bugün
- iktidar değişince aktroller ne olacak sorunsalı12
- ateist dövmek10
- hoşgörü dini islam9
- velvet51
- velvet hanımkızımız8
- yürüyüş flörtü6
- gözde celep4
- kürtler sizden nefret ediyor6
- yakışıklı olmanın faydaları4
- türk kahvesi eşlikçisi6
- ulusalcılar2
- aşure vs waffle8
- 0 0 721
- sevgililer nerede seks yapıyor9
- eliz gürler2
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması10
- donsuz bedevi6
- akepede kliklerin savaşı11
- siyonizmin abd'deki etkisi bitince ciasal islam2
- abur gel de yaz buraya3
- klavyenizde ben aslında yazdıktan sonra ne çıkıyor7
- pandela16
- kylie jenner3
- ahmet burak erdoğan7
- dindar nesil projesi patladı3
- bik bik'e hediye edeceğim mutfak4
- şeyhin götüne priz sokmak4
- true'nun yine online olması2
- erector dedemiz2
- ismet gürbüz ile berlin gece hayatına akmak4
- seni ne mutlu eder sorusu3
- sarapci koala2
- kemalistler11
- hergün dondurma yenir mi3
- hamas bitmeden gazze bitmez2
- yazarlara gelen son mesaj8
- mıknatısların sevişgen olması3
- günün şiiri11
- denize girmek2
- erdoğan olmasa türkiye bölünür4
- para parayı çeker mi5
- istediğini almak2
- filistin in ermeni soykırımını tanıması35
- tek başına uzun yol gitmek7
- israil9
- bik bik'in aşuresi6
- yapay zeka ile kod yazmanin getirdigi tembellik5
- sözlük erkeklerinin zeki seksi ve kültürlü olması2
- chp grup toplantısı3
- türkiye13
Can Yücel "to be or not to be that's the question"ı "bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin?" diye çevirerek bütün şiirselliği hiçe saymıştır.
(bkz: türkçe söyleyen can yücel)
(bkz: türkçe söyleyen can yücel)
akdeniz üniversitesi tiyatro topluluğunun yeni sezonda 4kez sahnelediği, dördünde de salonu tıka basa doldurduğu oyun.
--spoiler--
Nasıl ayırdederim bir bakışta
Seveni sevmeyenden?
Külahından, tozlu çarıklarından,
Elindeki değnekten.
Öldü, güzel sultanım çoktan öldü.
Öldü, gömüldü bile.
Başında yemyeşil otlar büyüdü,
Taşı dikildi bile.
Ne olur dinleyin!
Ak kefenler giyindi kardan beyaz,
Sarıldı çiçeklere.
Arar arar sevdiğini bulamaz,
Ağlayanlar içinde.
Fırıncının kızı baykuş olmuş diyorlar. Allah korusun. insan ne olduğunu bilir, ama ne olacağını bilemez. Tanrı bereketini eksik etmesin sofranızdan. Kendiniz hiçbir söz söylemeyin sakın bunun üstüne, ama ne demek olduğunu soran olursa şöyle dersiniz:
Yarın bayram, Saint Valentine bayramı,
Erken uyanır herkes.
Ben bir kızım, gelirim pencerene,
Eşim ol derim sana.
Delikanlı kalktı, hemen giyindi,
Açtı kıza kapısını.
Kız girdi içeri, kız girdi ama,
Kız çıkmadı dışarı.
Ayıp, ne ayıp şey bu!
Fırsat bulan her genç yapıyor bunu
Yüzü kızarmaksızın.
Kız dedi: Bu işi yapmazdan önce
Evleniriz demiştin?
Delikanlı şöyle karşılık verdi:
Evlenirdim sabah sabah gelip de
Koynuma girmeseydin.
Elbet bir gün düzelir her şey. insan sabırlı olmalı; evet ama ağlamamak elimde değil düşündükçe soğuk topraklara gömüldüğünü. Geceniz hayrolsun, bayanlar, iyi geceler, güzel bayanlar, iyi geceler, iyi geceler!
--spoiler-- *
Nasıl ayırdederim bir bakışta
Seveni sevmeyenden?
Külahından, tozlu çarıklarından,
Elindeki değnekten.
Öldü, güzel sultanım çoktan öldü.
Öldü, gömüldü bile.
Başında yemyeşil otlar büyüdü,
Taşı dikildi bile.
Ne olur dinleyin!
Ak kefenler giyindi kardan beyaz,
Sarıldı çiçeklere.
Arar arar sevdiğini bulamaz,
Ağlayanlar içinde.
Fırıncının kızı baykuş olmuş diyorlar. Allah korusun. insan ne olduğunu bilir, ama ne olacağını bilemez. Tanrı bereketini eksik etmesin sofranızdan. Kendiniz hiçbir söz söylemeyin sakın bunun üstüne, ama ne demek olduğunu soran olursa şöyle dersiniz:
Yarın bayram, Saint Valentine bayramı,
Erken uyanır herkes.
Ben bir kızım, gelirim pencerene,
Eşim ol derim sana.
Delikanlı kalktı, hemen giyindi,
Açtı kıza kapısını.
Kız girdi içeri, kız girdi ama,
Kız çıkmadı dışarı.
Ayıp, ne ayıp şey bu!
Fırsat bulan her genç yapıyor bunu
Yüzü kızarmaksızın.
Kız dedi: Bu işi yapmazdan önce
Evleniriz demiştin?
Delikanlı şöyle karşılık verdi:
Evlenirdim sabah sabah gelip de
Koynuma girmeseydin.
Elbet bir gün düzelir her şey. insan sabırlı olmalı; evet ama ağlamamak elimde değil düşündükçe soğuk topraklara gömüldüğünü. Geceniz hayrolsun, bayanlar, iyi geceler, güzel bayanlar, iyi geceler, iyi geceler!
--spoiler-- *
--spoiler--
Ey göklerde yaşayanlar! Ey dünya! Daha ne olsun?
Cehennem önüme mi gelsin? Ne yüz karası şey bu?
Tut kendini yüreğim, tut kendini!
Ve siz, ey sinirlerim, gevşemeyin birden;
Gerilin, destek olun bana!
Beni unutma mı dedin? Hayır, zavallı ruh,
Şu çılgın kafa durdukça çıkmayacaksın içinden,
Seni unutmak ha? Aklımın kara tahtasından
Silerim de bütün boş anıları,
Bütün kitaplarda yazılan, çizilenleri,
Gençliğimden, öğrenciliğimden kalanları.
Yalnız senin buyruğun kalır.
Beynimin defterinde, yapraklarında,
Ivır zıvır bütün bildiklerimin üstünde.
Evet, yemin Allahıma, o kalır yalnız.
Ey çürümüş yürekli kadın!
Yılan, yılan, yüze gülen zehirli yılan!
Yaz aklım, yaz defterine, yaz şunu:
Güler yüzlü, hep güler yüzlü bir insan
Zehirli bir yılan da olabilir.
Danimarka'da olabilir hiç değilse, inan buna.
Ya! Demek böyle, amca, sen buymuşsun demek!
Öyleyse benim parolam da şu bundan böyle:
Tanrı seninle olsun, unutma beni!
Yemin ettim, unutmam.
--spoiler--
Ey göklerde yaşayanlar! Ey dünya! Daha ne olsun?
Cehennem önüme mi gelsin? Ne yüz karası şey bu?
Tut kendini yüreğim, tut kendini!
Ve siz, ey sinirlerim, gevşemeyin birden;
Gerilin, destek olun bana!
Beni unutma mı dedin? Hayır, zavallı ruh,
Şu çılgın kafa durdukça çıkmayacaksın içinden,
Seni unutmak ha? Aklımın kara tahtasından
Silerim de bütün boş anıları,
Bütün kitaplarda yazılan, çizilenleri,
Gençliğimden, öğrenciliğimden kalanları.
Yalnız senin buyruğun kalır.
Beynimin defterinde, yapraklarında,
Ivır zıvır bütün bildiklerimin üstünde.
Evet, yemin Allahıma, o kalır yalnız.
Ey çürümüş yürekli kadın!
Yılan, yılan, yüze gülen zehirli yılan!
Yaz aklım, yaz defterine, yaz şunu:
Güler yüzlü, hep güler yüzlü bir insan
Zehirli bir yılan da olabilir.
Danimarka'da olabilir hiç değilse, inan buna.
Ya! Demek böyle, amca, sen buymuşsun demek!
Öyleyse benim parolam da şu bundan böyle:
Tanrı seninle olsun, unutma beni!
Yemin ettim, unutmam.
--spoiler--
en yakın arkadaşı horatio olan danimarka prensi.
sabahattin eyüboğlu çevirisi olanını dağ taş aradığım fakat bulamadığım shakespeare oyunu
üzerinde harcanan mesai ile hakkında edilebilecek kelamın ters orantılı olduğu, genellikle herkesin fikir beyan ettiği ancak tadına şöyle güzel bir okumayla varılabilecek, montaigne'in denemeler'i kadar başucu yamşığı haline getirilmemişse de entelektüel meraka ucundan bucağından göz kırpan her gencin tumturaklıca bir methiyesini düzdüğü, ancak düşünsel düzlemde kahramanıyla yalnız kaldıkça (bkz: sanrı)oturup dünyanın haline beraberce gülünebilen, akabinde shakespeare karakterlerini cam şişelere doldurup üzerine etiket yapıştırmaca oynama merakındaki hamletperverlerin üzerine kusma isteği duyuran oyundur.
gelelim nispeten somut bilgilere:
William Shakespeare'in Hamlet'i ilk hamlet hikayesi değildir. Bu öyküye ilk defa 13. yy danimarka yazarlarından saxo grammaticus'un 'historiae danical' - 'danimarkalılar tarihi' eserinde rastlarız. Bu eser o dönemde yazılmışsa da ancak 1514'te basılmıştır. Fransız yazar Belleforest bu hamlet hikayesinin fransızca serbest bir çevirisini 1570'te 'histoires tragiques' - 'acıklı hikayeler' adı altında tarihi hikayeler toplarken çıkardı.Hamlet'in ingiliz edebiyatına da muhtemelen bu çeviriden girdiği düşünülür. fakat shakespeare'in oyunu bu konuda yazılmış ilk oyun değildir. 1594 yılında bu adlı bir oyunun oynandığı hakkında bir kayıt vardır. Eser ele geçmemekle beraber yazarının shakespeare'den hemen önceki dramcılardan muhtemelen thomas kyd'a ait olduğu düşünülmektedir. Bu konuda bir de almanca eser vardır ama bu eserin de 17. yy'da almanya'da sık sık temsil veren bir ingiliz kumpanyasının vasıtasıyla orada tanınıp Shakespeare'den önce aynı konu üzerine az önce adını andığımız thomas kyd'ın yazdığı düşünülen ve ur-hamlet - ilk hamlet adıyla da anılan eserden tercüme edildiği kabul edilir.
1603'te ilk kez yayımlanan shakespeare'in hamlet'inin ertesi yılki ikinci ve genişletilmiş baskısı, 1623 toplu baskısı ile beraber şu an elimizdeki çevirilerin de kaynağını teşkil eder.
her ne kadar hamlet öyküsü (pek çok oyunu gibi) daha eski anlatılara, mit ve efsanelere dayansa da shakespeare yazar niteliğiyle eserlerini kendine mal etmeyi, onlara damgasını vurmayı başarmıştır.
gelelim nispeten somut bilgilere:
William Shakespeare'in Hamlet'i ilk hamlet hikayesi değildir. Bu öyküye ilk defa 13. yy danimarka yazarlarından saxo grammaticus'un 'historiae danical' - 'danimarkalılar tarihi' eserinde rastlarız. Bu eser o dönemde yazılmışsa da ancak 1514'te basılmıştır. Fransız yazar Belleforest bu hamlet hikayesinin fransızca serbest bir çevirisini 1570'te 'histoires tragiques' - 'acıklı hikayeler' adı altında tarihi hikayeler toplarken çıkardı.Hamlet'in ingiliz edebiyatına da muhtemelen bu çeviriden girdiği düşünülür. fakat shakespeare'in oyunu bu konuda yazılmış ilk oyun değildir. 1594 yılında bu adlı bir oyunun oynandığı hakkında bir kayıt vardır. Eser ele geçmemekle beraber yazarının shakespeare'den hemen önceki dramcılardan muhtemelen thomas kyd'a ait olduğu düşünülmektedir. Bu konuda bir de almanca eser vardır ama bu eserin de 17. yy'da almanya'da sık sık temsil veren bir ingiliz kumpanyasının vasıtasıyla orada tanınıp Shakespeare'den önce aynı konu üzerine az önce adını andığımız thomas kyd'ın yazdığı düşünülen ve ur-hamlet - ilk hamlet adıyla da anılan eserden tercüme edildiği kabul edilir.
1603'te ilk kez yayımlanan shakespeare'in hamlet'inin ertesi yılki ikinci ve genişletilmiş baskısı, 1623 toplu baskısı ile beraber şu an elimizdeki çevirilerin de kaynağını teşkil eder.
her ne kadar hamlet öyküsü (pek çok oyunu gibi) daha eski anlatılara, mit ve efsanelere dayansa da shakespeare yazar niteliğiyle eserlerini kendine mal etmeyi, onlara damgasını vurmayı başarmıştır.
yazılmasının üzerinden yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen, diğer bütün shakespeare eserleri gibi, hala güncelliğini koruyan bir oyundur. okuması ve anlaması zor olmasına rağmen edebiyattan hoşlananlar için çalışması keyif vericidir. tekrar tekrar okunası bir repliği de hemen aşağıdadır;
"Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel,
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
Yoksa diretip bela denizlerine kaşı
Dur, yeter! demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
Çünkü o ölüm uykularında,
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden.
Kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine,
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altından inleyip terlemek,
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanı?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden,
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar."
"Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel,
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
Yoksa diretip bela denizlerine kaşı
Dur, yeter! demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
Çünkü o ölüm uykularında,
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden.
Kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine,
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altından inleyip terlemek,
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanı?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden,
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar."
(bkz: ofelya)
(bkz: sir laurence olivier)
(bkz: mel gibson)
(bkz: kenneth branagh)
(bkz: ethan hawke)
(bkz: engin cezzar)
(bkz: tardu flordun)
(bkz: mel gibson)
(bkz: kenneth branagh)
(bkz: ethan hawke)
(bkz: engin cezzar)
(bkz: tardu flordun)
shakespeare'in xv.yy da yazdığı muhtemelen ingiliz dili edebiyatı öğrencilerine ders sırasında ince eleyip sık dokuyacaklarını unutup 5 perdeden oluşan bir intikam trajedisidir.müthiş derecede kurgulanmış olan bu oyunu okuyup izlemenizi tavsiye ederim ki sadece to be or not to be cümlesinden başka bir sürü cuk diye oturan cümlenin oyunda yer aldığı görülebilir.
mel gibson ın hamlet i canlandırdıgı bir sinema filmi de vardır ve müthiştir.izlenilmesi tavsiye edilir...
en okunası cümleside;
to be or not to be
to be or not to be
bebek'in dediği gibi roman değil oyun olan; kimsenin okumadan şekspirin dehasını anlayamayacağı sanat eseri...
roman değil bir oyundur
babasının mezarı başında gerçek hüznün tarifini şöyle anlatır;
---spoiler---
" Ne yaşlıların giymesi adet olmuş karalar, ne tıkanan göğsünden kopan hıçkırıklar, hayır, neden gözden durmadan akan yaşlar, ne yüzde ki bezgin ifade, nede ıstırabın bütün şekilleri, hal ve görünüşleri beni gerçekten anlatabilir. Sahiden bunlar gözükür bunlar taklide elverişli hareketlerdir. Ama benim içimde gösterişi aşan bir şey var, bunlarsa sadece ıstırabın süslü takıntıları."
---spoiler---
---spoiler---
" Ne yaşlıların giymesi adet olmuş karalar, ne tıkanan göğsünden kopan hıçkırıklar, hayır, neden gözden durmadan akan yaşlar, ne yüzde ki bezgin ifade, nede ıstırabın bütün şekilleri, hal ve görünüşleri beni gerçekten anlatabilir. Sahiden bunlar gözükür bunlar taklide elverişli hareketlerdir. Ama benim içimde gösterişi aşan bir şey var, bunlarsa sadece ıstırabın süslü takıntıları."
---spoiler---
shakespeare in 1601 de yazdığı babasını öldürüp annesiyle evlenen amcasını öldürmeye çalışan danimarka prensi hamlet i anlattığı 'olmak yada olmamak 'sözüyle ünlenmiş romanı
Gündemdeki Haberler