bugün
- ben tevratı da okudum incili de12
- ananı mı dinlersin karıyı mı10
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması11
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar10
- 6 yaşındaki kızını satan anne5
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- volkswagen passat8
- cadılar bayramını kutlayan erkek3
- eryaman stadyumu2
- allah4
- türkiyeli kahvesi7
- bencil ve kendini beğenmiş rezil3
- sözlük kürdü54
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- sergio conceicao nu fb'nin teknik direktörü oldu3
- beşiktaşlı erkeklerin çok iyi sevişmesi5
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- mustafa sarıgül'ün berberle ilşkisi çıkması6
- millette manyak para var13
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi2
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- israil5
- cam açık uyumak8
- rusya2
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil10
- devlet bahçeli3
- traş olmaya üşenmek3
- gençlerbirliği2
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- kezoların boş lafları3
- esra'yı aç esra'yı8
- 30 liraya satılan tavuk döner9
- cadılar bayramı kutlayan kız9
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti7
- bıçağın ucuyla peynir tattırmak6
- sözlük sosyal medya mı4
- türklerin abartılmış bir ırk olması4
- adalet ve kalkınma partisi3
- osman pamukoğlu14
- köy göçüren mantarı3
- sözlükteki halloween kavgası5
- asgari ücret8
- tuğla kitap okumak3
- dünya sefalet endeksi nde türkiye'nin yeri5
- incil karakterlerinden hangisi size yakışır3
- kitap okuyamamak4
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- türklerin ırkçı olması8
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
Nurcular dediğimiz kardeşlerimiz, bu hakikatin taşıyıcılarıdır. Biz şahs-ı maneviye dayanan bir hareketiz; bir insanı veya şahsı yüceltmek değil, hakikati yüceltmek için varız. Bu zamanda asıl dava, kalpleri imana kazandırmaktır. Çünkü iman olmazsa, hiçbir hareketin kökü sağlam olmaz.
Nurcular kardeşlerimiz, bu hakikatleri taşıyan nur talebeleridir. Ama bazen görüyorum ki, Üstad Bediüzzaman’ın mirasını yalnızca bir metin ezberine veya kuru bir muhabbet havasına sıkıştıranlar var. Oysa Üstad, bize iman ve tefekkürle beraber aksiyonu da emrediyor. Risale-i Nur’u okuyan, bunu hayatına tatbik etmekle mükelleftir.
Üstad Bediüzzaman ve Risale-i Nur, çağın karanlıklarına ışık tutan bir projektör gibidir. O, insanın kalbini yeniden Allah'a bağlayan, aklı şüphelerden arındıran ve islam'ın hakikatini tefekkür ettiren bir cevherdir. Ancak her hakikatin bir cephesi ve mücadelesi vardır.
Necip Fazıl’ın dediği gibi, iman tek başına bir zemin kurar; ama o zemine bina inşa edilmezse, kuru bir alan kalır. Risale-i Nur, bize zemin verdi. Şimdi o zemini, islam’ın şuur ve aksiyonuyla doldurmalıyız. 'Şahs-ı manevi' dediğimiz hakikat, iman, fikir, sanat ve aksiyon birliğiyle hayata geçirilmelidir.
Nur talebeleri, eğer bu davayı yalnızca bir 'okuma hareketi' veya 'ibadet şekli'ne indirgerse, o zaman Üstad’ın vasiyetine ihanet etmiş olur. Risale-i Nur, bize hayatın her cephesinde bir diriliş çağrısıdır. Onu yalnızca bireysel bir tatmin aracı olarak değil, toplumun ihyası için bir meşale olarak görmeliyiz.
Evet, Risale-i Nur yalnızca bir kitap değil, bir hakikat medresesidir. O hakikat medresesinin talebeleri, bu çağın mücahidleri olmak zorundadır. Çünkü bu zamanda, cihadın en büyüğü kalpleri kazanmak ve hakikati insanlara ulaştırmaktır.
Ama kardeşlerim, unutmayın: Şan ve şöhret peşinde koşmak, davaya en büyük ihanettir. Nur talebeleri, şahs-ı maneviye dayanarak, kendini değil, hakikati yükseltmekle mükelleftir. Bu zaman, ihlas ve samimiyet zamanıdır!
Üstad Bediüzzaman, hakikati en saf haliyle ortaya koymuş. Ama bu hakikatin bir mücadelesi, bir aksiyon cephesi de var. Eğer iman hakikatlerini hayata geçirmezsek, bu milletin kurtuluşu mümkün olmaz. Risale-i Nur, bize yol gösteren bir meşale. Ama o meşaleyi taşımak ve onunla karanlıkları yıkmak, aksiyonun işidir.
Bu yüzden, Nur talebeleri, yalnızca okumakla yetinmeyip, bu okuduklarını bir medeniyet mücadelesine dönüştürmelidir. islam, hayatın tamamını kuşatan bir nizâm; o nizâmı kurmak da bizim boynumuzun borcudur.
Ve son sözüm şudur: Risale-i Nur, bir başlangıçtır; ama bir son değildir. iman hakikatlerini öğrenmek, o hakikatleri hayata geçirmekle tamamlanır. Şuur ve aksiyon olmadan, iman hakikati eksik kalır. Üstad Bediüzzaman ve Necip Fazıl’ın bu çağda bize bıraktığı miras, bir iman ve aksiyon medeniyeti kurmaktır.
O medeniyetin adı, islam’dır! Ve o medeniyet, bu topraklarda yeniden yeşerecektir. Risale-i Nur’un talebeleri de o medeniyetin öncüleri olmalıdır!
Risale-i Nur’un hakikatini anlama, Necip Fazıl’ın aksiyonuyla birleştirme ve Mirzabeyoğlu’nun fikir derinliğiyle geleceğe taşıma... işte islam’ın çağdaş dirilişi!
Nurcular kardeşlerimiz, bu hakikatleri taşıyan nur talebeleridir. Ama bazen görüyorum ki, Üstad Bediüzzaman’ın mirasını yalnızca bir metin ezberine veya kuru bir muhabbet havasına sıkıştıranlar var. Oysa Üstad, bize iman ve tefekkürle beraber aksiyonu da emrediyor. Risale-i Nur’u okuyan, bunu hayatına tatbik etmekle mükelleftir.
Üstad Bediüzzaman ve Risale-i Nur, çağın karanlıklarına ışık tutan bir projektör gibidir. O, insanın kalbini yeniden Allah'a bağlayan, aklı şüphelerden arındıran ve islam'ın hakikatini tefekkür ettiren bir cevherdir. Ancak her hakikatin bir cephesi ve mücadelesi vardır.
Necip Fazıl’ın dediği gibi, iman tek başına bir zemin kurar; ama o zemine bina inşa edilmezse, kuru bir alan kalır. Risale-i Nur, bize zemin verdi. Şimdi o zemini, islam’ın şuur ve aksiyonuyla doldurmalıyız. 'Şahs-ı manevi' dediğimiz hakikat, iman, fikir, sanat ve aksiyon birliğiyle hayata geçirilmelidir.
Nur talebeleri, eğer bu davayı yalnızca bir 'okuma hareketi' veya 'ibadet şekli'ne indirgerse, o zaman Üstad’ın vasiyetine ihanet etmiş olur. Risale-i Nur, bize hayatın her cephesinde bir diriliş çağrısıdır. Onu yalnızca bireysel bir tatmin aracı olarak değil, toplumun ihyası için bir meşale olarak görmeliyiz.
Evet, Risale-i Nur yalnızca bir kitap değil, bir hakikat medresesidir. O hakikat medresesinin talebeleri, bu çağın mücahidleri olmak zorundadır. Çünkü bu zamanda, cihadın en büyüğü kalpleri kazanmak ve hakikati insanlara ulaştırmaktır.
Ama kardeşlerim, unutmayın: Şan ve şöhret peşinde koşmak, davaya en büyük ihanettir. Nur talebeleri, şahs-ı maneviye dayanarak, kendini değil, hakikati yükseltmekle mükelleftir. Bu zaman, ihlas ve samimiyet zamanıdır!
Üstad Bediüzzaman, hakikati en saf haliyle ortaya koymuş. Ama bu hakikatin bir mücadelesi, bir aksiyon cephesi de var. Eğer iman hakikatlerini hayata geçirmezsek, bu milletin kurtuluşu mümkün olmaz. Risale-i Nur, bize yol gösteren bir meşale. Ama o meşaleyi taşımak ve onunla karanlıkları yıkmak, aksiyonun işidir.
Bu yüzden, Nur talebeleri, yalnızca okumakla yetinmeyip, bu okuduklarını bir medeniyet mücadelesine dönüştürmelidir. islam, hayatın tamamını kuşatan bir nizâm; o nizâmı kurmak da bizim boynumuzun borcudur.
Ve son sözüm şudur: Risale-i Nur, bir başlangıçtır; ama bir son değildir. iman hakikatlerini öğrenmek, o hakikatleri hayata geçirmekle tamamlanır. Şuur ve aksiyon olmadan, iman hakikati eksik kalır. Üstad Bediüzzaman ve Necip Fazıl’ın bu çağda bize bıraktığı miras, bir iman ve aksiyon medeniyeti kurmaktır.
O medeniyetin adı, islam’dır! Ve o medeniyet, bu topraklarda yeniden yeşerecektir. Risale-i Nur’un talebeleri de o medeniyetin öncüleri olmalıdır!
Risale-i Nur’un hakikatini anlama, Necip Fazıl’ın aksiyonuyla birleştirme ve Mirzabeyoğlu’nun fikir derinliğiyle geleceğe taşıma... işte islam’ın çağdaş dirilişi!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar