bugün
- ibadethanelerin ürkünç olması5
- adana kebap10
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı18
- canımın yubari kavunu çekmesi2
- gece pencereyi açık unutup yatmak3
- osuruktan şiirler41
- hp omnibook 5 flip 143
- okul kıyafeti zorunluluğu4
- kanal ayarlama 1500 lira11
- herşeye x projesi diyip rahatlıyoruz2
- ben geldim kerkenezler18
- sözlükten soğuma nedenleri17
- claudian clouds22
- devletin temeli adalettir9
- açılım5
- iyi parti17
- irfan can kahveci3
- simko315
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları9
- oyları bölmeyin diyen tipler nerde6
- karınızın mini giymesine izin verir misiniz6
- velvet'in aylık geliri6
- alttaki yazara motto ver16
- kısır9
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- buluşulan sözlük beyinin 16 yaşında çıkması6
- marmara denizi ne yapay ay yıldızlı iki ada2
- 777 diyen erkolar8
- yapay zekaya entry yazdıran yazar7
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- çerçeve yasa30
- küçük sürprizler yapmak5
- amedspor14
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- akrep burcu kini8
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler27
- müsavat dervişoğlu vs meral akşener4
- yeni anayasa4
- arkadaşlar benden el mankeni olur mu4
- sevgiliye sorulan ilginç sorular6
- mini elbise4
- üsteki yazara güzel bir şey söyle10
- aleksey batrakov12
- yazarların özel mesaj sayıları5
- şeytanın insanlardan ders alması4
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi9
- sözlük ırkçıları8
- gollumun gözü yüzükte6
- zorunlu eğitim9
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı13
köyümdeki eczanede geçen hafta 6 liraydı. bugün 3 liraya düşürüldü.
Küçükken en sevdiğim çizgi filmdi evet.
Çok sevdiğim bir çizgi film.
yakında, her evde olması gerekenler listesine girecek, sanki.
son yazılanlara göre vuhan virüsünde maske de tek başına koruma sağlamıyormuş. bu sebeple bol bol ellerin yıkanması gerekiyormuş.
özellikle havalimanları bence çok iyi dezenfekte edilmeli.
özellikle havalimanları bence çok iyi dezenfekte edilmeli.
dünyada bulunamayan, bulunana da paha biçilmeyen malzeme.
çin'de ortaya çıkan virüsten önce toptan olarak kutusu 10 tl'den satılan, şuanda yine toptan olarak söylüyorum 50 tl'den satın alamadığınız ürün. maske üreticileri muhtemelen dünya çapında zengin oldular. çin konsolosluğu sadece tr'den bir milyon adet maske istemiş. bir milyon çok adetmiş gibi gözüküyor ama çin için denizde kum tanesi. allah kolaylık versin ne diyeyim.
çin'de ortaya çıkan virüsten önce toptan olarak kutusu 10 tl'den satılan, şuanda yine toptan olarak söylüyorum 50 tl'den satın alamadığınız ürün. maske üreticileri muhtemelen dünya çapında zengin oldular. çin konsolosluğu sadece tr'den bir milyon adet maske istemiş. bir milyon çok adetmiş gibi gözüküyor ama çin için denizde kum tanesi. allah kolaylık versin ne diyeyim.
görsel
heryerde çizgifilmini aradım ama hiçbir yerde yok. elinde olan veya kaynağını bilen varsa ücreti mukabilinde almaya razıyım.
heryerde çizgifilmini aradım ama hiçbir yerde yok. elinde olan veya kaynağını bilen varsa ücreti mukabilinde almaya razıyım.
Cümle içinde de kullanalım;
“Sende maske sürülecek akıl yok.”
“Sende maske sürülecek akıl yok.”
jim carrey'in on numara oyunculuk sergilediği mükemmel film. meraklıları için şu anda a2'de oynamakta.
(bkz: cuban pete)
Cocuklugumuzun unutulmaz filmi.
binlercesine sahip olduğum. maddi değil, manevi.
bazen ben de kendimi tanıyamıyorum.
sanırım en sevdiğim özelliğim, bu kadar unutkan olmama rağmen hiçbir maskemdeki karakterimi kaybetmemem, unutmamam. belki de tek iyi olduğum konulardır "yalan" ve "maske" başlıkları.
hayatım yalan. çünkü gerçeği reddediyorum. ne olduğum kişiyi, ne de olduğum kişileri seviyorum. canım sağ olsun.
bazen ben de kendimi tanıyamıyorum.
sanırım en sevdiğim özelliğim, bu kadar unutkan olmama rağmen hiçbir maskemdeki karakterimi kaybetmemem, unutmamam. belki de tek iyi olduğum konulardır "yalan" ve "maske" başlıkları.
hayatım yalan. çünkü gerçeği reddediyorum. ne olduğum kişiyi, ne de olduğum kişileri seviyorum. canım sağ olsun.
Cameron diaz'ın erik gibi kütür kütür olarak arzı endam ettiği 1994 yapımı film.
varsa soyle maymunlu falan almak istedigimdir.
suretin bilinçaltı... Suret için hastalığın yani insanlığısın teşhisidir demiştim. Maske de o hastalığın farkındalığıdır. Çünkü maske örtmek amacıyla değil saklamak içindir. Yüzün saklanması da insanlığa getirilen bir eleştiriden başka bir şey değildir. Maske öteki yüz değildir, yüz bizim öteki maskemizdir.
gözleri tamamen kapalı filminde muhteşem örneklerine rastlanılabilecek, kıyafet balolarının vazgecilmez aksesuarı.
hareketli bir zeynep dizdar şarkısı.
http://www.youtube.com/watch?v=d-XzY0dkRRo
http://www.youtube.com/watch?v=d-XzY0dkRRo
Yüzü örten yüz... adorno'nun "ben bir maskedir" diye tanımlamasının ardından o kadar uzun bir zaman geçmediğini düşünerek evrimin soyut düzlemde hızla ilerlediği ve tersyüz hatta altüst olmuş haliyle "maskem bendir" sürecine girdiğimizi belirtmek isterim. neden bu tanımlamayla girdim peki? çok basit, mevcut siyasal olayların gelişmeleri ve haihazırdaki sosyal durum beni buna itti. özellikle türkiye sosyalizminin kendi çekirdiğini teşkil eden eleştiri kurumunu kullanıp kendini yenileyememesi ve muhafazakâr kesimin evrimleşerek kendilerini tabu haline getirmeleridir bunları yazma nedenim. elbette yazıda bu denli aleni olmayacağım, konuyla daraltıp fikri konuya mahkûm etmeyeceğim. çünkü bu fikrin konusu fikrin bizzat kendisi.
maskelerin kullanım süreci arkaik insan için avlanma ve devamında totem olgusu için önemli bir olgu haline gelmiştir. günümüzün maskelerinin daha soyut şeyler olması da bizlerin idlerinden ve platoncu mağaranın derinlerimizde gizli üçlemesinden kaynaklıdır. artık maskelerin "ben" olma adına bir zanaat haline geldiği, "ben" olmanın bir "iş" haline getirildiği bir süreçteyiz. sartre tükeniş romanında şu cümleleri zikreder:
hangi iş sana göre?
-ölmek galiba. ben hazırdım, bütün cesaretimi toplamıştım. ama ölümü aldılar elimden! artık hiçbir şey bilmiyorum, hiç, hiçbir işten zevk almıyorum.
aynı kitabın başka bir yerinde de şunu zikreder:
herkes hakettiği savaşı bulur
yaşama maskesi adı altında sunulan bu sahnede gerçeklikten üç kez uzaklaşarak, gölgelerin arasında dolaşmak suretiyle "ben" olmanın o dayanılmaz cehennemine itiliyoruz. çünkü "ben" olunması demek bir yerlerde bir şekilde varolmak anlamına da geliyor. bu süreçte olması icap eden şey sartre'dan yola çıkarak "ölümü ellinden alınmış" insanlar olarak başkalarının azaplarının kaynağı olmaktır! bunun doğruluğunun altını çizmiyorum. aksine durumun üzerini çizmeye çalışıyorum.
peki, ben olmak neden zul hale getirildi? çünkü "tek-adam" fikrinde ikinci bir fikre ihtiyaç yoktur. burada o tek-adam haricindeki herkes "öteki"dir. ve son dönemde bu durum bir adım daha ileri götürülüp herkes kendinin ötekisi haline gelmiştir.
insanların kendilerini tanımlamak için mesleklerinden veya kazançlarından bahsetmeye başlamaları bunun biricik örneğidir. mesleklere ve kazançlara öncelik veriliyor çünkü o şablon içine girdiklerinde bir kalıp oluşturup toplumun genel yargısı içinde kendilerine yer edinebilecekler. işte toplum böylesi bir genel yargılar silsilesi içinde sıklıkla bahsedilen "kamusal alan" veya "özel hayat" gibi değerlerden azad edilmiştir. özel hayat ve kamusal alan olguları bir rant değeri taşımadığı sürece anlamsızdır. yoksa parkların, bahçelerin ya da ağaçların kesilmesinin başka ne gibi bir anlamı olabilir ki?
maskelerin kullanım süreci arkaik insan için avlanma ve devamında totem olgusu için önemli bir olgu haline gelmiştir. günümüzün maskelerinin daha soyut şeyler olması da bizlerin idlerinden ve platoncu mağaranın derinlerimizde gizli üçlemesinden kaynaklıdır. artık maskelerin "ben" olma adına bir zanaat haline geldiği, "ben" olmanın bir "iş" haline getirildiği bir süreçteyiz. sartre tükeniş romanında şu cümleleri zikreder:
hangi iş sana göre?
-ölmek galiba. ben hazırdım, bütün cesaretimi toplamıştım. ama ölümü aldılar elimden! artık hiçbir şey bilmiyorum, hiç, hiçbir işten zevk almıyorum.
aynı kitabın başka bir yerinde de şunu zikreder:
herkes hakettiği savaşı bulur
yaşama maskesi adı altında sunulan bu sahnede gerçeklikten üç kez uzaklaşarak, gölgelerin arasında dolaşmak suretiyle "ben" olmanın o dayanılmaz cehennemine itiliyoruz. çünkü "ben" olunması demek bir yerlerde bir şekilde varolmak anlamına da geliyor. bu süreçte olması icap eden şey sartre'dan yola çıkarak "ölümü ellinden alınmış" insanlar olarak başkalarının azaplarının kaynağı olmaktır! bunun doğruluğunun altını çizmiyorum. aksine durumun üzerini çizmeye çalışıyorum.
peki, ben olmak neden zul hale getirildi? çünkü "tek-adam" fikrinde ikinci bir fikre ihtiyaç yoktur. burada o tek-adam haricindeki herkes "öteki"dir. ve son dönemde bu durum bir adım daha ileri götürülüp herkes kendinin ötekisi haline gelmiştir.
insanların kendilerini tanımlamak için mesleklerinden veya kazançlarından bahsetmeye başlamaları bunun biricik örneğidir. mesleklere ve kazançlara öncelik veriliyor çünkü o şablon içine girdiklerinde bir kalıp oluşturup toplumun genel yargısı içinde kendilerine yer edinebilecekler. işte toplum böylesi bir genel yargılar silsilesi içinde sıklıkla bahsedilen "kamusal alan" veya "özel hayat" gibi değerlerden azad edilmiştir. özel hayat ve kamusal alan olguları bir rant değeri taşımadığı sürece anlamsızdır. yoksa parkların, bahçelerin ya da ağaçların kesilmesinin başka ne gibi bir anlamı olabilir ki?
bir kişilik olarak maske takmak aslında içinde bulunduğu durumun yansımasının aksini veyahutta ruh halini dışarıya yansıtmama olarak görünümün dışında bazı karakteristik özellikleri gizleme tepki belli etmeme olarak her ne kadar gururlanacak kadar güzel bir davranış olarak görme daha vahim sonuçları beraberinde getirebilecek psikolojik rahatsızlık belirtileri tarzında çoklu kişilik bozukluğu veyahut şizofreniyle bağdaştırdığım rahatsızlığın tanım biçimi olarak değerlendirdiğim özellik.
"Göründüğün"den daha derin olan kavramdır. ünlü alman düşünür edmund husserl başkasının beni sorunu üzerine düşünürken epoche kavramını atar ortaya. yunanca bir kelimedir ve parantez anlamına gelir. husserl'e göre yaşam içinde bazı şeylerimizi parantez içine alırız. bundaki nedense onu korumaktır. bununla ilgili çok basit bir örnek vereyim:
maça gel(e)miyorum.
bunu konuşma dilinde söylediğimizde "l" harfi ile "m" harfi arasında kalan (e)yi söylemeyiz. "maça gelmiyorum" demek kişinin kendi insiyatifindeyken, "maça gelemiyorum" cümlesi bir dış olumsuzlamayı belirtir.
neden bu uzun girişi yaptım?
kullanılan maskeler de birer epoche yani parantezdir çünkü. bu parantezler ile kendimizi korumaya alırız.
maça gel(e)miyorum.
bunu konuşma dilinde söylediğimizde "l" harfi ile "m" harfi arasında kalan (e)yi söylemeyiz. "maça gelmiyorum" demek kişinin kendi insiyatifindeyken, "maça gelemiyorum" cümlesi bir dış olumsuzlamayı belirtir.
neden bu uzun girişi yaptım?
kullanılan maskeler de birer epoche yani parantezdir çünkü. bu parantezler ile kendimizi korumaya alırız.
bir zamanların meşhur çizgi filmidir.
an itibariyle kanal d'de yayınlanmaktadır. kaçırmayın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar