bugün
- lahmacunu elle yiyen kız12
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey8
- asosyal olmanın sebepleri7
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın11
- yazarların en sevdiği meyve9
- yaşlılığınız için insan biriktirin6
- filenin sultanları vs bizim çocuklar3
- 5 litrelik suyla sınava giren öğrenci8
- başına belayı satın almak5
- erkek parfüm önerileri2
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi5
- fazla açıklama yapan insan4
- 26 haziran 2026 türkiye'nin abd'ye döşeyeceği boru6
- cuckold erkek2
- mercedes 3023
- seni hayata bağlayan şey12
- 21 haziran 20262
- eskorta oral yapmak3
- sayılarla akp türkiyesi2
- milli takıma isim koyalım kampanyası9
- insanlara güvenin azalması5
- soğuk duş almak5
- 42 bin entry girmek3
- saygı duyulan kadınlar3
- özgürlüğün sınırı olarak başkasının özgürlüğü3
- nolcak bu ulkenin hali4
- türk kızlarına yürüyen turistin dayak yemesi7
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı52
- kas krampı4
- fakirlik belirten hareketler3
- özel okul öğretmenleri açlık grevinde3
- 20 haziran 2026 almanya fildişi sahili maçı6
- kimseyle tanışamamak8
- giorgio armani rouge d armani sheer ruj2
- baba denince akla gelenler4
- istanbul2
- dünyada neler olabilir2
- elektriklerin kesilmesi2
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı16
- hawking'in uzaylılarla konuşmayın uyarısı3
- zincir marketlere kısıtlama çağrısı4
- olgun kadınlardan hoşlanan erkek2
- sürekli vurduran kız davranışları2
- milli takımın gruptan 3 çıkması senaryosu4
- yasa dışı bahis oynamak için nedenler2
- peki yazan kıza espri yapmaya devam etmek3
- içilen en lezzetli çorba2
- okulda felsefe dersinin kaldırılması7
- çipli kimlik kartları2
- 20 haziran 2026 hollanda isveç maçı5
paris'i sevmeniz için gitmemiş olmanız gerekmektedir. özellikle tek ya da en fazla iki kişiyle giden kişiler tarafından sevilmez. siyahi kardeşlerimizin sizi soymadan bırakmadığı, labirent şeklindeki metrosunda '' götümüzü kesecekler '' hissini yaşatmadan bırakmadığı abartılmış şehir. pariste bir gece filmiyle hayallerimi süsleyen ama hostel filmi anıları yaşatan bu şehri kötü anılarıyla unutmayacağım.
batının diyarbakırıdır.
böylede bir milliyetçiyimdir arkadaş. moda olmuş memlekette gidip eyfel kulesinin altında fotoğraf çekip profile eklemek. paris ne ki lan tamam modern şehir, her türlü mimari akımdan nasibini almış, eşsiz binalara sahip ama az buçuk kendi ülkemize de sahip çıkalım. sağa sola beton döküp, eyfelin altında foto çekmek ne amına koyyim... gel diyarbakırda 4 ayaklı minarenin dibinden çak flaşı elin gavuru görsün mimarlık bilimi nasıl dört ayak üstüne kalkmış. ama yok minarenin boyu 25 metre sen yanına bina yapmaya izin vermişsin 35 metre tabi parise güzel dersin.
böylede bir milliyetçiyimdir arkadaş. moda olmuş memlekette gidip eyfel kulesinin altında fotoğraf çekip profile eklemek. paris ne ki lan tamam modern şehir, her türlü mimari akımdan nasibini almış, eşsiz binalara sahip ama az buçuk kendi ülkemize de sahip çıkalım. sağa sola beton döküp, eyfelin altında foto çekmek ne amına koyyim... gel diyarbakırda 4 ayaklı minarenin dibinden çak flaşı elin gavuru görsün mimarlık bilimi nasıl dört ayak üstüne kalkmış. ama yok minarenin boyu 25 metre sen yanına bina yapmaya izin vermişsin 35 metre tabi parise güzel dersin.
fransa'nın başkenti olan bazı insanlar tarafından ütopikleştirilmiş bir şehir. gitmedim ama halkının züppe ve kaba olduğu gidenler tarafından sürekli söylenir durur. scarlett johansson'a bile kabalık yaptıysalar biz normal insanların hiç şansı yok orada: https://www.youtube.com/watch?v=p-s8KY7fDX4
hiç de güzel olmayan bir şehir. Yani abartıldigi kadar olan bir şehir değil. Güzel yanlarına gölge tutan ise insanları. büyük bir sorun gerçekten.
altın çağını yaşadığı 19 uncu yüzyılda, kuşkusuz Avrupa' nın en önemli fikir ve sanat vitrinlerinden biriydi. Dünyanın dört bir yanından akan beyinler, buldukları bu özgür iklimde, yeni fikirlere yelken açar, çoğu kere hayata bakışlarını baştan sona değiştirip ülkelerine birer devrimci olarak dönerlerdi. Osmanlı siyasetini Batılı değerlerle tanıştıran Jön Türk ihtilalinin ve onların takipçilerinin, Sovyet devriminin fikir babaları Lenin ve Troçki gibi isimlerin buluştuğu ortak nokta Paris ti. Devrimci için kültür, bölge farkı önemsizdi. Paris hem romantizmin hem de soyut düşünceyi hayata üstün tutan ve bu yüzden gerektiğinde, giyotini devreye sokmaktan çekinmeyen ekollerin adresiydi.
Ikliminde dün Descartes, Pascal, Balzac, Victor Hugo, Montesqieu, Foucault gibi dünyaya mal olmuş nice isimlerin yetiştiği Paris.
Ikliminde dün Descartes, Pascal, Balzac, Victor Hugo, Montesqieu, Foucault gibi dünyaya mal olmuş nice isimlerin yetiştiği Paris.
nereye gidilir, nerede kalınır, nerede ne yenir ve nerede eğlenilir şeklinde kafamı kurcalayan şehir. tecrübeli yazarların mesajlarını bekliyorum.
not: öğrenciyim
not: öğrenciyim
avrupadadır.
Paggğğğggiiis diye okunur.
tamamen turistlere yönelik şehir, bir fransız gibi yaşamalı, yemeli ve eglenmeli, yoksa herhangi bir yerden farkı yoktur...
edit: parisliler durumdan rahatsız.
edit: parisliler durumdan rahatsız.
küçük new york city .
Fransanin baskenti.
Havası azılı Kürt haydutlarına yaramayan şehir mort oluyorlar niyeyse.
(bkz: yılmaz Güney)
(bkz: ahmet Kaya)
(bkz: Sakine cansız)
(bkz: yılmaz Güney)
(bkz: ahmet Kaya)
(bkz: Sakine cansız)
gereksiz yere abartılan sikko fransa başkenti. yaklaşık iyi yıl yaşadım.
şanzelizenize sokayım ibneler!
ayrıca terörist ibnelerinin meskenidir buralar. çok sayıda pkk lı kürt bulunur.
şanzelizenize sokayım ibneler!
ayrıca terörist ibnelerinin meskenidir buralar. çok sayıda pkk lı kürt bulunur.
Paris, Fransa'nın başkenti ve Île-de-France bölgesinin merkezidir. Sen Nehri'nin üzerine, Paris Havzası'nın ortasına kurulmuştur. Paris'te ikamet edenlere Parisien(ne) diye hitap edilir.
yılbaşını geçireceğim fazla beklentimin olmadığı meskendir. gece kulüpleri de oldukça pahalı gözükmekte.
en büyük problemi taksisi olan yerdir. cumartesi gecesi 1 saatten erken bulmak imkansızdır.
Tunceliden çok dhkpclinin barındığı şehir.
Fransa'nın Adana'sı.
modasıyla ünlü olan şehir şimdi saldırılarla gündemde.
bu şehirde doğanlara ''parisien'' denir.
2015 yılına terör saldırılarıyla giren Fransa'nın başkenti.
Fransa, 2. Dünya Savaşı'nda son derece ağır ve zor bir işgale uğradı. Cephede mağlup olması üzerine Almanlar'a teslim oldu, Fransa'nın yarıdan fazlası Alman işgaline uğradı, işgal edilmeyen güney bölgelerinde de başkenti Vichy olan ama herşeyi ile Almanya'nın gölgesinde kalan bir hükümet teşkil edildi.
Paris'e giren Almanlar şehirde sıkı bir askeri idare kurmuşlardı ve Alman gizli polisi Gestapo, Fransızlar'a göz açtırmıyordu. işgale karşı mücadele eden direniş örgütünün eylemlerine son derece şiddetle mukabele ediliyor, öldürülen her Alman askerine karşı sivil halktan birkaç kişi kurşuna diziliyordu.
Paris'te belediye sivil Fransızlar'ın elinde ama tamamen Alman kontrolünde idi.
Belediye Meclisi Başkanlığı'na, 1943 Mayıs'ında eski bir politikacı ve önemli işadamı olan Pierre Taittinger getirildi. Taittinger kendi ismini taşıyan şarap bağlarının sahibi ve o bağların üzümünden yapılan meşhur şampanyaların da üreticisi idi. Almanlar ile iyi geçinmesinden dolayı direnişçiler tarafından "hain" olarak görülüyor ve kurtuluşun ardından hesap sorulacaklar listesinin ilk sıralarında yer alıyordu.
Almanlar'ın cephede ardarda yenilerek geri çekilmeleri, Paris'teki işgal birliklerini daha da acımasız hale getirmiş ve sivil halka yaptıkları zulmü arttırmıştı.
Bozgunun en karanlık günlerinde, 1 Ağustos 1944'te, Dietrich Von Choltitz adında bir Alman generali Paris'in askeri valiliğine getirildi ve müttefiklerin ilerlemeleri üzerine Alman birliklerinin Paris'i terketmeleri gündeme geldi...
Von Choltitz, işte o günlerde akıl almaz bir emir aldı: Berlin'deki karargahından Von Choltitz'i arayan Adolf Hitler, Paris'in boşaltılmasını ama Fransızlar'a ve müttefiklere harap şekilde bırakılmasını emretti! Eiffel Kulesi, Louvre Sarayı, diğer saraylar ve Notre Dame Kilisesi başta olmak üzere şehrin en güzel ve tarihi mekanları dinamitle havaya uçurulacaktı.
Hitler, şifahi olarak verdiği emrin yerine getirilip getirilmediğini birkaç saat sonra telgrafla tekrarladı ve ardından tekrar telefon ederek "Paris Yanıyor Mı" diye sordu...
Emrin duyulması üzerine Belediye Meclisi Başkanı Pierre Taittinger, isveç başkonsolosu Raoul Nording ile beraber askeri vali Dietrich Von Choltitz'i Meurice Oteli'ndeki karargahında ziyaret ederek emri yerine getirmemesini istediler. Nording, Von Choltitz'e nazik bir dille müttefiklerin ilerlediklerini, birkaç gün içerisinde Paris'e gireceklerini ve şehrin tahrip edilmesi halinde bunun hesabının sorulacağını hatırlattılar ve Hitler'in emrini yerine getirmediği takdirde sadece Von Choltitz'in değil, ailesinin güvenliğinin de sağlanacağı garantisi verdiler.
Alman general "Tarihe Paris'i yokeden kişi olarak geçmeyi zaten istemem" dedi ve 25 Ağustos 1944'te 17 bib askeri ile müttefiklere teslin oldu!
General Dietrich Von Choltitz önce ingiltere'de, sonra da Amerika'daki bir esir kampına götürüldü ama müttefiklerden gayet iyi muamele gördü ve iki sene sonra serbest bırakıldı. Almanya'ya dönen general 1966 yılında Baden-Baden'de öldüğünde cenazesine Fransız subayları da katıldılar ve Von Choltitz'in tabutunu "paris'in kurtarıcısı" olarak selamladılar.
Alman generali Paris'i tahrip etmemeye ikna eden Pierre Taittinger, üzerine yapıştırılan "işbirlikçi" damgasından kurtularak hemen "kahraman" olacak, isveçli diplomat Raoul Nording de kahramanlar listesinde yer alacaktı!
Hitler'in Von Choltitz'e verdiği Paris'in yıkılması emri, daha sonra filmlere de konu oldu. 1966'da çevrilen ve başrollerini Alain Delon, Jean paul Belmondo ve Orson Welles'in oynadığı "Is Paris Burning?", yani "Paris Yanıyor Mu?" nun ardından 2013 yılında çevrilen "Diplomacy" de de General Dietrich Von Choltitz'in Hitler'in emrini yerine getirmemesinin neticesinde Paris'in kurtuluşu anlatılıyordu. (Murat Bardakçı, Habertürk, 11.01.2015)
Fransa, 2. Dünya Savaşı'nda son derece ağır ve zor bir işgale uğradı. Cephede mağlup olması üzerine Almanlar'a teslim oldu, Fransa'nın yarıdan fazlası Alman işgaline uğradı, işgal edilmeyen güney bölgelerinde de başkenti Vichy olan ama herşeyi ile Almanya'nın gölgesinde kalan bir hükümet teşkil edildi.
Paris'e giren Almanlar şehirde sıkı bir askeri idare kurmuşlardı ve Alman gizli polisi Gestapo, Fransızlar'a göz açtırmıyordu. işgale karşı mücadele eden direniş örgütünün eylemlerine son derece şiddetle mukabele ediliyor, öldürülen her Alman askerine karşı sivil halktan birkaç kişi kurşuna diziliyordu.
Paris'te belediye sivil Fransızlar'ın elinde ama tamamen Alman kontrolünde idi.
Belediye Meclisi Başkanlığı'na, 1943 Mayıs'ında eski bir politikacı ve önemli işadamı olan Pierre Taittinger getirildi. Taittinger kendi ismini taşıyan şarap bağlarının sahibi ve o bağların üzümünden yapılan meşhur şampanyaların da üreticisi idi. Almanlar ile iyi geçinmesinden dolayı direnişçiler tarafından "hain" olarak görülüyor ve kurtuluşun ardından hesap sorulacaklar listesinin ilk sıralarında yer alıyordu.
Almanlar'ın cephede ardarda yenilerek geri çekilmeleri, Paris'teki işgal birliklerini daha da acımasız hale getirmiş ve sivil halka yaptıkları zulmü arttırmıştı.
Bozgunun en karanlık günlerinde, 1 Ağustos 1944'te, Dietrich Von Choltitz adında bir Alman generali Paris'in askeri valiliğine getirildi ve müttefiklerin ilerlemeleri üzerine Alman birliklerinin Paris'i terketmeleri gündeme geldi...
Von Choltitz, işte o günlerde akıl almaz bir emir aldı: Berlin'deki karargahından Von Choltitz'i arayan Adolf Hitler, Paris'in boşaltılmasını ama Fransızlar'a ve müttefiklere harap şekilde bırakılmasını emretti! Eiffel Kulesi, Louvre Sarayı, diğer saraylar ve Notre Dame Kilisesi başta olmak üzere şehrin en güzel ve tarihi mekanları dinamitle havaya uçurulacaktı.
Hitler, şifahi olarak verdiği emrin yerine getirilip getirilmediğini birkaç saat sonra telgrafla tekrarladı ve ardından tekrar telefon ederek "Paris Yanıyor Mı" diye sordu...
Emrin duyulması üzerine Belediye Meclisi Başkanı Pierre Taittinger, isveç başkonsolosu Raoul Nording ile beraber askeri vali Dietrich Von Choltitz'i Meurice Oteli'ndeki karargahında ziyaret ederek emri yerine getirmemesini istediler. Nording, Von Choltitz'e nazik bir dille müttefiklerin ilerlediklerini, birkaç gün içerisinde Paris'e gireceklerini ve şehrin tahrip edilmesi halinde bunun hesabının sorulacağını hatırlattılar ve Hitler'in emrini yerine getirmediği takdirde sadece Von Choltitz'in değil, ailesinin güvenliğinin de sağlanacağı garantisi verdiler.
Alman general "Tarihe Paris'i yokeden kişi olarak geçmeyi zaten istemem" dedi ve 25 Ağustos 1944'te 17 bib askeri ile müttefiklere teslin oldu!
General Dietrich Von Choltitz önce ingiltere'de, sonra da Amerika'daki bir esir kampına götürüldü ama müttefiklerden gayet iyi muamele gördü ve iki sene sonra serbest bırakıldı. Almanya'ya dönen general 1966 yılında Baden-Baden'de öldüğünde cenazesine Fransız subayları da katıldılar ve Von Choltitz'in tabutunu "paris'in kurtarıcısı" olarak selamladılar.
Alman generali Paris'i tahrip etmemeye ikna eden Pierre Taittinger, üzerine yapıştırılan "işbirlikçi" damgasından kurtularak hemen "kahraman" olacak, isveçli diplomat Raoul Nording de kahramanlar listesinde yer alacaktı!
Hitler'in Von Choltitz'e verdiği Paris'in yıkılması emri, daha sonra filmlere de konu oldu. 1966'da çevrilen ve başrollerini Alain Delon, Jean paul Belmondo ve Orson Welles'in oynadığı "Is Paris Burning?", yani "Paris Yanıyor Mu?" nun ardından 2013 yılında çevrilen "Diplomacy" de de General Dietrich Von Choltitz'in Hitler'in emrini yerine getirmemesinin neticesinde Paris'in kurtuluşu anlatılıyordu. (Murat Bardakçı, Habertürk, 11.01.2015)
Namı değer romantik şehir ama kesinlikle yalan Fransa'ya gittiğinizde fransada kaldırımlarda ve yollarda Fransız'dan çok Cezayir'li ve Fas'lı görüceksiniz inanın bana tarihi yerler bakımından oldukça geniştir ama gezilip görülecek yer çoktur mutfakta oldukça geniştir ama türk mutfağıyla fazla uyuşmuyor maalesef...
içerik bulunamadı.
Gündemdeki Haberler