bugün
- kız troller12
- mustafa sandal'ın gündemde olması4
- kalabalığı seviyor musunuz13
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- true'ya özgürlük3
- akp seçmeni4
- maaş için birbirine katlanan insanlar4
- sabahları nefret edilen şeyler3
- ilham aliyevin türkiyeye nankörlük yapması8
- aliyev'in türkiye'ye gönderme yapan sözleri4
- gece 1 de 10 birayla gelen kız kanka9
- kedilerin yedigi ilginc seyler17
- trump'ın süper zeka zirvesinin sonuçları3
- kadın ile erkek arasında yaşanacak en güzel şey12
- adını bile bilmediğin bir sözlük kızına aşık olmak13
- tekerlek toplayan cocuk14
- pazar günü kahvaltı gazete ve kovboy filmi üçlüsü2
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak11
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum14
- ona bir şey söyle6
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar17
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz11
- evli bir adama aşık oldum sözlük25
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi12
- burcunun yükselenini bilen erkek8
- yazarların anlık durumları9
- brad pitt2
- morning2
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- afrikada bir ülkede yaşasaydınız nerde yaşardınız7
- galatasaray büyüklüğü14
- avokado yiyen insan8
- arkadaşlar bakar mısınız14
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi15
- claudian clouds6
- özel sektör de çalışmak11
- çocuklar niye sünnet edilir7
- zencilerin birbirine nigger demesi6
- gece sokakta baş belaya girer mi6
- şeker hastalığı9
- mafya kızı olma isteği6
- ellerim bos gonlum hos14
- fiziği güzel sözlük kızları56
- boğaz ağrısı7
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı17
- feminen erkek davranışları6
- damarsız tüysüz manisa yaprağı17
- hayatını renklendirmek isteyenlere tavsiyeler6
genelde istanbul tıp fakültesinde eğitim gören insanların yaşamak için tercih ettikleri semt,taksimden 35C nin diğer adı
cerrahpaşa tıp ve bayazıtta okuyan ögrencilerin çogunlugunu olusturdugu, gece 12 den sonra açsanız ve evde yiyecek bişey yoksa sabaha kadar aç kalacagınız,göt kadar tıkış tıkış bir meydana sahip 35 35a 35c ve 35d ile ulaşabileceginiz, eski istanbulda * ermenilerin yasadığı beşiktaştan 2 ay önce taşındığım * istanbul semti.
bana çok seksi bir yer gibi geliyor
enfes bir yahya kemal şiiri
koca mustâpaşa! ücrâ ve fakîr istanbul!
tâ fetihten beri mü'min, mütevekkil, yoksul,
hüznü bir zevk edinenler yaşıyorlar burada.
kaldım onlarla bütün gün bu güzel rü'yâda.
öyle sinmiş bu vatan semtine milliyetimiz
ki biziz hem görülen, hem duyulan, yalnız biz.
mânevî çerçeve beş yüz senedir hep berrak;
yaşıyanlar değil allâh'a gidenlerden uzak.
bir bahar yağmuru yağmış da açılmış havayı
hisseden kimse hakîkat sanıyor hulyâyı.
âhiret öyle yakın seyredilen manzarada,
o kadar komşu ki dünyâya dıvar yok arada,
geçer insan bir adım atsa birinden birine,
kavuşur karşıda kaybettiği bir sevdiğine.
serviliklerde sükûn, yolda sükûn, evde sükûn.
bu taraf sanki bu halkıyle ezelden meskûn.
bir afîf âile sessizliği var evlerde;
örtüyor fakrı asâletle çekilmiş perde.
kaldırımsız, daracık, iğri sokak, doğru sokak..
her geçildikçe basılmış ve düzelmiş toprak.
kuru ekmekle, bayat peyniri lezzetle yiyen,
çeşmeden her su içerken: "şükür allâh'a" diyen
yaşıyor sâde maîşetlerin en sâfında;
rûh esen kuytu mezarlıkların etrâfında.
bu vatandaş biraz ahşapla, biraz kerpiçten
yapabilmiş bu güzellikleri birkaç hiçten.
türk'ün âsûde mizâciyle bizans'ın kederi
karışıp mağfiret iklîmi edinmiş bu yeri.
şu fetih vak'ası, yârab! ne büyük mu'cizedir!
her tecellîsini nakletmek uzundur bir bir;
bir tecellîsi fakat, rûhu saatlerce sarar:
koca mustâpaşa var, câmii var, semti var.
elli yıl geçtiği günlerde büyük mu'cizeden,
hak'dan ilhâm ile bir gün o güzel semte giden,
rum vezîr, eski manastırda ederken secde,
kalbi çok dolduran îmân ile gelmiş vecde,
onu, tek tanrısının mâbedi etmiş de hayâl,
vakfedip her neye mâlikse, bütün mâl ü menâl,
bir fetih câmii yapmak dilemiş islâma.
sebep olmuş bu eser yâd edilir bir nâma.
dört asırdır inerek câmie nûr üstüne nûr
yerde bulmuş yaşıyanlar da, ölenler de huzûr.
ona hâlâ gidilirken geçilir bir yoldan,
göze çarpar ölüm âyetleri sağdan soldan,
sarmaşıklar, yazılar, taşlar, ağaçlar karışık;
hâfız osman gibi hattatla gömülmüş bir ışık
bu mezarlıkta siyah toprağı aydınlatıyor;
belli, kabrinde, o, bir nûra sarılmış yatıyor.
gece, şi'riyle sararken koca mustâpaşa'yı
seyredenler görür allâha yakın dünyâyı.
yolda tek tük görünenler çekilir evlerine;
gece sessizliği semtin yayılır her yerine.
bir ziyâretçi derin zevk alarak manzaradan,
unutur semtine yollanmayı artık buradan.
gizli bir his bana, hâtif gibi, ihtâr ediyor;
çok yavaş, yalnız içimden duyulan sesle, diyor:
"gitme! kal! sen bu taraf halkına dost insansın;
onların meşrebi, iklîmi ve ırkındansın.
gece, her yerdeki efsunlu sükûnundan iyi,
avutur gamlıyı, teskîn eder endîşeliyi;
ne ledünnî gecedir! tâ ağaran vakte kadar,
bir mücevher gibi sünbül sinan'ın rûhu yanar.
ne saâdet! bu taraflarda, her ülfetten uzak,
vatanın fâtihi cedlerle berâber yaşamak!..."
geç vakit semtime döndüm koca mustâpaşa'dan
kalbim ayrılmadı bir an o güzel rü'yâ'dan.
bu muammâyı uzun boylu düşündüm de yine,
dikkatim hâdisenin vardı derinliklerine;
bu geniş ülkede, binlerce lâtif illerde,
nice yıl, cedlerimiz kökleşerek bir yerde,
mânevî varlığının resmini çizmiş havaya.
-ki bugün karşılaşan benzetiyor rü'yâya.-
kopmuşuz bizler o öz varlık olan manzaradan.
bahseder gerçi duyanlar bir onulmaz yaradan;
derler: insanda derin bir yaradır köksüzlük;
budur âlemde hudutsuz ve hâzin öksüzlük.
sızlatır bâzı saatler dayanılmaz bir acı,
kökü toprakta kalıp kendi kesilmiş ağacı.
rûh arar başka tesellî her esen rüzgârda.
ne yazîk! doğmuyoruz şimdi o topraklarda!
koca mustâpaşa! ücrâ ve fakîr istanbul!
tâ fetihten beri mü'min, mütevekkil, yoksul,
hüznü bir zevk edinenler yaşıyorlar burada.
kaldım onlarla bütün gün bu güzel rü'yâda.
öyle sinmiş bu vatan semtine milliyetimiz
ki biziz hem görülen, hem duyulan, yalnız biz.
mânevî çerçeve beş yüz senedir hep berrak;
yaşıyanlar değil allâh'a gidenlerden uzak.
bir bahar yağmuru yağmış da açılmış havayı
hisseden kimse hakîkat sanıyor hulyâyı.
âhiret öyle yakın seyredilen manzarada,
o kadar komşu ki dünyâya dıvar yok arada,
geçer insan bir adım atsa birinden birine,
kavuşur karşıda kaybettiği bir sevdiğine.
serviliklerde sükûn, yolda sükûn, evde sükûn.
bu taraf sanki bu halkıyle ezelden meskûn.
bir afîf âile sessizliği var evlerde;
örtüyor fakrı asâletle çekilmiş perde.
kaldırımsız, daracık, iğri sokak, doğru sokak..
her geçildikçe basılmış ve düzelmiş toprak.
kuru ekmekle, bayat peyniri lezzetle yiyen,
çeşmeden her su içerken: "şükür allâh'a" diyen
yaşıyor sâde maîşetlerin en sâfında;
rûh esen kuytu mezarlıkların etrâfında.
bu vatandaş biraz ahşapla, biraz kerpiçten
yapabilmiş bu güzellikleri birkaç hiçten.
türk'ün âsûde mizâciyle bizans'ın kederi
karışıp mağfiret iklîmi edinmiş bu yeri.
şu fetih vak'ası, yârab! ne büyük mu'cizedir!
her tecellîsini nakletmek uzundur bir bir;
bir tecellîsi fakat, rûhu saatlerce sarar:
koca mustâpaşa var, câmii var, semti var.
elli yıl geçtiği günlerde büyük mu'cizeden,
hak'dan ilhâm ile bir gün o güzel semte giden,
rum vezîr, eski manastırda ederken secde,
kalbi çok dolduran îmân ile gelmiş vecde,
onu, tek tanrısının mâbedi etmiş de hayâl,
vakfedip her neye mâlikse, bütün mâl ü menâl,
bir fetih câmii yapmak dilemiş islâma.
sebep olmuş bu eser yâd edilir bir nâma.
dört asırdır inerek câmie nûr üstüne nûr
yerde bulmuş yaşıyanlar da, ölenler de huzûr.
ona hâlâ gidilirken geçilir bir yoldan,
göze çarpar ölüm âyetleri sağdan soldan,
sarmaşıklar, yazılar, taşlar, ağaçlar karışık;
hâfız osman gibi hattatla gömülmüş bir ışık
bu mezarlıkta siyah toprağı aydınlatıyor;
belli, kabrinde, o, bir nûra sarılmış yatıyor.
gece, şi'riyle sararken koca mustâpaşa'yı
seyredenler görür allâha yakın dünyâyı.
yolda tek tük görünenler çekilir evlerine;
gece sessizliği semtin yayılır her yerine.
bir ziyâretçi derin zevk alarak manzaradan,
unutur semtine yollanmayı artık buradan.
gizli bir his bana, hâtif gibi, ihtâr ediyor;
çok yavaş, yalnız içimden duyulan sesle, diyor:
"gitme! kal! sen bu taraf halkına dost insansın;
onların meşrebi, iklîmi ve ırkındansın.
gece, her yerdeki efsunlu sükûnundan iyi,
avutur gamlıyı, teskîn eder endîşeliyi;
ne ledünnî gecedir! tâ ağaran vakte kadar,
bir mücevher gibi sünbül sinan'ın rûhu yanar.
ne saâdet! bu taraflarda, her ülfetten uzak,
vatanın fâtihi cedlerle berâber yaşamak!..."
geç vakit semtime döndüm koca mustâpaşa'dan
kalbim ayrılmadı bir an o güzel rü'yâ'dan.
bu muammâyı uzun boylu düşündüm de yine,
dikkatim hâdisenin vardı derinliklerine;
bu geniş ülkede, binlerce lâtif illerde,
nice yıl, cedlerimiz kökleşerek bir yerde,
mânevî varlığının resmini çizmiş havaya.
-ki bugün karşılaşan benzetiyor rü'yâya.-
kopmuşuz bizler o öz varlık olan manzaradan.
bahseder gerçi duyanlar bir onulmaz yaradan;
derler: insanda derin bir yaradır köksüzlük;
budur âlemde hudutsuz ve hâzin öksüzlük.
sızlatır bâzı saatler dayanılmaz bir acı,
kökü toprakta kalıp kendi kesilmiş ağacı.
rûh arar başka tesellî her esen rüzgârda.
ne yazîk! doğmuyoruz şimdi o topraklarda!
eskiden sokak başlarında hep mahalle delikanlıları olurdu , ancak artık daha tehlikeli adamların mekanı olmuş semt.
kocamustafapaşa otobüslerinin istikamet tablolarında kcmstfpş yazar ki, bunu gören turistlerin bu kelimenin ünsüz harflerle yazılmış en uzun kelime olduğunu düşünmemeleri neredeyse imkansızdır.
istanbul universitesi ogrencilerini barındıran ve ogrenciler sayesinde yuksek kiralarıyla yasamın giderek zorlastıgı ama ogrencilik hayatının bir o kadar guzel gecirilebilecegi semt. taksime, beyazıta, eminonune, balata direk otobus vardır. sabaha kadar taksime gitmek mumkundur sarı taksim dolmuslarıyla da.
cok eskilerden burası bag bahceymis, bag evleri bulunurmus samatyalı zenginlere ait.
cok eskilerden burası bag bahceymis, bag evleri bulunurmus samatyalı zenginlere ait.
doğduğum ve büyüdüğüm semttir.dünyanın her yerine en fazla 2 vesayit ile gidilebileceğine dair bir efsanesi vardır. şirin bir semttir.
bayram günleri park yeri bulmanın imkansız olduğu semttir. köşebaşı gençleri geceleri tehlikeli olabilir burada. aslında pek de tutucu değildir burada oturanlar. genelde camide takılan beyaz sakallı yaşlı amcalar karışabilir size. ama bilirler ki pek işe yaramayacak konuşmayı kısa keserler.
(bkz: sümbül efendi camii)
kızları fena halde güzel olan istanbul semti.
35 35a 35c gibi otobüslerle ulaşımı sağlanan, küçüklüğümden beri anneannemi ve dayımı ziyaret için gidip geldiğim istanbul'un nadide bir semt.
sahili samatya dır.
doğup büyüdüğüm halada oturmaya devam ettiğim semt.
yüksek kira bedellerine karsın en cok goc alan semt.ayrıca bende burda dogdum burda büyüdüm ve burda ölücegimi hissettigim semt.
sözlükte bayada bir paşalı varmış dememe yol açan semt.
ikamet edenleri tarafından kısaca "paşa" diye bahsedilir.ayrıca samatya meydandan girilen tren istasyonunun adıdır.
doğduğumdan beri ikamet ettiğim şu sıralarda tehlkenin geçen yıllara göre biraz daha yükseldiğini söylebileceğim* nadide güzellikte ferah rahat hoş bir yer.yaşamak burda hakkaten güzel.
istanbulun en güzel semtlerinin başında gelir.bir diğeri için (bkz: cerrahpaşa)
yaklaşık 19 senedir ikamet ettiğim güzide semt. yaşanılası bir yer. taksim otobüsle 15 dakike be daha ne olsun.
istanbulda hala huzur içinde yaşanabilecek sayılı semtlerden biridir. konumu da oldukça merkezidir. bozulmamasını temenni etmekteyim.
diğer adıda ''paşa'' dır.
kocamustaaaaaapaşa şeklinde telaffuzu mevcuttur.
öğrenci cennetidir. merkezidir. ana otobüs durağı, tren istasyonu vardır. yaşlısı, öğrencisi ve apaçisi boldur. tarih kokar. bir yığın eski cami ve kiliseye sahiptir. istanbul' a taşındığımız zaman gözümü açtığım yerdir. on üç yıldır oturduğum yerdir.
2009 yılında abdi çelebi,hacı hüseyin ağa ve sancaktar hayrettin mahallelerini de sınırlarına dahil ederek büyüyen , istanbul-fatih'in en güzel mahallesi. taksim , eminönü ve beyazıt'a tek otobüs ile gitme imkanı sunan bu mekan , aynı zamanda eski adı ''samatya'' olan kocamustafapaşa tren istasyonuna da sahiptir.
Gündemdeki Haberler