bugün
- anın görüntüsü25
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı9
- cadılar bayramı hristiyan bayramı değildir5
- fenerbahçe nin zorlu fikstürü3
- amedspor17
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı17
- 31 ekim 2026 hakkari de askerimizin şehid olması7
- fenerbahçe15
- gocu aslında influncer11
- kasım ayında üstü çıplak foto atan erkek2
- akp gençlik kolları programındaki kavga2
- dışarıda yemek yemek4
- silvermist'a aşık oldum2
- peygamberlerin mücadele ettiği kişiler3
- sözlükte 50 55 yaşlarında bir kız bulup evlenmek6
- evrende hareket nasıl oluyor6
- durduk yere insanın aklına gelen replikler2
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- avrupa da gençlerin sokak eylemleri4
- türk futbolu hakkındaki en iyi yorum5
- 1 kasım 2026 sivasspor boluspor maçı3
- sözlükteki kızların bilgisiz olması17
- fener liverpoolu yenerse sakso geliyormuş2
- sözlükten 35 40 yaşında bir kadın bulup evlenmek4
- milan skriniar8
- kuantum fiziğine sahip kadın9
- film izleyememek3
- bursa daki indirimli sıvı yağ izdihamı2
- manevi danışman2
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta2
- eskiden sözlük çok popülermiş5
- kasım ayı4
- karın ağrısı ve diş ağrısı ile uyanmak3
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- çobanlık yaptığı köyüne pilot olarak döndü2
- emevi kanunlarının allahın kanunu diye yutturmak2
- yazarların pazar günü planları4
- öbür sözlükle ulu farkı3
- kafaya taka taka yaşarsın içine ata ata ölürsün2
- ai otomatik silme4
- kars 36 spor6
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak13
- soru sormayan yetişkinler3
- poponun maddenin 3 halini çıkarması2
- uyudunuz mu arkadaşlar8
- pazar günü yapılacak en iyi şey2
- göbekli erkek vs kaslı erkek9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
- islam4
- bik bik 219
sanayileşme döneminde şekillenen ve zaman zaman oldukça radikal versiyonlarına rastlanabilen ideoloji. genel olarak bu ideoloji;
- fırsat eşitliği
- özgürlük
- adalet
- hukukun üstünlüğü
- devletin ekonomiye müdahalesinin minimuma indirilmesi (night-watchman state) ve bunun daha çok mülkiyet hakkını korumaya yönelik olması
gibi fikirler etrafında toparlanabilir. başka bir deyişle; devletin hem toplumsal hayata, hem de ekonomiye pek fazla müdahale etmemesi taraftarıdır liberaller. fakat yeni nesil liberalleri de içerisine alabileceğimiz; new right ve neo-con gibi ideolojileri gözüme dürtüp de "eee, bunlar ne ayak lan o zaman" şeklinde yaklaşımlarda bulunmayınız. ehe, ehe.
neyse. gelelim bu ideolojiye yöneltilen tipik eleştirilere: (derslerden ve okuduğum kitaplardan aklımda kalanları yazıyorum)
1. fırsat eşitliği kavramı her ne kadar kulaklara hoş görünse de özellikle marksistler tarafından ağır bir şekilde eleştirilmekten kurtulamamıştır. çünkü marksistler her alanda eşitlik sağlanmadan ve özellikle de ekonomik eşitlik sağlanmadan; fırsat eşitliği denilen şeyin sadece süslü bir kandırmaca olacağı iddiasındadırlar. en basit örnekle, 2 milyon kişinin öss denilen bir sınava alınması ve öğrencilerin aldıkları puanlara göre okullarına yerleştirilmeleri bir çeşit fırsat eşitliği olarak görülebilir. fakat misal, bu 2 milyon kişinin içerisinde sırf ailesinin zengin olması sayesinde 100 bin kişi özel okullarda ders görüyorsa, özel dersler ve dershanelerle, pahalı kitaplarla eğitimlerini destekliyorlarsa ve geri kalan bir milyon dokuz yüz bin kişi bu şansa sahip değilse; elbette o yüz bin kişinin daha iyi yerleri kazanma ihtimalleri yükselecektir. bu durumda fırsat eşitliği sadece haksızlığın ve adaletsizliğin üzerini örtmek için kullanılan bir kılıf olacaktır.
2. devletin ekonomiye müdahalesinin sıfır olması zaten liberallerin dahi pek mümkün bulduğu bir şey değildir. fakat minimal devlet yönündeki baskılar da büyük buhrandan sonra özellikle keynezin ortaya attığı teorilerle azaltılmıştır. başka bir deyişle, devletin ekonomiden tamamiyle elini çekmesinin pek de istenecek bir durum olmadığı yargısına varılmış ve ekonomide daha yol gösterici bir devlete yönelik talep artmıştır.
bunun haricinde kişisel gözlemlerime dayanan eleştirilerim de var tabi. bu eleştirilere değinmeden önce belirtmek isterim ki liberalizmin sosyal hayata karşı bu serbestçil tutumunu destekliyorum. fakat aynı şeyi ekonomik alandaki fikirleri için söylemem zor tabi. her şey bir tarafa, özellikle amerikadaki şekliyle liberaller, ekonomik durumu iyi olmayan insanlara karşı pek anlayışlı değiller. zaten max weberin de iddia ettiği üzere, liberalizmle protestan ahlakı arasında bir takım paralellikler vardır. onlardan kanaatimce en önemlisi de şudur. protestan ahlakına göre çok para kazanmak, tanrının o kişiye karşı bir mükafatı, ödülü olarak görülür. fakirlik ve çok para harcamak ise tanrının gazabıdır. benzer bir bakış açısı amerikan liberalizminde de karşımıza çıkıyor. örneğin amerikalı liberallerin önemli bir kısmı emeklilik, sigorta vs gibi haklara karşı çıkarlar. onlara göre, herkes bu haklardan parası ölçüsünde yararlanmalıdır. yani durumu olmayan bir kişi, devletin yaptığı yardımlarla 60 yaşında emekli olmamalıdır. eğitim konusunda da benzer bir anlayışa sahipler. mesela amerikadaki okulların durumu buna iyi bir örnektir. bazı okullar ise kendilerinden mezun olmuş insanların çocuklarına, torunlarına ekstradan puanlar vererek onları avantajlı konuma yükseltmekteler. bu durum bariz bir şekilde elitist bir anlayışın ürünü. tabi bunların liberalizmin en hardcore şekilleri olduğunu söylemekte fayda var. neticede her ideoloji gibi artıları ve eksileri olan bir ideolojidir liberalizm de. ama şahsi kanaatimce "komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyen bir peygambere sahip olan ve zekat, fitre, oruç gibi ibadetlerle inananlarını fakirlerin halinden anlamaya teşvik eden bir islam toplumunun yapısına, öyle yumuşatılmadan, olduğu gibi sokulabilecek bir ideoloji değildir liberalizm. bu yüzdendir ki bizdeki pek çok liberal de yukarıda saydığım pek çok davranışı sergilemez; onun yerine daha sınırlandırılmış bir liberalizm anlayışını tercih eder.
- fırsat eşitliği
- özgürlük
- adalet
- hukukun üstünlüğü
- devletin ekonomiye müdahalesinin minimuma indirilmesi (night-watchman state) ve bunun daha çok mülkiyet hakkını korumaya yönelik olması
gibi fikirler etrafında toparlanabilir. başka bir deyişle; devletin hem toplumsal hayata, hem de ekonomiye pek fazla müdahale etmemesi taraftarıdır liberaller. fakat yeni nesil liberalleri de içerisine alabileceğimiz; new right ve neo-con gibi ideolojileri gözüme dürtüp de "eee, bunlar ne ayak lan o zaman" şeklinde yaklaşımlarda bulunmayınız. ehe, ehe.
neyse. gelelim bu ideolojiye yöneltilen tipik eleştirilere: (derslerden ve okuduğum kitaplardan aklımda kalanları yazıyorum)
1. fırsat eşitliği kavramı her ne kadar kulaklara hoş görünse de özellikle marksistler tarafından ağır bir şekilde eleştirilmekten kurtulamamıştır. çünkü marksistler her alanda eşitlik sağlanmadan ve özellikle de ekonomik eşitlik sağlanmadan; fırsat eşitliği denilen şeyin sadece süslü bir kandırmaca olacağı iddiasındadırlar. en basit örnekle, 2 milyon kişinin öss denilen bir sınava alınması ve öğrencilerin aldıkları puanlara göre okullarına yerleştirilmeleri bir çeşit fırsat eşitliği olarak görülebilir. fakat misal, bu 2 milyon kişinin içerisinde sırf ailesinin zengin olması sayesinde 100 bin kişi özel okullarda ders görüyorsa, özel dersler ve dershanelerle, pahalı kitaplarla eğitimlerini destekliyorlarsa ve geri kalan bir milyon dokuz yüz bin kişi bu şansa sahip değilse; elbette o yüz bin kişinin daha iyi yerleri kazanma ihtimalleri yükselecektir. bu durumda fırsat eşitliği sadece haksızlığın ve adaletsizliğin üzerini örtmek için kullanılan bir kılıf olacaktır.
2. devletin ekonomiye müdahalesinin sıfır olması zaten liberallerin dahi pek mümkün bulduğu bir şey değildir. fakat minimal devlet yönündeki baskılar da büyük buhrandan sonra özellikle keynezin ortaya attığı teorilerle azaltılmıştır. başka bir deyişle, devletin ekonomiden tamamiyle elini çekmesinin pek de istenecek bir durum olmadığı yargısına varılmış ve ekonomide daha yol gösterici bir devlete yönelik talep artmıştır.
bunun haricinde kişisel gözlemlerime dayanan eleştirilerim de var tabi. bu eleştirilere değinmeden önce belirtmek isterim ki liberalizmin sosyal hayata karşı bu serbestçil tutumunu destekliyorum. fakat aynı şeyi ekonomik alandaki fikirleri için söylemem zor tabi. her şey bir tarafa, özellikle amerikadaki şekliyle liberaller, ekonomik durumu iyi olmayan insanlara karşı pek anlayışlı değiller. zaten max weberin de iddia ettiği üzere, liberalizmle protestan ahlakı arasında bir takım paralellikler vardır. onlardan kanaatimce en önemlisi de şudur. protestan ahlakına göre çok para kazanmak, tanrının o kişiye karşı bir mükafatı, ödülü olarak görülür. fakirlik ve çok para harcamak ise tanrının gazabıdır. benzer bir bakış açısı amerikan liberalizminde de karşımıza çıkıyor. örneğin amerikalı liberallerin önemli bir kısmı emeklilik, sigorta vs gibi haklara karşı çıkarlar. onlara göre, herkes bu haklardan parası ölçüsünde yararlanmalıdır. yani durumu olmayan bir kişi, devletin yaptığı yardımlarla 60 yaşında emekli olmamalıdır. eğitim konusunda da benzer bir anlayışa sahipler. mesela amerikadaki okulların durumu buna iyi bir örnektir. bazı okullar ise kendilerinden mezun olmuş insanların çocuklarına, torunlarına ekstradan puanlar vererek onları avantajlı konuma yükseltmekteler. bu durum bariz bir şekilde elitist bir anlayışın ürünü. tabi bunların liberalizmin en hardcore şekilleri olduğunu söylemekte fayda var. neticede her ideoloji gibi artıları ve eksileri olan bir ideolojidir liberalizm de. ama şahsi kanaatimce "komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyen bir peygambere sahip olan ve zekat, fitre, oruç gibi ibadetlerle inananlarını fakirlerin halinden anlamaya teşvik eden bir islam toplumunun yapısına, öyle yumuşatılmadan, olduğu gibi sokulabilecek bir ideoloji değildir liberalizm. bu yüzdendir ki bizdeki pek çok liberal de yukarıda saydığım pek çok davranışı sergilemez; onun yerine daha sınırlandırılmış bir liberalizm anlayışını tercih eder.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar