bugün
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü12
- yalnızlık edebiyatı13
- gizli hesap6
- bir kızla dalga geçmek4
- kin tutmayı beceremeyen insan9
- en sevmediğin insan tipleri7
- tai lung42
- mavi göz7
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı18
- ciddi ciddi voleybol maçı izleyen insan olması9
- en sevdiğiniz sözlük yazarı9
- sözlükte psikolojik delilerin olması10
- gece vardiyası yazarlar4
- namazlarınızın yaradan için hiçbir kıymeti yok11
- claudian clouds22
- önlenemez mhp yükselişi2
- bu koyden olsam ne olacak ve sarı şeker12
- askerliğin gençler için faydalı olması5
- ikinci defa askere gitmek5
- kahverengi gözlü olmak4
- tupac amaru shakur2
- eva murati3
- çok zeki olmayan çok düşünmeyen güzel kız2
- pazar gecesi3
- iyi geceler6
- akrep2
- herkesin tavsiye verdiği insan3
- islam'ın hak dini olması6
- yalnız ölmek4
- sözlüğün en hamarat yazarı8
- bir viski doldurup kızların final maçını izlemek12
- özbek kadınlar14
- namazın amacı6
- deneme entry si2
- uludağ sözlük benim için ancak mezarda biter5
- uludağ itiraf10
- gece geç saatte ışığı yanan evler4
- kitap kapakları3
- sözlük whatsapp grupları13
- friedrich hegel la bi cay icek12
- kadını kurtarmak isterken bıçaklanan'u y4
- iğrenme eşiği olmayan erkek9
- anın görüntüsü25
- melissa vargas7
- filenin sultanlarının avrupa şampiyonu olması6
- güzel ayak mevsiminin kapanmaya başlaması3
- özbek pilavına kaşık saplamak7
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı17
- entrylerimin hala beğenilmesi3
- sarapci koala47
sosyalizm bir ütopyadır yaygaracılığına karşı, ''ütopya ülkesini göstermeyen bir dünya haritasına göz atmaya bile değmez'' göndermesini yapan aşmış insan.
"şanssızlığa katlanabiliriz, çünkü dışarıdan gelir ve tümüyle rastlantısaldır. oysa yaşamda bizi asıl yaralayan, yaptığımız hatalara hayıflanmaktır." (oscar wilde)
dorian gray'in portesi ve a rebours ile özetlenemeyecek biri olduğunu söylemeliyim öncelikle kahramanımın , o mutluluğunun yanı sıra hedonist hayallerinin lanetini de paylaşsa da benimle şu an içinde bulunduğum mutsuzluk ürünü özgürlüğü de ona borçluyumdur . Müteşekkirim sana Wilde .
"Sığ olanların tek sığınağı ciddiliktir."
Diyerek saygımı kazanmış,yazardır.
Diyerek saygımı kazanmış,yazardır.
modern dünyanın her alanında iz bırakan ilk modern insan; giyim tarzı, aforizmaları, zekası günümüz insanını aşağılar . todd haynes'ın da ifade ettiği gibi : ' All roads led back to Oscar. '
'Yaşamak yürek ister; belki de bu yüzden dünyaya gelenlerin çok azı yaşar. Çoğunluğu yalnızca yaşadığı günü kurtarır, var olmakla yetinir ve kendi varlığı altında ezildikçe ezilir.
Değiştiremeyeceği gerçekleri olduğu gibi kabul etmek ve bu değişmezlikten kendine yeni bir yaşam sevinci yaratmak da yürek ister; değiştirebileceğini değiştirmeye çalışmak da. Sanıldığı gibi insanı korkutan; dünya, zorluklar, yaşam koşulları ya da başkaları değildir. insan en çok kendisinden korkar; kendi duygularından, kendi güçsüzlüklerinden, kendi zaaflarından, kendi acılarından, kendi coşkularından ürker.
Yaşama her dokunuşunda, duygularının alevlenip kendisini yakacağından çekinir. Onun için kaçar yaşamdan, aşktan kaçar, öfkeden, hareketten, sevinçten, kendisinden kaçar. Korku yüzünden yaşanamamış bir yaşamı ellerinde taşımaktan yorularak, kendisine uydurduğu bin bir türlü mazeretle yaşama arkasını dönmeye, gizlenmeye uğraşıp, gizliden gizliye yok olmaya çabalar.
Korku kendine acımayı getirir; kendini zavallılaştırmaya baslar yaşamdan korktukça. Yaşamla yüz yüze gelmektense ağır ağır erimeyi tercih eder. Korktukça azalır gücü; korkuyla yaralanan bedeni artık en küçük bir dokunuşta acıyla inler. Her acıda korkusu biraz daha artar ve girdap gibi çeker içine güçsüzlük onu. Kendi korkusuna kalkıp kader der sonra, korkuyu değiştirilmez bir gerçek, alnına yazılmış bir yazgı olarak görür. Yeni bir aşkın düşüncesi bile titretir onu. Kalabalıktan korktuğu kadar yalnızlıktan da korkar.
Hayatın hiçbir haline dayanamaz durumlara gelir. Sırtında yaşayamadığı hayatı, önünde yaşanacak günleriyle, kendi geçmişiyle geleceği arasında sıkışır kalır artık.
Kendi duygularıyla kuşatılır; döndüğü her yanda bir düşman gibi kendi duyguları çıkar karşısına. Şu yana dönse orada bir mutluluk vardır ama o mutluluğu değil mutluluğun arkasında gölgesi sezilen acıyı görür. Bu yana döndüğünde bir isyanın şevki vardır ama o isyanın çekiciliğini değil o isyan için ödenecek bedelin ağırlığının fark eder. Beri yanında bir aşk bekler onu ama o aşkın arkasından gelebilecek terk edilme ihtimaline diker gözlerini.
Her kıpırtıyla örselenebileceğinden çekindiği için kıpırdayamaz bile yerinden; yaşama yaklaşabilmek için bir tek adım bile atmaya yetmez cesareti. Ona sevinci gösterseniz; "ya sonra" diye sorar! Aşkı gösterseniz, gene ayni sorudur onun aklini kurcalayan; "ya sonra"! Öfke, coşku, dostluk, sevişme, başkaldırı, direnme hep aynı soruyu sürükler peşinden; "ya sonra". Bilinmeyen bir "ya sonra" için bilinenlerin hepsini ıskalamayı kabullenir. Ama ne garip, duygularından, yaşanacakların sonrasından korkanlar, acıdan sakınanlar çeker en büyük acıyı. Yaşanmamış bütün duyguları zehirli sarmaşıklar gibi boy atıp ruhlarına dolanır. "Sonrası umurumda bile değil" deyip yaşamla kucak kucağa gelenlerden çok daha fazla yarayı yaşayamadıkları için alırlar. Yakınıp dururlar; çektikleri acılardan söz ederler.
Acıyı da çekerler gerçekten ama acıdan korktukları için bunca acıyı çektiklerini görmezler bir türlü. Yaşamanın cesaret istediğini fark edemezler. Onun için çok az insan yaşar; çoğunluk yalnızca gününü kurtarır. Yaşanmamış günlerin altında inleyen çaresiz bir köle gibi yitik bir hayatı taşır güçsüz omuzlarında.
Kendi gerçeklerimiz, kendi duygularımızdır bizi böylesine ürküten; çatal diliyle tıslayan bir yılan görmüş tavşan gibi kendi kendimizi hareketsiz bırakan. Ve ne kadar çok korkarsanız, korkunuz o kadar artar. Ne kadar yaşarsanız, cesaretiniz o ölçüde bilenir. Yaşayamıyorsanız eğer, bu başkalarından dolayı değildir. Sizi güçsüzleştiren, sizi çaresizleştiren, sizi isyanlardan alıkoyan, değiştiremeyeceklerinizi kabul etmenize engel olan, değiştirebileceklerinizin üstüne gitmenize izin vermeyen, sizi yaşatmayan, sizin kendi korkularınızdır.
YAŞAMAK YÜREK iSTER ÇÜNKÜ...'
Oscar Wilde
Değiştiremeyeceği gerçekleri olduğu gibi kabul etmek ve bu değişmezlikten kendine yeni bir yaşam sevinci yaratmak da yürek ister; değiştirebileceğini değiştirmeye çalışmak da. Sanıldığı gibi insanı korkutan; dünya, zorluklar, yaşam koşulları ya da başkaları değildir. insan en çok kendisinden korkar; kendi duygularından, kendi güçsüzlüklerinden, kendi zaaflarından, kendi acılarından, kendi coşkularından ürker.
Yaşama her dokunuşunda, duygularının alevlenip kendisini yakacağından çekinir. Onun için kaçar yaşamdan, aşktan kaçar, öfkeden, hareketten, sevinçten, kendisinden kaçar. Korku yüzünden yaşanamamış bir yaşamı ellerinde taşımaktan yorularak, kendisine uydurduğu bin bir türlü mazeretle yaşama arkasını dönmeye, gizlenmeye uğraşıp, gizliden gizliye yok olmaya çabalar.
Korku kendine acımayı getirir; kendini zavallılaştırmaya baslar yaşamdan korktukça. Yaşamla yüz yüze gelmektense ağır ağır erimeyi tercih eder. Korktukça azalır gücü; korkuyla yaralanan bedeni artık en küçük bir dokunuşta acıyla inler. Her acıda korkusu biraz daha artar ve girdap gibi çeker içine güçsüzlük onu. Kendi korkusuna kalkıp kader der sonra, korkuyu değiştirilmez bir gerçek, alnına yazılmış bir yazgı olarak görür. Yeni bir aşkın düşüncesi bile titretir onu. Kalabalıktan korktuğu kadar yalnızlıktan da korkar.
Hayatın hiçbir haline dayanamaz durumlara gelir. Sırtında yaşayamadığı hayatı, önünde yaşanacak günleriyle, kendi geçmişiyle geleceği arasında sıkışır kalır artık.
Kendi duygularıyla kuşatılır; döndüğü her yanda bir düşman gibi kendi duyguları çıkar karşısına. Şu yana dönse orada bir mutluluk vardır ama o mutluluğu değil mutluluğun arkasında gölgesi sezilen acıyı görür. Bu yana döndüğünde bir isyanın şevki vardır ama o isyanın çekiciliğini değil o isyan için ödenecek bedelin ağırlığının fark eder. Beri yanında bir aşk bekler onu ama o aşkın arkasından gelebilecek terk edilme ihtimaline diker gözlerini.
Her kıpırtıyla örselenebileceğinden çekindiği için kıpırdayamaz bile yerinden; yaşama yaklaşabilmek için bir tek adım bile atmaya yetmez cesareti. Ona sevinci gösterseniz; "ya sonra" diye sorar! Aşkı gösterseniz, gene ayni sorudur onun aklini kurcalayan; "ya sonra"! Öfke, coşku, dostluk, sevişme, başkaldırı, direnme hep aynı soruyu sürükler peşinden; "ya sonra". Bilinmeyen bir "ya sonra" için bilinenlerin hepsini ıskalamayı kabullenir. Ama ne garip, duygularından, yaşanacakların sonrasından korkanlar, acıdan sakınanlar çeker en büyük acıyı. Yaşanmamış bütün duyguları zehirli sarmaşıklar gibi boy atıp ruhlarına dolanır. "Sonrası umurumda bile değil" deyip yaşamla kucak kucağa gelenlerden çok daha fazla yarayı yaşayamadıkları için alırlar. Yakınıp dururlar; çektikleri acılardan söz ederler.
Acıyı da çekerler gerçekten ama acıdan korktukları için bunca acıyı çektiklerini görmezler bir türlü. Yaşamanın cesaret istediğini fark edemezler. Onun için çok az insan yaşar; çoğunluk yalnızca gününü kurtarır. Yaşanmamış günlerin altında inleyen çaresiz bir köle gibi yitik bir hayatı taşır güçsüz omuzlarında.
Kendi gerçeklerimiz, kendi duygularımızdır bizi böylesine ürküten; çatal diliyle tıslayan bir yılan görmüş tavşan gibi kendi kendimizi hareketsiz bırakan. Ve ne kadar çok korkarsanız, korkunuz o kadar artar. Ne kadar yaşarsanız, cesaretiniz o ölçüde bilenir. Yaşayamıyorsanız eğer, bu başkalarından dolayı değildir. Sizi güçsüzleştiren, sizi çaresizleştiren, sizi isyanlardan alıkoyan, değiştiremeyeceklerinizi kabul etmenize engel olan, değiştirebileceklerinizin üstüne gitmenize izin vermeyen, sizi yaşatmayan, sizin kendi korkularınızdır.
YAŞAMAK YÜREK iSTER ÇÜNKÜ...'
Oscar Wilde
ibne olduğu mahkemenin tahkikatıyla ispatlanan yazardır.
bunu öğrendiğimden beri onun özlü sözlerini kullanmamaya başladım.
bunu öğrendiğimden beri onun özlü sözlerini kullanmamaya başladım.
cinsiyeti şaibelidir, ama büyük edebiyatçıdır. gül ile bülbül diye şark edebiyatına nazire bir hikayesi vardır, biterim..
"Be yourself; everyone else is already taken."
sözünün sahibi, saygı duyulası yazar. son sözlerinden biri " Ya duvar kağıdı gidiyor, ya da ben. " olmuştur.
sözünün sahibi, saygı duyulası yazar. son sözlerinden biri " Ya duvar kağıdı gidiyor, ya da ben. " olmuştur.
şimdi ağla irlanda, eteğindeki tüm çamurlu sokaklara rağmen ağla. bataklığın dibine vur, ne kadar doğurduysan o kadar öldür.
çünkü ''sevdiği bir kadını öldürmüştü bu adam ve şimdi buna karşı verecekti canını''.
-andre gide, yastığımda kaçan saçlarım
+yakandaki yeşil karanfil, neden hasta ?
http://www.youtube.com/...
çünkü ''sevdiği bir kadını öldürmüştü bu adam ve şimdi buna karşı verecekti canını''.
-andre gide, yastığımda kaçan saçlarım
+yakandaki yeşil karanfil, neden hasta ?
http://www.youtube.com/...
ölmeden önce son sözlerinin ' ya bu perdeler gider ya ben ' olduğu rivayet edilen, britanya kökenli edebiyat ustası.
sen duygularını serptin toprağa, toprak buluta. yağdır o kokusuz ruhunu evrene; küçük, umursamaz uykularla. tütün yolları, renklerin kahvelerine sığınmışken cesur bir aşka günce ol.
sen, gözünü kapatmış kutsal sevgiler kadar sualsiz, çaresiz.
+o zaman öldürmeye başlayalım,
-önden insanlar !
sen, gözünü kapatmış kutsal sevgiler kadar sualsiz, çaresiz.
+o zaman öldürmeye başlayalım,
-önden insanlar !
"eskiden herşeyin kıymetini bilirdik, şimdi ise fiyatını biliyoruz" demiş ve modern topluma kapağı takmıştır.
Kimi gittiği yeri mutlu eder, Kimi terkettiği yeri.
cenazesine 7 kişi katılan insan. insan diyorum çünkü dünyanın en büyüğü en kudretlisi bile olsanız, kitleleri peşinizden sürüklemek bir yana, kitleleri bizzat etkileyen değiştiren insan da olsanız, iş ölüme gelince nihayetinde insansınız.. ve cenazenize 7 kişi katılır. alın hayrını görün fani dünyada kurduğunuz imparatorluğun.
andre gide'e cezayir'de oğlan ayarlayan irlandali dahi. sürekli olarak zekasını kanıtlamaya çalışmasıyla bilinir.
zamanının en iyi konuşmacısı olarak bakılan bu abiyi sadece önyargılarım yüzünden okumamaktan utanırım. ama cinsel tercihleri beni kitablarından hep alıkoymuştur.
--spoiler--
Oysa herkes öldürür sevdiğini, Kulak verin bu dediklerime,
Kimi bir bakışıyla yapar bunu, Kimi dalkavukça sözlerle. Korkaklar öpücükle öldürür Yürekliler kılıç darbeleriyle.
Kimi gençken öldürür sevdiğini Kimi yaşlıyken. Şehvetli ellerle boğar kimi Kimi altından ellerle
Merhametli kişi bıçak kullanır Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur Kimi yeterince sevmez kimi fazla sever
Kimi satar Kimide satın alır Kimi göz yaşı döker öldürürken Kimi kılı kıpırdamadan
Çünkü herkes öldürür sevdiğini Ama herkes öldürdü diye ölmez.
--spoiler--
Oysa herkes öldürür sevdiğini, Kulak verin bu dediklerime,
Kimi bir bakışıyla yapar bunu, Kimi dalkavukça sözlerle. Korkaklar öpücükle öldürür Yürekliler kılıç darbeleriyle.
Kimi gençken öldürür sevdiğini Kimi yaşlıyken. Şehvetli ellerle boğar kimi Kimi altından ellerle
Merhametli kişi bıçak kullanır Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur Kimi yeterince sevmez kimi fazla sever
Kimi satar Kimide satın alır Kimi göz yaşı döker öldürürken Kimi kılı kıpırdamadan
Çünkü herkes öldürür sevdiğini Ama herkes öldürdü diye ölmez.
--spoiler--
genellikle kadınlar üzerinde duran irlandalı yazar.
hayatı boyunca kassa bir insan ancak bu adam kadar özdeyiş üretebilir sanırsam. bu sebeple kendisini ve söylediklerini siklemiyorum. evet klavyem var, evet odamdan oscar wilde'i siklemediğimi ifade ediyorum.
elim kalem tutuyorsa eğer sebeplerinden biri olan adam. ama asıl sebep charles dickens'tır tabi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar