bugün
- chatgptye penis fotoğrafını atmak15
- devletten başkasına güvenilmez10
- haluk levent olayından çıkarılacak ders8
- yaz günü çay içme saçmalığı3
- hoşlanılan kıza true'nun foto atmış olması15
- yapay zekanın öğretmenliği yok edecek olması3
- şekeri bırakınca çayın tadını alacaksın yalanı5
- dinsize inanır mısın3
- muhafazakar kız için dine dönmek3
- telegram kullanan erkek3
- oğlak burcu kadını18
- aykolikle site havuzuna girmek4
- haluk levent23
- abd'nin iran'ın 12 şehrine saldırması2
- tango dersi alan urfalı teyze3
- koç burcu kadını uyuzluğu4
- ulupuanlar ahirette geçerli mi sorunsalı5
- 18 temmuz 2026 taytlı valinin görevden alınması2
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak2
- opel türkiye ve neskar bursa rezaleti7
- m kemal'in manda ve himaye istediği iddiası3
- diamond bosphorus15
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları29
- web tasarım5
- aptalları hipnotize etmek6
- chatgpt ile sohbet etmek9
- sadece arkadaşlarından mesaj alıyor4
- sözlük yazarlarının dondurmaları3
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- neden evleniyoruz sorusunun cevapsızlığı2
- en çok sevdiğiniz yazar19
- bir kadınla deniz arasındaki benzerlik3
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı15
- atatürkçü sanatçı azlığı12
- hayatın güzel olması10
- yusuf tekin'in imamoğlu hakkındaki proje çıkışı3
- seni bütün sorunlarından kurtaracağım diyen erkek3
- sevgiliyle ormanın derinliklerine gitmek8
- sözlüğün tanrıçası olmak20
- hürmüz boğazı'na alternatif rotalar2
- gececi tayfa kezosu10
- okuduğum her romanda kendimi aradım ama bulamadım3
- 1 2 puretech5
- aylık 453 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması13
- ikizler burcu ve bipolar adam7
- gocu29
- sözlük yazarlarının numaraları12
- ihtiyar yazarların uyuması3
- aylık 0 tl iyi para mıdır sorunsalı2
genel eğilimin aksine maddi temellerin şabloncu bir biçimde yargılanması pek fazla görülmediği halde, bu eğilim ifşa etmek gerekiyor. faşizmi şabloncu bir biçimde açıklayacak eğilimler tarihsel hatalara düşerek yanlış yollarda dolanıyor.
faşizm, bu düşünceyi savunan kitlelerin aksine genel olarak yönetimsel koşulların zorlaştığı koşullarda, mevcut koşulun egemen sınıf/sınıfların yararına çözülmesidir. devlet iktidarının çözülmeye başlandığı bu noktada egemen sınıflar kitleleri yanına alarak kendisini çözen dinamikleri cebirsel şiddet yöntemiyle yok eder. tabiki de bu kapitalist süreç içinde olur ve kapitalist sürecin egemen sınıfına göre çözümlenir. bu yapılırken sermaye birikimin oranına bakılmaz.( yani merkez kapitalist ülke olma özelliği olarak okunmasında yarar var) bakılacak tek şey kapitaist ilişkilerin yoğunluğudur ki bu neredeyse 100 yıldır dünya ölçeğinde egemenlik kazanmış bir üretim ilişkisidir. daha açıklayıcı olucak olursak, faşizm kapitalist ilişkilerin egemen olduğu her devlet yapısında görülebilir yani bunun için gelişmiş bir ülke olma sıfatı gerekmez. tarihsel bir örnek olarak ispanyol falanjlarının, arnavut faşolarının( ki arnavutluk'ta böyle geçermiş isimleri) ya da portekiz'li salazar'ın genel eğilimi hep faşizmdir ve bu ülkelerin gelişmiş birer kapitalist ülke(sermaye birikimi açısından) olduğunu söylemek sanırım tarihsel olarak deliliktir.
faşizme yukarıdaki örnekler tarzında bakarak şabloncu yaklaşmak ülke koşullarını ve şartlarını kaçırmaya neden olur. elbette ülkedeki 3-5 faşist çetenin var olması burjuvazinin genel eğilimi olarak açıklanamaz; fakat tarihsel olarak bizi vicdanımızla hesaplaşmaya sürükler.
devletin genel olarak güçlendirilmesi faşizmin yaptığı bir şeydir. devlet tüm sınıflı toplumlar tarihi boyunca baskın sınıfın ya da sınıfların diğer sınıf ya da sınıflar üstündeki örgütleniş biçimi olarak gözlenmiştir. yani kapitalist bir toplumda devleti bu tarz bir kriz içerisinde güçlendirmek gene baskın sınıf yararına yapılan bir çözümlemedir. yukarıdakilere ek olarak bu açıklayamayı yapmaktayım çünkü devletin ne olup olmadığı, hangi koşullarda ne şekilde güçlendirildiği bir muğlaklık içerisindedir.
bir üstteki girdi de bahsetmiştim, bu iki eğilim( yani ötekileştirme ve şablonlaştırma) faşizmin sınıfsal bağlarını her koşulda yok eder hatta devletin örgütleniş biçimini tarihsel olarak gerçeklerden kopararak metafiziksel anlamlar yükler. bu iki eğilime karşı olmak faşizmi daha doğru olarak tanımlamayı da beraberinde getirecektir.
faşizm, bu düşünceyi savunan kitlelerin aksine genel olarak yönetimsel koşulların zorlaştığı koşullarda, mevcut koşulun egemen sınıf/sınıfların yararına çözülmesidir. devlet iktidarının çözülmeye başlandığı bu noktada egemen sınıflar kitleleri yanına alarak kendisini çözen dinamikleri cebirsel şiddet yöntemiyle yok eder. tabiki de bu kapitalist süreç içinde olur ve kapitalist sürecin egemen sınıfına göre çözümlenir. bu yapılırken sermaye birikimin oranına bakılmaz.( yani merkez kapitalist ülke olma özelliği olarak okunmasında yarar var) bakılacak tek şey kapitaist ilişkilerin yoğunluğudur ki bu neredeyse 100 yıldır dünya ölçeğinde egemenlik kazanmış bir üretim ilişkisidir. daha açıklayıcı olucak olursak, faşizm kapitalist ilişkilerin egemen olduğu her devlet yapısında görülebilir yani bunun için gelişmiş bir ülke olma sıfatı gerekmez. tarihsel bir örnek olarak ispanyol falanjlarının, arnavut faşolarının( ki arnavutluk'ta böyle geçermiş isimleri) ya da portekiz'li salazar'ın genel eğilimi hep faşizmdir ve bu ülkelerin gelişmiş birer kapitalist ülke(sermaye birikimi açısından) olduğunu söylemek sanırım tarihsel olarak deliliktir.
faşizme yukarıdaki örnekler tarzında bakarak şabloncu yaklaşmak ülke koşullarını ve şartlarını kaçırmaya neden olur. elbette ülkedeki 3-5 faşist çetenin var olması burjuvazinin genel eğilimi olarak açıklanamaz; fakat tarihsel olarak bizi vicdanımızla hesaplaşmaya sürükler.
devletin genel olarak güçlendirilmesi faşizmin yaptığı bir şeydir. devlet tüm sınıflı toplumlar tarihi boyunca baskın sınıfın ya da sınıfların diğer sınıf ya da sınıflar üstündeki örgütleniş biçimi olarak gözlenmiştir. yani kapitalist bir toplumda devleti bu tarz bir kriz içerisinde güçlendirmek gene baskın sınıf yararına yapılan bir çözümlemedir. yukarıdakilere ek olarak bu açıklayamayı yapmaktayım çünkü devletin ne olup olmadığı, hangi koşullarda ne şekilde güçlendirildiği bir muğlaklık içerisindedir.
bir üstteki girdi de bahsetmiştim, bu iki eğilim( yani ötekileştirme ve şablonlaştırma) faşizmin sınıfsal bağlarını her koşulda yok eder hatta devletin örgütleniş biçimini tarihsel olarak gerçeklerden kopararak metafiziksel anlamlar yükler. bu iki eğilime karşı olmak faşizmi daha doğru olarak tanımlamayı da beraberinde getirecektir.
her insan yaradılışı gereği faşisttir. sadece ama sadece zorunluluktan demokrat takılır.
fasizm ailede baslar. ailesi "otoriter" olan cocukların,ozgur ruhlu olan
ailelere kıyasla icgudusel olarak fasizme meyletmesi daha olasıdır.
aile bilincsiz-cahil de olsa eger fasist-baskıcı degilse o cocuk kolay kolay
fasist bir insan olmaz. fasizm, ailenize karsı duydugunuz nefretin
-eger onu dengeleyecek bir kulture sahip degilseniz-bilincsiz olarak bir dısavurumudur.
sonuc itibarı ile eger olumsuz anlamda otoriteyi kabul eder-icsellestirirsen
onun bir parcası olursun. o yuzden fasizme ilgi duyan-guce tapan cocuklar
ya ezik ailelerden cıkar ya da otoriter ailelerden.
ailelere kıyasla icgudusel olarak fasizme meyletmesi daha olasıdır.
aile bilincsiz-cahil de olsa eger fasist-baskıcı degilse o cocuk kolay kolay
fasist bir insan olmaz. fasizm, ailenize karsı duydugunuz nefretin
-eger onu dengeleyecek bir kulture sahip degilseniz-bilincsiz olarak bir dısavurumudur.
sonuc itibarı ile eger olumsuz anlamda otoriteyi kabul eder-icsellestirirsen
onun bir parcası olursun. o yuzden fasizme ilgi duyan-guce tapan cocuklar
ya ezik ailelerden cıkar ya da otoriter ailelerden.
günümüzde direkt olarak ırkçı bir rejim olan nazizm veya japon emperyalist düşüncesiyle karıştırılan ulusal devrim ideolojisi.
kapitalist emperyalizm tarafından var güçle karalanır, hitler ile bağdaştırılır, ikinci dünya savaşı ve ölümlerden sorumlu tutulur bu kelime.
cinsel faşizm, devlet faşizmi gibi güç kullanılan herhangi bir şey için "faşizm" ismi kullanılır ki; insanların bu kelimeyi duyunca tüyleri ürpersin, kulakları dolsun. düşünemesin, araştıramasın.
oysa faşizm; köylü ve esnafın maddi olarak devlet eliyle desteklendiği, sanayi devrimlerinin, bilimin, sanatın devlet güvencesinde olduğu ulusal* bir tek parti rejimidir.
ulusal sermayeyi , ulusal eğitimi , ulusal sınırları, ulusal değerleri, ulusal sağlığı kısacası ulusla alakalı her şeyi destekler.
yabancı sermayeye bilinenin aksine açıktır, ancak yabancı sermayenin yatırım yapmasını kendi ulusundan daha çok kolaylaştırmaz. bu sebepten emperyalizmin faşist devlet sınırları içerisinde etkin olması çok mümkün değildir.
ceza hukuğu açısından baskıcı bir rejimdir; suça ve suçluya karşı kendi ulusunu korur. suçu ve suçluyu insan olarak adletmez. bu bağlamda baskıcıdır. tecavüzcüyü, gaspçıyı , teröristi , vatan hainini beslemez; cezalandırır.
kendisiyle karıştırılan nazizm ise ırkçı bir rejimdir. kafatası ölçer, bilmem ne yapar.
kapitalist emperyalizm tarafından var güçle karalanır, hitler ile bağdaştırılır, ikinci dünya savaşı ve ölümlerden sorumlu tutulur bu kelime.
cinsel faşizm, devlet faşizmi gibi güç kullanılan herhangi bir şey için "faşizm" ismi kullanılır ki; insanların bu kelimeyi duyunca tüyleri ürpersin, kulakları dolsun. düşünemesin, araştıramasın.
oysa faşizm; köylü ve esnafın maddi olarak devlet eliyle desteklendiği, sanayi devrimlerinin, bilimin, sanatın devlet güvencesinde olduğu ulusal* bir tek parti rejimidir.
ulusal sermayeyi , ulusal eğitimi , ulusal sınırları, ulusal değerleri, ulusal sağlığı kısacası ulusla alakalı her şeyi destekler.
yabancı sermayeye bilinenin aksine açıktır, ancak yabancı sermayenin yatırım yapmasını kendi ulusundan daha çok kolaylaştırmaz. bu sebepten emperyalizmin faşist devlet sınırları içerisinde etkin olması çok mümkün değildir.
ceza hukuğu açısından baskıcı bir rejimdir; suça ve suçluya karşı kendi ulusunu korur. suçu ve suçluyu insan olarak adletmez. bu bağlamda baskıcıdır. tecavüzcüyü, gaspçıyı , teröristi , vatan hainini beslemez; cezalandırır.
kendisiyle karıştırılan nazizm ise ırkçı bir rejimdir. kafatası ölçer, bilmem ne yapar.
malesef insan denen yaratık iyice incelendiğinde bugüne kadar en çok uygulanan rejimlerden biri olduğu görünmektedir. çünkü insan doğasında kötülük vardır ve onun bir mahsülüdür. dostunu sev, düşmanını öldür mantığı güder. biçoğumuz da hayatımızı yaşarken bu kanunu esas alırız. düşmanı sevmek onu doğru yola çekmeye çalışmak uzlaşmak bunlar insanların baskın karekteri değildir malesef. bu yüzden faşiztlere kızmamak, onları anlamaya çalışmak ve uzlaşmak gerekmektedir.
Kapitalist ekonomi , dincilik , milliyetçilik unsurlarından oluşan bir ideolojidir . Temelinde kapitalist ekonomik süreçler yatmaktadır . Kimi zaman milliyetçilerle işbirliği yapılır ulusalcı faşist olunur kimi zaman da dincilerle ittifak olunur islami faşist olunur .
(bkz: laikci fasist)
Parlayan herşey altın değildir. Es ist nicht alles Gold was glänzt. - Bir alman atasözü.
bugünlerde türkiye nin gitmekte olduğu yoldur.siyasi partiler çöplüğü olan , siyasi liderlerin bile özgürce konuşamadığı bir ülke ab ye değil anca faşizm birliğine girer.
herkesin içinde olan baskı ve şiddet eğilimidir.
faşizm bir kertenkeledir
"ahmaklık edeceğimize görmesini öğrenebilseydik
güldürünün özündeki vahşeti anlardık.
çene çalacağımıza koyabilseydik eylemimizi ortaya
kıçüstü oturmazdık daima
görüp öğrenebildiğimiz tek şey belkide bu olmuştur.
yine de hemen sevinme arkadaş!bozguna uğradı diye.
gerçi dünya ayaklandı bu mamussuzu durdurdu ama,
onu doğuran kançık kızışmış bekliyor yine."
bertolt brecht
"ahmaklık edeceğimize görmesini öğrenebilseydik
güldürünün özündeki vahşeti anlardık.
çene çalacağımıza koyabilseydik eylemimizi ortaya
kıçüstü oturmazdık daima
görüp öğrenebildiğimiz tek şey belkide bu olmuştur.
yine de hemen sevinme arkadaş!bozguna uğradı diye.
gerçi dünya ayaklandı bu mamussuzu durdurdu ama,
onu doğuran kançık kızışmış bekliyor yine."
bertolt brecht
kabaca belirli bir etnik yapının üstünlüğünün iddiası üzerine bina edilmiştir. faşizmin kendini gösterebilmesi için sıradanlaşması ise olmazsa olmazklardan biridir. yoksa nazi almanya'sında yaşayan ve nasyone sosyalistlere üye olan veya oy vermiş insanların herbirinin birer cani olduğunu düşünmek fazlaca sapkınlık olacaktır (tabi böyle didaktik yazmayı bende istemezdim). bununla birlikte mevzu edilen bu kişiler bir kaç yıl önce komşusu, bakkalı, işvereni, işçisi olan musevilerin başına ne geldiğini sorgulamamış olmalarını da unutmamak gerekmektedir.
böyle sıradan, böyle sinsi ve vahşi bir kavram.
modernizm ile olan ilişkisine bir başka yazıda değinmek gerek.
böyle sıradan, böyle sinsi ve vahşi bir kavram.
modernizm ile olan ilişkisine bir başka yazıda değinmek gerek.
bachmann a göre faşizm iki insan arasında başlar.
insanız ve faşistiz maalesef. yani faşizm bence insanın ilkel benliğinin emrettiği gibi davranması. mesela şempanzeler kendi grubundan olmayan bir şempanze gruba girdi mi parçalayıp yerlermiş. nazilerin de yaptığı bunlardan farklı değil.
ha ayrıca sosyolojik bakımdan bildiğim kadarıyla özellikle küçük brujuva destekli ve direkt işçi sınıfına karşı bir hareket olan ve her nedense toplumun büyük buhranları sonucu başlayan; birinci dünya savaşı almanya, italya; genelde ordu kökenli olan ; şili; özellikle de sol kökenli olanlara aşırı bir baskı ile karakterize olan, toplumun lümpen diye adlandıracağımız kesimlerini kendisine mıklatıs gibi çeken yönetim biçimi.
ha ayrıca sosyolojik bakımdan bildiğim kadarıyla özellikle küçük brujuva destekli ve direkt işçi sınıfına karşı bir hareket olan ve her nedense toplumun büyük buhranları sonucu başlayan; birinci dünya savaşı almanya, italya; genelde ordu kökenli olan ; şili; özellikle de sol kökenli olanlara aşırı bir baskı ile karakterize olan, toplumun lümpen diye adlandıracağımız kesimlerini kendisine mıklatıs gibi çeken yönetim biçimi.
Faşizmin belirleyici 14 özelliği
1 - Güçlü ve yükselen milliyetçilik : Faşist rejimler milliyetçi amaçları , sloganları, sembolleri şarkıları sürekli ve sabit bir şekilde kullanmaya eğilimlidir. Bayraklar her yerde gözükecek şekilde asılır ve bayrak sembolleri kıyafetlerde ve diğer kamu alanlarında açıkca sergilenir.
2 - insan haklarını ihmal etme , saygınlığını küçük görme : Düşman karşısındaki korkudan ve güvenlik ihtiyacından dolayı faşist rejimlerdeki insanlar ihtiyaç halinde insan haklarının bazı koşullarda gözardı edilmesi gerektiği konusunda ikna edilirler. insanlar olayları farklı algılamaya ve hatta işkenceyi onaylama , toplu katliamları , suikastları yok sayma gibi düşüncelere kanalize edilirler.
3 - Birleştirici bir güç olarak düşmanların ve günah keçilerinin belirlenmesi : Algılanan ortak bir tehdit ya da düşman karşısında ırka ve etnisitiye ya da dini bir azınlığa karşı , liberal , komünist , sosyalist , terörist gibi sıfatlar adfedilerek insanların birleştirici bir milliyetçi taşkınlığa yol açması.
4 - Militarizmin üstünlüğü ilkesi : insanların çok daha kötü sorunlara sahip olmasına rağmen devlet bütçesinden en fazla pay orduya akıtılarak askerlik çekici hale getirilir.
5 - Cinsiyetçilik : Faşist milletlerin hükümetleri erkeklerin kadınlara hükmettiği bir arenadır. Faşist rejimler altında geleneksel cinsiyet rolleri çok daha sert ve değişmezdir. Kürtaj karşısında sıfır tolerans gösterilirken , homofobi de eşcinsellik karşıtı kanunlar ve milliyetçi politikalar yoluyla kendisini dikta eder.
6 - Güdümlü basın yayın organları : Bazen medya tamamen hükümet tarafından kontrol edilir , diğer koşullarda hükümet yasaları ile sempatik medya patronları ile dolaylı yoldan kontrol edilir. Sansür özellikle savaş yıllarında çok yaygındır.
7 - Ulusal güvenlik saplantısı : Korku kitleler üzerinde bir motivasyon aracı olarak kullanılır.
8 - Din ve yönetimin iç içe geçmesi : Faşist rejimlerde hükümetler yaygın dini toplumsal düşünceye yön vermek adına bir araç olarak kullanır. Din adamlarının hükümete karşı ifadeleri zıt yönde de olsa , hükümetçe ve liderlerce kullanılan dini terminoloji aynıdır ve yaygındır.
9 - Kolektif üretimin kontrol altına alınması : Faşist ulusların endüstri ve iş alanı aristokrasisi genellikle hükümetleri iktidara taşıyan ve onlarla karşılıklı ilişkiler bağı kurup elit bir güç yaratan kişilerden oluşur.
10 - işgücünün baskı altında tutulması : Örgütlenmiş bir iş gücü faşist yönetimler için en büyük tehdit olduğu için , işçi sendikaları ve örgütleri ya tamamen ortadan kaldırılır ya da baskı ve kontrol altında tutulur.
11 - Suç ve Ceza saplantısı : Faşist rejimlerde polise kanunları uygulamak adına sınırsız bir güç verilir. insanlar polisin sivil özgürlükler üzerindeki şiddetini yoksaymaya ya da milliyetçilik adına görmezden gelmeye eğilimlidirler. Faşist rejimlerde göreceli olarak sınırsız bir güce sahip olan milli bir polis gücü vardır.
12 - Entelektüelleri ve sanatı hor görme : Faşist rejimlerde akademik eğitim horgörülür. Profesörlerin ve diğer akademisyenlerin eserleri sansürlenir ya da hapsedilir. Sanatsal ifade özgürlüğü baskı altında tutulur ve hükümetler sanat alanına bütçeden pay ayırmayı reddeder.
13 - Yaygın arkadaşlık ilişkileri ile sürüdürülen rüşvetçilik : Faşist rejimler neredeyse birbirleriyle dost olan bir grup insan arasında birbirlerini iktidara getirip diğerlerini sorumluluktan koruma düşüncesi üzerine kurulmuş hükümetlerce yönetilmektedir. Bu hükümet liderlerince ulusal kaynakların talan edilmesi yaygındır.
14 - Hileli seçimler : Bazen faşist rejimlerdeki seçimler sadece yapmacık bir oy verme işlemidir. Diğer zamanlarda ise rakipler karşında kirli ortaklıklar kurulan ve rakip adayların suikastlarına kadar gidebilen , medyanın kontrol altına alınmasından tutun da oy verecek insanların sayısının belirlemesi ve oy verecek bölgelerin sınırlandırılmasına kadar giden bir takım kirli oyunlardan oluşur. Faşist uluslar seçimleri kontrol etmek ya da sonuçlarını manipule etmek adına klasik olarak yargıçlarını kullanır.
Bu özellikler Hitler Almanya'sı , Mussolini italya'sı , Franco ispanya'sı , Suharto Endonezya'sı , Pinochet Şili'si faşist rejimleri incelenerek elde edilmiştir. Alıntıdır ve tarafımdan çevrilmiştir.*
Kaynak : (bkz: http://globalresearch.ca/articles/BRI411A.html)
1 - Güçlü ve yükselen milliyetçilik : Faşist rejimler milliyetçi amaçları , sloganları, sembolleri şarkıları sürekli ve sabit bir şekilde kullanmaya eğilimlidir. Bayraklar her yerde gözükecek şekilde asılır ve bayrak sembolleri kıyafetlerde ve diğer kamu alanlarında açıkca sergilenir.
2 - insan haklarını ihmal etme , saygınlığını küçük görme : Düşman karşısındaki korkudan ve güvenlik ihtiyacından dolayı faşist rejimlerdeki insanlar ihtiyaç halinde insan haklarının bazı koşullarda gözardı edilmesi gerektiği konusunda ikna edilirler. insanlar olayları farklı algılamaya ve hatta işkenceyi onaylama , toplu katliamları , suikastları yok sayma gibi düşüncelere kanalize edilirler.
3 - Birleştirici bir güç olarak düşmanların ve günah keçilerinin belirlenmesi : Algılanan ortak bir tehdit ya da düşman karşısında ırka ve etnisitiye ya da dini bir azınlığa karşı , liberal , komünist , sosyalist , terörist gibi sıfatlar adfedilerek insanların birleştirici bir milliyetçi taşkınlığa yol açması.
4 - Militarizmin üstünlüğü ilkesi : insanların çok daha kötü sorunlara sahip olmasına rağmen devlet bütçesinden en fazla pay orduya akıtılarak askerlik çekici hale getirilir.
5 - Cinsiyetçilik : Faşist milletlerin hükümetleri erkeklerin kadınlara hükmettiği bir arenadır. Faşist rejimler altında geleneksel cinsiyet rolleri çok daha sert ve değişmezdir. Kürtaj karşısında sıfır tolerans gösterilirken , homofobi de eşcinsellik karşıtı kanunlar ve milliyetçi politikalar yoluyla kendisini dikta eder.
6 - Güdümlü basın yayın organları : Bazen medya tamamen hükümet tarafından kontrol edilir , diğer koşullarda hükümet yasaları ile sempatik medya patronları ile dolaylı yoldan kontrol edilir. Sansür özellikle savaş yıllarında çok yaygındır.
7 - Ulusal güvenlik saplantısı : Korku kitleler üzerinde bir motivasyon aracı olarak kullanılır.
8 - Din ve yönetimin iç içe geçmesi : Faşist rejimlerde hükümetler yaygın dini toplumsal düşünceye yön vermek adına bir araç olarak kullanır. Din adamlarının hükümete karşı ifadeleri zıt yönde de olsa , hükümetçe ve liderlerce kullanılan dini terminoloji aynıdır ve yaygındır.
9 - Kolektif üretimin kontrol altına alınması : Faşist ulusların endüstri ve iş alanı aristokrasisi genellikle hükümetleri iktidara taşıyan ve onlarla karşılıklı ilişkiler bağı kurup elit bir güç yaratan kişilerden oluşur.
10 - işgücünün baskı altında tutulması : Örgütlenmiş bir iş gücü faşist yönetimler için en büyük tehdit olduğu için , işçi sendikaları ve örgütleri ya tamamen ortadan kaldırılır ya da baskı ve kontrol altında tutulur.
11 - Suç ve Ceza saplantısı : Faşist rejimlerde polise kanunları uygulamak adına sınırsız bir güç verilir. insanlar polisin sivil özgürlükler üzerindeki şiddetini yoksaymaya ya da milliyetçilik adına görmezden gelmeye eğilimlidirler. Faşist rejimlerde göreceli olarak sınırsız bir güce sahip olan milli bir polis gücü vardır.
12 - Entelektüelleri ve sanatı hor görme : Faşist rejimlerde akademik eğitim horgörülür. Profesörlerin ve diğer akademisyenlerin eserleri sansürlenir ya da hapsedilir. Sanatsal ifade özgürlüğü baskı altında tutulur ve hükümetler sanat alanına bütçeden pay ayırmayı reddeder.
13 - Yaygın arkadaşlık ilişkileri ile sürüdürülen rüşvetçilik : Faşist rejimler neredeyse birbirleriyle dost olan bir grup insan arasında birbirlerini iktidara getirip diğerlerini sorumluluktan koruma düşüncesi üzerine kurulmuş hükümetlerce yönetilmektedir. Bu hükümet liderlerince ulusal kaynakların talan edilmesi yaygındır.
14 - Hileli seçimler : Bazen faşist rejimlerdeki seçimler sadece yapmacık bir oy verme işlemidir. Diğer zamanlarda ise rakipler karşında kirli ortaklıklar kurulan ve rakip adayların suikastlarına kadar gidebilen , medyanın kontrol altına alınmasından tutun da oy verecek insanların sayısının belirlemesi ve oy verecek bölgelerin sınırlandırılmasına kadar giden bir takım kirli oyunlardan oluşur. Faşist uluslar seçimleri kontrol etmek ya da sonuçlarını manipule etmek adına klasik olarak yargıçlarını kullanır.
Bu özellikler Hitler Almanya'sı , Mussolini italya'sı , Franco ispanya'sı , Suharto Endonezya'sı , Pinochet Şili'si faşist rejimleri incelenerek elde edilmiştir. Alıntıdır ve tarafımdan çevrilmiştir.*
Kaynak : (bkz: http://globalresearch.ca/articles/BRI411A.html)
vahşi duygulardan beslenen ilkel ötesi ideolojimsi...
inanılamaz ve anlaşılamaz biçimde, cehalet ve milliyetçiliğin tavana vurmasıyla çevremdeki herkesin içinde görmeye başladığım ucube.
basının verdiği şövenist gazla mıdır, yoksa yıllardır sağ parti iktidarlarının halkı doldurmasından mıdır, kötü giden ekonomiyi, açlığı ve mutsuzluğu milliyetçilik gibi bir yamayla örtme arzusundan mıdır bilinmez, faşizm toplumun kılcal damarlarına işlemiş durumda. artık insanlar "ben kürt türk ayırmam" dediği zaman önemli bir iş yapmış oluyor, sanki aksini yapması normalmiş gibi de, büyük bir fedakarlık yapıyormuş gibi.
artık görüntüden ırk tahlili yapıyoruz: aa bak bu çerkez şurasında belli, bu laz, bu kesin kürt baksana ten rengine, aman bunda yunan kanı vardır... hayır, neyi değiştirecekse ırkı? futbol milli takımının kazandığı maçlar bile savaş kazanılmış gibi lanse ediliyor her gün manşet hatta ekstra kapaklar.
bazen durup düşünüyorum birileri bana şaka mı yapıyor diye. yok, inanılmaz ama gerçek. kimsede açık açık yaptıkları faşizmin farkında değil. kürtlere ölüm diye bağırırken, ya sev ya terk etçilik yaparken, hrant dink öldürülürken, hristiyan misyonerler ölüm tehditiyle gezerken, halk bariz biçimde iç savaşa doğru sürüklenirken ortalama üstü eğitime sahip olduğunu düşündüğüm sözlük ortamında bile sanki çok doğalmış gibi aşırı milliyetçilik, şövenizm ve hatta faşizm yapılıyor. silkinmeliyiz diye düşünüyorum, acilen.
basının verdiği şövenist gazla mıdır, yoksa yıllardır sağ parti iktidarlarının halkı doldurmasından mıdır, kötü giden ekonomiyi, açlığı ve mutsuzluğu milliyetçilik gibi bir yamayla örtme arzusundan mıdır bilinmez, faşizm toplumun kılcal damarlarına işlemiş durumda. artık insanlar "ben kürt türk ayırmam" dediği zaman önemli bir iş yapmış oluyor, sanki aksini yapması normalmiş gibi de, büyük bir fedakarlık yapıyormuş gibi.
artık görüntüden ırk tahlili yapıyoruz: aa bak bu çerkez şurasında belli, bu laz, bu kesin kürt baksana ten rengine, aman bunda yunan kanı vardır... hayır, neyi değiştirecekse ırkı? futbol milli takımının kazandığı maçlar bile savaş kazanılmış gibi lanse ediliyor her gün manşet hatta ekstra kapaklar.
bazen durup düşünüyorum birileri bana şaka mı yapıyor diye. yok, inanılmaz ama gerçek. kimsede açık açık yaptıkları faşizmin farkında değil. kürtlere ölüm diye bağırırken, ya sev ya terk etçilik yaparken, hrant dink öldürülürken, hristiyan misyonerler ölüm tehditiyle gezerken, halk bariz biçimde iç savaşa doğru sürüklenirken ortalama üstü eğitime sahip olduğunu düşündüğüm sözlük ortamında bile sanki çok doğalmış gibi aşırı milliyetçilik, şövenizm ve hatta faşizm yapılıyor. silkinmeliyiz diye düşünüyorum, acilen.
(bkz: fasizm/#2899112)
(bkz: fasizm/#2899273)
yukarıdaki girdilerde de belirttiğim gibi faşizme dair günümüzde kimi akıl karışıklıkları bulunmakta. milliyetçilik ve şovenizme denkleştirilmeye çalışılması ya da faşizmin ötekileştirme ile denk tutulması faşizmin arkasındaki sermaye sınıfı diktatörlüğünü, onun anti komünist ve emekçi düşmanı yönünü, kitlesini ise orta sınıflardan aldığı gerçeğinin göz ardı edilmesine neden oluyor. georgi dimitrov'dan bir alıntı yapalım:
"faşizm; sermayenin emekçi kitlelere karsı en vahşi saldırısıdır.
faşizm; gemi azıya almış şovenizm ve yagma savaşıdır.
faşizm; azgın gericilik ve karşı devrimdir.
faşizm; işçi sınıfının ve tüm emekçilerin en kötü düşmanıdır!
(dimitrov, komunist enternasyonal vıı. dunya kongresine rapor, 1935)"
faşizme karşı savaş veren bir devrimci olan dimitrof'un ifadeleridir. faşizmin şovenist karakteri ise kimi zaman kendini mistik gerici güçlere bırakabilmektedir. o halde faşizm için milliyetçilik en etkin silah olmasına karşın tıpkı kimi ulusların uluslaşma süreçlerine etkili bir rol alan dini kurumlar faşizmin gücünde yer alabiliyor. ama asıl önemlisi faşizm, kapitalist devletin kriz anına girdiğinde ve buna karşın bu kriz sürecinde emek hareketini manipüle edemeyeceği anlarda bir kriz ve baskı yönetimidir. faşizmin asıl önemli özelliği gericiliği, karşı devrimi ve işçi sınıfı düşmanlığını temsil etmesidir. milliyetçilik ise bir ikincil özellik olarak ama asıl olarak işçi sınıfını bölmek için kullanılan ideolojik saldırının tutkalıdır.
(bkz: fasizm/#2899273)
yukarıdaki girdilerde de belirttiğim gibi faşizme dair günümüzde kimi akıl karışıklıkları bulunmakta. milliyetçilik ve şovenizme denkleştirilmeye çalışılması ya da faşizmin ötekileştirme ile denk tutulması faşizmin arkasındaki sermaye sınıfı diktatörlüğünü, onun anti komünist ve emekçi düşmanı yönünü, kitlesini ise orta sınıflardan aldığı gerçeğinin göz ardı edilmesine neden oluyor. georgi dimitrov'dan bir alıntı yapalım:
"faşizm; sermayenin emekçi kitlelere karsı en vahşi saldırısıdır.
faşizm; gemi azıya almış şovenizm ve yagma savaşıdır.
faşizm; azgın gericilik ve karşı devrimdir.
faşizm; işçi sınıfının ve tüm emekçilerin en kötü düşmanıdır!
(dimitrov, komunist enternasyonal vıı. dunya kongresine rapor, 1935)"
faşizme karşı savaş veren bir devrimci olan dimitrof'un ifadeleridir. faşizmin şovenist karakteri ise kimi zaman kendini mistik gerici güçlere bırakabilmektedir. o halde faşizm için milliyetçilik en etkin silah olmasına karşın tıpkı kimi ulusların uluslaşma süreçlerine etkili bir rol alan dini kurumlar faşizmin gücünde yer alabiliyor. ama asıl önemlisi faşizm, kapitalist devletin kriz anına girdiğinde ve buna karşın bu kriz sürecinde emek hareketini manipüle edemeyeceği anlarda bir kriz ve baskı yönetimidir. faşizmin asıl önemli özelliği gericiliği, karşı devrimi ve işçi sınıfı düşmanlığını temsil etmesidir. milliyetçilik ise bir ikincil özellik olarak ama asıl olarak işçi sınıfını bölmek için kullanılan ideolojik saldırının tutkalıdır.
insanı et olarak tasvir eden ve bu etin her türlü kullanımını öngören * mussolini'nin kurucusu olduğu ideolojidir.
türkiye özelinde bakacak olursak 3 dönem faşizmin yükselişini temsil eder: ikinci dünya savaşı yılları, 1968, 12 eylül 1980 askeri darbesi.
2. dünya savaşı yıllarında italya'dan sonra almanya'da faşizmin iktidara gelmesinden sonra toplanan kominternin 7. kongresi bütün uluslar düzeyinde antifaşist bir cephe oluşturmayı kararlaştırmıştı. türkiye'ye baktığımızda ise yeni kurulmuş cumhuriyet'in ırkçı yaklaşımlarının kabardığı bir dönem görürüz. 'dış mihraklar' her kötülüğün anası olarak görülmekte iken sahneye nihal atsız çıkar ve "türkiye'deki komünistlerin çoğu türkleşmiş melezler veya gayrı türklerdir" diye bir açıklama yapar. türkiye komunist partisi de sscb'nin önderliğinde antifaşizm hattını izlemeye çalışmışlarıdır o dönemde.
27 mayıs'tan sonra yurtdışına gönderilerek tasfiye edilen ondörtlerin bir bölümü 1965'te cumhuriyet köylü millet partisi'ne* girmişlerdir. 1965'te alpaslan türkeş partinin genel başkanı olmuştur. bu dönemde partinin ilkeleri nasyonel sosyalist ilkeler esas alınarak değiştirilmiştir. bu ilkeler alpaslan türkeş'in dokuz ışık adlı kitabında sıralanmıştır: milliyetçilik, ülkücülük, ahlakçılık, ilimcilik, toplumculuk, köylücülük, hürriyetçilik, şahsiyetçilik, gelişmecilik ve halkçılık, endüstricilik ve teknikcilik. partinin esas amacı bu ilkeler etrafında tutucu ve faşist kadrolar yetiştirmek ve bunu antikomunizm şiarıyla gerçekleştirmekti. zira o zamanlar komunizm türkiye'de yükselen bir ideolojiydi ve faşizmin bir anda kendini göstermesi komunizm dinamiğinden
kaynaklanır.
alpaslan türkeş ve teşkilat çevresi komunist harekette öğrenci hareketinin dinamiğinin farkındaydı ve öncelikle bu alanda çalışmayı hedeflediler. bu amaçla dündar taşer ve rıfat baykal'ın yönettiği kontgerillalar yetiştirecek 34 tane kamp kuruldu. anadoludan gelen muhafazakar yapıdaki gençleri faşiste dönüştürmek tutmamış, o dönem öğrenci hareketi içinde dışlanmıştır. çünkü komunistlerin halkla bir iletişimi ve güven bağı vardı. öğrenci hareketi içinde dışlanan faşistler artık komunistlere karşı mücadele hattından daha geniş bir hatta geçmişlerdir çünkü ezilmişlik kızgınlığı getirmişti. 1968 yılında kurulan kontgerilla kampları 1969 yılında faşizmin kanlı yüzünü başarıyla göstermişlerdir. (bkz: kanlı pazar)
cumhurbaşkanlığından faşist harekete gelen "devletin yardımcısı" ilanı ve ap hükümetinin "iti ite kırdırma" taktiği 1969 yılında bu kampların sayısını 45'e çıkarmıştır.
bu durum şiddetin iki taraflı artmasını ve devrim cephesinin de silahlanmasını zorunlu kılmıştır.
türk faşizminin bolluk dönemlerinden bir diğeri olan 12 eylül sonrası çin'in düşmanımız olduğuna dair söylemlerin ve belgelerin ifşa edildiği , 12 eylül öncesi vatan evlatlarımızın nasıl kandırıldığına dair tezlerin havada uçuştuğu, asalanın 'dış mihraklar'ın oyunu olduğu, kürt sorununun pkk/bölücülük düzeyine indirildiği bir dönem olmuştur. 'dış mihraklar'a karşı yükseltilen faşist cephe dolaylı olarak solu da baltalamıştır.
yıl 2008 ve faşizmin kapitalizmle dansını görmekteyiz sahnede. 68'lerde tutturulan en azından anti emperyalist söylemden eser yoktur ortada. 1 mayıs'a ekmek çıkacak bize diye giden faşist polisinden, insanlığı insan vücudu gibi algılayıp bir lider beyin ve onun uzuvları olan piyonlardan oluşuyor sanan zihniyetine kadar hepsi aynı karanlığın dibine doğru yol almaktadırlar.
türkiye özelinde bakacak olursak 3 dönem faşizmin yükselişini temsil eder: ikinci dünya savaşı yılları, 1968, 12 eylül 1980 askeri darbesi.
2. dünya savaşı yıllarında italya'dan sonra almanya'da faşizmin iktidara gelmesinden sonra toplanan kominternin 7. kongresi bütün uluslar düzeyinde antifaşist bir cephe oluşturmayı kararlaştırmıştı. türkiye'ye baktığımızda ise yeni kurulmuş cumhuriyet'in ırkçı yaklaşımlarının kabardığı bir dönem görürüz. 'dış mihraklar' her kötülüğün anası olarak görülmekte iken sahneye nihal atsız çıkar ve "türkiye'deki komünistlerin çoğu türkleşmiş melezler veya gayrı türklerdir" diye bir açıklama yapar. türkiye komunist partisi de sscb'nin önderliğinde antifaşizm hattını izlemeye çalışmışlarıdır o dönemde.
27 mayıs'tan sonra yurtdışına gönderilerek tasfiye edilen ondörtlerin bir bölümü 1965'te cumhuriyet köylü millet partisi'ne* girmişlerdir. 1965'te alpaslan türkeş partinin genel başkanı olmuştur. bu dönemde partinin ilkeleri nasyonel sosyalist ilkeler esas alınarak değiştirilmiştir. bu ilkeler alpaslan türkeş'in dokuz ışık adlı kitabında sıralanmıştır: milliyetçilik, ülkücülük, ahlakçılık, ilimcilik, toplumculuk, köylücülük, hürriyetçilik, şahsiyetçilik, gelişmecilik ve halkçılık, endüstricilik ve teknikcilik. partinin esas amacı bu ilkeler etrafında tutucu ve faşist kadrolar yetiştirmek ve bunu antikomunizm şiarıyla gerçekleştirmekti. zira o zamanlar komunizm türkiye'de yükselen bir ideolojiydi ve faşizmin bir anda kendini göstermesi komunizm dinamiğinden
kaynaklanır.
alpaslan türkeş ve teşkilat çevresi komunist harekette öğrenci hareketinin dinamiğinin farkındaydı ve öncelikle bu alanda çalışmayı hedeflediler. bu amaçla dündar taşer ve rıfat baykal'ın yönettiği kontgerillalar yetiştirecek 34 tane kamp kuruldu. anadoludan gelen muhafazakar yapıdaki gençleri faşiste dönüştürmek tutmamış, o dönem öğrenci hareketi içinde dışlanmıştır. çünkü komunistlerin halkla bir iletişimi ve güven bağı vardı. öğrenci hareketi içinde dışlanan faşistler artık komunistlere karşı mücadele hattından daha geniş bir hatta geçmişlerdir çünkü ezilmişlik kızgınlığı getirmişti. 1968 yılında kurulan kontgerilla kampları 1969 yılında faşizmin kanlı yüzünü başarıyla göstermişlerdir. (bkz: kanlı pazar)
cumhurbaşkanlığından faşist harekete gelen "devletin yardımcısı" ilanı ve ap hükümetinin "iti ite kırdırma" taktiği 1969 yılında bu kampların sayısını 45'e çıkarmıştır.
bu durum şiddetin iki taraflı artmasını ve devrim cephesinin de silahlanmasını zorunlu kılmıştır.
türk faşizminin bolluk dönemlerinden bir diğeri olan 12 eylül sonrası çin'in düşmanımız olduğuna dair söylemlerin ve belgelerin ifşa edildiği , 12 eylül öncesi vatan evlatlarımızın nasıl kandırıldığına dair tezlerin havada uçuştuğu, asalanın 'dış mihraklar'ın oyunu olduğu, kürt sorununun pkk/bölücülük düzeyine indirildiği bir dönem olmuştur. 'dış mihraklar'a karşı yükseltilen faşist cephe dolaylı olarak solu da baltalamıştır.
yıl 2008 ve faşizmin kapitalizmle dansını görmekteyiz sahnede. 68'lerde tutturulan en azından anti emperyalist söylemden eser yoktur ortada. 1 mayıs'a ekmek çıkacak bize diye giden faşist polisinden, insanlığı insan vücudu gibi algılayıp bir lider beyin ve onun uzuvları olan piyonlardan oluşuyor sanan zihniyetine kadar hepsi aynı karanlığın dibine doğru yol almaktadırlar.
tek özelliği ırkçılık derecesinde milliyetçilik olmayan ideolojidir. sınıflar, statüleri konumlar arasında keskin bir ayrım, yöneticilerin kayıtsız şartsız üstünlüğü, yönetilen kesimin neredeyse "aptal" seviyesinde düşünülmesi ve o şekilde muammele edilmesi, zengin fakir arasındaki uçurumun bilinçli ve sürekli olarak artırılması ve muhtaç kalabalıkların yaratılması ve onların oyalanacağı bir şeylerin ayakta tutulması, güçlendirilmesi gibi kavramlar faşizmin temel ilkelerinden sayılabilir.
daha önce pek çok kez yazdık; faşizm bir ötekileştirme harekatı değildir. tarihin pek çok evresinde ötekileştirme her türlü ideolojinin, toplumsal sistemin yaptığı bir şeydir. kimi zaman köhnemiş olanının, eskinin yerine yeninin gelmesidir. faşizm; sermaye sınıfının emekçi sınıflara karşı en gerici saldırısıdır. her türlü kokuşmuşluk, kir ve komplonun sermaye sınıfı adına kullanıldığı, emekçileri böldüğü ve ezdiği, anti-komünist temellere dayanan ideolojik gir huruç harekatıdır. o nedenle tarihi yeniden yazmaya çalışanlar tarihi demokrasi ve demokrasi karşıtları diye yazmaya çalışırken tarihi gerçekleri de tahrifata uğratıyorlar. faşizmi iktidara getiren liberal sermaye sınıfını kimse inkar edemez. türkiye'de de 80 öncsi devrimci, emekçi, komünist harekete karşı yapılan faşist terörürn arksındaki sermaye sınıfı desteğini, liberal kalemşörlerin ölüm kusan yazılarını kimse hiçbir zaman gizleyemeyecektir. tarih, bu köhnemiş ve kokuşmuş zihniyeti kendi çöplüğüne atacaktır. bir kere attı, bir kez daha atacak.
insanın karşısındakine beğendiğini giydirme çabasıdır.
bir insanın kendi varoluşunu içgüdüsel olarak ana kriter olarak değerlendirip, o kritere uymayanlara direk veya dolaylı yollardan saldırması, yaptırım uygulamasıdır. ayrıca diktatörlüktür çünkü halka "tek tipsiniz siz ulan!" tarzı benzerlik temasını kullanır ve kendi üstünlüğüne inandırıp bunu kabul etmeyenleri cezalandırır. kendi merkeziyetçiliklerini kabul ettirmek ister; tabi ki faşist yollarla...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar