bugün
- sabah bi kalktın kadınsın napardın18
- kasiyer kıza nasıl açılırım12
- kız arkadaşa gökyüzünü hediye etmek14
- gaylik alametleri7
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması13
- yaşlı kadın yuzırlar10
- arkadaşlar sizce bu etek nasıl18
- true'nin hiç sevgilisi olmasın mı12
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi5
- sinagog tavanına çiğ köfte yapıştırmak4
- sözlük abilerinden genç yazarlara tavsiyeler6
- duvara işeyerek sevgilinin ismini yazmak4
- en kibirli yuzır11
- artık uyuyalım3
- selam sözlük7
- sabah gece yazdıklarından utanmak5
- ormanda gezerken baygın bir bayanla karşılaşmak4
- 50 yıllık yuzır5
- friedrich hegel la bi cay icek10
- uludağ sözlük magazin servisi5
- ormanda giderken gizemli kulübe bulmalı film3
- karşısından gelen güzel kıza bakmayan erkek12
- hırsızların evdeki altını bulamamasını sağlamak8
- kezonova4
- ruh hastası sapık yazarlar5
- kezoyu delirtmek5
- velvet vs nervio24
- velvet47
- uysaljakoben11
- kazanovayı silkmişler3
- an itibariyle dile dolanan şarkı sözleri4
- anadolu insanının anlatıldığı kadar saf olmaması5
- uludağ sözlük kadın yazar savaşları2
- türklerden nefret etme nedenleri6
- hamburger kırmızı çizgimiz10
- en merak ettiğin ulu yazarı12
- gulmekicinyaratilmis'in aşık olmadığı erkek3
- bir sabah erkek olarak uyanmak4
- adam olamamak3
- kaderinden kaçamazsın2
- diyetteyiz uludağ sözlük12
- nervio19
- martıyı sakat bırakan falçatalı şahıs3
- hayat pahalılığı2
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması15
- yat artık orospu çocuğu2
- merak ediyorsan yaz7
- habire1239
- kibirden kimse kaçamaz4
- yeni parti25
şöyle ki intihar allah'ın seni işten çıkarması değil senin allah'a karşı istifa etmendir.
Beyinsel olarak çöküşe verilen isimdir. Bazen ruhun bedenden ayrılmasıyla , bazen ise hastane odasında eylem son bulur.
her ne kadar kendi canına kıymaksa da, başkalarının sebep olduğu, aslında sebep olanların pasif katil olduğu ölüm şeklidir. silahsız öldürdükleri insanın ardından, bir de utanmadan ağlayıp dövünürler.
olecekse eylulde olmeli insan
bozdag'lardaki at kestaneleriyle
ayni vakitte dusmelidir beden topraga
sardes'ten havalanmalidir ruh,
bir leylegin kanadinda
olecekse temmuzu yasamalidir son kez
ege'de temmuz sicaginda kavrulmus
cam agacinin kokusunu icine cektikten sonra.
Ne zamandi, kim demisti?
Bir gencin intihari korkaklik,
Bir yaslininki cesarettir diye.
O zaman ciliz bir erguvan fidesi idi omrum.
Simdi artik cok gec kalmamali, kis olmadan henuz,
Henuz hukmedebilirken akil bedene
Titreyip rezil etmeden ellerin seni elaleme
Cingene ayaklarin ciplak, butun ceplerini boslatarak
Birakip herseyi oylece, vakitlice, gitmeli.
bozdag'lardaki at kestaneleriyle
ayni vakitte dusmelidir beden topraga
sardes'ten havalanmalidir ruh,
bir leylegin kanadinda
olecekse temmuzu yasamalidir son kez
ege'de temmuz sicaginda kavrulmus
cam agacinin kokusunu icine cektikten sonra.
Ne zamandi, kim demisti?
Bir gencin intihari korkaklik,
Bir yaslininki cesarettir diye.
O zaman ciliz bir erguvan fidesi idi omrum.
Simdi artik cok gec kalmamali, kis olmadan henuz,
Henuz hukmedebilirken akil bedene
Titreyip rezil etmeden ellerin seni elaleme
Cingene ayaklarin ciplak, butun ceplerini boslatarak
Birakip herseyi oylece, vakitlice, gitmeli.
(bkz: wilbur wants to kill himself)
özkıyım olarak tanımlanan kavram.
milan kundera çok cüretkar bir söylemle "intihar tanrının yüzüne tükürmektir." der.
bir boks maçında havlu atmaya benzer intihar. bireyin yaşama karşı güçsüzlüğünü kabullenip pes etmesidir.
intihara en güzel cevabı fazıl hüsnü dağlarca vermiştir sanırım.
"insan, dallarla, budaklarla bir
Aynı maviliklerden geçmiştir.
insan nasıl ölebilir,
Yaşamak bu kadar güzelken?
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
milan kundera çok cüretkar bir söylemle "intihar tanrının yüzüne tükürmektir." der.
bir boks maçında havlu atmaya benzer intihar. bireyin yaşama karşı güçsüzlüğünü kabullenip pes etmesidir.
intihara en güzel cevabı fazıl hüsnü dağlarca vermiştir sanırım.
"insan, dallarla, budaklarla bir
Aynı maviliklerden geçmiştir.
insan nasıl ölebilir,
Yaşamak bu kadar güzelken?
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
Acziyetin dışavurumudur. En büyük hakaret bedene ve ruha. Her şeyden ümidi kesip bunları değiştiremeyeceğini kabullenen biçarelerin son çaresi. Ne kadar çaredir orası da tartışılır. Bu dünyanın bir sis perdesi olduğunu kabul eden şahsım adına tam anlamıyla bir gerzekliktir.
Verilen canın komşudan ödünç alınan bir kaptan farkı olmadığını düşünüyorum. Ve komşudan ödünç aldığın kabı kendi tasarrufların ölçüsünde kırmak ne denli evrensel ahlak ve etikle bağdaşır? Şüpheliyim açıkçası. Canın, ruhun , enerjinin nasıl zikrederseniz zikredin korunmaya çalışılması, sadakat gösterilmesi gereken bir emanet olduğu bilincinden uzaklaşan kişilerin bilinçsiz ve etik dışı hareketidir intihar. intihar edecek kıvama gelecek hareketlerde bulunduysa insan, onu düzeltmeye çalışmalı yok hayat onu o noktaya getirdiyse hayata direnmeli adeta inadına yaşayarak sabır deryalarında yükselmeli ve emanet sahibinin de tebessümlerine mazhar olmalıdır. Emin olun ki zamandan ve mekanda bağımsız canlılarız. Nurundan üflendiğimiz yaradan gibiyiz tıpkı. O nasıl ebedi ise biz de o denli ebediyiz. Çünkü yok olmayacağız, her nerede olursak olalım yok olmayacağız. Belki boyut değiştirecek belki tekamül edeceğiz ama hep baki kalacağız. Buradan en-el hakk durumunu kıçından anlayanlara selam ederim. Sadece onun izin verdiği ölçüde baki olduğumuzu anlatmak bütün meramım. Ve acıya, belaya tahammül etmeden terki diyar etmeyi uygun görenleri başka alemlerde de belasız, musibetsiz huzurlu bir şekilde hayat bulabileceğini düşünmüyorum. Ne de olsa allah sabredenlerle birliktedir.
Verilen canın komşudan ödünç alınan bir kaptan farkı olmadığını düşünüyorum. Ve komşudan ödünç aldığın kabı kendi tasarrufların ölçüsünde kırmak ne denli evrensel ahlak ve etikle bağdaşır? Şüpheliyim açıkçası. Canın, ruhun , enerjinin nasıl zikrederseniz zikredin korunmaya çalışılması, sadakat gösterilmesi gereken bir emanet olduğu bilincinden uzaklaşan kişilerin bilinçsiz ve etik dışı hareketidir intihar. intihar edecek kıvama gelecek hareketlerde bulunduysa insan, onu düzeltmeye çalışmalı yok hayat onu o noktaya getirdiyse hayata direnmeli adeta inadına yaşayarak sabır deryalarında yükselmeli ve emanet sahibinin de tebessümlerine mazhar olmalıdır. Emin olun ki zamandan ve mekanda bağımsız canlılarız. Nurundan üflendiğimiz yaradan gibiyiz tıpkı. O nasıl ebedi ise biz de o denli ebediyiz. Çünkü yok olmayacağız, her nerede olursak olalım yok olmayacağız. Belki boyut değiştirecek belki tekamül edeceğiz ama hep baki kalacağız. Buradan en-el hakk durumunu kıçından anlayanlara selam ederim. Sadece onun izin verdiği ölçüde baki olduğumuzu anlatmak bütün meramım. Ve acıya, belaya tahammül etmeden terki diyar etmeyi uygun görenleri başka alemlerde de belasız, musibetsiz huzurlu bir şekilde hayat bulabileceğini düşünmüyorum. Ne de olsa allah sabredenlerle birliktedir.
hayatın yükünü taşımaktan vaz geçip yaşama son vermek.
- denizde bir balıksan, atılan ağlara yüzmektir.
- hayatın kendisinden daha geyik hissediyorsan, avcıların tüfeğine alnını dayamaktır.
- bilinen çizgilerin ötesine geçmek, çizgilerin kayboldğu yere adım atmaktır.
- hayatın kendisinden daha geyik hissediyorsan, avcıların tüfeğine alnını dayamaktır.
- bilinen çizgilerin ötesine geçmek, çizgilerin kayboldğu yere adım atmaktır.
intihar seçimdir.
hayatın oyun olduğunu varsayarsak, mızıkçılık yapmaktır
daha çocukken düşündüğüm girişim. çocukların ölürlerse, günahsız olduklarından cennete gideceklerini öğenmiştim bir yerlerden. intihar edenlerin cehenneme gideceğini biliyordum, ama mükellef olmadığım için bu sorun da halloluyordu. aptallık yaptım, kaçırdım fırsatı.
(bkz: duzgun aci)
"şeytan diyor ki" fikriyle başlayan, depresyonla yoğurulup kendini besleyen, en sonunda da patlayıp siyahlaşan, bir karadelik gibi yaşamı emen, yok eden şey. Hem cesaret, hem de korkunç bir sakinlik istiyor..
ayrıca şöyle birşeyler var, belki alakalıdır.. (bkz: #1880806)
ayrıca şöyle birşeyler var, belki alakalıdır.. (bkz: #1880806)
intihar siktiriboktan bir meseldir.. sıradan bir ölümden daima daha fazla acı verecektir geride kalanlara.. zira ne kadar da çok sayfa doldursa intiharına ve sebeplerine ve nedenlerine dair kendini öldüren, geride kalanların içindeki suçluluk duygusunu katiyen silmeye yetmeyecektir bunlar.. romanlar yazsa kar etmez yani.. kendisini yetiştiren, bildiklerinin en temelinde yatanların kaynağındaki kimseler yani ailesi kendilerini daima bu intiharın bir parçası ya da hiç değilse, en hafif ihtimalle, bunu engellemeyi başaramamış, burunlarının dibindeki insanın çöküşünü görememiş, hayatlarının bir parçası olmuş insanın yaşamını sürdürebilmesi için hiçbir şey yapamamış birer insan olarak ızdırap duyacaklardır..ve bu deneyim artık tüm hayatlarına ve tüm yaptıklarına bir şüpheyle bakmalarına neden olacaktır..o güne kadar insanlara ve insan ilişkilerine dair tüm deneyimleri ve bu deneyimlerden edindikleri bilgiler bütünüyle sarsılacaktır.. giden, geride kopyalarını bırakacaktır, lakin onlar için intihar artık hayatlarında yeri olmayan birşey(yol ,yöntem gibi kelimeleri özellikle kullanmıyorum) olacaktır..
bu kitaplar ömrümüzden çalıyor. okumayın! roman karakterlerine kanıyoruz, sonra hepimiz canlı ölüler oluyoruz.
yapmayalım, hayat kitap aralarında değil, biz ayraçlar değiliz. gündelik hayat dediğimiz şey, hiç de anladığımız anlamda "sanatsal" bir şey değil. hangimiz görmüyoruz ki bunu? ölümün sanatla ilişkili bir tarafı yoktur. ölümün yaşamın içindeki herhangi bir şeyle ilişkili bir tarafı yoktur. mezarlığa gidin, göreceksiniz bunu. ölüm tarihinin doğum tarihinden sonra yazılı oluşunun hiç de şiirsel bir yanı yok. sanat biraz da keyif işidir (kim ne derse desin, böyledir bu) ; ölümden keyif alan biri varsa; "hiç durma" derim ona; "bileklerini kesmeye başla bakalım. dikey olsun."
"isteyerek ölen kişi ile istemeden ölen insan
arasında, temelden, kökten bir fark vardır:-
ilki, her şeyin ötesine geçmiş olmakla, huzurludur;
ötekiyse, hiçbir şeyi çözmemiş olmakla, huzursuz...
"bitmeyen sükunlu gece" ile "kabir azabı"
arasındaki fark da bu farkta yatsa gerek... " (bkz: oruç aruoba)
bir de bu var, evet. ama defalarca onlarca hap yutup, sonra birilerine bir şekilde gidip midemi yıka diyen insanlar tanıyorum; defalarca intihar mektupları yazıp çok da yaratıcı yollarla intihar edip, ölümün eşiğindeyken yardım çağrısı yapan insanlar tanıyorum, bir de her şey güzelken, gülüyor oynuyorken, bir gün sıkılıp kafasına silahı dayayıp tereddüt etmeden çeken insanlar tanıyorum. yani diyorum ki, gerçekten isteyerek ölmek, ya da ölmeyi gerçekten istemek, adım başı rastlanır bir şey değil; cesaretin çaresizlikle kesiştiği nokta, uzun ve ıssız yolların sonlarına doğru bir noktadır çünkü. ayrıca, elbette yine eminim ki, bu noktanın da sanatla bir ilişiği yok!
bir de şu var ki, yaşamla ölüm arasındaki seçim, temelde bir seçim olmayabilir aslında. yani bilinen iki şeyin karşılaştırmasını yapıp seçmek değildir burdaki. bilinenden bilinmeye gidiştir sözkonusu olan. çünkü kimse görmedi intihardan sonrasını. kimse emin değil. emin olanlar bile emin değil. ölümden sonra ne hissedileceğini ya da tamami hissizliğin ne olabileceğini kimse bilmiyor çünkü. çünkü biz uyurken bile hayattayız.
yani işte, intihar; yoğun çaresizliktir. saçma değildir, ama hayata dair değildir. bahsettiğimiz ve konuşabildiğimiz şey, intiharın yalın hali değil, yansıma ya da gölgeleri olabilir en fazla.
yapmayalım, hayat kitap aralarında değil, biz ayraçlar değiliz. gündelik hayat dediğimiz şey, hiç de anladığımız anlamda "sanatsal" bir şey değil. hangimiz görmüyoruz ki bunu? ölümün sanatla ilişkili bir tarafı yoktur. ölümün yaşamın içindeki herhangi bir şeyle ilişkili bir tarafı yoktur. mezarlığa gidin, göreceksiniz bunu. ölüm tarihinin doğum tarihinden sonra yazılı oluşunun hiç de şiirsel bir yanı yok. sanat biraz da keyif işidir (kim ne derse desin, böyledir bu) ; ölümden keyif alan biri varsa; "hiç durma" derim ona; "bileklerini kesmeye başla bakalım. dikey olsun."
"isteyerek ölen kişi ile istemeden ölen insan
arasında, temelden, kökten bir fark vardır:-
ilki, her şeyin ötesine geçmiş olmakla, huzurludur;
ötekiyse, hiçbir şeyi çözmemiş olmakla, huzursuz...
"bitmeyen sükunlu gece" ile "kabir azabı"
arasındaki fark da bu farkta yatsa gerek... " (bkz: oruç aruoba)
bir de bu var, evet. ama defalarca onlarca hap yutup, sonra birilerine bir şekilde gidip midemi yıka diyen insanlar tanıyorum; defalarca intihar mektupları yazıp çok da yaratıcı yollarla intihar edip, ölümün eşiğindeyken yardım çağrısı yapan insanlar tanıyorum, bir de her şey güzelken, gülüyor oynuyorken, bir gün sıkılıp kafasına silahı dayayıp tereddüt etmeden çeken insanlar tanıyorum. yani diyorum ki, gerçekten isteyerek ölmek, ya da ölmeyi gerçekten istemek, adım başı rastlanır bir şey değil; cesaretin çaresizlikle kesiştiği nokta, uzun ve ıssız yolların sonlarına doğru bir noktadır çünkü. ayrıca, elbette yine eminim ki, bu noktanın da sanatla bir ilişiği yok!
bir de şu var ki, yaşamla ölüm arasındaki seçim, temelde bir seçim olmayabilir aslında. yani bilinen iki şeyin karşılaştırmasını yapıp seçmek değildir burdaki. bilinenden bilinmeye gidiştir sözkonusu olan. çünkü kimse görmedi intihardan sonrasını. kimse emin değil. emin olanlar bile emin değil. ölümden sonra ne hissedileceğini ya da tamami hissizliğin ne olabileceğini kimse bilmiyor çünkü. çünkü biz uyurken bile hayattayız.
yani işte, intihar; yoğun çaresizliktir. saçma değildir, ama hayata dair değildir. bahsettiğimiz ve konuşabildiğimiz şey, intiharın yalın hali değil, yansıma ya da gölgeleri olabilir en fazla.
olum animiz tum yasamimiz boyunca aklimizin bir yerlerinda durur. merak ederiz ister istemez. nerede? nasil? neler hissedecegim? ve daha yuzlercesi.
intihar tum bu sorulara kendi cevabimizi vermemizi sagladigi icin ozgurlestiricidir.
intihar tum bu sorulara kendi cevabimizi vermemizi sagladigi icin ozgurlestiricidir.
8-9 yaşlarında bir çocuğun ana babaya kızıp ciddi ciddi düşündüğü ancak ninja kaplumbağalar ve peter pan'ın hatrı için vazgeçtiği eylemdir. *
Adalet Ağaoğlu'nun "Hayır" romanındaki temel izlektir. Roman kahramanı, umutlar ve uğraşlarla geçen yaşamının kıyısına geldiğinde intiharı düşlemeye başlar. Çoğu örnekte olduğu gibi burada da entelektüelin yaşamdan kendi kendini uğurlamasıdır aslında. Bütün alternatifler tükendiğinde insanın daldığı dipsiz bir kuyu gibidir.
birikmis sıkıntıların, acıların, sorunların, dertlerin aslında herseyin sona ermesini saglayan hede. obur dunya'ya bu sekilde gidecek olanları gercek bir sıcak kanlı arkadas bekliyor; zebani.
(bkz: yeni baslayanlar icin cehennem)
(bkz: yeni baslayanlar icin cehennem)
teorisi hayattan vazgeçmenin pratik yolu. bir takım psikiyatrik araştırmalara göre, çoğu insanın bilinçaltında, geride bıraktığı insanlara bir mesaj bırakmak ve onlara acı çektirmeyi düşünerek gerçekleştirdiği eylem. şov haline dönüşürse komik oluyor, ki bu bizim medyamızda ülkemizde çok oluyor.
"... canına kast etmiş kuşlar misali onlar tüylerini yola yola, çıplak tenlerini saklaya saklaya, yaşarlar öldüre öldüre kendilerini. sigara ve alkol ve stress ve hüsran ve sağlıksız yaşam bağımlıları. bilinçli kasıtlı zarar ziyan uygulayıcıları. tutarsızlık abideleri kimileri de, kırmızı et yemezler de mesela, kıpkırmızı olucaya dek acıtırlar kendi etlerini, canlarını, kurban kesilmesine karşıdırlar da fena halde, kendilerini olur olmaz her hadisede kurban etmekten geri durmazlar. hep yanlış insanlara aşık olurlar ne hikmetse, canlarını en çok acıtacak olana bağlanırlar illa ki, bile bile, gene gene, yanlışlarla doğrulamak istercesine bu marazi hayatı; hep bir keskin sirkedir vicdanları kendi küpüne zarar, sızlar sızlar; başkasının taşına, sapanına ne hacet, onlar kendi kendilerinin en büyük düşmanı, içleri bir gayya kuyusu, uğuldar, uğuldar; her esintide biraz daha bükülür, her dönemeçte biraz daha sapar, en nihayetinde mademki akacak başka mecra olmadığına kanaat getirdiler; yatağının altını oyan hırçın ırmaklar misali yaralar yok ederler kendilerini. bir kez intihar edenlerin cenaze namazını kılmakta direnir nice imam; biiiiiiiiiiiin kez intihar edenleri bir kez olsun fark edemeden... "
(bkz: elif şafak)
"... canına kast etmiş kuşlar misali onlar tüylerini yola yola, çıplak tenlerini saklaya saklaya, yaşarlar öldüre öldüre kendilerini. sigara ve alkol ve stress ve hüsran ve sağlıksız yaşam bağımlıları. bilinçli kasıtlı zarar ziyan uygulayıcıları. tutarsızlık abideleri kimileri de, kırmızı et yemezler de mesela, kıpkırmızı olucaya dek acıtırlar kendi etlerini, canlarını, kurban kesilmesine karşıdırlar da fena halde, kendilerini olur olmaz her hadisede kurban etmekten geri durmazlar. hep yanlış insanlara aşık olurlar ne hikmetse, canlarını en çok acıtacak olana bağlanırlar illa ki, bile bile, gene gene, yanlışlarla doğrulamak istercesine bu marazi hayatı; hep bir keskin sirkedir vicdanları kendi küpüne zarar, sızlar sızlar; başkasının taşına, sapanına ne hacet, onlar kendi kendilerinin en büyük düşmanı, içleri bir gayya kuyusu, uğuldar, uğuldar; her esintide biraz daha bükülür, her dönemeçte biraz daha sapar, en nihayetinde mademki akacak başka mecra olmadığına kanaat getirdiler; yatağının altını oyan hırçın ırmaklar misali yaralar yok ederler kendilerini. bir kez intihar edenlerin cenaze namazını kılmakta direnir nice imam; biiiiiiiiiiiin kez intihar edenleri bir kez olsun fark edemeden... "
(bkz: elif şafak)
intihar edecek birinin asla lafını etmediği kelime. (bkz: intihar edecek adam eder konuşmaz)
delikanlılıktır, kendi kararımı kendim veririm demektir.
Ben kendimi öldürürsem bu, kendimi yıkmam için değil, ama kendimi yeniden oluşturmam için olacak. intihar, benim için, kendimi zorlu bir uğraşla yeniden ele geçirmemi, varlığımın içine baskın yapıp girmemi, belli belirsiz ilerleyen tanrıdan önce davranmamı sağlayacak bir araçtır yalnızca. intiharla kendi tasarımı yeniden doğaya uyguluyorum, ilk kez kendi irademle biçimlendiriyorum her şeyi. Bana uygun olmayan organlarımın koşullandırmasından kendimi kurtarıyorum ve yaşam, bana düşünmem için verileni düşündüğüm saçma bir talih oyunu olmaktan çıkıyor. Yani kendim seçiyorum düşüncemi ve güçlerimin, eğilimlerimin, gerçeklerimin yönünü. Güzel ile çirkinin, iyi ile kötünün arasına yerleşiyorum. Askıda bırakıyorum kendimi. hiçbir yana eğilim göstermeden, yansız; iyilerin ve kötülerin kışkırtmalarının kurduğu dengenin kurbanıyım.*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar