bugün
- kadın ile erkek arasında yaşanacak en güzel şey12
- adını bile bilmediğin bir sözlük kızına aşık olmak13
- tekerlek toplayan cocuk14
- gece 1 de 10 birayla gelen kız kanka7
- ilham aliyevin türkiyeye nankörlük yapması7
- kız troller6
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak11
- zencilerin birbirine nigger demesi6
- afrikada bir ülkede yaşasaydınız nerde yaşardınız7
- burcunun yükselenini bilen erkek8
- çöp yanına torbada bırakılan kitaplar2
- gece sokakta baş belaya girer mi6
- kedi yada köpeği olmayan kadın4
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum15
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz11
- yazarların anlık durumları9
- çocuklar niye sünnet edilir7
- avokado yiyen insan8
- uykudan ağlayarak uyanmak4
- mafya kızı olma isteği6
- kedilerin yedigi ilginc seyler16
- kız kankanızı banyoda yıkar mısınız3
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi12
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar17
- boğaz ağrısı7
- kaslı ve yakışıklı mahalle bakkalı5
- feminen erkek davranışları6
- eurovision song contest asia4
- tayt vs mini etek5
- hayatını renklendirmek isteyenlere tavsiyeler6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- mersin de yolsuzluk soruşturmasında döviz ve altın2
- bol sucuklu tereyağlı çift yumurta6
- özel sektör de çalışmak11
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- yazarlara sözlükten gelen son mesaj6
- uludağ sözlük görükle ofisi3
- feminizm2
- şeker hastalığı9
- galatasaray büyüklüğü14
- gece gece 600 e yakın online insanın yaptıkları3
- kalabalığı seviyor musunuz5
- kova ve oğlak burçlarını sözlükten atmak7
- 3 ekim 2026 hırvatistan ingiltere maçı7
- evli bir adama aşık oldum sözlük25
- pontiac firebird2
- arkadaşlar bakar mısınız14
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- sözlükdaşlarım beni seviyor musunuz4
- venüs retrosu4
Uykudan uyandığımda sıklıkla gördüğüm ve halüsinasyon olduğunun bilincinde olduğum anlarda dahi deli gibi korkutan, esasında var olmayan ancak zihnimizin yarattığı veya görüleni farklı bir şekilde biçimlendirdiği görüntülerdir. Uyku felciyle birleşince kafa filan bırakmaz.
Kimin bedduasını aldıysam deliriyorum yavaştan.
Kimin bedduasını aldıysam deliriyorum yavaştan.
her gece istisnasız yaşadığım şey.
bu kelimeyi duydugum an aklima tansu ciller geliyor.
yanılsamalar ile karıştırılmaması gereken durum. Yanılsamalar, gerçek bir dış uyarıcının yanlış algılanmasından veya yanlış yorumlanmasından kaynaklanır.
Ayrıca rüya görmede, uykuya dalarken (hipnagojik), ya da uyanırken (hipnogojik) hissedilen algı yanılmalarıyla da karıştırılmamalıdır.
Ayrıca rüya görmede, uykuya dalarken (hipnagojik), ya da uyanırken (hipnogojik) hissedilen algı yanılmalarıyla da karıştırılmamalıdır.
Bkz bali veya çakmak gazı çekmek halisin babasını yaşatır.
genel de şizofrenlerin ya da müptelaların görebildikleri görüntüye verilen genel ad, dopamin hormonu fazlalığında şizofreni gözükür, leponex, abizon ve solian gibi ilaçlarla kontrol altına alınır.
nedir ne değildir sorusunun yanıtı için: (#29646556)
iki kere gördüğümdür. bir tanesinde gece uyurken odamı olduğu gibi görüyordum, ancak bir farkla. odamın her yerinde kesik kafalar vardı. aniden uyandım, ancak odamdaki kesik kafaları görmeye devam ediyordum. korkuyla fırlayıp bir tanesine tekme attım, ayağım feci acıdı. tekmelediğim kafa yuvarlanarak ve ardında kan bırakarak kapıdan dışarı çıktı. derken kafalar ve kan izleri silinerek kayboldu. ancak ayağımdaki ağrı yarım saat boyunca devam etti. ranzanın ayağına vurmuşum galiba.
gece görüleni korku veya paranormallik öğesi içeriyor ise insanın altına sıçırtır. çocukken çok görürdüm. şu topa benzeyen sarı canavarları reklam yüzü olarak kullanan bir cips markası vardı. o yaratıklardan 3-4'ünün topkapı civarlarından bir dış kapının arksından alengirli işler çevirdiğini görmüştüm. en belirgin hatırladığım halüsinasyonum budur. tabi kapıyı açtıklarında görüyordum bunu. çocuk aklıyla top ve kapı kelimelerini bir potada eritip -topkapı bölgesinde- çocuksu bir halüsinasyonla somut dünyaya aktarmıştım herhalde. dünya garip. vapurlar falan.
Tansu Çiller'in bi türlü söyleyemediği.
--spoiler--
halü, hanü, hasü, hasulon, haslonuisyon. hasalos eee
--spoiler--
hepimiz tansu çilleriz amk.
--spoiler--
halü, hanü, hasü, hasulon, haslonuisyon. hasalos eee
--spoiler--
hepimiz tansu çilleriz amk.
kadın denilen canlının tamamen hanüsilasyon oluşu tespiti ile gündeme doğru yazılışı gelen kelimedir.
Uzun süre uykusuz kalmanın yan etkilerinden birisidir.
Lsd kullanıcıları halüsinasyonun ne demek olduğunu en iyi tanımlayabilecek kişilerdendirler. Lsd maddesi halüsinejik simülatörü olarak şizofreni araştırmalarında
Kullanılmaktadır.
Halüsinasyon iyi midir kötü müdür kimseyi ilgilendirmez...
Kullanılmaktadır.
Halüsinasyon iyi midir kötü müdür kimseyi ilgilendirmez...
Şizofreni belirtilerinden.
Halüsinasyon sadece görülen değildir.
Halüsinasyon duyulur, hatta bazen hissedilir.
Aslında bu hastalarla türlü deneyler yapmak isterdim... Kısmet değilmiş.
Halüsinasyon sadece görülen değildir.
Halüsinasyon duyulur, hatta bazen hissedilir.
Aslında bu hastalarla türlü deneyler yapmak isterdim... Kısmet değilmiş.
gerçek mi doğru mu, yalan mı saçma mı olduğu bir türlü kestirilemeyen; görüldü mü görülmedi mi, duyuldu mu duyulmadı mı anlaşılamayan bir dizi tuhaflıklar silsilesi... belki beynimizin, belki anılarımızın bize oyunu... belki de gerçek...
tarih: ?? kasım 2011
saat: gece yarısını çoktan geçmiş herhangi bir zaman dilimi
yer kıbrıs/ Lefkoşa/mevlevi köyü
olay:
görev nedeni ile bulunduğum ve geleli henüz 4 ay olduğum bir memleketin viran bir köyü... köyün tabelası bile yok... havası ağır... evleri yıkık dökük... köyün varlığını belediye bile unutmuş, işleri askeriye yapıyor... Alışmaya çalışıyorum. gün geçtikçe daha da uzaklaşıyorum.
-----------------------
gece geç saatlere kadar oturmak zorundayım. çünkü uyuyamıyorum. en etkili uyku ilaçlarını almama rağmen..
Odama geçtim. Kapımı kilitledim. koyu renk perdelerimi kapattım. tik tak seslerle çalışan anlamsız duvar saatini durdurdum. Açık dolapları ve çekmeceleri kapattım. Yatağımın altını kontrol ettim. Pijamalarımı giyip yatağıma geçtim. Yorganı çene hizama kadar çekip beklemeye başladım, bilinmeyen bir gurbete gitmiş ve derin rüyalar, korkunç kâbuslar, karabasanlar özlemi çekmekte olan güzelim uykumu.
-----------------------
Evim tek katlı ,oldukça eski eşyalı eski bir rum evi. Arka tarafta, nane, kekik, fesleğen ekmeme rağmen güzelleşmemekte ısrarlı olan uğursuz bir bahçe ver arkasında uçsuz bucaksız uçurum, dipsiz kör kuyu sanki. Evimin salonu yola bakıyor. Tüm pencereleri börtü böcek girmesin diye tel ile kaplı ve tüm pencerelerin kolu bozuk. Aslında el ile hafif iteleyince açılacak kadar eski. Burada kimse kapısını kilitlemeden yatıyor. Hatta anahtarlar kapının dışında asılı. Yazları çok sıcak geçtiğinden kapı ve pencereleri kapatmıyorlar bile. Burada kimsenin evine hırsız da girmiyor. Çünkü zaten evlerin içinde çalınacak bir şey yok. Ne eşya ne de para. Tüm paralar bankada ve son model 2-3 araba da kapının önünde...
-----------------------
Aradan ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum. Uyuyor muyum rüyada mıyım bilmiyorum. Omuzlarım ağrıyor üzerine yatmaktan. Cenin pozisyonunda yatıyorum. Başımı üzerine koyduğum kulağımın içinden garip ve düzenli tık tık sesleri geliyor. KARANLIKTAN çok korkuyorum. Aydınlıkta da uyuyamıyorum. Gözlerim hala kapalı. derin bir sessizlik... ölüm gibi... derin kazılmış mezarımdayım. Kıyametimin kopmasını bekliyorum. Telefonuma uzanıyorum yanı başımda, komodinin üzerinde duran. Yatalı henüz bir saat bile olmamışken, gece nasıl bitecek, nasıl gün doğacak? Bugünkü azap daha da bıkılası.
-----------------------
Aradan ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum. Hatırlanmaya, saymaya değecek zaman geçti mi onu bile bilmiyorum. Derinliğimi anlamsız bir ses bozdu. Salonun bahçeye bakan penceresine bir "şey" dokundu. Pencere açıldı. Ardından pencereye monte edilmiş tel yavaşça yerinden söküldü belli bir yere kadar. Pencerenin önündeki kanepeye bir "şey" çöktü ağırlığı ile. Kanepenin eski yaylarını gıcırdatarak yere indi. Buz gibi betonda, yere sürtüne sürtüne salon kapısına yaklaştı. Kapıyı olanca yavaşlığı, sakinliği, soğukluğu ile açtı. Hemen karşı tarafta olan odamın önüne iki adım ile yaklaştı ve odamın önünde durdu. Çene hizamdaki yorganı göz hizama kadar yavaşça çektim. Kalbim yerinden kalkıp olanca hızı ile önce boğazıma, sonra beynimin içine doğru ilerledi. Sonra tüm bedenime yayıldı. Artık koskoca bir kalptim ve kulakları sağır edecek bir ses ile olduğum yerde çarpmaya başladım. Nefes almakta zorluk çekiyordum. O "şey" ile aramda sadece ince, eski bir kapı vardı. Kalp atışlarımdan başka bir ses duymuyordum. Neden sonra, o "şey" sanırım arkasını döndü, ses koridorumda ilerlemeye başladı. Sakin, kesintili adımlar atıyordu. Sanki yerler ıslak gibiydi ve yere her bastığında ben o şıpırtıyı duyuyordum. Koridorun sonundaki lavabonun önünde "şey" durdu. Bekledi... bekledi...
-----------------------
Hava aydınlanıyordu. evimin içinde dolanan, ne olduğunu bile bilmediğim o "şey" ile sabahlamıştım. Sesler kesilmişti artık. Uzaklardan horoz sesleri geliyordu. Yavaşça yorganımı indirdim. Yerimden doğruldum. Cesaretimi topladım. O odada sonsuza kadar kalamazdım. Yere indim. Ayaklarım buz gibi betona değince irkildim. Kapıma doğru yöneldim yavaş yavaş. Kapının kilidini açtım. Salonun kapalı kapısı ve gün ışığı ile karşı karşıya kaldım. Hemen sağ tarafımdaki sokak kapımı açtım. Güya canımı garantiye aldım. Salonun kapısı kapalıydı! Hızla kapıyı açtım, içeri girdim. Salonun camı kapalı... Hiç açılmamış belki de... Pencerenin telleri kesilmemiş. Kanepeme basılıp, yere inilip yürünmemiş... hatta ben Kıbrıs'ta bile değilim... Hatta baba evindeyim, kıbrıs'tan geleli iki sene olmuş. Ve ben bu anı daha önce defalarca kez yaşamışım!...
Kıbrıs'ta lefkoşa'nın savaş zamanından kalma Mevlevi köyünde yaşadım. bir sene kaldığım, savaş zamanından kalma, şehit olan bir subaya ait olan o ev bana her Allahın gecesi aynı ızdırabı yaşattı. hala da yaşıyorum. amacı neydi bilmiyorum. gerçek mi saçma mı ? onu da bilmiyorum. bildiğim tek gerçek, o "şey" in, her gittiğim evin koridorunda her gece ayaklarını yere süre süre dolanması... sabaha dek odama yakın bir yerlerde beklemesi... beni...
tarih: ?? kasım 2011
saat: gece yarısını çoktan geçmiş herhangi bir zaman dilimi
yer kıbrıs/ Lefkoşa/mevlevi köyü
olay:
görev nedeni ile bulunduğum ve geleli henüz 4 ay olduğum bir memleketin viran bir köyü... köyün tabelası bile yok... havası ağır... evleri yıkık dökük... köyün varlığını belediye bile unutmuş, işleri askeriye yapıyor... Alışmaya çalışıyorum. gün geçtikçe daha da uzaklaşıyorum.
-----------------------
gece geç saatlere kadar oturmak zorundayım. çünkü uyuyamıyorum. en etkili uyku ilaçlarını almama rağmen..
Odama geçtim. Kapımı kilitledim. koyu renk perdelerimi kapattım. tik tak seslerle çalışan anlamsız duvar saatini durdurdum. Açık dolapları ve çekmeceleri kapattım. Yatağımın altını kontrol ettim. Pijamalarımı giyip yatağıma geçtim. Yorganı çene hizama kadar çekip beklemeye başladım, bilinmeyen bir gurbete gitmiş ve derin rüyalar, korkunç kâbuslar, karabasanlar özlemi çekmekte olan güzelim uykumu.
-----------------------
Evim tek katlı ,oldukça eski eşyalı eski bir rum evi. Arka tarafta, nane, kekik, fesleğen ekmeme rağmen güzelleşmemekte ısrarlı olan uğursuz bir bahçe ver arkasında uçsuz bucaksız uçurum, dipsiz kör kuyu sanki. Evimin salonu yola bakıyor. Tüm pencereleri börtü böcek girmesin diye tel ile kaplı ve tüm pencerelerin kolu bozuk. Aslında el ile hafif iteleyince açılacak kadar eski. Burada kimse kapısını kilitlemeden yatıyor. Hatta anahtarlar kapının dışında asılı. Yazları çok sıcak geçtiğinden kapı ve pencereleri kapatmıyorlar bile. Burada kimsenin evine hırsız da girmiyor. Çünkü zaten evlerin içinde çalınacak bir şey yok. Ne eşya ne de para. Tüm paralar bankada ve son model 2-3 araba da kapının önünde...
-----------------------
Aradan ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum. Uyuyor muyum rüyada mıyım bilmiyorum. Omuzlarım ağrıyor üzerine yatmaktan. Cenin pozisyonunda yatıyorum. Başımı üzerine koyduğum kulağımın içinden garip ve düzenli tık tık sesleri geliyor. KARANLIKTAN çok korkuyorum. Aydınlıkta da uyuyamıyorum. Gözlerim hala kapalı. derin bir sessizlik... ölüm gibi... derin kazılmış mezarımdayım. Kıyametimin kopmasını bekliyorum. Telefonuma uzanıyorum yanı başımda, komodinin üzerinde duran. Yatalı henüz bir saat bile olmamışken, gece nasıl bitecek, nasıl gün doğacak? Bugünkü azap daha da bıkılası.
-----------------------
Aradan ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum. Hatırlanmaya, saymaya değecek zaman geçti mi onu bile bilmiyorum. Derinliğimi anlamsız bir ses bozdu. Salonun bahçeye bakan penceresine bir "şey" dokundu. Pencere açıldı. Ardından pencereye monte edilmiş tel yavaşça yerinden söküldü belli bir yere kadar. Pencerenin önündeki kanepeye bir "şey" çöktü ağırlığı ile. Kanepenin eski yaylarını gıcırdatarak yere indi. Buz gibi betonda, yere sürtüne sürtüne salon kapısına yaklaştı. Kapıyı olanca yavaşlığı, sakinliği, soğukluğu ile açtı. Hemen karşı tarafta olan odamın önüne iki adım ile yaklaştı ve odamın önünde durdu. Çene hizamdaki yorganı göz hizama kadar yavaşça çektim. Kalbim yerinden kalkıp olanca hızı ile önce boğazıma, sonra beynimin içine doğru ilerledi. Sonra tüm bedenime yayıldı. Artık koskoca bir kalptim ve kulakları sağır edecek bir ses ile olduğum yerde çarpmaya başladım. Nefes almakta zorluk çekiyordum. O "şey" ile aramda sadece ince, eski bir kapı vardı. Kalp atışlarımdan başka bir ses duymuyordum. Neden sonra, o "şey" sanırım arkasını döndü, ses koridorumda ilerlemeye başladı. Sakin, kesintili adımlar atıyordu. Sanki yerler ıslak gibiydi ve yere her bastığında ben o şıpırtıyı duyuyordum. Koridorun sonundaki lavabonun önünde "şey" durdu. Bekledi... bekledi...
-----------------------
Hava aydınlanıyordu. evimin içinde dolanan, ne olduğunu bile bilmediğim o "şey" ile sabahlamıştım. Sesler kesilmişti artık. Uzaklardan horoz sesleri geliyordu. Yavaşça yorganımı indirdim. Yerimden doğruldum. Cesaretimi topladım. O odada sonsuza kadar kalamazdım. Yere indim. Ayaklarım buz gibi betona değince irkildim. Kapıma doğru yöneldim yavaş yavaş. Kapının kilidini açtım. Salonun kapalı kapısı ve gün ışığı ile karşı karşıya kaldım. Hemen sağ tarafımdaki sokak kapımı açtım. Güya canımı garantiye aldım. Salonun kapısı kapalıydı! Hızla kapıyı açtım, içeri girdim. Salonun camı kapalı... Hiç açılmamış belki de... Pencerenin telleri kesilmemiş. Kanepeme basılıp, yere inilip yürünmemiş... hatta ben Kıbrıs'ta bile değilim... Hatta baba evindeyim, kıbrıs'tan geleli iki sene olmuş. Ve ben bu anı daha önce defalarca kez yaşamışım!...
Kıbrıs'ta lefkoşa'nın savaş zamanından kalma Mevlevi köyünde yaşadım. bir sene kaldığım, savaş zamanından kalma, şehit olan bir subaya ait olan o ev bana her Allahın gecesi aynı ızdırabı yaşattı. hala da yaşıyorum. amacı neydi bilmiyorum. gerçek mi saçma mı ? onu da bilmiyorum. bildiğim tek gerçek, o "şey" in, her gittiğim evin koridorunda her gece ayaklarını yere süre süre dolanması... sabaha dek odama yakın bir yerlerde beklemesi... beni...
sebeplerinden biri de lsd dir.
Hayali arkadaslar değildir. Onlar halüsinasyon değildir zaten. Halüsinasyon daha çok hoş olmayan şeylerdir.
aşırı hap kullanmaktan kaynaklanabiliyor. özellikle antidepresanlar için geçerli bu. doktor sana 3 tane at dediyse ne diye gider 8 tane atarsın ki toplamda a be salak?
kişi birşey görür gibi olur ve bu oldukça gerçekçidir ama aslında görmüyordur öyle birşey yoktur.
hayal görmek , gerçek olmayan şeyleri canlı gibi algılamak anlamına gelen yunan kökenli sözcük.
varsanı.
kişinin kendini boyutsal olarak anlam yükleyemediği yerlerde ve olayların içinde hissetmesi.
kişinin kendini boyutsal olarak anlam yükleyemediği yerlerde ve olayların içinde hissetmesi.
Varsanı/sanrı ya da halüsinasyon, bir his organını uyaran hiçbir nesne veya uyarıcı olmaksızın, alınan bir sanının varlığına inanma durumudur.
Ruh hastalıklarında sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Beş duyunun da halüsinasyonu olabilir; görme, işitme, dokunma, koklama ve tat duyusu. Halüsinasyonlarda kişi, bir hastalığının olduğunu bilmeden, gördükleri, işittikleri ve hissettiklerine bütünüyle inanır. Gözlerinde bozukluk olan kişide veya migrende görülen ışık parıltıları varsanı içine girmez. Bunlarda hasta olayın nedeni bilmektedir.
Hastanın düşünce ve fikirlerinin dışarıya aktarıldığını sanması, düşüncelerinin bir başkası tarafından biliniyormuş hissine kapılması, yabancı fikirlerin kafasına direkt olarak sokulduğunu zannetme gibi çeşitli ruhsal halüsinasyonlar da vardır.
Normal kişilerde aşırı fiziksel ve ruhsal yorgunluk, ihtiyarlık zamanında uykuya dalarken ve uyanırken görülen geometrik şekiller, gri veya renkli nesneler görülmesi normal olarak kabul edilir.Ruh hastalıklarından şizofreni, psikozlar, psikonevrozlar, kısa sürede gelişen iç sıkıntısı hallerinde halüsinasyonlar sık görülür.Beynin bir kısmını veya tamamını ilgilendiren tahribatlarda, tifo, menenjit, aşırı alkol kullanımı gibi durumlarda da çeşitli halüsinasyonlar ortaya çıkabilir.
ilaçlardan LSD, amfetamin, kannabiol, meskalin, psilosibin, esrar, morfin, kokain gibi maddelerle de halüsinasyon meydana getirmek mümkündür. Bu maddeler bu özelliklerinden dolayı, ilaç biliminde halüsinojenler denir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Varsan%C4%B1
Bu bilgilerin dışında, çok uzun süre uykusuz kalmak halüsinasyon görmeye sebep olabilir. Bunun da sebebi olarak uykunun en gerekli kısmı olan, REM kısmını uyuyamayan kişi, en sonunda gözü açık rüya görmeye başlar, bu da gerçeklik ile rüya arasındaki çizgiyi belirginsizleştireceğinden halüsinasyon görmeye eşdeğerdir.
Bilinen en uzun uykusuzluk deneyi 11 gün olarak gönüllü bir üniversite öğrencisinde yapılmıştır. Öğrenci, 11 günün sonunda halüsinasyonlar görmeye başladıktan sonra deney sonlandırılmıştır.
(bkz: bu kısmı copy-paste değil alın teri)
Ruh hastalıklarında sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Beş duyunun da halüsinasyonu olabilir; görme, işitme, dokunma, koklama ve tat duyusu. Halüsinasyonlarda kişi, bir hastalığının olduğunu bilmeden, gördükleri, işittikleri ve hissettiklerine bütünüyle inanır. Gözlerinde bozukluk olan kişide veya migrende görülen ışık parıltıları varsanı içine girmez. Bunlarda hasta olayın nedeni bilmektedir.
Hastanın düşünce ve fikirlerinin dışarıya aktarıldığını sanması, düşüncelerinin bir başkası tarafından biliniyormuş hissine kapılması, yabancı fikirlerin kafasına direkt olarak sokulduğunu zannetme gibi çeşitli ruhsal halüsinasyonlar da vardır.
Normal kişilerde aşırı fiziksel ve ruhsal yorgunluk, ihtiyarlık zamanında uykuya dalarken ve uyanırken görülen geometrik şekiller, gri veya renkli nesneler görülmesi normal olarak kabul edilir.Ruh hastalıklarından şizofreni, psikozlar, psikonevrozlar, kısa sürede gelişen iç sıkıntısı hallerinde halüsinasyonlar sık görülür.Beynin bir kısmını veya tamamını ilgilendiren tahribatlarda, tifo, menenjit, aşırı alkol kullanımı gibi durumlarda da çeşitli halüsinasyonlar ortaya çıkabilir.
ilaçlardan LSD, amfetamin, kannabiol, meskalin, psilosibin, esrar, morfin, kokain gibi maddelerle de halüsinasyon meydana getirmek mümkündür. Bu maddeler bu özelliklerinden dolayı, ilaç biliminde halüsinojenler denir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Varsan%C4%B1
Bu bilgilerin dışında, çok uzun süre uykusuz kalmak halüsinasyon görmeye sebep olabilir. Bunun da sebebi olarak uykunun en gerekli kısmı olan, REM kısmını uyuyamayan kişi, en sonunda gözü açık rüya görmeye başlar, bu da gerçeklik ile rüya arasındaki çizgiyi belirginsizleştireceğinden halüsinasyon görmeye eşdeğerdir.
Bilinen en uzun uykusuzluk deneyi 11 gün olarak gönüllü bir üniversite öğrencisinde yapılmıştır. Öğrenci, 11 günün sonunda halüsinasyonlar görmeye başladıktan sonra deney sonlandırılmıştır.
(bkz: bu kısmı copy-paste değil alın teri)
Gündemdeki Haberler