bugün
- nickten isim tahmini yapmak25
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası18
- burç zehrinin erkeklere de sıçramış olması2
- kim bu gizli artıcı4
- hakkımda bilmeniz gerekenler32
- kavgacı bir insan olmak2
- müslüman cinler5
- on layn listesi3
- haluk levent yarın konser verse kaç kişi gider3
- taze ekmek3
- on layn listesü isterük2
- akrep burcu5
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri10
- yazarların imrendiği kişi4
- kalkın be3
- geceye bir şarkı bırak11
- kıl erkeğin süsüdür14
- nick vermeden bir yazara seslen14
- ioçk14
- bugün 2026 temmuz ayının son pazar günü3
- travesti sesi çekiciliği6
- yazarların şu an yapmak istedikleri şey10
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- grup seksin mantığı10
- 55 kilo üstündeki sözlük kızları8
- sabah sabah katil olma sebebi2
- dünyaya çocuk getirmek10
- bu saatte içen sözlük yazarları6
- yeni parti46
- nervio burak demirbilek evliliği13
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- yoğurt mayalayan kızı üzmek11
- bilgi içeren entry girelim hadi6
- yorgun mermi vs nervio12
- görükle'ye gelen erkek yüklü kamyonet6
- nasıl yani hala kavga başlamadı mı6
- nohut yaptım nası olmuş10
- gece denize girmek5
- dünyanın en samimi cümlesi6
- gammazı ispiyoncu sanmak15
- her şey senin istediğin gibi olsaydı5
- arabayı yavaş süren tipler16
- uyumadan kayda değer bir şey bırak4
- şarap içemeyen erkek6
- merfulu gitmesin kampanyası15
- arkadaşlar bir şey dicem5
- 20 lik kızlara yazmaya utanmak4
- pişt bi baksanıza buraya kankalarım8
- gecenin köründe5
- tai lung18
sanayileşme döneminde şekillenen ve zaman zaman oldukça radikal versiyonlarına rastlanabilen ideoloji. genel olarak bu ideoloji;
- fırsat eşitliği
- özgürlük
- adalet
- hukukun üstünlüğü
- devletin ekonomiye müdahalesinin minimuma indirilmesi (night-watchman state) ve bunun daha çok mülkiyet hakkını korumaya yönelik olması
gibi fikirler etrafında toparlanabilir. başka bir deyişle; devletin hem toplumsal hayata, hem de ekonomiye pek fazla müdahale etmemesi taraftarıdır liberaller. fakat yeni nesil liberalleri de içerisine alabileceğimiz; new right ve neo-con gibi ideolojileri gözüme dürtüp de "eee, bunlar ne ayak lan o zaman" şeklinde yaklaşımlarda bulunmayınız. ehe, ehe.
neyse. gelelim bu ideolojiye yöneltilen tipik eleştirilere: (derslerden ve okuduğum kitaplardan aklımda kalanları yazıyorum)
1. fırsat eşitliği kavramı her ne kadar kulaklara hoş görünse de özellikle marksistler tarafından ağır bir şekilde eleştirilmekten kurtulamamıştır. çünkü marksistler her alanda eşitlik sağlanmadan ve özellikle de ekonomik eşitlik sağlanmadan; fırsat eşitliği denilen şeyin sadece süslü bir kandırmaca olacağı iddiasındadırlar. en basit örnekle, 2 milyon kişinin öss denilen bir sınava alınması ve öğrencilerin aldıkları puanlara göre okullarına yerleştirilmeleri bir çeşit fırsat eşitliği olarak görülebilir. fakat misal, bu 2 milyon kişinin içerisinde sırf ailesinin zengin olması sayesinde 100 bin kişi özel okullarda ders görüyorsa, özel dersler ve dershanelerle, pahalı kitaplarla eğitimlerini destekliyorlarsa ve geri kalan bir milyon dokuz yüz bin kişi bu şansa sahip değilse; elbette o yüz bin kişinin daha iyi yerleri kazanma ihtimalleri yükselecektir. bu durumda fırsat eşitliği sadece haksızlığın ve adaletsizliğin üzerini örtmek için kullanılan bir kılıf olacaktır.
2. devletin ekonomiye müdahalesinin sıfır olması zaten liberallerin dahi pek mümkün bulduğu bir şey değildir. fakat minimal devlet yönündeki baskılar da büyük buhrandan sonra özellikle keynezin ortaya attığı teorilerle azaltılmıştır. başka bir deyişle, devletin ekonomiden tamamiyle elini çekmesinin pek de istenecek bir durum olmadığı yargısına varılmış ve ekonomide daha yol gösterici bir devlete yönelik talep artmıştır.
bunun haricinde kişisel gözlemlerime dayanan eleştirilerim de var tabi. bu eleştirilere değinmeden önce belirtmek isterim ki liberalizmin sosyal hayata karşı bu serbestçil tutumunu destekliyorum. fakat aynı şeyi ekonomik alandaki fikirleri için söylemem zor tabi. her şey bir tarafa, özellikle amerikadaki şekliyle liberaller, ekonomik durumu iyi olmayan insanlara karşı pek anlayışlı değiller. zaten max weberin de iddia ettiği üzere, liberalizmle protestan ahlakı arasında bir takım paralellikler vardır. onlardan kanaatimce en önemlisi de şudur. protestan ahlakına göre çok para kazanmak, tanrının o kişiye karşı bir mükafatı, ödülü olarak görülür. fakirlik ve çok para harcamak ise tanrının gazabıdır. benzer bir bakış açısı amerikan liberalizminde de karşımıza çıkıyor. örneğin amerikalı liberallerin önemli bir kısmı emeklilik, sigorta vs gibi haklara karşı çıkarlar. onlara göre, herkes bu haklardan parası ölçüsünde yararlanmalıdır. yani durumu olmayan bir kişi, devletin yaptığı yardımlarla 60 yaşında emekli olmamalıdır. eğitim konusunda da benzer bir anlayışa sahipler. mesela amerikadaki okulların durumu buna iyi bir örnektir. bazı okullar ise kendilerinden mezun olmuş insanların çocuklarına, torunlarına ekstradan puanlar vererek onları avantajlı konuma yükseltmekteler. bu durum bariz bir şekilde elitist bir anlayışın ürünü. tabi bunların liberalizmin en hardcore şekilleri olduğunu söylemekte fayda var. neticede her ideoloji gibi artıları ve eksileri olan bir ideolojidir liberalizm de. ama şahsi kanaatimce "komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyen bir peygambere sahip olan ve zekat, fitre, oruç gibi ibadetlerle inananlarını fakirlerin halinden anlamaya teşvik eden bir islam toplumunun yapısına, öyle yumuşatılmadan, olduğu gibi sokulabilecek bir ideoloji değildir liberalizm. bu yüzdendir ki bizdeki pek çok liberal de yukarıda saydığım pek çok davranışı sergilemez; onun yerine daha sınırlandırılmış bir liberalizm anlayışını tercih eder.
- fırsat eşitliği
- özgürlük
- adalet
- hukukun üstünlüğü
- devletin ekonomiye müdahalesinin minimuma indirilmesi (night-watchman state) ve bunun daha çok mülkiyet hakkını korumaya yönelik olması
gibi fikirler etrafında toparlanabilir. başka bir deyişle; devletin hem toplumsal hayata, hem de ekonomiye pek fazla müdahale etmemesi taraftarıdır liberaller. fakat yeni nesil liberalleri de içerisine alabileceğimiz; new right ve neo-con gibi ideolojileri gözüme dürtüp de "eee, bunlar ne ayak lan o zaman" şeklinde yaklaşımlarda bulunmayınız. ehe, ehe.
neyse. gelelim bu ideolojiye yöneltilen tipik eleştirilere: (derslerden ve okuduğum kitaplardan aklımda kalanları yazıyorum)
1. fırsat eşitliği kavramı her ne kadar kulaklara hoş görünse de özellikle marksistler tarafından ağır bir şekilde eleştirilmekten kurtulamamıştır. çünkü marksistler her alanda eşitlik sağlanmadan ve özellikle de ekonomik eşitlik sağlanmadan; fırsat eşitliği denilen şeyin sadece süslü bir kandırmaca olacağı iddiasındadırlar. en basit örnekle, 2 milyon kişinin öss denilen bir sınava alınması ve öğrencilerin aldıkları puanlara göre okullarına yerleştirilmeleri bir çeşit fırsat eşitliği olarak görülebilir. fakat misal, bu 2 milyon kişinin içerisinde sırf ailesinin zengin olması sayesinde 100 bin kişi özel okullarda ders görüyorsa, özel dersler ve dershanelerle, pahalı kitaplarla eğitimlerini destekliyorlarsa ve geri kalan bir milyon dokuz yüz bin kişi bu şansa sahip değilse; elbette o yüz bin kişinin daha iyi yerleri kazanma ihtimalleri yükselecektir. bu durumda fırsat eşitliği sadece haksızlığın ve adaletsizliğin üzerini örtmek için kullanılan bir kılıf olacaktır.
2. devletin ekonomiye müdahalesinin sıfır olması zaten liberallerin dahi pek mümkün bulduğu bir şey değildir. fakat minimal devlet yönündeki baskılar da büyük buhrandan sonra özellikle keynezin ortaya attığı teorilerle azaltılmıştır. başka bir deyişle, devletin ekonomiden tamamiyle elini çekmesinin pek de istenecek bir durum olmadığı yargısına varılmış ve ekonomide daha yol gösterici bir devlete yönelik talep artmıştır.
bunun haricinde kişisel gözlemlerime dayanan eleştirilerim de var tabi. bu eleştirilere değinmeden önce belirtmek isterim ki liberalizmin sosyal hayata karşı bu serbestçil tutumunu destekliyorum. fakat aynı şeyi ekonomik alandaki fikirleri için söylemem zor tabi. her şey bir tarafa, özellikle amerikadaki şekliyle liberaller, ekonomik durumu iyi olmayan insanlara karşı pek anlayışlı değiller. zaten max weberin de iddia ettiği üzere, liberalizmle protestan ahlakı arasında bir takım paralellikler vardır. onlardan kanaatimce en önemlisi de şudur. protestan ahlakına göre çok para kazanmak, tanrının o kişiye karşı bir mükafatı, ödülü olarak görülür. fakirlik ve çok para harcamak ise tanrının gazabıdır. benzer bir bakış açısı amerikan liberalizminde de karşımıza çıkıyor. örneğin amerikalı liberallerin önemli bir kısmı emeklilik, sigorta vs gibi haklara karşı çıkarlar. onlara göre, herkes bu haklardan parası ölçüsünde yararlanmalıdır. yani durumu olmayan bir kişi, devletin yaptığı yardımlarla 60 yaşında emekli olmamalıdır. eğitim konusunda da benzer bir anlayışa sahipler. mesela amerikadaki okulların durumu buna iyi bir örnektir. bazı okullar ise kendilerinden mezun olmuş insanların çocuklarına, torunlarına ekstradan puanlar vererek onları avantajlı konuma yükseltmekteler. bu durum bariz bir şekilde elitist bir anlayışın ürünü. tabi bunların liberalizmin en hardcore şekilleri olduğunu söylemekte fayda var. neticede her ideoloji gibi artıları ve eksileri olan bir ideolojidir liberalizm de. ama şahsi kanaatimce "komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyen bir peygambere sahip olan ve zekat, fitre, oruç gibi ibadetlerle inananlarını fakirlerin halinden anlamaya teşvik eden bir islam toplumunun yapısına, öyle yumuşatılmadan, olduğu gibi sokulabilecek bir ideoloji değildir liberalizm. bu yüzdendir ki bizdeki pek çok liberal de yukarıda saydığım pek çok davranışı sergilemez; onun yerine daha sınırlandırılmış bir liberalizm anlayışını tercih eder.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar