bugün
- geceleri bir kadına sarılıp uyuyamamak8
- seninle sevişirken ölmek istiyorum6
- yazarların favori giyim markası14
- inanılmaz sıkıcısınız ya6
- sözlük yazarlarının 2027 kararları6
- velvet55
- yakışıklı erkek denince akla gelen isim10
- sözlüğün en harbi kızı8
- michel foucault3
- ölmedeyiz uludağ sözlük5
- sözlüğün en harbi erkeği7
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar9
- sözlüğün en cool erkek yazarı6
- öz eleştiri yaparken dikkat edilmesi gerekenler4
- osuruktan şiirler61
- arabayla dağdan inerken dinlenecek şarkılar9
- israile atom bombası atmak8
- kadınların cinsel başlıkları eksilemesi7
- migros'a sorulacak tek soru24
- manyak olmaya karar verdim3
- kadın2
- kendi klanına laf edilince hoplamak6
- geceye bir şarkı bırak11
- spor ayakkabı5
- friedrich hegel la bi cay icek14
- 2026 ekonomik krizi17
- hayattaki en değerli şeyler8
- kova burcunun su grubu yerine hava grubunda olması5
- insan olmaya ceyrek kala15
- sekiz aydır masturbasyon yapmıyor olmak7
- ona bir şey söyle7
- veriye güvenmeyen yazılımcı2
- 20 ağustos 2026 trabzonspor ferencvaros maçı4
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı5
- sözlüğün en barbi kızı2
- üstteki yazar bir şarkı olsa2
- yargıya güvenen varsa yazsın9
- 2027 de sözlüğe veda edecek yazarlar2
- mutlu ama uzak olsun12
- sigara içmeyi bırakmak istememek8
- sadece kadınlara kibar davranan erkek modeli2
- sözlükte tek kalsanız yazmaya devam eder misiniz3
- aleksey batrakov28
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- ben yokken sözlükte neler oldu2
- gece vakti yolda karşılaşılan sümüklü sapık5
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı8
- evde soğuk kahve yapımı7
- gece sokaklarda dolaşıp insanlarla sohbet etmek2
- hangi ülkelerden ne alınabilir3
dünyanın en iğrenç, en aldatıcı, en aşağılayıcı eylemlerinden birisidir.
hem satan hem de alan etiketin yalan olduğunu kabul etmektedir. satın alan pazarlık yapar çünkü satıcıya güvenmemektedir. satan pazarlığa katılır çünkü o hakkı olandan fazla miktar söylemiş, kazıklamaya çalışmıştır.
satın alan pazarlık yaparak satıcının gözünün içine baka baka sen yalan söylüyorsun der pazarlık yaparken, diğer taraftanda ne kadar ucuza alırsam o kadar iyi mantığında ki tiksindirici düşünceye kaptırır kendini.
ne söylesek boş, satan da alan da insanlık erdemini alçaltıcı bir eylemi icra etmektedirler pazarlık yaparlarken.
bunun doğru olanı hakkı x kadar olan mala xxxxx yazarak pazarlık yoktur mantığında yaklaşan kalite markalar satan mağazaların yaptığı değildir.
doğrusu insanlık onuruna, ahlakına yakışır bir şekilde ticaret yapmaktır.
hem satan hem de alan etiketin yalan olduğunu kabul etmektedir. satın alan pazarlık yapar çünkü satıcıya güvenmemektedir. satan pazarlığa katılır çünkü o hakkı olandan fazla miktar söylemiş, kazıklamaya çalışmıştır.
satın alan pazarlık yaparak satıcının gözünün içine baka baka sen yalan söylüyorsun der pazarlık yaparken, diğer taraftanda ne kadar ucuza alırsam o kadar iyi mantığında ki tiksindirici düşünceye kaptırır kendini.
ne söylesek boş, satan da alan da insanlık erdemini alçaltıcı bir eylemi icra etmektedirler pazarlık yaparlarken.
bunun doğru olanı hakkı x kadar olan mala xxxxx yazarak pazarlık yoktur mantığında yaklaşan kalite markalar satan mağazaların yaptığı değildir.
doğrusu insanlık onuruna, ahlakına yakışır bir şekilde ticaret yapmaktır.
arap adeti imiş. yapılmaz ise oldukça kazıklanırmışsınız. *
satılan malların fiyatını ikiye katlattıran ve iki misli katlattırdığı malların fiyatlarını tekrar yarıya indiren;aldatan ve aldatılanın farkında olduğu aldatmaca.
alınacak olan mal veya hizmetin fiyatını düşürme işlemidir. bunun birde kayseri pazarlığı denilen boyutu vardır ki, bambaşkadır.
erciyes üniversitesi yabancı diller okulunda bizzat yaşanmış bir olaydır:
efendim malumunuz öğrenci adam derse pek gelmez. devamsızlık yapar dersten kalır vs. hazırlık okulunda 102 saat devamsızlık hakkı tanınmıştır. ancak kaç saat devamsızlık yaptığınızı sadece öğrenci işlerinden para karşılığı öğrenmektesinizdir. hemen önümdeki sırada çocuk kayseri şivesiyle kendini belli eder:
+ abi devamsızlığım kaç saat olmuş bahale (bakar mısın) bi.
- öğrenci numaranı söyle.
+ yüz kırg. yetmiş seez. altı yiz elli dörd. (14078654)
- 45 saat olmuş.
+ saol dayııı. borcum neğader (ne kadar)?
- üç lira.
+ abii nöörüyon (ne yapıyorsun) yaaa. öğrenciyik gadalarını alırım (günahlarını alırımsı bir şey). şu bi lirıyı (lirayı) al, adet yerini bussun (bulsun).
- dalga mı geçiyorsun arkadaşım? burada herkes öğrenci. üç lira vereceksin.
+ al aman al. gaşımın (kaşımın) gözümün sadağası (sadakası) ossun (olsun).
- (öğrenci odadan çıktıktan sonra) ne kayseriliymiş arkadaş. geçen günde birinden borcumu istemeye gittim. borç verip çıktım.
edit:imla
erciyes üniversitesi yabancı diller okulunda bizzat yaşanmış bir olaydır:
efendim malumunuz öğrenci adam derse pek gelmez. devamsızlık yapar dersten kalır vs. hazırlık okulunda 102 saat devamsızlık hakkı tanınmıştır. ancak kaç saat devamsızlık yaptığınızı sadece öğrenci işlerinden para karşılığı öğrenmektesinizdir. hemen önümdeki sırada çocuk kayseri şivesiyle kendini belli eder:
+ abi devamsızlığım kaç saat olmuş bahale (bakar mısın) bi.
- öğrenci numaranı söyle.
+ yüz kırg. yetmiş seez. altı yiz elli dörd. (14078654)
- 45 saat olmuş.
+ saol dayııı. borcum neğader (ne kadar)?
- üç lira.
+ abii nöörüyon (ne yapıyorsun) yaaa. öğrenciyik gadalarını alırım (günahlarını alırımsı bir şey). şu bi lirıyı (lirayı) al, adet yerini bussun (bulsun).
- dalga mı geçiyorsun arkadaşım? burada herkes öğrenci. üç lira vereceksin.
+ al aman al. gaşımın (kaşımın) gözümün sadağası (sadakası) ossun (olsun).
- (öğrenci odadan çıktıktan sonra) ne kayseriliymiş arkadaş. geçen günde birinden borcumu istemeye gittim. borç verip çıktım.
edit:imla
prof. vahdettin enginin abdülhamit han ile siyonist lider (bkz: theodor herzl)in filistinde yahudi devleti kurmak için geçen görüşmlerini anlatan kitap:
1890'lı yıllarda Yahudiler, Rusya başta olmak üzere Romanya ve Yunanistan'da uğradıkları baskılar yüzünden bu ülkeleri terk etmek zorunda kaldılar. Sığındıkları ilk ülke ise Osmanlı Devleti oldu. Dönemin Padişahı II. Abdülhamid, başlangıçta insani nedenlerle Yahudilerin Filistin dışındaki Osmanlı vilayetlerine yerleşmelerine izin verdi. Fakat Yahudiler 'vaad edilmiş topraklar' olarak kabul ettikleri Filistin'e yerleşmek istiyorlardı. II. Abdülhamid'in saltanatı süresince bu konuda yoğun çabalar harcadılar. Özellikle Rotschild ve Baron Hirsch gibi zengin Yahudiler, Filistin'de toprak satın alarak buralara göçmen yerleştirmeye çalıştılar.1896 yılından itibaren ise sahneye Theodore Herzl çıktı. Herzl Filistin'de Yahudiler için özerk bir devlet oluşturma peşinde idi ve bunun yolunun II. Abdülhamid'i ikna etmekten geçtiğini düşünüyordu. Bu uğurda beş defa istanbul'a geldi. Bir defasında Padişah'la görüşme imkânı buldu. Herzl'in kafasında, Osmanlı Devleti'ne bazı mali imkânlar sağlayarak hedefine ulaşmayı sağlayacak izni koparmak vardı. II. Abdülhamid ise Herzl'in şahsında, Avrupalı alacaklıları Osmanlı dış borçlarının indirilmesine ikna edecek bir destek bulmuştu. Bütün bu ilişkiler ağının ne şekilde örülüp nasıl sonuçlandığını elinizdeki kitabı okuduğunuzda öğrenebileceksiniz.
1890'lı yıllarda Yahudiler, Rusya başta olmak üzere Romanya ve Yunanistan'da uğradıkları baskılar yüzünden bu ülkeleri terk etmek zorunda kaldılar. Sığındıkları ilk ülke ise Osmanlı Devleti oldu. Dönemin Padişahı II. Abdülhamid, başlangıçta insani nedenlerle Yahudilerin Filistin dışındaki Osmanlı vilayetlerine yerleşmelerine izin verdi. Fakat Yahudiler 'vaad edilmiş topraklar' olarak kabul ettikleri Filistin'e yerleşmek istiyorlardı. II. Abdülhamid'in saltanatı süresince bu konuda yoğun çabalar harcadılar. Özellikle Rotschild ve Baron Hirsch gibi zengin Yahudiler, Filistin'de toprak satın alarak buralara göçmen yerleştirmeye çalıştılar.1896 yılından itibaren ise sahneye Theodore Herzl çıktı. Herzl Filistin'de Yahudiler için özerk bir devlet oluşturma peşinde idi ve bunun yolunun II. Abdülhamid'i ikna etmekten geçtiğini düşünüyordu. Bu uğurda beş defa istanbul'a geldi. Bir defasında Padişah'la görüşme imkânı buldu. Herzl'in kafasında, Osmanlı Devleti'ne bazı mali imkânlar sağlayarak hedefine ulaşmayı sağlayacak izni koparmak vardı. II. Abdülhamid ise Herzl'in şahsında, Avrupalı alacaklıları Osmanlı dış borçlarının indirilmesine ikna edecek bir destek bulmuştu. Bütün bu ilişkiler ağının ne şekilde örülüp nasıl sonuçlandığını elinizdeki kitabı okuduğunuzda öğrenebileceksiniz.
An itibariyle K.Vadisi'nde reklamı yapılan ve satışlarında patlama olacağını düşündüğüm içerik olarak zengin bir kitap.
konuyla ilgili çok yoğun bilgi içermesine rağmen anlatımı akıcı değildir. tarihle uzaktan yakından alakası olmayan sadece merak ettiği için bu kitabı okuyan birini sıkabilir.
bu eylem meblağı fazla olan şeylerin alım-satımında önemli detaydır. öyle ki 500 tl her şeyi değiştirebilir. eğer 22.500 dese alınacak araba için 23.000 den aşağı olmaz diyen araç sahibi sizin sabrınızı sınar, siz de onu zorlarsınız. sonrasında belli bir bekleme pozisyonu oluşur. bakalım ya ben kaybedeceğim o araba o fiyata gidecek. ya da 1 ayı geçen bir süreden beri ilanda duran araba en sonunda benim olacak. haydi hayırlısı.
Pazarlık: insanların kendilerine pazar değmesin diye taktıkları minik boncuk.
Bir öğrenci alışkanlığıdır. ikinci sırayı memurlar alır, milletvekillerinin hiç bir zaman tadamayacağı samimiyettir pazarlık.
kayseri'ye özgü ticarette minimum maliyet için yapılan ve sosyal hayatın gerekliliği için gerekendir.
"Sünnet" olduğu iddiasıyla özellikle "muhafazakar" kesimden başlayarak yaygınlaşan ve adeta bir hayat tarzı haline gelen meseledir.
Oysa pazarlığa açık olmak satıcının adil olmadığının göstergesidir.
Bir ürüne pazarlık payı ile etiket koyuyorsanız hem "pazarlık etmeyeni" kazıklamış oluyorsunuz hem de insanların sizin hakkınızda "pazarlık payı koyan, olduğundan pahalı söyleyen" gibi bir algı oluşturmasına neden oluyorsunuz.
Gerçi "ticarette mübah" diyordunuz değil mi???
Ben size yüzyıllar öncesinden bir sesle yanıt vereyim:
Abdal Pir Sultan'ım kalbi zar olan
Döner mi sözünden gerçek yar olan
Senin gibi aktı sadık yar olan
Verdiği ikrardan döner mi yar yar
Oysa pazarlığa açık olmak satıcının adil olmadığının göstergesidir.
Bir ürüne pazarlık payı ile etiket koyuyorsanız hem "pazarlık etmeyeni" kazıklamış oluyorsunuz hem de insanların sizin hakkınızda "pazarlık payı koyan, olduğundan pahalı söyleyen" gibi bir algı oluşturmasına neden oluyorsunuz.
Gerçi "ticarette mübah" diyordunuz değil mi???
Ben size yüzyıllar öncesinden bir sesle yanıt vereyim:
Abdal Pir Sultan'ım kalbi zar olan
Döner mi sözünden gerçek yar olan
Senin gibi aktı sadık yar olan
Verdiği ikrardan döner mi yar yar
insana inanılmaz bir keyif veriyor ya. Cimrilik olarak düşünülmemeli bence bu. Bahşişimi de veririm, pazarlığımı da yaparım. Bugün ütü masası aldım 50 indirdi 100 lira daha indirttim. Onu da akşam yemeğinde garsona vereceğim.
Robin hood gibiyim, sermayeden alıp emekçiye veriyorum…
Robin hood gibiyim, sermayeden alıp emekçiye veriyorum…
Sünnettendir.
bundan nefret ederdim daha doğrusu utanır çekinirdim. ama son bir kaç senede esnaf o kadar yüzsüz hale geldi ki artık madem siz yüzsüzsünüz ben de yüzsüzüm deyip lokanta pastane cafe yapılabilecek her yerde yapıyorum.
yaptıkları indirimlere inanamazsınız.
yaptıkları indirimlere inanamazsınız.
sünnettir diye diye bokunu çıkardınız aq ölücüleri.
bunu şiar edinen tiplere halk arasında ''ölücü'' denir ve esnaflar arasında pek de sevilmeyen, tutulmayan müşteri modelleridir...
asılarak ve ısrarla yapılan pazarlık sonrasında kendinizi karlı sayabilirsiniz ama eşgaliniz alınmıştır.
hatta ilk fırsatta o esnaftan kazığı yiyecek olan yine bu ölücülerdir!
asılarak ve ısrarla yapılan pazarlık sonrasında kendinizi karlı sayabilirsiniz ama eşgaliniz alınmıştır.
hatta ilk fırsatta o esnaftan kazığı yiyecek olan yine bu ölücülerdir!
Gündemdeki Haberler