bugün
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı66
- okan buruk8
- cedidacer7
- jaws filmindeki sikko balik29
- sözlükteki fenerbahçeliler15
- sözlükteki fenerbahçeli yazarların rezil olması5
- mert hakan yandaş4
- chatgpt'nin bana yürümesi12
- ismail kartal13
- sözlükteki fenerbahçe li yazarlar6
- fenerbahçe6
- atilla karaoğlan4
- futbol izleyen erkek pasif gaydir5
- rövaşata denince akla gelen kişiler4
- aç uyumak13
- bir kadının tehlikeli olduğunu gösteren detaylar8
- archie brown2
- didem soydan3
- aleksey batrakov5
- özelden alet atmak4
- victor osimhen10
- ipkis tarzı entry girmek4
- kolye18
- en son alınan iltifat3
- gay taklidi yapıp kızlarla takılmak5
- sözlükteki fenerbahçeli sayısındaki ani düşüş2
- ayağı 36 numara olan kadın4
- kerem aktürkoğlu2
- nervio tarzı entry girmek18
- hurdacıdan son gelen kitaplar6
- tırnak bakım ürünleri2
- sevgiliyle araya mesafe koymak5
- fb gs'yi yenerse tanga giyeceğim4
- galatasaray8
- 22 tane adamın bir topun peşinden koşması3
- memelerim güzel mi diyen sözlük yazarı5
- hakiki gay misin diyen sözlük yazarı3
- meme gifleri atan sözlük yetkilisi6
- x0r82
- oktay saral13
- vikipedi2
- hero motorsiklet hero dash 1252
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı2
- balkonda unutulan şarap4
- eşekler yıllardır yapay zekadan bahsetmiştir4
- arda güler16
- atatürk ün hataları15
- 20263
- duşa giriyorum kimi düşüneyim9
- insan sevmemek9
noah baumbach filmi. senaryosunu, filmin oyuncusu olan greta gerwig ile yazmıştır baumbach.
27 yaşındaki bir kadının büyümeyi kabul etmesi üzerine kurulu bir hikayesi var. siyah beyaz olması daha da masallaştırmış filmi.
başka sinema aracılığıyla şu aralar izlenebilir.
kişisel not: o david bowie şarkısıyla biz de koşacağız. bir de herkesin woody allen filmine benzettiği filmi ben jim jarmusch filmlerine benzettim.
27 yaşındaki bir kadının büyümeyi kabul etmesi üzerine kurulu bir hikayesi var. siyah beyaz olması daha da masallaştırmış filmi.
başka sinema aracılığıyla şu aralar izlenebilir.
kişisel not: o david bowie şarkısıyla biz de koşacağız. bir de herkesin woody allen filmine benzettiği filmi ben jim jarmusch filmlerine benzettim.
dün izlediğim, fakat aman aman bulmadığım film. hani bundan izlenmesin anlamı çıkarılmamalı. fakat noah baumbach, the squid and the whale yapmıştı ya bir zamanlar. çıtayı onla hayli yükseltmiştik. otobiyografikti, moderndi, cinsellik ve ergenlik üzerine iğnelemeleri mevcuttu, jeneresyon farklılığına değindi, orjinale - taklide değindi, özgünlüğün üstünlüğünden dem vurdu, ebeveynlerin çocuklarını nasıl etkilediğini 75 dakika gibi kısa bir zaman dilimi içinde göstermişti. o film upuzun bir güzellemeyi hak ediyor süresinin kısalığına karşın.
zaten yönetmenin bağımsız sularda fazlasıyla gezindiği açıkta bence kök ne allen ne de jarmusch. kesinlikle fransız yeni dalgası. françois truffaut ismi akla gelir. jules et jim, 400 darbe, son metro falan vardır. kadın-erkek ilişkileri, gençlik ve komün birliktelikler bana daha çok yeni dalga'yı anımsattı. zaten yönetmenin de bunu kabul eden bir röportajını anımsıyorum.
neyse, film siyah beyaz çekilmiş ve bu havayı modernize etmiş bence. ilk yarım saati leziz geçti (özellikle farklı arkadaş gruplarının diyalogları bölüm bölüm eğlenceli ve başarılıydı), daha sonra bir 40 dakika durdu ( artık yeni dalga'nın içine düştüğümüzü düşündüğüm saçma bir paris gezisiyle sonlanan bölümler) ve hatrı sayılır bir final...
yeni dalga bir kere kendi ayaklarının üzerinde durma olgusunu iyi vermiştir efendim ve bunu özgürlük ruhuyla yapar. bunu anımsattı film tekrardan.
10 üzerinden 7!
10 üzerinden 8'e yelken açmak istiyorsanız aynı yönetmenin şu filmine bakın:
(bkz: the squid and the whale)
zaten yönetmenin bağımsız sularda fazlasıyla gezindiği açıkta bence kök ne allen ne de jarmusch. kesinlikle fransız yeni dalgası. françois truffaut ismi akla gelir. jules et jim, 400 darbe, son metro falan vardır. kadın-erkek ilişkileri, gençlik ve komün birliktelikler bana daha çok yeni dalga'yı anımsattı. zaten yönetmenin de bunu kabul eden bir röportajını anımsıyorum.
neyse, film siyah beyaz çekilmiş ve bu havayı modernize etmiş bence. ilk yarım saati leziz geçti (özellikle farklı arkadaş gruplarının diyalogları bölüm bölüm eğlenceli ve başarılıydı), daha sonra bir 40 dakika durdu ( artık yeni dalga'nın içine düştüğümüzü düşündüğüm saçma bir paris gezisiyle sonlanan bölümler) ve hatrı sayılır bir final...
yeni dalga bir kere kendi ayaklarının üzerinde durma olgusunu iyi vermiştir efendim ve bunu özgürlük ruhuyla yapar. bunu anımsattı film tekrardan.
10 üzerinden 7!
10 üzerinden 8'e yelken açmak istiyorsanız aynı yönetmenin şu filmine bakın:
(bkz: the squid and the whale)
2012 yapımı eğlenceli bir film. 27 yaşındaki frances'in üniversiteyi bitirişinin ardından new york'ta tutunmaya çalışışının hikayesidir.
Böylesine zor bir dönemin bu kadar eğlenceli anlatışmış olması, en az filmin siyah beyaz oluşu kadar hoştur.
27 yaş döneminin zorlukları için
(bkz: 27 yaş krizi)
Böylesine zor bir dönemin bu kadar eğlenceli anlatışmış olması, en az filmin siyah beyaz oluşu kadar hoştur.
27 yaş döneminin zorlukları için
(bkz: 27 yaş krizi)
büyümeyi reddeden, istemeyen ama bi şekilde tutunmak zorunda olan, hiç bir şeyde aradığını bulamayan tatlı bir karakter frances,
filmse izlenmeye değer.
filmse izlenmeye değer.
An itibariyle bitirdiğim filmdir. Genel kanı gibi siyah beyaz filmlere daha cok dikkat etmem gerekiyormuş sanki sıkıcıymış havasını gariptir ki bu filmde hissetmedim. Aksine siyah beyaz olduğunu farketmedim bile.
---spoiler---
izleyen çoğu kadın gibi kendimden yerler buldum, yer yer de feci sinir oldum. Gerçek hayatta da bu kadar dağınık, plansız, yer yer sorumsuz insanlara dayanamam, anlayamam. Francese de baştan sinir olmama rağmen filmin sonuna doğru anlamaya başladım. Ve sophie nin de aslında herkes tarafından mükemmel algılanmasına rağmen içten içe sorunlar yaşadığını bilmenin francesi rahatlattığını düşündüm. Ki bunun da insanın diğer insanlarla baş etme, kıskanmayı dindirmeye yardımcı bir etken olduğunu düşünürüm.
Kimsenin mükemmel olmadığını bilir frances ve ha ha diyerek mış gibi yapar aslında. Kimbilir belki benim de içimde uyuyan bir Frances vardır.
Ayrıca sondaki koreograf da filmin özeti gibiydi, güzel düşünülmüş. Müzikleri de sonra açıp dinlemelik listeye eklenecek cinsten.
---spoiler---
Uzun lafındaki kısası bağımsız filmler
Güzel.
---spoiler---
izleyen çoğu kadın gibi kendimden yerler buldum, yer yer de feci sinir oldum. Gerçek hayatta da bu kadar dağınık, plansız, yer yer sorumsuz insanlara dayanamam, anlayamam. Francese de baştan sinir olmama rağmen filmin sonuna doğru anlamaya başladım. Ve sophie nin de aslında herkes tarafından mükemmel algılanmasına rağmen içten içe sorunlar yaşadığını bilmenin francesi rahatlattığını düşündüm. Ki bunun da insanın diğer insanlarla baş etme, kıskanmayı dindirmeye yardımcı bir etken olduğunu düşünürüm.
Kimsenin mükemmel olmadığını bilir frances ve ha ha diyerek mış gibi yapar aslında. Kimbilir belki benim de içimde uyuyan bir Frances vardır.
Ayrıca sondaki koreograf da filmin özeti gibiydi, güzel düşünülmüş. Müzikleri de sonra açıp dinlemelik listeye eklenecek cinsten.
---spoiler---
Uzun lafındaki kısası bağımsız filmler
Güzel.
kendim için bir tanım gibidir frances. tam o arayışlarda, karşı cinsiyle iyi geçinen , dalgacı neşeli , dünyanın kendisine yüklü geldiği. filmde herhangi bir renk ihtiyacı hissetmiyorsunuz hiç. renklisi olsa bu kadar anlar mıydım bilmem halinden frances'in. hayatına birinin gerip değiştirmesini beklersiniz film boyunca ama sadece kendisi vardır aslında. birileri yolunu çizmiştir bir şekilde. o ardından gelir. eminim hep öyle olmuştur , mesela , bi sinema teklifi gelse o arkadaşından işi olsa bile reddetmeyecek türden , ama arkadaşı , şimdi olmaz diyebilir. dağınık gibi görünen ama sahibinin nerede ne olduğunu iyi bildiği bi' odadır frances'in aklı. ben sevdiydim filmi.
aldığım notlardan birkaçı da artık bilmiyorum niye yazıyorsam kimin umrundaysa ama şunlardır:
+++
uzayda kaos yok. çünkü orada his yok.
sadece yüzüm yatağa dönükken arkama boşalabiliyordu , bu bir şeylerin örtbas edilmesi demek.
+ellerini başının üstüne koy kan aşağı doğru akacaktır. -soru soracakmış gibi görünüyorum.
i wait you inside me, georgie .
affedersin çok yavaşım, bir yerlerden ayrılmak konusunda sorunlarım var.*
bu kulaklar memeye benzemiyor mu? ses geçirmiyor , böylelikle, lev'in sevişme seslerini duymayız.
hata gibi görünen işleri yapmayı seviyorum.*
+++
*'lılar en can alıcıları benim için. filmi dondurup gülümsemiştim bir süre. o bir süreçti.
aldığım notlardan birkaçı da artık bilmiyorum niye yazıyorsam kimin umrundaysa ama şunlardır:
+++
uzayda kaos yok. çünkü orada his yok.
sadece yüzüm yatağa dönükken arkama boşalabiliyordu , bu bir şeylerin örtbas edilmesi demek.
+ellerini başının üstüne koy kan aşağı doğru akacaktır. -soru soracakmış gibi görünüyorum.
i wait you inside me, georgie .
affedersin çok yavaşım, bir yerlerden ayrılmak konusunda sorunlarım var.*
bu kulaklar memeye benzemiyor mu? ses geçirmiyor , böylelikle, lev'in sevişme seslerini duymayız.
hata gibi görünen işleri yapmayı seviyorum.*
+++
*'lılar en can alıcıları benim için. filmi dondurup gülümsemiştim bir süre. o bir süreçti.
20'li yaşlardaki new york'lu bir kızın arkadaşlık ve aşk ilişkilerine odaklanan film.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar