bugün
- damarsız tüysüz manisa yaprağı23
- mehdi nereye inecek sorunsalı7
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler23
- yastığa sarılarak uyuyan erkek6
- diamond bosphorus kardeşimin yakışıklı olması6
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi19
- faiz yer misiniz ya da yiyor musunuz4
- ısparta yaprağı3
- sözlükte marka olmak11
- sözlük erkeklerinin sütyen bedenleri8
- alevi kızların alev alev yanması7
- kedi tekmelemek11
- asma yaprağı mı kara lahana yaprağı mı sorunsalı2
- normal insan4
- tiktokta göğüslerini sergileyen sarışın kız4
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- dönercide kız tavlamak5
- sözlük yazarlarının manzaraları7
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması34
- hard seven kız3
- iç gıcıklayıcı bir şey söyle11
- anın görüntüsü31
- birader yazarların biraderlik hedeleri3
- manitayı yemeğe çıkarıp hesabı multinet ile ödemek4
- kadını olduğundan daha çekici kılan şeyler5
- karması eksiye düşen yazar uçurulsun3
- camide rakı içen izmirli kız7
- daha 17 dizisi aras vs teoman6
- iremga32
- kemalistlere karşı omuz omuza2
- aslan gibi adam5
- götünde donu olmayıp tatile gitmek9
- mehdinin gelmiş olması4
- ismet gürbüz4
- insanın karakterini ele veren küçük detaylar4
- evreşe bim de bulgar görmek5
- nasılsınız fakirler8
- demokrasi ahiret diline uygun değildir2
- süleymancılar14
- yemek yapmayı bilmeyen kadın17
- lokantada et için gelen kediye ekmek atmak3
- arkadaşlar bana yol göründü2
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi9
- sözlükte olayların yükselme hızı5
- maymundan geldiğine inanan ateist4
- sayın true2
- alihan kuriş7
- ismet birader hangi istanbul ilçesinde belirecek6
- günde 3 litre su içen yürüyen damacanalar9
- velvet12
genelde istanbul tıp fakültesinde eğitim gören insanların yaşamak için tercih ettikleri semt,taksimden 35C nin diğer adı
cerrahpaşa tıp ve bayazıtta okuyan ögrencilerin çogunlugunu olusturdugu, gece 12 den sonra açsanız ve evde yiyecek bişey yoksa sabaha kadar aç kalacagınız,göt kadar tıkış tıkış bir meydana sahip 35 35a 35c ve 35d ile ulaşabileceginiz, eski istanbulda * ermenilerin yasadığı beşiktaştan 2 ay önce taşındığım * istanbul semti.
bana çok seksi bir yer gibi geliyor
enfes bir yahya kemal şiiri
koca mustâpaşa! ücrâ ve fakîr istanbul!
tâ fetihten beri mü'min, mütevekkil, yoksul,
hüznü bir zevk edinenler yaşıyorlar burada.
kaldım onlarla bütün gün bu güzel rü'yâda.
öyle sinmiş bu vatan semtine milliyetimiz
ki biziz hem görülen, hem duyulan, yalnız biz.
mânevî çerçeve beş yüz senedir hep berrak;
yaşıyanlar değil allâh'a gidenlerden uzak.
bir bahar yağmuru yağmış da açılmış havayı
hisseden kimse hakîkat sanıyor hulyâyı.
âhiret öyle yakın seyredilen manzarada,
o kadar komşu ki dünyâya dıvar yok arada,
geçer insan bir adım atsa birinden birine,
kavuşur karşıda kaybettiği bir sevdiğine.
serviliklerde sükûn, yolda sükûn, evde sükûn.
bu taraf sanki bu halkıyle ezelden meskûn.
bir afîf âile sessizliği var evlerde;
örtüyor fakrı asâletle çekilmiş perde.
kaldırımsız, daracık, iğri sokak, doğru sokak..
her geçildikçe basılmış ve düzelmiş toprak.
kuru ekmekle, bayat peyniri lezzetle yiyen,
çeşmeden her su içerken: "şükür allâh'a" diyen
yaşıyor sâde maîşetlerin en sâfında;
rûh esen kuytu mezarlıkların etrâfında.
bu vatandaş biraz ahşapla, biraz kerpiçten
yapabilmiş bu güzellikleri birkaç hiçten.
türk'ün âsûde mizâciyle bizans'ın kederi
karışıp mağfiret iklîmi edinmiş bu yeri.
şu fetih vak'ası, yârab! ne büyük mu'cizedir!
her tecellîsini nakletmek uzundur bir bir;
bir tecellîsi fakat, rûhu saatlerce sarar:
koca mustâpaşa var, câmii var, semti var.
elli yıl geçtiği günlerde büyük mu'cizeden,
hak'dan ilhâm ile bir gün o güzel semte giden,
rum vezîr, eski manastırda ederken secde,
kalbi çok dolduran îmân ile gelmiş vecde,
onu, tek tanrısının mâbedi etmiş de hayâl,
vakfedip her neye mâlikse, bütün mâl ü menâl,
bir fetih câmii yapmak dilemiş islâma.
sebep olmuş bu eser yâd edilir bir nâma.
dört asırdır inerek câmie nûr üstüne nûr
yerde bulmuş yaşıyanlar da, ölenler de huzûr.
ona hâlâ gidilirken geçilir bir yoldan,
göze çarpar ölüm âyetleri sağdan soldan,
sarmaşıklar, yazılar, taşlar, ağaçlar karışık;
hâfız osman gibi hattatla gömülmüş bir ışık
bu mezarlıkta siyah toprağı aydınlatıyor;
belli, kabrinde, o, bir nûra sarılmış yatıyor.
gece, şi'riyle sararken koca mustâpaşa'yı
seyredenler görür allâha yakın dünyâyı.
yolda tek tük görünenler çekilir evlerine;
gece sessizliği semtin yayılır her yerine.
bir ziyâretçi derin zevk alarak manzaradan,
unutur semtine yollanmayı artık buradan.
gizli bir his bana, hâtif gibi, ihtâr ediyor;
çok yavaş, yalnız içimden duyulan sesle, diyor:
"gitme! kal! sen bu taraf halkına dost insansın;
onların meşrebi, iklîmi ve ırkındansın.
gece, her yerdeki efsunlu sükûnundan iyi,
avutur gamlıyı, teskîn eder endîşeliyi;
ne ledünnî gecedir! tâ ağaran vakte kadar,
bir mücevher gibi sünbül sinan'ın rûhu yanar.
ne saâdet! bu taraflarda, her ülfetten uzak,
vatanın fâtihi cedlerle berâber yaşamak!..."
geç vakit semtime döndüm koca mustâpaşa'dan
kalbim ayrılmadı bir an o güzel rü'yâ'dan.
bu muammâyı uzun boylu düşündüm de yine,
dikkatim hâdisenin vardı derinliklerine;
bu geniş ülkede, binlerce lâtif illerde,
nice yıl, cedlerimiz kökleşerek bir yerde,
mânevî varlığının resmini çizmiş havaya.
-ki bugün karşılaşan benzetiyor rü'yâya.-
kopmuşuz bizler o öz varlık olan manzaradan.
bahseder gerçi duyanlar bir onulmaz yaradan;
derler: insanda derin bir yaradır köksüzlük;
budur âlemde hudutsuz ve hâzin öksüzlük.
sızlatır bâzı saatler dayanılmaz bir acı,
kökü toprakta kalıp kendi kesilmiş ağacı.
rûh arar başka tesellî her esen rüzgârda.
ne yazîk! doğmuyoruz şimdi o topraklarda!
koca mustâpaşa! ücrâ ve fakîr istanbul!
tâ fetihten beri mü'min, mütevekkil, yoksul,
hüznü bir zevk edinenler yaşıyorlar burada.
kaldım onlarla bütün gün bu güzel rü'yâda.
öyle sinmiş bu vatan semtine milliyetimiz
ki biziz hem görülen, hem duyulan, yalnız biz.
mânevî çerçeve beş yüz senedir hep berrak;
yaşıyanlar değil allâh'a gidenlerden uzak.
bir bahar yağmuru yağmış da açılmış havayı
hisseden kimse hakîkat sanıyor hulyâyı.
âhiret öyle yakın seyredilen manzarada,
o kadar komşu ki dünyâya dıvar yok arada,
geçer insan bir adım atsa birinden birine,
kavuşur karşıda kaybettiği bir sevdiğine.
serviliklerde sükûn, yolda sükûn, evde sükûn.
bu taraf sanki bu halkıyle ezelden meskûn.
bir afîf âile sessizliği var evlerde;
örtüyor fakrı asâletle çekilmiş perde.
kaldırımsız, daracık, iğri sokak, doğru sokak..
her geçildikçe basılmış ve düzelmiş toprak.
kuru ekmekle, bayat peyniri lezzetle yiyen,
çeşmeden her su içerken: "şükür allâh'a" diyen
yaşıyor sâde maîşetlerin en sâfında;
rûh esen kuytu mezarlıkların etrâfında.
bu vatandaş biraz ahşapla, biraz kerpiçten
yapabilmiş bu güzellikleri birkaç hiçten.
türk'ün âsûde mizâciyle bizans'ın kederi
karışıp mağfiret iklîmi edinmiş bu yeri.
şu fetih vak'ası, yârab! ne büyük mu'cizedir!
her tecellîsini nakletmek uzundur bir bir;
bir tecellîsi fakat, rûhu saatlerce sarar:
koca mustâpaşa var, câmii var, semti var.
elli yıl geçtiği günlerde büyük mu'cizeden,
hak'dan ilhâm ile bir gün o güzel semte giden,
rum vezîr, eski manastırda ederken secde,
kalbi çok dolduran îmân ile gelmiş vecde,
onu, tek tanrısının mâbedi etmiş de hayâl,
vakfedip her neye mâlikse, bütün mâl ü menâl,
bir fetih câmii yapmak dilemiş islâma.
sebep olmuş bu eser yâd edilir bir nâma.
dört asırdır inerek câmie nûr üstüne nûr
yerde bulmuş yaşıyanlar da, ölenler de huzûr.
ona hâlâ gidilirken geçilir bir yoldan,
göze çarpar ölüm âyetleri sağdan soldan,
sarmaşıklar, yazılar, taşlar, ağaçlar karışık;
hâfız osman gibi hattatla gömülmüş bir ışık
bu mezarlıkta siyah toprağı aydınlatıyor;
belli, kabrinde, o, bir nûra sarılmış yatıyor.
gece, şi'riyle sararken koca mustâpaşa'yı
seyredenler görür allâha yakın dünyâyı.
yolda tek tük görünenler çekilir evlerine;
gece sessizliği semtin yayılır her yerine.
bir ziyâretçi derin zevk alarak manzaradan,
unutur semtine yollanmayı artık buradan.
gizli bir his bana, hâtif gibi, ihtâr ediyor;
çok yavaş, yalnız içimden duyulan sesle, diyor:
"gitme! kal! sen bu taraf halkına dost insansın;
onların meşrebi, iklîmi ve ırkındansın.
gece, her yerdeki efsunlu sükûnundan iyi,
avutur gamlıyı, teskîn eder endîşeliyi;
ne ledünnî gecedir! tâ ağaran vakte kadar,
bir mücevher gibi sünbül sinan'ın rûhu yanar.
ne saâdet! bu taraflarda, her ülfetten uzak,
vatanın fâtihi cedlerle berâber yaşamak!..."
geç vakit semtime döndüm koca mustâpaşa'dan
kalbim ayrılmadı bir an o güzel rü'yâ'dan.
bu muammâyı uzun boylu düşündüm de yine,
dikkatim hâdisenin vardı derinliklerine;
bu geniş ülkede, binlerce lâtif illerde,
nice yıl, cedlerimiz kökleşerek bir yerde,
mânevî varlığının resmini çizmiş havaya.
-ki bugün karşılaşan benzetiyor rü'yâya.-
kopmuşuz bizler o öz varlık olan manzaradan.
bahseder gerçi duyanlar bir onulmaz yaradan;
derler: insanda derin bir yaradır köksüzlük;
budur âlemde hudutsuz ve hâzin öksüzlük.
sızlatır bâzı saatler dayanılmaz bir acı,
kökü toprakta kalıp kendi kesilmiş ağacı.
rûh arar başka tesellî her esen rüzgârda.
ne yazîk! doğmuyoruz şimdi o topraklarda!
eskiden sokak başlarında hep mahalle delikanlıları olurdu , ancak artık daha tehlikeli adamların mekanı olmuş semt.
kocamustafapaşa otobüslerinin istikamet tablolarında kcmstfpş yazar ki, bunu gören turistlerin bu kelimenin ünsüz harflerle yazılmış en uzun kelime olduğunu düşünmemeleri neredeyse imkansızdır.
istanbul universitesi ogrencilerini barındıran ve ogrenciler sayesinde yuksek kiralarıyla yasamın giderek zorlastıgı ama ogrencilik hayatının bir o kadar guzel gecirilebilecegi semt. taksime, beyazıta, eminonune, balata direk otobus vardır. sabaha kadar taksime gitmek mumkundur sarı taksim dolmuslarıyla da.
cok eskilerden burası bag bahceymis, bag evleri bulunurmus samatyalı zenginlere ait.
cok eskilerden burası bag bahceymis, bag evleri bulunurmus samatyalı zenginlere ait.
doğduğum ve büyüdüğüm semttir.dünyanın her yerine en fazla 2 vesayit ile gidilebileceğine dair bir efsanesi vardır. şirin bir semttir.
bayram günleri park yeri bulmanın imkansız olduğu semttir. köşebaşı gençleri geceleri tehlikeli olabilir burada. aslında pek de tutucu değildir burada oturanlar. genelde camide takılan beyaz sakallı yaşlı amcalar karışabilir size. ama bilirler ki pek işe yaramayacak konuşmayı kısa keserler.
(bkz: sümbül efendi camii)
kızları fena halde güzel olan istanbul semti.
35 35a 35c gibi otobüslerle ulaşımı sağlanan, küçüklüğümden beri anneannemi ve dayımı ziyaret için gidip geldiğim istanbul'un nadide bir semt.
sahili samatya dır.
doğup büyüdüğüm halada oturmaya devam ettiğim semt.
yüksek kira bedellerine karsın en cok goc alan semt.ayrıca bende burda dogdum burda büyüdüm ve burda ölücegimi hissettigim semt.
sözlükte bayada bir paşalı varmış dememe yol açan semt.
ikamet edenleri tarafından kısaca "paşa" diye bahsedilir.ayrıca samatya meydandan girilen tren istasyonunun adıdır.
doğduğumdan beri ikamet ettiğim şu sıralarda tehlkenin geçen yıllara göre biraz daha yükseldiğini söylebileceğim* nadide güzellikte ferah rahat hoş bir yer.yaşamak burda hakkaten güzel.
istanbulun en güzel semtlerinin başında gelir.bir diğeri için (bkz: cerrahpaşa)
yaklaşık 19 senedir ikamet ettiğim güzide semt. yaşanılası bir yer. taksim otobüsle 15 dakike be daha ne olsun.
istanbulda hala huzur içinde yaşanabilecek sayılı semtlerden biridir. konumu da oldukça merkezidir. bozulmamasını temenni etmekteyim.
diğer adıda ''paşa'' dır.
kocamustaaaaaapaşa şeklinde telaffuzu mevcuttur.
öğrenci cennetidir. merkezidir. ana otobüs durağı, tren istasyonu vardır. yaşlısı, öğrencisi ve apaçisi boldur. tarih kokar. bir yığın eski cami ve kiliseye sahiptir. istanbul' a taşındığımız zaman gözümü açtığım yerdir. on üç yıldır oturduğum yerdir.
2009 yılında abdi çelebi,hacı hüseyin ağa ve sancaktar hayrettin mahallelerini de sınırlarına dahil ederek büyüyen , istanbul-fatih'in en güzel mahallesi. taksim , eminönü ve beyazıt'a tek otobüs ile gitme imkanı sunan bu mekan , aynı zamanda eski adı ''samatya'' olan kocamustafapaşa tren istasyonuna da sahiptir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar