bugün

ing. çekinmek, tereddüt etmek.
(bkz: waver)
ing. tereddüt etmek, duraksamak, çekinmek.
isim hali hesitation olan fiil.
hesitater diye bir isim hali vardır
hoşgelmiş yeni uuser.
(#2249435) takdir edilesi yazar. doğru söze ne denir?
yürekli ve cesur bir yazar.
Hayatını yaşarken kimselerden korkmayan, dobra sözlük yazarı. Kendisinden öğrenilecek çok şey var.
kendini net olarak ifade edebilen, kendisiyle ve her şeyle barışık, farklı,sıradışı ama en önemli özelliği için...

(bkz: cesur)
belki çok uzun süredir burada değil, ama yine de yazdığı, okuduğu zaman zarfı içerisinde selamlaştığı, iyi yazmışsın mesajları aldığı, bu yazı çok sağlam olmuş diye mesaj attığı... tüm yazarlara teşekkür eder ve sözlüğü tamamen bırakırken herkese iyi günler diler. gerçekten keyifli günlerdi.
(bkz: rüzgar gibi geçti)
edit:üzgünüm hesitate.
ofis yazışmalarında ve genelde mail sonlarında kurulan cümlenin anahtar kelimesi.
"please do not hesitate to contact ......" bla bla bla gider bu böyle...
vallahi nasıl bir yazı yazsam bilmiyorum ama ağlattı yani... ayıb da etti hani... terbiyesiz midir nedir... irikıyımlar ağlatılmaz öğretmediler galiba...*
stone sour'un, audio secrecy albümünde yer alan ve corey'in güzel sesi ile bir bother havasının yakalandığı şarkıdır.

You were my fire, so I burned... til' there was nothing left of me
I... I touched your face, I held you close... til' I could barely breathe
Why give me hope, then give me up... just to be the death of me
Save the rest of me...

Cuz I see you, but I can't feel you anymore - so go away
I need you, but I can't need you anymore - you hesitate

Now... now and then, you come around, like there's something left for me
We were one... we were everything
I'm still here... but I'll just keep the rest for me

Cuz I see you, but I can't feel you anymore - so go away
I need you, but I can't need you anymore - you hesitate

We never made it... you hesitated... I don't believe

That I see you, but I can't feel you anymore - so go away
I need you, but I can't need you anymore - you hesitate
Cuz I see you, but I can't feel you anymore - so go away
I need you, but I can't need you anymore - you hesitate - hesitate

You were my fire, so I burned... now there's nothing left of me...
ingilizce-türkçe sözlüğümdeki cilt açılması sorunu nedeniyle sözlüğü her rastgele açışımda karşıma çıkan ilk kelime.
(#2275956) Duygulandırdın lan gece gece, keşke sen yazmasaydın da bende okumasaydım bunu dedim, başa geliyor işte böyle şeyler, keşke o'nun başına değilde benim başıma gelseydi dedirtiyor bazen, neyse.
dehşet bir (bkz: stone sour) şaheseridir bu parça. sabahlara dek dinletir.

https://www.youtube.com/w...2F4w1aMdehnBVgl3ntdfOCZRw
ingilizcede en sevdiğim kelime. söylemesi müthiş zevkli.
© copyright 2005 - 2026