bugün
- sapık şarkı sözleri9
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu8
- kendini evleneceği kıza saklayan erkek9
- filistin37
- cinsel içerikli başlık açınca ereksiyon olunuyormu4
- osmanoğulları ailesi ne özür borcu4
- mantısıyla meşhur olan ilimiz11
- sözlüğün azması7
- özelden şeftalisini atan yazar14
- 10 ekim 2026 rizespor fenerbahçe maçı6
- arkadaşlar bir şey soracağım12
- silvermist'e iki şey söyle20
- antipanik'e bir şey söyle22
- bir karpuz falan sikin de bitsin bu çile8
- bende sağlam patlıcan var diyen manavcı8
- sözlük kızlarının kombinleri17
- karnabahar5
- bamya sever misin diyen yazar5
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi8
- ekmeği tuza bandırarak yemek4
- cinsel başlık açıp entry girildikçe otuzbir çekmek2
- tarhana çorbası10
- pıttık fırlatma akımı6
- islam da çocuk gelin var mıdır2
- herkes adam olsun lan3
- artık seks başlığı açmayın sapık mısınız2
- doggy pozisyonunda havlayan kız2
- kayseri pastırması ile meşhur şehrimiz4
- seksten önce dua etmek2
- parcalandim toparlanamiyorum323
- yanındakiyle yaşar aklındakiyle ölürsün4
- bana iyi geliyorsun diyen kız5
- uçağımı uçuracak pilot arıyorum4
- tavuk tantuni6
- yaş ilerledikçe arkadaşların azalması2
- mangal kokusunun tüm mahalleye yayılması2
- karnabahar brokoli mantar yemeyen insan3
- whatsapptan beni tanıdın mı yazıp engelleyen insan3
- sarapci koalayi denize atmak6
- traveler konuşursa sözlükte yer yerinden oynar8
- alttaki yazara bir şey söyle24
- cumartesi günleri yalnızlığın daha beter olması4
- geçmişte zina yapmış ama tövbe etmiş insan2
- 44 yaşında psikolog olmak7
- sözlüğü boşverip plaja gitmek4
- anın görüntüsü26
- aniden gelen adam tokatlama isteği3
- birazdan kalkacak3
- çivi çiviyi söker diyen kız5
- koruk turşusu3
kafada çözülemeyen sorunların fiziksel hareketlere yansıması durumu.
psikoz teşhisi konulmuş kişilerin kendilerinde olduğunu anlattığı şey. nasıl kurtuluruz bilen varsa lütfen yardım etsin.
Default özelliğim. Huzuru bulduğumu sanıyorum ve fakat yanılıyorum...
Huzursuzum. sebepsiz bi şekilde huzursuz. Mutsuzluk çöktü üstüme.
bugün bir solukta bitirdiğim, 2017 cikisli bir zülfü livaneli romanı.
güzel bir kitap. Müslüman bir erkekle yezidi bir kadinin askindan yola cikarak suriyeli mülteciler, ISID in zorbaliklari gibi konularda farkındalık yaratıyor Livaneli. ezidiler hakkinda neredeyse hicbir bilgisi olmayan bendeniz, kitaptan onlarin inanislari hakkinda cok sey ögrendigimi söyleyebilirim. kelamın çocukları nin marul, mavi, tavus kusu gibi kavramlara olan farkli bakis acisini ögreniyorsunuz. Bunun yani sira Mardin ile ilgili verdigi bilgilerle Mardin´in gercekten degisik bir sehir oldugunu hissettiriyor okuyucuya yazar. Örnegin: reyhani, süryani şarabı, Telkari
Ancak söylemeden edemeyecegim, bence Livaneli biraz aceleci davranmis bu kitabi yazarken. Hazir bu konu gündemdeyken bunu degerlendireyim hissine kapilmis belli ki. Bu hikaye 154 sayfada birakilmamaliydi, hikayeden ikinci bir serenad cikma potansiyeli varken, biraz özet gibi olmus bu haliyle
kitaba puanim: 7/10. okuyunuz. kitap misyonunu yerine getirip gercekten huzursuz ediyor.
--spoiler--
kitapta pekcok begendigim söz vardi:
" Asil insanlarin en neseli zamanlarinda bile bir hüzün vardir, daha düsük ruhlar ise en sefil zamanlarinda bile neselidir " (sf. 27)
" bu topraklarda inanc herseyden önce gelir, batil da olsa, yanlis da olsa, bu yolun sonu ölümdür" (Sf. 49)
"ben bir insandım"
"doğrunun ve yanlışın ötesinde bir yer var; seninle orada buluşacağız" Mevlana (sf. 86) (Brad pitt bunu gercekten dövme yaptirmis)
"biz bu ülkenin okuryazarları, boşluğa düşen bir trapezci gibiydik. doğu askısını bırakmış, batı askısını da yakalayamadan düşmüştük" (Sf. 65)
"beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın artık anne!" (Sf. 17)
"merhamet keskin bir kılıç; merhamet gösterenin kabzasından tuttuğu ama karşı tarafı yaralayan bir kılıç."
"Merhamet zulmün merhemi olamaz" (Sf. 139 )
"Herkesin bir semsiyesi var kendini koruyacak, seninse yok, bir an önce semsiyeni acmaya bak, cünkü bu yagmur hic dinmeyecek" (Sf. 144)
kitabin sonu beni pek tatmin etmedi acikcasi. genel olarak hikaye yürek parcaladi evet ama bu zaten ne yazik ki oralarda böyle seylerin gercekte de oldugunu bilmemizden kaynaklaniyor. Hüseyin ile Meleknaz meselesinde daha derinlesmeliydi bana kalirsa.
--spoiler--
kitapla ilgili röportaj: http://www.hurriyet.com.t...iziz-cehennem-de-40342013
güzel bir kitap. Müslüman bir erkekle yezidi bir kadinin askindan yola cikarak suriyeli mülteciler, ISID in zorbaliklari gibi konularda farkındalık yaratıyor Livaneli. ezidiler hakkinda neredeyse hicbir bilgisi olmayan bendeniz, kitaptan onlarin inanislari hakkinda cok sey ögrendigimi söyleyebilirim. kelamın çocukları nin marul, mavi, tavus kusu gibi kavramlara olan farkli bakis acisini ögreniyorsunuz. Bunun yani sira Mardin ile ilgili verdigi bilgilerle Mardin´in gercekten degisik bir sehir oldugunu hissettiriyor okuyucuya yazar. Örnegin: reyhani, süryani şarabı, Telkari
Ancak söylemeden edemeyecegim, bence Livaneli biraz aceleci davranmis bu kitabi yazarken. Hazir bu konu gündemdeyken bunu degerlendireyim hissine kapilmis belli ki. Bu hikaye 154 sayfada birakilmamaliydi, hikayeden ikinci bir serenad cikma potansiyeli varken, biraz özet gibi olmus bu haliyle
kitaba puanim: 7/10. okuyunuz. kitap misyonunu yerine getirip gercekten huzursuz ediyor.
--spoiler--
kitapta pekcok begendigim söz vardi:
" Asil insanlarin en neseli zamanlarinda bile bir hüzün vardir, daha düsük ruhlar ise en sefil zamanlarinda bile neselidir " (sf. 27)
" bu topraklarda inanc herseyden önce gelir, batil da olsa, yanlis da olsa, bu yolun sonu ölümdür" (Sf. 49)
"ben bir insandım"
"doğrunun ve yanlışın ötesinde bir yer var; seninle orada buluşacağız" Mevlana (sf. 86) (Brad pitt bunu gercekten dövme yaptirmis)
"biz bu ülkenin okuryazarları, boşluğa düşen bir trapezci gibiydik. doğu askısını bırakmış, batı askısını da yakalayamadan düşmüştük" (Sf. 65)
"beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın artık anne!" (Sf. 17)
"merhamet keskin bir kılıç; merhamet gösterenin kabzasından tuttuğu ama karşı tarafı yaralayan bir kılıç."
"Merhamet zulmün merhemi olamaz" (Sf. 139 )
"Herkesin bir semsiyesi var kendini koruyacak, seninse yok, bir an önce semsiyeni acmaya bak, cünkü bu yagmur hic dinmeyecek" (Sf. 144)
kitabin sonu beni pek tatmin etmedi acikcasi. genel olarak hikaye yürek parcaladi evet ama bu zaten ne yazik ki oralarda böyle seylerin gercekte de oldugunu bilmemizden kaynaklaniyor. Hüseyin ile Meleknaz meselesinde daha derinlesmeliydi bana kalirsa.
--spoiler--
kitapla ilgili röportaj: http://www.hurriyet.com.t...iziz-cehennem-de-40342013
anksiyete bozukluğunun temelinde yatan sıkıntı hissi.
bir zülfü livaneli romanı.
"Bu dünya bir penceredir. Her gelen baktı geçti." diye tekrarlıyorum durmadan. Felsefe bundan başka nedir ki diyorum; raf çökerten onca kitap, onca üniversite, anlı şanlı felsefe profesörleri, sözümona varlığı sorgulayanlar bundan başka bir şey söyleyebilirler mi?
"Bu dünya bir penceredir. Her gelen baktı geçti." diye tekrarlıyorum durmadan. Felsefe bundan başka nedir ki diyorum; raf çökerten onca kitap, onca üniversite, anlı şanlı felsefe profesörleri, sözümona varlığı sorgulayanlar bundan başka bir şey söyleyebilirler mi?
Tarihten ve günümüzden bilgiler içeren okurken akıp giden Zülfü Livaneli'nin kendine has sade ve akıcı üslubuyla kaleme aldığı enfes romanı.
kapağı bile gerçekten insanı huzursuz eden, mutsuz kılan, deriiin düşüncelere gark eden bir kitap..
görsel
görsel
bacak sallamalı olur.
sallama bacağını. elini de çek yüzünden. dik otur dik.
sallama bacağını. elini de çek yüzünden. dik otur dik.
Durduk yerde berbat anlat yaşatır, kaybolana dek.
Uykusuzluğu da beraberinde getirir.
insana uyku uyutmaz. Gün içinde kafayı toplatmaz, insanın yaşam kalitesini düşürür.
Livaneli’nin tek solukta okunabilecek akıcı romanı. Olayın içindeymişim gibi hissettim.
Okurken yezidiler hakkında çok şey anlatıyor. Özellikle onlar hakkındaki doğru bilinen yanlışları.
(Maruldan korkma mevzusunu araştırdım gerçekten kutsal sayıyorlarmış)
Okurken yezidiler hakkında çok şey anlatıyor. Özellikle onlar hakkındaki doğru bilinen yanlışları.
(Maruldan korkma mevzusunu araştırdım gerçekten kutsal sayıyorlarmış)
Livaneli’nin bugün okuduğum kitabı. Kitabın son sayfalarını biri yırtmış kitap bitmedi sanki. Bir çok yerde diyaloglar eksik gibiydi. Livaneli’nin kaleminden çıkmış gibi değildi. Sevemedim. Devamı niteliğinde bir kitap çıkar onu okursam o zaman hikayenin etkilerini yazabilirim.
en mutlu olabileceğiniz anlarda bile sizi içten içe yiyip bitiren şeydir.
Gerçek gibi...
Vicdanlari susmuş, kendinden başka kimseleri düşünmeyen günümüz insanlarinin özellikle savaşlara kıvılcım tutan para babalarinin okumasi gereken nefis bir kitap.
Vicdanlari susmuş, kendinden başka kimseleri düşünmeyen günümüz insanlarinin özellikle savaşlara kıvılcım tutan para babalarinin okumasi gereken nefis bir kitap.
sikeyim livan elleri. gidin pessoa okuyun.
Zülfü livaneli çok sevdiğim bir kitap olan "huzursuzluğun kitabı" yazarı pessoa'ın bir sözüyle başlar:
Şu küçücük dünyada herkes incitilmiş, isimsiz, herkes yanlış yerde.
Kitap kendine hızlıca sarıyor fakat okunması şart değil. Yezidilerle ilgili bilgi sahibi oluyorsunuz, mültecilerle, can pazarıyla, yoksullukla.
"harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kan dikenle karışınca bu tat devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur."
Şu küçücük dünyada herkes incitilmiş, isimsiz, herkes yanlış yerde.
Kitap kendine hızlıca sarıyor fakat okunması şart değil. Yezidilerle ilgili bilgi sahibi oluyorsunuz, mültecilerle, can pazarıyla, yoksullukla.
"harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kan dikenle karışınca bu tat devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur."
meyvesini vermelidir.
Içinde bulunduğum durum. Aslında çok sebep var.
Akıcı bir dili var kitabın. Fena değildi.
insanı içerden kemiren bir kurt gibidir. her yerde, her şeyde karşısına çıkar insanın.
ara ara hissettiriyor. tek başına sahilde yürümek de işe yaramıyor artık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar