bugün
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- kabak tatlısını sevenler8
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı14
- nervio'nun gerçek yüzü6
- nervio'nun asıl benzediği ünlü6
- kafanın çok büyük olması8
- bafra pidesi3
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- nervio34
- barış alper yılmaz4
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- birçok kadın evliliğini eskort hizmeti gibi yapıyo3
- yalnız çirkin asosyal erkek6
- bırak kolumu acıtıyorsun4
- anın görüntüsü23
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- 2019 tasarımı4
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam6
- ibrahim tatlısesin peygamber olma ihtimali5
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- nerdesiniz3
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- tarcanlar oto ekspertiz2
- duygu özaslan6
- emre aydın dinlemek2
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak3
- gazze de evlenen çiftin düğün fotoğrafı2
- kabak tatlısını sevmeyenler2
- kahtalı mıçı hayranı kız4
- bu koyden olsam ne olacak3
- mercedese binen memur2
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- 30 kasım 20262
- timsah yürüyüşü4
- 29 kasım 20262
- kabak tatlısının üzerine tahin dökmek2
- 27 kasım 20262
- ya şeytan haklıysa5
- özel ders vermek4
- ismet gurbuz 20242
- mesibaglari2
- 19 kasım 20262
- askerde özlenen şeyler9
- zorunlu askerliğin ahlaki sorunu3
- beni benden alırsan seni sana bırakmam3
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
- trabzonspor'un evinde 90 maçtır yenilmemesi rekoru4
kendini beğenmişliği kesinlikle vardır. ve bu tip gazeteci ve belli bir kariyer sahibi tüm kadınlar kendini beğenir. televizyonlara çıkanların tamamında görürsünüz bunu. kadınların genetiklerin de var bu! ama bu kadın en azından adam gibi şeyler söylüyor. ben seviyorum bu insanı.
nazlı ılıcak demokrasiden dem vurup sol eğilimli yazar/çizer tayfasını eleştirirken bir anda araya girip "söylediğiniz gibi değil nazlı hanım.biz son 3/5 yılın demokratı olmadığımızdan daha objettif değerlendiriyoruz!" diyerek herkesin cümle kurarken haddini bilmesini sağlamış biraz kaba kadın yazardır.
soyadı gibi mert bir gazeteci.
yürü be dediğim insan.
kendisine geldi yeniden ve yine.
mertler biraz sert olur. nuray hanım da öyle.
kendisine geldi yeniden ve yine.
mertler biraz sert olur. nuray hanım da öyle.
bugünkü yazısı ile, türkiye de sadece gücü elinde bulunduran kişilerin değiştiğini ve fakat hüküm süren otoriter zihniyetin hiçbir değişime uğramadan, günümüzde de devam ettiğini ve öğrencilere yönelik şiddetin; bu otoriter zihniyetin en güzel örneği olduğu gerçeğini çok açık bir dille ifade etmiştir. böyle yazarlara ihityacımız var, zulmün ne tür boyutlarda olduğunu anlamak için nuray mert lerin okunup, anlaşılması lazım.
işte 11 aralık tarihli yazısı;
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/16505070.asp?yazarid=323&gid=61
işte 11 aralık tarihli yazısı;
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/16505070.asp?yazarid=323&gid=61
ideal insan, ideal kadın, ideal vatandaş, ideal bilim kadını, ideal güzel. (daha güzeli, artist olsun.)
Kürtlere demokratik(!) özerklik için model oluşturma konusunda herkesi yardıma çağıran insan.
Kürtler samimiymiş. Yardımcı olmaliymişiz.
Ben kendi hesabıma, diyebilirim ki, kürtlerin arkalarindayim. Tam arkalarında.
Millete bu akılları verenleri de almak isteriz aramıza. Biz de samimiyiz.
Kürtler samimiymiş. Yardımcı olmaliymişiz.
Ben kendi hesabıma, diyebilirim ki, kürtlerin arkalarindayim. Tam arkalarında.
Millete bu akılları verenleri de almak isteriz aramıza. Biz de samimiyiz.
milliyet'e transfer olmuş. soyadı gibi mert bir gazeteci.
düşüncelerini sevdiğim ancak fiziksel olarak ses ve görüntü düşünüldüğünde erkek izlenimi veren kadın yazardır.
Hemşehrim amma kendisinden hiç hazzetmiyorum, ses tonu da hiç hoş değil...
Oldukça karizmatik ve bir o kadarda kültürlüdür.
bazen bilgi sahibi olmadan konuşarak komik duruma düşüyor. sadece bilgi sahibi olduğu konularda konuşsa daha güzel olur gibime geliyor. bakın yine ayar yemiş:
Nuray Mert, Semitizm ve Necip Fazıl
Neve Şalom'da Nuray Mert ile bir söyleşi yapılıyor. Gazeteciliği, ataklığı, cesurluğu üzerinde duruluyor. Genel siyasal sorulara karşılıklar veriyor. En temel sorun olarak görünen "antisemitizm" söz konusu olunca Nuray Mert eteğindeki derleme taşları döküyor. Bilgisizliğini kulaktan dolma bilgilerli ortaya döküyor. Söyleşisinden bölümü tam metin olarak aktaralım sonra da yorumlayalım.
"Peki ya antisemitizm?
Bence antisemitizm meselesi, azınlık sorunundan daha önemlidir ve Türkiye'de yaşayan Yahudilerden bağımsız bir meseledir. Antisemitizm dünyanın her yerinde, her dönemde görülmüş bir olgudur. Bunun ötesinde Türkiye'de, mevcut cumhuriyetçi bakışa tepki ya da alternatif bir bakış açısı olarak, daha çok muhafazakâr toplumda gelişen bir antisemitizmden söz edebiliriz. Antisemitizmin en önemli boyutu modernizm ile hesaplaşmadır. Modernizme karşı olan her türlü tepki Yahudi'de cisimleşir. Osmanlı imparatorluğu'nun çözülüş nedeni dahi Yahudilerden bilinmiştir. Bütün muhafazakârların üstat olarak kabul ettikleri Necip Fazıl Kısakürek, bütün tarihin yükünü Yahudilere bağlayan çok aşırı bir antisemitti ve Yahudileri bu topraklara getiren Kanuni'yi de bu yüzden hiç sevmezdi. Dolayısıyla muhafazakârların çoğunlukta olduğu ve düşünce kaynaklarının bu gibi bilgilerden beslendiği bir ülkede antisemitizm yoktur denilmesi çok tuhaf bir iddiadır, aksine Türkiye'de çok güçlü bir antisemitik gelenek vardır. Maalesef israil'in son dönemdeki dış politikaları da bu durumu meşrulaştırmaya yardımcı oluyor."
Nuray Mert: Muhafazakârların, yani Müslümanların cumhuriyetçi bakışa, modernleşmeye karşı olduklarını, modernleşmenin arkasında ise Yahudilerin, antisemitizmin bulunduğuna inanıldığı ima ediliyor. Bunun Semitizm ile kişileştirildiğini de vurguluyor. Alaysı bir dil olarak: "Bütün muhafazakârların üstat olarak kabul ettikleri Necip Fazıl Kısakürek, bütün tarihin yükünü Yahudilere bağlayan aşırı bir antisemitti, Yahudileri bu topraklara getiren Kanuni'yi de hiç sevmezdi."
Biz burada Sayın Mert'in hangi yanlışını düzeltelim, bilmiyorum. Yahudiler ispanya'da 1496-1497 yıllarında Portekiz'den kovuldukları, o dönemde II. Beyazıt padişahtır. ispanyadaki Yahudileri Osmanlı topraklarına getiren II. Beyazıt'tır Sayın Nuray Mert. Necip Fazıl'ın Kanuni'yi sevmeyişinin nedeni başkadır. Kanuniden sonra Osmanlı devletinin çöküşe gittiğinin bilincindedir, onun güttüğü yanlış politikalardadır.
Siyonist Yahudi'lerin Theodor Herzl öncülüğünde Basel'de Yahudileri örgütlediği, Sultan Abdülhamit'in hem Yahudiler, hem Masonların işbirliğiyle tahttan indirildiği gün gibi bilinen bir gerçek.
Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde Yahudilerin ve Masonların Türkiye Cumhuriyet'in kuruluş felsefesinde önemli bir rol aldığını Nuray Mert bilmez mi. Türkçülük felsefesi, Kemalizm gibi. Tekin Alp ve benzerlerinin bu konudaki çabalarını nasıl atlar.
Osmanlı Devleti'nin dağılışından beri duyarlı Müslümanlar, batıya ruhunu kaptırmamışların antisemit ve anti Yahudiliğe olan tepkileri boşa olmasa gerek. Kendisinin de kimi zaman liberallerle birlikte itiraz ettiği bu oluşların temelinde bu kavmi felsefe vardır.
Çanakkale savaşını başlatan ingilizlerin asıl niyetinin Osmanlı Devletinin gücünü Çanakkale'de toplar ve güç zayıflatırken, diğer yandan Kanal üzerinden Filistin topraklarına saldırmasının arkasında Basel toplantısının sonuçlarıdır.
Son zamanlarda Üstat Necip Fazıl'ın hedef noktası hâline getirilmesi bir rastlantı olmasa gerek. Necip Fazıl başlangıçta Yahudilerle ilgili bir hedefi yok. Büyük Doğu dergisinde Masonların listesi yayımlanınca Büyük Doğu matbaası basılarak rotatifler parçalanıyor. Günlük Büyük doğu mecmuası çıkamıyor.
Müslümanlar ve Osmanlılar belli bir döneme kadar bütün mazlum milletlerin hamisi olduğu gibi, Yahudilerin de hamisi olmuştur.
Osmanlı Devletinin -bu, bir islâm devletidir- yönetiminde bulunan azınlıkların nasıl özgür yaşadıkları bilinir de Sayın Nuray Mert bugünün bir kavramı Muhafazakârlık ile sınırlıyor. Oysa Müslümanlar muhafazakâr değildir.
Sayın Mert ekonomiden anlamam diyor. O zaman anlamadığı bilmediği konulara niçin burun sokuyor?
celil abdullah
13 şubat 2011
Nuray Mert, Semitizm ve Necip Fazıl
Neve Şalom'da Nuray Mert ile bir söyleşi yapılıyor. Gazeteciliği, ataklığı, cesurluğu üzerinde duruluyor. Genel siyasal sorulara karşılıklar veriyor. En temel sorun olarak görünen "antisemitizm" söz konusu olunca Nuray Mert eteğindeki derleme taşları döküyor. Bilgisizliğini kulaktan dolma bilgilerli ortaya döküyor. Söyleşisinden bölümü tam metin olarak aktaralım sonra da yorumlayalım.
"Peki ya antisemitizm?
Bence antisemitizm meselesi, azınlık sorunundan daha önemlidir ve Türkiye'de yaşayan Yahudilerden bağımsız bir meseledir. Antisemitizm dünyanın her yerinde, her dönemde görülmüş bir olgudur. Bunun ötesinde Türkiye'de, mevcut cumhuriyetçi bakışa tepki ya da alternatif bir bakış açısı olarak, daha çok muhafazakâr toplumda gelişen bir antisemitizmden söz edebiliriz. Antisemitizmin en önemli boyutu modernizm ile hesaplaşmadır. Modernizme karşı olan her türlü tepki Yahudi'de cisimleşir. Osmanlı imparatorluğu'nun çözülüş nedeni dahi Yahudilerden bilinmiştir. Bütün muhafazakârların üstat olarak kabul ettikleri Necip Fazıl Kısakürek, bütün tarihin yükünü Yahudilere bağlayan çok aşırı bir antisemitti ve Yahudileri bu topraklara getiren Kanuni'yi de bu yüzden hiç sevmezdi. Dolayısıyla muhafazakârların çoğunlukta olduğu ve düşünce kaynaklarının bu gibi bilgilerden beslendiği bir ülkede antisemitizm yoktur denilmesi çok tuhaf bir iddiadır, aksine Türkiye'de çok güçlü bir antisemitik gelenek vardır. Maalesef israil'in son dönemdeki dış politikaları da bu durumu meşrulaştırmaya yardımcı oluyor."
Nuray Mert: Muhafazakârların, yani Müslümanların cumhuriyetçi bakışa, modernleşmeye karşı olduklarını, modernleşmenin arkasında ise Yahudilerin, antisemitizmin bulunduğuna inanıldığı ima ediliyor. Bunun Semitizm ile kişileştirildiğini de vurguluyor. Alaysı bir dil olarak: "Bütün muhafazakârların üstat olarak kabul ettikleri Necip Fazıl Kısakürek, bütün tarihin yükünü Yahudilere bağlayan aşırı bir antisemitti, Yahudileri bu topraklara getiren Kanuni'yi de hiç sevmezdi."
Biz burada Sayın Mert'in hangi yanlışını düzeltelim, bilmiyorum. Yahudiler ispanya'da 1496-1497 yıllarında Portekiz'den kovuldukları, o dönemde II. Beyazıt padişahtır. ispanyadaki Yahudileri Osmanlı topraklarına getiren II. Beyazıt'tır Sayın Nuray Mert. Necip Fazıl'ın Kanuni'yi sevmeyişinin nedeni başkadır. Kanuniden sonra Osmanlı devletinin çöküşe gittiğinin bilincindedir, onun güttüğü yanlış politikalardadır.
Siyonist Yahudi'lerin Theodor Herzl öncülüğünde Basel'de Yahudileri örgütlediği, Sultan Abdülhamit'in hem Yahudiler, hem Masonların işbirliğiyle tahttan indirildiği gün gibi bilinen bir gerçek.
Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde Yahudilerin ve Masonların Türkiye Cumhuriyet'in kuruluş felsefesinde önemli bir rol aldığını Nuray Mert bilmez mi. Türkçülük felsefesi, Kemalizm gibi. Tekin Alp ve benzerlerinin bu konudaki çabalarını nasıl atlar.
Osmanlı Devleti'nin dağılışından beri duyarlı Müslümanlar, batıya ruhunu kaptırmamışların antisemit ve anti Yahudiliğe olan tepkileri boşa olmasa gerek. Kendisinin de kimi zaman liberallerle birlikte itiraz ettiği bu oluşların temelinde bu kavmi felsefe vardır.
Çanakkale savaşını başlatan ingilizlerin asıl niyetinin Osmanlı Devletinin gücünü Çanakkale'de toplar ve güç zayıflatırken, diğer yandan Kanal üzerinden Filistin topraklarına saldırmasının arkasında Basel toplantısının sonuçlarıdır.
Son zamanlarda Üstat Necip Fazıl'ın hedef noktası hâline getirilmesi bir rastlantı olmasa gerek. Necip Fazıl başlangıçta Yahudilerle ilgili bir hedefi yok. Büyük Doğu dergisinde Masonların listesi yayımlanınca Büyük Doğu matbaası basılarak rotatifler parçalanıyor. Günlük Büyük doğu mecmuası çıkamıyor.
Müslümanlar ve Osmanlılar belli bir döneme kadar bütün mazlum milletlerin hamisi olduğu gibi, Yahudilerin de hamisi olmuştur.
Osmanlı Devletinin -bu, bir islâm devletidir- yönetiminde bulunan azınlıkların nasıl özgür yaşadıkları bilinir de Sayın Nuray Mert bugünün bir kavramı Muhafazakârlık ile sınırlıyor. Oysa Müslümanlar muhafazakâr değildir.
Sayın Mert ekonomiden anlamam diyor. O zaman anlamadığı bilmediği konulara niçin burun sokuyor?
celil abdullah
13 şubat 2011
bugünkü köşesine;
--spoiler--
Doğru bildiklerimizi özgürce yazamayacaksak, yazmanın anlamı yok...
--spoiler--
yazarak tek cümlelik ama pek manalı bir köşe yazısına imza atmıştır.
(bkz: akp ye muhalif olmak)
--spoiler--
Doğru bildiklerimizi özgürce yazamayacaksak, yazmanın anlamı yok...
--spoiler--
yazarak tek cümlelik ama pek manalı bir köşe yazısına imza atmıştır.
(bkz: akp ye muhalif olmak)
türkiye'nin entelektüel düzeyi en yüksek birkaç insanından birisidir.
not: trabzonlu'dur.
not: trabzonlu'dur.
tarafını bilen ve haddi bildirilmesi gereken herkesin haddini bildiren güzel insandır.
nuray hanımın vurduğu yerde gül biter be.
nuray hanımın vurduğu yerde gül biter be.
günün en anlamlı köşe yazısını kaleme alan yazar. kıyamet kopsa kendi düttürü leylasına devam eden diğer yazarların örnek alabileceği ama bu köşeler babamızın malı değil diyerekten yanaşmayacağı eylemin sahibi.
07 nisan 2011 tarihli köşe yazısında ileri demokrasi çabalarının seçim kıskacı altında nasılda koz olarak kullanıldığına değinmiştir, haklıdırda.
(bkz: http://gundem.milliyet.co....2011/1374221/default.htm)
(bkz: http://gundem.milliyet.co....2011/1374221/default.htm)
Henüz kendisini canlı görmemin nasip olmadığı fakat düşünceleri ve yazılarıyla gerçekten çok beğendiğim hocam.
tavrını, tarzını beğendiğim gazeteci. gazeteci olsam nuray mert oldurdum.
okunması gerken önemli yazarlardan birtanesi.
başbakanımızın kelime oyunlu cin ayarlarına maruz kalmış gazetecimsi.
"bir bayan gazeteci, köşe yazıları yazıyor. son yıllarda kendini kaybetmiş şekilde kin kusuyor. pkk'nın yayın organına açıklama yapıyor, 'yol ve zor politikaları hep beraber gidiyor' böyle diyor. neymiş 1935 yılında dersim katliamı öncesinde buraya yapılacak harekat için yol inşa edilmiş. ak parti'nin duble yollarını da işte bu şekilde yorumluyor. söylemek istediği şu, güya biz duble yolları, dersim'de olduğu gibi kolay harekat yapılsın diye inşa ediyormuşuz. bu mertlik değil namertliktir.
yol medeniyettir, yolu olmayan bir ülke medeniyeti konuşabilir mi? ben vatandaşlarımı, insanlarımı hendeklerden sıçraya, sıçraya mı göndereceğim? pkk ile bdp ile bu muhabbetiniz nereden kaynaklanıyor. ak parti'ye karşı bu kadar niye düşman oluyorsunuz. güneydoğu'da yurtta yakılan çocukları görmeden, hopa'da taş atılması nedeniyle otobüsten düşen ve ağır yaralanan benim koruma polisimi görmeden, pkk'nın bdp'nin yöneticilerinin sırtını neden sıvazlıyorsunuz? bu manşetlere, bu medyaya rağmen bir kez daha iktidara geleceğiz."
(bkz: adamın götünden kan alırlar kamil kan)
"bir bayan gazeteci, köşe yazıları yazıyor. son yıllarda kendini kaybetmiş şekilde kin kusuyor. pkk'nın yayın organına açıklama yapıyor, 'yol ve zor politikaları hep beraber gidiyor' böyle diyor. neymiş 1935 yılında dersim katliamı öncesinde buraya yapılacak harekat için yol inşa edilmiş. ak parti'nin duble yollarını da işte bu şekilde yorumluyor. söylemek istediği şu, güya biz duble yolları, dersim'de olduğu gibi kolay harekat yapılsın diye inşa ediyormuşuz. bu mertlik değil namertliktir.
yol medeniyettir, yolu olmayan bir ülke medeniyeti konuşabilir mi? ben vatandaşlarımı, insanlarımı hendeklerden sıçraya, sıçraya mı göndereceğim? pkk ile bdp ile bu muhabbetiniz nereden kaynaklanıyor. ak parti'ye karşı bu kadar niye düşman oluyorsunuz. güneydoğu'da yurtta yakılan çocukları görmeden, hopa'da taş atılması nedeniyle otobüsten düşen ve ağır yaralanan benim koruma polisimi görmeden, pkk'nın bdp'nin yöneticilerinin sırtını neden sıvazlıyorsunuz? bu manşetlere, bu medyaya rağmen bir kez daha iktidara geleceğiz."
(bkz: adamın götünden kan alırlar kamil kan)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com