bugün
- gocu aslında influncer11
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı5
- sözlükte 50 55 yaşlarında bir kız bulup evlenmek6
- türk futbolu hakkındaki en iyi yorum5
- çobanlık yaptığı köyüne pilot olarak döndü2
- sözlükten 35 40 yaşında bir kadın bulup evlenmek4
- kafaya taka taka yaşarsın içine ata ata ölürsün2
- avrupa da gençlerin sokak eylemleri3
- karın ağrısı ve diş ağrısı ile uyanmak3
- sözlükteki kızların bilgisiz olması17
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- kuantum fiziğine sahip kadın9
- öbür sözlükle ulu farkı3
- poponun maddenin 3 halini çıkarması2
- kasım ayı4
- eskiden sözlük çok popülermiş5
- yazarların pazar günü planları4
- ai otomatik silme4
- islam4
- pazar günü yapılacak en iyi şey2
- soru sormayan yetişkinler3
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak13
- 31 ekim 2026 hakkari de askerimizin şehid olması4
- film izleyememek2
- uyudunuz mu arkadaşlar8
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı22
- göbekli erkek vs kaslı erkek9
- fenerbahçe13
- pazar günleri 14 saattir2
- kerem aktürkoğlu6
- bir tane öğretmen yazar vardı2
- otobüste uludağ sözlükte takılan birini görmek7
- almanya ve fransa da sokak protestoları3
- filistinde seçimlerin yine iptal edilmesi3
- rapor vermeyen doktor2
- gocu nerede gocu4
- bik bik 219
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı15
- 1 kasım 20263
- isveçli birine açıklanamayacak olaylar6
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim7
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba11
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı19
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği13
- anın görüntüsü21
- midye dolma5
- israil'in kızlarından daha ucuzu7
- milan skriniar7
- teomancalmasur23
sikimtrakizmin bir koludur genelde muhtaç insanları daha da siker.
satmak satmak satmak.
bireyin toplumdan önemli olduğunu savunan siyasi düşünce sistemi.
rahmetli turgut özal, süleyman demirel, mehmet barlas, engin ardıç vb tipteki siyasetçi ve yazarların bağlı olduğu dünya görüşüdür.
genellikle bu görüşe yakın olan kişileri hayali olarak tasvir ederken, kilosundan dolayı çukur bir çenesi olan insanların hepsi liberaldir diye bir genelleme yaparım.
genellikle bu görüşe yakın olan kişileri hayali olarak tasvir ederken, kilosundan dolayı çukur bir çenesi olan insanların hepsi liberaldir diye bir genelleme yaparım.
bireyin ve özgürlüklerin ön planda olduğu düşünce sistemi ama 'bireyin toplumdan önemli olduğunu' falan değil bireylerin her biri tek tek mutlu olursa toplumun da mutlu olacağını savunur.
teoride vajina pratikte penistir.
teoride sol pratikte sağdır.
"ne sağcıyım ne solcu. bakkalım ben bakkal!" şelinde özetlenebilecek şey.
herkesin karnı tok olamaz,birileri aç olacak ki birileri daha fazla yesin.böyle bir sistemdir.
insanın doğasına en uygun ekonomik sistemdir. komünistlerin canı çıksın.
sınıf farkını yok saydığını dile getirirken, o anda güçlü sınıf hangisiyse o sınıfın daha da güçleneceği, güçsüz sınıfın daha da çökeceği anlamını taşır zira "laissez faire, laissez passer" ama çulsuz vatandaş ne yapacak ki, yine atılımı zenginler yapacak daha fazla zenginleşecek... yoksul daha fazla yoksullaşacak. yaşasın özgürlük.
bireysellik değil, bireyciliktir...
her zaman devletimiz bu yönetim şekliyle yönetilmiştir peki sonuç;
halk her zaman ezilmiştir, zenginler ceplerine parayı doldurmuştur. Ve halk liberalizmin ne olduğunu bilmediği için bu yönetim biçimini destekler zenginler halka gaz verir ve halkı savunan sosyalizm düşmanı olurlar. kısacası liberalizm zengin içindir.
halk her zaman ezilmiştir, zenginler ceplerine parayı doldurmuştur. Ve halk liberalizmin ne olduğunu bilmediği için bu yönetim biçimini destekler zenginler halka gaz verir ve halkı savunan sosyalizm düşmanı olurlar. kısacası liberalizm zengin içindir.
sosyalizmde ne varsa liberalizm de de vardır. sosyalizmde olup liberalizm de olmayan tek bir şey vardır o da özel mülkiyet liberalizm de yasak değildir.
halkın kendi kendini yanıltmasıdır .
mülk kazanma özgürlüğünü savunan ideolojidir.
insan doğasına dayanan dünya görüşüdür. insanlığın vardığı son noktadır. Sanayi çağı ile sanayi sonrası çapı liberalizmi birbirinden ayrılabilir.
sanayileşme döneminde şekillenen ve zaman zaman oldukça radikal versiyonlarına rastlanabilen ideoloji. genel olarak bu ideoloji;
- fırsat eşitliği
- özgürlük
- adalet
- hukukun üstünlüğü
- devletin ekonomiye müdahalesinin minimuma indirilmesi (night-watchman state) ve bunun daha çok mülkiyet hakkını korumaya yönelik olması
gibi fikirler etrafında toparlanabilir. başka bir deyişle; devletin hem toplumsal hayata, hem de ekonomiye pek fazla müdahale etmemesi taraftarıdır liberaller. fakat yeni nesil liberalleri de içerisine alabileceğimiz; new right ve neo-con gibi ideolojileri gözüme dürtüp de "eee, bunlar ne ayak lan o zaman" şeklinde yaklaşımlarda bulunmayınız. ehe, ehe.
neyse. gelelim bu ideolojiye yöneltilen tipik eleştirilere: (derslerden ve okuduğum kitaplardan aklımda kalanları yazıyorum)
1. fırsat eşitliği kavramı her ne kadar kulaklara hoş görünse de özellikle marksistler tarafından ağır bir şekilde eleştirilmekten kurtulamamıştır. çünkü marksistler her alanda eşitlik sağlanmadan ve özellikle de ekonomik eşitlik sağlanmadan; fırsat eşitliği denilen şeyin sadece süslü bir kandırmaca olacağı iddiasındadırlar. en basit örnekle, 2 milyon kişinin öss denilen bir sınava alınması ve öğrencilerin aldıkları puanlara göre okullarına yerleştirilmeleri bir çeşit fırsat eşitliği olarak görülebilir. fakat misal, bu 2 milyon kişinin içerisinde sırf ailesinin zengin olması sayesinde 100 bin kişi özel okullarda ders görüyorsa, özel dersler ve dershanelerle, pahalı kitaplarla eğitimlerini destekliyorlarsa ve geri kalan bir milyon dokuz yüz bin kişi bu şansa sahip değilse; elbette o yüz bin kişinin daha iyi yerleri kazanma ihtimalleri yükselecektir. bu durumda fırsat eşitliği sadece haksızlığın ve adaletsizliğin üzerini örtmek için kullanılan bir kılıf olacaktır.
2. devletin ekonomiye müdahalesinin sıfır olması zaten liberallerin dahi pek mümkün bulduğu bir şey değildir. fakat minimal devlet yönündeki baskılar da büyük buhrandan sonra özellikle keynezin ortaya attığı teorilerle azaltılmıştır. başka bir deyişle, devletin ekonomiden tamamiyle elini çekmesinin pek de istenecek bir durum olmadığı yargısına varılmış ve ekonomide daha yol gösterici bir devlete yönelik talep artmıştır.
bunun haricinde kişisel gözlemlerime dayanan eleştirilerim de var tabi. bu eleştirilere değinmeden önce belirtmek isterim ki liberalizmin sosyal hayata karşı bu serbestçil tutumunu destekliyorum. fakat aynı şeyi ekonomik alandaki fikirleri için söylemem zor tabi. her şey bir tarafa, özellikle amerikadaki şekliyle liberaller, ekonomik durumu iyi olmayan insanlara karşı pek anlayışlı değiller. zaten max weberin de iddia ettiği üzere, liberalizmle protestan ahlakı arasında bir takım paralellikler vardır. onlardan kanaatimce en önemlisi de şudur. protestan ahlakına göre çok para kazanmak, tanrının o kişiye karşı bir mükafatı, ödülü olarak görülür. fakirlik ve çok para harcamak ise tanrının gazabıdır. benzer bir bakış açısı amerikan liberalizminde de karşımıza çıkıyor. örneğin amerikalı liberallerin önemli bir kısmı emeklilik, sigorta vs gibi haklara karşı çıkarlar. onlara göre, herkes bu haklardan parası ölçüsünde yararlanmalıdır. yani durumu olmayan bir kişi, devletin yaptığı yardımlarla 60 yaşında emekli olmamalıdır. eğitim konusunda da benzer bir anlayışa sahipler. mesela amerikadaki okulların durumu buna iyi bir örnektir. bazı okullar ise kendilerinden mezun olmuş insanların çocuklarına, torunlarına ekstradan puanlar vererek onları avantajlı konuma yükseltmekteler. bu durum bariz bir şekilde elitist bir anlayışın ürünü. tabi bunların liberalizmin en hardcore şekilleri olduğunu söylemekte fayda var. neticede her ideoloji gibi artıları ve eksileri olan bir ideolojidir liberalizm de. ama şahsi kanaatimce "komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyen bir peygambere sahip olan ve zekat, fitre, oruç gibi ibadetlerle inananlarını fakirlerin halinden anlamaya teşvik eden bir islam toplumunun yapısına, öyle yumuşatılmadan, olduğu gibi sokulabilecek bir ideoloji değildir liberalizm. bu yüzdendir ki bizdeki pek çok liberal de yukarıda saydığım pek çok davranışı sergilemez; onun yerine daha sınırlandırılmış bir liberalizm anlayışını tercih eder.
- fırsat eşitliği
- özgürlük
- adalet
- hukukun üstünlüğü
- devletin ekonomiye müdahalesinin minimuma indirilmesi (night-watchman state) ve bunun daha çok mülkiyet hakkını korumaya yönelik olması
gibi fikirler etrafında toparlanabilir. başka bir deyişle; devletin hem toplumsal hayata, hem de ekonomiye pek fazla müdahale etmemesi taraftarıdır liberaller. fakat yeni nesil liberalleri de içerisine alabileceğimiz; new right ve neo-con gibi ideolojileri gözüme dürtüp de "eee, bunlar ne ayak lan o zaman" şeklinde yaklaşımlarda bulunmayınız. ehe, ehe.
neyse. gelelim bu ideolojiye yöneltilen tipik eleştirilere: (derslerden ve okuduğum kitaplardan aklımda kalanları yazıyorum)
1. fırsat eşitliği kavramı her ne kadar kulaklara hoş görünse de özellikle marksistler tarafından ağır bir şekilde eleştirilmekten kurtulamamıştır. çünkü marksistler her alanda eşitlik sağlanmadan ve özellikle de ekonomik eşitlik sağlanmadan; fırsat eşitliği denilen şeyin sadece süslü bir kandırmaca olacağı iddiasındadırlar. en basit örnekle, 2 milyon kişinin öss denilen bir sınava alınması ve öğrencilerin aldıkları puanlara göre okullarına yerleştirilmeleri bir çeşit fırsat eşitliği olarak görülebilir. fakat misal, bu 2 milyon kişinin içerisinde sırf ailesinin zengin olması sayesinde 100 bin kişi özel okullarda ders görüyorsa, özel dersler ve dershanelerle, pahalı kitaplarla eğitimlerini destekliyorlarsa ve geri kalan bir milyon dokuz yüz bin kişi bu şansa sahip değilse; elbette o yüz bin kişinin daha iyi yerleri kazanma ihtimalleri yükselecektir. bu durumda fırsat eşitliği sadece haksızlığın ve adaletsizliğin üzerini örtmek için kullanılan bir kılıf olacaktır.
2. devletin ekonomiye müdahalesinin sıfır olması zaten liberallerin dahi pek mümkün bulduğu bir şey değildir. fakat minimal devlet yönündeki baskılar da büyük buhrandan sonra özellikle keynezin ortaya attığı teorilerle azaltılmıştır. başka bir deyişle, devletin ekonomiden tamamiyle elini çekmesinin pek de istenecek bir durum olmadığı yargısına varılmış ve ekonomide daha yol gösterici bir devlete yönelik talep artmıştır.
bunun haricinde kişisel gözlemlerime dayanan eleştirilerim de var tabi. bu eleştirilere değinmeden önce belirtmek isterim ki liberalizmin sosyal hayata karşı bu serbestçil tutumunu destekliyorum. fakat aynı şeyi ekonomik alandaki fikirleri için söylemem zor tabi. her şey bir tarafa, özellikle amerikadaki şekliyle liberaller, ekonomik durumu iyi olmayan insanlara karşı pek anlayışlı değiller. zaten max weberin de iddia ettiği üzere, liberalizmle protestan ahlakı arasında bir takım paralellikler vardır. onlardan kanaatimce en önemlisi de şudur. protestan ahlakına göre çok para kazanmak, tanrının o kişiye karşı bir mükafatı, ödülü olarak görülür. fakirlik ve çok para harcamak ise tanrının gazabıdır. benzer bir bakış açısı amerikan liberalizminde de karşımıza çıkıyor. örneğin amerikalı liberallerin önemli bir kısmı emeklilik, sigorta vs gibi haklara karşı çıkarlar. onlara göre, herkes bu haklardan parası ölçüsünde yararlanmalıdır. yani durumu olmayan bir kişi, devletin yaptığı yardımlarla 60 yaşında emekli olmamalıdır. eğitim konusunda da benzer bir anlayışa sahipler. mesela amerikadaki okulların durumu buna iyi bir örnektir. bazı okullar ise kendilerinden mezun olmuş insanların çocuklarına, torunlarına ekstradan puanlar vererek onları avantajlı konuma yükseltmekteler. bu durum bariz bir şekilde elitist bir anlayışın ürünü. tabi bunların liberalizmin en hardcore şekilleri olduğunu söylemekte fayda var. neticede her ideoloji gibi artıları ve eksileri olan bir ideolojidir liberalizm de. ama şahsi kanaatimce "komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyen bir peygambere sahip olan ve zekat, fitre, oruç gibi ibadetlerle inananlarını fakirlerin halinden anlamaya teşvik eden bir islam toplumunun yapısına, öyle yumuşatılmadan, olduğu gibi sokulabilecek bir ideoloji değildir liberalizm. bu yüzdendir ki bizdeki pek çok liberal de yukarıda saydığım pek çok davranışı sergilemez; onun yerine daha sınırlandırılmış bir liberalizm anlayışını tercih eder.
Sosyalizm ile girdiği savaşta kazanan ideoloji.
Peki neden sosyalizm kaybetti de liberalizm kazandı.
Çünkü sosyalizm insanları yanlış anladı.
Sosyalizm ve anarşizm insanlara eşitlik vaadetti.
insanlar eşitlik istemiyor ki. insanlar diğer insanlardan üstün olmak istiyorlardı fakat kölelik vb. Sistemler sınıflar arası geçiş yapmasına ümkan sağlamıyordu. Yani liberalizm sınıfları kaldırmadı, sınıflar arası geçiş özelliği getirdi. Bu da sosyalizmin kaybetmesi demekti ve öyle oldu. Dünyadaki renkler, varlıklar, insanlar 1 olmadıkça sosyalizmde egemen olmayacaktır.
Peki neden sosyalizm kaybetti de liberalizm kazandı.
Çünkü sosyalizm insanları yanlış anladı.
Sosyalizm ve anarşizm insanlara eşitlik vaadetti.
insanlar eşitlik istemiyor ki. insanlar diğer insanlardan üstün olmak istiyorlardı fakat kölelik vb. Sistemler sınıflar arası geçiş yapmasına ümkan sağlamıyordu. Yani liberalizm sınıfları kaldırmadı, sınıflar arası geçiş özelliği getirdi. Bu da sosyalizmin kaybetmesi demekti ve öyle oldu. Dünyadaki renkler, varlıklar, insanlar 1 olmadıkça sosyalizmde egemen olmayacaktır.
Kocakarı ideolojisi.
nasıl ki her türden radikal akımlar tulumbayla su basar gibi boş kafalara kolayca doldurulur, liberalizmde ise tam tersi bir iç boşaltma işlemi vardır, her şeyin içi boşaltılır, geriye boşluk ve hava kalır..
bundan 100 yıl sonra akıl hastanelerinde tedavi edilmeye çalışılınacak bozukluk.
neymiş efendim, laissez faire laissez passer'miş. ulan sığır! sen başıbozukları kendi hallerine bırakırsan o da döner sana saldırır. insanoğlu çıkar için anasını bile satacak duruma geldi işte bu liberalizm-kapitalizm bokundan. zamanında frontal lobotomi uygulanan komünist ve sosyalistlerin bu görüşten uzaklaşıp kapitalizm ve liberalizme kaydıklarını ortaya koyan bir araştırma var. eh, ancak beyninin bir bölümü olmayan ya da büyük kapitalistler kapitalizm ve liberalizmi destekler.
dışarıda senin tüm yaşamına düşman insanlar var, giyim kuşamından tut da içtiğin içkiye kadar. bunlara "bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler" dersen o insan kılıklılar gelir, sana önce tecavüz ederler. örnek;
http://xaameriki.wordpres...-at-anti-racist-festival/
neymiş efendim, laissez faire laissez passer'miş. ulan sığır! sen başıbozukları kendi hallerine bırakırsan o da döner sana saldırır. insanoğlu çıkar için anasını bile satacak duruma geldi işte bu liberalizm-kapitalizm bokundan. zamanında frontal lobotomi uygulanan komünist ve sosyalistlerin bu görüşten uzaklaşıp kapitalizm ve liberalizme kaydıklarını ortaya koyan bir araştırma var. eh, ancak beyninin bir bölümü olmayan ya da büyük kapitalistler kapitalizm ve liberalizmi destekler.
dışarıda senin tüm yaşamına düşman insanlar var, giyim kuşamından tut da içtiğin içkiye kadar. bunlara "bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler" dersen o insan kılıklılar gelir, sana önce tecavüz ederler. örnek;
http://xaameriki.wordpres...-at-anti-racist-festival/
doğruya doğru, yanlışa yanlış denmesi gereken bir ideoloji kavramıdır.
''bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler.'' cümlesini amaç edinmiş anlayış.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar