bugün
- cuma namazına gitmeyen yazarlar silinsin8
- 9 ekim 2026 gazetecilere operasyon4
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi6
- hilafetin türklere faydası4
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz28
- kibarhergele3
- kız sanılan yazarlar5
- istanbul şu an güneşli 22 derece4
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- yazarların sağlık sorunları7
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı11
- kasımpaşa2
- galatasaray4
- futbol8
- pforzheim şu an 10 derece3
- samimiyetin bir noktadan sonra hakarete dönüşmesi2
- ucan tekme atan hipopotam44
- hangi yazarla çift olursunuz28
- patatesin her ortama uyum sağlaması5
- tai lung2
- özgür özel'in mersin de tutuklu başkan ziyareti2
- erecto birader ile edirne ciğer tavası yemek2
- karmanın tam iyi çalışmaması2
- sinek as6
- uyuyan insanın asıl amacı3
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- mezar taşına karekod yaptırmak2
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi18
- insanların durduk yere birbirine ayar vermesi2
- kendinden zeki biriyle konuştuğunu anladığın an3
- penis boyu takıntısı6
- mezar komşunuzun çok ses yapması3
- çindeki üç boğaz barajı dünyanın eksenini kaydırdı3
- istanbul da cirit atmak2
- uzaylıların insanları belgeselde izlemesi2
- gölgenizin peşinizi bırakmaması2
- hurma gözlüm2
- dün biri gidicem diyordu2
- tomtom mahallesi4
- salllama ladino konuşuyoruz2
- biri için düşünülen kötü şeyin başa gelme ihtimali2
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- ya bi siktirin gidin15
- gülüşü çirkin insan2
- cemil tugay12
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- aşk8
- silvermist sözlükten gitmesin kampanyası11
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- kuba new city 50 motorsiklet2
köyümdeki eczanede geçen hafta 6 liraydı. bugün 3 liraya düşürüldü.
Küçükken en sevdiğim çizgi filmdi evet.
Çok sevdiğim bir çizgi film.
yakında, her evde olması gerekenler listesine girecek, sanki.
son yazılanlara göre vuhan virüsünde maske de tek başına koruma sağlamıyormuş. bu sebeple bol bol ellerin yıkanması gerekiyormuş.
özellikle havalimanları bence çok iyi dezenfekte edilmeli.
özellikle havalimanları bence çok iyi dezenfekte edilmeli.
dünyada bulunamayan, bulunana da paha biçilmeyen malzeme.
çin'de ortaya çıkan virüsten önce toptan olarak kutusu 10 tl'den satılan, şuanda yine toptan olarak söylüyorum 50 tl'den satın alamadığınız ürün. maske üreticileri muhtemelen dünya çapında zengin oldular. çin konsolosluğu sadece tr'den bir milyon adet maske istemiş. bir milyon çok adetmiş gibi gözüküyor ama çin için denizde kum tanesi. allah kolaylık versin ne diyeyim.
çin'de ortaya çıkan virüsten önce toptan olarak kutusu 10 tl'den satılan, şuanda yine toptan olarak söylüyorum 50 tl'den satın alamadığınız ürün. maske üreticileri muhtemelen dünya çapında zengin oldular. çin konsolosluğu sadece tr'den bir milyon adet maske istemiş. bir milyon çok adetmiş gibi gözüküyor ama çin için denizde kum tanesi. allah kolaylık versin ne diyeyim.
görsel
heryerde çizgifilmini aradım ama hiçbir yerde yok. elinde olan veya kaynağını bilen varsa ücreti mukabilinde almaya razıyım.
heryerde çizgifilmini aradım ama hiçbir yerde yok. elinde olan veya kaynağını bilen varsa ücreti mukabilinde almaya razıyım.
Cümle içinde de kullanalım;
“Sende maske sürülecek akıl yok.”
“Sende maske sürülecek akıl yok.”
jim carrey'in on numara oyunculuk sergilediği mükemmel film. meraklıları için şu anda a2'de oynamakta.
(bkz: cuban pete)
Cocuklugumuzun unutulmaz filmi.
binlercesine sahip olduğum. maddi değil, manevi.
bazen ben de kendimi tanıyamıyorum.
sanırım en sevdiğim özelliğim, bu kadar unutkan olmama rağmen hiçbir maskemdeki karakterimi kaybetmemem, unutmamam. belki de tek iyi olduğum konulardır "yalan" ve "maske" başlıkları.
hayatım yalan. çünkü gerçeği reddediyorum. ne olduğum kişiyi, ne de olduğum kişileri seviyorum. canım sağ olsun.
bazen ben de kendimi tanıyamıyorum.
sanırım en sevdiğim özelliğim, bu kadar unutkan olmama rağmen hiçbir maskemdeki karakterimi kaybetmemem, unutmamam. belki de tek iyi olduğum konulardır "yalan" ve "maske" başlıkları.
hayatım yalan. çünkü gerçeği reddediyorum. ne olduğum kişiyi, ne de olduğum kişileri seviyorum. canım sağ olsun.
Cameron diaz'ın erik gibi kütür kütür olarak arzı endam ettiği 1994 yapımı film.
varsa soyle maymunlu falan almak istedigimdir.
suretin bilinçaltı... Suret için hastalığın yani insanlığısın teşhisidir demiştim. Maske de o hastalığın farkındalığıdır. Çünkü maske örtmek amacıyla değil saklamak içindir. Yüzün saklanması da insanlığa getirilen bir eleştiriden başka bir şey değildir. Maske öteki yüz değildir, yüz bizim öteki maskemizdir.
gözleri tamamen kapalı filminde muhteşem örneklerine rastlanılabilecek, kıyafet balolarının vazgecilmez aksesuarı.
hareketli bir zeynep dizdar şarkısı.
http://www.youtube.com/watch?v=d-XzY0dkRRo
http://www.youtube.com/watch?v=d-XzY0dkRRo
Yüzü örten yüz... adorno'nun "ben bir maskedir" diye tanımlamasının ardından o kadar uzun bir zaman geçmediğini düşünerek evrimin soyut düzlemde hızla ilerlediği ve tersyüz hatta altüst olmuş haliyle "maskem bendir" sürecine girdiğimizi belirtmek isterim. neden bu tanımlamayla girdim peki? çok basit, mevcut siyasal olayların gelişmeleri ve haihazırdaki sosyal durum beni buna itti. özellikle türkiye sosyalizminin kendi çekirdiğini teşkil eden eleştiri kurumunu kullanıp kendini yenileyememesi ve muhafazakâr kesimin evrimleşerek kendilerini tabu haline getirmeleridir bunları yazma nedenim. elbette yazıda bu denli aleni olmayacağım, konuyla daraltıp fikri konuya mahkûm etmeyeceğim. çünkü bu fikrin konusu fikrin bizzat kendisi.
maskelerin kullanım süreci arkaik insan için avlanma ve devamında totem olgusu için önemli bir olgu haline gelmiştir. günümüzün maskelerinin daha soyut şeyler olması da bizlerin idlerinden ve platoncu mağaranın derinlerimizde gizli üçlemesinden kaynaklıdır. artık maskelerin "ben" olma adına bir zanaat haline geldiği, "ben" olmanın bir "iş" haline getirildiği bir süreçteyiz. sartre tükeniş romanında şu cümleleri zikreder:
hangi iş sana göre?
-ölmek galiba. ben hazırdım, bütün cesaretimi toplamıştım. ama ölümü aldılar elimden! artık hiçbir şey bilmiyorum, hiç, hiçbir işten zevk almıyorum.
aynı kitabın başka bir yerinde de şunu zikreder:
herkes hakettiği savaşı bulur
yaşama maskesi adı altında sunulan bu sahnede gerçeklikten üç kez uzaklaşarak, gölgelerin arasında dolaşmak suretiyle "ben" olmanın o dayanılmaz cehennemine itiliyoruz. çünkü "ben" olunması demek bir yerlerde bir şekilde varolmak anlamına da geliyor. bu süreçte olması icap eden şey sartre'dan yola çıkarak "ölümü ellinden alınmış" insanlar olarak başkalarının azaplarının kaynağı olmaktır! bunun doğruluğunun altını çizmiyorum. aksine durumun üzerini çizmeye çalışıyorum.
peki, ben olmak neden zul hale getirildi? çünkü "tek-adam" fikrinde ikinci bir fikre ihtiyaç yoktur. burada o tek-adam haricindeki herkes "öteki"dir. ve son dönemde bu durum bir adım daha ileri götürülüp herkes kendinin ötekisi haline gelmiştir.
insanların kendilerini tanımlamak için mesleklerinden veya kazançlarından bahsetmeye başlamaları bunun biricik örneğidir. mesleklere ve kazançlara öncelik veriliyor çünkü o şablon içine girdiklerinde bir kalıp oluşturup toplumun genel yargısı içinde kendilerine yer edinebilecekler. işte toplum böylesi bir genel yargılar silsilesi içinde sıklıkla bahsedilen "kamusal alan" veya "özel hayat" gibi değerlerden azad edilmiştir. özel hayat ve kamusal alan olguları bir rant değeri taşımadığı sürece anlamsızdır. yoksa parkların, bahçelerin ya da ağaçların kesilmesinin başka ne gibi bir anlamı olabilir ki?
maskelerin kullanım süreci arkaik insan için avlanma ve devamında totem olgusu için önemli bir olgu haline gelmiştir. günümüzün maskelerinin daha soyut şeyler olması da bizlerin idlerinden ve platoncu mağaranın derinlerimizde gizli üçlemesinden kaynaklıdır. artık maskelerin "ben" olma adına bir zanaat haline geldiği, "ben" olmanın bir "iş" haline getirildiği bir süreçteyiz. sartre tükeniş romanında şu cümleleri zikreder:
hangi iş sana göre?
-ölmek galiba. ben hazırdım, bütün cesaretimi toplamıştım. ama ölümü aldılar elimden! artık hiçbir şey bilmiyorum, hiç, hiçbir işten zevk almıyorum.
aynı kitabın başka bir yerinde de şunu zikreder:
herkes hakettiği savaşı bulur
yaşama maskesi adı altında sunulan bu sahnede gerçeklikten üç kez uzaklaşarak, gölgelerin arasında dolaşmak suretiyle "ben" olmanın o dayanılmaz cehennemine itiliyoruz. çünkü "ben" olunması demek bir yerlerde bir şekilde varolmak anlamına da geliyor. bu süreçte olması icap eden şey sartre'dan yola çıkarak "ölümü ellinden alınmış" insanlar olarak başkalarının azaplarının kaynağı olmaktır! bunun doğruluğunun altını çizmiyorum. aksine durumun üzerini çizmeye çalışıyorum.
peki, ben olmak neden zul hale getirildi? çünkü "tek-adam" fikrinde ikinci bir fikre ihtiyaç yoktur. burada o tek-adam haricindeki herkes "öteki"dir. ve son dönemde bu durum bir adım daha ileri götürülüp herkes kendinin ötekisi haline gelmiştir.
insanların kendilerini tanımlamak için mesleklerinden veya kazançlarından bahsetmeye başlamaları bunun biricik örneğidir. mesleklere ve kazançlara öncelik veriliyor çünkü o şablon içine girdiklerinde bir kalıp oluşturup toplumun genel yargısı içinde kendilerine yer edinebilecekler. işte toplum böylesi bir genel yargılar silsilesi içinde sıklıkla bahsedilen "kamusal alan" veya "özel hayat" gibi değerlerden azad edilmiştir. özel hayat ve kamusal alan olguları bir rant değeri taşımadığı sürece anlamsızdır. yoksa parkların, bahçelerin ya da ağaçların kesilmesinin başka ne gibi bir anlamı olabilir ki?
bir kişilik olarak maske takmak aslında içinde bulunduğu durumun yansımasının aksini veyahutta ruh halini dışarıya yansıtmama olarak görünümün dışında bazı karakteristik özellikleri gizleme tepki belli etmeme olarak her ne kadar gururlanacak kadar güzel bir davranış olarak görme daha vahim sonuçları beraberinde getirebilecek psikolojik rahatsızlık belirtileri tarzında çoklu kişilik bozukluğu veyahut şizofreniyle bağdaştırdığım rahatsızlığın tanım biçimi olarak değerlendirdiğim özellik.
"Göründüğün"den daha derin olan kavramdır. ünlü alman düşünür edmund husserl başkasının beni sorunu üzerine düşünürken epoche kavramını atar ortaya. yunanca bir kelimedir ve parantez anlamına gelir. husserl'e göre yaşam içinde bazı şeylerimizi parantez içine alırız. bundaki nedense onu korumaktır. bununla ilgili çok basit bir örnek vereyim:
maça gel(e)miyorum.
bunu konuşma dilinde söylediğimizde "l" harfi ile "m" harfi arasında kalan (e)yi söylemeyiz. "maça gelmiyorum" demek kişinin kendi insiyatifindeyken, "maça gelemiyorum" cümlesi bir dış olumsuzlamayı belirtir.
neden bu uzun girişi yaptım?
kullanılan maskeler de birer epoche yani parantezdir çünkü. bu parantezler ile kendimizi korumaya alırız.
maça gel(e)miyorum.
bunu konuşma dilinde söylediğimizde "l" harfi ile "m" harfi arasında kalan (e)yi söylemeyiz. "maça gelmiyorum" demek kişinin kendi insiyatifindeyken, "maça gelemiyorum" cümlesi bir dış olumsuzlamayı belirtir.
neden bu uzun girişi yaptım?
kullanılan maskeler de birer epoche yani parantezdir çünkü. bu parantezler ile kendimizi korumaya alırız.
bir zamanların meşhur çizgi filmidir.
an itibariyle kanal d'de yayınlanmaktadır. kaçırmayın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar