bugün
- şekeri bırakınca çayın tadını alacaksın yalanı10
- dinsize inanır mısın11
- yaz günü çay içme saçmalığı8
- chatgptye penis fotoğrafını atmak15
- devletten başkasına güvenilmez11
- 18 temmuz 2026 taytlı valinin görevden alınması4
- sinema salonlarının yoğun bakımda olması2
- haluk levent olayından çıkarılacak ders8
- elalemin derdi true olmuş3
- kuran da neden namaz yok2
- saç boyama perileri4
- hoşlanılan kıza true'nun foto atmış olması16
- hindistan başbakanı modi'nin temizlik açıklaması2
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak3
- slavko vincic3
- oğlak burcu kadını18
- sinema bileti2
- haluk levent23
- zenginlere 1 den fazla eş verilmesi gerektiği2
- yapay zekanın öğretmenliği yok edecek olması3
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları29
- aykolikle site havuzuna girmek4
- muhafazakar kız için dine dönmek3
- telegram kullanan erkek3
- ulupuanlar ahirette geçerli mi sorunsalı5
- leopar olan sözlük yazarları2
- opel türkiye ve neskar bursa rezaleti7
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- tango dersi alan urfalı teyze3
- en çok sevdiğiniz yazar19
- chatgpt ile sohbet etmek9
- aptalları hipnotize etmek6
- sevdam karadeniz dizisi2
- abd'nin iran'ın 12 şehrine saldırması2
- m kemal'in manda ve himaye istediği iddiası3
- koç burcu kadını uyuzluğu3
- sadece arkadaşlarından mesaj alıyor4
- hayatın güzel olması10
- sözlük yazarlarının dondurmaları3
- atatürkçü sanatçı azlığı12
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı15
- bir kadınla deniz arasındaki benzerlik3
- web tasarım4
- diamond bosphorus15
- sözlüğün tanrıçası olmak20
- sevgiliyle ormanın derinliklerine gitmek8
- gececi tayfa kezosu10
- neden evleniyoruz sorusunun cevapsızlığı2
- yusuf tekin'in imamoğlu hakkındaki proje çıkışı3
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması13
insanı et olarak tasvir eden ve bu etin her türlü kullanımını öngören * mussolini'nin kurucusu olduğu ideolojidir.
türkiye özelinde bakacak olursak 3 dönem faşizmin yükselişini temsil eder: ikinci dünya savaşı yılları, 1968, 12 eylül 1980 askeri darbesi.
2. dünya savaşı yıllarında italya'dan sonra almanya'da faşizmin iktidara gelmesinden sonra toplanan kominternin 7. kongresi bütün uluslar düzeyinde antifaşist bir cephe oluşturmayı kararlaştırmıştı. türkiye'ye baktığımızda ise yeni kurulmuş cumhuriyet'in ırkçı yaklaşımlarının kabardığı bir dönem görürüz. 'dış mihraklar' her kötülüğün anası olarak görülmekte iken sahneye nihal atsız çıkar ve "türkiye'deki komünistlerin çoğu türkleşmiş melezler veya gayrı türklerdir" diye bir açıklama yapar. türkiye komunist partisi de sscb'nin önderliğinde antifaşizm hattını izlemeye çalışmışlarıdır o dönemde.
27 mayıs'tan sonra yurtdışına gönderilerek tasfiye edilen ondörtlerin bir bölümü 1965'te cumhuriyet köylü millet partisi'ne* girmişlerdir. 1965'te alpaslan türkeş partinin genel başkanı olmuştur. bu dönemde partinin ilkeleri nasyonel sosyalist ilkeler esas alınarak değiştirilmiştir. bu ilkeler alpaslan türkeş'in dokuz ışık adlı kitabında sıralanmıştır: milliyetçilik, ülkücülük, ahlakçılık, ilimcilik, toplumculuk, köylücülük, hürriyetçilik, şahsiyetçilik, gelişmecilik ve halkçılık, endüstricilik ve teknikcilik. partinin esas amacı bu ilkeler etrafında tutucu ve faşist kadrolar yetiştirmek ve bunu antikomunizm şiarıyla gerçekleştirmekti. zira o zamanlar komunizm türkiye'de yükselen bir ideolojiydi ve faşizmin bir anda kendini göstermesi komunizm dinamiğinden
kaynaklanır.
alpaslan türkeş ve teşkilat çevresi komunist harekette öğrenci hareketinin dinamiğinin farkındaydı ve öncelikle bu alanda çalışmayı hedeflediler. bu amaçla dündar taşer ve rıfat baykal'ın yönettiği kontgerillalar yetiştirecek 34 tane kamp kuruldu. anadoludan gelen muhafazakar yapıdaki gençleri faşiste dönüştürmek tutmamış, o dönem öğrenci hareketi içinde dışlanmıştır. çünkü komunistlerin halkla bir iletişimi ve güven bağı vardı. öğrenci hareketi içinde dışlanan faşistler artık komunistlere karşı mücadele hattından daha geniş bir hatta geçmişlerdir çünkü ezilmişlik kızgınlığı getirmişti. 1968 yılında kurulan kontgerilla kampları 1969 yılında faşizmin kanlı yüzünü başarıyla göstermişlerdir. (bkz: kanlı pazar)
cumhurbaşkanlığından faşist harekete gelen "devletin yardımcısı" ilanı ve ap hükümetinin "iti ite kırdırma" taktiği 1969 yılında bu kampların sayısını 45'e çıkarmıştır.
bu durum şiddetin iki taraflı artmasını ve devrim cephesinin de silahlanmasını zorunlu kılmıştır.
türk faşizminin bolluk dönemlerinden bir diğeri olan 12 eylül sonrası çin'in düşmanımız olduğuna dair söylemlerin ve belgelerin ifşa edildiği , 12 eylül öncesi vatan evlatlarımızın nasıl kandırıldığına dair tezlerin havada uçuştuğu, asalanın 'dış mihraklar'ın oyunu olduğu, kürt sorununun pkk/bölücülük düzeyine indirildiği bir dönem olmuştur. 'dış mihraklar'a karşı yükseltilen faşist cephe dolaylı olarak solu da baltalamıştır.
yıl 2008 ve faşizmin kapitalizmle dansını görmekteyiz sahnede. 68'lerde tutturulan en azından anti emperyalist söylemden eser yoktur ortada. 1 mayıs'a ekmek çıkacak bize diye giden faşist polisinden, insanlığı insan vücudu gibi algılayıp bir lider beyin ve onun uzuvları olan piyonlardan oluşuyor sanan zihniyetine kadar hepsi aynı karanlığın dibine doğru yol almaktadırlar.
türkiye özelinde bakacak olursak 3 dönem faşizmin yükselişini temsil eder: ikinci dünya savaşı yılları, 1968, 12 eylül 1980 askeri darbesi.
2. dünya savaşı yıllarında italya'dan sonra almanya'da faşizmin iktidara gelmesinden sonra toplanan kominternin 7. kongresi bütün uluslar düzeyinde antifaşist bir cephe oluşturmayı kararlaştırmıştı. türkiye'ye baktığımızda ise yeni kurulmuş cumhuriyet'in ırkçı yaklaşımlarının kabardığı bir dönem görürüz. 'dış mihraklar' her kötülüğün anası olarak görülmekte iken sahneye nihal atsız çıkar ve "türkiye'deki komünistlerin çoğu türkleşmiş melezler veya gayrı türklerdir" diye bir açıklama yapar. türkiye komunist partisi de sscb'nin önderliğinde antifaşizm hattını izlemeye çalışmışlarıdır o dönemde.
27 mayıs'tan sonra yurtdışına gönderilerek tasfiye edilen ondörtlerin bir bölümü 1965'te cumhuriyet köylü millet partisi'ne* girmişlerdir. 1965'te alpaslan türkeş partinin genel başkanı olmuştur. bu dönemde partinin ilkeleri nasyonel sosyalist ilkeler esas alınarak değiştirilmiştir. bu ilkeler alpaslan türkeş'in dokuz ışık adlı kitabında sıralanmıştır: milliyetçilik, ülkücülük, ahlakçılık, ilimcilik, toplumculuk, köylücülük, hürriyetçilik, şahsiyetçilik, gelişmecilik ve halkçılık, endüstricilik ve teknikcilik. partinin esas amacı bu ilkeler etrafında tutucu ve faşist kadrolar yetiştirmek ve bunu antikomunizm şiarıyla gerçekleştirmekti. zira o zamanlar komunizm türkiye'de yükselen bir ideolojiydi ve faşizmin bir anda kendini göstermesi komunizm dinamiğinden
kaynaklanır.
alpaslan türkeş ve teşkilat çevresi komunist harekette öğrenci hareketinin dinamiğinin farkındaydı ve öncelikle bu alanda çalışmayı hedeflediler. bu amaçla dündar taşer ve rıfat baykal'ın yönettiği kontgerillalar yetiştirecek 34 tane kamp kuruldu. anadoludan gelen muhafazakar yapıdaki gençleri faşiste dönüştürmek tutmamış, o dönem öğrenci hareketi içinde dışlanmıştır. çünkü komunistlerin halkla bir iletişimi ve güven bağı vardı. öğrenci hareketi içinde dışlanan faşistler artık komunistlere karşı mücadele hattından daha geniş bir hatta geçmişlerdir çünkü ezilmişlik kızgınlığı getirmişti. 1968 yılında kurulan kontgerilla kampları 1969 yılında faşizmin kanlı yüzünü başarıyla göstermişlerdir. (bkz: kanlı pazar)
cumhurbaşkanlığından faşist harekete gelen "devletin yardımcısı" ilanı ve ap hükümetinin "iti ite kırdırma" taktiği 1969 yılında bu kampların sayısını 45'e çıkarmıştır.
bu durum şiddetin iki taraflı artmasını ve devrim cephesinin de silahlanmasını zorunlu kılmıştır.
türk faşizminin bolluk dönemlerinden bir diğeri olan 12 eylül sonrası çin'in düşmanımız olduğuna dair söylemlerin ve belgelerin ifşa edildiği , 12 eylül öncesi vatan evlatlarımızın nasıl kandırıldığına dair tezlerin havada uçuştuğu, asalanın 'dış mihraklar'ın oyunu olduğu, kürt sorununun pkk/bölücülük düzeyine indirildiği bir dönem olmuştur. 'dış mihraklar'a karşı yükseltilen faşist cephe dolaylı olarak solu da baltalamıştır.
yıl 2008 ve faşizmin kapitalizmle dansını görmekteyiz sahnede. 68'lerde tutturulan en azından anti emperyalist söylemden eser yoktur ortada. 1 mayıs'a ekmek çıkacak bize diye giden faşist polisinden, insanlığı insan vücudu gibi algılayıp bir lider beyin ve onun uzuvları olan piyonlardan oluşuyor sanan zihniyetine kadar hepsi aynı karanlığın dibine doğru yol almaktadırlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar