bugün
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler5
- ev almak isteyenlere tavsiye7
- sözlüğün çok durgun olması3
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek7
- yeni partinin çerçeve yasa kararı13
- ekonomi16
- geleceğe yolculuk vs geçmişe yolculuk2
- türkiye11
- ekşi sözlük referans17
- ulu parti5
- corona adasında bira tadımı yapacak uzman ilanı4
- baliye balayına gitme ezikliği4
- ingiliz ajanları5
- mekke anlaşması20
- sıcak hava vs soğuk hava3
- koko14
- 2000 doğumlu kızlar5
- terörsüz türkiye den rahat olan kesim2
- yeni parti7
- burak kut4
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- bok kokan bali'ye balayına giden münasip çiftler2
- evlenmeme nedenleri3
- recep tayyip erdoğan6
- yazarların para ödediği yapay zekalar7
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- dindar nesil2
- çocuğuna kendi ismini veren ebeveyn4
- dönen tekme atabilen sözlük yazarları7
- merfulu11
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- kürt sorunu4
- baliye giden türkiye ezikleri2
- kod yazarken müzik dinlemek6
- en gey özelliğiniz10
- din ve ahlak5
- torpil peşinde koşan tip5
- 10 ağustos 20263
- salaksın3
- yanlışlıkla gey olmak9
- iyilikler kötülükleri giderir2
- ferrari ye tüp taktırmak isteyen insan2
- the last house2
- trabzonspor8
- halk başkanlık sistemini istiyor9
- günlük tutan erkek19
- zorunlu eğitim9
- fenerbahçe7
- zall'ın çok meşgul biri olması6
- online 40 yazar ne yapıyor5
entry'ler (10)
kalabalık yine boğmaya başlamıştı onu. uzun süren bir sessizlikten sonra özellikle fark ediliyordu bu ve uzun süren sessizlikleri bulabildiği yerler azdı:sınav salonları ve gecenin yatağı. sabah kalkmak istememesi de bundandı aslında her ne kadar arkadaşları onun derslerini sevmediğini düşünseler de o sessizliği seviyordu, bozmak istemiyordu o büyülü anları. gündüz hiç bulunmazdı çünkü öyle anlar sınavı olmadığı sürece. o yüzden ne zaman 1 saat herkesin sessizce oturduğu o büyülü zaman dilimi bitse kapıdan çıkınca birden karşılaştığı kalabalık, birden karşılaştığı kargaşa, birden karşılaştığı hırs, birden karşılaştığı yargılar, birden karşılaştığı toplum onu boğuyor, insanı az havası bol yerlere kaçmak istiyordu. o gün de birden havasız kaldı gitmek istedi sessizliğin bozulmadığı yerlere doğru. ama yürüdü sadece otobüse de binebilirdi aslında orası da sessiz sayılırdı ama insanların birbirleri hakkında düşündüklerinin sesleri kafalarının içinden taşar onu yine boğardı, sınav salonları o yüzden güzeldi ya zaten kimse kimseyi umursamazdı. yürüdü hep yürüdü, bundan sonra diye başlayan cümleler kurmak istedi vazgeçti, dua etmek istedi, pişman olmak istedi vazgeçti, insanların gözlerine bakıp onu bulmak istedi vazgeçti, ağlamak istedi belki o kendisini bulur diye vazgeçti; ya da hiçbirini yapamadı bunların, ne yapacağını da bilemedi. ama hep yürüdü o konuda hiç tereddüte düşmedi, hiç düşünmedi adımlarını atarken, bazen o geçti arabaları çoğunlukla arabalar onu geçti; ama onun amacı kimseyle yarışmak değildi ki zaten, yürümekti sadece ve de yürüdü. bir de yağmur yağdı üstüne ne de güzel üşüdü; ama gene de yürüdü. bi işaret bekledi; hadi dedi başarabileceğimi göster, yolların sonu bi yere çıksın amaçlamıyordu ama yine de merak ediyordu belki de çıkardı bir gökyüzüne. o yüzden bir işaret bekledi köşebaşında buldu da işaretini. 'ne güzeldir yollarda olmak şimdi' diyordu işte ona gözleri parlayan, elleri üşüyen biri. yollardaydı işte, başka ne istiyordu ki, aşkın şehri ayaklarının altında kayıp gidiyordu, ayakları olması yeterdi, belki de çok düşünmesindi artık bunları, bir sonuç çıkarmaya çalışmasındı her şeyden. yürüsündü sadece. 'ne güzeldir yollarda olmak' yeterdi.
sürekli şikayetçi olmaktır. aslında bunun nedeni düşünülürse üzülür insan, çünkü bana göre nedeni ölümün yaklaştığını bilmektir. bunu bildiğimiz halde neden mi şikayetlerimiz artıyor hayatın kıymetini bilmek yerine? yaşlanana kadar neden kıymetini bilmediysek o yüzden işte.
kafama pis sorular getiren eylemdir. insan kendini bıraktığı andan yere çarpana kadar ne hisseder? ya pişman olursa geri almak isterse yaptığını? 'hayatımın pişmanlığı' denen olay var ya, bundan başka bi şey konulamaz bu söz yerine, hayatınıza mal olur çünkü sonuç. ölüm düşmeden gerçekleşir belki de, o pişmanlık anında. içimden 3 saniye sayıyorum, bu kadar kısa bir zamanın taşıyamayacağı çok büyük bir pişmanlıktır belki de onu öldüren. ama eğer anlık mutlulukların en anlığını yaşıyorsa kimse ağlamasın arkasından.
'doğru insana rastlayana kadar herkes çoluk çocuktur. sonra bir bağ kurarsın ve bir de bakmışsın büyümüşsün. ya da o insana hiç rastlamazsın ve hiçbir zaman büyümezsin'*
arda'dır o arda. devamında kıza tarzan gibi çıkmamayı öğütlemesi muhtemeldir.
https://www.youtube.com/watch?v=KPVOo9RRM48
https://www.youtube.com/watch?v=KPVOo9RRM48
http://www.izdiham.com/Ya...n-biz-asik-oluyorduk/1317
'devlet bize aşk bağlasa ya'
'devlet bize aşk bağlasa ya'
'insan mıyız ki?' şeklinde cevap verilecek sorudur.
bir insanı anlamaktan farkı olmayan eylemdir. insanları milli kimliklerine göre değil kişisel olarak ve genel yargılardan uzaklaşarak yapıldığında gerçekleşecektir. bunu yapmak kolay mı değil tabi ki, sınıflandırmalara doymayarak yetiştiğimiz bir sistemde aileden başlayıp okul süreciyle devam eden hayatımızdaki önyargıları kırmanın kolay olmayacağı gibi.
arandığında bulunamamış, aramazken rastgele karşına çıkmış ama hala gidilmemiş iyi izlenimler edinilmiş bar.
'ben seni uzun bir yolda görürken görmedim ki hiç' diyerek çaresizliğini pek güzel anlatmış şairdir.