bugün
- sözlükteki ilişki skandalı20
- keşke geri dönse dediğiniz yazarlar16
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı31
- arkadaşlar ben ölsem üzülür müsünüz13
- bu saatte uyumayan yazarlar9
- diamond bosphorus denince akla gelenler39
- çok kötü ve kırgın hissettiğinizde ne yapıyorsunuz13
- keko bir erkek tarafından sevilmek16
- her şey yolundaysa ve mutluysanız ne yapıyorsunuz7
- müge anlı ve esra erol gittikten sonra atv10
- ehliyetsiz araba kullanmak4
- gilded'in iyi bir insan olduğu gerçeği8
- dişçi olmak ergen olmaya engel mi9
- şu an sahip olduğunuz sosyal uygulamalar6
- bu nasıl bir gün resmen bitti amk4
- uludağ sözlükte birbirleriyle çıkan yazarlar10
- yogurtziken3
- camın başında oturup karı kız kesen tip5
- en iyi kadir inanır filmi9
- kartoncu ibnesi4
- sözlüğün ne güzel kız yazarı12
- antipanik'in sözlüğe vedası4
- karton toplayan piç4
- et döner dürüm3
- bana onu sormayin32
- filistin54
- para mı saygınlık mı6
- gece sohbet edilecek meslek grupları4
- royall stars5
- marmaris3
- tenha bir bar bulup barmenle sohbet etmek4
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen29
- sözlükteki fiziği güzel yazarlar3
- hay senin 31 vardı öldü mü4
- yazarların ilk arabası10
- ne kadar yaşlısın22
- trafikte kavga etmek2
- bursaspor2
- aşkın güzellikle alakasının olmaması5
- bazı arabalarda geri vitesin sol üst köşede olması2
- joseph shomolo kuschca8
- macron adamdır14
- gelinim mutfakta final yaptıktan sonra kanal d4
- yogartiksen15
- hımm ok5
- en sevdiğiniz seks pozisyonu nedir anketi7
- gece vakti 5 tane sigaranın kalması3
- kim milyoner olmak ister3
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz7
- kezban kızın kezban olduğunun farkında olmaması4
kafada çözülemeyen sorunların fiziksel hareketlere yansıması durumu.
psikoz teşhisi konulmuş kişilerin kendilerinde olduğunu anlattığı şey. nasıl kurtuluruz bilen varsa lütfen yardım etsin.
Default özelliğim. Huzuru bulduğumu sanıyorum ve fakat yanılıyorum...
Huzursuzum. sebepsiz bi şekilde huzursuz. Mutsuzluk çöktü üstüme.
bugün bir solukta bitirdiğim, 2017 cikisli bir zülfü livaneli romanı.
güzel bir kitap. Müslüman bir erkekle yezidi bir kadinin askindan yola cikarak suriyeli mülteciler, ISID in zorbaliklari gibi konularda farkındalık yaratıyor Livaneli. ezidiler hakkinda neredeyse hicbir bilgisi olmayan bendeniz, kitaptan onlarin inanislari hakkinda cok sey ögrendigimi söyleyebilirim. kelamın çocukları nin marul, mavi, tavus kusu gibi kavramlara olan farkli bakis acisini ögreniyorsunuz. Bunun yani sira Mardin ile ilgili verdigi bilgilerle Mardin´in gercekten degisik bir sehir oldugunu hissettiriyor okuyucuya yazar. Örnegin: reyhani, süryani şarabı, Telkari
Ancak söylemeden edemeyecegim, bence Livaneli biraz aceleci davranmis bu kitabi yazarken. Hazir bu konu gündemdeyken bunu degerlendireyim hissine kapilmis belli ki. Bu hikaye 154 sayfada birakilmamaliydi, hikayeden ikinci bir serenad cikma potansiyeli varken, biraz özet gibi olmus bu haliyle
kitaba puanim: 7/10. okuyunuz. kitap misyonunu yerine getirip gercekten huzursuz ediyor.
--spoiler--
kitapta pekcok begendigim söz vardi:
" Asil insanlarin en neseli zamanlarinda bile bir hüzün vardir, daha düsük ruhlar ise en sefil zamanlarinda bile neselidir " (sf. 27)
" bu topraklarda inanc herseyden önce gelir, batil da olsa, yanlis da olsa, bu yolun sonu ölümdür" (Sf. 49)
"ben bir insandım"
"doğrunun ve yanlışın ötesinde bir yer var; seninle orada buluşacağız" Mevlana (sf. 86) (Brad pitt bunu gercekten dövme yaptirmis)
"biz bu ülkenin okuryazarları, boşluğa düşen bir trapezci gibiydik. doğu askısını bırakmış, batı askısını da yakalayamadan düşmüştük" (Sf. 65)
"beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın artık anne!" (Sf. 17)
"merhamet keskin bir kılıç; merhamet gösterenin kabzasından tuttuğu ama karşı tarafı yaralayan bir kılıç."
"Merhamet zulmün merhemi olamaz" (Sf. 139 )
"Herkesin bir semsiyesi var kendini koruyacak, seninse yok, bir an önce semsiyeni acmaya bak, cünkü bu yagmur hic dinmeyecek" (Sf. 144)
kitabin sonu beni pek tatmin etmedi acikcasi. genel olarak hikaye yürek parcaladi evet ama bu zaten ne yazik ki oralarda böyle seylerin gercekte de oldugunu bilmemizden kaynaklaniyor. Hüseyin ile Meleknaz meselesinde daha derinlesmeliydi bana kalirsa.
--spoiler--
kitapla ilgili röportaj: http://www.hurriyet.com.t...iziz-cehennem-de-40342013
güzel bir kitap. Müslüman bir erkekle yezidi bir kadinin askindan yola cikarak suriyeli mülteciler, ISID in zorbaliklari gibi konularda farkındalık yaratıyor Livaneli. ezidiler hakkinda neredeyse hicbir bilgisi olmayan bendeniz, kitaptan onlarin inanislari hakkinda cok sey ögrendigimi söyleyebilirim. kelamın çocukları nin marul, mavi, tavus kusu gibi kavramlara olan farkli bakis acisini ögreniyorsunuz. Bunun yani sira Mardin ile ilgili verdigi bilgilerle Mardin´in gercekten degisik bir sehir oldugunu hissettiriyor okuyucuya yazar. Örnegin: reyhani, süryani şarabı, Telkari
Ancak söylemeden edemeyecegim, bence Livaneli biraz aceleci davranmis bu kitabi yazarken. Hazir bu konu gündemdeyken bunu degerlendireyim hissine kapilmis belli ki. Bu hikaye 154 sayfada birakilmamaliydi, hikayeden ikinci bir serenad cikma potansiyeli varken, biraz özet gibi olmus bu haliyle
kitaba puanim: 7/10. okuyunuz. kitap misyonunu yerine getirip gercekten huzursuz ediyor.
--spoiler--
kitapta pekcok begendigim söz vardi:
" Asil insanlarin en neseli zamanlarinda bile bir hüzün vardir, daha düsük ruhlar ise en sefil zamanlarinda bile neselidir " (sf. 27)
" bu topraklarda inanc herseyden önce gelir, batil da olsa, yanlis da olsa, bu yolun sonu ölümdür" (Sf. 49)
"ben bir insandım"
"doğrunun ve yanlışın ötesinde bir yer var; seninle orada buluşacağız" Mevlana (sf. 86) (Brad pitt bunu gercekten dövme yaptirmis)
"biz bu ülkenin okuryazarları, boşluğa düşen bir trapezci gibiydik. doğu askısını bırakmış, batı askısını da yakalayamadan düşmüştük" (Sf. 65)
"beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın artık anne!" (Sf. 17)
"merhamet keskin bir kılıç; merhamet gösterenin kabzasından tuttuğu ama karşı tarafı yaralayan bir kılıç."
"Merhamet zulmün merhemi olamaz" (Sf. 139 )
"Herkesin bir semsiyesi var kendini koruyacak, seninse yok, bir an önce semsiyeni acmaya bak, cünkü bu yagmur hic dinmeyecek" (Sf. 144)
kitabin sonu beni pek tatmin etmedi acikcasi. genel olarak hikaye yürek parcaladi evet ama bu zaten ne yazik ki oralarda böyle seylerin gercekte de oldugunu bilmemizden kaynaklaniyor. Hüseyin ile Meleknaz meselesinde daha derinlesmeliydi bana kalirsa.
--spoiler--
kitapla ilgili röportaj: http://www.hurriyet.com.t...iziz-cehennem-de-40342013
anksiyete bozukluğunun temelinde yatan sıkıntı hissi.
bir zülfü livaneli romanı.
"Bu dünya bir penceredir. Her gelen baktı geçti." diye tekrarlıyorum durmadan. Felsefe bundan başka nedir ki diyorum; raf çökerten onca kitap, onca üniversite, anlı şanlı felsefe profesörleri, sözümona varlığı sorgulayanlar bundan başka bir şey söyleyebilirler mi?
"Bu dünya bir penceredir. Her gelen baktı geçti." diye tekrarlıyorum durmadan. Felsefe bundan başka nedir ki diyorum; raf çökerten onca kitap, onca üniversite, anlı şanlı felsefe profesörleri, sözümona varlığı sorgulayanlar bundan başka bir şey söyleyebilirler mi?
Tarihten ve günümüzden bilgiler içeren okurken akıp giden Zülfü Livaneli'nin kendine has sade ve akıcı üslubuyla kaleme aldığı enfes romanı.
kapağı bile gerçekten insanı huzursuz eden, mutsuz kılan, deriiin düşüncelere gark eden bir kitap..
görsel
görsel
bacak sallamalı olur.
sallama bacağını. elini de çek yüzünden. dik otur dik.
sallama bacağını. elini de çek yüzünden. dik otur dik.
Durduk yerde berbat anlat yaşatır, kaybolana dek.
Uykusuzluğu da beraberinde getirir.
insana uyku uyutmaz. Gün içinde kafayı toplatmaz, insanın yaşam kalitesini düşürür.
Livaneli’nin tek solukta okunabilecek akıcı romanı. Olayın içindeymişim gibi hissettim.
Okurken yezidiler hakkında çok şey anlatıyor. Özellikle onlar hakkındaki doğru bilinen yanlışları.
(Maruldan korkma mevzusunu araştırdım gerçekten kutsal sayıyorlarmış)
Okurken yezidiler hakkında çok şey anlatıyor. Özellikle onlar hakkındaki doğru bilinen yanlışları.
(Maruldan korkma mevzusunu araştırdım gerçekten kutsal sayıyorlarmış)
Livaneli’nin bugün okuduğum kitabı. Kitabın son sayfalarını biri yırtmış kitap bitmedi sanki. Bir çok yerde diyaloglar eksik gibiydi. Livaneli’nin kaleminden çıkmış gibi değildi. Sevemedim. Devamı niteliğinde bir kitap çıkar onu okursam o zaman hikayenin etkilerini yazabilirim.
en mutlu olabileceğiniz anlarda bile sizi içten içe yiyip bitiren şeydir.
Gerçek gibi...
Vicdanlari susmuş, kendinden başka kimseleri düşünmeyen günümüz insanlarinin özellikle savaşlara kıvılcım tutan para babalarinin okumasi gereken nefis bir kitap.
Vicdanlari susmuş, kendinden başka kimseleri düşünmeyen günümüz insanlarinin özellikle savaşlara kıvılcım tutan para babalarinin okumasi gereken nefis bir kitap.
sikeyim livan elleri. gidin pessoa okuyun.
Zülfü livaneli çok sevdiğim bir kitap olan "huzursuzluğun kitabı" yazarı pessoa'ın bir sözüyle başlar:
Şu küçücük dünyada herkes incitilmiş, isimsiz, herkes yanlış yerde.
Kitap kendine hızlıca sarıyor fakat okunması şart değil. Yezidilerle ilgili bilgi sahibi oluyorsunuz, mültecilerle, can pazarıyla, yoksullukla.
"harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kan dikenle karışınca bu tat devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur."
Şu küçücük dünyada herkes incitilmiş, isimsiz, herkes yanlış yerde.
Kitap kendine hızlıca sarıyor fakat okunması şart değil. Yezidilerle ilgili bilgi sahibi oluyorsunuz, mültecilerle, can pazarıyla, yoksullukla.
"harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kan dikenle karışınca bu tat devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur."
meyvesini vermelidir.
Içinde bulunduğum durum. Aslında çok sebep var.
Akıcı bir dili var kitabın. Fena değildi.
insanı içerden kemiren bir kurt gibidir. her yerde, her şeyde karşısına çıkar insanın.
ara ara hissettiriyor. tek başına sahilde yürümek de işe yaramıyor artık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar