bugün
- 1 saatte 10 bira içmek13
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek12
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey5
- velvet vs nervio19
- sözlük kızlarının kombinleri19
- otomobile ek vergi4
- ingilterede çocuklar açlıktan silgi yiyor5
- messi ve arjantin'in tüm dünyaya rezil olması7
- teröriste o da insan demek4
- velvet12
- nervio11
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı59
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması11
- özgünlüğün faydasız olması5
- slavko vincic15
- 9 ağustos 2026 bodrumspor bursaspor maçı2
- tatlı krizim geldi2
- yazık oldu yarınlara3
- bana yalan söylediler3
- hırt2
- anna karenina'ya orospu diyen beyinsiz adi köpek6
- chp'ye oy vermiş yazarlar4
- ben sana vurgunum3
- true hanın gazabı9
- enişte senin dobloyu naptın sattınız mı4
- sevilince şımaran kızlar2
- cinni uyanış2
- arjantin'in 115 dakika şut atamaması8
- iranın bir türlü barış anlaşmasına yanaşmaması12
- dana kuzu kıyma döner2
- vurgun yemek3
- playstation 13
- bu mesajı 10 kişiye göndermeyelerin durumu7
- tememda kenka nalaka10
- hayran olunan yazarin entrylerini takip etmek3
- sözlük kimsenin tekelinde değildir9
- siyah taytlı bacakları okşarken meme emmek2
- domuz eti3
- çağla idi2
- 6 aydan uzun üyelerin çaylak olmaması4
- bumble2
- bit pazarı2
- yazarların adına başlık açılması3
- cv ye uludağ sözlük yazarı yazmak3
- dune6
- tarla bellemek3
- silinmesi gereken yazar varsa buyurun4
- çingeneyle sevişmek6
- bugün sözlük b k gibi3
'22 kişinin bir topun peşinden deli dana gibi koştuğu oyun' tanımına kesinlikle uymayan oyundur. bunu söyleyen insan zaten bildiğin düzdür. ona göre müzik de 'birkaç notanın bir araya gelmesi'nden öteye gitmez.
nasıl ki müzikte bundan başka bir uyum, duygu, tutku varsa futbolda da vardır. nasıl ki müziğin müthiş bir sanat yönü varsa futbolun da vardır. nasıl ki müzikte, tiyatroda, sinemada ürün sahibi ortaya birşeyler koyarak izleyiciye duyumsal veya izlenimsel olarak keyif veriyorsa futbolcu da göze hitap ederek bunu yapar.
ve en önemlisi futbol da en az sanat kadar birleştirici ve bütünleştirici etkiye sahiptir. sanat insan yaşamı boyunca devam edip popülaritesini koruyacaktır. fubol da öyledir. insan yaşamı sona ermediği sürece futbol bitmez.
(bkz: futbol sen bizim herşeyimizsin)
nasıl ki müzikte bundan başka bir uyum, duygu, tutku varsa futbolda da vardır. nasıl ki müziğin müthiş bir sanat yönü varsa futbolun da vardır. nasıl ki müzikte, tiyatroda, sinemada ürün sahibi ortaya birşeyler koyarak izleyiciye duyumsal veya izlenimsel olarak keyif veriyorsa futbolcu da göze hitap ederek bunu yapar.
ve en önemlisi futbol da en az sanat kadar birleştirici ve bütünleştirici etkiye sahiptir. sanat insan yaşamı boyunca devam edip popülaritesini koruyacaktır. fubol da öyledir. insan yaşamı sona ermediği sürece futbol bitmez.
(bkz: futbol sen bizim herşeyimizsin)
temellerini tsubasa ile atan insanlar için hala bir soru işaretidir.. futbolu tsubasadan öğrenen ben ve benim dönemimdeki insanlar hala büyük anlam karmaşaları yaşamaktadır.. bu nedendendir ki bu neslin hala kafası karışıktır..
basittir. zor olan basit oynamaktır.
pek sevmem.
farklı yaşam tarzlarında ve karakterlerde olan insanları aynı duygularla ortak noktada buluşturan ve bana göre en keyifli en eğlenceli spor.
başlasın artık şu lig...
*bir de holiganlık, şiddet, futbol terörü olmasa tadından yenmez.
başlasın artık şu lig...
*bir de holiganlık, şiddet, futbol terörü olmasa tadından yenmez.
eğlence amaçlı yapılan bir spordur. ya da öyle olmalıdır.
tribünlerde insana canı istediği gibi bağırıp küfür etmeyi sağlayan, inanılmaz stres attıran bir olaydır, hele bir de takımınız galipse değmesinler keyfinize *
inanılmayacak kadar komik pozisyonlara sebebiyet veren spor:
http://alkislarlayasiyoru...-bu-kadar-komik-olmamisti
http://alkislarlayasiyoru...-bu-kadar-komik-olmamisti
bir türlü sevemediğim spor türü. sol framede futbolla ilgili başlıkları görünce aklıma bir fıkra geldi. futbolseverler biraz alınabilir ama sözüm meclisten dışarı. sonuçta fıkrayı ben uydurmadım, uyduran uydurmuş yani ona kızın.
"Einstein ölünce insanlığa hizmetlerinden dolayı onu cennette bir villaya yerleştirmişler. Bir gün kapısı çalmış. Gelen adam benim iq 200 demiş. einstein ooh demiş gel içeri seninle quantum fiziği konuşuruz.
Bir vakit sonra başka biri gelmiş. Adam benim IQ 90 demiş. Einstein gel gel demiş seninle siyaset konuşuruz.
Derken üçüncü adam kapıyı çalmış. Benim iq 35 demiş.
einstein biraz düşünmüş ve cevabı vermiş.. Gel içeri seninle de Futbol konuşuruz."
"Einstein ölünce insanlığa hizmetlerinden dolayı onu cennette bir villaya yerleştirmişler. Bir gün kapısı çalmış. Gelen adam benim iq 200 demiş. einstein ooh demiş gel içeri seninle quantum fiziği konuşuruz.
Bir vakit sonra başka biri gelmiş. Adam benim IQ 90 demiş. Einstein gel gel demiş seninle siyaset konuşuruz.
Derken üçüncü adam kapıyı çalmış. Benim iq 35 demiş.
einstein biraz düşünmüş ve cevabı vermiş.. Gel içeri seninle de Futbol konuşuruz."
bireylerin severek izlediği bir eğlencesi olması gerekirken , kendilerine
eziyet olarak yansıyan oyundur.
sahiplenme duygusu yüksek yurdum insanının kendinden çok sevdiği oyundur.
bağımlılık ve zararlı bir oyun haline gelmiş , para odaklı insanların eline düşmüştür.
sonuç olarak kulüplere para olarak geri dönmüş , taraftarlara ise koca bir sıfır .
eziyet olarak yansıyan oyundur.
sahiplenme duygusu yüksek yurdum insanının kendinden çok sevdiği oyundur.
bağımlılık ve zararlı bir oyun haline gelmiş , para odaklı insanların eline düşmüştür.
sonuç olarak kulüplere para olarak geri dönmüş , taraftarlara ise koca bir sıfır .
toplumdaki her tabakayı 1.30 saat boyunca aynı şartlar altında himaye eden, herkesin eşit haklara sahip olabildiği çok az alandan biri. asla yalnızca bir oyun değildir yeri geldiğinde bir ayaklanmadır, kendini kabul ettirmedir, isyandır. hatta bazen devrimdir.
insanlar yoksulluktan ölürken yüzlerinin biraz gülebileceği yerler varsa orası bu yeşil sahalardır. bir toplum diktatörlük altında ezilerek kendi dillerini bile konuşamıyorsa bunu yapabilecekleri yerler sadece stadyumlardır (bkz: fc barcelona tarihi), ezilmiş toplumların, ezenlerle aynı haklara sahip olduğu yer burasıdır. zenginlerle işçi sınıfını bir araya getiren şey bu top oyunudur (bkz: liverpool-everton). kısaca futbol asla sadece futbol değildir...
insanlar yoksulluktan ölürken yüzlerinin biraz gülebileceği yerler varsa orası bu yeşil sahalardır. bir toplum diktatörlük altında ezilerek kendi dillerini bile konuşamıyorsa bunu yapabilecekleri yerler sadece stadyumlardır (bkz: fc barcelona tarihi), ezilmiş toplumların, ezenlerle aynı haklara sahip olduğu yer burasıdır. zenginlerle işçi sınıfını bir araya getiren şey bu top oyunudur (bkz: liverpool-everton). kısaca futbol asla sadece futbol değildir...
an itibariyle konu olarak sözlüğün ırzına geçen spor dalıdır.
--spoiler--
geceleri karılarla fink atarken siz
maçlarda kıçımızı yırtan biziz
sözümüz meclisten taa içeri
anlayın artık be siz kimsiniz
--spoiler--
--spoiler--
yenilsekte yensekte
taraftarın seninle derler
takım maçı kaybederse
ana avrat söverler
--spoiler--
gökhan semiz'i rahmetle anmaya, ufuk yıldırım'ı ve ercan saat'çiyi selam etmeye neden..
geceleri karılarla fink atarken siz
maçlarda kıçımızı yırtan biziz
sözümüz meclisten taa içeri
anlayın artık be siz kimsiniz
--spoiler--
--spoiler--
yenilsekte yensekte
taraftarın seninle derler
takım maçı kaybederse
ana avrat söverler
--spoiler--
gökhan semiz'i rahmetle anmaya, ufuk yıldırım'ı ve ercan saat'çiyi selam etmeye neden..
--spoiler--
"Sadakatin açık havadaki krallığıdır" demiş, italyan düşünür Antonio Gramsci futbol için. Futbolu tek bir cümleyle en güzel anlatan söz kesinlikle. Bu sözün gerçek değerini anlayıp futbola bir kez daha hayran olmak içinse, futbolu futbol yapan rekabetin toplumsal boyutunu; bir anlamda sadakatin tarihini kucaklamamız yeter.
Nedir futbol? ingilterede burjuva "mavi"lerle işçi sınıfı "kırmızı"ların çekişmesidir. iskoçyada Katolik azınlık Celtic ile Protestan çoğunluk Rangersın kapışması; ispanyada faşist Franco'nun takımı Real Madrid'e karşı verilen savaştır. italya'da Mussolininin takımı Lazioyla solcu Romalıların karşı karşıya gelmesiyken, Yunanistanda zenginlerin Panathinaikos'uyla fakirlerin Olimpiakos'unun mücadelesidir futbol. Almanya'daysa 7 şampiyonluğunun 6sını Hitler döneminde yaşamış Schalke 04 ile solcuların takımı Borussia Dortmund'un savaşıdır. Afrikada vuvuzelanın başkaldırısı; Arjantin'de fakir ve zengin mahallelerin, Sırbistan'da kralcılarla sosyalistlerin kavgasıdır futbol. Türkiye'deyse renklerin, şehirlerin ve semtlerin ezeli rekabeti.
Futbol kitlelerin afyonu değil; işçi sınıfının balesi, umutsuzların umudu, orta direğin eğlencesi, sadakatin açık havadaki krallığıdır. Oyun dünyasındaysa PES ve FIFAnın kafa kafaya tokuşması.
--spoiler--
"Sadakatin açık havadaki krallığıdır" demiş, italyan düşünür Antonio Gramsci futbol için. Futbolu tek bir cümleyle en güzel anlatan söz kesinlikle. Bu sözün gerçek değerini anlayıp futbola bir kez daha hayran olmak içinse, futbolu futbol yapan rekabetin toplumsal boyutunu; bir anlamda sadakatin tarihini kucaklamamız yeter.
Nedir futbol? ingilterede burjuva "mavi"lerle işçi sınıfı "kırmızı"ların çekişmesidir. iskoçyada Katolik azınlık Celtic ile Protestan çoğunluk Rangersın kapışması; ispanyada faşist Franco'nun takımı Real Madrid'e karşı verilen savaştır. italya'da Mussolininin takımı Lazioyla solcu Romalıların karşı karşıya gelmesiyken, Yunanistanda zenginlerin Panathinaikos'uyla fakirlerin Olimpiakos'unun mücadelesidir futbol. Almanya'daysa 7 şampiyonluğunun 6sını Hitler döneminde yaşamış Schalke 04 ile solcuların takımı Borussia Dortmund'un savaşıdır. Afrikada vuvuzelanın başkaldırısı; Arjantin'de fakir ve zengin mahallelerin, Sırbistan'da kralcılarla sosyalistlerin kavgasıdır futbol. Türkiye'deyse renklerin, şehirlerin ve semtlerin ezeli rekabeti.
Futbol kitlelerin afyonu değil; işçi sınıfının balesi, umutsuzların umudu, orta direğin eğlencesi, sadakatin açık havadaki krallığıdır. Oyun dünyasındaysa PES ve FIFAnın kafa kafaya tokuşması.
--spoiler--
bahis oynaması, tv'den izlemesi, tribünlerden izlemesi, oynaması, taraftarlığı, üzerine konuşması, hırsı, heyecanı, eğlencesi ile insanlığın en güzel oyunudur.
günümüzde, sporun amacından büyük bir başarıyla saptığın en büyük kanıtıdır. içine karışmamış şey kalmamıştır. siyasi gerginlikler mi ararsınız, rüşvet mi ararsınız ve daha neler neler... ha bir de; bu işler hakeme, oyuncuya, taraftara çamur atmakla olmuyor. sahaya şişe atmakla da olmuyor. hangi takım taraftarı olursa olsun kendi takımını desteklemekten çok çamur atmak için bir mücadele var taraftarların çoğunda... bir takımı ele alarak söyleyemeyiz bunları. türkiye hatta dünya genelinde bir çekememezlik, bir kabullenemeyiş var. kaybeden- kazanan arasında tebrikleşmeler yerine, ana avrat küfürleşmeler... insanı ruhsuzlaştırıyor bu mevzular. ve koca bir kitle bu karmaşaya katılmış, her şeyden bir haber gidiyor garip yollara.
edit: bu demek değildir ki futbol kötüdür; temiz oyun *candır, aşktır.
edit: bu demek değildir ki futbol kötüdür; temiz oyun *candır, aşktır.
futbol mahallenin güzel kızıdır, seveni çok olan.
11'e 11 oynanır.
dünyanın en güzel ve keyif verici sporudur hele ki sahada barcelona varsa.
saklaban mahlaslı arkadaşın kendisine öğretmemi istediği oyun.
belli bir sınırı olması gereken.
örneğin bir ülkenin gündemini meşgul etmemelidir. insanların yatıp kalktığı bir şey olmamalıdır. fanatizmi, ırkçılığı, şiddeti körüklememelidir. her şeyin tadında güzel olduğunu biliyoruz ve bu "tadında güzel" kavramı futbol için de geçerli olmalıdır.
özellikle türkiye'de, çoğu zaman futbol bir çok şeyin önüne geçebiliyor.
mesela şunu anlayamıyorum;
tuttuğunuz takım şampiyon olunca niye bu kadar çok seviniyorsunuz? siz mi şampiyon oldunuz? şampiyonluk primi mi alacaksınız?
tuttuğunuz takım yenilince neden bu kadar üzülüyorsunuz? siz mi yenildiniz? üç puanı siz mi kaybettiniz?
tuttuğunuz takım süper bir futbolcu transfer edince niye dilinizden düşmüyor? siz mi transfer ettiniz, akşam evinize gelip sıcak bi çorba mı yapacak, sıcak suyla ayağınızı yıkayıp size masaj mı yapacak?
tuttuğunuz takım avrupa'da başarısız olunca neden "tecrübesizlik" oluyor? oradaki futbolla buradaki futbolun farklı olması, tecrübesizlikten mi kaynaklanıyor yoksa kaliteden mi? bence kaliteden. türk takımları avrupa futbolu düzeyine ulaşabilecek kadar tecrübe sahibi. ancak o kadar kaliteli değil.
futbolla ilgili herhangi bir şey olduğunda bunun haftalarca irdelenmesini anlamıyorum ben. başka derdiniz mi yok arkadaşım sizin?
örneğin bir ülkenin gündemini meşgul etmemelidir. insanların yatıp kalktığı bir şey olmamalıdır. fanatizmi, ırkçılığı, şiddeti körüklememelidir. her şeyin tadında güzel olduğunu biliyoruz ve bu "tadında güzel" kavramı futbol için de geçerli olmalıdır.
özellikle türkiye'de, çoğu zaman futbol bir çok şeyin önüne geçebiliyor.
mesela şunu anlayamıyorum;
tuttuğunuz takım şampiyon olunca niye bu kadar çok seviniyorsunuz? siz mi şampiyon oldunuz? şampiyonluk primi mi alacaksınız?
tuttuğunuz takım yenilince neden bu kadar üzülüyorsunuz? siz mi yenildiniz? üç puanı siz mi kaybettiniz?
tuttuğunuz takım süper bir futbolcu transfer edince niye dilinizden düşmüyor? siz mi transfer ettiniz, akşam evinize gelip sıcak bi çorba mı yapacak, sıcak suyla ayağınızı yıkayıp size masaj mı yapacak?
tuttuğunuz takım avrupa'da başarısız olunca neden "tecrübesizlik" oluyor? oradaki futbolla buradaki futbolun farklı olması, tecrübesizlikten mi kaynaklanıyor yoksa kaliteden mi? bence kaliteden. türk takımları avrupa futbolu düzeyine ulaşabilecek kadar tecrübe sahibi. ancak o kadar kaliteli değil.
futbolla ilgili herhangi bir şey olduğunda bunun haftalarca irdelenmesini anlamıyorum ben. başka derdiniz mi yok arkadaşım sizin?
bir avam klasiği.
kapitalist dünyada insanları uyutmak için kullanılan sömürü aracı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar