bugün
- velvet55
- dolar isterse 100 olsun5
- yazarların favori giyim markası14
- arabayla dağdan inerken dinlenecek şarkılar10
- geceleri bir kadına sarılıp uyuyamamak10
- yakışıklı erkek denince akla gelen isim10
- migros'a sorulacak tek soru24
- osuruktan şiirler61
- sözlüğün en harbi kızı8
- 2026 ekonomik krizi17
- insan olmaya ceyrek kala15
- israile atom bombası atmak8
- inanılmaz sıkıcısınız ya6
- sözlüğün en harbi erkeği7
- sözlük yazarlarının 2027 kararları6
- ölmedeyiz uludağ sözlük6
- kadınların cinsel başlıkları eksilemesi7
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar9
- sözlüğün en cool erkek yazarı6
- seninle sevişirken ölmek istiyorum7
- aleksey batrakov28
- hayattaki en değerli şeyler8
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- kendi klanına laf edilince hoplamak6
- friedrich hegel la bi cay icek12
- sekiz aydır masturbasyon yapmıyor olmak7
- yargıya güvenen varsa yazsın9
- sigara içmeyi bırakmak istememek8
- victor osimhen20
- spor ayakkabı5
- öz eleştiri yaparken dikkat edilmesi gerekenler4
- kova burcunun su grubu yerine hava grubunda olması5
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı8
- evde soğuk kahve yapımı7
- zeka içerikli entry vs bilgi içerikli entry8
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı5
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği11
- tostumu yaptım11
- michel foucault3
- arkadaşlar çok hastayım ya10
- kadınları aşağılamanın moda olması7
- alparslan kuytul15
- hurdacıya gidiyorum7
- migros'tan alışveriş yapınca elit olduğunu sanmak6
- 20 ağustos 2026 trabzonspor ferencvaros maçı4
- g i l d e d l i l y16
- geceye bir şarkı bırak10
- manyak olmaya karar verdim3
- enayimiknatisi ile kavga etmek21
- bilinçaltı algılama6
beyaz kabus olarak da tabir edilebilen bir yağış şekli.
ankara'ya düşmesiyle beraber sevinçten hoplatmış zıplatmıştır. çok özlemiştik çok.
dünyanın en iyisi için (bkz: kars)
istanbulda akşamüstü yine yağmaya başlayan hava olayı şeysi. kadıköy bildiğin beyaz.
kaç yaşında olursanız olun sizi bir an için çocukluğunuza döndürme yetisine sahiptir kar.
(bkz: karı severim donsuz olursa)
kısa bir güzelliktir ancak kısada olsa belli bir süre dünyanın pisliklerini örter, bembeyaz bırakır hey yeri...
iktisadi kar: satış hasılatı - iktisadi maliyet(açık maliyet + örtük maliyet)
muhasebe karı: satış hasılatı - açık maliyet
muhasebe karı: satış hasılatı - açık maliyet
beyaz romantizm.
kar yağarken, kara an çok yakışan şarkılar ezginin günlüğü şarkılarıdır. bol bol dinlemekte yarar vardır, c vitamini niyetine.
şu anda istanbulda yağan şey.
(bkz: karı severim)
uzun yıllardan beri ilk kez meterolojik tahminlere olan güvenimizi tam denilen saatte gelmesiyle haklı çıkaran, tatil döneminde yağma tercihiyle istanbulluların -bilhassa yöneticilerin- takdirini kazanan mevsimsel olay.
birçok aksiliğine rağmen özlenen olgu. *
En güzel Karsa yakışır bu kar denilen beyaz örtü
havadaki en güzel telâştır inmek için bir an önce yere. ne kadar da kirletmişiz yeri; görecek inince.
yağış çeşitlerinin en güzelidir. insana huzur, mutluluk gibi duyguları yoğun yaşayabilmesi için ortam sunar.
kardır yağan üstümüze geceden, yağmurlu, karanlık bir düşünceden, ormanın uğultusuyla birlikte. ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte. kar yağıyor üstümüze ...
ve nihayet eskişehir'e düzgünce kar yağdı.
hala da devam ediyor.
hala da devam ediyor.
cem adrian ın bir şarkısı benim için şu an "kar".
sürekli dinlemeye cesaret edemediğim ama her dinleyişimde içimde bir köşede kimseler duymadan, görmeden ağlama isteği uyandıran ve bazen de yaptıran, tarifsiz bir şarkı. insana hayatını gözden geçirtiyor bir kaç dakikada. fotoğraf gibi aklınıza kareler geliyor hayatınızdan.
işte böyle bir şey kar. benim için. şu an.
sürekli dinlemeye cesaret edemediğim ama her dinleyişimde içimde bir köşede kimseler duymadan, görmeden ağlama isteği uyandıran ve bazen de yaptıran, tarifsiz bir şarkı. insana hayatını gözden geçirtiyor bir kaç dakikada. fotoğraf gibi aklınıza kareler geliyor hayatınızdan.
işte böyle bir şey kar. benim için. şu an.
an itibariyle istanbul halkalı da yağmış ancak kısa süre içerisinde etkisini kaybetmiş hava olayıdır.
heyecan ile bursada bekliyorum kendisini, sakın geç kalma erken gel. isyan edicem bu sene de gelmezse adam gibi bir kar göremedik şehirde * okulu bırakıp erzurum a gidicem o derece yani.
Elhan-ı Şita (kış nağmeleri)
Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
(Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,)
Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar
(Eşini kaybeden bir kuş gibi kar)
Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar...
(Geçen ilkbahar günlerini arar)
Ey kulûbün sürûd-i şeydâsı,
(Ey kalplerin divane şarkısı)
Ey kebûterlerin neşideleri,
(Ey güvercinlerin şiirleri)
O baharın bu işte ferdâsı
(O baharın bu işte yarını)
Kapladı bir derin sükûta yeri karlar
(Kapladı bir derin sessizlikle yeri karlar)
Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.
(Ki sessizce arasıra ağlar)
Ey uçarken düşüp ölen kelebek
(Ey uçarken düşüp ölen kelebek)
Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek gibi kar
(Bir melek kanadının beyaz püskülü gibi kar)
Seni solgun hadîkalarda arar.
(Seni solgun bahçelerde arar.)
Sen açarken çiçekler üstünde
(Sen açarken çiçekler üstünde)
Ufacık bir çiçekli yelpâze,
(Ufacık bir çiçekli yelpâze,)
Nâ'şun üstünde şimdi ey mürde
(Cansız bedenin üstünde şimdi ey ölü)
Başladı parça parça pervâze karlar
(Başladı parça parça altın kırıntıları karlar)
Ki semâdan düşer düşer ağlar!
(Ki gökyüzünden düşer düşer ağlar!)
Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar;
(Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar ;)
Küçücük, ser-sefîd baykuşlar gibi kar
(Küçücük, beyaz başlı baykuşlar gibi kar)
Sizi dallarda, lânelerde arar.
(Sizi dallarda, yuvalarda arar.)
Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân,
(Gittiniz, gittiniz siz ey kuşlar,)
Şimdi boş kaldı serteser yuvalar;
(Şimdi boş kaldı baştan başa yuvalar ;)
Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân! -
(Yuvalarda -feryat etmeyen yetîm-)
Son kalan mâi tüyleri kovalar karlar
(Son kalan mavi tüyleri kovalar karlar)
Ki havada uçar uçar ağlar.
(Ki havada uçar uçar ağlar.)
Destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir
(Ey kış göğü, elinde yığın yığındır)
Berk-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter...
(Yasemin yaprağı, güvercin kanadı, ıslak bulut...)
Dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir-
(Dök ey gökyüzü -doğanın canlılığı uykudadır-
Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler!
(Siyah toprağın üstüne katışıksız çiçekler!)
Her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! -
(Her ağaçlık yer şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! -)
Bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid...
(Bir gölge yığını ve siyah renkli ve ümitsiz)
Ey dest-i âsmân-ı şitâ, durma, durma, çek.
(Ey kış göğünün eli, durma, durma, çek.)
Her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd!
(Her ağaçlığın üstüne bir beyaz örtü!)
Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar
(Göklerden emeller gibi dökülüyor kar)
Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar
(Her mutlu hayalim gibi koşarak düşüyor kar)
Bir bâd-ı hamûşun Per-i sâfında uyuklar
(Sessiz bir rüzgar tüylü bir kanatta uyuklar)
Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar,
(Yolunda durur bir aralık sonra uçarlar,)
Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân,
(Soldan sağa, sağdan sola titreyerek ve kaçışarak)
Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân
(Bazen uçmada tüyler gibi, bazen dökülmede
)
Karlar, bütün elhânı mezâmîr-i sükûtun,
(Karlar, sessizliğin dualarının bütün nağmeleri)
Karlar, bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun.
(Karlar, ruhların bahçelerinin çiçekleri)
Dök kâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök.
(Dök siyah toprak üstüne, ey göğün eli dök.)
Ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök:
(Ey göğün eli, izzetin eli, kışın eli, dök)
Ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi;
(Bahar çiçekleri yerine beyaz kar)
Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi.
(Kuşların nağmeleri yerine ümidin suskunluğunu.)
Cenab Şahabettin
Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
(Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,)
Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar
(Eşini kaybeden bir kuş gibi kar)
Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar...
(Geçen ilkbahar günlerini arar)
Ey kulûbün sürûd-i şeydâsı,
(Ey kalplerin divane şarkısı)
Ey kebûterlerin neşideleri,
(Ey güvercinlerin şiirleri)
O baharın bu işte ferdâsı
(O baharın bu işte yarını)
Kapladı bir derin sükûta yeri karlar
(Kapladı bir derin sessizlikle yeri karlar)
Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.
(Ki sessizce arasıra ağlar)
Ey uçarken düşüp ölen kelebek
(Ey uçarken düşüp ölen kelebek)
Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek gibi kar
(Bir melek kanadının beyaz püskülü gibi kar)
Seni solgun hadîkalarda arar.
(Seni solgun bahçelerde arar.)
Sen açarken çiçekler üstünde
(Sen açarken çiçekler üstünde)
Ufacık bir çiçekli yelpâze,
(Ufacık bir çiçekli yelpâze,)
Nâ'şun üstünde şimdi ey mürde
(Cansız bedenin üstünde şimdi ey ölü)
Başladı parça parça pervâze karlar
(Başladı parça parça altın kırıntıları karlar)
Ki semâdan düşer düşer ağlar!
(Ki gökyüzünden düşer düşer ağlar!)
Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar;
(Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar ;)
Küçücük, ser-sefîd baykuşlar gibi kar
(Küçücük, beyaz başlı baykuşlar gibi kar)
Sizi dallarda, lânelerde arar.
(Sizi dallarda, yuvalarda arar.)
Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân,
(Gittiniz, gittiniz siz ey kuşlar,)
Şimdi boş kaldı serteser yuvalar;
(Şimdi boş kaldı baştan başa yuvalar ;)
Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân! -
(Yuvalarda -feryat etmeyen yetîm-)
Son kalan mâi tüyleri kovalar karlar
(Son kalan mavi tüyleri kovalar karlar)
Ki havada uçar uçar ağlar.
(Ki havada uçar uçar ağlar.)
Destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir
(Ey kış göğü, elinde yığın yığındır)
Berk-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter...
(Yasemin yaprağı, güvercin kanadı, ıslak bulut...)
Dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir-
(Dök ey gökyüzü -doğanın canlılığı uykudadır-
Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler!
(Siyah toprağın üstüne katışıksız çiçekler!)
Her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! -
(Her ağaçlık yer şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! -)
Bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid...
(Bir gölge yığını ve siyah renkli ve ümitsiz)
Ey dest-i âsmân-ı şitâ, durma, durma, çek.
(Ey kış göğünün eli, durma, durma, çek.)
Her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd!
(Her ağaçlığın üstüne bir beyaz örtü!)
Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar
(Göklerden emeller gibi dökülüyor kar)
Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar
(Her mutlu hayalim gibi koşarak düşüyor kar)
Bir bâd-ı hamûşun Per-i sâfında uyuklar
(Sessiz bir rüzgar tüylü bir kanatta uyuklar)
Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar,
(Yolunda durur bir aralık sonra uçarlar,)
Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân,
(Soldan sağa, sağdan sola titreyerek ve kaçışarak)
Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân
(Bazen uçmada tüyler gibi, bazen dökülmede
)
Karlar, bütün elhânı mezâmîr-i sükûtun,
(Karlar, sessizliğin dualarının bütün nağmeleri)
Karlar, bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun.
(Karlar, ruhların bahçelerinin çiçekleri)
Dök kâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök.
(Dök siyah toprak üstüne, ey göğün eli dök.)
Ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök:
(Ey göğün eli, izzetin eli, kışın eli, dök)
Ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi;
(Bahar çiçekleri yerine beyaz kar)
Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi.
(Kuşların nağmeleri yerine ümidin suskunluğunu.)
Cenab Şahabettin
an itibariyle istanbul'a düşmüştür.*
özlenen, kış şeysi.
şahsi olarak yaz aylarına aşık olsam da, kış hakkında asla vazgeçemeyeceğim şeydir kar.
cam kenarından, her biri eşsiz o tanelerin süsüzlmesini izlemek. koskoca kıyafetlerin, körpe bedenleri sarıp sarmalasını görüp, o güveni kendi bedeninde hissetmek ve sıcak sıcak servis edilmiş aromalı kahvenin dudaklarını yakmasına izin verirken, gözlerini kitaptan ayıralı dakikalar olduğunu farketmek gibisi yoktur.
hepsinden eğlencelisi de aslında dışarı çıkıp, soğuktan eller kızarana kadar kartopu oynamaktır.
yağsındır.
şahsi olarak yaz aylarına aşık olsam da, kış hakkında asla vazgeçemeyeceğim şeydir kar.
cam kenarından, her biri eşsiz o tanelerin süsüzlmesini izlemek. koskoca kıyafetlerin, körpe bedenleri sarıp sarmalasını görüp, o güveni kendi bedeninde hissetmek ve sıcak sıcak servis edilmiş aromalı kahvenin dudaklarını yakmasına izin verirken, gözlerini kitaptan ayıralı dakikalar olduğunu farketmek gibisi yoktur.
hepsinden eğlencelisi de aslında dışarı çıkıp, soğuktan eller kızarana kadar kartopu oynamaktır.
yağsındır.
Gündemdeki Haberler