bugün

iyiler
az önce bitirdiğim seri. mükemmel bir anime yapmışlar adamlar gerçekten

çok hüzünlü ve ağırdı. finalinde ben ağlamadım ama eminim çoğu kişi ağlamıştır .

bölüm sayısı 13. kısa ve öz animelerdendi ayrıca müzikleri de ayrı güzel :

https://www.youtube.com/watch?v=RFnazAsMOQI

https://www.youtube.com/watch?v=pyiBOwTQRMQ
(bkz: lilium) Latince bir giriş müziğine sahip, aslında insanlardan farklı bir ırkın dışlanması ve yalnızlığını konu alan 13 bölüm + 2 OVA' ya sahip güzel bir animedir kendileri
2004 yapımı 13 bölüden oluşan anime serisi. Ayrıca 12 seriden oluşan mangası vardır. Mutlaka izlenilmesi gereken anime serilerinden biri.
Sadece kan siddet ve cinsellikden ibaret olmayan
alisilmamis bir anime ..Farkli ce gayet guzel bir ornek .
Soundtrackleri bir animeye gore gercekten cok iyi.(ayni ornek death noteda da vardir.)
Eger basmakalip bir animesever degil de
gercek bir anime tutkunuysaniz
her bolumunu zevkle ve heyecanla izleyeceginizi garanti ediyorum.
Gayet güzel bir animedir fakat çizimler ciddi anlamda kötüdür türevlerine göre. 2004 yılı için başarısız.

lakin gelelim senaryoya. adamlar öyle bir senaryo hazırlamış ki aslında basit olabilecek bir konuyu felsefeye vurmuş. arkadan da litium isimli müziği vermişler. seriyi bitiren herkesin psikolojisi bozuluyor garanti.

7/10 puanu alıyor bendenizden.
enteresan bir animedir.. öncelikle soundrack ı on üzerinden ondur.. yahu o nasıl bir giriş şarkısıdır, nasıl çizimlerdir dedirtir.. dedirtir de anime başladığında ulan bu ne, filmin başıyla hiç uyumlu değil, pokemon falan mı diye kalakalırsınız..

derine bakamayan çoğu animesever çizimlerden ötürü hemen bırakmıştır izlemeyi..lakin sabırlı olanlar keyfe dolacaktır..

naiflik ve sınırsız şiddeti (kol bacak kopması), ecchi türü cizimler, cinsellik, mizah, gerilim ne ararsanız vardır.. dizi bittiği zaman sizin için bir daha yaşanamaz bir deneyim olduğunu anlarsınız.. hele ekstra 14. bölüm (ova) dizinin normal bölümlerinden sonra izlenirse, insanda duygu sağnağı yaratır, "de get yalan dünya" nidasını attırır, kedere müebbet eder..

ne güzel animedir, nyuu nedir, peri midir, şeytan mı diye düşündürür, kahve içirir (alkol aldırmaz)
Hemen başlayım:

1. başlayan herkes ama herkes en azından 1 kez başlangıç jeneriğinde ki müziğin etkisinden çıkıp o çizimleri bir incelesin. o nasıl derin tasvirlerdir arkadaş, ne güzel konular işlenmiştir. hiç izlememiş de olsan lucy'nin ne kadar sevgiye muhtaç bir kız olduğunu sadece oradan anlıyorsun.

2. konusu feci aşmıştır, bunun ifade edilişi de gayet başarılıdır. ancak o seslendirmeler var ya? yok üstadım, ne kadar kaliteli olursa olsun çekilmiyor, insanın kulağını tırmalayıp içini gıcıklıyor. öyle abartı seslendirmeseler keşke.

3. tüm anime serisi boyunca sadece tek bir yerde güldüm. o kadar ağlayıp zırladıktan sonra adını unuttuğum hatun kişisi, adını unuttuğum erkek kişisine dönüp gayet duygusal bir şekilde 'göğüslerimi yalamak ister misin?' dediği an benim için traji-komik bir andı.

4. konusu çok sağlam ancak senaryosu kötü yazılmış bir anime serisi bana göre. çünkü o adını unuttuğum erkek kişisi daha ilk bölümde kardeşinin ölümünü hatırladığında "kesin bizim kız öldürmüştür" demiştim. o bilim adamının kızının da yeni tür olduğu belliydi. bir de herşey beklediğiniz gibi çıkıyor, ancak buna rağmen olaylar o kadar yavaş gelişiyor ki "böyle gidiyosa kesin şaşırtcaklar izleyiciyi, yoksa herşeyi anladığımızı bile bile ne diye açıklığa kavuşturmak için bu kadar ağırdan alsınlar" moduna giriyorsunuz ancak tam da beklediğiniz gibi sonuçlanıyor herşey. yani bu konuyla daha iyi bir anlatım yapılsaydı şimdiye çoktan efsane olmuştu bence.

5. seriyi 1 gün içinde bitirirseniz muhtemelen gün sonunda melankolikleşeceksiniz. defalarca test edildi, onaylandı efendim.
japonların abazanlık dönemlerinde çizip hazırladığı fakat yayına sokarken "oha lan" deyip abazanlıklarını örtmek için araya sanatsal bir iki şey eklediği,** herşeye rağmen sanatsal bakışlı biri olarak beğendiğim duygusal bir anime.
on üç bölüm boyunca elimizde mendillerimiz,gözümüzde yaşlarımızla beraber seyrettiğimiz,kötü bitmesin diye diz çöküp dua ettiğimiz anime serisidir.
nyuu'suyla,kouta'sıyla,yuka'sıyla tüm karakterleri gönlümüze taht kurmuşlardır.
seyretmemek çok şey kaybettirir.
içerdiği şiddet ve cinsellik göstergesi hareketlerden animelerin sadece çocuklara hitap etmediğini gösteren anidb ödüllü anime serisi.
1. bölümünün ilk 5 dakikasını izledikten sonra hayran kaldığım dizidir.
(bkz: death note)
ismini Eduard Mörike'nin şiirinden alan manga/anime serisi. orijinali almanca olan şiirin ingilizcesi de şöyle:

At night in the village the watchman cried "Eleven!"
A very small elf was asleep in the wood -
just at eleven! -
And he thinks that the nightingale
must have called him by name from the valley,
or Silpelit might have sent for him.

So the elf rubs his eyes,
comes out of his snail-shell house,
and is like a drunken man,
his nap was not finished;
and he hobbles down, tip tap,
through the hazel wood into the valley,
slips right up to the wall;
there sits the glow-worm, light on light.

"What are those bright windows?
There must be a wedding inside;
the little people are sitting at the feast,
and fooling around in the ballroom.
So I'll just take a peep in!"

Shame! he hits his head on hard stone!
Well, elf, had enough, have you?
Cuckoo! Cuckoo!
değeri izledikten hemen sonra değilde üstünden biraz zaman geçtikten sonra, diğer animelerde bu duygu yoğunluğu bulunamadığı zaman ortaya çıkar. giriş müziği muhteşemdir. hatta ondan sonra dizinin içerisinde yayınlanan müzikler bir anime için oldukça sağlamdır. zaten orjinal dizi müzikleri halen satılmaktadır.
en kötü özelliği gereksiz yerlerde cinsel öğeler kullanması olan, 'shinkai' adında müthiş bir soundract'a sahip, 13 bölümden oluşan dev bir anime serisi. diclonius adlı bir türe sahip olan anime bu güzel malzemeyi daha iyi kullanarak en azından 50 bölümlük bir seri olabilirdi ne yazık ki.
melodisi kolay kolay unutulmayan efsane bir giriş müziğine* sahip animedir. izlediğim ilk anime olmasının önemi büyük.
nyu.
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com