristiyanlığın etkilemesinden ise ;şövalye aşkı; olarak adlandırılan bir aşk anlayışı doğmuştur. Bu anlayışa göre aşk, büyük eylemlerin, serüvenlerin esin ve şeref kaynağı, kadın ise şeref dağıtan bir yüce varlık, başka bir söyleyişle, savaşçının bilinciydi. Ama bu aşk anlayışı kısa süre sonra, yücelik niteliğini yitirmiş, bunun sonucunda, kadının toplumsal durumu, Eskiçağda olduğu gibi, erkeğinkinin altına düşmüştür.Şövalye aşkı; yeniden maddesel aşka ve romansı kadın düşkünlüğüne dönüşmüştür. Fransız Devriminin getirdiği ilkçağ sadeliği ve cinsiyet eşitliği anlayışı bir yana bırakılırsa yapmacıklık romantizm, çapkınlık gibi çeşitli görünümler almakla birlikte, aşk bu temel biçimiyle zamanımıza kadar gelmiştir. Kadının giderek daha bağımsız bir duruunlan ma getirilmesi, erkeğin onu gittikçe daha az hor görmesi ve psikoloji bilimindeki ilerlemeler aşk sorununun verilerini değiştirmekte etkili olmuştur.
Eskiçağ filozoflarının çoğu aşkı sadece bedensel bir istek olarak tanımlamışlardır. Ama Eflatun, Aristoteles, Plutarkhos, Sokrates aşkın en ince ve en yüce duygu olduğunu ileri sürmüşlerdir. Eflatunun Şölen adlı diyalogunda belirlediği aşk kuramı oldukça ünlüdür. Buna göre, aşk güzelliğin doğurduğu bir çekiciliktir. Gerçek güzellik ise düşünce ile kavranan güzelliktir. Duyu yoluyle algılanan güzellikler gerçek güzelliğin bulanık bir taslağı, solgun bir yansımasıdır. Descartes ve Spinoza gibi klasik filozoflara göre aşk bir tutkudur ve kişi bu tutkuya akliyle egemen olmaya çalışmalı, onu duru ve temiz bir duygu haline getirmelidir.
Romantik akımla birlikte aşk anlayışı da değişmiştir. Nietzsche ve Schopenhauer aşkı insan soyunu sürdürmek için insana kurulan bir tuzak olarak tanımlamışlardır. Herbert Spencer ise aşk duygusunu büyük bir ustalıkla çözümlemiştir. Spencer cinsel sevgide yer alan öğeleri duygulanma; hayranlık beğenilme sevinci kendine değer verme sahip olma duygusu ve zevki; büyük bir eylem özgürlüğünün doğurduğu zevk yakınlık duygusunun verdiği coşkunluk olarak sıralamıştır.
Aşka tarih açısından bakıldığında, ataerkil aile düzenine bağlı eski Yunan ve Roma toplumlarında kadının, bugünkü anlamıyle aşk esinlendirmesine oldukça seyrek rastlanır. Söz konusu toplumlarda, kadının yalnız yüz ve vücut güzelliği cinsel bir arzu uyandırırdı; başka bir deyişle, kadın hiçbir zaman gerçek aşka konu olmaz, sadece devlete yurttaş sağladığı için saygı görürdü. Eskiçağda aşk kavramı bazı değişikliklere uğramıştır. Bu değişikliğe Hıristiyanlık ve kuzey uluslarının töreleri olmak üzere iki önemli etken yol açmıştır. Kuzey uluslarının törelerinde kadın barışta ve savaşta, işte ve tehlike karşısında erkeğin eşiti ve yoldaşı sayılırdı. Bu törelerle Hıristiyanlığın etkilemesinden ise ;şövalye aşkı; olarak adlandırılan bir aşk anlayışı doğmuştur. Bu anlayışa göre aşk, büyük eylemlerin, serüvenlerin esin ve şeref kaynağı, kadın ise şeref dağıtan bir yüce varlık, başka bir söyleyişle, savaşçının bilinciydi. Ama bu aşk anlayışı kısa süre sonra, yücelik niteliğini yitirmiş, bunun sonucunda, kadının toplumsal durumu, Eskiçağda olduğu gibi, erkeğinkinin altına düşmüştür.Şövalye aşkı; yeniden maddesel aşka ve romansı kadın düşkünlüğüne dönüşmüştür. Fransız Devriminin getirdiği ilkçağ sadeliği ve cinsiyet eşitliği anlayışı bir yana bırakılırsa yapmacıklık romantizm, çapkınlık gibi çeşitli görünümler almakla birlikte, aşk bu temel biçimiyle zamanımıza kadar gelmiştir. Kadının giderek daha bağımsız bir duruunlan ma getirilmesi, erkeğin onu gittikçe daha az hor görmesi ve psikoloji bilimindeki ilerlemeler aşk sorununun verilerini değiştirmekte etkili olmuştur.
o rüyalarımda hayalimde hatta yanıbaşımda
her anımda olan platoniğimin
beni alıp uzaklara götüreceğini biliyorum; demek isterdim ama böyle söylerek kimi kandırabiliim ki ?!
her anımda olan platoniğimin
beni alıp uzaklara götüreceğini biliyorum; demek isterdim ama böyle söylerek kimi kandırabiliim ki ?!
aşkların en sivri uçlusu en çok batanıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar