bugün
- depresyonun en kötü hali5
- sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek7
- osmanlıca sözcükler4
- kürtçe zorunlu ders olmalıdır7
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- sözlük kızlarına çok kırgın olmak3
- kelebeklerin bir boka yaramaması5
- herkes kendi başlık açıp kendi konuşuyor3
- kabusname2
- en gey özelliğiniz6
- kadınlar mı daha zeki erkekler mi sorunu4
- sözlükteki yapay zekaya pandik atmak4
- bu koyden olsam ne olacak5
- kadınların bir şeyleri abartması2
- tantuni6
- yemek yapan erkek2
- yağmurcu neden akpli13
- lahmacunu çatal bıçakla yemek3
- tai lung8
- yakışıklı seri katil3
- kürdün dinsizi2
- en güzel bisküvinin probis olması3
- sözlük kızlarının kombinleri2
- velvet10
- sözlük içi güzel renkler4
- ioçk'nın mutfağı6
- tarhana yapmayı bilen kız3
- sözlüğü canlandıramamak3
- vahşi doğada hayatta kalmak3
- kedi kumu4
- radikal karar almak5
- sözlüğün en cilveli kızı3
- aleyna tilki nin ayakları2
- lahmacun yiyen insan2
- yakın gözlüğü kullanan fosil yazarlar2
- zall'ın görükle de seviştiği kızların listesi2
- kedi köpek3
- beni özleyenler elime mum diksin19
- sözlüğü aşevine çeviren tipler4
- tatlı yiyen erkek2
- bu yapay zeka nedir sözlükte2
- şükürcülük6
- 15 mayıs uludağ sözlüğün kurtuluşu3
- tutuklanmamak için akp'ye katılmak12
- erdal beşikçioğlu17
- sivrisineklerin şerefsiz olması2
- kadınların 1 saatte modunun değişmesi2
- mantının gereğinden fazla abartılması3
- kızlar naber10
- slm yazan erkek2
Birçoğu Kürt savunucusu, din somurucusudur.
Dar bakış açılı, ayrımcı ve haramsever olmalarına karşın;
Kendilerini cennet ehli yapmaları, dove ile yıkanmış suratlarından nur fışkırtmalarıyla ve güzel ahlaklarıyla bilinirlerdi.
Kendilerini cennet ehli yapmaları, dove ile yıkanmış suratlarından nur fışkırtmalarıyla ve güzel ahlaklarıyla bilinirlerdi.
Nur satan kişi.
risaleleri semavi kitaplar olarak kabul eden manyaklardir.
Yıllar önce bir nurcu evinde kalmıştım bir kaç gün. Namazları bitirdikten sonra dualamadan önce risale-i nur dan bir kesit okurlardı. Bakın dualamadan önce diyorum. Bu şu anlama geliyor, okudukları şeyi namaza yedirmişler ve bunu normal görüyorlar. Allahın farz kıldığı namazı değiştirir sonra farzların kat-i şekilde değişemez olduklarından falan bahsederler. Hepsi aynı bok işte. Önce din açıktır kuran açıklayıcıdır herkes anlar derler, sonra milyon tane tarikat kurup biz size dini açıklamak için varız derler. Yersen...
günümüzde islamı dava edinmiş, dinsizlik cerayanlarına karşı iman kılıncıyla göğüs geren ve fert olarak peygamber efendimiz(aleyhissalatu vesselam) gibi tebliğ metoduyla hizmet etmek isteyen, yanan imanlara su tutmak isteyen vicdanlı insanlardır.
Peygamberleri said kürdi dir.
nur yerlitaş öğretilerini hayat felsefesi olarak benimsemiş rüküş ezoterik topluluk.
Burnu tıkalıyken, burcu demeye çalışan kişinin çıkarttığı sestir.
Deli nursi'nin geri zekalı müritleridirler. Risale-i nur zırvasına kuran'dan daha fazla değer verirler. Ağır atatürk düşmanıdırlar ve fetöcüdürler.
Tüm dinciler gibi parazit bir toplulukturlar.
Tüm dinciler gibi parazit bir toplulukturlar.
nurculuk yandaşı olan anlamına gelen bir kelimedir.
sayısız insanın deli saçması öykülerle yaşamını çalıp kendini zengin etme örgütü. şeyhi uçarmış, kaçarmış, insan olan 2 dakika düşünür bunlar ne diyor diye.
Atatürk düşmanı boş beleş bir tiptir. uzak durulmalıdır..
Dünyanın en cahil insan tipi olabilir.
Nurcular dediğimiz kardeşlerimiz, bu hakikatin taşıyıcılarıdır. Biz şahs-ı maneviye dayanan bir hareketiz; bir insanı veya şahsı yüceltmek değil, hakikati yüceltmek için varız. Bu zamanda asıl dava, kalpleri imana kazandırmaktır. Çünkü iman olmazsa, hiçbir hareketin kökü sağlam olmaz.
Nurcular kardeşlerimiz, bu hakikatleri taşıyan nur talebeleridir. Ama bazen görüyorum ki, Üstad Bediüzzaman’ın mirasını yalnızca bir metin ezberine veya kuru bir muhabbet havasına sıkıştıranlar var. Oysa Üstad, bize iman ve tefekkürle beraber aksiyonu da emrediyor. Risale-i Nur’u okuyan, bunu hayatına tatbik etmekle mükelleftir.
Üstad Bediüzzaman ve Risale-i Nur, çağın karanlıklarına ışık tutan bir projektör gibidir. O, insanın kalbini yeniden Allah'a bağlayan, aklı şüphelerden arındıran ve islam'ın hakikatini tefekkür ettiren bir cevherdir. Ancak her hakikatin bir cephesi ve mücadelesi vardır.
Necip Fazıl’ın dediği gibi, iman tek başına bir zemin kurar; ama o zemine bina inşa edilmezse, kuru bir alan kalır. Risale-i Nur, bize zemin verdi. Şimdi o zemini, islam’ın şuur ve aksiyonuyla doldurmalıyız. 'Şahs-ı manevi' dediğimiz hakikat, iman, fikir, sanat ve aksiyon birliğiyle hayata geçirilmelidir.
Nur talebeleri, eğer bu davayı yalnızca bir 'okuma hareketi' veya 'ibadet şekli'ne indirgerse, o zaman Üstad’ın vasiyetine ihanet etmiş olur. Risale-i Nur, bize hayatın her cephesinde bir diriliş çağrısıdır. Onu yalnızca bireysel bir tatmin aracı olarak değil, toplumun ihyası için bir meşale olarak görmeliyiz.
Evet, Risale-i Nur yalnızca bir kitap değil, bir hakikat medresesidir. O hakikat medresesinin talebeleri, bu çağın mücahidleri olmak zorundadır. Çünkü bu zamanda, cihadın en büyüğü kalpleri kazanmak ve hakikati insanlara ulaştırmaktır.
Ama kardeşlerim, unutmayın: Şan ve şöhret peşinde koşmak, davaya en büyük ihanettir. Nur talebeleri, şahs-ı maneviye dayanarak, kendini değil, hakikati yükseltmekle mükelleftir. Bu zaman, ihlas ve samimiyet zamanıdır!
Üstad Bediüzzaman, hakikati en saf haliyle ortaya koymuş. Ama bu hakikatin bir mücadelesi, bir aksiyon cephesi de var. Eğer iman hakikatlerini hayata geçirmezsek, bu milletin kurtuluşu mümkün olmaz. Risale-i Nur, bize yol gösteren bir meşale. Ama o meşaleyi taşımak ve onunla karanlıkları yıkmak, aksiyonun işidir.
Bu yüzden, Nur talebeleri, yalnızca okumakla yetinmeyip, bu okuduklarını bir medeniyet mücadelesine dönüştürmelidir. islam, hayatın tamamını kuşatan bir nizâm; o nizâmı kurmak da bizim boynumuzun borcudur.
Ve son sözüm şudur: Risale-i Nur, bir başlangıçtır; ama bir son değildir. iman hakikatlerini öğrenmek, o hakikatleri hayata geçirmekle tamamlanır. Şuur ve aksiyon olmadan, iman hakikati eksik kalır. Üstad Bediüzzaman ve Necip Fazıl’ın bu çağda bize bıraktığı miras, bir iman ve aksiyon medeniyeti kurmaktır.
O medeniyetin adı, islam’dır! Ve o medeniyet, bu topraklarda yeniden yeşerecektir. Risale-i Nur’un talebeleri de o medeniyetin öncüleri olmalıdır!
Risale-i Nur’un hakikatini anlama, Necip Fazıl’ın aksiyonuyla birleştirme ve Mirzabeyoğlu’nun fikir derinliğiyle geleceğe taşıma... işte islam’ın çağdaş dirilişi!
Nurcular kardeşlerimiz, bu hakikatleri taşıyan nur talebeleridir. Ama bazen görüyorum ki, Üstad Bediüzzaman’ın mirasını yalnızca bir metin ezberine veya kuru bir muhabbet havasına sıkıştıranlar var. Oysa Üstad, bize iman ve tefekkürle beraber aksiyonu da emrediyor. Risale-i Nur’u okuyan, bunu hayatına tatbik etmekle mükelleftir.
Üstad Bediüzzaman ve Risale-i Nur, çağın karanlıklarına ışık tutan bir projektör gibidir. O, insanın kalbini yeniden Allah'a bağlayan, aklı şüphelerden arındıran ve islam'ın hakikatini tefekkür ettiren bir cevherdir. Ancak her hakikatin bir cephesi ve mücadelesi vardır.
Necip Fazıl’ın dediği gibi, iman tek başına bir zemin kurar; ama o zemine bina inşa edilmezse, kuru bir alan kalır. Risale-i Nur, bize zemin verdi. Şimdi o zemini, islam’ın şuur ve aksiyonuyla doldurmalıyız. 'Şahs-ı manevi' dediğimiz hakikat, iman, fikir, sanat ve aksiyon birliğiyle hayata geçirilmelidir.
Nur talebeleri, eğer bu davayı yalnızca bir 'okuma hareketi' veya 'ibadet şekli'ne indirgerse, o zaman Üstad’ın vasiyetine ihanet etmiş olur. Risale-i Nur, bize hayatın her cephesinde bir diriliş çağrısıdır. Onu yalnızca bireysel bir tatmin aracı olarak değil, toplumun ihyası için bir meşale olarak görmeliyiz.
Evet, Risale-i Nur yalnızca bir kitap değil, bir hakikat medresesidir. O hakikat medresesinin talebeleri, bu çağın mücahidleri olmak zorundadır. Çünkü bu zamanda, cihadın en büyüğü kalpleri kazanmak ve hakikati insanlara ulaştırmaktır.
Ama kardeşlerim, unutmayın: Şan ve şöhret peşinde koşmak, davaya en büyük ihanettir. Nur talebeleri, şahs-ı maneviye dayanarak, kendini değil, hakikati yükseltmekle mükelleftir. Bu zaman, ihlas ve samimiyet zamanıdır!
Üstad Bediüzzaman, hakikati en saf haliyle ortaya koymuş. Ama bu hakikatin bir mücadelesi, bir aksiyon cephesi de var. Eğer iman hakikatlerini hayata geçirmezsek, bu milletin kurtuluşu mümkün olmaz. Risale-i Nur, bize yol gösteren bir meşale. Ama o meşaleyi taşımak ve onunla karanlıkları yıkmak, aksiyonun işidir.
Bu yüzden, Nur talebeleri, yalnızca okumakla yetinmeyip, bu okuduklarını bir medeniyet mücadelesine dönüştürmelidir. islam, hayatın tamamını kuşatan bir nizâm; o nizâmı kurmak da bizim boynumuzun borcudur.
Ve son sözüm şudur: Risale-i Nur, bir başlangıçtır; ama bir son değildir. iman hakikatlerini öğrenmek, o hakikatleri hayata geçirmekle tamamlanır. Şuur ve aksiyon olmadan, iman hakikati eksik kalır. Üstad Bediüzzaman ve Necip Fazıl’ın bu çağda bize bıraktığı miras, bir iman ve aksiyon medeniyeti kurmaktır.
O medeniyetin adı, islam’dır! Ve o medeniyet, bu topraklarda yeniden yeşerecektir. Risale-i Nur’un talebeleri de o medeniyetin öncüleri olmalıdır!
Risale-i Nur’un hakikatini anlama, Necip Fazıl’ın aksiyonuyla birleştirme ve Mirzabeyoğlu’nun fikir derinliğiyle geleceğe taşıma... işte islam’ın çağdaş dirilişi!
Ey hikemiyat nikli muhterem kardeşim. Şimdi sana bir sual soracağım. Önce sualime mukabele et akabinde vaazına devam edersin. Fettullah gülen sizden midir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar