bugün
- çok film izleyen insandan zarar gelmez25
- sözlük kızlarının kombinleri45
- 12 ekim 2026 eyüpspor göztepe maçı14
- bir bar taburesinde yalnız oturmak2
- kendini türk hisseden arap artığı24
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası13
- sözlükteki ilişki skandalı37
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı43
- 45 adet kurabiye11
- ilham aliyev9
- sözlükte çirkin kız olmaması13
- manisalı erkekler8
- ikinci dünya savaşına girseydik neler olurdu7
- son okunan kitap7
- uludede'ye sorulacak sorular8
- firavun haklıydı12
- sözlük yazarlarının dehşetül vahşet kombinleri12
- uludede'nin zebraları giyip yatması8
- gece yatağın altında hatay dürüm gömen cin8
- gammaz sözlük kızları15
- sevilmeyen yazara pestisitli elma göndermek7
- kesik at kafası7
- diamond bosphorus denince akla gelenler39
- filistin57
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek10
- sözlükteki gammaz özelliği11
- ismet gurbuz'e kesik at kafası göndermek5
- sahte motor yağı8
- arkadaşlar toplanır mısınız konuşma yapacağım8
- sonbaharda dinlenecek şarkılar5
- artık kürt sorunu yoktur14
- coleslaw3
- nervio7
- doktorluğu en zor tıbbi branş15
- yarın nikahı basarım denilebilen kadın özellikleri11
- levent kırca11
- içtim şarabı siktim arabı7
- zina yapmayan erkekle dalga geçilmesi9
- gece yatağın altından el çıkaran cin5
- kendini güzel sanan at suratlı kız7
- herkesin hemfikir olduğu şeyler4
- claudian clouds9
- hanginiz yaptı bunu6
- hırt11
- sözlük kızlarının kurabiyeleri5
- s'i l v'e r m'i s t15
- göztepe4
- bir kıza alınabilecek en iyi hediye10
- yavuz sultan selim3
- tesettüre girmezsen seninle evlenmem diyen erkek10
kafada çözülemeyen sorunların fiziksel hareketlere yansıması durumu.
psikoz teşhisi konulmuş kişilerin kendilerinde olduğunu anlattığı şey. nasıl kurtuluruz bilen varsa lütfen yardım etsin.
Default özelliğim. Huzuru bulduğumu sanıyorum ve fakat yanılıyorum...
Huzursuzum. sebepsiz bi şekilde huzursuz. Mutsuzluk çöktü üstüme.
bugün bir solukta bitirdiğim, 2017 cikisli bir zülfü livaneli romanı.
güzel bir kitap. Müslüman bir erkekle yezidi bir kadinin askindan yola cikarak suriyeli mülteciler, ISID in zorbaliklari gibi konularda farkındalık yaratıyor Livaneli. ezidiler hakkinda neredeyse hicbir bilgisi olmayan bendeniz, kitaptan onlarin inanislari hakkinda cok sey ögrendigimi söyleyebilirim. kelamın çocukları nin marul, mavi, tavus kusu gibi kavramlara olan farkli bakis acisini ögreniyorsunuz. Bunun yani sira Mardin ile ilgili verdigi bilgilerle Mardin´in gercekten degisik bir sehir oldugunu hissettiriyor okuyucuya yazar. Örnegin: reyhani, süryani şarabı, Telkari
Ancak söylemeden edemeyecegim, bence Livaneli biraz aceleci davranmis bu kitabi yazarken. Hazir bu konu gündemdeyken bunu degerlendireyim hissine kapilmis belli ki. Bu hikaye 154 sayfada birakilmamaliydi, hikayeden ikinci bir serenad cikma potansiyeli varken, biraz özet gibi olmus bu haliyle
kitaba puanim: 7/10. okuyunuz. kitap misyonunu yerine getirip gercekten huzursuz ediyor.
--spoiler--
kitapta pekcok begendigim söz vardi:
" Asil insanlarin en neseli zamanlarinda bile bir hüzün vardir, daha düsük ruhlar ise en sefil zamanlarinda bile neselidir " (sf. 27)
" bu topraklarda inanc herseyden önce gelir, batil da olsa, yanlis da olsa, bu yolun sonu ölümdür" (Sf. 49)
"ben bir insandım"
"doğrunun ve yanlışın ötesinde bir yer var; seninle orada buluşacağız" Mevlana (sf. 86) (Brad pitt bunu gercekten dövme yaptirmis)
"biz bu ülkenin okuryazarları, boşluğa düşen bir trapezci gibiydik. doğu askısını bırakmış, batı askısını da yakalayamadan düşmüştük" (Sf. 65)
"beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın artık anne!" (Sf. 17)
"merhamet keskin bir kılıç; merhamet gösterenin kabzasından tuttuğu ama karşı tarafı yaralayan bir kılıç."
"Merhamet zulmün merhemi olamaz" (Sf. 139 )
"Herkesin bir semsiyesi var kendini koruyacak, seninse yok, bir an önce semsiyeni acmaya bak, cünkü bu yagmur hic dinmeyecek" (Sf. 144)
kitabin sonu beni pek tatmin etmedi acikcasi. genel olarak hikaye yürek parcaladi evet ama bu zaten ne yazik ki oralarda böyle seylerin gercekte de oldugunu bilmemizden kaynaklaniyor. Hüseyin ile Meleknaz meselesinde daha derinlesmeliydi bana kalirsa.
--spoiler--
kitapla ilgili röportaj: http://www.hurriyet.com.t...iziz-cehennem-de-40342013
güzel bir kitap. Müslüman bir erkekle yezidi bir kadinin askindan yola cikarak suriyeli mülteciler, ISID in zorbaliklari gibi konularda farkındalık yaratıyor Livaneli. ezidiler hakkinda neredeyse hicbir bilgisi olmayan bendeniz, kitaptan onlarin inanislari hakkinda cok sey ögrendigimi söyleyebilirim. kelamın çocukları nin marul, mavi, tavus kusu gibi kavramlara olan farkli bakis acisini ögreniyorsunuz. Bunun yani sira Mardin ile ilgili verdigi bilgilerle Mardin´in gercekten degisik bir sehir oldugunu hissettiriyor okuyucuya yazar. Örnegin: reyhani, süryani şarabı, Telkari
Ancak söylemeden edemeyecegim, bence Livaneli biraz aceleci davranmis bu kitabi yazarken. Hazir bu konu gündemdeyken bunu degerlendireyim hissine kapilmis belli ki. Bu hikaye 154 sayfada birakilmamaliydi, hikayeden ikinci bir serenad cikma potansiyeli varken, biraz özet gibi olmus bu haliyle
kitaba puanim: 7/10. okuyunuz. kitap misyonunu yerine getirip gercekten huzursuz ediyor.
--spoiler--
kitapta pekcok begendigim söz vardi:
" Asil insanlarin en neseli zamanlarinda bile bir hüzün vardir, daha düsük ruhlar ise en sefil zamanlarinda bile neselidir " (sf. 27)
" bu topraklarda inanc herseyden önce gelir, batil da olsa, yanlis da olsa, bu yolun sonu ölümdür" (Sf. 49)
"ben bir insandım"
"doğrunun ve yanlışın ötesinde bir yer var; seninle orada buluşacağız" Mevlana (sf. 86) (Brad pitt bunu gercekten dövme yaptirmis)
"biz bu ülkenin okuryazarları, boşluğa düşen bir trapezci gibiydik. doğu askısını bırakmış, batı askısını da yakalayamadan düşmüştük" (Sf. 65)
"beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın artık anne!" (Sf. 17)
"merhamet keskin bir kılıç; merhamet gösterenin kabzasından tuttuğu ama karşı tarafı yaralayan bir kılıç."
"Merhamet zulmün merhemi olamaz" (Sf. 139 )
"Herkesin bir semsiyesi var kendini koruyacak, seninse yok, bir an önce semsiyeni acmaya bak, cünkü bu yagmur hic dinmeyecek" (Sf. 144)
kitabin sonu beni pek tatmin etmedi acikcasi. genel olarak hikaye yürek parcaladi evet ama bu zaten ne yazik ki oralarda böyle seylerin gercekte de oldugunu bilmemizden kaynaklaniyor. Hüseyin ile Meleknaz meselesinde daha derinlesmeliydi bana kalirsa.
--spoiler--
kitapla ilgili röportaj: http://www.hurriyet.com.t...iziz-cehennem-de-40342013
anksiyete bozukluğunun temelinde yatan sıkıntı hissi.
bir zülfü livaneli romanı.
"Bu dünya bir penceredir. Her gelen baktı geçti." diye tekrarlıyorum durmadan. Felsefe bundan başka nedir ki diyorum; raf çökerten onca kitap, onca üniversite, anlı şanlı felsefe profesörleri, sözümona varlığı sorgulayanlar bundan başka bir şey söyleyebilirler mi?
"Bu dünya bir penceredir. Her gelen baktı geçti." diye tekrarlıyorum durmadan. Felsefe bundan başka nedir ki diyorum; raf çökerten onca kitap, onca üniversite, anlı şanlı felsefe profesörleri, sözümona varlığı sorgulayanlar bundan başka bir şey söyleyebilirler mi?
Tarihten ve günümüzden bilgiler içeren okurken akıp giden Zülfü Livaneli'nin kendine has sade ve akıcı üslubuyla kaleme aldığı enfes romanı.
kapağı bile gerçekten insanı huzursuz eden, mutsuz kılan, deriiin düşüncelere gark eden bir kitap..
görsel
görsel
bacak sallamalı olur.
sallama bacağını. elini de çek yüzünden. dik otur dik.
sallama bacağını. elini de çek yüzünden. dik otur dik.
Durduk yerde berbat anlat yaşatır, kaybolana dek.
Uykusuzluğu da beraberinde getirir.
insana uyku uyutmaz. Gün içinde kafayı toplatmaz, insanın yaşam kalitesini düşürür.
Livaneli’nin tek solukta okunabilecek akıcı romanı. Olayın içindeymişim gibi hissettim.
Okurken yezidiler hakkında çok şey anlatıyor. Özellikle onlar hakkındaki doğru bilinen yanlışları.
(Maruldan korkma mevzusunu araştırdım gerçekten kutsal sayıyorlarmış)
Okurken yezidiler hakkında çok şey anlatıyor. Özellikle onlar hakkındaki doğru bilinen yanlışları.
(Maruldan korkma mevzusunu araştırdım gerçekten kutsal sayıyorlarmış)
Livaneli’nin bugün okuduğum kitabı. Kitabın son sayfalarını biri yırtmış kitap bitmedi sanki. Bir çok yerde diyaloglar eksik gibiydi. Livaneli’nin kaleminden çıkmış gibi değildi. Sevemedim. Devamı niteliğinde bir kitap çıkar onu okursam o zaman hikayenin etkilerini yazabilirim.
en mutlu olabileceğiniz anlarda bile sizi içten içe yiyip bitiren şeydir.
Gerçek gibi...
Vicdanlari susmuş, kendinden başka kimseleri düşünmeyen günümüz insanlarinin özellikle savaşlara kıvılcım tutan para babalarinin okumasi gereken nefis bir kitap.
Vicdanlari susmuş, kendinden başka kimseleri düşünmeyen günümüz insanlarinin özellikle savaşlara kıvılcım tutan para babalarinin okumasi gereken nefis bir kitap.
sikeyim livan elleri. gidin pessoa okuyun.
Zülfü livaneli çok sevdiğim bir kitap olan "huzursuzluğun kitabı" yazarı pessoa'ın bir sözüyle başlar:
Şu küçücük dünyada herkes incitilmiş, isimsiz, herkes yanlış yerde.
Kitap kendine hızlıca sarıyor fakat okunması şart değil. Yezidilerle ilgili bilgi sahibi oluyorsunuz, mültecilerle, can pazarıyla, yoksullukla.
"harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kan dikenle karışınca bu tat devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur."
Şu küçücük dünyada herkes incitilmiş, isimsiz, herkes yanlış yerde.
Kitap kendine hızlıca sarıyor fakat okunması şart değil. Yezidilerle ilgili bilgi sahibi oluyorsunuz, mültecilerle, can pazarıyla, yoksullukla.
"harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kan dikenle karışınca bu tat devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur."
meyvesini vermelidir.
Içinde bulunduğum durum. Aslında çok sebep var.
Akıcı bir dili var kitabın. Fena değildi.
insanı içerden kemiren bir kurt gibidir. her yerde, her şeyde karşısına çıkar insanın.
ara ara hissettiriyor. tek başına sahilde yürümek de işe yaramıyor artık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar