/245
geldiğimden beri başım dertten kurtulmasa da vazgeçemeyeceğim, bırakıp geriye dönemeyeceğim, aşık olunası şehir.
ümit yaşar oğuzcan 'ın bir şiiri.

Evin içinde bir oda, odada istanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada istanbul
Adam sigarasını yaktı, bir istanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada istanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada istanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede istanbul, masada istanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada istanbul
insan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada istanbul.
istanbul taşı toprağı altın diye akın akın insanların aktığı,insanların umut kapısı olduğu,deniziyle göz boyadığı,filimlere konu olan,sevenlerin kız kulesinde buluştuğu,çamlıcanın tepesinin şarkılara söz olduğu vb.birçok sayılabilecek özelliği olan ama benim aklıma şimdilik bunların geldiği ve ömrümün 17 senesini iyi kötü geçirdiğim bende vazgeçilmez bir geçmiş bırakan tarih kokan eşsiz il.seni seviyorum.
sınıları dahilinde çok az * istanbullu barındıran türkiye'nin teksas'ı olan şehir.her geçen gün biraz daha çekilmez hale gelmekte.
uzaktan sevmenin en güzel olduğu, içindeyken güzelliğini pek fazla göstermeyen yine de dünyanın en mükemmel şehri denebilecek şehirdir.
öss'nin açıklanmasıyla birlikte çok yüksek ihtimalle üniversiteyi okuyacağım il.
(bkz: istanbul bir aşktır bende)
Adına sanırım en çok şiir veya şarkı yazılan insanı bir günde bile büyüleyebilen güzide bir şehrimizdir..
duman grubunun eski köprünün altında albümündeki en baba şarkı.

şarkı sözleri

istanbul

Bu şehir rakıyla yaşar
Bu şehir sigarayı çeker
Bu şehir gündüzü yaşar
Bu şehir her geceyi sever

Bu şehirin adamı söver
Bu şehir kadınını döver
Bu şehir kanımızı emer
Bu şehir için ölmeye değer
istanbul elinden öper
Bu şehr-i Sitanbul ki bi misl ü behâdır
Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır

Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında
Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır

Bir kân-ı niamdır ki anın gevheri ikbâl
Bir bağ-ı iremdir ki gülü izz ü alâdır

Altında mı üstünde midir cennet-i a’lâ
El-hak bu ne halet bu ne hoş âb u hevâdır

Her bağçesi bir çemenistân-ı letâfet
Her kûşesi bir meclis-i pür-feyz ü safâdır

insaf değildir ânı dünyaya değişmek
Gülzarların cennete teşbih hatadır

Herkes irişür anda muradına ânınçün
Dergahları melce-i erbab-ı recâdır

Kala-yı meârif satılır sûklarında
Bazâr-ı hüner maden-i ilm ü ulemâdır

Camilerinin her biri bir kûh-i tecellî
Ebrû-yi melek andaki mihrâb-ı duâdır

Mescidlerinin her biri bir lücce-i envâr
Kandilleri meh gibi lebrîz-i ziyâdır

Ser-çeşmeleri olmada insana revân-bahş
Germ-âbeleri câna safâ cisme şifâdır

Hep halkının etvarı pesendîde-i makbul
Derler ki biraz dilleri bî-mihr ü vefâdır

Şimdi yapılan âlem-i nev-resm ü safânın
Evsafı hele başka kitâb olsa sezâdır

Nâmı gibi olmuşdur o hem sad hem âbâd
istanbula sermâye-i fahr olsa revâdır

Kûh-sarları bağları kasrları hep
Güya ki bütün şevk ü tarab zevk u safâdır

istanbulun evsafını mümkün mi beyân hiç
Maksûd heman sadr-ı kerem-kâra senâdır
.......

Nedim
melekle şeytanın seviştiği, cennetle cehhennemin iç içe olduğu bir garip şehir...
gitmesem de görmesem de kalbimdedir kendileri...
Dünyanın çehresi olan,insanlığın yazmayı çizmeyi öğrendiğinden beri onlara ışık tutan haritalar,taa bu öğrenilişlerin temelinden beri üzerlerine binlerce şehir adı yazdırmalarına rağmen,bu şehirlern hepsine nazaran çok çok daha farklı olan,dünyanın en güzel ve en özel şehri.
fethi zor fatihi tek olan şehir.
gülü seven dikenini katlanır deyimini yaşadığınız şehir
türkiye'nin asıl başkenti. kültürel, finansal, ekonomik.. ne açıdan bakarsan bak, başkent istanbul'dur.
istanbul'un ilkleri ve en'leri:
*ilk deprem; 358 yılında olmuş.
*ilk saray; bugün beyazıt'taki istanbul üniversitesi rektörlüğü'nün bulunduğu bina istanbul'un ilk sarayı. saray, fatih sultan mehmet tarafından yaptırılmış. 1458 yılında tamamlanan sarayın adı 'saray-ı atik'miş.
*ilk köprü; 5. yy.'da haliç'te yaptırılan ilk ahşap köprü (deve köprüsü)
*ilk kahvehane; 1554 yılında tahtakale'de halepli hakem ile suriyeli şems tarafından açılmış.
*ilk eczane;osmanlı döneminde ilk eczane süleymeniye külliyesi içinde kurulmuş. 1557'de inşa edilen tek katlı bir 'daruhane'* binası yapılmış.
*ilk banka; 1846'da sultan abdülmecit döneminde kurulmuş. 'bank-ı dersaadet' adlı bankayı galata bankerlerinden alleon ve baltazzi kurmuş.
*ilk tramvay; ilk elektrikli tramvay 20 şubat 1914 tarihinde karaköy- ortaköy hattında sefer yapmış.
*ilk metro; fransız mühendis henry gawan, 1874 yılında karaköy ile beyoğlu'nu birbirine bağlayan 550m uzunlukta yeraltı tramvayını * yapmış. tünel hala çalışıyor.
*ilk vapur taşımacılığı;boğazda vapurla yolcu taşımacılığını 1837 yılında biri ingiliz, diğeri rus olan iki yabancı şirket başlatmış.sabah sarıyer'den kalkan vapur tüm iskelelere uğrayarak eminönü'ne gelirmiş. akşamüzeri aynı yoldan dönermiş.
*ilk otomobil; istanbul'a ilk otomobil 1895 yılında gelmiş. halk, otomobili ilk kez fenerbahçe'de görmüş. sahibi ise basra mebusu zehirzade ahmed paşa imiş.
*ilk trafik kazası; 1912 yılında bugünkü şişli camii önünde olmuş. kaza italyan elçiliği'nin şoförü tarafından yapılmış. bir arnavut vatandaşa çarpıp kaçan şoför pangaltı'da polis tarafından yakalanmış.
*ilk sinema; istanbul'da halka açık ilk sinema gösterisi weinberg tarafından 1897 yılında galatasaray'daki sponeck birahanesi'nde yapılmış.
*ilk telefon; ilk görüşme telefonun icadından 2 yıl sonra, 1881'de yapılmış. türkiye'de ilk telefon şebekesi, istanbul'da 1911'de bir ingiliz firması tarafından kurulmuş.
*ilk park; batılı anlamda ilk park 1864 yılında çamlıca'da düzenlenmiş. taksim parkı 1868 yılında, tepebaşı parkı da 1877 yılında açılmış.
*ilk balo; ilk balo 1856'da taksim'deki fransız elçiliğinde verilmiş. baloya dönemin padişahı abdülmecit de katılmış.
*deniz içinde inşa edilen ilk yapı; kız kulesi, üsküdar'da salacak'ın 200m açğında, küçücük bir ada üzerine inşa edilmiş. bu adacık, m.ö. 341 yılına kadar boğazın çıkıntısıymış. yüzyıllar içinde dalgaların yıpratmasıyla anakaradan kopmuş. kimi zaman bir anıtmezar, kimi zaman da gümrük kontrol istasyonu olarak hizmet veren kule şimdi bir restoran.

*en yaşlı tarihi eser; mısır'ın bizans'a hediyesi olan dikilitaş'mış. m.s. 400'de istanbul sultanahmet'te dikilmiş.
*en büyük saray; sarayburnu sırtlarında kurulu olan topkapı sarayı'ymış. çevresini 5km. uzunluğunda sur çevirir.
*en büyük elmes; topkapı sarayı'nda sergilenen 'kaşıkçı elması'dır. 68 karat ağırlığında damla biçmindeki elmasın çevresini iki sıra altın montürlere * yerleştirilmiş 48 pırlanta ile süslüdür.
*en değerli ve pahalı minaresi; 500 yıl önce eminönü'nde yaptırılan süleymaniye camii'nin minaresiymiş. harcında afrika madenlerinden getirilmiş elmas, zümrüt ve yakut bulunmaktaymış.
*en çok ismi olan şehir;evliya çelebi' ye göre istanbul'un 31 ismi var. bazıları;

latinler:makedonya
süryaniler:yankoviçe,aleksandra
yahudiler:vizendovina
frenkler:yağfuriye, pozantiyam, konstantiniye
avusturyalılar: konstantinapol
ruslar: tekfüriye
macarlar: vizendovar
hollandalılar:istefaniye
portekizliler:kastin
araplar: kostantiniyye-i kübra
iranlılar: kayser zemin
hintliler: tahtı rum
moğollar:çakduran
tatarlar:sakaıya
sadece burada doğmamışların "sevmiyorum" diyebildiği şehir...
istanbul

Evin içinde bir oda, odada istanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada istanbul
Adam sigarasını yaktı, bir istanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada istanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada istanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede istanbul, masada istanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada istanbul
insan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada istanbul

ümit yaşar oğuzcan
(bkz: istanbul un en güzel sehir olması)
(bkz: istanbul a asik olmak)
(bkz: istanbul da sonbahar)
(bkz: istanbul da yasamak)
Maden Mühendislerine göre sınırları dahilinde hiç bir değerli taş madeninin bulunmadığı ilimiz. *
düş'tür istanbul, yada kabusa umut yüklemek...

Dün gece düşümdeydin istanbul
seni yazdım
şiirin içinde düş
düşün içinde şiir
bitmeseydi hayalin
emin ol uyanmazdım
ölmeden mümkün mü ki görmek
böyle bir şehir

''Yıl iki bin yirmi üç
saçlarımda sonbahar
sen de değiştin
yalnız bir ben değil istanbul
bir sen gün eskittikçe güzelsin
cennet kadar
şimdi gençlik yıllarımı
bulabilirsen bul

kanayan bir yaraydı
bugün hatırda kalan
anlamışsın istanbul
el çalışmak için var
bir çeyrek asır önce
bu şehirde yaşayan
şimdi yok avuç açan
o çaresiz insanlar

şükür sana istanbul
şimdi yuvasız kuş yok
çocuklar lunaparkta
okul bahçelerinde
çocuklar üşümüyor
çocukların karnı tok
şükür sana istanbul
her şey yerli yerinde

denizaltı tramvay
Bebek'ten Üsküdar'a
üçüncü şahıs metro
Fatih'e Beşiktaş'tan
mavi bir cennet Haliç
hükmetmekte bahara
çok erken doğmuşuz biz
başlasak yeni baştan

ağaçların altında
koştururduk günbegün
çocuk olsaydık şimdi
ben ve tüm yaşıtlarım
güçbela yakışırdı
belki bundan bu hüzün
böyle güzel bir kente
oyuncak taşıtlarım

şimdi genç olmak vardı
yürümek sahil boyu
aşık olmak
elinde tutmak sıcak bir eli
martılardan geçilmez olmuş
istinye koyu
şimdi nerde bilinmez
esen o kavak yeli

ey Fatih'in sevdası istanbul
ne güzelsin
aldığım nefes temiz
gök mavi, deniz mavi
ne fakir yerlerde
ne başı gökte zenginin
değil şimdi seninle
hiçbir şehir müsavi

ey istanbul, ey güzel şehir
ey şehr-i sultan
Cahit'in istediği memleket
bu olmalı
Orhan Veli oturup
Rumelihisarı'ndan
bu vakit dinlemeli seni
gözler kapalı''

ne güzel rüyaydı bu
tanrım! neden uyandım
bu şehri böyle görsem
nedir ki ihtiyarlık
son anımda da olsa
ölürken adım adım
yeter de artar bana
bu kadar bahtiyarlık

erdal akçaoğlu
aşıklar şehri
(bkz: bana istanbul u anlat nasıldı)
doğmuş olduğum il olmasına rağmen 20 yıl sonra ilk kez gittiğim şehir. yaşaması çilelidir ama zevklidir. akbilin tüm araçlarda geçtiği tek şehirdir. kimini kendine aşık eden kimini katil eden şehirdir. türkiye nin özeti olan şehirdir.
dipsiz kuyu.
istanbul

Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünür düşünürüm
istanbul

Binbir direkli Halicinde akşamlar
Adalarında bahar süleymaniyende güneş
Hey sen ne güzelsin kavgamızın şehri
istanbul

Boşuna çekilmedi bunca acılar
Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle
Parklarınla köprülerinle meydanlarınla
Bekle bizi istanbul

Tophanenin karanlık sokaklarında
Koyun koyuna yatan çocuklarınla bekle
Bekle zafer şarkılarıyla geçişimizi
istanbul

Haramilerin saltanatını yıkacağız
Bekle o günler gelsin gelsin istanbul
Sen bize layıksın biz de sana istanbul
istanbul

Boşuna çekilmedi bunca acılar
Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle
Parklarınla köprülerinle meydanlarınla
Bekle bizi istanbul
© copyright 2005 - 2026