bugün
- rafael leao24
- kendisine şiir yazılan kadın olmak ister miydiniz5
- günün sözü20
- deniz göktaş5
- öldükten sonra 2865 te dirilmek2
- sarapci koala69
- sadece güzelliğe bakan erkek3
- erkeklerin istediği tek şey17
- biraderlerin vurduyor olması12
- türkiye13
- üşümeyi özlemek4
- akepe3
- hiç erkeğe şiir yazan kadın olmaması2
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması9
- en son ne zaman namaz kıldın13
- gram altın5
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi22
- erkeğin kalbine giden yol egosundan geçer3
- karı kıza para yedirir misiniz3
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- sarapci diye nick alan akpli17
- tanrı ile röportajlar3
- 28 ağustos 2026 türkiye polonya voleybol maçı4
- şarapçı koala ile viski içmek5
- biraderizm felsefesi3
- kütahya2
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
- fener balı15
- yeni tasarıma tek tıkla eskiye göt vererek geçmek9
- uşak2
- iş yerinde sözlükte takılmak14
- uyumanın muhteşem bir şey olması2
- bir dinciyle tartışmak2
- burdur2
- usualsuspect'e ayak atıp kaçmak6
- arkadaşlar size küstüm2
- manifest11
- erecto birader nasıl gözüküyor2
- biraderine de sana da yeter artık2
- gece yarısı çerokilerin tarihini okumak2
- hayden panettiere2
- anderson talisca7
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması11
- sosyalizm her ülkede farklı tecelli eder6
- 27 ağustos 2026 ferencvaros trabzonspor maçı8
- biraderioz2
- fenerbahçe vs galatasaray26
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- yavşak koala5
- neden sosyalizm'e karşısınız ve ne istiyorsunuz5
arabasız sokaklar, kale içinde yaşayan yüzyıllık evler, müzik dolu sokaklar, buram buram tarih kokan balkan şehrisi, kalesi. aynı hafta farklı kişilerden duyduğum ziyaret izlenimleri, kalesi, osmanlı'dan koparken en çok can yakan balkanlar içinde çokca isminin zikredilmesi, yazın nereye gideceğime karar vermeme sebep oldu. bosna, mostar, ve kale şehri dubrovnik... bir balkan turu.
1 temmuz 2013'ten sonra hala ab'ye vize ile gideceksek bu şehire de vizeyle gideceğiz.
sur ve orta çağ mimarisini yansıtan sosyal yapılarıyla ünlüdür.
dubrovnikli biri için;
suada dilberoviç
suada dilberoviç
Hirvatistan'da yazlik bir sehir. Son donemde bayagi populer oldu. herkesten adini duymaya basladim. Henuz gitmedim. Seneye oradayim.
Çok güzel bir yer. Bu doğal güzellikler temizlik, turistleri rahatsız etmeyen satıcılar- zaten sokakta bir şey satılmıyor- ve tam anlamıyla batılılı yaklaşımdaki insanlarla birleşince harika bir şey ortaya çıkıyor. Denizde bir tane mi sigara izmariti olmaz. Çok temiz adamlar, gerçekten... Ah bir de pahalı olmasaydı.
450' dolarım olsaydı bugün atlayıp gideceğim şehirdi, dubrovnik vizesiz 450 $ dolar' yazıyordu acentenin camında, bir süre vitrine ekmek banmaya devam ettim; sonra bim'den etsiz çiğ köfte alıp eve döndüm.
hırvatistan'da tarihi bir kent.
hırvatistan'da tarihi bir kent.
gitmeye değer bir şehir değildir. hani geçerken uğramalık bir yer sadece.
denizi de soğuktur.
denizi de soğuktur.
Karadağ'dan Hırvatistan'a geçiş yapıyoruz,Bosna'ya geçmeden önce Dubrovnik'i görüp Mostar'a yol alacağız. Sahil yolundan geçerken Dubrovnik,kaleleriyle uzaktan görünüyor.Suyun turkuaz ve lacivert şeklinde iki ayrı renginin bulunduğu deniz de büyüleyici. Dubrovnik'de herşey çok iyi planlanmış. Kolayca bir otopark bulup arabayı park ediyoruz,sonrasında kısa bir yürüyüşün ardından şehir meydanına varıyoruz. Ufacık meydan turist kaynıyor,öyle böyle değil. Türkiye'deki en kalabalık turistik mekanı düşünün,sonra onu 2 ile falan çarpın. Özellikle italyan turistlerin ilgisi var Dubrovnik'e, (malum italya-Hırvatistan yakın) ayrıca her an Türkçe konuşan bir rehber önderliğinde geniş bir kafileye rastlayabilirsiniz. Surlardan içeri giriyoruz,Dubrovnik'in en kısa özeti şu; burası bir kale şehri,surlarla çevrilmiş, içinde birkaç önemli kilise ve heykel barındıran eski ve küçük bir şehir, ama iğne atsanız yere düşmeyecek denli kalabalık.Bir istanbul'u çeviren surların etrafındaki pis kokuları, bakımsızlığı düşünüyorum bir de Hırvatların ufacık bir kaleden elde ettiği muazzam geliri, olay mantalitede bitiyor. Senin bakanın binlerce yıllık antik kalıntılara 'Çanak-çömlek' deyip Roma hamamını suyun altına terkederse çanak çömlek böyle patlar. Bünyesinden en az 5 Dubrovnik çıkarabilecek Türkiye böyle sürünür.
Dubrovnik oldukça pahalı bir şehir,bir şeyler almanızı tavsiye etmem, ille de hatıra bir şeyler alacaksanız ara sokaklardan birinde '50 Hırvat Kunası karşılığında tişörtler' yazısı var, 1 Türk Lirası yaklaşık 6 Kuna yapıyor,normalde Dubrovnik'de her şey Euro üzerinden fiyatlandırılıyor ama 50 kunaya tişört oldukça hesaplı.
Sur içinde 2 Irish Pub var,Gaffe'ye giriyoruz. Oldukça güzel dizayn edilmiş, çalışanları iyi derecede ingilizce biliyor,Guinness 'in fiyatı makbul. Sanırım tek kötü yanı duvarda gördüğüm Everton armasıydı.*
Bu arada Bim poşetiyle Dubrovnik gezen badem bıyık da gördüm ya, daha da gam yemem sanırım.
Dubrovnik oldukça pahalı bir şehir,bir şeyler almanızı tavsiye etmem, ille de hatıra bir şeyler alacaksanız ara sokaklardan birinde '50 Hırvat Kunası karşılığında tişörtler' yazısı var, 1 Türk Lirası yaklaşık 6 Kuna yapıyor,normalde Dubrovnik'de her şey Euro üzerinden fiyatlandırılıyor ama 50 kunaya tişört oldukça hesaplı.
Sur içinde 2 Irish Pub var,Gaffe'ye giriyoruz. Oldukça güzel dizayn edilmiş, çalışanları iyi derecede ingilizce biliyor,Guinness 'in fiyatı makbul. Sanırım tek kötü yanı duvarda gördüğüm Everton armasıydı.*
Bu arada Bim poşetiyle Dubrovnik gezen badem bıyık da gördüm ya, daha da gam yemem sanırım.
kale surlarının içerisinde kurulması sebebiyle, istiridye olarak da anılan şehir.
özellikle Bayramlarda Türk turistlerin istilasına uğrayan şehir. Yerli halk ve esnaf da bu durumdan çok memnun. Eski şehir diye adlandırılan kısım tarihsel bakımdan oldukça dikkat çekici. ilk eczane de burada bulunuyormuş ve müzeye çevrilmiş. Şehir pek hareketli değil ,eğlenmek isteyen insanlar için iyi bir tercih olmasa da orta yaş ve üzeri kitlenin hoşuna gideceği kesin. insanları çok cana yakın, Türkiye'den sonra Günaydın, iyi günler teşekkürler diyen otobüs şöförleri beni oldukça şaşırtmıştı. Ülkelerine turizm ile verdiğimiz ekonomik katkı nedeniyle Türklere karşı inanılmaz bir sempati var. Hırvatistan 1 Temmuz 2013 tarihinde Avrupa Birliği'ne katılacağından bu ülkeye giriş vizeli hale gelecektir , o yüzden eli çabuk tutmakta fayda var.
yatağımdan kalktım, ev arkadaşıma dönüp, bugün Dubrovnik'e gidiyoruz dedim ve şu an hazırlanıyoruz. sana geliyorum Dubrovnik, kışın ortasındaki halinden arınmış ve biraz kalabalıklaşmış olman dileğiyle. Anlatılanlara kulaklarımı tıkayıp sokaklarında gezmeye geliyorum. Kulaklarımda bir solo gitar ve deniz fenerinde yaşayan bir kadın...
kayalıklarında oturup adriyatik'e baka baka harika hırvat şarabı içilen, daracık sokalarında kaybolması çok keyifli olan ortaçağ hırvat şehridir.
Kıyı şehrindeki kale surlarının altında devasa megalitlerden örülü gizemli bir duvar keşfedilmiş ve yapanın kim ve ne zaman yapmış olduğu arkeolojinin açıklayamadığı şehir.
Hırvatistan'ın güzel mi güzel tatil yöresidir efendim. Kale içinde bulunan şehir bir zaman tüneli etkisi yaratarak sizi bir anda orta çağa götürür. Yolları otoban inşaatı tamamlanmamış olduğu için çok kötüdür. Eğer split üzerinden gitmeye çalışırsanız daracık dağ yollarıyla karşılaşırsınız. Ancak bu yol üzerinde öyle güzel manzaralar vardır ki değer... Sonrasında mostar ve sarabosna ile birleştirilmesi durumunda on numara bir gezi olması alenidir. Kış aylarında giderseniz, yolda durup mandalina alın. Kesinlikle çok lezzetli mandalina yetişiyor o topraklarda...
yurt dışına çıkma durumumda gitmek isteyeceğim ilk yer.
artık gitmek için ab vizesi gerekli olacak şehir.
2011 ve 2012 yaz tatilini geçirdiğim yerdir. bana kalsa önümüzdeki on yaz gideceğim yerdir. ancak artık vizeli.
önümüzdeki yaz ağustos ayında gitmeyi planladığım hırvatistan başkenti.
bir yıllık vizeyi alınca götüm kalktı tabii.
bir yıllık vizeyi alınca götüm kalktı tabii.
Kendini muthis gelistirmis Kent. Hirvat baskenti olmasi gereken yer. Zagreb bunun yaninda koy.
game of thrones'ın etinden sütünden iyi faydalanan fantastik hırvatistan şehri. euro kaynaklı pahalı bir şehir. ama mutlaka görülmesi gerek.
Dünyanın en özel şehirlerinden biridir. Evet.
1365 yılında I. Murat devrinde Balkanlarda hızla ilerleyen Osmanlı orduları karşısında bağımsızlığını koruyamayacağını anlayan şehir, Osmanlı himayesini kabul etmiş ve 500 duka haraç vermeye başlamıştır ancak Varna muharebesinde haçlılara kadırga sağlamasından dolayı bu haraç 1444 yılında bin dukaya çıkarılmıştır. vergi vermesi ve Osmanlı himayesine girmesine karşılık çeşitli imtiyazlardan faydalanarak, Türk topraklarında serbestçe ticaret yapma, yabancı ülkelerde ise tüccarlarının ve ticaret gemilerinin haklarının Osmanlı Devleti tarafından himaye edilmesi haklarını iktisap etmiştir. Bu haklar mucibince, bu şehir Osmanlı Devleti'ne tabiyette tereddüt etmemiş, bunun karşılığında topraklarında Osmanlı garnizonu bulundurulmamıştır.
Osmanlı Devleti, ayrıca, Adriyatik ve Akdeniz'de Venedik'in faaliyetlerini ve gücünü dengelemek adına dubrovniki ilhak etmeden faaliyetlerini serbestçe sürdürmesini daha yararlı bir yol olarak görmüş ve bu muamelat şehir 1808 yılında Napolyon tarafından ele geçirilinceye dek sürdürülmüştür.
yıllık cizyesi, II. Mehmet devrinde tanzim edilen 1478 tarihli ahidname uyarınca 12.500 altın idi. Bundan başka, 2.500 kuruşu gümrük bedeli ve 2.000 kuruş da sadrazama kalemiye olarak resim ve caize verirlerdi. Dubrovnik, bu vergileri üç yılda bir istanbul'a gönderirdi.
Şehir 1808 yılında, 1797'de Venedik'e de son vermiş olan Fransa imparatoru Napolyon tarafından ele geçirildi. Napolyon Savaşları sonrasında Avrupa siyasetini düzenleyen 1815 tarihli Viyana Kongresi'nde ise Avusturya imparatorluğu'na verildi.
Osmanlı Devleti, ayrıca, Adriyatik ve Akdeniz'de Venedik'in faaliyetlerini ve gücünü dengelemek adına dubrovniki ilhak etmeden faaliyetlerini serbestçe sürdürmesini daha yararlı bir yol olarak görmüş ve bu muamelat şehir 1808 yılında Napolyon tarafından ele geçirilinceye dek sürdürülmüştür.
yıllık cizyesi, II. Mehmet devrinde tanzim edilen 1478 tarihli ahidname uyarınca 12.500 altın idi. Bundan başka, 2.500 kuruşu gümrük bedeli ve 2.000 kuruş da sadrazama kalemiye olarak resim ve caize verirlerdi. Dubrovnik, bu vergileri üç yılda bir istanbul'a gönderirdi.
Şehir 1808 yılında, 1797'de Venedik'e de son vermiş olan Fransa imparatoru Napolyon tarafından ele geçirildi. Napolyon Savaşları sonrasında Avrupa siyasetini düzenleyen 1815 tarihli Viyana Kongresi'nde ise Avusturya imparatorluğu'na verildi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar