bugün
- dünüşü4
- saç traşı olmuyorum hadi bakalım3
- bezaz'a gidip bir top basma ve pazen alan kezo2
- zengin yuzırlar2
- dünüşüyle evlenen adam2
- gavurlarla kadın erkek karışık hamama gitmek2
- yunanistan29
- tekne turu14
- şimdi mokv olacaktı2
- ismet efendi'nin yurdumuza ziyareti3
- eğitimin anlamsızlığı3
- en son aldığınız iltifat14
- hurafe dolu islam vs kur an islam ı10
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi2
- sevişirken video çekmek11
- türk ateisti3
- sözlük yazarı dövmek3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- 53 bin düzensiz göçmenin geri dönüşü2
- nureddin mahmud zengi2
- dekolteye bakar mısınız15
- sabahın köründe denize girmek2
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin22
- gebze2
- irmik helvası vs un helvası18
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak30
- japonya23
- abd ve israil'in iran'ı vurma planı2
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- balıkesir vs eskişehir2
- cem küçük10
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti16
- gürcistan26
- sözlükte güzel ve eğlenceli kızların çaylak olması12
- sözlük erkeklerinin helvaları11
- sözlükten birinden hoşlanmak3
- en iyi simit hangi şehirdedir23
- üşüyen erkek12
- erkelerin ayak bileğini gösterme çabadı10
- sözlüğün bitmesi3
- sözlük kızları nerede3
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası11
- ctrlx22
- gelecek partisi'nin kapanması12
- anın görüntüsü12
- adanalı ateist10
- nebiye salat ve resule itaat4
- ketçap aromalı ruffles10
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi12
- hırvatistan2
genelde istanbul tıp fakültesinde eğitim gören insanların yaşamak için tercih ettikleri semt,taksimden 35C nin diğer adı
cerrahpaşa tıp ve bayazıtta okuyan ögrencilerin çogunlugunu olusturdugu, gece 12 den sonra açsanız ve evde yiyecek bişey yoksa sabaha kadar aç kalacagınız,göt kadar tıkış tıkış bir meydana sahip 35 35a 35c ve 35d ile ulaşabileceginiz, eski istanbulda * ermenilerin yasadığı beşiktaştan 2 ay önce taşındığım * istanbul semti.
bana çok seksi bir yer gibi geliyor
enfes bir yahya kemal şiiri
koca mustâpaşa! ücrâ ve fakîr istanbul!
tâ fetihten beri mü'min, mütevekkil, yoksul,
hüznü bir zevk edinenler yaşıyorlar burada.
kaldım onlarla bütün gün bu güzel rü'yâda.
öyle sinmiş bu vatan semtine milliyetimiz
ki biziz hem görülen, hem duyulan, yalnız biz.
mânevî çerçeve beş yüz senedir hep berrak;
yaşıyanlar değil allâh'a gidenlerden uzak.
bir bahar yağmuru yağmış da açılmış havayı
hisseden kimse hakîkat sanıyor hulyâyı.
âhiret öyle yakın seyredilen manzarada,
o kadar komşu ki dünyâya dıvar yok arada,
geçer insan bir adım atsa birinden birine,
kavuşur karşıda kaybettiği bir sevdiğine.
serviliklerde sükûn, yolda sükûn, evde sükûn.
bu taraf sanki bu halkıyle ezelden meskûn.
bir afîf âile sessizliği var evlerde;
örtüyor fakrı asâletle çekilmiş perde.
kaldırımsız, daracık, iğri sokak, doğru sokak..
her geçildikçe basılmış ve düzelmiş toprak.
kuru ekmekle, bayat peyniri lezzetle yiyen,
çeşmeden her su içerken: "şükür allâh'a" diyen
yaşıyor sâde maîşetlerin en sâfında;
rûh esen kuytu mezarlıkların etrâfında.
bu vatandaş biraz ahşapla, biraz kerpiçten
yapabilmiş bu güzellikleri birkaç hiçten.
türk'ün âsûde mizâciyle bizans'ın kederi
karışıp mağfiret iklîmi edinmiş bu yeri.
şu fetih vak'ası, yârab! ne büyük mu'cizedir!
her tecellîsini nakletmek uzundur bir bir;
bir tecellîsi fakat, rûhu saatlerce sarar:
koca mustâpaşa var, câmii var, semti var.
elli yıl geçtiği günlerde büyük mu'cizeden,
hak'dan ilhâm ile bir gün o güzel semte giden,
rum vezîr, eski manastırda ederken secde,
kalbi çok dolduran îmân ile gelmiş vecde,
onu, tek tanrısının mâbedi etmiş de hayâl,
vakfedip her neye mâlikse, bütün mâl ü menâl,
bir fetih câmii yapmak dilemiş islâma.
sebep olmuş bu eser yâd edilir bir nâma.
dört asırdır inerek câmie nûr üstüne nûr
yerde bulmuş yaşıyanlar da, ölenler de huzûr.
ona hâlâ gidilirken geçilir bir yoldan,
göze çarpar ölüm âyetleri sağdan soldan,
sarmaşıklar, yazılar, taşlar, ağaçlar karışık;
hâfız osman gibi hattatla gömülmüş bir ışık
bu mezarlıkta siyah toprağı aydınlatıyor;
belli, kabrinde, o, bir nûra sarılmış yatıyor.
gece, şi'riyle sararken koca mustâpaşa'yı
seyredenler görür allâha yakın dünyâyı.
yolda tek tük görünenler çekilir evlerine;
gece sessizliği semtin yayılır her yerine.
bir ziyâretçi derin zevk alarak manzaradan,
unutur semtine yollanmayı artık buradan.
gizli bir his bana, hâtif gibi, ihtâr ediyor;
çok yavaş, yalnız içimden duyulan sesle, diyor:
"gitme! kal! sen bu taraf halkına dost insansın;
onların meşrebi, iklîmi ve ırkındansın.
gece, her yerdeki efsunlu sükûnundan iyi,
avutur gamlıyı, teskîn eder endîşeliyi;
ne ledünnî gecedir! tâ ağaran vakte kadar,
bir mücevher gibi sünbül sinan'ın rûhu yanar.
ne saâdet! bu taraflarda, her ülfetten uzak,
vatanın fâtihi cedlerle berâber yaşamak!..."
geç vakit semtime döndüm koca mustâpaşa'dan
kalbim ayrılmadı bir an o güzel rü'yâ'dan.
bu muammâyı uzun boylu düşündüm de yine,
dikkatim hâdisenin vardı derinliklerine;
bu geniş ülkede, binlerce lâtif illerde,
nice yıl, cedlerimiz kökleşerek bir yerde,
mânevî varlığının resmini çizmiş havaya.
-ki bugün karşılaşan benzetiyor rü'yâya.-
kopmuşuz bizler o öz varlık olan manzaradan.
bahseder gerçi duyanlar bir onulmaz yaradan;
derler: insanda derin bir yaradır köksüzlük;
budur âlemde hudutsuz ve hâzin öksüzlük.
sızlatır bâzı saatler dayanılmaz bir acı,
kökü toprakta kalıp kendi kesilmiş ağacı.
rûh arar başka tesellî her esen rüzgârda.
ne yazîk! doğmuyoruz şimdi o topraklarda!
koca mustâpaşa! ücrâ ve fakîr istanbul!
tâ fetihten beri mü'min, mütevekkil, yoksul,
hüznü bir zevk edinenler yaşıyorlar burada.
kaldım onlarla bütün gün bu güzel rü'yâda.
öyle sinmiş bu vatan semtine milliyetimiz
ki biziz hem görülen, hem duyulan, yalnız biz.
mânevî çerçeve beş yüz senedir hep berrak;
yaşıyanlar değil allâh'a gidenlerden uzak.
bir bahar yağmuru yağmış da açılmış havayı
hisseden kimse hakîkat sanıyor hulyâyı.
âhiret öyle yakın seyredilen manzarada,
o kadar komşu ki dünyâya dıvar yok arada,
geçer insan bir adım atsa birinden birine,
kavuşur karşıda kaybettiği bir sevdiğine.
serviliklerde sükûn, yolda sükûn, evde sükûn.
bu taraf sanki bu halkıyle ezelden meskûn.
bir afîf âile sessizliği var evlerde;
örtüyor fakrı asâletle çekilmiş perde.
kaldırımsız, daracık, iğri sokak, doğru sokak..
her geçildikçe basılmış ve düzelmiş toprak.
kuru ekmekle, bayat peyniri lezzetle yiyen,
çeşmeden her su içerken: "şükür allâh'a" diyen
yaşıyor sâde maîşetlerin en sâfında;
rûh esen kuytu mezarlıkların etrâfında.
bu vatandaş biraz ahşapla, biraz kerpiçten
yapabilmiş bu güzellikleri birkaç hiçten.
türk'ün âsûde mizâciyle bizans'ın kederi
karışıp mağfiret iklîmi edinmiş bu yeri.
şu fetih vak'ası, yârab! ne büyük mu'cizedir!
her tecellîsini nakletmek uzundur bir bir;
bir tecellîsi fakat, rûhu saatlerce sarar:
koca mustâpaşa var, câmii var, semti var.
elli yıl geçtiği günlerde büyük mu'cizeden,
hak'dan ilhâm ile bir gün o güzel semte giden,
rum vezîr, eski manastırda ederken secde,
kalbi çok dolduran îmân ile gelmiş vecde,
onu, tek tanrısının mâbedi etmiş de hayâl,
vakfedip her neye mâlikse, bütün mâl ü menâl,
bir fetih câmii yapmak dilemiş islâma.
sebep olmuş bu eser yâd edilir bir nâma.
dört asırdır inerek câmie nûr üstüne nûr
yerde bulmuş yaşıyanlar da, ölenler de huzûr.
ona hâlâ gidilirken geçilir bir yoldan,
göze çarpar ölüm âyetleri sağdan soldan,
sarmaşıklar, yazılar, taşlar, ağaçlar karışık;
hâfız osman gibi hattatla gömülmüş bir ışık
bu mezarlıkta siyah toprağı aydınlatıyor;
belli, kabrinde, o, bir nûra sarılmış yatıyor.
gece, şi'riyle sararken koca mustâpaşa'yı
seyredenler görür allâha yakın dünyâyı.
yolda tek tük görünenler çekilir evlerine;
gece sessizliği semtin yayılır her yerine.
bir ziyâretçi derin zevk alarak manzaradan,
unutur semtine yollanmayı artık buradan.
gizli bir his bana, hâtif gibi, ihtâr ediyor;
çok yavaş, yalnız içimden duyulan sesle, diyor:
"gitme! kal! sen bu taraf halkına dost insansın;
onların meşrebi, iklîmi ve ırkındansın.
gece, her yerdeki efsunlu sükûnundan iyi,
avutur gamlıyı, teskîn eder endîşeliyi;
ne ledünnî gecedir! tâ ağaran vakte kadar,
bir mücevher gibi sünbül sinan'ın rûhu yanar.
ne saâdet! bu taraflarda, her ülfetten uzak,
vatanın fâtihi cedlerle berâber yaşamak!..."
geç vakit semtime döndüm koca mustâpaşa'dan
kalbim ayrılmadı bir an o güzel rü'yâ'dan.
bu muammâyı uzun boylu düşündüm de yine,
dikkatim hâdisenin vardı derinliklerine;
bu geniş ülkede, binlerce lâtif illerde,
nice yıl, cedlerimiz kökleşerek bir yerde,
mânevî varlığının resmini çizmiş havaya.
-ki bugün karşılaşan benzetiyor rü'yâya.-
kopmuşuz bizler o öz varlık olan manzaradan.
bahseder gerçi duyanlar bir onulmaz yaradan;
derler: insanda derin bir yaradır köksüzlük;
budur âlemde hudutsuz ve hâzin öksüzlük.
sızlatır bâzı saatler dayanılmaz bir acı,
kökü toprakta kalıp kendi kesilmiş ağacı.
rûh arar başka tesellî her esen rüzgârda.
ne yazîk! doğmuyoruz şimdi o topraklarda!
eskiden sokak başlarında hep mahalle delikanlıları olurdu , ancak artık daha tehlikeli adamların mekanı olmuş semt.
kocamustafapaşa otobüslerinin istikamet tablolarında kcmstfpş yazar ki, bunu gören turistlerin bu kelimenin ünsüz harflerle yazılmış en uzun kelime olduğunu düşünmemeleri neredeyse imkansızdır.
istanbul universitesi ogrencilerini barındıran ve ogrenciler sayesinde yuksek kiralarıyla yasamın giderek zorlastıgı ama ogrencilik hayatının bir o kadar guzel gecirilebilecegi semt. taksime, beyazıta, eminonune, balata direk otobus vardır. sabaha kadar taksime gitmek mumkundur sarı taksim dolmuslarıyla da.
cok eskilerden burası bag bahceymis, bag evleri bulunurmus samatyalı zenginlere ait.
cok eskilerden burası bag bahceymis, bag evleri bulunurmus samatyalı zenginlere ait.
doğduğum ve büyüdüğüm semttir.dünyanın her yerine en fazla 2 vesayit ile gidilebileceğine dair bir efsanesi vardır. şirin bir semttir.
bayram günleri park yeri bulmanın imkansız olduğu semttir. köşebaşı gençleri geceleri tehlikeli olabilir burada. aslında pek de tutucu değildir burada oturanlar. genelde camide takılan beyaz sakallı yaşlı amcalar karışabilir size. ama bilirler ki pek işe yaramayacak konuşmayı kısa keserler.
(bkz: sümbül efendi camii)
kızları fena halde güzel olan istanbul semti.
35 35a 35c gibi otobüslerle ulaşımı sağlanan, küçüklüğümden beri anneannemi ve dayımı ziyaret için gidip geldiğim istanbul'un nadide bir semt.
sahili samatya dır.
doğup büyüdüğüm halada oturmaya devam ettiğim semt.
yüksek kira bedellerine karsın en cok goc alan semt.ayrıca bende burda dogdum burda büyüdüm ve burda ölücegimi hissettigim semt.
sözlükte bayada bir paşalı varmış dememe yol açan semt.
ikamet edenleri tarafından kısaca "paşa" diye bahsedilir.ayrıca samatya meydandan girilen tren istasyonunun adıdır.
doğduğumdan beri ikamet ettiğim şu sıralarda tehlkenin geçen yıllara göre biraz daha yükseldiğini söylebileceğim* nadide güzellikte ferah rahat hoş bir yer.yaşamak burda hakkaten güzel.
istanbulun en güzel semtlerinin başında gelir.bir diğeri için (bkz: cerrahpaşa)
yaklaşık 19 senedir ikamet ettiğim güzide semt. yaşanılası bir yer. taksim otobüsle 15 dakike be daha ne olsun.
istanbulda hala huzur içinde yaşanabilecek sayılı semtlerden biridir. konumu da oldukça merkezidir. bozulmamasını temenni etmekteyim.
diğer adıda ''paşa'' dır.
kocamustaaaaaapaşa şeklinde telaffuzu mevcuttur.
öğrenci cennetidir. merkezidir. ana otobüs durağı, tren istasyonu vardır. yaşlısı, öğrencisi ve apaçisi boldur. tarih kokar. bir yığın eski cami ve kiliseye sahiptir. istanbul' a taşındığımız zaman gözümü açtığım yerdir. on üç yıldır oturduğum yerdir.
2009 yılında abdi çelebi,hacı hüseyin ağa ve sancaktar hayrettin mahallelerini de sınırlarına dahil ederek büyüyen , istanbul-fatih'in en güzel mahallesi. taksim , eminönü ve beyazıt'a tek otobüs ile gitme imkanı sunan bu mekan , aynı zamanda eski adı ''samatya'' olan kocamustafapaşa tren istasyonuna da sahiptir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar