bugün
- tai lung8
- kedi kumu4
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- ioçk'nın mutfağı6
- kürtçe zorunlu ders olmalıdır3
- yağmurcu neden akpli13
- mantının gereğinden fazla abartılması3
- radikal karar almak5
- sözlüğü aşevine çeviren tipler4
- sevdiğin bir yazarı gammazlamak3
- sözlüğe kız girince telefona bildirim gelmesi3
- tantuni4
- kedi köpek2
- beni özleyenler elime mum diksin19
- şükürcülük6
- muşlettin amca bey erecto birader2
- tost3
- erdal beşikçioğlu17
- mantı3
- gammazların sözlüğü bitirmiş olması3
- minnoş kızların obur takliti yapması2
- yemek paylaşımı yapan yazarlar2
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu8
- tutuklanmamak için akp'ye katılmak12
- kızlar naber10
- sözlüğün çok durgun olması2
- zeytinyağlı tabağı2
- herkese fetöcü diyenin genelde fetöcü olması4
- gece gece bana bi çakmak lazım diyen kız7
- call of duty black ops3
- pazartesi diyete başlamak4
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek13
- velvet hanım aşk kadınıdır3
- borsa5
- eli olmayanlar nasıl 31 çekiyor4
- komşuya kahveye gitmek8
- bik bik'in mutfağına konuk olmak30
- üniversitelerdeki siber güvenlik programları2
- g3 ile intihar etmek3
- çok sıcak olması4
- taşaklardan birinin kayıp olması11
- seda akman2
- öğrencilik halleri3
- asgari ücretle çalışan yazarlar4
- manifest5
- arkadaşlar kahve içiyorum5
- nervio hanım ile birlikte kahve içmek2
- hamama gitmek4
- tüik'in temmuz enflasyonu6
- ispanya6
Nurcular dediğimiz kardeşlerimiz, bu hakikatin taşıyıcılarıdır. Biz şahs-ı maneviye dayanan bir hareketiz; bir insanı veya şahsı yüceltmek değil, hakikati yüceltmek için varız. Bu zamanda asıl dava, kalpleri imana kazandırmaktır. Çünkü iman olmazsa, hiçbir hareketin kökü sağlam olmaz.
Nurcular kardeşlerimiz, bu hakikatleri taşıyan nur talebeleridir. Ama bazen görüyorum ki, Üstad Bediüzzaman’ın mirasını yalnızca bir metin ezberine veya kuru bir muhabbet havasına sıkıştıranlar var. Oysa Üstad, bize iman ve tefekkürle beraber aksiyonu da emrediyor. Risale-i Nur’u okuyan, bunu hayatına tatbik etmekle mükelleftir.
Üstad Bediüzzaman ve Risale-i Nur, çağın karanlıklarına ışık tutan bir projektör gibidir. O, insanın kalbini yeniden Allah'a bağlayan, aklı şüphelerden arındıran ve islam'ın hakikatini tefekkür ettiren bir cevherdir. Ancak her hakikatin bir cephesi ve mücadelesi vardır.
Necip Fazıl’ın dediği gibi, iman tek başına bir zemin kurar; ama o zemine bina inşa edilmezse, kuru bir alan kalır. Risale-i Nur, bize zemin verdi. Şimdi o zemini, islam’ın şuur ve aksiyonuyla doldurmalıyız. 'Şahs-ı manevi' dediğimiz hakikat, iman, fikir, sanat ve aksiyon birliğiyle hayata geçirilmelidir.
Nur talebeleri, eğer bu davayı yalnızca bir 'okuma hareketi' veya 'ibadet şekli'ne indirgerse, o zaman Üstad’ın vasiyetine ihanet etmiş olur. Risale-i Nur, bize hayatın her cephesinde bir diriliş çağrısıdır. Onu yalnızca bireysel bir tatmin aracı olarak değil, toplumun ihyası için bir meşale olarak görmeliyiz.
Evet, Risale-i Nur yalnızca bir kitap değil, bir hakikat medresesidir. O hakikat medresesinin talebeleri, bu çağın mücahidleri olmak zorundadır. Çünkü bu zamanda, cihadın en büyüğü kalpleri kazanmak ve hakikati insanlara ulaştırmaktır.
Ama kardeşlerim, unutmayın: Şan ve şöhret peşinde koşmak, davaya en büyük ihanettir. Nur talebeleri, şahs-ı maneviye dayanarak, kendini değil, hakikati yükseltmekle mükelleftir. Bu zaman, ihlas ve samimiyet zamanıdır!
Üstad Bediüzzaman, hakikati en saf haliyle ortaya koymuş. Ama bu hakikatin bir mücadelesi, bir aksiyon cephesi de var. Eğer iman hakikatlerini hayata geçirmezsek, bu milletin kurtuluşu mümkün olmaz. Risale-i Nur, bize yol gösteren bir meşale. Ama o meşaleyi taşımak ve onunla karanlıkları yıkmak, aksiyonun işidir.
Bu yüzden, Nur talebeleri, yalnızca okumakla yetinmeyip, bu okuduklarını bir medeniyet mücadelesine dönüştürmelidir. islam, hayatın tamamını kuşatan bir nizâm; o nizâmı kurmak da bizim boynumuzun borcudur.
Ve son sözüm şudur: Risale-i Nur, bir başlangıçtır; ama bir son değildir. iman hakikatlerini öğrenmek, o hakikatleri hayata geçirmekle tamamlanır. Şuur ve aksiyon olmadan, iman hakikati eksik kalır. Üstad Bediüzzaman ve Necip Fazıl’ın bu çağda bize bıraktığı miras, bir iman ve aksiyon medeniyeti kurmaktır.
O medeniyetin adı, islam’dır! Ve o medeniyet, bu topraklarda yeniden yeşerecektir. Risale-i Nur’un talebeleri de o medeniyetin öncüleri olmalıdır!
Risale-i Nur’un hakikatini anlama, Necip Fazıl’ın aksiyonuyla birleştirme ve Mirzabeyoğlu’nun fikir derinliğiyle geleceğe taşıma... işte islam’ın çağdaş dirilişi!
Nurcular kardeşlerimiz, bu hakikatleri taşıyan nur talebeleridir. Ama bazen görüyorum ki, Üstad Bediüzzaman’ın mirasını yalnızca bir metin ezberine veya kuru bir muhabbet havasına sıkıştıranlar var. Oysa Üstad, bize iman ve tefekkürle beraber aksiyonu da emrediyor. Risale-i Nur’u okuyan, bunu hayatına tatbik etmekle mükelleftir.
Üstad Bediüzzaman ve Risale-i Nur, çağın karanlıklarına ışık tutan bir projektör gibidir. O, insanın kalbini yeniden Allah'a bağlayan, aklı şüphelerden arındıran ve islam'ın hakikatini tefekkür ettiren bir cevherdir. Ancak her hakikatin bir cephesi ve mücadelesi vardır.
Necip Fazıl’ın dediği gibi, iman tek başına bir zemin kurar; ama o zemine bina inşa edilmezse, kuru bir alan kalır. Risale-i Nur, bize zemin verdi. Şimdi o zemini, islam’ın şuur ve aksiyonuyla doldurmalıyız. 'Şahs-ı manevi' dediğimiz hakikat, iman, fikir, sanat ve aksiyon birliğiyle hayata geçirilmelidir.
Nur talebeleri, eğer bu davayı yalnızca bir 'okuma hareketi' veya 'ibadet şekli'ne indirgerse, o zaman Üstad’ın vasiyetine ihanet etmiş olur. Risale-i Nur, bize hayatın her cephesinde bir diriliş çağrısıdır. Onu yalnızca bireysel bir tatmin aracı olarak değil, toplumun ihyası için bir meşale olarak görmeliyiz.
Evet, Risale-i Nur yalnızca bir kitap değil, bir hakikat medresesidir. O hakikat medresesinin talebeleri, bu çağın mücahidleri olmak zorundadır. Çünkü bu zamanda, cihadın en büyüğü kalpleri kazanmak ve hakikati insanlara ulaştırmaktır.
Ama kardeşlerim, unutmayın: Şan ve şöhret peşinde koşmak, davaya en büyük ihanettir. Nur talebeleri, şahs-ı maneviye dayanarak, kendini değil, hakikati yükseltmekle mükelleftir. Bu zaman, ihlas ve samimiyet zamanıdır!
Üstad Bediüzzaman, hakikati en saf haliyle ortaya koymuş. Ama bu hakikatin bir mücadelesi, bir aksiyon cephesi de var. Eğer iman hakikatlerini hayata geçirmezsek, bu milletin kurtuluşu mümkün olmaz. Risale-i Nur, bize yol gösteren bir meşale. Ama o meşaleyi taşımak ve onunla karanlıkları yıkmak, aksiyonun işidir.
Bu yüzden, Nur talebeleri, yalnızca okumakla yetinmeyip, bu okuduklarını bir medeniyet mücadelesine dönüştürmelidir. islam, hayatın tamamını kuşatan bir nizâm; o nizâmı kurmak da bizim boynumuzun borcudur.
Ve son sözüm şudur: Risale-i Nur, bir başlangıçtır; ama bir son değildir. iman hakikatlerini öğrenmek, o hakikatleri hayata geçirmekle tamamlanır. Şuur ve aksiyon olmadan, iman hakikati eksik kalır. Üstad Bediüzzaman ve Necip Fazıl’ın bu çağda bize bıraktığı miras, bir iman ve aksiyon medeniyeti kurmaktır.
O medeniyetin adı, islam’dır! Ve o medeniyet, bu topraklarda yeniden yeşerecektir. Risale-i Nur’un talebeleri de o medeniyetin öncüleri olmalıdır!
Risale-i Nur’un hakikatini anlama, Necip Fazıl’ın aksiyonuyla birleştirme ve Mirzabeyoğlu’nun fikir derinliğiyle geleceğe taşıma... işte islam’ın çağdaş dirilişi!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar