bugün
- mesih düşmanı cinli türk ateistleri26
- dilbigisisi en iyi olan yazar20
- gecenin şarkısı9
- gelecekteki sevgiliye söylenecek şeyler3
- yazarların buluşmak istediği yazar11
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz35
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri35
- insanlar değişmez4
- ölmek istemek ama ölememek5
- eski sevgiliyle bakkalda karşılaşmak10
- bol tereyağlı iskender5
- dahi anlamındaki de yi ayrı yazmayan sevgili14
- saat dokuzu beş geçe atam dolmabahçe de2
- bende eksik olan ne diye düşünmek5
- anasonlu nargile4
- zengin erkek vs fakir kız3
- chatgpt ile dertleşmek7
- gece açlığı6
- tutunamayanlar8
- boyumun 2 cm kısalması28
- kızlar bakar mısınız13
- ben üşümem2
- bir gay yakışıklı bir erkeği nasıl tavlayabilir2
- ayrılık sonrası herkesi benzetmek3
- flörtöz erkek iticiliği5
- chatgptyle dertleşmenin artık cidden yapılması3
- sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görsel11
- cumartesi gecesi erken uyuyan insan3
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması15
- orta doğu da 4 tane ulus devlet var9
- islamda namaz yoktur13
- arkadaşlar hesabımı gizliyorum6
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı21
- placebo konserinde bayilmak2
- chp'nin türkiye'ye yaptıkları6
- gece gündüz acı çekmek2
- uludağ sözlük en popüler yazarını seçiyor9
- kendi kendine nazar değdirmek3
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı19
- istanbul da 2 ilçede denize girme yasağı4
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri4
- israil'e saldıran her ulus helaka uğrayacak6
- sözlük yazarlarını analiz eden yazar5
- 12 eylül 2026 suudi arabistanın vurulması8
- sözlük yazarlarının mastürbasyon teknikleri6
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- tanrılar3
- freddy krueger ve kırmızı çizgili kazağı2
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım12
- nişantaşı nda 36 lı tuvalet kağıdıyla yürümek8
sanayileşme döneminde şekillenen ve zaman zaman oldukça radikal versiyonlarına rastlanabilen ideoloji. genel olarak bu ideoloji;
- fırsat eşitliği
- özgürlük
- adalet
- hukukun üstünlüğü
- devletin ekonomiye müdahalesinin minimuma indirilmesi (night-watchman state) ve bunun daha çok mülkiyet hakkını korumaya yönelik olması
gibi fikirler etrafında toparlanabilir. başka bir deyişle; devletin hem toplumsal hayata, hem de ekonomiye pek fazla müdahale etmemesi taraftarıdır liberaller. fakat yeni nesil liberalleri de içerisine alabileceğimiz; new right ve neo-con gibi ideolojileri gözüme dürtüp de "eee, bunlar ne ayak lan o zaman" şeklinde yaklaşımlarda bulunmayınız. ehe, ehe.
neyse. gelelim bu ideolojiye yöneltilen tipik eleştirilere: (derslerden ve okuduğum kitaplardan aklımda kalanları yazıyorum)
1. fırsat eşitliği kavramı her ne kadar kulaklara hoş görünse de özellikle marksistler tarafından ağır bir şekilde eleştirilmekten kurtulamamıştır. çünkü marksistler her alanda eşitlik sağlanmadan ve özellikle de ekonomik eşitlik sağlanmadan; fırsat eşitliği denilen şeyin sadece süslü bir kandırmaca olacağı iddiasındadırlar. en basit örnekle, 2 milyon kişinin öss denilen bir sınava alınması ve öğrencilerin aldıkları puanlara göre okullarına yerleştirilmeleri bir çeşit fırsat eşitliği olarak görülebilir. fakat misal, bu 2 milyon kişinin içerisinde sırf ailesinin zengin olması sayesinde 100 bin kişi özel okullarda ders görüyorsa, özel dersler ve dershanelerle, pahalı kitaplarla eğitimlerini destekliyorlarsa ve geri kalan bir milyon dokuz yüz bin kişi bu şansa sahip değilse; elbette o yüz bin kişinin daha iyi yerleri kazanma ihtimalleri yükselecektir. bu durumda fırsat eşitliği sadece haksızlığın ve adaletsizliğin üzerini örtmek için kullanılan bir kılıf olacaktır.
2. devletin ekonomiye müdahalesinin sıfır olması zaten liberallerin dahi pek mümkün bulduğu bir şey değildir. fakat minimal devlet yönündeki baskılar da büyük buhrandan sonra özellikle keynezin ortaya attığı teorilerle azaltılmıştır. başka bir deyişle, devletin ekonomiden tamamiyle elini çekmesinin pek de istenecek bir durum olmadığı yargısına varılmış ve ekonomide daha yol gösterici bir devlete yönelik talep artmıştır.
bunun haricinde kişisel gözlemlerime dayanan eleştirilerim de var tabi. bu eleştirilere değinmeden önce belirtmek isterim ki liberalizmin sosyal hayata karşı bu serbestçil tutumunu destekliyorum. fakat aynı şeyi ekonomik alandaki fikirleri için söylemem zor tabi. her şey bir tarafa, özellikle amerikadaki şekliyle liberaller, ekonomik durumu iyi olmayan insanlara karşı pek anlayışlı değiller. zaten max weberin de iddia ettiği üzere, liberalizmle protestan ahlakı arasında bir takım paralellikler vardır. onlardan kanaatimce en önemlisi de şudur. protestan ahlakına göre çok para kazanmak, tanrının o kişiye karşı bir mükafatı, ödülü olarak görülür. fakirlik ve çok para harcamak ise tanrının gazabıdır. benzer bir bakış açısı amerikan liberalizminde de karşımıza çıkıyor. örneğin amerikalı liberallerin önemli bir kısmı emeklilik, sigorta vs gibi haklara karşı çıkarlar. onlara göre, herkes bu haklardan parası ölçüsünde yararlanmalıdır. yani durumu olmayan bir kişi, devletin yaptığı yardımlarla 60 yaşında emekli olmamalıdır. eğitim konusunda da benzer bir anlayışa sahipler. mesela amerikadaki okulların durumu buna iyi bir örnektir. bazı okullar ise kendilerinden mezun olmuş insanların çocuklarına, torunlarına ekstradan puanlar vererek onları avantajlı konuma yükseltmekteler. bu durum bariz bir şekilde elitist bir anlayışın ürünü. tabi bunların liberalizmin en hardcore şekilleri olduğunu söylemekte fayda var. neticede her ideoloji gibi artıları ve eksileri olan bir ideolojidir liberalizm de. ama şahsi kanaatimce "komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyen bir peygambere sahip olan ve zekat, fitre, oruç gibi ibadetlerle inananlarını fakirlerin halinden anlamaya teşvik eden bir islam toplumunun yapısına, öyle yumuşatılmadan, olduğu gibi sokulabilecek bir ideoloji değildir liberalizm. bu yüzdendir ki bizdeki pek çok liberal de yukarıda saydığım pek çok davranışı sergilemez; onun yerine daha sınırlandırılmış bir liberalizm anlayışını tercih eder.
- fırsat eşitliği
- özgürlük
- adalet
- hukukun üstünlüğü
- devletin ekonomiye müdahalesinin minimuma indirilmesi (night-watchman state) ve bunun daha çok mülkiyet hakkını korumaya yönelik olması
gibi fikirler etrafında toparlanabilir. başka bir deyişle; devletin hem toplumsal hayata, hem de ekonomiye pek fazla müdahale etmemesi taraftarıdır liberaller. fakat yeni nesil liberalleri de içerisine alabileceğimiz; new right ve neo-con gibi ideolojileri gözüme dürtüp de "eee, bunlar ne ayak lan o zaman" şeklinde yaklaşımlarda bulunmayınız. ehe, ehe.
neyse. gelelim bu ideolojiye yöneltilen tipik eleştirilere: (derslerden ve okuduğum kitaplardan aklımda kalanları yazıyorum)
1. fırsat eşitliği kavramı her ne kadar kulaklara hoş görünse de özellikle marksistler tarafından ağır bir şekilde eleştirilmekten kurtulamamıştır. çünkü marksistler her alanda eşitlik sağlanmadan ve özellikle de ekonomik eşitlik sağlanmadan; fırsat eşitliği denilen şeyin sadece süslü bir kandırmaca olacağı iddiasındadırlar. en basit örnekle, 2 milyon kişinin öss denilen bir sınava alınması ve öğrencilerin aldıkları puanlara göre okullarına yerleştirilmeleri bir çeşit fırsat eşitliği olarak görülebilir. fakat misal, bu 2 milyon kişinin içerisinde sırf ailesinin zengin olması sayesinde 100 bin kişi özel okullarda ders görüyorsa, özel dersler ve dershanelerle, pahalı kitaplarla eğitimlerini destekliyorlarsa ve geri kalan bir milyon dokuz yüz bin kişi bu şansa sahip değilse; elbette o yüz bin kişinin daha iyi yerleri kazanma ihtimalleri yükselecektir. bu durumda fırsat eşitliği sadece haksızlığın ve adaletsizliğin üzerini örtmek için kullanılan bir kılıf olacaktır.
2. devletin ekonomiye müdahalesinin sıfır olması zaten liberallerin dahi pek mümkün bulduğu bir şey değildir. fakat minimal devlet yönündeki baskılar da büyük buhrandan sonra özellikle keynezin ortaya attığı teorilerle azaltılmıştır. başka bir deyişle, devletin ekonomiden tamamiyle elini çekmesinin pek de istenecek bir durum olmadığı yargısına varılmış ve ekonomide daha yol gösterici bir devlete yönelik talep artmıştır.
bunun haricinde kişisel gözlemlerime dayanan eleştirilerim de var tabi. bu eleştirilere değinmeden önce belirtmek isterim ki liberalizmin sosyal hayata karşı bu serbestçil tutumunu destekliyorum. fakat aynı şeyi ekonomik alandaki fikirleri için söylemem zor tabi. her şey bir tarafa, özellikle amerikadaki şekliyle liberaller, ekonomik durumu iyi olmayan insanlara karşı pek anlayışlı değiller. zaten max weberin de iddia ettiği üzere, liberalizmle protestan ahlakı arasında bir takım paralellikler vardır. onlardan kanaatimce en önemlisi de şudur. protestan ahlakına göre çok para kazanmak, tanrının o kişiye karşı bir mükafatı, ödülü olarak görülür. fakirlik ve çok para harcamak ise tanrının gazabıdır. benzer bir bakış açısı amerikan liberalizminde de karşımıza çıkıyor. örneğin amerikalı liberallerin önemli bir kısmı emeklilik, sigorta vs gibi haklara karşı çıkarlar. onlara göre, herkes bu haklardan parası ölçüsünde yararlanmalıdır. yani durumu olmayan bir kişi, devletin yaptığı yardımlarla 60 yaşında emekli olmamalıdır. eğitim konusunda da benzer bir anlayışa sahipler. mesela amerikadaki okulların durumu buna iyi bir örnektir. bazı okullar ise kendilerinden mezun olmuş insanların çocuklarına, torunlarına ekstradan puanlar vererek onları avantajlı konuma yükseltmekteler. bu durum bariz bir şekilde elitist bir anlayışın ürünü. tabi bunların liberalizmin en hardcore şekilleri olduğunu söylemekte fayda var. neticede her ideoloji gibi artıları ve eksileri olan bir ideolojidir liberalizm de. ama şahsi kanaatimce "komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyen bir peygambere sahip olan ve zekat, fitre, oruç gibi ibadetlerle inananlarını fakirlerin halinden anlamaya teşvik eden bir islam toplumunun yapısına, öyle yumuşatılmadan, olduğu gibi sokulabilecek bir ideoloji değildir liberalizm. bu yüzdendir ki bizdeki pek çok liberal de yukarıda saydığım pek çok davranışı sergilemez; onun yerine daha sınırlandırılmış bir liberalizm anlayışını tercih eder.
Güncel Önemli Başlıklar