bugün

şöyle bir gazeli vardır:

bezm i safaya sâgar ı sahbâ gelür gider
güya ki cezr ü medd ile derya gelür gider

açıldığın haber verir ağyara gül gibi
daim bize nesîm i sebük-pa gelür gider

olmaz yine marîz-i mahabbet şifâ-pezîr
rûy-i zemine bir dahi isa gelür gider

sultan-ı gam nişîmen idelden derûnumu
sahrâ-yi kalbe leşker-i sevda gelür gider

bir gün demez o şûh ki âyâ muradı ne
çokdan bu kûya nâbi-i şeydâ gelür gider
.....................................

eğlence ortamına şarap kadehi gelir gider
sanki med cezir ile deniz gelir gider (kadeh denize benzetilmiş, dolu gelip boş gidiyor hem)

gül gibi açıldığında başkalarına haber veren
ayağının hafif rüzgarı daim gelip gider

aşk hastası hala şifa bulamaz da
yeryüzüne bir daha isa gelip gider

gam sultanı karargah ettiğinden beri içimi
kalp çölüme sevda askerleri gelip gider

o hoş kız bir gün demez "acaba muradı ne?"
çılgın nabi bu dünyadan bilinmeze gelip gider
vermezdi kimse kimseye ekmek minnet olmasa
hiçbir iş görülmez idi rüşvet olmasa

yok karşılıksız muamele ehli zamanede
kimse ibadet etmez idi cennet olmasa.
17. yy. eski türk edebiyatı'nda Nebi tarzı olarak da adlandırılan, sosyal konulara duyarlı "hikemi" tarzın başlatıcısı.
1642 yılında dünyaya gelmiş 12 nisan 1712'de vefat etmiştir.
özetle...

urfadan bir tanıdığının ısrarına dayanamayan nabi tanıdığını padişahın meclisine çıkartır...

elma ikram edilir...

nabi elmayı silerek cebine koyarken tanıdığı elmayı yemeye başlamıştır...

padişahın huzurundan ayrılınca nabi tanıdığını ,kram edilenin hemen yenmemesi herektiği konusunda uyarır...

bir süre sonra tanıdık yine meclise girmek ister ve nabi onu kıramaz...

mecliste bu sefer lokum ikram edilir...

herkes lokumu yerken adam lokumu cebine koyar bir süre sonra yemesi gerektiğini anlar yemeye kalkar fakat lokum erimiş ezilmiştir... adamın elleri üstü yapış yapış olmuştur...

durumun asıl sorumlusu nabi dir...

der ki...

*Nabiyi Nabi yapan hüsni nazar
Urfa kürdünde nezaket ne gezer
devrinin en büyük gazel ustasıdır.
Sakın terk-i edebden, kûy-i mahbûb-i Hudâ'dır bu!
Nazargâh-i ilâhîdir, Makâm-ı Mustafâ'dır bu.

Habîb-i Kibriyânın hâb-gâhıdır fazîletde,
Tefevvuk-kerde-i arş-ı cenâb-ı Kibriyâ'dır bu.

Bu hâkin pertevinden oldu deycûr-i âdem zâil,
imâdın açdı mevcûdât dü çeşmin tûtiyâdır bu.

Felekde mâh-ı nev Bâb'üs-Selâmın sîne-çâkidir,
Bunun kandîli cevzâ Matla-ı nûr-i ziyâdır bu.

Mürâât-ı edeb şartıyla gir Nâbî bu dergâha,
Metâf-ı kudsiyâdır bûse-gâh-ı enbiyâdır bu.

natının sahibi.
şairlerin şeyhi olarak da tanınır.
hikemi ( didaktik ) şiiri başlatan kişidir.
mutasavvıf özellikler de taşır.

kutsal kentleri anlattığı tuhfetül harameyn adlı bir gezi yazısı vardır.
oğlu için yazdığı mesnevinin adı hayriyye' dir.
hayrabat adlı bir mesnevisi daha vardır.
"Sende yok sabr-ı sükun bende vefadan zerre,
iki yoktan ne çıkar fikredelim bir kerre." beyitinde bir muamma ile kendi mahlasını nakşetmiş yazardır. beyitin ikinci dizesinde "iki yok" kavramı olumsuzluk önekleri olan "na" ve "bi" dir.
"bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
biz neşâtin da gâmın da rüzigârın görmüşüz
pek de mağrur olma kim meyhâne-i ikbâlde
biz hezârân mest-i mağrurun humârın görmüşüz."

diyerek dîvân edebiyatının en güzel örneklerinden birini vermiş şair.
isminin hakkını vermiş ve ismiyle baştan,gelecek kötülemeleri bertaraf etmeyi bilmiş duygulu kişi.
urfalı olan nabi nin asıl adı yusuf tur. türkçeyi çok güzel kullanmış ve sade dili savunmuştur. en önemli eserleri hayriyye ve hayrabad mesnevileridir.
Na ve bi gibi iki olumsuzluk önekinibir araya getirerek iki yoktan mahlas edinmiş bir klasik şairimizdir.
17.yy da yaşamış Divan şairlerindendir.Divan edebiyatında bir düşünce çığırı açan Nabi,en çok Hayriyye isimli didaktik mesnevisiyle ve yine bu tarz gazelleriyle tanınmıştır

"ey meh leyal-i vesvese hiz-i firakta
sen gelmeyince hatıra bilsen neler gelür
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026