bugün
- sözlük yazarlarının gerçek adları40
- arkadaşlar yeni işe başladım4
- yazarların yapmayı düşündükleri çocuk sayısı4
- iblis'in sesini duymak8
- tavuk kanadı ne işe yarıyor sorunsalı6
- dikkat çekmeye çalışan erkek4
- 28 bine çalışmak6
- hoslanilan kızın adının makbule olması4
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz14
- sözlükteki şeref yoksunu yazarlar7
- nervio hamferdinin izmire gelmesi7
- gerçek mehdi kim3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak30
- mazotun litresi 101 lira36
- anın görüntüsü27
- sadece filistin'i önemsemek13
- yaşlılığı kabullenemeyen insan9
- east of eden5
- israil11
- petrol bulduk haberleri8
- oğlunuza bedelli yaptırır mısınız4
- allah3
- ülkücülere küfür edip ülkücülerden oy bekleyen tip8
- türkler vs türkiyeliler6
- kürdü sevin9
- arkadaşlar bir şey soracağım13
- öcalan'ın kira vermeden villada oturması12
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler25
- her boka lapin gibi atlamak4
- as maca8
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek20
- 16 nisan 2028 cumhurbaşkanlığı seçimi3
- çetin ceviz2
- bilgisayar sipariş edip fayans gelmesi3
- türkiye'yi chp kalkındıracak3
- reagan ridley9
- arkadaşlar bakar mısınız18
- yoruldum2
- doktor kadın çöpçü erkek evliliği11
- israil nüfusunun yarısı müslüman5
- yetiş ya gavs6
- arkadaşlar neden böyle4
- istanbul'un sabah sesleri2
- regl günündeki bir kızın aksesuarları4
- jar jar binks bir sith lordu mu2
- mhplilerin hala mhpye oy verecek olması7
- amedspordan milli takıma 6 futbolcu çağrılması2
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- atilla uğur'un öcalanın listesinin başında olması5
- ktç'nin küçükken sarışın yeşil gözlü olması11
Hayır'da hayır var.
her zaman olumsuz bir kelime değildir. bazı durumlara göre olumlu bir hal alır. hatta hayır'lı' vesilelere yol açar.
tıpkı şimdi olduğu gibi.
tıpkı şimdi olduğu gibi.
Seçme özgürlüğü sayesinde söylenebilen bir kelime.
velhasıl, bir olumsuzlama fiili olsa da, illaki kesin olumsuza araç olacak diye bir kaidenin olmadığı değilleme eveti.
Bu sözde sözlüğe dil dersi verip yazım hatası için herkese kan kusturan veletlerin.
Hayr ile hayır arasındaki farkı bilmeden, hayır'da "hayr" vardır yazacağına hayır'da hayır vardır gibi malca şeyler yazmasına sebeb olmuştur.
Ölün hepiniz.
Hayr ile hayır arasındaki farkı bilmeden, hayır'da "hayr" vardır yazacağına hayır'da hayır vardır gibi malca şeyler yazmasına sebeb olmuştur.
Ölün hepiniz.
bir sözden daha fazlası.
ülkenin şeriat düzenine sokulmasına karşı savunulması gereken cevaptır.
CHP'den, 'Hayır demezseniz ne olacak?' kitapçığı
http://www.birgun.net/hab...cak-kitapcigi-144599.html
http://www.birgun.net/hab...cak-kitapcigi-144599.html
Çünkü hala bir beynim var. #hayır
Bugünlerin kulağa en hoş gelen kelimesidir. Tayyip'in karizmasını çizecek kelime.
Bazan "hayır" demek, "hayırdır". "Hayır", coğu kez, haddini bilmeyene haddini anımsatır. Sürü olmadığımızı, düşünen ve iradesi olan bir özne olduğumuzu gösterir. Bizim bir güç olduğumuzun bilinmesini sağlar.
2012 yapımlı bir filmdir. Bir reklamcının, Şili'nin 1988 referandumunda Augusto Pinochet'i yenen bir kampanyayı nasıl başlattığını ve başarıyla yürüttüğünü gösteren efsanevi film.
http://www.imdb.com/title/tt2059255/?ref_=fn_al_tt_1
http://www.imdb.com/title/tt2059255/?ref_=fn_al_tt_1
Bence de hayır .
Kabullenmemek itiraz etmektir.
16 nisan'da ülkenin anayasal diktatörlüğe geçmesine engel olacak hayırlı bir sözcüktür.
sen. makinenin başındaki adam, atölyedeki adam. yarın sana su boruları ve yemek kapları yapmayı bırakıp miğferler ve mitralyözler yapmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. tezgâhı ardındaki kız ve büroda çalışan kız. yarın sana el bombalarını doldurmanı ve keskin nişancı tüfeklerine dürbün takmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. fabrika sahibi. yarın sana talk pudrası ve kakao yerine barut satmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. laboratuardaki araştırmacı. yarın sana eski yaşamı yok edecek yeni bir ölüm keşfetmeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. odasındaki şair. yarın sana aşk şarkılarını bir yana bırakıp nefret şarkıları söylemeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. hastasının başındaki hekim. yarın sana cepheye gönderilecekler için sağlam raporu yazmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. kürsüdeki rahip. yarın sana cinayeti kutsamanı ve savaşa övgüler yağdırmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. gemideki kaptan. yarın sana buğday taşımayı bırakıp tank ve top taşımanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. havaalanındaki pilot. yarın sana kentlerin tepesine yakıp yok eden bombalar yağdırmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. dikiş masası başındaki terzi. yarın sana asker üniformaları dikmeye başlamanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. cübbesinin içindeki yargıç. yarın sana askeri mahkemeye gitmeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. tren istasyonundaki. yarın sana cephane ve asker taşıyan trenlerin kalkması için sinyal vermeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. köydeki. sen. kentteki. yarın askere alma belgeleriyle kapına dikilirlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. normandiya’daki ana, ukrayna’daki ana, sen san Fransisco’daki ve londra’daki ana. sen hoang ho ve missisippi kıyılarındaki ana. sen, nepal’deki ve hamburg’daki, kahire’deki ve oslo’daki ana; yeryüzünün dört bir yanındaki analar, dünyanın tüm anaları, yarın size askeri hastanelerde hemşirelik yapacak, yeni savaşlarda savaşacak çocuklar doğurmanızı emrederlerse, yapacağınız bir tek şey var: HAYIR deyin!.. Analar, HAYIR deyin!
çünkü hayır demezseniz analar, eğer hayır demezseniz, işte o zaman, pus çökmüş, gürültülü liman kentlerinde iniltiler çıkaran koca gemiler suskunluğa bürünecekler ve su almış dev mamut kadavraları gibi, rıhtımların yosun ve midye bağlamış, ölgün, ıssız duvarları önünde miskin miskin yalpalayacaklar; daha önce ışıltılar saçan o görkemli gövdelerden, bir balık mezarlığı gibi, çürük, sayrı, ölü kokular yayılacak…
tramvaylar, iç karartıcı, aynalı kuş kafesleri gibi eğrilip bükülecekler ve bombaların açtığı çukurlarla kaplı, yitik sokaklardaki damları delik deşik barakaların ardında, teller ve rayların şaşkın çelik iskeletlerinin yanı başında, patlamış taç yaprakları gibi öylece uzanacaklar…
çamur rengi, ağır, kurşun gibi bir sessizlik ortalıkta kol gezecek; tüm oburluğuyla büyüyerek, okullara, üniversitelere, tiyatrolara, spor alanlarına, çocuk bahçelerine ürkünç, açgözlü ve önlenemez bir biçimde çöreklenecek…
bunların hepsi olacak…
altın sarısı, sulu üzümler bakımsız yamaçlarda çürüyecek, pirinçler kıraç topraklarda kuruyacak, patatesler sürülmüş tarlalarda donacak, ölü sığırların kaskatı kesilmiş bacakları ters çevrilmiş süt sağma tabureleri gibi göğe dikilecek….
enstitülerde, büyük hekimlerin dahice buluşları çürüyüp küf tutacak…
son un çuvalları, son çilek reçeli kavanozları, balkabakları ve vişne suları mutfaklarda, odalarda, kilerlerde, soğuk hava depolarında ve ambarlarda bozulup heba olacak; devrilmiş masaların altındaki, paramparça tabaklardaki ekmek küf bağlayacak, erimiş tereyağlar arap sabunu gibi kokacak; tarlalardaki ekinler, paslanmış sabanların yanı başında bozguna uğramış bir ordu gibi boyunlarını bükecekler; fabrikaların çimenle örtülü tüten bacaları un ufak olacak…
sonra, deşilmiş bağırsakları ve zehirlenmiş ciğerleriyle son insan, ışıldayan güneşin ve yanıp sönen takımyıldızların altında bir başına dolanıp duracak; bir deri bir kemik kalmış, çılgına dönmüş son insan uçsuz bucaksız mezarlar, dev beton blokların soğuk putları ve ıssız kentler arasında yalnız başına bir küfür gibi dolanırken şu korkunç soruyu soracak: NEDEN? Ve bu soru bozkırlarda hiç duyulmadan yitip gidecek,yıkıntılar arasında sürüklenip kiliselerin molozları arasında yok olacak, girilmez yer altı sığınaklarına çarpıp parçalanacak. Son hayvan-insanın son hayvansı çığlığı hiç duyulmadan, hiç yanıtlanmadan kan göllerinde boğulacak…
bunların hepsi olacak, yarın, belki bu gece, eğer… eğer… eğer… HAYIR demezseniz!
wolfgang borchert
sen. tezgâhı ardındaki kız ve büroda çalışan kız. yarın sana el bombalarını doldurmanı ve keskin nişancı tüfeklerine dürbün takmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. fabrika sahibi. yarın sana talk pudrası ve kakao yerine barut satmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. laboratuardaki araştırmacı. yarın sana eski yaşamı yok edecek yeni bir ölüm keşfetmeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. odasındaki şair. yarın sana aşk şarkılarını bir yana bırakıp nefret şarkıları söylemeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. hastasının başındaki hekim. yarın sana cepheye gönderilecekler için sağlam raporu yazmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. kürsüdeki rahip. yarın sana cinayeti kutsamanı ve savaşa övgüler yağdırmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. gemideki kaptan. yarın sana buğday taşımayı bırakıp tank ve top taşımanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. havaalanındaki pilot. yarın sana kentlerin tepesine yakıp yok eden bombalar yağdırmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. dikiş masası başındaki terzi. yarın sana asker üniformaları dikmeye başlamanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. cübbesinin içindeki yargıç. yarın sana askeri mahkemeye gitmeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. tren istasyonundaki. yarın sana cephane ve asker taşıyan trenlerin kalkması için sinyal vermeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. köydeki. sen. kentteki. yarın askere alma belgeleriyle kapına dikilirlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!
sen. normandiya’daki ana, ukrayna’daki ana, sen san Fransisco’daki ve londra’daki ana. sen hoang ho ve missisippi kıyılarındaki ana. sen, nepal’deki ve hamburg’daki, kahire’deki ve oslo’daki ana; yeryüzünün dört bir yanındaki analar, dünyanın tüm anaları, yarın size askeri hastanelerde hemşirelik yapacak, yeni savaşlarda savaşacak çocuklar doğurmanızı emrederlerse, yapacağınız bir tek şey var: HAYIR deyin!.. Analar, HAYIR deyin!
çünkü hayır demezseniz analar, eğer hayır demezseniz, işte o zaman, pus çökmüş, gürültülü liman kentlerinde iniltiler çıkaran koca gemiler suskunluğa bürünecekler ve su almış dev mamut kadavraları gibi, rıhtımların yosun ve midye bağlamış, ölgün, ıssız duvarları önünde miskin miskin yalpalayacaklar; daha önce ışıltılar saçan o görkemli gövdelerden, bir balık mezarlığı gibi, çürük, sayrı, ölü kokular yayılacak…
tramvaylar, iç karartıcı, aynalı kuş kafesleri gibi eğrilip bükülecekler ve bombaların açtığı çukurlarla kaplı, yitik sokaklardaki damları delik deşik barakaların ardında, teller ve rayların şaşkın çelik iskeletlerinin yanı başında, patlamış taç yaprakları gibi öylece uzanacaklar…
çamur rengi, ağır, kurşun gibi bir sessizlik ortalıkta kol gezecek; tüm oburluğuyla büyüyerek, okullara, üniversitelere, tiyatrolara, spor alanlarına, çocuk bahçelerine ürkünç, açgözlü ve önlenemez bir biçimde çöreklenecek…
bunların hepsi olacak…
altın sarısı, sulu üzümler bakımsız yamaçlarda çürüyecek, pirinçler kıraç topraklarda kuruyacak, patatesler sürülmüş tarlalarda donacak, ölü sığırların kaskatı kesilmiş bacakları ters çevrilmiş süt sağma tabureleri gibi göğe dikilecek….
enstitülerde, büyük hekimlerin dahice buluşları çürüyüp küf tutacak…
son un çuvalları, son çilek reçeli kavanozları, balkabakları ve vişne suları mutfaklarda, odalarda, kilerlerde, soğuk hava depolarında ve ambarlarda bozulup heba olacak; devrilmiş masaların altındaki, paramparça tabaklardaki ekmek küf bağlayacak, erimiş tereyağlar arap sabunu gibi kokacak; tarlalardaki ekinler, paslanmış sabanların yanı başında bozguna uğramış bir ordu gibi boyunlarını bükecekler; fabrikaların çimenle örtülü tüten bacaları un ufak olacak…
sonra, deşilmiş bağırsakları ve zehirlenmiş ciğerleriyle son insan, ışıldayan güneşin ve yanıp sönen takımyıldızların altında bir başına dolanıp duracak; bir deri bir kemik kalmış, çılgına dönmüş son insan uçsuz bucaksız mezarlar, dev beton blokların soğuk putları ve ıssız kentler arasında yalnız başına bir küfür gibi dolanırken şu korkunç soruyu soracak: NEDEN? Ve bu soru bozkırlarda hiç duyulmadan yitip gidecek,yıkıntılar arasında sürüklenip kiliselerin molozları arasında yok olacak, girilmez yer altı sığınaklarına çarpıp parçalanacak. Son hayvan-insanın son hayvansı çığlığı hiç duyulmadan, hiç yanıtlanmadan kan göllerinde boğulacak…
bunların hepsi olacak, yarın, belki bu gece, eğer… eğer… eğer… HAYIR demezseniz!
wolfgang borchert
evet hayır !!
Birisi için değil vatan için 16 nisan 2017' de Türk seçmeninin çoğunlukla kullanacağı oydur.
Bırak beyaz temiz kalsın.
Bırak beyaz temiz kalsın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar