bugün
- sözlük yazarlarının salatalıkları17
- hangi renksiniz11
- özledim mesajına verilecek cevaplar12
- sözlükte herkesin avcı olması12
- necip fazıl a sorulmak istenen sorular5
- kadir mısıroğlu3
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam6
- sözlükteki zorbalar12
- hardallı patates salatası3
- sürekli ilgi bekleyen erkek9
- takı takmayı çok seven kız7
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu17
- sözlükteki şer çetesi9
- izmirbeyefendisi13
- 5 eylül 2026 türkiye sırbistan voleybol maçı8
- gocu50
- voleybol maçlarını izleyen erkekler3
- masum erkek6
- erkek yazarların yaptığı son yemek2
- sinoplular nasıl insanlardır7
- sivaslılar6
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- bıçak kemiğe dayandı6
- tarihin en kötü psg si3
- sokaktan kız geçerken kurt gibi uluyan tipler3
- sözlükte içki fotoğrafı paylaşan tip6
- sözlükteki büyücüler5
- sözlüğe farklı bir kimlik ile sızmak5
- ağzıyla içemeyen insan6
- berhan şimşek'in kadına şiddet görüntüsü10
- menzil terör örgütü metö3
- islamcı entelektüeller3
- deccalin sözlükte olma ihtimali5
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı17
- kılıçlar çekildi bu bir düello5
- zeki demirkubuz4
- 5 eylül 2026 köprülerin özelleştirilmesi13
- sözlükte kavga çıkarsa gocunun kini tutuyoruz9
- finaaaalllddddeeeeeyyy yiiiiiiizzzzzz2
- alkolün beyin hücreleri üzerindeki etkileri4
- isa mesih'in ikinci kez geleceği gerçeği4
- ebubekir sifil in deve sidiğini içmemesi2
- sinoplu diyojen4
- kuzukulağı3
- havaların soğumaya başlaması5
- dincilerin agresif olmasının nedeni2
- anın görüntüsü23
- tai lung45
- yobaz kudurtma yolları2
- paris saint germain8
zaman
yavru aslan karnını doyurduğu zaman
dişi aslan gençleşir
ateş payını istediği zaman
toprak kızarır
ölüm ona aşktan söz ettiğin zaman
yaşam ürperir
yaşam ona ölümden söz ettiğin zaman
aşk gülümser
(çev.eray canberk, seçme şiirler)
yavru aslan karnını doyurduğu zaman
dişi aslan gençleşir
ateş payını istediği zaman
toprak kızarır
ölüm ona aşktan söz ettiğin zaman
yaşam ürperir
yaşam ona ölümden söz ettiğin zaman
aşk gülümser
(çev.eray canberk, seçme şiirler)
yaramaz çocuklara masallar adlı çocuk kitabında "zürafalar operası" hikayesi çok güzeldir.
"zürafalar operası"
-bir kaç tabloluk hüzünlü opera-
zürafalar dilsiz olduğundan, şarkılar kafalarının içinde kalır.
yalnızca çok dikkatle gözlerinin içine bakarak anlayabilirsiniz, bir şarkıyı yanlış mı doğru mu söylediklerini.
j.prevert - çev. samih rifat
"zürafalar operası"
-bir kaç tabloluk hüzünlü opera-
zürafalar dilsiz olduğundan, şarkılar kafalarının içinde kalır.
yalnızca çok dikkatle gözlerinin içine bakarak anlayabilirsiniz, bir şarkıyı yanlış mı doğru mu söylediklerini.
j.prevert - çev. samih rifat
Fransız sinemasında şiirsel gerçekçilik(Realisme Poetique) hareketinin senaryo yazarıdır. bilhassa Marcel Carne-Jacques Prevert işbirliğinin bir ürünü olan Les Enfants du Paradis isimli filmdeki gösterdiği başarı oldukça dikkate değerdir[karakterlerin paradoksal yapısı ve tarihi figür olmaları ki "de montray" dışındaki tüm karakterler tarihi bir figür niteliğindedir.]
BU SEVDA
Bu sevda
Birdenbire saran içimizi
Bu narin
bu sımsıcak
Bu umutsuz
Sevda
Gün gibi güzel
Ve kabaran deniz gibi
Çalkantılı
Bu sevda
O kadar gerçek
O kadar güzel
O kadar mutlu
O kadar sevinçli
Ve karanlıkta korkudan titreyen bir çocuk gibi
Gülünç
Ve gecenin ortasında sakin bir adam gibi
Kendinden emin
Başkalarının yüreğine korku salan
Benizlerini solduran
Dillerini çözen bu sevda
Gözetlediğimiz için gözetlenen
Yaraladığımız
Ayaklar altına aldığımız
inkar ettiğimiz unuttuğumuz için
Kovalanmış yaralanmış ayaklar altına alınmış
inkar edilmiş unutulmuş
Bu kocaman sevda
Gene dipdiri
Gene güneşli
Senin sevdandır bu
Benim sevdamdır
Hep var olan
Durmadan yenilenen
Ve değişmeyendir
Bir bitki kadar gerçek, bir kuş kadar ürkek
Yaz güneşi kadar diri ve sıcaktır
ikimiz de gidebiliriz
Sonra dönüp
Derin uykulara dalabiliriz
Acı çekebiliriz uyanınca
ihtiyarlayabiliriz
Sonra tekrar dalabiliriz uykuya
Ölümü düşleyebiliriz
Oysa
Başucumuzda
Gülerek bakıyor bize
Durmadan tazelenen bu sevda
Ayak diriyor yaşamakta
Arzu kadar diri
Bellek kadar zalim
Pişmanlık kadar budala
Hatırlamak kadar tatlı
Mermer gibi soğuk
Gün gibi güzel
Bir çocuk gibi narin
Bize bakıyor gülümseyerek
Ve hiçbir şey söylemeksizin
Konuşuyor bizimle
Ve ben ürpererek dinliyorum onu
Bağırıyorum
Senin için
Kendim için
Bağırıyorum bizim için
Gitme kal
Dur orda
Ayrılma yerinden
Kal orda
Kımıldama
Gitme
Biz ki sevmiştik birbirimizi
Unuttuk seni
Bari sen unutma bizi
Bir sen varsın yeryüzünde bizim için
Terk etme bizi
Buz bağlamasın yüreklerimiz
Ne kadar uzakta
Ve nerde olursan ol
Duyur bize kendini
Bir çalı dibinde
Hatıralar ormanında
Birdenbire çıkıver karşımıza
Uzat elini bize
Ve kurtar bizi.
Bu sevda
Birdenbire saran içimizi
Bu narin
bu sımsıcak
Bu umutsuz
Sevda
Gün gibi güzel
Ve kabaran deniz gibi
Çalkantılı
Bu sevda
O kadar gerçek
O kadar güzel
O kadar mutlu
O kadar sevinçli
Ve karanlıkta korkudan titreyen bir çocuk gibi
Gülünç
Ve gecenin ortasında sakin bir adam gibi
Kendinden emin
Başkalarının yüreğine korku salan
Benizlerini solduran
Dillerini çözen bu sevda
Gözetlediğimiz için gözetlenen
Yaraladığımız
Ayaklar altına aldığımız
inkar ettiğimiz unuttuğumuz için
Kovalanmış yaralanmış ayaklar altına alınmış
inkar edilmiş unutulmuş
Bu kocaman sevda
Gene dipdiri
Gene güneşli
Senin sevdandır bu
Benim sevdamdır
Hep var olan
Durmadan yenilenen
Ve değişmeyendir
Bir bitki kadar gerçek, bir kuş kadar ürkek
Yaz güneşi kadar diri ve sıcaktır
ikimiz de gidebiliriz
Sonra dönüp
Derin uykulara dalabiliriz
Acı çekebiliriz uyanınca
ihtiyarlayabiliriz
Sonra tekrar dalabiliriz uykuya
Ölümü düşleyebiliriz
Oysa
Başucumuzda
Gülerek bakıyor bize
Durmadan tazelenen bu sevda
Ayak diriyor yaşamakta
Arzu kadar diri
Bellek kadar zalim
Pişmanlık kadar budala
Hatırlamak kadar tatlı
Mermer gibi soğuk
Gün gibi güzel
Bir çocuk gibi narin
Bize bakıyor gülümseyerek
Ve hiçbir şey söylemeksizin
Konuşuyor bizimle
Ve ben ürpererek dinliyorum onu
Bağırıyorum
Senin için
Kendim için
Bağırıyorum bizim için
Gitme kal
Dur orda
Ayrılma yerinden
Kal orda
Kımıldama
Gitme
Biz ki sevmiştik birbirimizi
Unuttuk seni
Bari sen unutma bizi
Bir sen varsın yeryüzünde bizim için
Terk etme bizi
Buz bağlamasın yüreklerimiz
Ne kadar uzakta
Ve nerde olursan ol
Duyur bize kendini
Bir çalı dibinde
Hatıralar ormanında
Birdenbire çıkıver karşımıza
Uzat elini bize
Ve kurtar bizi.
şiirlerinin çevirilerine baktığınızda garipçileri hatırlatsa da bu tamamen dil bilmemenin getirdiği yanılsamadır.
nazım hikmet kokar şiirleri.
"Eşek kıral ve ben..
Sabaha sağ çıkmayacağız.
Eşek açlıktan,
Kıral iç sıkıntısından,
Bense aşk ateşinden..
Aylardan mayıs."
şiiriyle tanıdım onu.
Gerçekten bu kadar derin miydi anlattıkları, yoksa ben mi çok füruatlı düşündüğüm bir anda mı denk gelmiştim satırlarına?
sanatın gerçeküstü bir yanıydı bu; bir şairin anlattığından daha fazla şey anlayabiiyorsunuz, bir satırda sayfalarca düşünceye boğulabiliyorsunuz çoğu zaman.
Ben bu şiirde bunu yaşadım.
ya da gerçekten jacques prevert bu şiirde bir hayvan, bir hükümdar ve bir sanatçının yaşamlarının, yaşamak için aldıkları gücün kaynağının, dertlerinin, kaygılarının farklılığını muhteşem anlattı.
nazım hikmet kokar şiirleri.
"Eşek kıral ve ben..
Sabaha sağ çıkmayacağız.
Eşek açlıktan,
Kıral iç sıkıntısından,
Bense aşk ateşinden..
Aylardan mayıs."
şiiriyle tanıdım onu.
Gerçekten bu kadar derin miydi anlattıkları, yoksa ben mi çok füruatlı düşündüğüm bir anda mı denk gelmiştim satırlarına?
sanatın gerçeküstü bir yanıydı bu; bir şairin anlattığından daha fazla şey anlayabiiyorsunuz, bir satırda sayfalarca düşünceye boğulabiliyorsunuz çoğu zaman.
Ben bu şiirde bunu yaşadım.
ya da gerçekten jacques prevert bu şiirde bir hayvan, bir hükümdar ve bir sanatçının yaşamlarının, yaşamak için aldıkları gücün kaynağının, dertlerinin, kaygılarının farklılığını muhteşem anlattı.
sardalyeci kadinlarin türküsü
dönün bakalım dönün
ufacık kızlar
dönün fabrikanın etrafında
handiyse girersiniz siz de içeri
dönün bakalım dönün
balıkçı kızları
balıkçı yetimleri
beşiğinizin etrafına dizilen
melekler vardı ya hani
belli fabrika sahibinden para yedikleri
tutup alınyazınızı yazmışlar
yazılacak birşey olsaydı bari
siz yok yoksul yaşayacaksınız
biçok da çocuğunuz olacak
ama biçok çocuğunuz
onlar da yok yoksul kalacak
onların da biçok çocuğu olacak
ama biçok çocuğu
biçok çocuğu ama
dönün bakalım, dönün
ufacık kızlar.
dönün fabrikanın etrafında
handiyse girersiniz siz de içeri
dönün bakalım dönün
balıkçı kızları
balıkçı yetimleri
jacques prevert
dönün bakalım dönün
ufacık kızlar
dönün fabrikanın etrafında
handiyse girersiniz siz de içeri
dönün bakalım dönün
balıkçı kızları
balıkçı yetimleri
beşiğinizin etrafına dizilen
melekler vardı ya hani
belli fabrika sahibinden para yedikleri
tutup alınyazınızı yazmışlar
yazılacak birşey olsaydı bari
siz yok yoksul yaşayacaksınız
biçok da çocuğunuz olacak
ama biçok çocuğunuz
onlar da yok yoksul kalacak
onların da biçok çocuğu olacak
ama biçok çocuğu
biçok çocuğu ama
dönün bakalım, dönün
ufacık kızlar.
dönün fabrikanın etrafında
handiyse girersiniz siz de içeri
dönün bakalım dönün
balıkçı kızları
balıkçı yetimleri
jacques prevert
karanlıkta tek tek yakılmış üç kibrit
ilki görmek için yüzünü senin
gözlerini görmek için ikincisi
sonuncusu dudaklarını
ve kollarımla sararken seni
koyu bir karanlık bütün bunları bana hatırlatmak için. *
ilki görmek için yüzünü senin
gözlerini görmek için ikincisi
sonuncusu dudaklarını
ve kollarımla sararken seni
koyu bir karanlık bütün bunları bana hatırlatmak için. *
seviyorum bu adamı ve şiirlerini..en sevdiğimse,
karanlıkta ardına ardına yakılmış üç kibrit,
ilki yüzünü görmek için,
gözlerini görmek için ikincisi,
sonuncusuysa dudaklarını,
zifiri karanlıkta tüm bunları hatırlamak için,
sımsıkı sardım seni kollarımla..
bu kadar duygu yüklü bir şiir daha bilmiyorum ben..lakin ilginçtir,bu şiiri seven hiç kadın tanımadım,söylediğim kadınlar bildiğin odun çıktı odun odun..
ben mi şiirden anlamıyorum,yoksa nerde ruhsuz kadın var gidip onları mı buluyorum bilemedim şimdi..
karanlıkta ardına ardına yakılmış üç kibrit,
ilki yüzünü görmek için,
gözlerini görmek için ikincisi,
sonuncusuysa dudaklarını,
zifiri karanlıkta tüm bunları hatırlamak için,
sımsıkı sardım seni kollarımla..
bu kadar duygu yüklü bir şiir daha bilmiyorum ben..lakin ilginçtir,bu şiiri seven hiç kadın tanımadım,söylediğim kadınlar bildiğin odun çıktı odun odun..
ben mi şiirden anlamıyorum,yoksa nerde ruhsuz kadın var gidip onları mı buluyorum bilemedim şimdi..
1900 doğumlu fransız şair ve senarist. eserlerinde genellikle toplumsal umut ve aşk temalarını işler. Türkçe'de yayımlanan yapıtları arasında "Sisler Rıhtımı", "Haylaz Çocuklara Öyküler", "Ay Operası", "Harikalar Tablosu" ve "Cin Sıpa" örnek verilebilir.
kışlanın dışında
Kalpağımı kafese
Kuşu kafama koydum dışarı çıktım
Ne o dedi komutan sokakta
Selam vermek yok mu artık?
Hayır, dedi kuş;
Selam vermek yok artık.
Bağışlayın, dedi komutan:
Ben var sanıyordum da.
Aldırmayın canım, dedi kuş,
Her insan yanılabilir.
kışlanın dışında
Kalpağımı kafese
Kuşu kafama koydum dışarı çıktım
Ne o dedi komutan sokakta
Selam vermek yok mu artık?
Hayır, dedi kuş;
Selam vermek yok artık.
Bağışlayın, dedi komutan:
Ben var sanıyordum da.
Aldırmayın canım, dedi kuş,
Her insan yanılabilir.
(bkz: les feuilles mortes)
güzel bir sabah.
Korkmazdı kimseden
Ya da hiçbir şeyden
Fakat bir sabah güzel bir sabah
Bir şey gördüğüne inandı
Ama bir şey yok dedi
Ve haklıydı
Hiç şüphe duymadığı mantığıyla
Bir şey yoktu
Fakat sabah aynı sabah
Birisini duyduğuna inandı
Ve açtı kapıyı
Ve kapattı kimse yok diyerek
Ve haklıydı
Hiç şüphe duymadığı mantığıyla
Kimse yoktu
Aniden bir korkuya kapıldı
Ve anladı ki yalnızdı
Ama yapayalnız da değil
Yaşıyordu beraberce
Karşısındaki hiç kimseyle
Korkmazdı kimseden
Ya da hiçbir şeyden
Fakat bir sabah güzel bir sabah
Bir şey gördüğüne inandı
Ama bir şey yok dedi
Ve haklıydı
Hiç şüphe duymadığı mantığıyla
Bir şey yoktu
Fakat sabah aynı sabah
Birisini duyduğuna inandı
Ve açtı kapıyı
Ve kapattı kimse yok diyerek
Ve haklıydı
Hiç şüphe duymadığı mantığıyla
Kimse yoktu
Aniden bir korkuya kapıldı
Ve anladı ki yalnızdı
Ama yapayalnız da değil
Yaşıyordu beraberce
Karşısındaki hiç kimseyle
"kışlanın dışında" isimli şiirini gülümsemenin diğer adı olarak tanımladığım şairdir.
Kalpağımı kafese
Kuşu kafama koydum dışarı çıktım
Ne o dedi komutan sokakta
Selam vermek yok mu artık?
Hayır, dedi kuş;
Selam vermek yok artık.
Bağışlayın, dedi komutan:
Ben var sanıyordum da.
Aldırmayın canım, dedi kuş,
Her insan yanılabilir.
Kalpağımı kafese
Kuşu kafama koydum dışarı çıktım
Ne o dedi komutan sokakta
Selam vermek yok mu artık?
Hayır, dedi kuş;
Selam vermek yok artık.
Bağışlayın, dedi komutan:
Ben var sanıyordum da.
Aldırmayın canım, dedi kuş,
Her insan yanılabilir.
1919'da istanbula işgal askeri olarak geldiğinde
-'' ben işgal askeri olarak görev alacak insan değilim.'' dediği rivayet edilen fransız şair.
kesit;
''Gidebilirdik ikimiz
Gelebilirdik
Unutabilirdik
Uyuyabilirdik sonra
Uyanabilirdik
acınabilirdik
yaşlanabilirdik
Uyuyabilirdik gene
Düşleyebilirdik ölümü
Uyanabilirdik gülümseyebilirdik gülebilirdik
Gençleşebilirdik de''
-'' ben işgal askeri olarak görev alacak insan değilim.'' dediği rivayet edilen fransız şair.
kesit;
''Gidebilirdik ikimiz
Gelebilirdik
Unutabilirdik
Uyuyabilirdik sonra
Uyanabilirdik
acınabilirdik
yaşlanabilirdik
Uyuyabilirdik gene
Düşleyebilirdik ölümü
Uyanabilirdik gülümseyebilirdik gülebilirdik
Gençleşebilirdik de''
Serge Gainsbourg'un La Chanson de Prévert'inde "Les Feuilles mortes" (Autumn Leaves) şarkısına gönderme yapılan şair ve senarist.
Senaryolarını yazdığı Quai des brumes ve les portes de la nuit filmlerini Hüzünlü varoluşçu aşk hikayeleri sevenlere şiddetle öneririm.
Senaryolarını yazdığı Quai des brumes ve les portes de la nuit filmlerini Hüzünlü varoluşçu aşk hikayeleri sevenlere şiddetle öneririm.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar