/79
sanılanın aksine hz. muhammed ile gelmemiştir. islam ezelden beri vardır. müslümanlık hz. muhammed ile gelmiştir.
eksileyecek arkadaşlardan ricam, önce okuyunuz. bunu saldırmak amaçlı yazmadım, çünkü gerçekten merak ediyorum.

üzerinde düşününce kafa bulandıran din.

lise hayatım boyunca neresinden kurcalasam elimde kaldı. özellikle bu kutsallık konusu benim bir hayli kafamı karıştırır.

puta karşı gönderilen bir din olduğu iddiasında. ibrahim dininin bugünkü üç temsilcisi de aynı iddiada aslında. fakat üçünde de puta tapınmacılık görülüyor. özellikle katoliklerde haç ve isa figürünün önünde (hatta o figüre) tapınma çok bariz. bir de kutsal emanetler var. isa'nın konduğu çarşaf, çakıldığı tahta, çivi ya da muhammed'in ayak izi, dişi vb kutsal kabul edilip saygı görüyor. bu durumda allah dışında canlı ya da cansız bir varlığın kutsallaştırılması günah olmuyor mu?

tamam, dinin kaynağı olan kitap böyle bir kutsallık belirtmediği için bu soru insanların yanlış hareketleri olarak değerlendirilebilir.

ama benim kafamı asıl karıştıran soru şu. geleceğimizi bildiği halde tanrı neden bizi dünya gönderdi, sınava tabi tuttu vb sorular sorulduğunda insanlar itiraz edemesin diye cevap veriliyor. benim soracağım bu değil ama. madem geleceği biliyor, tanrı neden tekrar tekrar kitap yollayıp duruyor? evet, aynı dinin değişik versiyonlarıdır anlatılagelen; ama sonuçta bu din sürekli bozulup duruyor? madem kuran'da söylediği gibi "sonsuza dek korumak" gibi bir becerisi var, tanrı olduğuna göre olması da gerek zaten, neden bunu daha önceden kullanmıyor? demem o ki musa, isa ve diğerlerinin öğretilerinin bozulmasına, unutulmasına neden izin veriyor? isa demişken, isa'nın varlığına dair neden bir kanıt yok? incil'e ve kuran'a bakılırsa hayli patırtı koparmış. ancak her şeyin kaydını tutan romalılar nedense bunu tutmamışlar? bu da benim aklıma havarilerin uydurduğu bir kişilik acaba muhammed tarafından hristiyanların desteğini toplamak için dine mi eklendi sorusunu getiriyor.

her halka bir peygamber gönderdik iddiası da biraz kafamı karıştırıyor. üç ibrahim dininde anlatılanların ortadoğudaki çok kısıtlı bir bölgedeki insanlar olmasını bir nebze anlıyorum çünkü o dönemin arabına amerika diye bir yer var, oradaki azteklerin peygamberi de şudur tarzı bir şey demek abes olurdu. benim kafama takılan o değil. muhammed doğduğu sırada yahudi ve hristiyanlar bozulmuş da olsa kuranda adı geçen peygamberlerin öğretilerini devam ettirmekteydiler.

ancak dünyanın geri kalanına baktığımız takdirde, hristiyanlık veya müslümanlıkla karşılaşmadan önce hemen hepsinin pagan olduğunu görüyoruz. yani, eğer varsa, bu peygamberlere gelen öğretilerin izi dahi kalmamış. ancak en küçük temasın dahi iz bırakacağını düşünürsek, o peygamberlere iman eden kesimin bozulmuş da olsa bir tek tanrı inancını sürdürmesi gerekmez miydi? hristiyanlık gelene kadar avrupa'da böyle bir şeyin olmadığını biliyoruz. amerika'da da yok gözüküyor. uzakdoğu ve kara afrika'da da böyle bir şey olmadığı aşikar. dünyanın hiçbir yerinde peygamberlerden iz kalmaması düşündürücü değil mi?

bir diğer şey de, tufan. ortadoğu'da bir tufanın yaşandığına dair arkeolojik izler var. zaten sümerlerde de anlatılıyor. doğuya baktığımızda türk efsanelerinde de bir tufan anlatısı görülüyor. sorum şudur. tanrının dünyaya en az bir kere reset attığını kabul edelim, bu da tufan. nuh'un ne kadar eski olduğuna dair bir bilgi yok kuranda. ama bilmediğimiz bir tarihte dünyadaki imansızlar yok edilmiş ve birkaç imanlıyla hayat yeniden kurulmuş. ademle havva için de aynı şey geçerli. imansız yok, imanlılar var. nasıl olmuş da iki seferde de herkes imanlı olduğu halde zaman içinde bu imanlılar toptan yok olmuş da yerini imansızlara bırakmış? bu aslında biraz yukarıda sorduğum soruyla aynı gibi. tanrı neden kendi öğretisinin yok olmasına izin verdi?

özet geçeyim sorularımı:

1. tanrı neden her seferinde dinin yok edilmesine, bozulmasına ve saptırılmasına izin vermiş, göz yummuştur? yok olacağı, bozulacağı bildiği halde neden muhammed'den önceki peygamberler öğretilerini yaymakla görevlendirilmiştir? madem, islam'da yaptığı gibi zorla bozulmamasını sağlayacaktı, neden bunu en başta yapmamıştır? yok eğer şeytanla yaptığı anlaşma üzerine karışmamaya karar vermişse, neden muhammedin öğretisi ayakta tutulmuş ve "onu biz koruyacağız" güvencesi verilmiştir?

2. her topluma bir peygamber gönderildiği ve islamın onlara öğretildiği söylenmektedir. neden dünyanın ortadoğu dışında kalan hiçbir yerinde tek tanrıcılığın bozulmuş da olsa izleri görülmez? amerikan yerlilerinin yazıyla sümerlerle hemen hemen aynı dönemden beri haşır neşir olduğu biliniyor, okunan yazıtların hiçbirinde onlara peygamber gönderildiğine dair bir emare yok. benzer bir şekilde helenlerde de böyle bir kayıt tutulmamış. aslında ortadoğu dışında hiçbir coğrafyada böyle bir iddia yok. hindistan'da da, çin'de de... hani demem o ki, hiçbir yerde mi bu peygamberlere bir gönderme olmaz?

üç ibrahim dininden sonra gelen hep bir öncekini doğrular nitelikte, bunda sorun yok. ancak neden ortadoğu dışında birileri çıkıp da "allah diye bir kuvvet var, ben de onun peygamberiyim" dememiştir? tarihte buna yönelik bir kayıt olmaması tesadüf mü yoksa?

yazı yoktu falan diyebilirsiniz. ama islamdan önceki birkaç bin senenin kaydını tutacak belirli merkezler var dünyada. amerika kıtasındaki medeniyetler yazıyı bulmuşlar, afrika'da mısır, avrupa'da roma, helen uygarlığı, sümerler ve daha birçok uygarlık var, doğuda çin ve hint uygarlıkları var. yani aslında dünyanın büyük bir kısmında yazı kullanılıyor. ki bu uygarlıkların hepsi paganist, hiçbirinde peygamber kaydının olmaması bence düşündürücü.
islam, güzel ahlaktır.
osmanlı'dan kalan misafirperverlik, sözüm ona "ileri ve çağdaş" diye nitelendirdiğiniz avrupa'da yoktur.
eğer bu hoşgörü kuralları "gericilik" adı altında anlatılıyorsa, iyi ki gerici bir millet olmuşuz.
-bence- yayılmasında en çok şiddet içeren din.
(bkz: beni mazur görün)
tek gerçektir.
içinde huzuru, barışı, onuru barındıran son ilahi din.
"huzur islam'da" sözü kuru bir motto gibi geliyor bazılarına ama hakikat bu. bana esenlik ve huzur veren yegane şey allah'ın dini.
dünyada insana huzur veren birçok şey vardır. örneğin ikindi vaktini çok severim ve oturup saatlerce bu vakitte semayı izleyebilirim. ama ikindi vakti ne beni sonsuz huzura kavuşturabilir ne de uyarıcılardan bağımsızdır. islam ise her an her saniye insanın yanındadır. sonsuz mutluluk kaynağıdır. "nerede olursanız olun allah sizinle beraberdir" ayet-i kerimesinin verdiği hazzı başka ne verebilir ki?

ateistler insanın doğasına aykırı bir durum için islam'a saldırıyorlar, zafer kazandıklarını düşünüyorlar. saldırsınlar ve istediklerini düşünsünler. bir müddet uzun tartışmalara girdim ateistlerle ancak tartışmanın faydası yok. hakikati sanrı/yanılgı olarak gören insanlara ne anlatabilirsiniz ki? kendilerini "aklın ve bilimin muhafızı", biz müslümanları ise dünyayı düz zanneden ortaçağ rahibi olarak gören bir zihniyet var karşımızda. münakaşa afaki. isteyen istediğini desin. günümüzde richard dawkins "peygamberliğinde" ilerleyen ateist öğretiden etkilenip "kuranı muhammed yazdı", "tanrı aslında yok, onu siz yarattınız" tipi laflar hazırlayan ateistler kendi benlikleriyle bir mücadele içinde olduğunun farkında değiller. bilimi, maskaralıklarına alet ederek ruhu yok sayan, vahyi sanrı olarak kabul eden; aynı sokak köpeği gibi sadece beş duyusuna güvenen bir insan olmak yahut ruhlarımızın ettiği "allah'a itaat" yeminine uyan, aciz bir kul olduğunun farkına varan, metafiziğin gerçekliğini bilen ve şükreden bir insan olmak. tercih sizin.
milliyetçilik yapmayan ve türk-islam birliğidi, ingiliz-islam birliği vs saçma bölünme ve ayrılmalara karşı, kavimlerin ve milletlerin kardeşliğini emreden, yarattığı kullarına ayrı ayrı bölünerek saçma sebeplerle kutuplaşın demeyecek allah'ın gönderdiği din. dinim.
Hz. Muhammed'in peygamberi olduğu din. Türkiye'nin büyük çoğunluğunun bu dine mensup olduğu söyleniyor.
21. yüzyılda hala inanan ve emirlerine uyan cahillerin olduğu, gerici ve vahşet dini. bu dinin yaygın olduğu toplumların dünyadaki yerleri bellidir. en iyisi de türkiye'dir. varın gerisini siz düşünün.
zamanında putları kırmasıyla inanç özgürlüğüne karşı ilk adımını atmış dindir.
türkiye deki ateistleri bayağı rahatsız etmiş dindir. zoruna gidenin borusuna girsin, bu din siz istemesenizde gelecek yüzyıllarda 7 cihana hükmedecektir. ve sizin gibi beyinsizlerde elinizde bastonlarla bu yaşananları sadece üzüntüyle izleyeceksiniz.
islamiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz. gözünü kapayan yalnızca kendisine gece yapar.
bir çok mevzuda istismar bahanesi ile tümden gelen yasakların olduğu dindir. örneğin, resim heykel yapmak, içki içmek gibi bir çok nefsi mevzu, kişinin kendini bilemeyip aşırıya kaçması ve günaha hatta şirke düşmesi olasılığı göz önüne alınarak tümden yasaklanmıştır. bu islamın genel tarzıdır. en güzel örnek de örtünme konusundadır. kadınlar nefislerine hakim olamayan erkekleri cezbetmemek ve onların günaha girmesini engellemek için örtünürler.

fakat kadına dayak konusuna gelince işler değişir. herhalde hiç bir müslüman erkeğin karısını döverken aşırıya kaçmayacağı varsayılmış ki dövme izni verilmiş. kanatmadan, kemikleri incitmeden, morartmadan dövme izni var. tabii her kadının derisi bir değil. kimi en ufak bir darbede morarır kimi daha fazla kuvvet uygulanınca ezilir.

aişe'nin de dediği gibi "vallahi rabbinin, senin arzunu hemen yerine getirdiğini görüyorum." (ahmed davudoğlu, sahih-i müslim terceme ve şerhi. 7/402)"

alim diye geçinen yobazlar bu yüzden kuran'ın okunmasını ve anlaşılmasını istemiyorlar. aslında hepsi farkında neyi niçin öğrettiklerinin.

edit: sövmek serbest. yakışanı yapın.
bazı öküzcanların idrakını açalım, balkanlardan hindistana kadar türklerin eli ile yayılmıştır. isimlerinin sonu "d" ile bitmeyen türklerin eli ile.
çok başarısız bir din. bu topraklardan sökülüp atıldığında, muasır medeniyetler seviyesine bir adım daha yaklaşacağız.
türkiyede doğan her çocuğun din hanesine yazılan.
aslında tevrat'la* neden bu kadar çok benzerliğinin bulunduğunu bir şekilde açıklayabiliriz. tevrat hz. musa'ya indikten sonra değiştirilmiştir diye yazıyor kuran'da. şimdi tevrat neden değiştirilir, ilk mantıklı sorunun bu olması gerekiyor. tevrat'ta yazılanlara bakarsak sümer metinleriyle çok büyük benzerlikler içerdiğini görürüz. özellikle insanın yaratılışı kısmında. insanın neden yaratıldığı, nasıl yaratıldığı konusundaki açıklamaları sümer metinlerindekilerle neredeyse aynıdır. fakat şimdi yine asıl sorumuza dönüyoruz, neden değiştirildi? musevilik bir hayli eski bir din, sümer inanışlarının da hâlâ ayakta olduğu bir zamanlar oluştu. güç sahibi birisiyseniz insanları kendi dininize yönlendirmek için ne yaparsınız? sizin dininizden olmayan insanların dinindeki ögeleri şuradan buradan kopyalayıp kendi dininize uyarlarsınız. herkes mutlu olmuş olur bu şekilde. hem dininizin müritleri de artmış olur. neyse, tevrat'ın değiştirilmesinin bu nedenden dolayı olduğunu düşünüyorum. hıristiyanlığa gelince, dinsiz bir yaklaşımla bakacak olursanız aslında hz. isa yeryüzüne hıristiyanlık diye bir şey getirmedi. zaten hz. isa yahudi olarak doğmuş birisidir ve yahudileri yola getirmek için gönderilmiştir. neyse işte, hz. isa öğretilerini yaydı ve görevini tamamladı sonra da öldü ya da göğe yükseldi, sonuç olarak yeryüzünden ayrıldı. daha sonra havariler de çeşitli yerlere dağıldı ve havariler de dahil birçok kişi isa'nın yaşamını, öğretilerini yazmaya başladılar. yazdıkları metinlereyse "incil" diyoruz zaten. ünlü 3 mezhep* için 4 tane kabul görmüş incil vardır.* bu 4 incil yeni ahit'i oluşturmakta ve yehi ahit'le eski ahit'in toplamına da kutsal kitap* denmektedir. eski ahit yahudi kitaplarından oluşur. neyse, yine dinsiz bir bakış açısıyla bakacak olursak hz. isa öldükten sonra millet onu metinlere döküyor ve bu metinlerin bazılarının toplamıyla ortaya yeni bir din çıkıyor. yani aslında hz. isa yeni bir din ortaya çıkarmıyor. hatta bazıları hz. isa'nın hiç yaşamadığını söylüyor, zeitgeist gibi belgesellere dayanarak. evet yahudi ve roma kaynaklarında isa lafının i'si bile geçmiyor zamanında ki ölüleri dirilten ve binlerce kişiyi doyuran bir kişiden bahsediyoruz. ama ortaya garip bir durum çıkıyor. kabul edilmiş 4 incilin matta markos ve luka olanlarındaki hikayeler tamamiyle olmasa bile %90 oranında aynı. yani farklı zamanlarda ve farklı yerlerde yazılmış bu kitapların bu kadar büyük bir benzerlik payıyla aynı şeyden bahsetmesi bizi biraz kuşkulandırıyor. yani büyük ihtimalle hz. isa yaşadı. islam inancına göreyse şöyle bir sonuç çıkartabiliriz. havarilerden bir tanesinin incilinde hz. isa'nın kendisinin bir incil yazdığı geçiyor. fakat bu incilin romalılar ve yahudiler tarafından yakıldığı da söyleniyor. yani yine bir şekilde islam inancı da doğrulanmış oluyor. fakat günümüz hıristiyanlığı da pagan dinlerinin neredeyse birebir kopyası. bunu da şöyle açıklayabiliriz, hıristiyanlığın başladığı dönemlerde romalılar arasında pagan dinleri çok popülerdi ve yine musevilik de olduğu gibi hükümdar isevi müritleri artırmak için ve bir toplum oluşturmak için hıristiyanlığa eklemeler yaptı. yine herkes mutlu olmuş ve isevi sayısı artmış oldu. bu açıklamalarla islam inancını doğrulayabiliriz. ama her zaman dediğim gibi, çoğunlukla sizin bakış açınıza bağlı. hz. isa'nın hiç yaşamadığına da inanabilirsiniz, tevrat'ın en başından beri sümer metinlerinin aynısı olduğuna da. ama bana sorarsanız, tüm bunlara bir "neden?" diye sormamız gerekiyor. neden bir anda bir din oluştursunlar ki? toplum oluşturmak için zaten ortada belirli dinler vardı. sümerlerdeki dini yine devam ettirselerdi ya da hz. isa zamanında musevilik yine devam etseydi de hıristiyanlık oluşmasaydı. bu sorulara da bir nebze cevap verilebilir ama ortaya inanılması biraz güç bir sonuç çıkıyor. amaçsız şekilde dinler oluşturmak, ortada zaten büyük uydurmalarla dolu bir sürü din varken?... bilmiyorum, bana pek mantıklı gelmiyor. o yüzden islam'daki inancı seçtim. bir tanrının olması kimi rahatlıyorsa rahatlatır, şahsen beni rahatlatıyor ve mantıklı da buluyorum.
yahudiligin kotu bir kopyasidir. kutsal kitabi kuran-ı kerim'in yaklasik yarisina yakini tevrat'tan ve yahudi efsanelerinden olusur.

eksilemenizin amaci nedir pek bilmiyorum fakat okusaniz keske, sonra ne yapacaksaniz yapsaniz.
Doğru anlaşılıp, doğru uygulanıp, doğru yaşandığında mükemmeldir.
not:aşırı yobazlarada karşıyım. ateistlerede herşeyin normali iyidir.
içinde kader kavramı olmasaydı inanırdım. hepsini geçtim ben şu an ateistsem zaten en başından belliymiş değil mi? o zaman sorun yok.
' ilim çin' de de olsa gidip alınız ' şeklinde bir önermeyi bünyesinde barındıran fakat; o ilim artık her neredeyse bir türlü alınamayan, üretilemeyen olmuştur bu ibrahimi din cemaatlerinde, milyonlarca insan arasında.
bakıyorum da anlatamamışız. islam diye yutturulan şey emevi kanunlarıdır. bu kadar basit kardeşim. yok o ayet şu vakit geldi de sonra düzeltildi, şu hadis doğru öbürü uydurma.

insanoğlunu frenleyen ne varsa ki sözüm tüm dinlere, ama siz dinleyin; bizi kurtaracak olan akıl ve bilimdir.
Bütün insanlığa gönderilen geçerli olan son din.
dualist bir din. evet, her ne kadar semavi dinler için tek tanrılı dense de yeryüzünde tek tanrılı din yoktur. şöyle ki;

çok tanrılı dinlerde yaratan, diğerlerinden üstün bir tanrı ve tanrıçalar vardır. yani çok tanrılı dinlerdeki tüm tanrılar yaratma yetisine sahip değildirler. örneğin türk mitolojisinde, kök tengri yaratma yetisine sahiptir ve diğerlerinden üstündür. umay bebekleri korur, ayızıt savaş tanrısıdır vs.

islama baktığımızda ise çift tanrılı bir yapı görüyoruz. yaratıcı ve en güçlü tanrı olan allah ve ona isyan eden şeytan. diğer çok tanrılı dinlerde de bir tanrıçanın büyük tanrıya itaat etmemesi veya onu sinirlendirecek bir hareket yapması ve kötü unvanı alması görülemmeiş şey değildir. bunlar genelde yeraltı tanrıçalarıdırlar. nitekim şeytanın bunlardan farkı yoktur. yeraltı ölüler diyarının efendisi hades ile cehennemin efendisi şeytan arasında bir benzerlik yok mu sizce?
"ilim çin'de bile olsa alınız" diyip evrim gibi bir gerçeği reddedebilen insanları bünyesinde barındıran din.
© copyright 2005 - 2026