bugün
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı24
- enayilerin bitik leao'ya 17 m euro maaş vermesi19
- sarapci koala73
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız23
- rafael leao31
- legacy kod2
- salih mirzabeyoğlu5
- sözlük yazarlarının nahları9
- ben geldim naneler8
- antipanik12
- menzil cemaati ne üretiyor7
- aleksey batrakov9
- arkadaşlar hesabı silicem14
- radyo mavi2
- tai lung36
- para harcamayı sever misiniz6
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti14
- alevilerin atatürk sevgisinin abartılması4
- günün sözü24
- fenerbahçe23
- cem yılmaz'ın kalp krizi geçirmesi3
- türkiye ekonomide çin'i örnek almalıdır7
- bir şey soracağım5
- velvet23
- melih gökçek6
- hayatı dar eden aile4
- futbol9
- galatasaray8
- birader bay beyler3
- ülke batsa diye hergün dua eden kemalist7
- türkiye18
- tüm varoluş sancılarının sonunun islam'a çıkması2
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi24
- mesih gelse kimsenin inanmayacak olması6
- türkler ve çinliler iki süper güç olacak7
- kendin hakkında bir gerçek bırak3
- s'i l v'e r m'i s t4
- kıza aşık oldum ne yapacağım3
- sözlük muhaliflerinin fikri yoktur9
- ahlakçılık3
- gece gece incir yemek3
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı7
- kapadokya27
- deccal7
- ateistlerin yaşama amacı28
- ak partililerin anayasayı değiştirmeye çalışması5
- victor osimhen3
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
sırf içine eden insanlardan dolayı nefret edilecek halde olan şehir.Tüm güzelliğini hala bize göstermeye çalışıyor ama nereye kadar tabi...ben bile güzel bursamı bırakıp geldim diğerleri başka yerlerden gelir tabi...
orhan durgut tarafından çok güzel bir fotoğrafı çekilmiş olan şehir.
http://img401.imageshack....g401/1354/istanbulia1.jpg
http://img401.imageshack....g401/1354/istanbulia1.jpg
'betonize maganda tümeni' kışlasına dönen; fatih fevzi paşa gibi bir yerde bile akşam 22.00'den sonra gezmenin höt ister hale geldiği şehir.
kız arkadaşınızla birlikte dolaşırken deliye döneceğiniz şehirdir. çiçek satan çingeneler, işportacı kürtler, ayakkabı boyacıları, mendil satanlar dadanır ve gününüzü zehrederler.
suyuna yazı yazılan şehir.
"...Kurucusunun adını taşıyor; Bizans, Daha sonra, 330 yılında imparator Konstantinus, Roma imparatorluğu'nun başkentini buraya taşıyınca, "Secunda Roma" ya da "Nova Roma" adını alıyor. "ikinci Roma" ve "Yeni Roma" demektir. Fakat Kontstantinopolis adı daha çok tutuyor; ancak yine de "Roma imparatorluğu olarak adlandırılıyor ve halkına "Romani" ya da "Romaie" deniliyor. "Rum", Romani, Romalı, sözcüğünün Arapçasıdır; Türkçe'ye de yerleşiyor.
Haliç'ten Marmara'ya kadar yayılan bir üçgen üzerindedir. Büyük surlar içindedir. Halic'in Elence adı, Keros ya da Boynuz'dur ve "Alün" sözcüğü kentin zenginliği ve parlaklığı yüzünden sonradan ekleniyor. Kadıköy ve Moda'nın adı ise "Körler Kenti" oluyor; Halic'in güzelliği karşısında ancak körlerin buraya yerleşebileceğini anlatıyor.
Çok ismi var, en güzeli slav dillerindedir; "Cari Gerod" deniyor, kentler sultanı anlamına geliyor ve Varna'da bugün bile bu adla biliniyor. Parlak bir kenttir ve Elenler bazan "Parlak Kent" anlamında "Antusa" diyorlar. Eski tarihlerde bile adı "Şehir" olarak geçiyor; Araplar zaman zaman ayırdeden anlamında "Farik" de diyorlar.
istanbul adı Elence'den, is-Tin-Pelis, nitelemesinden çıkıyor; "şehre" veya "şehirden" anlamını veriyor. Orta Çağ boyunca en büyük cazibe merkezidir; pek çok fetih denemesine karşı koyabiliyor. Zaptedilemez olduğu düşünülüyor; zaptedildiği zaman dünyanın sonunun geldiğine inanılıyor. ikinci Mehmet'in zaptının, çağdaşları üzerinde "kıyamet" etkisi bıraktığı anlaşılıyor; bir zamanın sonu bir zamanın başlangıcıdır.
istanbul iki kez zaptediliyor; ilki, 1204 yılında ve Latinler tarafından ele geçiriliyor. Batılılar, Latinler, şehri görülmemiş bir yağmaya tabi tutuyorlar; yine de Fatih'in askerlerine çok büyük zenginlikler kalıyor.
Galata, başından beri istanbul'un dışındadır. istanbul bir Roma öykünmesidir ve daha sonra pek çok kent istanbul'a öykünüyor. Roma türünden yedi tepe üzerinde kuruluyor; ancak çok zaman yanlışlarla sanıldığı gibi bunlar arasında Çamlıca bulunmuyor. Bütün tepeler eski istanbul'dadır, eğer tepe sayılırsa, Topkapı sarayının bulunduğu yer ya da Bayezıt Meydanı istanbul'un iki tepesidir.
Hep yiyicidir. Hep kavga kaçkınıdır. Kavgalarının hepsi oyundur. Ölümleri bile oyun biliyorlar ve bugün Dolmabahçe'deki ölümcül oyunlar, Roma zamanında bugünkü Sultanahmet yakını olan Et Meydanı'ndaki ölümcül sporları hatırlatıyor. Tarihten beri istanbullu için ölüm hep yabancıdır ve hep başkalarının ölümüne ağlıyor veya oynuyor.
Onbeş-onaltı Haziran bir kenara bırakılacak olursa modern istanbul hiç bir devrimci gelişmenin tanığı olamıyor. Patrona Halil, Kabakçı ya da Otuz bir Mart ayaklanmaları istanbul'un tarihidir; kurtarıcıları ya Selanik'ten ya da Anadolu'dan geliyor.
Nasıl yaşadıklarını bilmek zordur ve sevişmeyi bile sonradan öğrendikleri kesindir. istanbullu için esas sevişme türü erkeğin erkekle ve kadının kadınla sevişmesidir; pek çok erkek tarafından yazılmış divan erkeklere olan aşk üzerinedir. Kadınların kadınlara aşkı da öyle gizlenecek bir durum değildir; bazı kadınlara aşık kadınların bunu anlaşılır hale getirmek için beyaz tülbentten boyun bağı takmaları ve tülbentin görünen bir yerine de "ah ah" diye yazmaları usûldendir.
istanbullunun karşı cinsi sevmesinde Kırım Savaşı önemli bir yer tutuyor; savaşta yaralı ingiliz subaylarına hastabakıcılık yapmak ve güzel vakit geçirmelerini sağlamak için ingiliz asil kızları, hemşireciliğin kurucusu Florance Nightingale de bunlar arasındadır, istanbul'a akın ediyorlar. istanbullu bunların aşklarını görüyor ve kadın ile erkek arasındaki aşkları taklit etmeye başlıyor. Kırım Savaşı'nın hemen arkasından daha önce kapitalize olan Mısır'ın prens ve prensesleri istanbul'a akın ediyor; istanbul'da sahilhane, yalı, satın alıyor ve Pera'da arabalarda mendil düşürmeyi ve göz süzmeyi yaygınlaştınyor. Boğazdaki bütün önemli yalıların Mısırlı Prenslere ait oluşu, bu dönemden kalmadır; "istanbulin" giymeye başlayan istanbul erkekleri, Mısırlı prens ve prensesler arasındaki aşklarda çıraklık ediyorlar.
Cihangir ilk modem müslüman mahallesidir ve istanbullu için eşi bulunmaz bir yeri simgeliyor. Hem Pera'nın içindedir ve hem de bir yolla ayrılıyor; hem içinde olmak ve hem de ayrılma, tstanbul aydınının kimliğidir ve bu zamandan geliyor. Cihangir'den Kabataş'a yürüyerek iniliyor; Kabataş, istanbul'un ilk aydınlarını, vapurla, Bab-ı Ali'ye ve istanbullu için çok önemli olan Üsküdar'a ve Boğaz'a bağlıyor. Nakliyat açısından da fevkalede elverişli bir konumu çiziyor.
Benim istanbul'da öğrenci olduğum yıllarda en pahalı kadın fahişelerin yeri olmaya başlamıştı. Şimdi erkek fahişelerle en modern aydınlara konut sağlıyor.
Cihangir'i Taksim'den büyük oteller ve binalar ayırıyor.
Mehmet, istanbul'u fethe karar verdiğinde buralar bağdır. Gemilerini stadyumun arkasından, belki de şimdiki Hilton Oteli ile Divan Oteli'nin arasından, bağların içinden geçiriyor ve Kasım Paşa deresinden Halic'e indiriyor..."
Alıntı: Yalçın Küçük – Emperyalist Türkiye, sayfa: 254-257. (Başak Yayınları - 1992)
Haliç'ten Marmara'ya kadar yayılan bir üçgen üzerindedir. Büyük surlar içindedir. Halic'in Elence adı, Keros ya da Boynuz'dur ve "Alün" sözcüğü kentin zenginliği ve parlaklığı yüzünden sonradan ekleniyor. Kadıköy ve Moda'nın adı ise "Körler Kenti" oluyor; Halic'in güzelliği karşısında ancak körlerin buraya yerleşebileceğini anlatıyor.
Çok ismi var, en güzeli slav dillerindedir; "Cari Gerod" deniyor, kentler sultanı anlamına geliyor ve Varna'da bugün bile bu adla biliniyor. Parlak bir kenttir ve Elenler bazan "Parlak Kent" anlamında "Antusa" diyorlar. Eski tarihlerde bile adı "Şehir" olarak geçiyor; Araplar zaman zaman ayırdeden anlamında "Farik" de diyorlar.
istanbul adı Elence'den, is-Tin-Pelis, nitelemesinden çıkıyor; "şehre" veya "şehirden" anlamını veriyor. Orta Çağ boyunca en büyük cazibe merkezidir; pek çok fetih denemesine karşı koyabiliyor. Zaptedilemez olduğu düşünülüyor; zaptedildiği zaman dünyanın sonunun geldiğine inanılıyor. ikinci Mehmet'in zaptının, çağdaşları üzerinde "kıyamet" etkisi bıraktığı anlaşılıyor; bir zamanın sonu bir zamanın başlangıcıdır.
istanbul iki kez zaptediliyor; ilki, 1204 yılında ve Latinler tarafından ele geçiriliyor. Batılılar, Latinler, şehri görülmemiş bir yağmaya tabi tutuyorlar; yine de Fatih'in askerlerine çok büyük zenginlikler kalıyor.
Galata, başından beri istanbul'un dışındadır. istanbul bir Roma öykünmesidir ve daha sonra pek çok kent istanbul'a öykünüyor. Roma türünden yedi tepe üzerinde kuruluyor; ancak çok zaman yanlışlarla sanıldığı gibi bunlar arasında Çamlıca bulunmuyor. Bütün tepeler eski istanbul'dadır, eğer tepe sayılırsa, Topkapı sarayının bulunduğu yer ya da Bayezıt Meydanı istanbul'un iki tepesidir.
Hep yiyicidir. Hep kavga kaçkınıdır. Kavgalarının hepsi oyundur. Ölümleri bile oyun biliyorlar ve bugün Dolmabahçe'deki ölümcül oyunlar, Roma zamanında bugünkü Sultanahmet yakını olan Et Meydanı'ndaki ölümcül sporları hatırlatıyor. Tarihten beri istanbullu için ölüm hep yabancıdır ve hep başkalarının ölümüne ağlıyor veya oynuyor.
Onbeş-onaltı Haziran bir kenara bırakılacak olursa modern istanbul hiç bir devrimci gelişmenin tanığı olamıyor. Patrona Halil, Kabakçı ya da Otuz bir Mart ayaklanmaları istanbul'un tarihidir; kurtarıcıları ya Selanik'ten ya da Anadolu'dan geliyor.
Nasıl yaşadıklarını bilmek zordur ve sevişmeyi bile sonradan öğrendikleri kesindir. istanbullu için esas sevişme türü erkeğin erkekle ve kadının kadınla sevişmesidir; pek çok erkek tarafından yazılmış divan erkeklere olan aşk üzerinedir. Kadınların kadınlara aşkı da öyle gizlenecek bir durum değildir; bazı kadınlara aşık kadınların bunu anlaşılır hale getirmek için beyaz tülbentten boyun bağı takmaları ve tülbentin görünen bir yerine de "ah ah" diye yazmaları usûldendir.
istanbullunun karşı cinsi sevmesinde Kırım Savaşı önemli bir yer tutuyor; savaşta yaralı ingiliz subaylarına hastabakıcılık yapmak ve güzel vakit geçirmelerini sağlamak için ingiliz asil kızları, hemşireciliğin kurucusu Florance Nightingale de bunlar arasındadır, istanbul'a akın ediyorlar. istanbullu bunların aşklarını görüyor ve kadın ile erkek arasındaki aşkları taklit etmeye başlıyor. Kırım Savaşı'nın hemen arkasından daha önce kapitalize olan Mısır'ın prens ve prensesleri istanbul'a akın ediyor; istanbul'da sahilhane, yalı, satın alıyor ve Pera'da arabalarda mendil düşürmeyi ve göz süzmeyi yaygınlaştınyor. Boğazdaki bütün önemli yalıların Mısırlı Prenslere ait oluşu, bu dönemden kalmadır; "istanbulin" giymeye başlayan istanbul erkekleri, Mısırlı prens ve prensesler arasındaki aşklarda çıraklık ediyorlar.
Cihangir ilk modem müslüman mahallesidir ve istanbullu için eşi bulunmaz bir yeri simgeliyor. Hem Pera'nın içindedir ve hem de bir yolla ayrılıyor; hem içinde olmak ve hem de ayrılma, tstanbul aydınının kimliğidir ve bu zamandan geliyor. Cihangir'den Kabataş'a yürüyerek iniliyor; Kabataş, istanbul'un ilk aydınlarını, vapurla, Bab-ı Ali'ye ve istanbullu için çok önemli olan Üsküdar'a ve Boğaz'a bağlıyor. Nakliyat açısından da fevkalede elverişli bir konumu çiziyor.
Benim istanbul'da öğrenci olduğum yıllarda en pahalı kadın fahişelerin yeri olmaya başlamıştı. Şimdi erkek fahişelerle en modern aydınlara konut sağlıyor.
Cihangir'i Taksim'den büyük oteller ve binalar ayırıyor.
Mehmet, istanbul'u fethe karar verdiğinde buralar bağdır. Gemilerini stadyumun arkasından, belki de şimdiki Hilton Oteli ile Divan Oteli'nin arasından, bağların içinden geçiriyor ve Kasım Paşa deresinden Halic'e indiriyor..."
Alıntı: Yalçın Küçük – Emperyalist Türkiye, sayfa: 254-257. (Başak Yayınları - 1992)
iyi bir sözlük yazarı olduğuna kani olduğum kişi.
milliyet gazetesinde hakkında birkaç acı gerçeğe değinilen şehir.
içerisinde bulunan yaklaşık 1.6 milyon binanın "yarısının" kaçak ya da kısmen kaçak olduğu belirlenmiş. bu binaların yapımında kullanılan malzemenin kalitesi de bilinmemekte. yasadışı oldukları için depreme karşı güçlendirme izni alınamamakta.
en çok kaçak binaların olduğu yerler ise ümraniye, beyoğlu ve maltepe olarak sıralanmış.
insanın aklına ilk rant kelimesi geliyor.
içerisinde bulunan yaklaşık 1.6 milyon binanın "yarısının" kaçak ya da kısmen kaçak olduğu belirlenmiş. bu binaların yapımında kullanılan malzemenin kalitesi de bilinmemekte. yasadışı oldukları için depreme karşı güçlendirme izni alınamamakta.
en çok kaçak binaların olduğu yerler ise ümraniye, beyoğlu ve maltepe olarak sıralanmış.
insanın aklına ilk rant kelimesi geliyor.
sukut-u hayal.
gerek hava kirliliğiyle gerek gürültüsüyle ne kadar şikayet etsekte kesinlikle kestirip atılamıcak bağımlılık yapan bir yar, bir memleket. en güzel örneğiyle bir sezen aksu şarkısı "ah istanbul"
yaşanmış ama yaşananlar yazılmamış bir şehirdir, istanbul.
ailemi, lisemi, dostlarımı bırakıp gittiğim;ama kaç yıldır hala burnumda tütmekte olan şehir...
hakikatten 'aziz' iken 'rezil' ettiğimiz şehir. etrafınıza; apartman diye bina ettikleri hilkat garibelerine bakın. işte onlara yüz-ikiyüz milyar para veriyor bir de insanlar; istanbul'da yaşamak için istanbul'u hiç acımadan öldürmek 'pahasına'...
http://pazar.zaman.com.tr/?bl=5&hn=403
http://pazar.zaman.com.tr/?bl=5&hn=403
kavusmanın, ayrılıkların, aşkın, sevdanın, gözyasının, mutluluğun, hüznün, umudun, ümitsizliğin, basarının, iflasın, hayatın, yasamın bir o kadarda ölümün sehri iSTANBUL...
1,538,77 km²'lik anakent yerleşim alanı ve bu merkezde yaşayan 10.300.000'lik nüfusuyla avrupa ve dünya'nın önde gelen şehirlerinden biri olmasının yanısıra, bu coğrafyanın (bkz: türkiye) da merkezidir.
hakanların kenti.
şairlerin vazgeçemediği nekadar çileli bir trafiği olsa da sevilen, yunanlıların almak için can attığı, asyayı avrupaya bağlayan türkiye'nin gizli başkenti.
başına ne gelirse gelsin,ne kadar hor kullanılırsa kullanılsın,çirkinleştirmek için ne kadar çabalanırsa çabalansın dünyanın gelmiş geçmiş en güzel şehri olan ve gelecekte de öyle kalacak olan şehir.
aşkın, aşkların, insanın, insanların, türkiye'nin, türklerin, avrupa'nın, avrupalıların, dünya'nın , dünyalıların, evrenin başkenti..
yaşanılası şehir.
tam 87 yıl önce bugün itilaf kuvvetleri tarafından işgal edilmiş o zamanki başkentimiz.
http://www.byegm.gov.tr/Y.../1920-1929/Image56001.jpg
http://www.byegm.gov.tr/Y.../1920-1929/Image56001.jpg
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar