bugün
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum8
- sürekli güler yüzle dolaşan tip7
- soğan salatası4
- bacağım ağrıyor yağmur yağacak5
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor5
- ölümlü bir erkekle evlenmek6
- devlet bahçeli'nin aslında iyi adam olması8
- denizden çıkarken penisin şorttan belli olması7
- psikopat erkek seven kızlar4
- türkler barbar ve köpektir7
- yeni parti39
- bursalı erkeklere vurulan ibne damgası5
- bir kilo patatesin 50 lira olması16
- gece hamburgeri2
- türkçüsüyle kürtçüsüyle yeni parti'ye oy vereceğiz10
- ağlamak erkeğe yakışır mı9
- nasıl bir sevgiliniz olmasını isterdiniz13
- çin2
- yazarların acı eşiği5
- avokado tadı3
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz14
- enayimiknatisii10
- güne bir şarkı bırak14
- tas kafalı hırt istilası3
- kadınlardan ilgi göremeyince erkeklere yönelmek2
- topluma nasıl faydalı olunur7
- en güzel sevişme13
- alparslan türkeş sonrası mhp5
- iştahın kapanması5
- ciguli kral ve velvet erdoğan'a oy verir mi4
- ahmet vehbi bakırlıoğlu2
- franklyfourfingers2
- eye of tiger dinlerken saçı başı yırtmak6
- zeynep sude oktay6
- sony ericsson t1002
- zall'ın sözlükte bir kızla sevgili olması10
- zaman baba4
- feminizm2
- ipkis2
- nervio35
- şahane pazar2
- bay turnike2
- bu koyden olsam ne olacak18
- akciğerden gelen cikleme sesleri7
- kadınların dışarı çıkmasının tek amacı12
- arkadaşlar bakar mısınız bi5
- kitap yerine pdf okumak5
- susam sokağı2
- orantısız orospu çocukluğu2
- gelmiş geçmiş en büyük kemalist4
overrated bir şehir. paristen ziyade gene fransa sınırları içerisinde nice dağ köyünü tercih ederim.
dünyaya reklamı iyi yapılmış, aşk temalı bir şehir.
Fransa'ın başkenti olan güzel şehir.
Dünyanın en güzel şehirlerinden biridir.
Hep gitmek istemişimdir.
Dünyanın en güzel şehirlerinden biridir.
Hep gitmek istemişimdir.
dünyanın en fazla turist çeken şehri.
millet buraya aşk yaşamaya gidiyor ne var abicim bu şehirde niye gidiliyor diye bir araştırayım dedim de şimdi anladım niye gittiklerini.
http://www.birseyhakkinda...is-mi-ask-romantizm-moda/
millet buraya aşk yaşamaya gidiyor ne var abicim bu şehirde niye gidiliyor diye bir araştırayım dedim de şimdi anladım niye gittiklerini.
http://www.birseyhakkinda...is-mi-ask-romantizm-moda/
balayı şehri. champs elysees üzerindeki otelden tüm şehir yürünerek dolaşılıyor ve seine nehri insana inanılmaz romantik yürüyüş imkanları sunuyor. gitmeyi düşünenler için claridge champs elysees otelini tavsiye ediyorum, otel odaları çok güzel ve geniş, otel zafer takına 50 metre yürüme mesafesinde. alın sevdiceğinizi yanınıza kolkola çıkın caddeye yürüyün yürüyün yürüyün. şarap konusu ise ayrı güzellik şişesine restoranda bile 6 euro verdiğiniz şarap burada benim diyen şaraptan iyi çıkıyor 4.günün sonunda artık yavaş yavaş şarap çeşitlerini öğreniyorsunuz ya da biz çok abarttık öğlenden içmeye başlayarak. "fransızlar bilse bile ingilizce konuşmaz" şehir efsanesini kim çıkarttı onu da merak ediyorum...
hayaller paris dedik onu da bombaladılar.*
Yazın gitmeyi düşündüğüm fransa'nın başkenti.
Fransa'nın başkenti olarak bilinsede aslında bir italya şehridir.
çöp şeyir.
ömrümün 48 senesini geçirdiğim şeyir... bu şeyir bir vasat dostum.
ömrümün 48 senesini geçirdiğim şeyir... bu şeyir bir vasat dostum.
a86 öğleden sonra kusturur. penurie sırasında parisliler çok solidar çok birbirlerine destek olur durumdalardı. ben de ne yazık ki o esnada oradaydım.
Dünyada bizzat yaşamayıp, ziyaret ettiğim şehirlerin 1.cisidir. iyi tanırım paris' i.
Nüfus yoğunluğu çok yüksek bir şehirdir, nüfus olarak 9 milyon adam yaşar, ama plaisir den creteil'e şehrin bi başından öbür başına resmen 40 dakkada varırsın.
demek ki altyapısı çok sağlamdır, yoksa bu nüfus yoğunluğuyla şehir gene de derli toplu bi görüntüdedir.
hakkında söylenebilecekler çoktur.
çok pahalı bi şehirdir. 17. arrondissement 'da en ucuz bira 11 euroydu. hele araba park etmek büyük problemdir.
en iyi ulaşım birimi metrodur. rer de gayet iyi montparnasse' dan etoille'a bi istasyon metroyla seyretmek suretiyle rer'le gelebiliyosun. eskiden yoktu rer, sadece metro vardı.
başka... Yahudi Mahallesi harikadır mutlaka bi restaurant'a oturmak gerekir. 4 yıldır falan restore ettikleri Picasso müzesini bitirdiler geçen sene. en değerli Picasso'ların çoğu bu müzede. kaçırmayın derim ben.
sacre coeur falan,la Tour eiffel falan onlar beylik, onu nasılsa yukarıya yazmışlardır.
de mesela nehrin öbür tarafında trocadero meydanından ayrılan caddelerde gerçek parisien kafeteryalar vardır, Paris'in pigalle semtinde de harikulade lokaller vardır.
sonuçta büyük şehirdir görülecek şey çoktur, tek seferde yakalanamayacak bir şehirdir.
Dünyada bizzat yaşamayıp, ziyaret ettiğim şehirlerin 1.cisidir. iyi tanırım paris' i.
Nüfus yoğunluğu çok yüksek bir şehirdir, nüfus olarak 9 milyon adam yaşar, ama plaisir den creteil'e şehrin bi başından öbür başına resmen 40 dakkada varırsın.
demek ki altyapısı çok sağlamdır, yoksa bu nüfus yoğunluğuyla şehir gene de derli toplu bi görüntüdedir.
hakkında söylenebilecekler çoktur.
çok pahalı bi şehirdir. 17. arrondissement 'da en ucuz bira 11 euroydu. hele araba park etmek büyük problemdir.
en iyi ulaşım birimi metrodur. rer de gayet iyi montparnasse' dan etoille'a bi istasyon metroyla seyretmek suretiyle rer'le gelebiliyosun. eskiden yoktu rer, sadece metro vardı.
başka... Yahudi Mahallesi harikadır mutlaka bi restaurant'a oturmak gerekir. 4 yıldır falan restore ettikleri Picasso müzesini bitirdiler geçen sene. en değerli Picasso'ların çoğu bu müzede. kaçırmayın derim ben.
sacre coeur falan,la Tour eiffel falan onlar beylik, onu nasılsa yukarıya yazmışlardır.
de mesela nehrin öbür tarafında trocadero meydanından ayrılan caddelerde gerçek parisien kafeteryalar vardır, Paris'in pigalle semtinde de harikulade lokaller vardır.
sonuçta büyük şehirdir görülecek şey çoktur, tek seferde yakalanamayacak bir şehirdir.
bir adamın, emniyet müdürü ve karısını bıçakla öldürüp daha sonra intihar ettiği başkent.
http://www.cnnturk.com/du...m&utm_campaign=buffer
http://www.cnnturk.com/du...m&utm_campaign=buffer
Enjoy the night in paris.
(img:#1088316)
(img:#1088316)
Gelecekte türkler tarafından yönetilecektir.
futbol maçında patlamayla gündeme gelen şehir.
bi futbol maçı olduğunda o bölgede güvenlik önlemleri yuksek olur genelde bunun sebebi terör eylemi degil taraftarın holiganlik ihtimalidir.
wikileaks tarafından sızdırılan belgeleri dikkate alırsak:
bu patlamayı bizzat Fransa hükümeti yaptı demiyorum ama kontrollü bir patlama olduğu %98.6
(bkz: küsuratli rakam vereyim de)
bi futbol maçı olduğunda o bölgede güvenlik önlemleri yuksek olur genelde bunun sebebi terör eylemi degil taraftarın holiganlik ihtimalidir.
wikileaks tarafından sızdırılan belgeleri dikkate alırsak:
bu patlamayı bizzat Fransa hükümeti yaptı demiyorum ama kontrollü bir patlama olduğu %98.6
(bkz: küsuratli rakam vereyim de)
bu kartı sana paris’ten atıyorum
çok türkçe bir aşkın ortasında
çok türkçe bir yağmurun mağarasında
çift kâğıtlının son dumanına sinen erezyonda
kelimelerden
beni aşağılayan, bir hiç yerine koyan kelimelerden
ve tehlikeli, korkunç hayvanlardan kurtulduğum,
kendime doğru
bir çıkış yolu bulduğum
güzel bir zamanda..
bu kartı sana paris’ten atıyorum:
bugün mavinin ayrı bir havası
bugün rüzgârın özel bir şıklığı var,
bugün kuşların yaşgünü çünkü sevgilim!
bugün kuşlarla senden, senin
o çok efkârlı ellerinden konuştuk uzun uzun
bugün kuşlarla senin resmini çizdik
bütün karakol duvarlarına
biraz sandviç yedik, biraz su içtik seni düşünerek
allahına kadar fırlamaydık senin anlayacağın
bugün kuşların yaşgünü çünkü sevgilim
bugün kuşlara senin ismini armağan ettim!
gereksiz eklem ağrıları ve kriz değil midir
ışıksız gözlerime bir nebze kan
pul pul olmuş tenime enjektör kapanları kuran,
duran
sonra yürüyen
sonra bir daha duran
seyyah kalbime tüm ihtişamıyla boşalan
hap niyetine sıcak elektriğin doludizgin sersemliğinde
üşürken, açken
kolları kısa ceketimin yakalarını kaldırırken
sorgumda soruyorum bunları, hep soru kalanları:
niye ayrıldık (cevabı kullanılmış, aids riski taşıyor)
nasıl sustuk (cevabı, kalabalık getto masallarında)
niçin birbirimize çarpa çarpa bir suça ortak olduk
şimdi hangi dozda hangi ekolde zırvalıyorum
sokaklarda mora mor çalan dönme bir gitaristken
koşabiliyor muyum, nefes alabiliyor muyum, sıçabiliyor muyum
dehşetli yerlerimden
en karanlık gizlerimden çalakalem vurulmuşken
otuz üçünde kahpe bir anarşist
sırtında yetmiş yedi hançer yarası
bir polisten tokatlanmış magnum ve ben
gece camlarını, orospu.mlarını yumruklarken
ya da
çıplak ayaklarımla boş ilaç şişelerini ezerken
her yer, herşey kırmızıya boyanırken duruluyorum
ölmek üzere olan birin üstünde dönenen
puşt akbabalar gibi yüzümün üstünde dolanıyor ruhum!
bu kartı sana ben
sanırım
paris’ten atıyorum!
mamafih,
niye gelmişim, nerden gelmişim, neden burdayım
sanki
ekmeğe karışmışken toprağı özleyen buğdayım!
sevgilim, ben ne soysuz bir adamım -ki
kopan mi telinin yerine kurumuş bir gözyaşı takıyorum
evet! evet!
koşuyorum, yuvarlanıyorum, bağırıyorum, ağlıyorum
faşizme yenilmişken
avla avcının mesafesi daralmışken
otuz üçünde bozguna uğramış bir devrimci
kıçında yetmiş yedi.azrak yarası
bu kartı sana ben
büyük ihtimal
paris’ten atıyorum!
Küçük iskender.
çok türkçe bir aşkın ortasında
çok türkçe bir yağmurun mağarasında
çift kâğıtlının son dumanına sinen erezyonda
kelimelerden
beni aşağılayan, bir hiç yerine koyan kelimelerden
ve tehlikeli, korkunç hayvanlardan kurtulduğum,
kendime doğru
bir çıkış yolu bulduğum
güzel bir zamanda..
bu kartı sana paris’ten atıyorum:
bugün mavinin ayrı bir havası
bugün rüzgârın özel bir şıklığı var,
bugün kuşların yaşgünü çünkü sevgilim!
bugün kuşlarla senden, senin
o çok efkârlı ellerinden konuştuk uzun uzun
bugün kuşlarla senin resmini çizdik
bütün karakol duvarlarına
biraz sandviç yedik, biraz su içtik seni düşünerek
allahına kadar fırlamaydık senin anlayacağın
bugün kuşların yaşgünü çünkü sevgilim
bugün kuşlara senin ismini armağan ettim!
gereksiz eklem ağrıları ve kriz değil midir
ışıksız gözlerime bir nebze kan
pul pul olmuş tenime enjektör kapanları kuran,
duran
sonra yürüyen
sonra bir daha duran
seyyah kalbime tüm ihtişamıyla boşalan
hap niyetine sıcak elektriğin doludizgin sersemliğinde
üşürken, açken
kolları kısa ceketimin yakalarını kaldırırken
sorgumda soruyorum bunları, hep soru kalanları:
niye ayrıldık (cevabı kullanılmış, aids riski taşıyor)
nasıl sustuk (cevabı, kalabalık getto masallarında)
niçin birbirimize çarpa çarpa bir suça ortak olduk
şimdi hangi dozda hangi ekolde zırvalıyorum
sokaklarda mora mor çalan dönme bir gitaristken
koşabiliyor muyum, nefes alabiliyor muyum, sıçabiliyor muyum
dehşetli yerlerimden
en karanlık gizlerimden çalakalem vurulmuşken
otuz üçünde kahpe bir anarşist
sırtında yetmiş yedi hançer yarası
bir polisten tokatlanmış magnum ve ben
gece camlarını, orospu.mlarını yumruklarken
ya da
çıplak ayaklarımla boş ilaç şişelerini ezerken
her yer, herşey kırmızıya boyanırken duruluyorum
ölmek üzere olan birin üstünde dönenen
puşt akbabalar gibi yüzümün üstünde dolanıyor ruhum!
bu kartı sana ben
sanırım
paris’ten atıyorum!
mamafih,
niye gelmişim, nerden gelmişim, neden burdayım
sanki
ekmeğe karışmışken toprağı özleyen buğdayım!
sevgilim, ben ne soysuz bir adamım -ki
kopan mi telinin yerine kurumuş bir gözyaşı takıyorum
evet! evet!
koşuyorum, yuvarlanıyorum, bağırıyorum, ağlıyorum
faşizme yenilmişken
avla avcının mesafesi daralmışken
otuz üçünde bozguna uğramış bir devrimci
kıçında yetmiş yedi.azrak yarası
bu kartı sana ben
büyük ihtimal
paris’ten atıyorum!
Küçük iskender.
http://c06.haberself.com/...berself/69/7/149227_m.jpg
çankırılıların boyunduruğu altına girecek kent. ingiltere tamam sıra adım adım fransa'da.
çankırılıların boyunduruğu altına girecek kent. ingiltere tamam sıra adım adım fransa'da.
bir dil geliştirme sitelerinden birinde sadece seviyemi yukarılara çıkarmaya çalıştığım günlerden biriydi ya da ben öyle hatırlıyorum. yoksa nereden bilebilirdim kader dünyanın bir ucu olan brezilya'dan tanıştığım bir kadın ile uzun uzun sohbetler ettikten sonra istanbul, sao paulo derken orta yol diye bellediğimiz ve anlamı büyük paris'te buluşacağımızı ve dünya'nın en güzel, en alacalı renklere sahip beş günlük tatilini paket programa bile dahil edilmemiş, alelacelesi olmadan, woody'nin filmlerine bile konu olmamış karelerle birlikte en güzel şekilde sunacağını ve yönetmencilik oynayacağımızı.
paris is always a good idea'dır. uzun uzun yazılasıdır. tebessüm edilesidir.
paris is always a good idea'dır. uzun uzun yazılasıdır. tebessüm edilesidir.
Dünyanın en pahalı şehirlerinden. Bir su için 4 £ ödediğim nalet şehir.
bokum gibi şehir. suya 7 euro alınırsa kainatın en güzel şehri olsa neye yarar. 1 sene turist gitmese, birbirlerini yer ibneler. götleri kalkık, amcık hoşaflı esnafların, turistlere köpek gibi davrandığı, türk ve arapların bir başka kabesi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar