bugün
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı60
- ayrıldık31
- istanbul sel felaketinin sözlükte yer almaması4
- yahudi cesaret madalyası alan bop eşbaşkanı2
- ulaştırma ve altyapı bakanlığı'nın işi nedir4
- refah düzeyi yüksek ülkelerin ortak noktası3
- istanbul mahvoldu3
- ev boş gelsene diyen kızın amacı13
- fenerbahçenin yarım düzine gol yemesi2
- pıttık fırlatma akımı8
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı86
- 4 ekim 2026 konohafest saldırısı2
- sözlükte yasak aşk yaşadığına inandığımız yazarlar20
- fenerbahçeli yazarlar14
- elektrik akımına kapılan 14 yaşındaki çocuk2
- arkadaşlar size bi soru sorucam56
- sözlükte takılan evli barklı yazarların amacı28
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- bahçeli'nin arabistan'a askeri destek çağrısı2
- enayimiknatisii26
- queen ravenna'ya açık teklif12
- sözlük profiline vesikalık fotoğraf koymak4
- yağmur yağınca direkt nescafe yapan kezban kız13
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru11
- akrabaların içindeki en zengin insan16
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
- erkeği karizmatik gösteren şeyler28
- seks neden ayıptır14
- uludağ sözlük acil ilgi hattı15
- arkadaşlar çok sıkıcısınız8
- kurt cobain2
- 17 yaşına dönseydin ne yapardın2
- arkadaşlar acıktım8
- aston villa 6 fenerbahçe 07
- evde çiçek yetiştiren erkek7
- from gold from dust5
- su yok elektrik yok ne var3
- ithal kürtler10
- fenerbahçe6
- aston villa fc6
- bedevi arap vahşiliği6
- ikra3
- uludağ sözlükte yakışıklı erkek olmaması9
- dem terör partisi22
- ankara abisi iyilik derneği11
- karton toplayan çocuğu aparta atmak6
- sindirella'nın orospu olması8
- diktatör erdoğan18
- kale3112'nin erik gibi hatun olması7
- insanı cinsel açıdan çekici yapan tuhaf ayrıntılar8
entry'ler (10)
kalabalık yine boğmaya başlamıştı onu. uzun süren bir sessizlikten sonra özellikle fark ediliyordu bu ve uzun süren sessizlikleri bulabildiği yerler azdı:sınav salonları ve gecenin yatağı. sabah kalkmak istememesi de bundandı aslında her ne kadar arkadaşları onun derslerini sevmediğini düşünseler de o sessizliği seviyordu, bozmak istemiyordu o büyülü anları. gündüz hiç bulunmazdı çünkü öyle anlar sınavı olmadığı sürece. o yüzden ne zaman 1 saat herkesin sessizce oturduğu o büyülü zaman dilimi bitse kapıdan çıkınca birden karşılaştığı kalabalık, birden karşılaştığı kargaşa, birden karşılaştığı hırs, birden karşılaştığı yargılar, birden karşılaştığı toplum onu boğuyor, insanı az havası bol yerlere kaçmak istiyordu. o gün de birden havasız kaldı gitmek istedi sessizliğin bozulmadığı yerlere doğru. ama yürüdü sadece otobüse de binebilirdi aslında orası da sessiz sayılırdı ama insanların birbirleri hakkında düşündüklerinin sesleri kafalarının içinden taşar onu yine boğardı, sınav salonları o yüzden güzeldi ya zaten kimse kimseyi umursamazdı. yürüdü hep yürüdü, bundan sonra diye başlayan cümleler kurmak istedi vazgeçti, dua etmek istedi, pişman olmak istedi vazgeçti, insanların gözlerine bakıp onu bulmak istedi vazgeçti, ağlamak istedi belki o kendisini bulur diye vazgeçti; ya da hiçbirini yapamadı bunların, ne yapacağını da bilemedi. ama hep yürüdü o konuda hiç tereddüte düşmedi, hiç düşünmedi adımlarını atarken, bazen o geçti arabaları çoğunlukla arabalar onu geçti; ama onun amacı kimseyle yarışmak değildi ki zaten, yürümekti sadece ve de yürüdü. bir de yağmur yağdı üstüne ne de güzel üşüdü; ama gene de yürüdü. bi işaret bekledi; hadi dedi başarabileceğimi göster, yolların sonu bi yere çıksın amaçlamıyordu ama yine de merak ediyordu belki de çıkardı bir gökyüzüne. o yüzden bir işaret bekledi köşebaşında buldu da işaretini. 'ne güzeldir yollarda olmak şimdi' diyordu işte ona gözleri parlayan, elleri üşüyen biri. yollardaydı işte, başka ne istiyordu ki, aşkın şehri ayaklarının altında kayıp gidiyordu, ayakları olması yeterdi, belki de çok düşünmesindi artık bunları, bir sonuç çıkarmaya çalışmasındı her şeyden. yürüsündü sadece. 'ne güzeldir yollarda olmak' yeterdi.
sürekli şikayetçi olmaktır. aslında bunun nedeni düşünülürse üzülür insan, çünkü bana göre nedeni ölümün yaklaştığını bilmektir. bunu bildiğimiz halde neden mi şikayetlerimiz artıyor hayatın kıymetini bilmek yerine? yaşlanana kadar neden kıymetini bilmediysek o yüzden işte.
kafama pis sorular getiren eylemdir. insan kendini bıraktığı andan yere çarpana kadar ne hisseder? ya pişman olursa geri almak isterse yaptığını? 'hayatımın pişmanlığı' denen olay var ya, bundan başka bi şey konulamaz bu söz yerine, hayatınıza mal olur çünkü sonuç. ölüm düşmeden gerçekleşir belki de, o pişmanlık anında. içimden 3 saniye sayıyorum, bu kadar kısa bir zamanın taşıyamayacağı çok büyük bir pişmanlıktır belki de onu öldüren. ama eğer anlık mutlulukların en anlığını yaşıyorsa kimse ağlamasın arkasından.
'doğru insana rastlayana kadar herkes çoluk çocuktur. sonra bir bağ kurarsın ve bir de bakmışsın büyümüşsün. ya da o insana hiç rastlamazsın ve hiçbir zaman büyümezsin'*
arda'dır o arda. devamında kıza tarzan gibi çıkmamayı öğütlemesi muhtemeldir.
https://www.youtube.com/watch?v=KPVOo9RRM48
https://www.youtube.com/watch?v=KPVOo9RRM48
http://www.izdiham.com/Ya...n-biz-asik-oluyorduk/1317
'devlet bize aşk bağlasa ya'
'devlet bize aşk bağlasa ya'
'insan mıyız ki?' şeklinde cevap verilecek sorudur.
bir insanı anlamaktan farkı olmayan eylemdir. insanları milli kimliklerine göre değil kişisel olarak ve genel yargılardan uzaklaşarak yapıldığında gerçekleşecektir. bunu yapmak kolay mı değil tabi ki, sınıflandırmalara doymayarak yetiştiğimiz bir sistemde aileden başlayıp okul süreciyle devam eden hayatımızdaki önyargıları kırmanın kolay olmayacağı gibi.
arandığında bulunamamış, aramazken rastgele karşına çıkmış ama hala gidilmemiş iyi izlenimler edinilmiş bar.
'ben seni uzun bir yolda görürken görmedim ki hiç' diyerek çaresizliğini pek güzel anlatmış şairdir.